Ne cennet ne cehennem bu referandum

Ne cennet ne cehennem bu referandum

Kişiliklerinden kaynaklanan umutsuzluklarını, mutsuzluklarını toplumsal bir olguymuş gibi sunanlardan sıdkım sıyrıldı. Eğer yaşamaya devam ediyorsak hayatı olumluyoruz demektir; o halde hem hayatta kalıp hem mızmızlanmaya mana veremiyorum.
 

Bir esnaf dostum “Dükkânını açık tutan esnafın yakınmasına aldırma, kepenk kapanmamışsa eve ekmek gidiyordur’’ derdi.
 

***

Yazar-düşünür Albert CamusFelsefenin en önemli sorusu, hayat yaşamaya değer mi, yaşamalı mı yaşamamalı mı?’’ der; buna yürekten katılıyorum.

Hadi madem adı geçti Albert Camus’nün 1947 yılında yayımlanan “Veba’’ (Fransızca: La Peste) romanını hararetle önereyim okurlarıma. Bugünlerde üçüncü kezdir “Veba’’yı okuyorum. Dünyanın şimdiki haline çok denk düşen bir romandır, bu alegorik romanın teması eskimemiştir. Romanın ana temalarından biri insanların acılarına, ölümlerine karşı duyarsızlaşması, dehşeti olağan görmeye başlamasıdır. Veba insani duyarlılık yitimidir bir manada.


***
 

Yaşıyorsak hayata mutluluk, değer ve umut atfettiğimiz içindir. Mutsuzluklarını, umutsuzluklarını konuşarak, yazarak veba gibi yayanlardan uzak duralım öyleyse. Hele de edebiyat, sanat, gazetecilik, politika bunalımdan uzak olmalı. Bunalım sanatı insanı çürütür. Yazı umuttan edinir harflerini. Klavyede her tuşa dokunuş bir umut adımıdır geleceğe atılan.
 

***
 

Güzel bir gelecek hayaline ütopya; kötümser karanlık gelecek tasavvuruna distopya denir.
Gerçek ikisinin arasında bir yerdedir muhtemelen.
Bu girişi niye yaptım? Yazıyı referanduma bağlayacağım da ondan.

Referandum üzerine

Referandumu bir milat gibi görenlere katılmıyorum.
Ne her şeyin iyi olacağı cennetin başlangıcı ne de her şeyin kötü olacağı cehennemin başlangıcıdır referandum. Türkiye’ye bir şey olmaz, kimse abartılı kaygılara veya sevinçlere kapılmasın. Burada, bu güzel ülkede yine kardeşçe, barış içinde yaşayacağız.
 

***
 

Ben daima umutlu olmaktan yanayım, insanlık tarihinden edinebildiğim bilinç beni umutlu olmaya itiyor; geleceğin Türkiye ve dünya için güzel olacağını düşünüyorum. Dar zaman aralıklarının dışında bu görüşüm. Geniş zamanlar umudun zamanıdırlar.
 

***
 

Kimi karamsar dostlara şunları anımsatıyorum:
ABD'yle ikili anlaşmaları yapıp Türkiye’yi ABD üslerine açtığımızda yani Türkiye’yi bir nükleer savaşın ilk hedefi yaptığımızda başkanlık sistemi mi vardı? 68 ve 79 kuşağı başkanlık sisteminde mi kıyıma uğradı? Terör başkanlık sisteminde mi yükseldi? Uğur Mumcu başkanlık sisteminde mi öldürüldü? Sivas katliamı başkanlık sisteminde mi yaşandı? Onca ekonomik kriz, işsizlik, yolsuzluk başkanlık rejiminde mi oldu? Emek sömürüsü, maden göçükleri, iş kazaları, başkanlık sistemi yüzünden mi? Bilimden, felsefeden, sanattan başkanlık sisteminde mi koptuk? Köy Enstitüleri başkanlık sisteminde mi kapandı? Şu sosyalistlerimiz onca yıldır bir araya gelemediyse, kimileri sınıf bilinci yerine etnik kimlikçiliğe, mezhepçiliğe sürüklendiyse başkanlık sistemi yüzünden mi?
Kapitalizmle uyumlu hale gelip solun özünden kopuşu başkanlık sistemi yüzünden mi?
Soldaki konformizm, ego, afra tafracılığı, kültürel vasatlık başkanlık sistemi yüzünden mi? CHP antikapitalist olmadan antiemperyalist olunamayacağını kavrayamıyorsa, kuruluş felsefesinden uzaklaşmışsa başkanlık sistemi yüzünden mi?
 

***
 

Diyelim evet ya da hayır çıktı başımız arşa mı erecek?
Bir çevre felaketi yaklaşıyor. Küresel manada dünya yok oluşun eşiğine gelebilir; başkanlık sistemi yüzünden mi? Ortadoğu'da, üçüncü dünya savaşının ayak sesleri yükseliyor, nükleer savaş felaket olabilir başkanlık sistemi yüzünden mi?
 

***
 

CHP’deki veya daha soldaki arkadaşların referandum için çalışmasına kim itiraz edebilir, ama her şeyi evete veya hayıra indirgemek ne derece doğru. Solda yer alanların solun niçin ahlaktan, vicdandan, akıldan, gerçeğe sadakatten, diğerkâmlıktan, özveriden, dayanışmadan uzaklaştığını düşünmesinde büyük fayda var. Tarih ve insanın evrimi devam ediyor. Her koşulda yapacak daha çok şey var. Siyaset umudu örgütlemektir.
İnsan tükenmez.

 

Can Ertan


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • Caner Ercan

    Caner Ercan 06.04.2017

    ''Eğer yaşamaya devam ediyorsak hayatı olumluyoruz demektir. O halde hem hayatta kalıp hem mızmızlanmaya mana veremiyorum'' demişsiniz ,değerli C.Ertan. Hımmm!Valla şimdi intihar etmeye gidiyorum ben. Şaka bir yana,meramınızı iyi dile getirmişsiniz. Saygılar, selamlar. Sağlık sıkıntılarıyla cebelleşen Caner

  • can ertan

    can ertan 27.03.2017

    yorumlar için teşekkür ederim...bu yazım maalesef Bursa'da kimilerince evete destek olarak algılandı...çok şaşırdım diyemiyorum...sevgiler...

  • mehmet harma

    mehmet harma 20.03.2017

    Değerli Can Ertan, saptamalarınız mükemmel. Tersten çakmışsınız, yerini çok iyi bulmuş. Diyelim referandumdan hayır çıktı. E ne olacak yani? 17 Nisan Pazartesi, CBaşkanı, BBakan ve hükümet aynen devam edecek, belki kabine revizyonu olacak vs. Ama referandum galibi Kılıçdar'ın ne yapacağını bilmediğine dair yüzde bir milyon bahse girerim. Belki de "bu kadarını ben de beklemiyordum" der. Selamlar...

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 20.03.2017

    Sevgili Murat Güler, şaka bir yana ülkemizde insan ve aydın kalitesi cidden çok düşük. Dünyadaki genel hale hiç değinmeyelim. Şaka bir yana, olumlu bir değer ortaya koyan, üretim yapan (ama nitelikli üretim yapan) herkesi ad vererek, arkasında durarak desteklemeye çalışıyoruz. Ölü veya yaşayan pek çok insandan olumlu bahsediyoruz. Ama kalitesizlerin de kalitesizliğini ortaya koymak zorundayız. Boynumuzun borcu. Lümpense, lümpen, ahlaksızsa ahlaksız, işbirlikçi ise, işbirlikçi, tembel ise tembel. Ne yapalım, bunda bizim suçumuz 80 milyonda bir. Onları o hale ben koymadım. Türk ortalama aydını, Türk ortalama popüler sol ileri geleni, yazarı, çizeri maalesef her çiçekten bal almaya, o şekilde bal kapmaya meraklı. Çiçeklerin çoğu da zehirli. O zaman balları da zehirli oluyor. Bu baldan yiyen muhalefetin hali ortada. Ne olduklarını en önce kendileri bilmiyor ki, halk onların ne olduğunu anlasın. Bu şaşkın sepelikliğin kabahatlisi biz değiliz. Can Ertan ise tam benim kafadandır. Saygılar, sevgiler.

  • Akif akalin

    Akif akalin 20.03.2017

    Sorun tamamen "Zaman" konusunda. Eğer zaman olarak "günün biri" veya çoğumuzun "göremeyebileceği" bir gelecek sõz konusu ise, umutsuz olmak için hiçbir makul neden yok. Fakat zamandan 3 - 5 hatta 10 yıl kastediliyorsa, ben bu "kısa vade" için çok umutlu değilim. Fakat "kísa" vade için umutlu olmamam beni gündelik mücadelemden alıkoymuyor. Bir belgeselde izlemiştim. Yerli bir halkín yetişkinleri, bitki kökleriyle yaptıklarí kõprúden asla geçemeyeceklerini bildikleri halde hiçumutsuzluğa düşüp işi bírakmıyordu. Hatta daha da ileri giderek, kísa vadede umut vermeyen işlerle uğraşmayı (sonucundan kişisel fayda sağlanamayabilecek işler) daha "ahlaki"buluyorum.

  • Murat Güler

    Murat Güler 20.03.2017

    Kaan abimden bu yazıya hiç beğenmedim sol aslında budur , Chp aslında şudur , Camus lümpen bir yazardır makalesi bekliyorum , (seviyorum seni Kaan abi)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.