İyilik Mektupları -1-

İyilik Mektupları -1-

“Life is an orange.”

“Hayat bir portakaldır”, bunu bir filmde duymuş ve sevmiştim. Sonradan bununla Eluard'ın "Dünya mavidir, bir portakal gibi" dizesine atıf yapıldığını öğrenince daha çok sevdim. Bu küçük dize zor zamanlarda elimden tutup bana direnme gücü verdi ve hayata yeniden tutunmamı sağlayan bir inanış haline geldi; ışık, enerji ve hayat. Turuncu tutkum da böyle başladı, belki şiir tutkum da...

 

Yabancı bir şehir. Açık, aydınlık bir kapı. Pencerelerde çiçekler, çiçekli perdeler. Boyası dökülmüş turuncu duvarlarda hayat döngüsü. Dışarda deniz geçen bir sokak. Sandalye ve masalarda güneşin sakin neşesi. İçeriye dikiş makineli ev samimiyeti ve serin bir yaz sabahının sessiz coşkusu sinmiş. İnsan da insana iyilikle dokunmalı… Burada, Tiflis’teki bu kafede oturdum ve bir mektup yazdım.

Sevgili Zeynep,

Şiirlerini okuduğum şairlere mektup yazmayı ve onlara şiirlerini okurken altını çizdiğim dizelerin “görüldüğünü” haber vermeyi seviyorum. Bunu bir iyilik halinin paylaşılması olarak görüyorum. Bugün, senin kitabın elime geçince ve öykünü öğrenince yeni bir mektubun ilk satırları da aklıma düşmeye başladı. Yazdığım mektuplara kimi zaman aynı iyilikte, umutlandıran, şaşırtan ve iyiliği çoğaltan yanıtlar alıyorum, seviniyorum. Mektuplarımı içtenlikle ve yüzümde gülümsemeyle yazdığım için insanların bu samimiyeti hissedeceklerine inanıyorum. Şiirin birbirini tanımayan insanlar arasında insanı iyileştiren bir bağ kurduğunu, dizelerin yeni anlamlar bulduğunu, kelimelerin sayfalarda gülümsediklerini düşünerek mutlu oluyorum. Kimileyin mektuplarıma cevap almıyorum. Ben yine de yazmaya ve inanmaya devam ediyorum. 

Bu kez, hem senin adresin olmadığı hem de seni yormamak için mektubumu açıktan yazmaya karar veriyorum. Senin, mektubumu Amerikalıların meşhur verandalı evlerinden birinde, tavandan çiçekler sarkan bir verandanın tahta merdivenlerine oturarak okuduğunu hayal ediyorum. Serin bir akşam, yazın gündönümü ve tepede söylentiye göre “çilek gibi bir dolunay” var. Ay ise bana aşkı ve hüznü hatırlatıyor;

 “o kuş gerçekten yaralıydı

inanmayan çoban

bir başka kuşa verdi son nefesini”

Seni bu kadar erken yaşta hayatın Araf’ına dair yazmaya iten gücü, o gücün beslendiği nedenleri bilmiyorum. Şiirlerin bana bunun derin ihtiyaçlardan kaynaklandığını söylüyor. Ayrıca senin Tahran’da doğmuş olmanın ilahi bir gizi olmasını da kuvvetle istiyorum. Hayyam’ın ülkesinde, doğumunda kulağına şiir üflenmiş olmasın sakın?

Şiir yazmak bana inananların yaptığı bir iş gibi geliyor. Üstelik kendi kendimize yaptığımız konuşmaların içimizde birikip tortulaşması yerine babamıza masallara dönüşmesi ne kadar da güzel..

“kızlarından babalarına masallar

görünmez bakışlarda”

Babaların da masallara ihtiyacı vardır ve üstelik kızları masal anlatırken babalarına bir türlü söyleyemedikleri şeyleri de masal arasına sıkıştırabilirler, değil mi?

Sevgili Zeynep, ben şiir yazmayı gölgeden çıkmaya benzetiyorum kimileyin. Kim gölgenin serinliğini terk edip güneşin yakıcılığına gönüllü olarak çıkmak ister ki, hem de çırılçıplak? Ancak içindeki derin üzüntü ve keder gölgede daha da dayanılmaz hale gelenler, değil mi?

“yağmuru izler güneş

gerçekten ne kötü

güneşi bekleyecek kadar

üzüntü”

Bedenimizin taşıyamayacağı kadar ağır üzüntü içindeyken ne yapmalı? Daha doğrusu, nasıl “iyi bir şey” yapmalı? “Deniz olunmalı oğlum!..”  Mr. Turner, şu meşhur ve tuhaf İngiliz ressam, boyadığı denizleri ve o denizi sürükleyen fırtınaları daha iyi anlamak ve hissetmek için fırtınalı bir gecede kendisini bir tekne direğine bağlatır ve saatlerce tekneyle birlikte savrularak fırtınada Araf’ın ışığını arar, dalgaları ve suyu dinler. Şairlerin fırtınayı tanımak için böyle deneyimlere ihtiyaçları yok. Ruhumuz bizi yeterince açık denizlere sürükleyip sonra kıyıya vurup duruyor. Peki bu sürüklenişleri, ruhun canhıraş hallerini hangi renge boyamalı?.. Veya hey, şiire sarılmalı! Ağır zamanlarda şiir bizi kötülüklerin elinden kurtaran bilge bir kahramana dönüşür ve biz kıvrana kıvrana şiire sarılır, şiir sarınır, şiir açarız.

Bazen de şiir fırtınada yırtılan ruhumuzu dolunay düşmüş bir dereye yatırır, yeni doğmuş bir bebeği hayata alıştırır gibi yunar, yatıştırır.

“Hafız, şiirin bana abıhayat içirdi.

Gel, doktoru bırak da benim şiirimi oku!”

Şirazlı Hafız Divanı

Sevgili Zeynep, sevgili gencecik şair; hayatının bu erken döneminde şiire sımsıkı sarılmış olmak için ne çok hissetmiş ve ne çok düşünmüş olmalısın… Seni cesaretinden ve inancından dolayı kutluyor, sevgiyle, sımsıkı kucaklıyorum.

(Hey remember, life is an orange!)

İyilikle,

Elif  Firuzi (21 Haziran 2016)

 

  • Zeynep Yasmin’in “araf’ın ışığı” adlı kitabı.
  • Görsel Tiflis’teki cafe Carpe Diem’e aittir.
  • “The Erth is blue like an orange, never a mistake, words do not lie” The Earh is blue, Paul Eduard.

Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • ELİF FİRUZİ

    ELİF FİRUZİ 20.08.2016

    Merhabalar, Öncelikle bu kadar geç teşekkür ediyor olduğum için yorumcuların affına sığınıyorum. Kıymetli yorumlarınız bana mektubumun duygusunun okura ulaşığını gösterdi ve beni ikinci bir mektup yazmak için cesaretlendirdi. İçtenlikle teşekkür ediyorum. 'İyilik meleği' kısmına itirazımı da belirtmeliyim. Aslında bu mektuplar okuduğum kitaplarla ilgili bir geri bildirim, küçük çapta da olsa iyi olanı çoğaltma çabası. Şaire ve okura iyi gelir ve ufacık bir katkı sunarsa ne ala. Daha büyük bir iddia benim için altından kalkılamaz bir yük olurdu. Dayanışma dileklerimle. Saygılar. Elif.

  • Ümit Özkan

    Ümit Özkan 13.07.2016

    Sevgili Elif, babasına masallar okuyan bu genç şaire, bir iyilik meleği gibi bu güzel mektubu göndererek dayanışma göstermen ve onu yüreklendirmen çok duygulandırdı beni. Edebiyat dünyamızda böyle bir duyarlılığa öyle çok ihtiyaç var ki, yeni mektuplarını özlemle bekleyeceğim. Kalemine, yüreğine sağlık.

  • Deniz Can

    Deniz Can 24.06.2016

    Kalemi şiirle yoğrulmuş olanın yazısı da böyle şiirsel oluyormuş demek, yüreğinize sağlık. Duyguların ağırlığını dizelere yüklemek, yüreğimden dizi dizi dökülürken kelimeler onları kayda almak benim de yaptığım, tasarlamadan, bir şiir yazayım demeden. Çok başarılı olmasalar da hafiflediğim kesin. Kendimi daha güzel ifade edebilmeyi isterdim, sizler gibi. Zeynep’in kocaman bir yüreği var, yolu açık olsun diyorum. Şiirlerini hep beğeniyorum ama en çok Marmara şiirinden etkilendim, bir türlü yazamamıştım, yazınız vesile oldu. Güzel yazılarınızın devamını diliyorum, saygıyla ve iyilikle.

  • Miyase Aytaç Yılmaz

    Miyase Aytaç Yılmaz 24.06.2016

    Merhaba; İyiliğin mektubu demek böyle yazılırmış. Bir şair bir başka şairin elinden demek böyle tutarmış; sıcak, dostça. Keşke bana da böyle bir mektup yazılsa şair olmasam da; yazılsa. Sadece iyilik olsun diye. Portakal hatırına hiç olmazsa. "İyilik Mektupları"na hürmetle.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.