Mustafa Celalettin Paşa’nın “Eski ve Modern Türkler”i..

Mustafa Celalettin Paşa’nın “Eski ve Modern Türkler”i..

Nazım Hikmet’in annesinin dedesi. 1848 Avrupa devrimlerinin bastırılması sonrası Rusların elinden kaçıp Osmanlı’ya sığınan bir Polonyalı. Yüksek zekası ve üstün cesaretiyle Korgeneralliğe kadar yükselene dek savaş meydanlarında beş kez yaralanmış, altıncısında elli yaşında şehit düşmüş. Gözüpek bir asker, ama bunun dışında resim yaparmış, Türk tarihi, siyaseti, dili üstüne kitaplar yazarmış.

Elimizdeki kitap Türklerin kökeni, eski tarihi, dili üstüne kapsamlı ve ciddi bir çalışma. Avrupa kaynaklı olarak yoğunlaşan “Türk barbarlığı, Türk ilkelliği” propagandasına karşı Türklüğü savunan, uygarlığın kaynağında Türk’ü gösteren bir çalışma. Ayrıca Osmanlı reformlarını inceliyor, padişaha ve iktidara yeni ve köklü reform önerileri getiriyor.

Hayli yoğun okumaya dayanan Türklerin kökeni ve eski tarihi konusundaki çıkarımları her ne kadar sağlam bir yöntemle ele alındığı izlenimi vermese de yabana atılacak gibi de değil. Bazı bilgi ve önermelerin doğruluğunu sınayacak donanımda da değilim.

Aynı şeyi dil konusunda da söylemek mümkün. Ancak Batı dillerine (Latince, Fransızca, Yunanca) Türkçe etkisi üzerine yaptığı çalışma çığır açıcı ve sanırım bu konuda açık arayla bir ilk. Ben Bedros Efendi Keresteciyan’ın 1912 baskılı sözlüğünü ilk kapsamlı çalışma olarak biliyordum, ancak Celalettin Paşa’nınki çok daha eski, 1869 ilk basımlı. Yöntem ve bilgi hatalarına o tarih açısından bakılmalı.

Mustafa Celalettin Paşa’nın bu kitabı gerçi bir sözlük veya tek başına dil kitabı değil, ancak 311 sayfalık eserin üçte birine yakın bölümü dile ayrılmış. Bine yakın Türkçe sözcüğün yabancı dillerdeki benzer karşılığı veriliyor. Verdiği örneklerin hepsini doğru bulamayız, hayli fire verecektir. Ancak bunlardan üçte birine yakın kısmını biz kendi kitabımızda (Eleştirel Bakışla Güneş-Dil Kuramı ve İlk Güneş-Dil Sözlüğü) yazmıştık. (Başka basılı kaynaklardan okuyarak ya da kendimiz bularak) Sanırım bu kitaptan en az 50-60 ek daha yapmamız gerekecek. Bizim açımızdan son derece değerli bir kaynak.

BU VESİLEYLE BAZI NOTLAR:

Cumhuriyet elbette gözbebeğimiz ve padişahlıktan kıyaslanmayacak derecede üstün bir rejim. Ancak bu, kendi mirasımızı reddetmemizi, bu mirasa hor bakmamızı gerektirmez. Osmanlı’nın özellikle çöküş döneminde büyük yozlaşma yaşanmış ama birçok iyi iş de yapılmış. Reform çabaları ve kaydedilen ilerlemeler yetersiz de kalsa bizim şu anki kazanımlarımızın temellerini atmış. Çok da esaslı aydınlar, siyasetçiler yetiştirmişiz. Mustafa Kemal böyle bir ortamda ortaya çıkmış, uzaydan gönderilmemiş. (Atatürk bu kitabı okumuş, önemsemiş, birçok cümlenin altını çizmiş. Kitapta o notlar da var.)

Osmanlı’nın siyasi mültecilere (ve geleneksel olarak her türden mülteciye) kucak açması kutlanacak bir devlet adabı. Bunların bazılarının Osmanlı’yı kendi vatanı olarak kabul etmesi, o kültürü burada bulması, hafife alınacak bir değer değil. Mustafa Celalettin Paşa çok sayıda örnekten yalnızca biri, Osmanlı ordusunda, bürokrasisininde Polonyalı ve başka asıllı başka paşalar da var.

Bizde Türk dili üstüne çalışmaların genellikle Türk asıllı olmayanlarca geliştirilmesi de ayrı bir ilginçlik. Türkiye Türklerinin kendi dillerine ilgisizliği geleneği devam ediyor.

Ve son bir şey: Paşa Polonyalıların azılı düşmanı olduğu için ve onların baskısı ve zulmünden kaçtığından dolayı dış güçler içinde özellikle Ruslara diş biliyor.  Avrupalıları uyarıyor; dünyanın en büyük gücü, en büyük tehlikesi Ruslar olacak! Buna karşı en iyi mücadeleyi Osmanlı yapabilir. Gelin Osmanlı’ya düşmanlık yapmayın, onları Ruslara karşı destekleyin… Dünyanın en büyük gücünün, hele Avrupa’yı merkez alarak düşünürsek, kitabı yazdıktan 70 yıl sonra Ruslar olması.. (gerçi Çarlık altında değil, sosyalist sistemle) o öngörünün ne kadar isabetli çıktığını gösteriyor.

Torununun Türklerden kaçıp Ruslara sığınması ise bambaşka bir hayat cilvesi…

Kaan Arslanoğlu

Kaynak Yayınları.. 2014.. 311 sayfa

Fransızcadan çeviri ve açıklamalar: Güven Beker

Not / Çevirmenin aşağıdaki yorumuna benim cevabım: Değerli Güven Beker, tanıştığımıza memnun oldum cidden. Kitaptan dolayı kutlarım sizi. Ayrıca meslektaşmışız. Kitaba bir daha baktım, Prusya-Rusya konusunda dediğiniz doğru. Fakat P-rusya'dan "P"yi çıkarın ne kalır? Rusya. :) :) Kitabın 14. sayfa ilk paragrafına takılmışım. Oradan bu anlamı çıkarmışım. Bir de Osmanlı'ya Mustafa Celalettin Paşa'yı azletmeleri için sürekli bir Rus diplomasisi baskısı var ya.. oradan.. Ama düzeltelim: Lehistan, Habsburg-Prusya ile Rusya arasında bölüşülmüşmüş o dönem. İsyanı da birlikte bastırmışlar. Ama Konstanty Borzecki, Prusyalılara ait bölgedeymiş ve onların elinden kaçmış. Uçakta kitap okuyup, not alınca böyle oluyor. Siz ve okurlar kusuruma bakmasın. Benden de sevgiler ve saygılar..


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • Günel Altıntaş

    Günel Altıntaş 20.11.2019

    Sığınmacılar, devlet güçlüyken sorun olmuyor, yararlı bile oluyor. Ancak işler ters gitmeye başlayınca, basbayağı düşman oluyorlar. Kurtuluş Savaşı süresince yerli Rumların sokakları Yunan bayraklarıyla donatmaları, çeteler kurup halkı soymaları ve katletmeleri en yakın örnek. Şimdi Suriyeliler de sığınıyorlar. Devlet güçlü olduğu sürece sorun olmayabilir. Ama yarın ülkemizde çıkarılacak anarşinin, terörün tabanını oluşturmaları çok mümkün. Bu notu şu cümleniz için yazdım: Osmanlı’nın siyasi mültecilere (ve geleneksel olarak her türden mülteciye) kucak açması kutlanacak bir devlet adabı.

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 14.11.2019

    Değerli Güven Beker, tanıştığımıza memnun oldum cidden. Kitaptan dolayı kutlarım sizi. Ayrıca meslektaşmışız. Kitaba bir daha baktım, Prusya-Rusya konusunda dediğiniz doğru. Fakat P-rusya'dan "P"yi çıkarın ne kalır? Rusya. :) :) Kitabın 14. sayfa ilk paragrafına takılmışım. Oradan bu anlamı çıkarmışım. Bir de Osmanlı'ya Mustafa Celalettin Paşa'yı azletmeleri için sürekli bir Rus diplomasisi baskısı var ya.. oradan.. Ama düzeltelim: Lehistan, Habsburg-Prusya ile Rusya arasında bölüşülmüşmüş o dönem. İsyanı da birlikte bastırmışlar. Ama Konstanty Borzecki, Prusyalılara ait bölgedeymiş ve onların elinden kaçmış. Uçakta kitap okuyup, not alınca böyle oluyor. Siz ve okurlar kusuruma bakmasın. Benden de sevgiler ve saygılar..

  • Güven BEKER

    Güven BEKER 14.11.2019

    Sayın Kaan Arslanoğlu, Kitapla ilgilenmeniz beni sevindirdi. Dediğiniz gibi bir yabancının Türkçe’ye bu kadar vakıf olması da ilginç, zaten kitabı okuyan Türkolog arkadaşlarımdan aldığım geri dönüşlerde de, bu kişinin Türkçe’ye bu kadar hakim olması için Türkoloji okumuş olması lâzım olduğu belirtiliyordu ( o tarihte dünyada Türkoloji kürsüsü yok tabii). Güneş- Dil Kuramı kitabınızın 2.baskısını okumuştum, dediğiniz gibi Paşa’nın kitabından eklemeler gerekecek! Bir de ufak düzeltme yapayım, Mustafa Celâlettin (Konstanti Borjeski) Ruslardan değil Prusyalılardan kaçarak Osmanlı’ya sığınmıştı. Sevgi ve saygılarımla. Dr Güven BEKER İç Hast Uzmanı Kitabın çevirmeni

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.