Avlanmak ve Avcılık Cinayet Mi? Altı Aydır Yanıtlan(a)mayan Söyleşi

Avlanmak ve Avcılık Cinayet Mi? Altı Aydır Yanıtlan(a)mayan Söyleşi

 

Edremit’te çıkardığım Körfez’de Edebiyat dergisi 51. sayıya ulaştı. Her ay kaybolmaya yüz tutmuş meslek ustalarıyla, farklılık taşıyan meslek sahipleriyle söyleşi yapmaya çalıştım. Avcılık üzerine söyleşi yapmak bir edebiyat dergisinin alanını aşıyor gibi görünse de doğa ve insan ilişkisi temelinde dolaylı olarak edebiyatı, şiiri, felsefeyi içeriyor. Günümüzde, doğayı iyiden iyiye insan müdahalesine açık hâle getirdik. İnsan merkezli bakış açısı, doğada ve evrende insancıllığı palazlandırdı. Doğrudan, her canlının yaşam alanı, insanın belirleyiciliği keyfiyetine büründü. Varsa yoksa insan dendi! İnsan olmanın ‘yüce’liği, doğayı zapturapt altına almayı da beraberinde getirdi. Peki ya hayvanlar, ağaçlar, bitkiler… Yaşam alanını çaldığımız kediler, köpekler; büyük beton yığınlarında yaşayamadılar. Büyük şehirlerde çöplüklerde yaşam alanı yarattılar. Sağlıksız ortamlarda barınmaya çalıştılar. Hayvan hakları savunucularının çabaları yetersiz. Bulunduğum Edremit körfezinde, tüfeklerle, iğnelerle, zehirli yemeklerle vahşet işlenmeye devam ediyor. Son dönemde medyada çıkan, köpeklere tecavüz edenler, kedileri tekmeleyenler, eşekleri becerenler… gibi haberler gırla gidiyor. Açık hava tımarhanesinde nefes almak gittikçe güçleşiyor. Velhasıl, insan bu dünyada yaşıyor!

 

Av ve avlanmak felsefesi üzerine sorular hazırladım. Tüfek tamircisinden, avcılık kulübü başkanlarına, Yaban TV yetkililerinden, avcılıkla ilgili forumlara varıncaya kadar aşağıdaki söyleşiye yanıtlar aradım. Kimseden ‘gık’ çıkmadı! Televizyonlarda keklik, sülün, bıldırcın, tavus kuşu, evcil tavuk, beç tavuğu, parlak tavuk, bankiva tavuğu nasıl vurulur defalarca anlatıyorlar. Hâlbuki sülüngiller familyasının yumurtalarının bir dolu yararı var. Zihin açıcı, üst solunum yolu enfeksiyonları için koruyucu, çocukların gelişimi için besleyici niteliktedir. Domuzlarsa, yiyeceğini bulmak için eşelenir ve toprağı kabartıp havalandırır, yaban domuzunun ormana sağladığı en önemli katkı toprağı verimli hale getirmesidir. Bu özelliklerden söz edilmezken; keklik avına çıkılır ve televizyon izleyicisine ‘avladıkları’ kekliklerin leşlerini dizip sergilerler. Ve bunu, dünyanın “mutlak hâkimi” ‘insanoğlu’ yapar.    

 

Avlak.org internet sitesinin forum bölümüne söyleşi için gelen yorumlar şöyle (imlâ hataları yazanlara aittir):

 

Ersan Erşan isimli kullanıcı: “Yorumu üstadlara bırakmak gerekir bu noktada, bizler silah sever devletine bağlı vergilerini ödeyen ( ki aksi durumlarda silah ruhsatı pul vermiyorlar) kânunlar çerçevesinde kimine göre spor kimine göre hobi olan insanlığın temellerini oluşturduğuna inandığımız avcılığı icra eden doğa aşığı hayvan sever ve sevmekle yetinmeyip koruyan insanlarız...”

 

Gürsel Karabey isimli kullanıcı: “Avcılık günümüzde hobi olarak değerlendirilebileceği gibi et için yada tarım zararlısı hayvanların neslini kontrol altında tutmak için yapılmaktadır. Ben inşaat Mühendisiyim Avcılığı hobi olarak doğada hoşça vakit geçirmek için yaparım. Avcılık yaparken bedenim yorulur ama ruhumun dinlendiğini hissederim Köylerde bazen eti için avcılık yapıldığı gibi tarım arazilerini korumak için bazı hayvanların neslini kontrol altında tutmak  amacıyla yapılmaktadır. Ben yemeyeceğim hayvani vurmamakta özen gösteririm bu genelde avcılığın etik kuralları içindedir. Avcılığın keskın cizgiside etil  dır.Etik hayvanın neslini tuketmemek için limitler dahilinde avcılık yapmakla beraber yaralı hayvana eziyet cektirmemek ve hatta avı bulma noktasında bile dikkat edilen hususlardan oluşur. Avcılığın kendine özgü raconlari vardır. Ve bu raconlar etik değerlerle cakismazlar

 

Kardak isimli kullanıcı: “Çok alengirli sorular. Bu anketin sonunda ne olacak? Nasıl değerlendirilecek? Yazdıklarımıza bakıp, bak boş yere öldürüyormuşuz (öldürüyorlarmış) sonucuna mı geleceğiz? Av tüfekleriyle silah tröstleri arasında  nasıl bir bağlantı olabilir? Adam vurmak için mi kullanıyoruz? Tuzakla avlansak daha az mı tehlikeli oluruz? Sorular bence baştan yönlendirici ve çok uzunlar. Çoktan seçmeli test hazırlayın ama o da zor iş tabi. Çıkarmakta olduğunuz dergi için başarılar dilerim. Kolay gelsin.”

 

Kimi diyor ki “vergimizi veriyoruz, tüfeğimizi kanunlar çerçevesinde kullanıyoruz”; kimi “ruhunu dinlendiriyor”, “silah sanayi ve tüfek ilişkisini anlayamadığını” söylüyor. Sorular alengirli diyor. En kötüsü de bu işi “üstad”lara bırakalım yorumu bence. Kimsenin kendi fikri yok, düşünmüyor, vicdan, akıl süzgeçlerinden geçirmiyor. Sonuçta doğa kaybediyor, insanoğlu da kazandığını cinayet işleyerek kutluyor.

 

Tüm bu çerçevede, insan günümüzde ‘hobi’ olarak bir hayvanı, canlıyı nasıl öldürebilir? Yasalarla hayvan katliamı nasıl meşrulaştırılabilir? Örneğin, “av mevsimi”, “av yasağı” kavramlarıyla örülüdür yasalar. İnsan merkezli algı, savaşı, vandallığı, öldürmeyi ve yaşam hakkını beraberinde getirmektedir.

 

Körfez’de Edebiyat için hazırladığım metin ve sorular aşağıdadır. Tabii ki yanıtlanmayan!

 

Körfez’de Edebiyat Dergisi olarak, geleneksel sanatlar ve kaybolmaya yüz tutmuş meslekler üzerine söyleşilerimize; bu sayıda, ……………………………………….yapacağız. İlkel komünal toplum düzeni, avcı toplayıcı toplum düzeni; insanları, yiyecek gereksinimlerini karşılamak üzere farklı silahlar icât etmeye itmiştir. Avcı toplayıcı toplum, taş devrinden başlayarak ilkel silâhlar geliştirmiştir. Primitif (ilkel) yaşamda insanlık, temel gıda gereksinimlerini farklı yöntemlerle geliştirdiği oklarla avcılık yaparak yaşamaya çalışmıştır. Aradan asırlar geçti, savaşlar için özel silâhlar, tüfekler geliştirildi. Dünya savaş tarihinde silâhlar büyük rol oynadı ve hâlâ da bu rol büyük kapital rantla birlikte günümüzde de oynamakta. Emperyalist merkezi ülkelerin büyük silâh trollerinin sanayisini bir kenara koyarsak; avcılık artık bir ‘hobi’ hâline dönüşüp, deyim yerindeyse; tam bir facia, katliam ve ahlâki olmayan yöntemlerle avlanmaya evrildi. Pekiyi günümüzde avcılık nedir? İnsanlar hayvanları neden avlarlar? Her türlü yiyecek gereksinimimizi bakkallardan, kasaplardan karşılayabiliyorken, yani gereksinimimiz olmadığı halde neden doğadaki hayvanları avlıyoruz? Bu söyleşimizde, …………………….. sorularımıza yanıt aramaya, beyin fırtınası yaratmaya çalışacağız. Şunu da baştan söylemek gerekiyor, …………………….., işin mekanik kısmını sormayacağız, sadece konunun doğa yaşamı, insan psikolojisi ve toplumsal yönlerini açımlamaya çalışacağız. Dilimiz döndüğünce…

 

  1. Sizi tanımayanlar için, öncelikle kendinizi tanıtmanızı rica ediyorum. Okuyucularla paylaşır mısınız?
  2. İlkel dönemde insanlar temel yaşam gereksinimleri için avlanmak zorundaydılar. Ancak günümüzde, insanlar neden avlanır? Yani avcılık, bir ‘spor’, bir ‘hobi’ hâline nasıl geldi?
  3. Konuya bir de doğa kanunu açısından bakmakta yarar olduğunu düşünüyorum. Aslında doğada her av aynı zamanda avcı; avcı olan da aynı zamanda av… Bu noktada avcılık felsefesi nedir? Av olan canlıya, avcı olan canlının saygısı, ahlâkı nasıl olmalıdır? Geçtiğimiz aylarda bir belgeselde izlemiştim: vahşi doğada kaplan bir geyiği avlıyor ve yemeye başlayınca, geyiğin gebe olduğunu anlıyor ve başında donakalıp, avını yiyemiyor, avına belki de üzülüyor. Kısaca hem hayvanlar hem de insanlar açısından av, avcı ve vicdan kavramları bir araya gelince nasıl bir dünyamız var?
  4. Köroğlu’nun ünlü bir dizesi vardır: “Tüfek icat oldu mertlik bozuldu”. Elbette bu dize, savaş meydanlarını anlatan bir şiirden. Kılıçlarla savaşırken, mertlik, cengâverlik ve güç üstünlüğü esastı. Tüfek, bu mert savaşı bozdu, bu noktadan bakarsak! Tüfek, insanlığı yüceltti mi? Yoksa tüfek insanlığı daha da mı alçalttı?
  5. Televizyonlarda kimi av ve avcılık kanalları var. Buralarda, kendilerine avcıyım diyenler; on tavşanı, yirmi kekliği, bir geyiği, otuz kuşu gösterip, işte avcılık budur diyorlar? Birbirlerini tebrik ediyorlar. Bu gerçekten avcılık mı? Vahşet ve kıyım değil mi bu?
  6. Avcılığın belki de en can alıcı noktası, hayvan hakları boyutudur. Avcılıkla hayvanların yaşama hakkını ellerinden almıyor muyuz? Doğanın kanununda insan nerede duruyor?
  7. Son sorumsa dünyanın kanayan yarasının merkez unsuru: silah tröstleri. Birileri savaşların bitmesini istemiyor sanırım. Merkezi kapitalist ülkeler, açıktan açığa körfez ülkelerine, Arap ülkelerine, Mezopotamya bölgesine silâh satıyor/dağıtıyor. Afrika’da, dünyanın geri kalmış birçok ülkesinde kabile savaşlarını açık açık tetikleyip, dünyayı kan gölüne çeviriyor. Vatan savunması olmadıktan sonra savaş bir cinayettir diyor, önderimiz Mustafa Kemal Atatürk. Sorum şu: bir avcı, yasalarımız gereği, tüfeği için ruhsat alıyor, vergi veriyor ve doğada belki derisi için belki ‘hobi’ gereği hayvanlarımızı vuruyor. Öte tarafta dünyada uluslararası hukuktan söz ediyoruz. Ve silah tröstlerine sahip ülkeler, masum binlerce insanı öldüren silah sanayiine sahip. Bir yanda doğa, bir yanda insan, bir yanda silah tröstleri… Yorumunuz nedir?

 

 

Not: Söyleşiye katılmak isteyenler, yanıtlarını korfezedebiyat@gmail.com e-posta adresine gönderebilirler.

Kaan Turhan 


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • Ramazan Bozkurt

    Ramazan Bozkurt 02.11.2017

    Hemen yanitlayalim... Kesinlikle cinayet degildir. Avcilik kavraminin icerisine balik avlamayida eklemek gerekir.Avcilikta sorun kullanilan silah degil;zihniyettir. .Doga da insanin (Avci) mudahelesi,dogal dengeyi saglamaya yonelik oldugunda herkesin,tum canlilarin kazancli cikabildigi bir durumdur. Hayvanlarin dogadaki avciligi sadece ihtiyac nedeniyle,zevk icin degildir. Eger insan-avcilar da kuralli,bilincli avcilik yaparlarsa ;av cinayet degildir..

  • İNAN

    İNAN 27.10.2017

    ++Bizim rehbere vurdum ayıyı, verdim teskeresini diyor bir sonraki karşılaşmalarında bu eleman. Rehber de bize anlatıyor, suratı çok kötü, bizden çok var, ayı kalmadı diyor, bırak yesin inciri ne olacak diyor. Rehber haklı, dayı hasetin önde gideni, her şeye düşman bir adam, her şeye kinli. Kendimce bir sürü kitap okudum, çok anlamam ama Freud bile karıştırdım Kaan Bey, ben hasetliğin ilacını bulamadım, psikologlar da sanırım bulamadı. Doğu’da Aşiret ve Toprak Sorunu kitabınızı okumayı yeni bitirdim ve oldukça iyi buldum, elden geldiğince yansız kalmaya çalışmışsınız. O sorun da zaten çözülmez, böyle gelmiş böyle gider. Edebiyat çalışmalarınızda başarılar. Sizin o tarafa geldiğimde size uğramayı deneyeceğim.

  • İNAN

    İNAN 27.10.2017

    Kaan Bey, merhaba. Yazınızı okurken, geçen yıl başımdan geçen bir olayı anlatmam gerektiğine ikna oldum. Kısıtlı yaz tatilimde eşimle beraber, Akçay'daki Kaz Dağları turlarına katılalım dedik, bendeki durum biraz da şeyden yani Kaz Dağlarını yok ediyorlar ya ondan, tamamen yağmalanmadan efsaneler dağını görme isteği. Eşim sizin yörenin insanı ama o da hiç gitmemiş, dedim durduğumuz hata, tura katıldık. Turda bize eşlik eden rehber Zeytinlili bir rehber, anlattığı olay içime işledi. Yöre köylerden biri ormanın içine güzel bir yere incir ağacı dikiyor, kimseye demiyor, neyse ağaç büyüyor on yıl sonra ayının biri ağaca musallat oluyor, hayvan aç ne yapsın bulduğunu yiyor. Bu da takıyor kafaya ben bu inciri ona yar etmem deyip pusuya yatıyor, bizim rehber bunu görüyor ne yapıyorsun filan, eleman durumu anlatıyor. Yahu diyor, ben bu ağacın meyvesini yemek için ektim ağacı diyor, vuracağım ayıyı deyip paso pusu atmış. Bizim rehber doğa sever, yapma etme dese de dayı ayıyı vuruyor. ++

  • Mine Yılar

    Mine Yılar 27.10.2017

    Aslında avcı türünü ortadan kaldırmak gerek. Avcılık yasak olmalı. Ateşli silahla canlı vurmanın spor sayılması aslında çok acayip ve ürkütücü bi şey. Bir de hayvansever geçinir şu avcılar. Gerçekten çok acayip.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.