HALK ROMANTİZMİNİN SONU: PYOTR TKAÇEV

HALK ROMANTİZMİNİN SONU: PYOTR TKAÇEV

Uzun bir süre önce okuduğum Tarsuslu Paulus'un Üç Dünyası (1) isimli kitap zengin bilgi aktarımı ve birikimi yanında bir tarihsel figürü ele almanın ustalıklı bir örneği olarak görünmüştü bana. Bir tarihsel kişiyi ele alırken sürekli söylenen 'onu, dönemi ve koşulları içinde ele almalı vb..' önermesinin lafzi bir yaklaşım olmaktan çıkıp önermenin uygulanışının ustalıklı bir örneği olarak bakış açımı zenginleştirdiğini söylemeliyim. Kısaca kitabın önermesi şuydu: Aziz Paulus'u anlamanın yolu onu var eden düşünce köklerinin tarihselliği kavrandığında anlaşılabilir. Aziz Paulus'u ise 3 tarihsel birikim alanı kuşatıyordu: Yahudi kökenli oluşu nedeniyle zengin bir Yahudi kültürü, Roma vatandaşı olması nedeniyle Latin kültürü ve kuşkusuz Şam, Antakya, Selanik, Efes vb.. gibi kentlere seyahatleri nedeniyle derinlikli bir Helenistik kültür. Öyle ki, bir kimse bir aziz olsa dahi bütün faaliyeti büyük ölçüde onu çevreleyen kültür alanının derinliği ya da sınırlarıyla belirleniyordu.

 

Bizde ve sanırım tüm ortodoks marksist gelenekte-yazında Lenin elbette çok saygın bir yere sahip. Bıraktığı ideolojik-tarihsel miras ve mücadelesi bu saygıyı fazlasıyla hakediyor. Fakat Lenin üzerine yapılan çalışmalarda onun düşünsel kökenlerinin, Narodnik-Tkaçevist kökleriyle ilgili yeterli değerlendirmelerin yapıldığı pek söylenemez. Bu sadece bizde değil bir bütün olarak ortodoks gelenekte, üzerinde pek düşünülen bir konu gibi görünmüyor. Lenin'in düşünce köklerinin Narodnik-Tkaçevist yanı incelenirken hakim iki temel yaklaşım görülüyor: İlki,onu ağabeyi Alexander'in intikamını almaya çalışan bir intikam heveslisi (dolayısıyla Lenin bu geçmişten sadece intikam hissini devralmış oluyor!!) şeklinde resmeden yaklaşım ki bunun ciddiye alınması pek olası görülmüyor. Diğeri ise Narodnik-Tkaçevist geçmişten salt mücadele ruhu ve fedakarlığı aldığıyla ilgili olanı ki, bir önceki yaklaşıma göre her ne kadar yapıcı ve geçmişi sahiplenici olsa da siyasi içeriği sınırlı olduğundan ele almaya çalıştığımız yaklaşımla karşılaştırıldığında eksikli bir perspektif sunduğu görülüyor.. O halde Lenin, Narodnik-Tkaçevist geçmişten neyi miras aldı?

 

Verba Yayıncılık tarafından yayınlanan İlk Bolşevik Pyotr Tkaçev isimli kitap Lenin'in düşünce kökleriyle ilgili önemli bir boşluğu doldurmaya aday gibi görülüyor.. Kitap, genelde 19.yy. Rus devrimci kuşağını, özelde ise Pyotr Tkaçev'i sadece mücadele ruhu ve fedakarlıkları açısından ele almıyor, Lenin'in en önemli kavramlarının (başta kendini işçi sınıfının davasına adamış seçkinlerden oluşan bir organizasyon olarak parti, prolertarya diktaörlüğü, halkçılıkla marksizm arasına çekilen çok net çizgi vb..) Rus devrimci Pyotr Tkaçev'e çok şey borçlu olduğunu saptıyor. Bu nedenle Pyotr Tkaçev, İlk Bolşevik ismini de gerçekten hakediyor. Bu açıdan bakıldığında Yalçın Küçük'ün Lenin-Narodnizm ilişkisi üzerine yazdıkları gerçekten değerlidir: '..Narodnizm müdahaleciliktir... Ne Yapmalı?nın Marx'ı yok olmaktan kurtardığına inanıyorum.. Lenin, Narodnizm'i irdelerken, amaçları için çok geniş kütle ve katmanları toplamaya çalıştıklarını, ancak bunun yanlış olmamak bir yana en önemli ve değerli yanları olduğunu'  (2) 'belirtiyor'. Gerçekten de Y. Küçük yazısının devamında Lenin'in Narodnikler için 'yanlışlık teorilerindedir' (a.g.s) dediğini de saptıyor. Narodnik lider Andrei Zhelyabov'un 'tarih yavaş ilerliyor, itmek gerekir' yaklaşımı ortaya konduğunda, tarihin etkin bir özne yoluyla değiştirilmesinin ifadesi olan Lenin'in Ne Yapmalı? adlı eserinin bu geleneğe ne çok şey borçlu olduğu bir kez daha görülmüş olur.

 

Ortodoks yazında-gelenekte Lenin'in Narodnik-Tkaçevist geçmişle olan ilişkisi ele alınırken tüm kurucu figürlerin biricikleştirilmesiyle ilgili o çok aşina olduğumuz yaklaşım  bir kez daha kendini gösterir. Kurucu figürü –babayı- bir etkilenme ilişkisi içinde göstermenin onun biricikliğini zedeleyeceği ve şirk koşmak türünden görülüp mesafeli durulan bir yaklaşım olduğu tüm tarihsel örnekleriyle biliniyor. Kitapta örnekleriyle gösteriliyor ki Sovyet restorasyon döneminin 1930lar ve savaş sonrası döneminden  itibaren diğer 19.yy düşünürleri-aydınlarına gösterilen ilginin Pyoytr Tkaçev'den esirgenmesi ve Pyotr Tkaçev'in adeta suskunluğa mahkum edilmesi bu genel yaklaşımı doğrulayan ve tartışılması gereken oldukça önemli bir konudur. Nitekim 19.yy Rus düşünür-edebiyatçı ve devrimci kuşağına mensup birçok  isme aşinalığımıza rağmen Pyotr Tkaçev isimini bu denli az biliyor oluşumuz, bu mirasın olumsuz bir tezahürü olarak ortaya çıkıyor. Gerçekten de yakın zamana kadar büyük ölçüde ortodoks gelenekle biçimlenen yayıncılığımızın, 19.yy Rus yazınına ait birçok ismin politik-edebi eserlerini yayınlamasına rağmen Pyotr Tkaçev üzerine Türkçe hiçbir kitabın olmayışı Verba Yayıncılık'ın bu çalışmayı Türkçe'ye kazandırmasını daha önemli hale getiriyor.

 

Pyotr Tkaçev kitaptan öyle anlaşılıyor ki bizim için şu açıdan oldukça önemli: Türkiye'de soldan sağa kadar çeşitli siyasal akımları derinden etkileyen popülizm-halkçılık-halk seviciliğine karşı Pyotr Tkaçev çok net bir tavır takınıyor. Aslında buna tavır takınmak sözcüğü pek yeterli olmuyor: Bu akıma siyasal bir 'neşter vurmak' demek çok daha doğru olur. Kendi çağdaşı olan Narodnikler'le girdiği polemiklerde yer yer alaycı ama çoğu kez çok sert bir tonda Narodnikler'in sahip olduğu, halkın romantize edilerek idealleştilip yüceltilmesi  eğilimine karşı şiddetli bir tutum alıyor. Bizde, kökleri yüzyıl başına dek uzanan ve Cumhuriyet'le beraber köy edebiyatı-köy enstitüleri eliyle güçlenen; 1970'li yıllarda sol hareket eliyle köylüye-halka gitme söylemiyle teorik çerçevesi de oluşturulan bir 'halk romantizmi' gerçeği inkar edilemez. (Marksizmin, halkçılıkla olan ilişkisi Türkiye solunda halen yapısal olarak hesaplaşılan bir alan olamadı.) Lenin'in ilk çalışmalarının (Halkın Dostları Kimlerdir ve Sosyal Demokratlara Karşı Nasıl Savaşırlar? ve Rusyada Kapitalizmin Gelişmesi) halkçıkla marksizm arasındaki kopuşu sağlamaya yönelik ısrarlı bir çabanın ürünü olduğunu biliyoruz. Aslında popülizmin-halk seviciliğinin seslendirdiği 'halkın değerleri - halkın bilgeliği - halkın erdemleri- halkın cesareti..’ vb. (N.Hikmet'in Türk Köylüsü şiirindeki ...topraktan öğrenip / kitapsız bilendir.. dizeleri, benzer bir iyimserliğin ifadesidir) gibi sloganların son derece romantik iyimserliğinin ilk kırılmada -  dönemeçte çoğu kez yerini derin bir  kötümserliğe bırakması hemen hepimizin tanıklığındadır. Bu sloganların bu tür dönemeçlerde -kırılmalarda birçok kez yerini  'bu halk adam olmaz - bırakın sürünsünler, akılları başlarını gelsin - bu halk için mi? değmez..’ gibi yaklaşımlara bırakması aslında son derece zıt gibi görülen bu iki tutumun özünde ne kadar aynılaştığını gösteriyor. Halkı son derece metafizik bir yaklaşımla her iki türden bir aşkınsallıkla yorumlama eğiliminden hareket eden, birbirine zıt gibi görülen bir aynılıktır aslında buna yol açan. Her iki durumda da halk, ne bildiği bilinmeyen bir bilge olarak tarif ediliyor. Halkçılıkla marksizm arasındaki ayrımın yeterince yapılmayışının bu türden savrulmaları kolaylaştırdığı düşünülmelidir. Aslında, gerçekte olmayan bu 'olumlu' değerler-erdemler söyleminin ilk dönemeçte-kırılmada bu erdemlerden yoksun olma, olumsuz söylemine dönüşmesi bu ayrımın yeterince yapılamamasından da kaynaklanıyor. Oysa halk kendi başına ne kötüdür ne de erdemli. Sadece belli tarihsel koşulların ürünüdür.. İlk Bolşevik Pyotr Tkaçev kitabından, halkın tarihsel bir doğrulayıcı olduğu ve özellikle bizim gibi ülkelerde son ana kadar siyasete fiilen ilgi göstermeyeceğini de öğrenmiş oluyoruz. Tkaçev'in '..Halkın ortalama temsilcisi hissiyattan yoksun bireydir.. Yüzlerce yıllık kölelik düzeni Ruslarda kölece dürtüleri teşvik etmiştir: ketumluk, döneklik yalakalık.. Rus halkının enerjisinin dumura uğramasına neden olmuştur... Tabiatları gereği ağır kanlıdırlar, coşkularına dair umut beslemek imkansızdır. İtidalli edilgenlikleri salyangozun sert kabuğu gibidir' ya da '..Halkı kendi haline bırakırsanız yeni hiçbir şey inşa etmezler' ya da '..Halk kendisi için neyin iyi olduğunu anlamaz, onlar için gerçekten iyi olan şeyi yapmaya zorlanmaları gerekir' sözleri Tkaçev'in Lenin'e  olan katkısı kadar bugün için de ne denli önemli bir düşünür olduğunu gösteriyor. Ancak bu durum bir devrimci olan Pyotr Tkaçev'i halka inançsızlığa götürmüyor. Onların devrimci enerjisine inancı nedeniyle devrimcidir zaten Tkaçev. Nitekim kitabın önsözünde Aleeddin Şenel '..Sömürünün ve eşitsizlikçi ilişkilerin kitlelerde yaratıp biriktirdiği mutsuzlukla gösterilebilecek 'öfke patlamaları', yapıcı ve yaratıcı olmaktan çok yok edici ve yıkıcı olma eğilimindedir. Devrimciler öfke patlamalarını, ancak sıradışı durumlarda, örneğin devletin savaş alanında ardarda üç yenilgisiyle ondan korkmamaya başladıklarında devlete, burjuvaziye karşı yönlendirilebilirler' (3) (İlk Bolşevik Pyotr Tkaçev, sf.13, Verba Yayıncılık) saptamasını yaparak, Tkaçev'in halkın devrimci enerjisine olan inancını ortaya koyuyor.

 

Kitabın yazarının Amerikan sosyalbilim geleneğinden geliyor oluşu onun anti-marksist, anti-sovyet ve anti-stalinci yaklaşımlarını anlaşılır kılıyor. Yazarın bu yaklaşımına eleştirel bir mesafe koymak adına Aleeddin Şenel yazdığı önsözle kitabın yazarının mensubu olduğu gelenek ve kitabın 1960'ların soğuk savaş atmosferinde yazılmasının oluşturduğu sakıncalar konusunda okuru uyarmış; ancak kitabın değerini yine de teslim etmiş görülüyor. Gerçekten de uluslararası literatürde Pyotr Tkaçev hakkında saptayabildiğimiz birisi Albert L.Weeks'in İlk Bolşevik Pyotr Tkaçev isimli kitabı dışında  sadece bir kitaba daha rastlamamız kitabın Türkçe'ye kazandırılmasını daha da değerli hale getiriyor.

                                                         

Faruk Temizaltın

 

  1. Tarsuslu Paulus'un Üç Dünyası, Richard Wallece - Wynne Williams, Homer Kitabevi, İstanbul, 2012
  2. Sol Müdahale,Yalçın Küçük, Salyangoz Yayınları, İstanbul, 2007, sf.155

    3-  İlk Bolşevik, Pyotr Tkaçev, Albert L.Weeks, Verba Yayıncılık, 2018, sf.13


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 16.02.2019

    DEVAM: Değerli Özdemir, bu batılı sözde siyaset alimleri insandan ve toplumdan kopuk yaşadıkları, toplum içine çıktıklarında da bir tür pop star muamelesi gördükleri için ne dünyayı biliyorlar ne toplum dinamiklerini ne temel insani yasaları. Örneğin çoğu dışardan bakıp mazlum görüyor, 1990'dan beri ayrı toprakları, devleti olan, en başta Kürtler olmak üzere 50 binden fazla insanı öldürmüş, öldürtmüş PKK-HDP'yi sol güç olarak görüp, onu destekliyor. Sevsinler onların filozofluğunu. Her neyse link de burada. Sevgiler, saygılar. http://www.gercekedebiyat.com/haber-detay/marksizm-cok-uzun-zamandir-devrimci-degil-kaan-arslanoglu/205

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 16.02.2019

    Yok değerli Evin Özdemir, esprim sizin yorumun İngilizce oluşunaydı. Kaç kişi anlayacak da yorum yazacak, ona göndermeydi. Sıkı okurlarımızı tenzih ederim, pek çok insan Türkçe yazıları okuyup anlayamıyor artık. Öte yandan Y, Küçük demiş diye bir görüşün değeri kaybolmuyor. Ben de çok önceleri demiştim, Lenin olmasa Marksizm bir entel eğlencesi olarak kalırdı, diye. Başkaları da buna benzer şeyler söylediler benden önce. Ben artık Marksist değilim. Bunun gerekçelerini defalarca yazdım. İlklerinden birinin linkini koyayım. Ama Lenin'le, Mao ile, Stalin ile bu deneyim yaşanmalıydı. Çok olumlu şeyler de yapıldı ama sistem çöktü. Bu çöküş elbette tesadüfi veya dönemsel siyasi çalkantıların sonucu değildi. Chomsky'e gelince. Bence sadece dil alanında büyüktür, siyasette pek çok Batılı sözde düşünür gibi işe yaramaz. Bunlara portakal orada kal demek lazım. Amerikan, Avrupa şımarıklığını sağda çekiyoruz, alıştık, solda çekmeyelim bari.. Devam edecek ++++

  • EVİN ÖZDEMİR

    EVİN ÖZDEMİR 15.02.2019

    Değerli KA, (öyle ima ettiğinizi varsayarak) sizinkiler ya da başkaları her ne kadar Chomsky'i ciddiye almasalar veya ona cevap verme tenezzülünde bulunmasalar da, ekim devrimi konusundaki söylemleri Marxist sol ana akım ile tutarlı olduğundan, onun göz ardı edilemeyecek bir düşünür ve değerli bir bilimadamı olduğunu düşünüyorum. Chomsky'nin "her biri herkesten daha sol" cenahtaki her bir fraksiyon için neden bu denli itibarsız olduğunu da anlayamıyorum. Saygılarımla.

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 14.02.2019

    Değerli Evin Özdemir, bizimkiler ya da başkaları Chomsky'den alıntılandığınız bu laf üstüne hadi bir laf koysunlar bakalım, görelim. :) :) Belki ben bir iki laf etmeye çalışırım bir süre sonra. :) :) Teşekkürler.

  • EVİN ÖZDEMİR

    EVİN ÖZDEMİR 14.02.2019

    3) ".... moved at once to eliminate the organs of workers control. Now that meant he was moving to destroy socialism if socialism has as its core "workers control over production". The Soviets in the factory councils were instruments of workers control and you could say they're defective instruments, it's never to be worked out better and so on... But they were the instruments that have been developed in the course of popular struggle to implement basically workers control........" Noam Chomsky. (Özetle ekim devrimi sağcı bir devrimmiş. Ana akım Marksizm ile tek alakası tersi olmasıymış.) https://youtu.be/jxhT9EVj9Kk

  • EVİN ÖZDEMİR

    EVİN ÖZDEMİR 14.02.2019

    "...... mainstream sort of -I would say- left Marxists. From this point of view, Bolshevism was a right-wing deviation. ......... . Then Lenin took power in October 1917 and what it's called a revolution but in my view ought to be called a coup -or revolution if you want to call it that-. One of the things that followed it was the immediate moves to destroy the Soviets and the factory councils. Those were some of the first moves of Lenin and Trotsky after they took the state power. In fact if you look at what Lenin wrote after that period or did, you'll find it's a reversion to the earlier position. This sort of left deviation is that a deviation you could ask why. In my view it was just opportunistic. He knew that in order to gain power, he was going to have to go along with the popular currents that were developing which were in fact spontaneous and libertarian and socialist. ...... . Whatever your interpretation is when he took the power he regarded the former vanguardism and...."

  • EVİN ÖZDEMİR

    EVİN ÖZDEMİR 14.02.2019

    1) "So what was Leninism? Lenin was a right wing deviation of the socialist movement and he was so regarded by the mainstream Marxists. We have forgotten who the mainstream Marxists were because they lost. But if you go back to that period, the mainstream Marxists were people like for example Antonie Pannekoek who was head of education for the Marxist movement. He is one of the people who later Lenin denounced as an infantile leftist but he was one of the leading intellectuals of the actual Marxist movement.  Rosa Luxembourg was another mainstream Marxist and there were others and they were very critical. Trotsky was one up until 1917. They were all very critical of Leninism because  of what they regarded this as opportunistic vanguardism. The idea that the radical intelligentsia were going to exploit popular movements to seize state power and then to use that power whip the population into the society that they chose. That was quite inconsistent with Marxism as understood by the....."

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 12.02.2019

    Kitabı okumadım. Ama anlatılan kişi ve konusu açısından önemli bir kitap gibi duruyor. Sadece arkadaşımın bu tanıtım makalesini okuduğum için, ona birkaç diyeceğim var. Öncü ile halk arasındaki ilişkide durulacak doğru nokta neresidir sorunsalı henüz çözülmüş bir mesele değil. Bence hiçbir zaman da çözülmeyecek. Uygulama içinde deneme yanılmayla, rastlantılarla nadiren en doğru nokta yakalansa da bu hep geçici oluyor. Çözümü bence işin doğası engelliyor. Sıradan insanlar kendilerini yönetemez ve geridir. Öncüler ise baştan ne kadar onları temsil için, onların hakları için öne çıksalar da, bir süre sonra kendileri için çalışmaya başlarlar. DEVAM.++++

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 12.02.2019

    DEVAM: Lenin’in gerçekçi siyaset açısından Narodniklerden önde olduğu açıktır. Temizaltın'ın buna vurgu yapması da bence doğru. Bu gerçekçilik olmasaydı devrim de olmazdı. Ama devrim yapmakla bu işin çözüldüğünü, Lenin’in haklı çıktığını söylemeye getiriyor ise Temizaltın, bu bence yanlış. Sosyalist sistemin birçok olumluluğunu ben de kabul edip, dile getirsem de Lenin döneminde başlamıştı halka ve işçi sınıfına rağmen, onlara karşı onlar için sosyalizm. Stalin döneminde halk için uygulamalarla halk düşmanı uygulamalar yarışır hale geldi ve sonunda ikincisi baskın çıktı. Bu deneyi ne kadar acılı olsa da insanlığın yaşaması gerekiyordu. Yaşandı. Ama sorun ortada duruyor. DEVAM +++

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 12.02.2019

    Yalçın Küçük referansı ise büsbütün talihsiz olmuş. 80 öncesi halkçı-devrimci romantizm dönemi bitti çoktan. 80 sonrası halk düşmanı sol anlayış geldi ve onların gözboyayıcı edebiyat kalıntıları dışında halka yönelik bir sevgileri, idealizmleri kalmadı. Y. Küçük’ten gidelim.. (çoğu sol lider aynı anlayıştadır günümüzde) PKK’ya “büyük şehirlerde etkili eylemler yapmalıdır” tavsiyesinde bulunarak kitle katliamı teşvikçiliği noktasına dek gelmişlerdir. Nerede burada halkçı romantizm? Halkçı romantik olmayalım da halk düşmanı da olmayalım. Aynı Y. Küçük, PKK’yı ileri devrimci örgüt, Öcalan’ı yaşayan en büyük devrimci lider ilan etmişti. PKK Kürtleri öldüre öldüre güçlendi ve hala gücünü Kürtleri öldürmeye devama borçlu. Öcalan’ın Kürtler hakkındaki aşağılayıcı laflarını hiçbir Kemalist lider sarf etmemiştir.. gibi.. Ben kitabı okuduğumda bu ön bilgilerle okuyacağım. Tabii herkes kendi bildiği gibi okuyacaktır. Her koşulda okumak iyidir. :) SON

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.