Türkiye “sosyalistleri” devrimcileri, Atatürkçüler Atatürk’ü seviyor mu?

Türkiye “sosyalistleri” devrimcileri, Atatürkçüler Atatürk’ü seviyor mu?

Cevabımız net ve kesin: Hayır!

Ya neyi seviyor solcularımız? Kendi sol sevgilerini, kendi devrimci sevgilerini…

Ya neyi seviyor Atatürkçüler? Kendi Atatürk sevgilerini.

“Sevmek” soyut, yani havada bir kavram, ancak emeğe döküldüğünde anlamını kazanır.

Gerçi bu günlerde bilgisayar diskine döndü beyinlerimiz. “Evet” ve “Hayır”dan başka veri algılamıyor, kabul etmiyor!

15 yıldır ülkeyi geren, teröre bulayan iktidar, yine gerginlikle, kinle, düşmanlıkla iktidarının devamını planlıyor. Vatan millet sevgisi teferruat.

Ama konumuz o değil.

Biz kendi işimize bakalım. Daha derin “evet” ve “hayır”lara yoğunlaşalım.

Yukarıdaki kesin savımızı pek çok alandan pek çok kanıtla ispatlayabiliriz. Eğitimden, sağlıktan, üretim ve tüketimden kanıtlar verebiliriz.

Ancak, yalnızca edebiyat, sanat alanından birkaç gerçek veri bu ispat için fazlasıyla yeterlidir.

Deniz Gezmiş’i, Mahir’i, adını bile anımsayamadığımız daha pek çok isimsiz vatanseveri biz sosyalistler pek severiz.

68 kuşağı ile ilgili kaç roman anımsıyorsunuz? Benim anımsadıklarım 10’u bulmuyor. Bunlarda da belli başlı önderler ve dertleri göze çarpmaz.

Kaç film çekilmiştir? Ben hiç anımsamıyorum. Lütfen alta yorum yazın, bilmediğim varsa gösterin. Birlikte öğrenelim.

Ya 78 kuşağı hakkında kaç roman biliyorsunuz? Ne kadar film çekilmiştir? Yine 10 kadar roman hatırlıyorum. Birkaç da film var. Berbat filmler. Küfür gibi filmler.

Atatürk hakkında kaç roman okudunuz? Birkaçını okudum. Yazılması bile değerli. Varsa bildikleriniz aşağıya not edin. Fena değil diyebileceklerimizi, vasatları, hepsini toplayın, 10’u buluyor mu? İşte Mustafa Kemal’in romanı bu diye övünebileceğimiz bir kitap var mı? Nazım şiirini yazmıştı, edebiyatta en iyisi odur. Sonrakiler rakı balık solculuğu…

Film? İçler acısı.

Bu yönlerde bir talep de yok aksi gibi. Devrimcileri anlatan kitapları en başta o kuşaktan insanlar okumuyor. Okumuyor, üstelik okutmuyor, engel oluyor.

Talep bulunsa, sanatçı, edebiyatçı takımı hayli çakal ruhludur, kokuyu alır ve oraya üşüşür.

Türkiye’de devrimcileri ya da Atatürk’ü nitelikli veya niteliksiz anlatacak roman, film, araştırma ürünlerine ciddi bir talep olmadı.. şu anda neredeyse hiç yok.   

Ya neye talep var?

Küfür romanlarına talep çok.

Ivır zıvır edebiyata, karanlık filmlere talep bir hayli fazla.

Orhan Pamuk, Ahmet Altan, Kulin, Şafak romanlarına; Sinan Çetin, Özgentürk, Ceylan filmlerine talep yoğundu, yoğun. Elif Şafak beğen, Atatürk’ü de sev… Kavurmaya bayıl, sonra vejetaryenim de… Hiç farkı yok…

Aman onlar da olsun.

Piyasanın ideolojik katliam yaptığı koşullarda piyasa sanatına karşı çıkmak maazallah anında bizi “özgürlük düşmanı” yapar. Yok biz onlardan değiliz, neme lazım. Bol bol olsun bu filmcilerimiz, yazarlarımız, bol bol uygar batıya yaranacak, tuzu kuru okumuşlarımıza hoş gelecek sanat yapsınlar. Gözümüz yok.

Haziran direnişini yapar, romanını yapmaz, filmini çekmez, olanı okumaz…

Ama mesela Atatürk Yahudi çıfıtının, Deniz Gezmiş Amerikalı beyin mühendisinin ya da Yunan gavurunun adamı olsaydı, yüz kez onların romanlarını yazar ve bize okutur, filmlerini ise üç yüz kez gözümüze sokarlardı.. ta oralardan yetişip.

Niye ki? Niye böyle yapıyorlar ki?

Bunlar gerçek gücün, yönetim becerisinin akılla elde edileceği saplantısı içindeler de ondan. Korkunç yanılıyorlar.

Gündelik siyasette bunlar geçerli değil ki!

Bizim siyasette sadece “evet” ve “hayır” geçerli. Yaşadığımız ay önemli, hatta bugün, hatta şu an… Takım tutar gibi sağcılık ve solculuktur en mühimi…

O yüzden evet de hayır da desek sonuçta toptan daima “evet evet evet” yani “yes yes yes” diyoruz.

YAHUDİ FIKRASI

Yahudinin karısı ölmüş. Gazeteye gitmiş, bir ilan vermiş en ucuz tarifeden. Görevli demiş ki, bu ücret karşılığı iki kelime daha ekleme hakkınız var ilana. Bizimki hemen tamamlamış: Satılık Toyota…

Ben de burada hazır konu romandan açıldı, yer de kaldı, “Yüzü Silinenler” romanıyla ilgili tanıtım yazımı anımsatayım…

Bakınız: http://www.insanbu.com/Edebiyat-Haberleri/309-karanlik-edebiyati-seven-toplumdan-hayir-beklemek

Kaan Arslanoğlu   


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • Fatih Torun

    Fatih Torun 12.03.2017

    Sayın Arslanoğlu, söylediklerinize katılmamak mümkün değil. Kapitalizmin, her türlü olanağını sinsice kullanarak ve kavram kargaşası yaratarak, solculuğu istediği kıvama getirdiğini düşünüyorum. Kültür-sanat ve edebiyat açısından bunun sonucu da piyasalaşmış, yavan ve derinliksiz ESERİMSİ ler. Kendini kapitalizmin acımasız saldırılarından koruyabilen küçük bir solcu kitle, zaman zaman nitelikli eserler üretiyor ama onlarda yaygın olarak izlenemiyor. (Kapitalizmin sistematik ve bilinçli engellemeleri nedeniyle.) Özellikle Atatürk hakkında yazılmış roman gerçekten çok az. Bence bunların içinde en değerlisi, Hasan İzzettin Dinamo tarafından yazılan, Kurtuluş savaşı sürecini anlatan beş ciltlik KUTSAL İSYAN ile kuruluş ve devrimleri anlatan dört ciltlik KUTSAL BARIŞ. (Bu eserlerde tüm süreçler, Atatürk merkezli olarak romanlaştırılmış. Okumayanların mutlaka okumasını öneririm.)

  • Akif Akalın

    Akif Akalın 22.02.2017

    Dün Komünist Manifesto'nun yayınlanmasının 169. yıldönümüymüş. Ben "önsözleri" okumayı severim. KM da birçok kez basıldığından bir sürü önsözü var. Engels bunlardan birinde KM'nun bir ülkede (dilde) yayınlanmasıyla (sadece yayınlanması), o ülkede devrimci hareketlenme arasındaki ilişkiye dikkat çekiyordu. Hatta bir ara İstanbul'da da basılacakmış da, matbaacı korkmuş basamamış. Belki de o zaman daha yürekli bir matbaacıya denk gelselerdi, bugün daha iyi bir dünyada yaşıyor olacaktık. Şimdi cep telefonu ve bilgisayar çağındayız. İsteyen Hz. Google'dan KM yazıp kitabı pdf formatında indirebilir. Hatta birileri çok güzel çizgi filmini bile yapmış (biraz özetleyerek tabii). Fakat geçen 169 yılda sadece teknoloji değil, insanlar da değişti. Şimdi gençler devrimin, ya mesaja DEVRİM yazıp 1917'ye gönderilerek veya tribünlerde İZMİR MARŞI söylenerek yapılacağına inanıyor. Kuşkusuz bunları yapmak için KM okuma zahmetine girmeye değmez.

  • Ezel Parsa

    Ezel Parsa 21.02.2017

    Solcular, sola olan inançlarını kaybettiler. Her şeyin önce geleceğe inanmakla başladığı unutuldu. Bu ortamda sol hareket, işçilerin iş güvencelerinin sağlanması ve ücretlerinin iyileştirmesiyle sınırlı kaldı. Yani hastalığı sonlandıran, kesip atan hedeflere değil de, görece iyilik hali sağlayan, aslında düzeni sürdürmeye destek olan önlemlere öncelik verir hale geldi. Düzenin değişeceğine inanmayan düzene karşı çıkamaz.

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 21.02.2017

    Değerli Bulgil, sol diye bir şey pek kalmadı. Solu iyi bir şey kabul edersek sağcıların çok çeşitli kanatları içinde sol ögeler var. AKP içinde bile sol ögeler var. Sol diye bildiklerimizde bazı alanlarda ondan daha çok bazı alanlarda ondan az solculuk var. Yani sağın çeşitli kanatları içinde bir mücadele söz konusu. Sol bunun içinde son on yıllarda Tekel ve Gezi gibi iyi işler yaptı. Muhalefet anlamında. Onları da zaten önce halk başlattı, "sol"sonradan katıldı. Bunları hep abartı kabul edin isterseniz. Deniz Gezmiş (elbette eleştirilecek birçok yanı var) çizgisi ile bugün sol diye bilinenlerin çizgisini karşılaştırın, farkı umarım görürsünüz. Ben şahsen bu düzene karşıyım. Solun buna karşı olduğunu sanmıyorum. Onlar şimdilik sadece AKP'ye karşılar. Ben de AKP'ye karşıyım, ama şu an düzeni ve iktidarı temsil ettiği için. Uzun hikaye. Bu doğrultuda tonlarca belge var. saygılar.

  • Bulgil

    Bulgil 21.02.2017

    Kaan Hocam uygun vaktinizde solun iyi becerdiği iki başlıkta da görüşlerinizi bekliyorum. Malum, hem bozuk saat bile günde iki kere doğruyu gösterir, hem de arada iyi geleceğini umuyorum. Hep zayıf yanları kuvvetlendirmek olmaz iyi yanlarında geliştirilmeye muhtaç olduğunu unutmamamızı sağlar.

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 21.02.2017

    Sağolasın sevgili Yusuf Bodur dostum. Keşke benim gibi birak kişi yazmasa, bunlar kamuya mal olmuş ortak aklın fikirleri olsa. Saygılar, sevgiler gönderiyorum.

  • editör

    editör 21.02.2017

    Alper Akşit face'den yazmış: 2010-2016 arası Vehbi Bardakçı'nın yayınladığı 7 roman var. İyi romanlardır ama onlar da gerekli ilgiyi görmedi elbette. Hasretim Derin Uykularda-Mahir Çayan (Ozan, 2010) Ağlasın Gökyüzü-Deniz Gezmiş (Ozan, 2011) Kırmızı Bahar-İbrahim Kaypakkaya (Ozan, 2012) Kerbela-Aşkın Kanadığı Yer (Ozan, 2013) Şeyh Bedreddin-Yarin Yanağından Gayri (Ozan, 2014) Demirin Üstünde Karınca İzi - Pir Sultan Abdal (Ozan, 2015) Devrimin Ayak Sesleri- M.Kemal Atatürk (Ozan, 2016)

  • yusuf bodur

    yusuf bodur 21.02.2017

    Samimi, dürüst ,donanımlı ve insanlığa borcunu ödeme sorumluluğu temelinde ürün veren güzel insan; Bu yazıyı ancak siz ve sizin gibi bir avuç insan yazabilir. sizi okudukça umudum yeşeriyor..

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.