YAŞASIN! İLERİ HABER İLK KEZ BİR KİTABIMIZI TANITMIŞ!

YAŞASIN! İLERİ HABER İLK KEZ BİR KİTABIMIZI TANITMIŞ!

Affedersiniz, “shit” atma için bile olsa bu onlar için “İleri” bir şey.. Candan Badem isimli “bilim insanı”nın yazısı şöyle başlıyor: “Güneş-Dil Teorisi malum, 1935’te Atatürk’ün bir ara merak sardığı, bütün dillerin kökenin Türkçenin olduğunu ileri süren saçma sapan bir hipotez (teori ya da kuram demek kuram kavramına hakaret olur). Sağlığında Atatürk’ün de bıraktığı ve çoktan tarihe mal olmuş bir olay.”
 

Daha önce leş mi leş, liberal mi liberal, kalitesiz mi kalitesiz birçok kitabı iştahla överek tanıtan İleri Haber’deki “dostlar”, bizim bir kitabımızın eleştirisini de, ne beklenir, Candan Badem diye bir “kasap”a vermişler.
 

Bir kişi yazıya böyle bir kin ve nefretle başlarsa, daha ilk cümlesinden olguyu kapatıp, karara bağlarsa, ardından ne gelir? Shitlerin listesi... Bilimsel yöntem bu mudur? “dillerin kökeninin Türkçenin” gibi bozuk bir ifade ile başlayan eleştiri ne kadar ciddiye alınır… Ardından bir sürü hakaret ve aşağılama geldiğinden ve de “İleri Haber”de çıktığından kelli, ciddiye alalım…

Birkaçına değinelim: Atatürk’ün bu kuramı terk etmediğine, aksine içinde bir acı, bir eksiklik kalarak öldüğüne dair, kitapta ciddi kaynaklardan sayfalarca alıntı var. Kin ve nefret dolu “tarihçimiz” bunları okuyamamış öfkesinden.
 

Badem’in sanırım en güvendiği savı, “kök dil nedir”, bir tanımının yapılmaması. Oysa kitapta dilin evrimsel gelişiminden, Afrika kökeninden, Mısır kaynağından, uygarlığın ilk doğduğu yer olan Hazar çevresine varıncaya dek… Dilin nasıl geliştiğine, kökün nerelerden nasıl çıkmış olabileceğine dair en az elli sayfa yazı, tartışma mevcut. Badem gibi, acar akademisyenlerin akıl düzeyine uygun, büyük harflerle yazılmış bir tanım yok, evet, bu eksik. 2. Baskıya koyarız. Teşekkürler.
 

“Kitapta yeni bir şey yok” imiş. Bir savı itibarsızlaştırmak için en bayat klişe. O zaman niye tutuştun, diye sormayalım, başka bir şeyi anımsatalım. Sonradan bu kanada geçen “eski bir yoldaşımız”, Tıp Bu Değil kitabımız için de aynen bu cümleyi kullanmıştı,  “tanıtım” yazısında!

“Madem bu kitabı yazdınız, şunları niye okumadınız” savı ise, yine bilimde yeri olmayan seviyesiz bir “shit” örneği. Kuramınız tamamlanmışsa, ister daha fazla okuma yaparsınız, ister yapmazsınız. Zaten dedik, kaynaklar çok çok derin, hepsine ulaşamadık. Daha sonraki baskılarda eksik olanlardan önemli gördüklerimizi ekleriz. Bu kitapta Badem gibilerin büyük olasılıkla hiç rast gelmediği yüzden fazla kitap ve kaynak var, onları bir sindirmeye çalışsana önce.
 

“İnsan bu kadar zayıf yakıştırmaları kitabına koymaya utanır!” Yazı böyle aşağılamalarla dolu. “İngilizceyi biraz bilmekle” etimoloji araştırmasına girilmezmiş. Bunun için de büyük bir kanıt bulmuş Badem. Bir kitabın ismini yanlış çevirmişiz. Doğrusu şuymuş. Badem gibi akademisyenler, araştırma yaparken, okumadıkları kitapları yayın listesine koymaya o kadar alışmışlar ki. Ya da mecburen iki satır İngilizce okumaları gerektiğinde onu motomot ve gerçek anlamından sapmış çevirmeye. O kitabın hiç değilse o bölümünü okusaydı, benim çevirimin kitabın anlattığına, ana tezine daha uygun olduğunu, bunu bilerek yaptığımı kavrardı. Bir şey daha anlardı, en ufak bir mizah duygusu bulunsa. O kitapla, o adla, öyle çevrilerek dalga geçiliyor. “Sahih” sözcüğü de bu bakımdan bilerek seçilmiştir, mizah duygusunu artırmak için. Vasat akla anlatıyoruz da, aynen geri gelecektir, duvara çarpmış gibi.

Yemin ederim, biliyordum, o bölüm başlığının çevirisine bir "sazan" atlayacak. Ama onlardan öce bir "satir" atladı. 

Başka???
 

İnanın kin ve intikamla bilgisayar başına oturmuş (neyin intikamı, bunun sonu satır göstermeye mi varır, doğrudan PKK’ya ihbara mı, bilinmez) bir öfke küpünün, galiba istisnasız tüm savları yanlış, daha fazla nasıl devam edelim?
 

Dil ve tarih gerçekleri için ne zaman yola çıksanız, böyle gerçek ırkçı milliyetçilerin saldırısına uğrarsınız. Ve onlar sizi ırkçılıkla suçlar. Ve onu bunu ırkçılıkla suçladıkları yazıda “Mal bulmuş Mağribi gibi” türünden ırkçı laflar eder. Yok Badem, Mağribiler senin kadar haris değildir, en azından ortalamada.

Utanma! Badem ve İleri Haber, bizi utanmaya davet ediyor!!! Biliyoruz bu kinin, nefretin kaynağını. Dersim’de akademisyen tarihçilik yapacaksın, ama Dersim halkının en azından bir bölümünün, PKK tarafından öldüre öldüre nasıl asimile edildiğine dair bir araştırma, yayın yapmayacaksın! PKK-HDP kuyrukçusu bir yayında, Troçkistler, anarşistler, her türden liberallerle, hobicilik türünden Stalincilik yapacaksın.
 

Aşağıda ilgili şahsın yazısı:
http://ilerihaber.org/…/candan-badem-yazdi-gunes-dil-teoris…
Bir de kitabı okuyun merak edeniniz varsa, kendiniz karar verin.

SON NOT:

Bu yazıyı ilkin face sayfamızda paylaştık. Orada çok fazla okundu ve bir hayli tartışıldı. Face sayfamızda çıkan yorumlardan bir bölümünü aşağıya koyduk ki, internette kaybolmasın.

Hocam bu kitabınız İngilizce öğrenmeyi de kolaylaştırır aslında. Odatv de yanlış hatırlamıyorsam 2000 sözcüğe yer vermişsiniz. En yakında zamanda kitabı alacağım. Tayfun Olam

Kitabımız Türklerin Türkçe öğrenmesine azcık yarasın o yeter değerli Tayfun Olam. Bakın bu yazıyı yazan okuyamayan, yazamayan bir akademisyen :( Kaan Arslanoğlu

Kitabi okudum.kitap son noktayı koyduk demiyor.işin başındayiz diyor.bugüne kadar solda bu konuya ciddi eğilen olmadı.olanada köstek olmayın.ciddi eleştirileri bekliyoruz.sol ne zaman tartışmanın düzeyini olması gereken yere taşıyacak .gerçi umudum yok ya. Mehmet Yalçın

İnsanlar, ortaya konan görüşün üzerine duracağına kendi saçma sapan hezeyanlarının pazarlaması derdinde. Bu tür bir yayıncılık ülkemizde neredeyse bir salgın hastalık halini almıştır.

Koruyucu hekimlik sadece doktorların görevi değildir.

Gerek aklın namusunu ve gerekse ruh sağlığımızı korumak

HAKİKAT saygısı olan tüm insanların görevidir. Cemal Öztürk

Satırlı faşistlerden başka ne bekliyordunuz? Toplumcu Sağlık

Onu Kaan Arslanoğlu'na ben de sormak istiyorum Yavuz Aksoy

Ben satır görmedim. Görmediğim şeyi burada yazmam. On on iki kadar pala ve palalı gördüm. Satır daha küçük. Karanlık videoda görmemiş olabilirim. Ama espri yapmıyorum. Cidden böyle şeylerin esprisi bile soğuk. Kaan Arslanoğlu

Zaten kic 2 demektir dememiştim. Çift anlamına gelir demiştim. Boyunduruğa vurulmuş 2 öküzden, yani "ikiz"den yola çıkarak bunun etimonunu açıklıyo ingiliz bile. Ama tabii bunu benim bölümümde okuyup idrak etmek için gözle takip etmek ve hıyar olmamak gerekiyo. Yavuz Aksoy

Neremden uydurduğumu iddia ediyosa aha buraya kanıtını da koyuyorum. Kapak olsun içten hıyarlara! Yavuz Aksoy

Bu BADEM Kars Ardahan mezsuunda insanbu'nun rezil ettiği badem olmasın? O halde kuyruk acısı olayı olabilir. Toplumcu Sağlık

Aynını 2 ayrı yerde yazdım. Kuyruk acısı diye Yavuz Aksoy

Tamam iyi de İleri Haber'in sacrumuna ne oluyor? Editörün seçtikleri içindeyse, belki de görev almıştır. Dedik ya, bu İleri Haber'de 3 yıl içinde çıkan tek haberimiz :) Kaan Arslanoğlu

Bir an için sadece başlığı gördüm ve başlığın içeriğini hiç okumadan dedim ki: '' Nasıl yani? Sahiden bu atanamamış EMEP olan vekillik kaparız da ''başarılı olduk sonunda!'' hissini yancılıkla tatmaya çalışan HTKP mi ; bu kraldan çok kralcı olan yeni utangaç PKKsever göğsünü gere gere açıktan YPG/Rojova severgiller mi? Bunların bu kitabı anlayıp beğenmesi oksimoron değil mi?'' diye düşündüm (yazıda uzun oluyor da biliyorsunuz tüm bunlar birkaç salise belki daha kısa zamanda onların kimliğini bilmek ile sıralanıveriyor kafada :) ) İçeriği bi okudum ki yanılmamışım. Kendilerine yakışan tepkiyi vermişler. Kitabı şu anda okuyorum. İki çift lafım olacak burda kitapla ve içeriğiyle ilgili ama şu anda başka bir şeyi yazacağım. Dilek Yalçın

Bu atanamamış yeni EMEP HTKP PKK/YPG/Rojova yancılarının geldiği ''gelenek'' genç insanların enerjisini sömürmesin bakın burda enerjisi çalınmış biri var şeklinde yazıyorum. Belki bir kişi görür de bir yararımız olur niyetiyle yazıyorum geçmişte içlerinde bulunmuş biri olarak. Güneş-Dil Teorisi ya da ulusalcılığa ilişkin ne varsa kimi zaman üstü örtük kimi zaman açıktan kötüler bu dünün ''gelenek''çisi bugünün yancısı sosyalist PKK lıları. O çevreyi oluşturan büyük çoğunluk ve gençler -özellikle- zaten Atatürk'ün izinde olunan evlerden çıktığı için ulusalcılığa düşmanlığı iyi işlemezlerse genç arkadaşımız mazallah bunların beceriksizce kendilerine hayrı olmayan mastürbatif siyasetlerini anlayıp chp burjuva siyasetine dönerse (örgütlüler açısından diyorum sadece yoksa yığınlar zaten salt oyla bile destek oluyor) bunlar kendi küçük dar gruplarındaki otoritelerini kimin üstünde pekiştirip ego tatminlerini (Kaan Bey, Freud'a sayenizde eskisi gibi bakmıyorum ama bu otorite pekiştirmekten alınan boş hazzı en iyi şimdilik bu tarif ediyor; yerine başka şey koyamadığımdan öyle yazıyorum) nasıl sağlayacaklar? En iyi yaptıkları şey her fırsatta ulusalcılık kötülemek olmuştur (maruz kaldım ya da nasiplendim ve hatta pek de sorgulamadan bir dönem farkında olmadan ulusalcılık olarak addedilen her ''kimlik'' tarifinden nefret ettim. Kendini salt etnik kimlik üzerinden legal ve illegal olarak tarif eden HDP ve PKK olarak tarif edenlere laf edemezsiniz, o ayrı...). Ulusalcı olarak adlandırılmak hepimiz için hakaret gibi bi şeydi. Şimdilerde bakınca bunun içlerindeki dozajı değişmek üzere koyudan açığa doğru sosyalist örgütlerdeki PKKcılıkla doğru orantılı olduğunu görüyorum. Oysa ki bize, zamanının genç insanlarına yani , Atatürk'ün yaptıklarını, devrimlerini küçümsemeyi ve her fırsatta ulusalcılığın faşistlikle eşdeğer oluşunu işleyerek en büyük yanlışı üretmişler. Bu kendine hayrı olmayan örgütler, o alçak insanlık düşmanı örgütün yaptıklarına tek ses edemeyen aklı tutulmuş bir dolu genç insanı işliyorlar, bir dolu genç yarattılar. Geçmişte ben, şimdilerde ise bunlarla yürüyen genç insanlar aman Atatürk översek aman Atatürk'ün bizzat başını çektiği güneş dil teorisini anlayıp ona hak verirsek faşist=ulusalcı=türk kimliği övüyor mu oluruz diye adeta günah mı işliyoruz kaygısıyla çıt çıkarmıyor . Bu yeni yancı atanamamış EMEPgillerin HTKPsi ve diğer saz arkadaşlarındaki genç insanlar, ki birkaçıyla sohbetim var ve değişen hiçbir şey yok aynı geçmişteki ben ve ardakaş çevremin refleksleri duruyor, ne acı ve yazık ki.., enerjinizi bunlara çaldırmayın bu örgütler bakmayın şimdi en byük Atatürkçü en büyük Kurtuluş Savaşı övücüsüdürler ama alttan alta her fırsatta da Atatürk üzerinden doğrudan olamasa da dolaylı biçimde ulusalcılık kötüler. Hele hele geçmişten bu yana faşistlikle eş olduğu bu çevrelerde kesinkes kabul görmüş Güneş Dil Teorisi, Türk Tarih Kurumu gibi çalışmalar ve kurumları tartışamazsınız bile. Çünkü kitabınızda da belirttiğiniz gibi özellikle güneş Dil Teorisi'nin faşist olduğunu kraldan çok kralcı bir Türk olan en büyük Kürt yancısı İsmail Beşikçi ''kanıtlamıştır (!!!!???) (Bilimden, yöntemden haberi olmayan işine geldiği bilgiyi alıp işleyip Kürtçülük lehine üretip işine gelmediği bilgi için kulağının üstüne yatan zamanının Nuray Mert ya da Nilüfer Göle'si. ) Tartışamazsınız o yüzden ne kadar kanıt, aleyhte ve lehte tartışma gösterseniz de Kaan Bey. Yancı değilsiniz, PKKcı değilsiniz çünkü. Dilek Yalçın

İleri Haber, küçük bir siyasi hizbin yayın organı. Entellektüel veya popüler bir karşılığı yok. Herkes biliyor ki bir tür "partinin sesi" yayınıdır. O parti ise güncel siyaset manevralarını herşeyin üstüne koyan bir tür "kuyrukçu" organizasyondur. Bu bakımdan, İleri Haber'in hiç bir şekilde ciddiye alınmaması gerekir. Ancak orada yazan insanların (parti aparatı olmayan) bir bölümü (bazıları da arkadaşlarımız) ciddiye alınmalıdır.

Badem de şahsen tanıdığım, çalışkanlığını ve azmini beğendiğim, eski bir arkadaşımdır. Ne yazık ki kaleme aldığı "eleştiri" son derece talihsiz, akademik ciddiyete yakışmayacak, çirkin bir yazı. Kaan Arslanoğlu Türkiye solundan yetişme az sayıdaki cesur aydından biridir. Parti angajmanı yoktur, bunun yerine doğru bildiğini emek vererek anlatmaya çalışan, yani zor olan yolu seçmiş bir insandır. Eleştirilecek çok yönü vardır, ama eğer illa birilerine hakaret edilecekse Arslanoğlu en arka sıralarda gelir.

Badem'in yazısının motivasyonu Kemalizme duyduğu alerjidir diye düşünüyorum. Sadece Badem değil, Türkiye solunun önemli kısmı bundan muzdarip. Ağzımıza Atatürk adını aldığımız anda hangi mahfillerde nasıl lanetlendiğimizi gördük. Bu alerjik reaksiyon basit bir rahatsızlık değil, Türkiye solunu ölme noktasına getirmiş bir müzmin hastalıktır. Stalin'i Troçki'yi Mao'yu veya başka bir önderi sahiplenirken gösterilen anlayış maalesef konu bizim kurucu önderimize gelince yerini bazen açık bazen alttan alta yürüyen bir nefrete bırakıyor. Sebeplerini biliyoruz, en önemlisi solun PKK pratiği ve Avrupa ideolojisi ile kirlenmiş olmasıdır. Bu kirlilik en "anti-emperyalist" mevzilere bile bulaşmış görünüyor. Solcularımız otuz yıl önce başladıkları intihar dalışını inata sürdürüyorlar. Umarım bu yoldan, bu yöntemden, bu dilden kurtulmayı başarırlar. Gaffar Yakınca

Saygıdeğer Deli Gaffar, yazısında "Arif Yavuz Aksoy bunları nerden uyduruyor" diyen adamın referans okuyamadığı belli. Fotoğrafla kanıt sunmak durumunda kaldım. Yukarıya bakabilirsiniz. Bundan sonra Özden Acur ya da İçten Hıyar türevi akademikimsilerin iddialarının hiçbir anlamı olamaz benim için. Çünkü en basit "kanıt çürütme" tekniğini bile bilmeyen adamdan akademik değil olsa olsa makad-emik olur. Yavuz Aksoy

ben geçmiş tartışmayı bilmediğim için ancak şimdi bakabiliyorum, kusura bakmayın. Gaffar Yakınca

Estağfurullah. Geçmişte tartışma olmadı. İnsanbu'daki bazı yazılara beyefendi kendince yorum yaptı. Bizden de cevap aldıydı. Onu öyle demezler, peynir ekmek yemezler demiştik kendisine. Alınmış zaar. Olay odur. Yavuz Aksoy

Bu zata göre milyonlarca Türkçe sözcük kullanmış bir Türk romancısının dilinin tarihini, kökenini araştırmak istemesi, bu yönde düşüncelerini dile getirmesi "faşis"lik, "ırkçı"lık, "milliyetçi"lik! Hangi hakla bir romancıyı kendi öz dilini araştırmaya kalktığı için bu kadar çirkin laflarla karalamaya çalışabiliyorlar? Siz kimsiniz demek lazım artık? Bir yazarımıza öz dili Türkçeyi merak etmesini bir Danimarkalı bir Alman bilgin kadar bile çok görmeye, tehdit edercesine yasaklamaya kimsenin cesaret edememesi lazım. Badem bey bilmeli ki "Güneş Dil Teorisi"ni Atatürk'ün çevresinde bulunanlardan en çok destekleyenler ataları Agop ve Kevork’du!  Ahmet Yıldız

Kendisi Türkçe yazmış eleştirisini... Devrim Uygun

PKK yetmiyormuş gibi karşımıza bir de Taşnak çıktı. Ermeniler kardeşimizdir, canımızdır. Fakaaat, bir bakıyorsun "akademisyen" bir bakıyorsunuz "medya şefi" bir bakıyorsunuz "romancı" bir bakıyorsunuz "demokratik kitle örgütü lideri" olarak sürekli CIA-BND vb. beslemeleri karşınıza elinde sopayla çıkıyor. Nefesimizi kesiyorlar ta 1980'den beri. Özgürlük diyenin derdi özgürlük değil, komünizm diyenin derdi komünizm hiç değil. İşte son örneği. Çemberi yarmaya çalıştığınızda kudurmuş gibi saldırıyorlar. Korkunç, derecede, akıl almaz biçimde örgütlenmişler. Ne bilgiler var elimizde, her şeyi söylesek "bunlar tırlattı" derler, o da onların işine yarar. Bereket ki kaba ve çirkinler. Akıllı insanları aldatamıyorlar. Kadın kılığına girmiş kıllı bir erkek gibi, bilim dedikçe sırıtıyor alttan akıl düşmanlıkları, ırkçılık dedikçe yakayı ele veriyor faşistlikleri. Kaan Arslanoğlu

Yazısını şimdi okudum Badem Bey'in. Canhıraş koşmuş gelmiş; bir sinir bin öfkeyle oturmuş. Kendisinin dili bulunduğu HDP yancısı örgütün (HTKP) satırlı eylemleri, tivitırda üç beş yetişinimsi kimi ergenin bol küfürlü bol asarım keserim sokarımlı dilinin yansıması olmuş. Kitabın ilk 60 sayasını okudum şimdilik ve tamamı hakkında fikrim yok ama ilerledikçe belki de ciddiye alınacak eleştiri bulunabilirdi fakat öyle leş, öyle tivitırdaki körler sağırlar reteleriyle mastürbasyon yapıp mutlu oldukları çevrenin ergenlerin diline benziyor ki Badem'in yazısı. Bir de ben hem bu beydeki hem bu yancı ya da değil sosyalist çevredeki şu aşırı özgüvene uyuz oluyorum: Atatürk'ün yanlışları vardı AMA iyi adam yahu; doğru işler yapmış. Latin alfabesi doğru yane; yiğidi öldür hakkını ver'' tipi Atatürk'ün kafasını okşuyorlar, afferim diyorlar Atatürk'e...Gerçekten müthiş.. Ha Hkmet Kıvılcımlı beğenmemelere girmiyorum bile. Hayır sizin materyalistliğiniz hangi yaraya merhem oldu acaba da Kıvılcımlı beğenmiyorsunuz? Dilek Yalçın 


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 23.08.2017

    E yazdık ya kitapta o dönüşümün olası modellerini. İlahi, ilahi, ilahi! Türkik zaten ayrı değil dedik ya. Bi daha ilahi, ilahi, ilahi! Sal ile sail alakasız. Tereddüt etmiştim başta ama baktım bu akşam. Cık! I ıh! a.y.a. cıksss

  • Gül T.

    Gül T. 22.08.2017

    Türkikte işler mi o dönüşümler?sal-sail daha önce yazılmıs olabilir...

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 22.08.2017

    İlahi, ilahi, ilahi Gül T! H-S dönüşümü kuralın dibidir. Yunanca'dan Latince'ye geçişte 20 tane örnek ben veriym şimdi. Sal ve sail için bakmam gerekiyo. a.y.a. hala ilahisss

  • Gül T.

    Gül T. 22.08.2017

    Yahu niye inadına olsun ilahi A.y.a. Nasıla odaklanmalıyım. Evet dediğiniz gibi yazılmış neden b br e dönüşmüş. K G dönüşümüne ben de itiraz etmezdim h-s dönüşümünü düşünebiliyorsak... Bence de yer ile alakalı değil arig olabilir. Bu arada et Sal=suda yüzen platform ile i. sail=yelken . Nasıl?

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 22.08.2017

    Bazan bana inadına yazıyomuşsunuz gibi geliyo. İlahi! 1. "Bu niye öyle dönüşmedi" diye soru olmaz. Dönüşmüş olanlar üzerinden inceleme yapabilirsiniz. Fantazi yapmıyoruz orada. Evrim sürecinde şöyle bi canlı niye çıkmadı diye sormak tutarlı değildir. K ve G dönüşümüne ben neredeyse hiç itiraz etmem zaten. 2. Dönüşmedi demedim. Neden dönüştü dedim. Kitap yanımda değil. Eğer öyle yazıyosa baskı hatasıdır. Ve düzeltmede gözden kaçmıştır. 3. Yer ile ilgili etimonu hala çok sorunlu buluyorum. İtiraz ettim. Ama şerh koydum mu hatrımda değil. O vokabülerin oluşma aşamasındaki çatışmayı görseydiniz keşke. Gerilim hayli yüksekti. Selçuk Bey ile taraf olmuş gibi oldum ama... Yani... Keşke videoya çekseymişiz diyorum şimdi. a.y.a. ilahisss

  • Gül T.

    Gül T. 21.08.2017

    'Neden to cut kat ile alakalı ise qut ya da gud şekline dönüşmedi' diye yazmışım vakti zamanında. Kitapta s.222 de braindeki br neden b ye dönüşmedi demişsiniz. S. 207 ajar acu benzeşmesin de r ye noldu ben de merak ediyorum. Ayrıca s. 206 ager agri için asıl etimon s. 210da arig ya da ir olarak verilmiş. metatez dersek buna.

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 21.08.2017

    Sayın T, örnek verirseniz yardımcı olmaya çalışırım. Vokabüler için tartışma yaparken çok şey konuşuldu. Ama hepsini kitaba geçmek teknik olarak mümkün değildi. G-K dönüşümü? Örnek piliğz. a.y.a. hasretsss

  • Gül T.

    Gül T. 20.08.2017

    Kitabı birkaç kez okudum. Çok değerli emekler harcanmış bilgiler derlenmiş ortaya iyi sağlam başarılı bir eser çıkmıştır. Okuyan anlardı. Disleksiye rağmen.Tüm yazarları tek tek tebrik ederim. Ancak güldüğüm yerler oldu fin finish ...ve son hepsinde n harfi var gibi bir argüman mesela komikti. Ayrıca sayın a.y.a benim de kendisine zamanında g harfi k ye neden dönüşmedi şeklinde ki soruma çıkışmıştı. Ama kitaptaki sözlük kısmında sürüyle böyle sorular sorulmuş .Cevabı allah biliyor:)... Sayfa 267 kind başlığının altında bunun kadın ile alakası ne diye sormuş? Nerede kadın geçiyor göremedim. Sözlük kısmını derinlemesine irdelemek gerek.Bir de kendi kısmınınızın sonuna linkler vereceğinizden bahsetmişsiniz ama eklenmemiş. O 8 rakamı baya uçuk orada da yazıldığı gibi. Rakılı, içkili sünnet düğününden bildiriyorum:) Sevgiler saygılarla

  • Bahadır Özdemir

    Bahadır Özdemir 04.08.2017

    Burada "halklar" esprisini iyi yakalamak lazım. Gördüğüm kadarıyla memleketimde şu sıralar "Halklar" üzerinden sağlam bir paradigma kayması oluşuyor. Hatta evrim teorisinin yasaklanmasının en büyük gerekçesi de bana göre bu. Sadece evrim teorisi yasaklanmıyor, dini kesimlerde de aslında ilk yaratılan insanların Adem ve Havva olmadığı, Adem ve Havva'dan önce de pek çok insan grubu yaratıldığının üzerinde duruluyor. Yani Allah insanları bitki grupları halinde yerden çıkarmış, sonra insana ruh verilince bunlar ayaklanıp hareket etmeye başlamışlar. Adem ve Havva onlardan bir gruba ya da kabileye aitlermiş şeklinde anlatılıyor. Yani şimdi "halklar" kavramı o kadar önemli ki eğitimden dine her şeye işleniyor. Ama bununla neye hazırlık yapılıyor bilemiyorum tabii!? Şimdi siz, böyle bir ortamda çıkıp da "Türk", "kökdil" "güneş dil kuramı" gibi şeyler söylerseniz her türlü tepkiyi alırsınız. Yani. (B.Ö.) https://www.youtube.com/watch?v=IaxJ8Vxsp8U https://www.youtube.com/watch?v=EejTpHEyy_A

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.