TULUMDAN GAYDAYA

TULUMDAN GAYDAYA

Buongiorno! Nasılsınız? Ben biraz yorgunum. Aslında piton gibi yazı yazdıydım. Ama sonra nedense onu bi kuşa döndüresim geldi. Hızlı gidelim dedim. Medeniyet tarihi, müzik, etimoloji… Yine karnaval havasında olacak anlayacağınız.

Hemen linklerle başlıyoruz. Özenle seçiyorum. Lütfen az izleyin ve dinleyin.

https://www.youtube.com/watch?v=oBYVmnMFMtA

Ses ve görüntü kalitesi iyi olsun diye bunu seçtim. Esasen bence daha iyi örnekler var. Fakat bu bi gathering (toplanma – tören havasıdır). Ben drunken piper (dırankın paypır okunur ve sarhoş tulumcu anlamına gelir) havalarını severim. Kişilik özelliğim lone piper’lara meylettiriyo beni (lone piper yalnız başına çalan tulumcu demek). Davulları da beğendiniz mi? Arı vızlaması gibi olan sesi???

https://www.youtube.com/watch?v=mnAsLnp8uNg

Yes. Bunlar İrlandalı. Deminkiler İskoç idi. Ben sek ve oda ısısında severim. Hele adalardan bazılarının maltına bayılırım. Pardon. Linkler karıştı. Kıs kıs kısss. Bunda da arı vızlaması gibi sesi duyuyosunuz, di mi?

https://www.youtube.com/watch?v=6n0_sZeQMM0

Bu da Santiago de Compostela’dan. Yani? İspanya’nın Galicia yöresinden. İspanya nire, İskoçya-İrlanda nire? Hepsi Kelt olduklarından oluyo zaten bunlar, de mi? Ha guzuma. Siz ona inanmaya devam edin. Ama şu arı vızlaması gibi sesi lütfen bitek benim duymadığımı söyleyin bana!

https://www.youtube.com/watch?v=mbbtogM4TDU

Bu ise çok kaka insan olan (yersen) Humeyni’nin şeriat baskısında inim inim inleyen ülkesi İran’dan. Gerçi İran da Aryan’dır. O yüzden Keltler’le Hint-Avrupa şeysi olmuştur. He mi? Tarlabaşı’nda bizi çalıştırmicaklarmış diyorum; devamını siz anlıyosunuz.

Ha bu arada, bunda arı vızlaması gitti mi ne?

https://www.youtube.com/watch?v=2v4VDk4z8pM

A aaa, bu da Kuzey Afrika’dan. Zaten Hint-Avrupa, adından da anlaşılacağı üzere Kuzey Afrika’dan çıkmadır. Kıs kıs kısss. Bi de… Arı vızıltısı yine yok ortada.

https://www.youtube.com/watch?v=oe9VcwNFZuI

Ha bu da Çuvaş tulumu. Zaten Çuvaşlar halis Kelt soyundan gelmedir. Kıs kıs kısss. Yav ha bunda da arı vızıltısı yok gibi. Var mı yoksa?

https://www.youtube.com/watch?v=VpSrcbIqtl8

Aha bunlar da bizim Başgan’ın ve SSK’nın esas memleketinden havalar. Gerçi Crom’u var, Başgan da, SSK da beyaz adamlar. Vızıltı duyan?

 

Şimdi bu linklere göz attınız. Biraz yalandan da olsa dinlediniz. Bazılarınız bizim tuluma geldikçe “ayh ne banal” falan diye trip attı. Bazılarınız ise “ha melmeketumun havasidur; ben da horona kalkayum” falan dedi. Ama vızıltıyla ve bi a.y.a. yazısıyla bunların ne alakası olduğunu düşünüp cevabı şakkadanak bulamadınız. Tamam, geliyoruz mevzuya. Manyak gibi görünebilirim. Ama değilim (yani belki biraz). Hepsi alakalı.

Bu arada bizde tulum ya da gayda diye adlandırılan çalgının muhtelif formlarını gördünüz. Peki bunlar arasındaki benzerlikler medeniyet tarihi ile neresinden alakalı? Etimoloji bunun neresinde? Ya şeytan?..

Bi defa bu aletler birbirleri ile hem alakalı, hem alakasız. Sathi olarak gördükleriniz ve dravdan dinlediğinizde işittikleriniz sizi yanıltmasın.

 

İnsan, medeniyetin ta en başlarında hayvan yüzmeyi ve elde ettiği gönlerden çeşitli aletler yapmayı öğrenmişti. Bilhassa koyun ve keçi postunun önemi daha fazla olmuştu. Neden mi? Aha da bundan:

Küçük memeli hayvan postları tulum şeklinde çoğunlukla rahat çıkar. Kunduz, davşan, samur, tilki, porsuk, sincap, rakun falan zırt diye tulum verirler. İnanmadınız mı? Hayır, şimdi bi link vericem ama sonra bana hayvan hakkı şeysi yapacaksınız. Neyse. Ben link vermiym. Ama siz bana inanın! Hakkaten zırt diye oluyo. Peki ama neye yarıyolar? Valla eldiven, galpak ve ayakkabı yapmak dışında çok fonksiyonları yok.

 

Su taşımak falan gibi bi amaç için (örneğin kırba gibi) daha büyükçe hayvan postları lazım. Sığır ve geyik ve aslan/gaplan/ayı/gurt cinsi canavarlar genelde tek bi insanın kaldırıp bi yere asamayacağı; ekip ruhuyla bi yere asılabilseler bile orada tulum çıkartılırken düşme ihtimalleri yüksek kitlelere sahipler. O yüzden bu hayvanların postu normalde “yüzülüyo” ve “tulumları çıkartılamıyo”!

 

Ama işte koyun ve keçi cinsi heyvanat tulum için tam ideal boydalar! Eskiden THK için deri bağışı reklamları olurdu. Kurban bayramlarında…

https://www.youtube.com/watch?v=DuKfBZAGkGA

İşte bu müzik eşliğinde bi klip çıkardı. 83-84 falan. TRT’nin tek kanal olduğu zamanlar… Bi gasap amca bi goçu boğazladıktan sonra heyvanın tırnağının kenarından bi çentik açar; göstermek için hem ağzıyla, hem bisiklet pompasıyla ayrı ayrı gönü şişirirdi. Sonra lap diye tulum çıkardı (amca yumrukla tepeden, yani aslında totodan bastırır ve gönü kesik boyundan ters-yüz halde sıyırırdı).

Hakkaten o kadar kolaydır. Ve o kadar kullanışlı!

Niye mi? Kırba, torba tabii lazım. Ama tulum bişey için olmazsa olmazdı eski devirlerde. Balon yapmak için!..

Bacakları, boynu bağla; şişir havayla. Al sana mis gibi balon! Neye mi yarayacak? Sal yaparsan denge eki olarak koyarsın. Denizde, ırmakta tutunur, onla yüzersin. Birbirine bağlarsan köprü yapar üzerinden karşıya geçersin.

Bakın! Ne gada güzel, di mi?

E peki müzik aletiyle ne alakası var bunun? Bi yerden bi yere taşıyacakken o tulumları söndürmeniz gerekiyo. Ama bütün düğümleri söküp yaparsanız yeniden şişirmek için eziyet çekersiniz. Her yerde Singer Zetina dikiş makinası, her genç kızın rüyası yok neticede. Daş Devri dedik. Millet mamaya muhtaç!

Yani? Yanisi şu. Bi tane bacağı azıcık açarsanız içindeki hava 1-2 dakkada dışarı çıkar. Sonra tekrar aynı yerden şişirir ve isterseniz tıpalar ya da o deliği düğümlersiniz.

Müzük bunun neresinde? Müzük aslında işte buradaki Büzük olma halinden çıkmadır. Şaka la! Tulumun içinden hava çıkarken ne olur? Bebe balonunu al da şişir. Sonra balonun ağzını yavaşça gevşet.

https://www.youtube.com/watch?v=547UklSIRhY

Balon osuruğu olur.

 

Sonuç? Heyvan tulumunun bacağına bi tane şişirme kamışı koyar ve ordan hava üflersen daha kolay şişer. Dudağın uyuşur öteki türlü.

O kamış ordayken tulumu sönmeye bırakırsan osuruk sesinden daha ince ve süreklice bi ses elde edersin. Müthiş, di mi?

İnsan bunu binlerce yıl önce akıl etmiş işte. Kamışın üstüne delik aç. İstediğin gibi çalgı olsun sana.

E ama aletler hem aynı, hem değil derken kastım neydi? Ve vızıltıyla bunun ne alakası var?

Saygıdeğer Reis-i Cumhurumuzun en son damadının TSK için ne ürettiğini biliyo musunuz? İnsansız hava aracı! İHA (ihlas haber ajansı da oluyo; olsun).

İnsansız hava aracı’nın İngilizcesi ne? Unmanned aerial vehicle. Ama yaygın adı ne? Drone! Peki drone ne demek? Erkek arı!

Peki drone’un, yani erkek arının konuyla bağlantısı?.. Sabit bi nota veya akor verilmesine ve bu notayı veya akoru veren müzik aleti parçasına işte bu adı verir gavurlar. Vızzz! Bahar geldi, çiçek açtı, arılar hep vızlaştı!

 

Tipik örnek? Batı gaydaları! Bakın bakalım, Kuzey Afrika, Çuvaş, Türk (Laz-Gürcü-Hemşin), İran tulumlarında bu parça var mı? Cıksss işte. Yok. Çokbilmiş bazı dingiller bana Arabistan ya da Hindistan menşeli tulum bandolarını örnek gösterebilir. Göstermeyin çokbilmiş dingiller. O drone ekli olan tulumlar İngiliz emperyalizmi kalıntısıdır.

Bizim yerli mallarının kamışı çifttir. Gavurunkiler tek olur. Bizde tek kamıştan çalan tulumcuya ustalar burun gıvırır.

Bizim tulumun zorlarsanız en az 4000 yıllık mazisi çıkar. Oysa drone ekli gavur gaydası 13. yüzyıl evvelisi yoktur. Ve muhtemelen de İspanya menşelidir. Bkz: Cantigas de Santa Maria! Yine linkler vericem. Bunlarda gayda yok. Ama bütününde gayda için yazılmış bölümler de var. Ki minyatürler de var bu zımbırtı ile ilgili. Ve orada drone gabak gibi görülüyo! Nokta.

https://www.youtube.com/watch?v=gETv_c9U9zA

Bu Conan’sız orijinal yorum.

https://www.youtube.com/watch?v=42rUAnufiG4

Bu da Conan için Basil Poledouris’in versiyonu. Orijinal soundtrack’te yok. Bulamazsınız. Bu hizmetim için teşekkür beklerim.

Neyse. Peki niye drone eklenmiş? Polifoni için! Sürekli Bass diye bi mefhum var hani. Barok dönemde bi olmazsa olmaz hale dönüşüyo. İşte bu zamazingo bunniçin lazım.

 

Polifoni? Bizim toplumlarda olmayan şey yani. Beyaz adamın kendi iç sosyal evriminde (ve Evropa’da) gelişmiş bi hal. Her kafadan bi ses çıkması değil. Ahenkli bi şekilde farklı seslerden sürekli faydalanma isteği… Kilise müziğine gider temeli ki aha bu örneklerden bi de Stanley Kubrick ve bol bol çağrışım çıkar.

https://www.youtube.com/watch?v=Dlr90NLDp-0

Şayning’le ne alakası mı var? Dinle minnoş. Göreceksin.

https://www.youtube.com/watch?v=kiV3J_e977Q

Elektroniğe çevirmiş işte yapan. Ben yine kollaterale daldım. Esasa döniym.

 

Hülasa, drone zamazingosu bu aleti çok değiştirmiştir. Adeta bir org havasına dönmüştür tulum.

 

Kelt etkisi?.. Zorlama olur. Neden mi? İrlanda’da 16. yüzyıl ortasından evvel kayıt yok. olsa kaç yazar! İrlanda Kelti ile İspanyol Gallegosu’nun Crom’u bir o devirde. Ve zaten İrlanda’da başlangıçta gayet “militer” amaçla kullanılmış (Hollanda’da 17. yüzyılda sivil amaçlı kullanımına dair kayıt var ama. Onu da söyleyeyim. Kaynak? Totom değil) bu dalga. Yani say ki mehter zurnası! Onun örneği de burda!

https://www.youtube.com/watch?v=mLG-VUBGpec

İtirazı olan bunda polifoni yok mu diyecek. Yok canımıniçi. 1500 tane daha alet ve insan sesi getirsen, hepsi aynı şeyi aynı anda söylediği müddetçe ona polifoni denmez. Ki zaten polifoni bile geridir. Kanon lazım. Sonra armoni lazım. Kontrpuan gerek. Falan ve dahi filan. Uzun iş. Medeniyet akşamdan zabaha gelmedi oralara.

Yes. Kökü ya Mısır ya da Ortadoğu olan bu Tulum Şeysi’nin hikayesini daha da uzatırım. Ama her şeyi devletten beklemeyin.

Buradan asıl etimolojiye gelicem ben. Geldim.

 

Gayda kelimesi nerden geliyo? Balkanlar’dan gelen soğuk ve yağışlı hava ile birlikte yola çıktığı rivayet olunuyo. Arnavutçası Gajde.

Ama İspanyolcası da Gaita (numunesi alınandan değil beybi).

E bu durumda şu sorulara bi cevap arayalım mı?

 

  • Keçi’nin İngilizcesi ve Almancası ne? Goat ve Ziege

 

  • Keçi’nin Eski Türkçe’de hangi sözcükten türediği iddia olunur? Eç-kü (metatez örneğidir ki sadece Batı Türkçesi kollarında bu dönüşüm var derler).

 

  • Keçi, Eçkü, Ziege (tsiy-ge diye okunur) benzerliği bi bana mı görünüyo? Sanmam!

 

  • Gaita’nın goat ile alakası olduğu rivayet olunuyosa (keçinin tulumu işte) da Koç ile alakası olması çok mu imkansız? Bence değil.

 

  • Keçi ile koç heyvanlarının birbirlerine benzetilmesi ve çok eski dillerde aynı kelimelerle karşılanmış olma ihtimalleri sıfır mı? Sıfır senin babandır!

 

  • Koç’u Anadolu’da nasıl okurlar? Goç!

 

  • Bayburt, Trabzon, Erzurum yörelerinde? Gots ya da Gotz! (inanmayan bizim Seyfettin’e bi “çay” ısmarlatır. Orijinal Trabzonlunun o Ç’yi çıkartırken nasıl ezilip büzüldüğünü kendi gözüyle görür)

 

  • Peki İsveç’e bağlı Gotland adasının maskotu nedir? Koç!

 

  • Bu Got’ların Vizigotlarla ve Ostrogotlarla alakası var mı? Tarkan filmlerine gidelim mi?

 

  • E o zaman bunların hepsi birleşince kapak olur mu? Olma mııı!

 

Sonlara yaklaştık. Bazılarınızın aklında yine de Artvin ve Rize yörelerinin sarışın / kırmızı saçlı, renkli gözlü, mermer beyazı ve çilli tenli insanlarının İrlandalı ve İskoç ahaliyle akraba olduğu yönünde kuşkular vardır. Onların merakını da giderelim.

Y kromozomu çalışmaları üzerinden İrlanda için ana kökün yaklaşık 6000 yıl evvel Anadolu’dan göç etmiş çiftçiler olduğunu iddia eden bi çalışma var. Baba soyu burlardan. Ana soyu adanın yerli ahalisi. Ama bu, İrlandalılar’ı Türk yapmaz. Anadolulu yapar (Türkiyeli yok. Cıs! Dötünüzden kelime uydurmayın)!

http://journals.plos.org/plosbiology/article?id=10.1371/journal.pbio.1000285

Linki de bu. Okursunuz. Neydi? Her şeyi devletten beklememek gerekiyodu.

Şunu da aklınızdan çıkarmayın. Hint-Avrupa dil birliği bence en az bizim Güneş kadar bilimsel bi iddia (kıs kıs kısss). Ve fekat, beyaz adamın kökünün ha bu Kafkasya’dan çıkmış olması o gada sallamasyon değil neticede. Kafkas mitolojilerine bi bakın hele. Oradan daha neler çıkacak!

 

İşim var, gücüm var. Şimdi burda kesiyorum. Yorumlara gelirsiniz artık. Kahveye de bekleriz. Georges Dumezil yine başka yazıya kaldı. Ya nasip!

Herkese sağlıklı günler ve mucucukslar.

 

Konan Simeryan

p.s. ha bu da saa gelsun:

https://www.youtube.com/watch?v=65goOYcaq9c

sen annadun oni!


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 10.04.2017

    pardon. görmemişim. ezel parsa yorum yazmış. sıra sıra cevapliym. 1. ara fasıl geleneği de balkanlardan gelmedir. bildiğimiz kadarıyla da 19. yy ortalarından evvel istanbul'da türkçe icra edilen müziklerde kullanılmamıştır. hatta 20. yy evveli de yoktur deseniz yeri var. 2. ben gayda polifonik demedim. batıdaki tulum formlarına en erken 13. yy gibi eklenmiş olan bi zamazingo sayesinde enstrümanın kendisi ile polifoni yaratılabilmiştir. teknik anlamda kastolunan şey aletin polifonik olması değil. o aletle polifonik müzik icra edebilirsiniz. ney ile bunun imkanı yok. tek bi tane neyle ve neyzenle totonuzu yırtsanız sürekli fon sesi ya da kontrpuan yaratamazsınız. 3. koma, apostrof ya da fulstop... polifoni yoksa yoktur. hem ıtri kaçıncı yüzyıl? that's all. a.y.a. case solvedsss

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 10.04.2017

    ha o tulum harbi güzel. usta harbi ağlatmış. ben de aha buraya yorumlarda söylediğim Gürcü sofralarındaki polifoninin örneğini koyuyorum. (Bkz: Ziyaret Et) --- bakın, gayet amatör işi. heriflerin içmişlik ve cigara durumu da meydanda. bi de bunlar daha uşak. görüldüğü üzre, hepsi kafadan iştirak edebiliyo buna. bu bi gelenek meselesi. "beyaz adam" diye boşuna demiyoruz. bu arada bunun profesyonel kaydı 76'da mı, 77'de mi ne, voyager ile uzaya gönderildi: https://www.youtube.com/watch?v=bV85zrndvdY --- alın, işte bu! kudüs'teki ilk kiliselerin gürcü ve ermeni kiliseleri olması tesadüf mü? kilise müziğinin polifonik evrimi tamamen rastlantısal mı? düşünülesi... a.y.a. haydar ünsal ve süleyman sırrı kazdal ile horon tepmek için sabırsızlansss

  • Nihat Ateş

    Nihat Ateş 10.04.2017

    Süleyman Sırrı Kazdal dostumuzun H. Ünsal'a "Yarasın hocam" yorumu yanlışlıkla silinmiştir. Bilgilerinize.

  • H.ÜNSAL

    H.ÜNSAL 09.04.2017

    Yahu sayın kazdal, yapma yav.Ha uşak sen beni öldürmek mi istiyorsun. 48 saatir uykusuzum ve ruhumda hüzün dalga, dalga, Ha ağladı ha ağlayacak haldeyim. Bak arkadaş Siz aya ile bir tulum dinleme ve horon organizasyonu işini kotarın iki elin kanda olasa bile geleceğim. Saygılarımı sunar size çok teşekkür ederim.

  • Süleyman Sırrı Kazdal

    Süleyman Sırrı Kazdal 09.04.2017

    (Bkz: Ziyaret Et) site sakinlerine tulumla ilgili temiz bir örnek.iyi dinlemeler.

  • Ezel Parsa

    Ezel Parsa 09.04.2017

    Ufuk açıcı bir yazı. Ufak bir ekleme yapmak isterim. Bizim toplumumuzun müziğinde polifoni olmadığı düşüncesi konservatuarda da anlatılan klasik bir bilgi ama eksik olduğunu düşünüyorum. Fasıllarda her icracı belli kurallara bağlı olmak kaydıyla farklı notalarda gezinir ve ana melodiye geri dönülür ama gerçekten bir partisyon yoktur. Jazz müzikteki jam-sessiona benzer bir polifoni oluşur. Ayrıca ney de gayda kadar polifoniktir. Itri'nin Nevakar'ı ve Dede Efendi'nin Ferahfeza'sı örnek olarak dinlenebilir. Tabii burada polifoninin önündeki en büyük zorluk makamlardaki notaların batı müziğinde rastlanmayan koma içermeleridir. Koma, her iki nota arasına dokuz ses daha eklenmesi anlamına gelir. Sanat müziği, batı müziği kadar karmaşık bir yapıya sahiptir, ancak komalar nedeniyle çok seslilik oluşturmak zordur. Sanat müziğinde bir başka sorun bestelerin kalıcılığıdır. Örneğin 15. yüzyıl bestecisi Meragi'nin veya 17. yüzyılın bestecisi Itri'nin çok az eseri günümüze ulaşabilmiştir.

  • mehmet harma

    mehmet harma 09.04.2017

    Değerli Kaan hocam, sen çalışmalarına devam et son hızla, bize lazımsın. Sitede işler yolunda, sıkıntı yok. Benim de henüz telif yazım yok, zamansızlıktan eskileri yazıya döküyorum tekrar ama Nihat'la projemiz var, ileride inş. İOG, Naftalin görevimiz, yoğun destek zaruri, unutma editöryal kumpanyada ben de varım :) sevgi, saygı, selam bizden de...

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 09.04.2017

    Önce Sayın Arslanoğlu'na ve Gül T'ye hususi teşekkür ederim. Sevgili Süleyman Sırrı Kazdal, bu yazıyı yazarken sık sık aklımdaydınız. Tulum havasını da hususi sizin için seçtim. Ve evet. Maalesef bunu doğru düzgün çalan adam çok, hem de çok az. Yine bizim stil üç tane amatörün eleştirisi olmasa kimse bunları sallamıyo. Hangi konservatuarda kaç kişi buna cidden eğildi, lokal şarkıcı-türkücü ekip dışında hususi, akademik olarak buna zaman ayıran kaç adam var? Bilmiyoruz. Ama kelaynaklardan daha az olduğuna eminim. Yine de iyi çalan 2 adam tanıyorum. Bi gün gidelim de horon tepelim. Sayın H. Ünsal, politika afiliasyonlu yazılara karşı değilim. Ama enerjimizi o tür şeyler bence fazlaca alıyo. Oysa burada daha çok şey paylaşıp hep birlikte ufkumuzu genişletebiliriz. Öteki işler beni o yüzden daraltıyo. Aşırı politikleşme de bi depolitizasyon yöntemi diye düşünüyorum. Emperyalistin bu oyununa gelmeyelim derim. Koni, huni, göni de fena değil. Ama itirazım olacak yine. a.y.a. sonra devamsss

  • kaan arslanoğlu

    kaan arslanoğlu 09.04.2017

    Evet Mehmet Hocam, koni ile huni aynı kökten. Bu arada anımsattığınız Codex Cumanicus'tan da yararlanıyorum. Şöyle başlıyor sözlük: İntellige: Anglamak. Yahu meğer Latinler Türk, Türkler Latinmiş, bu kadar olur. Bu arada şu dil kitabını tamamlamak için yoğun çalışıyorum, o yüzden İnsanBU'yu bir hayli boşladım. Ama sen okur grubundan, naftalinden aynı hızla yoğun desteği sürdürüyorsun. Teşekkürler. Saygılar, sevgilerle.

  • tün tün kuzu

    tün tün kuzu 09.04.2017

    Keçi'nin macarca yazılışı kecske, okunuşu keçke. Bi de koni ile huni akraba mı?

  • H.ÜNSAL

    H.ÜNSAL 08.04.2017

    Sevgili A.Y.A önce tebrikler, sonra teşekkürler. Müthiş güzel bir çalışma. Sayenizde bilgileniyorum. Sayın T.Karanın yazsısından sonra bu yazı. Site nitelik olarak kabuk değiştiriyor. Nihat ta fark yaratıyor editör olarak. Herkesi tebrik ediyorum. Sizler biz okuyuculara İşte bu dedirtiyorsunuz. Hepinize tekrar saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

  • Süleyman Sırrı Kazdal

    Süleyman Sırrı Kazdal 08.04.2017

    sevgili aya,ssk kurban olsun sağa.ula beni yine götürdün dağlara.bu şahane yazıyı okurken koyunların,geçilerin peşinde dolaştım durdum.dağlara duman inince ,karşı bayırda tulumunu şişiren tulumcunun sisi yararak kulağıma gelen öte dünyanın o hüzünlü sesini duydum.daha ne olsun? binlerce yıldır dağlarda koyundan geçiden gön çıkaran bu halkların böyle bir aleti bulmaları ve ona aşık olmaları ne güzel olmuş.ama laf aramızda bunu iyi çalan çok az.bazıları gerçekten osuruk gibi çalıyor.eline,beline,diline sağlık.

  • Gül T.

    Gül T. 08.04.2017

    Sayın Kaan hocam ve A.y.a hocam benim bahsetmek istediğim böyle bağlantılardı. Bunun bir de fonetik ve diğer dilsel karşılaştırmaları yapılırsa reddedilemez kanıtlardır. Proto-türkçe için kelime bazında kanıtlı veriler yetersiz kalıyor. Bir de Doerfer'in ilkelerini tartışmaya açmak isterim. Vereceğim linkin sonunda 16 madde var. Ki bunların bir kısmı zaten kullanıyoruz. Saygılar. https://www.makaleler.com/altay-dil-teorisi-bu-teoriye-karsi-cikan-arastirmalar-ve-dayanaklari

  • kaan arslanoğlu

    kaan arslanoğlu 08.04.2017

    Bu güzel yazıyı tebrik ettikten sonra kitap çalışmamızın benim cephemde çok yoğun biçimde devam ettiğini açık seçik ifade edeyim. Yalnız bir sorun şu ki, komite oluşturduğumuz arkadaşların okuma hızı benim yazma hızımın çok gerisinde kalıyor :)) Gülüyorum, ama bu aslında bir sitem ve şikayet :)) Ne şaşılası bağlantılar bulmaya devam ediyorum ki akla ziyan. Konu tulumdan açılmışken ondan örnek vereyim: İddiam şu ki tarihteki ilk Koni (geometrik şekil) Yunan veya Latin Koni değil bildiğimiz Köni. Yani bir ucu daraltılıp ağızlık yapılmış, sıvı taşıma ve aktarımında kullanılan Çuwaşça ve öteki bazı Türk dillerindeki tuluma verilen ad. Köni. Köni ne? Gön. Yani hayvan derisi. Göni. İşte bu kadar. Bu Göni muhtemelen 6-7 bin yıllık bir Koni.

  • Gül T.

    Gül T. 08.04.2017

    Herhalde şuana kadar yazılan en iyi yazılardan biri etimoloji ile ilgili. Gerçekten ilginç bilgiler var. Koç- goat bağlantısı ilginç ve bana da olur gibi geldi ama şu keçi, eçkü, ziege zorlama gibi. Buralarda polifonik müzik namına bir şey yok mu cidden? Hiçbir hint-avrupa hayranından bir cevap gelmedi ben yazayım bari bir önceki yazının yorumuna cevaben . Utrulmak diye bir kelime var eski türkçe aynı kestirilmek demekmiş...Saygılar selamlar

  • ufuk aksoy

    ufuk aksoy 08.04.2017

    Ben zaten verdiğim örneğin de Pers adamından beyaz adamlığa bağlanabileceğinden şüpheleniyorum da yerim yetmediği kadar, dayanağım da yoktu.

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 08.04.2017

    Cıksss. Tabii ki o dediğin "key" meselesi ile alakalı. Ama onun bu dalgadan evvel örneği yok. Drone olmadan önce bunu kimse akıl etmemiş. Etmiş de... İnsan sesi ile etmiş. En eski örnekleri yine beyaz adamdan. Yaşayan örnekleri Gürcüler'in meşhur Rustavi korosu. Ve hatta Gürcistan'daki her büyük sofrada herkesin polifonisine zart diye uyabildiği (gürcüler uyabiliyo - çoluk çocuk demeden) Çakrulo şarkısı. Ayin havasında söyler herifler bunu. Kutsaldır diyeceğim hani. Türkiye şanslı. Ermeni koroları (Vartanants korosu vardı bi ara) yine çok eskilerden gelen safi insan sesi ile polifoni örneğidir. Hülasa burada esas dalga kiliseden çıkma. O senin dediğin bağlama çalma tekniklerinin 1950'den evvel örneği yok. Ali Haydar Çiçek'e de gireriz. De millet yine "emiceogillari kendi aralarında şey ediylar" der. Drone'dan evvel polifoninin alete uygulanmış formu yok. Kilise orgu daha sonra geliyo. Eski Doğu Roma'da su (water) orgu diye örnek verenin kalbini kırarım. a.y.a. ufaksa selamsss

  • ufuk aksoy

    ufuk aksoy 08.04.2017

    Key denen şey eserin gamını, ana akorunu işaret eder. Mesela do üzerine yazılmış bir blues parçası üzerinde solo atacağınız zaman C armonikasını alırsınız ve onla ne çalsanız uyar. O drone'lar da o aletin Key'ini devamlı çalıyor ve bir alt ses oluşturuyor. Bu durum aslında mesela bizim uzun havalarla aynı. Bağlamayla ya da kemanla tek nota aralıksız, devamlı çalınıyor, şarkıcı üzerine aynı Key'den doğaçlama ya da belirlenmiş ezgiyi söylüyor. Sadece aynı enstrümandan değil. Ki aslında aynı enstrümandan da mesela yine bağlama sololarında, aynı Key'i bağlamacının soloyu atarken aralarda devamlı çaldığını duyabilirsiniz. Bu kadarına çok sesli dersek buralarda da çok sesli olduğunu iddia edebiliriz ama çok sesli mantığı biraz daha farklı. // Eçkü-ziege meselesinin başka örneklerle desteklenmesine ihtiyacım var benim. Bak şu şuna dönüşmüş, bu da aynı mantık gibi. Got ilginç, ama bunlarda isim ve işaret bağıntılılığında süreklilik örneği verilse daha bi ikna edici olabilir.

  • ufuk aksoy

    ufuk aksoy 08.04.2017

    Arı vızlaması net ama daha da net duymak isteyenler link veremediğimden Youtube'a Bulgarian Djura Gaida yazdıklarında duyabilirler. Oradaki drone göndermesi aynı zamanda sesle alakalı olabilir ama bana daha çok o sesi çıkaran sapın belirli yerleri ve ucundaki yuvarlak formlarla alakalı olabilir gibi de geldi. Net arıya benziyor zira. // Drone'un çıkardığı sabit aynı tonda ses, çok sesli müzik için bir gösterge olabilir mi bilemedim. Belki tek enstrümandan çok sesli örneği olabilir ama bildiğimiz anlamda çok sesli müzik için emin değilim. Anladığım kadarıyla bu bagpipe'lar farklı akor ya da gamlarla geliyor. Key demek istiyorum, ama türkçe karşılığının anahtar olduğunu sanmıyorum. Armonikalar gibi ABCD... şeklinde nota karşılığı harflerle tanımlanıyor, fransız etkisinde olmayan alemde. //

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 08.04.2017

    Editörümüz şu linkleri mavi renkli aktif hale getirebilir mi? Acildir. Cidden çok meşgul olmasam şimdi ben düzelteceğim, ama vaktim yok. Bu şekilde bir esprisi kalmıyor.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.