Kanayan Kadın, Kirlenme ve Yaygara - Cahil medyanın bir linci daha -

Kanayan Kadın, Kirlenme ve Yaygara - Cahil medyanın bir linci daha -

Evet, aynı Amerikan kovboy filmlerindeki gibi. Çoğunluğun ‘vurun, öldürün’e benzeyen kışkırtıcı haykırışları var, o kadar. Günü yaşamak var, ânı yaşamak var, şıpınişi akıntıya atlamak var. Çünkü görünüşteki, yüzeydeki ilericilik, akıntıya atlamakta. Oysa Boğaz çocukları iyi bilirler, sudaki akıntılar yalnız yüzey akıntıları değildir, dip akıntıları da vardır. Yüzeyde başka görünür suyun akıntısı, derinde tersi yöndedir. İnternette yapacağınız kısacık bir araştırmada bile, kadının âdet döneminde bulunduğu günlerde yaşanacak cinsel ilişkilerde kadının da erkeğin de mikroplara karşı daha güçsüz durumda olduğu, üstelik yıkanmanın, hele de sıcak suyun kanamayı daha da artırdığı bilgileriyle karşılaşırsınız. Bunun yanına, 50-100 yıl öncesine kadarki yıkanma koşullarını da ekleyin. Karşınıza, kanayan ama temizlenemeyen kadın çıkar. Temizlenemeyene de, bütün dillerde başka başka sözcüklerle de olsa, aynı kavramla ‘kirli’ denir. ‘Kirli’ sözcüğü, o kanamalı günlerde erkeği kadından uzak tutmak için bulunmuş ve gerçeği en doğru veren, en akıllıca, en saygılı sözcüktür de.


     Bu kez, “bir delinin bir kuyuya kırk akıllının çıkaramayacağı bir taş atması” rolünü Hürriyet gazetesinden Elvan Yarma oynamış.

     Türk Dil Kurumu Sözlüğünde ‘kirli’ sözcüğünün anlamlarından biri olarak     “Aybaşı durumunda bulunan (kadın)” yazdığını, kurumu ayıplayarak haberleştirmiş. (http://www.hurriyet.com.tr/tdk-regl-olan-kadina-tanim-kirli-40097894)

     Ama bu taşın çıkarılması çok kolay. Zaten tam, ‘koyu bilgisizlik’ deyip geçecekken, haberinin altındaki ilk yorum çarpmaz mı gözünüze? Soyadını Shafak biçiminde  yazmaya meraklı romancımız “çok yanlış” diye buyurmuş yorumundaki saçma sapan sözlük bilgisiyle. Fakat bu yorumcunun kimliği önemli. Elif Şafak benim adımın benim bildiğim, kullanageldiğim adım olduğunu söylese, adımdan bile kuşkulanırım. En azından, “Bu şimdi bunu niye söyledi” diye kuşkulanırım. (Neden diye soracak olanlara, onun Baba ve Piç romanını didik didik incelediğimi, bulgularımı da sayfalar dolusu bir yazıyla Yelkovan dergisinin 1. sayısında yayımladığımı belirteyim.)

      “Tepkiler çığ gibi büyüyor”muş, kadın hakları savunucusu CHP’li milletvekili ‘kirli’ kelimesinin karşılığına regl olan kadınları koyan Türk Dil Kurumu’na tepki göstermiş, “Asıl kirli olan kendileri” demiş.

      Ayşe Sucu demiş ki: “Zihniyet mi değişti?” (http://www.sozcu.com.tr/hayatim/yasam-haberleri/tdkya-tepkiler-cig-gibi-buyuyor/)

Rahşan Gülşan ne demiş: “TDK'ya çöreklenmiş olan ve hayata baktıkları yer belli olan kimseler yine yapmış yapacağını.” (http://www.sozcu.com.tr/2016/yazarlar/rahsan-gulsan/aybasi-degil-regl-ayrica-kirli-sensin-tdk-1215025/)

Bir tanım da biz verelim. TDK’nın sözlüğü olarak, bağımsız dernek olan gerçek TDK kapatılmadan önce yayımlanmış Türkçe Sözlük’ün 1983 baskısı, o yıldan beri elimin altında durur, sonraki baskıları ise ne merak eder ne de kullanırım. Tanımı da, kullanmaya doyamadığım o sözlükten vereceğim:

Velvele: “Ar.” kısaltmasıyla Arapça olduğu belirtilmiş önce sözcüğün. “Gürültü, bağrışma,” denmiş anlamı için. Bence yetmez. Çünkü ‘velvele’nin kullanımında başka bir çağrışım da var ve o çağrışımdaki olasılık imgelemde, gürültünün kendisinden de önce beliriyor sanki.

Ne olasılığı o?

Gürültünün, bağrışmanın haklı ve doğru dürüst bir temele dayanmıyor olabileceği.

 

‘Kirli’nin Karşısındaki Tanım Yeni Değil, Yanlış Hiç Değil

Elimde TDK’nın 1974 basımı Türkçe Sözlük’üde var. Onda da ‘kirlenmek’ ve ‘kirli’ karşısında aynı tanımlar var. İlerici, öztürkçeci Dil Derneği’nin sözlüğüne bakın, aynı tanımı onda da görürsünüz. Ali Püsküllüoğlu’nunTürkçe Sözlük’üne bakın, onda da böyledir. Hepsi, eski-gerçek TDK’nın tanımını –haydi kopyalamış demeyelim– benimsemiş, kendi çalışmalarına olduğu gibi almışlardır. Diyeceğim, sözlüklerin zihniyeti değişmemiş. Sözlükler işlevlerini yapmaya çalışmışlar. Değişen, halkımızın ve aydınımızın zihniyeti. Akıntıya kapılmak, hazırcılık, bilmeden konuşmak, ilericiliğin, cinsiyet ayrımcılığına karşı çıkmanın, düşünmeden, araştırmadan yapılabilecek bir şey olduğunu sanmak.

Gazeteci Nilay Örnek demiş ki: “Hayatım boyunca regl ve regl olmuş kadınla ilgili pek çok esprili/esprisiz ifade duymuşumdur ama ‘Ben kirlendim’ diyen bir kadın duymadım açıkçası! Hani duysam da ‘regl’ anlamam o ayrı!” (http://www.sozcu.com.tr/hayatim/yasam-haberleri/tdkya-tepkiler-cig-gibi-buyuyor/)

Nilay Örnek’in annesi dilerim yaşıyordur. Bir sormasını öneririm. Annesi yoksa teyzesine, halasına, sorsun. Mutlaka sözlükleri doğrulayan kadınlar çıkacaktır. Nilay Örnek, “duysam da regl diye anlamam” diyor ya, işte sözlükler onun için var. Anlamadığında ya da yanlış anladığında ‘kirli, kirlenmek’ halkının dilinde ne demekmiş, açıp bakacak, halkını anlayacak. Eğer bu tanımı bulamazsa, işte o zaman haklı olarak sözlüğe kızacak, kızmalı. Evet, o zaman kızmalı.  “Halkım bir söz kullanıyor, ben o sözün halkımın kullandığı anlamını bulmak için sözlüğe bakıyorum, ama sözlük o anlamı saptamamış. Eksik bir sözlük bu!” demeli.

Hulki Aktunç’un argo sözlüğüne bakmış da, orda da görememiş! Dilini bilen biri o kullanımın argo olmadığını da sezmeli, ölçünlü/standart dilin sözlüklerine bakmalı. Argo sözlüğünde ne arasın ölçünlü dilin kirlenmek sözcüğü a Nilay Örnek!.. Bu yanlışın, senin ne kadar az sözlük kullandığını gösteriyor.

Azıcık büyüyecek olunca bile “N’oluyoruz, biz hep küçük olurduk” diyerek kendilerinden kuşkulanıp çat diye ortadan ikiye, sonra üçe bölünen komünistlerin “ilerihaber” ve “sol.org.tr” adlı siteleri de yaptıkları haberde TDK’yı ve sözlüğü suçlamışlar. Araştırmaya, hattâ sözlüğün işlevinin ne olduğunu düşünmeye gerek duymadan. (http://ilerihaber.org/icerik/tdk-kirli-kelimesini-regl-donemindeki-kadin-olarak-tanimladi-54001.html) ve

(http://haber.sol.org.tr/toplum/tdkdan-tepki-ceken-regl-tanimi-154587)

Hey gidi, dilde yazımda bir zamanların pusulası Cumhuriyet gazetesi… O da atlamış akıntıya: “TDK'den tepki çeken 'regl' tanımı. Türk Dil Kurumu (TDK) ‘kirli’ kelimesinin sözlük anlamına ‘Aybaşı durumunda bulunan (kadın)’ yazdı.” (http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/525944/TDK_den_tepki_ceken__regl__tanimi.html)

Cumhuriyet’in kapıları Atatürkçü ve Öztürkçeci Dil Derneği Başkanı Sevgi Özel’e henüz kapanmamışsa, bence hemen bir yazı yazıp bu yanılgı korosunu susturabilir Sevgi Özel . Bu, bağımsızlığı ortadan kaldırılarak Osmanlıcacılaştırılmış devlet dairesi yeni Türk Dil Kurumu’nu savunmak değil, sözlüğün ne olduğu konusunda yaygın ve tehlikeli bir yanılgıya karşı çıkmaktır çünkü.

ABC Gazetesine demiş: “TDK’ya göre regl olan kadın kirli.” (http://www.abcgazetesi.com/tdkya-gore-regl-olan-kadinkirli-14870h.htm)

Bu başlık, gerçeği doğru da yansıtmıyor, olayın oluş biçimini tersine çevirerek veriyor. Yani tanım regl, âdet, aybaşı maddelerinde değil, ‘kirli, kirlenmek’ maddelerinde. TDK regl olan kadına kirli demiyor, yani Türkçeyi kullanırken ‘kirli, kirlenmek’ denmesini önermiyor, halkın Türkçesinde ‘kirli-kirlenmek’ sözcüklerinin ‘aybaşı-âdet’ anlamlarında kullanıldığını saptıyor. Yani sözlük, işini yapıyor ve doğru yapıyor. Ama konuya böyle linç edilecek bir kaçak yakalamış gibiatlandığında (Aynı Amerikan kovboy filmlerindeki gibi), ne yazık ki kaş yapayım derken göz çıkarılıyor.

Aydınlık da kurtaramamış kendini ilericilik olmayan ilericilikten: “Türk Dil Kurumu (TDK) tepki çeken tanımlamalarına bir yenisi daha ekledi. TDK’nın internet sitesinde ‘kirli’ kelimesinin sözlük anlamına “Aybaşı durumunda bulunan (kadın)” yazıldığı ortaya çıktı.” (http://www.aydinlikgazete.com/turkiye/tdkdan-kadina-kirli-tanim-h87113.html)

Sözlüklerin işlevini bilerek konuşan bir tek Haydar Dümen’e rastladım. Ama o da kirli sözcüğünde aşağılama buluyor: “TDK bu durumu (‘bu tanımı, bu anlamı’ demek istiyor) vermek zorunda. Ama böyle bir kavramı TDK’ya hazırlayan toplum suçlu.” (http://www.sozcu.com.tr/hayatim/yasam-haberleri/tdkya-tepkiler-cig-gibi-buyuyor/)

 

Sözlük Nedir, Ne İş Görür?

Şimdi gelin, ‘sözlük’ denen bilgi kaynağının işlevine, tanımından bakalım.

Sözlük: Bir dilin bütün ya da belli bir çağda kullanılmış sözcük ve deyimlerini abece sırasına göre alarak tanımlarını yapan, açıklayan ya da başka dildeki karşılıklarını veren yapıt.

Peki ne yapmış bu sözlük? Şunu saptamış… (Olduğu gibi değil, anlamca aktarıyorum.) Demiş ki: Türkçede ‘kirlenmek’, ‘kirli’ sözcükleri kullanılıyor. Kullanıldığı anlamlardan biri de ‘kadının aybaşı/âdet/regl dönemindeki durumunun adı.”

Sözlük böyle kullanın diye önerme mi yapmış? Hayır. Nereden anlıyoruz? Çünkü ‘aybaşı’ ve ‘âdet’maddelerinin karşılığına ‘kirli’yi, ‘kirlenme’yi koymamış. Neden koymamış? Halkın kullanımını cinsiyet ayrımcısı bulduğundan mı?

Hayır… Sözlükler böyle çalışmazlar, hangi sözün hangi anlamda kullanıldığını bularak dili saptamakla yetinirler. Dili en iyi saptayan sözlük de, en iyi sözlük olur.

Şimdi konunun tanığı olarak konuşuyorum: Annem hep kullanırdı o sözü. Yalnız annem değil, çocuk yaşımda olduğum için öyle konuları yanımda konuşmakta sakınca görmeyen tüm kadınlar da kullanırdı.

Bu yazıda adımı yeni duyacaklar için söylüyorum. Bu da söylenir mi demeyin, ne yazık ki söylenmesi gerektiğine karar verdim. Eğer ortalık velveleye boğulmuşsa, sözünüzü duyurmak için bunu söylemek zorunda kalabiliyorsunuz. Söylemek zorunda kalmanın acısını duyarak söyleyeceğim ise şu:

İşkembeden atmıyorum. Her biri alanında saygın yerlerde yayımlanmış bir sürü dil yazım, o yazıların kimilerinin toplamından oluşan bir de kitabım var. Akıntıya atlayanların hepsi değilse bile büyük bir çoğunluğunun okudukları kitap sayısının, benim evimdeki sözlüklerin sayısına bile ulaşabileceğinden pek umutlu değilim.

Bunu… Evet, ‘o yakaladığınızı öldürmeden önce ne olur, bir susun da beni dinleyin’ anlamında söylüyorum. Bu yazıyı yazarken acıyla duyumsadığım bir şey daha var: Konusunu bilenle tartışmak, konusunu hiç bilmeyenle tartışmaktan çok daha kolaymış. Konusunu bilenle anlaşabilirsiniz ya da anlaşamazsınız. Ama ortada kötü niyet yoksa, iki tartışmacı da içtenlikle gerçeği arıyorsa, ne denli sert de tartışsanız birbirinizin sesini duymaya, birbirinizi anlamaya çalışırsınız. Ama bu kirli/kirlenme gürültüsündekötü niyet olmasa bile,gerçeği merak etmek yok, dinlemek, araştırmak yok.Hattâ tartışmak yok. Karşılıklı atışma var. Kendini ilerici sayan biri yalan yanlış bir haber yazıyor. Bozacının tanığı rolündeki Amerikan romancısı –ona böyle diyebiliriz, çünkü romanlarını Amerikan İngilizcesiyle yazıyor– o haberi şişiren bir yorum yetiştiriyor. ‘Flört’ ve ‘çapulcu’ örneklerindeki tanımlamalarıyla zaten saygınlığı yaralanmış olan sanık, bu yeni olayda ilericiler eliyle tak diye mahkûm ediliveriyor. Evet, aynı Amerikan kovboy filmlerindeki gibi. Çoğunluğun ‘vurun, öldürün’e benzeyen kışkırtıcı haykırışları var, o kadar. Günü yaşamak var, ânı yaşamak var, şıpınişi akıntıya atlamak var. Çünkü görünüşteki, yüzeydeki ilericilik, akıntıya atlamakta.

Oysa Boğaz çocukları iyi bilirler, sudaki akıntılar yalnız yüzey akıntıları değildir, dip akıntıları da vardır. Yüzeyde başka görünür suyun akıntısı, derinde tersi yöndedir.

Gelelim halk Türkçesindeki bu kullanımın suçlanmasına. Bence suçlamadan önce biraz da halkbilimi araştırması yapmak gerekiyor.

İnternette yapacağınız kısacık bir araştırmada bile, kadının âdet döneminde bulunduğu günlerde yaşanacak cinsel ilişkilerde kadının da erkeğin de mikroplara karşı daha güçsüz durumda olduğu, üstelik yıkanmanın, hele de sıcak suyun kanamayı daha da artırdığı bilgileriyle karşılaşırsınız. Bunun yanına, 50-100 yıl öncesine kadarki yıkanma koşullarını da ekleyin. Karşınıza, kanayan ama temizlenemeyen kadın çıkar. Temizlenemeyene de, bütün dillerde başka başka sözcüklerle de olsa, aynı kavramla ‘kirli’ denir. ‘Kirli’ sözcüğü, o kanamalı günlerde erkeği kadından uzak tutmak için bulunmuş ve gerçeği en doğru veren, en akıllıca, en saygılı sözcüktür de. Sevişme temizlik gerektiren bir eylemse, kadının erkeğe, yıkanamadığı için kirli olduğunu söylemesinden daha etkili, daha dürüst bir niteleme de olamaz; kadına saygısız bir niteleme de değildir, çünkü vücut kirinden söz etmektedir, benzetme falan değil, somut gerçektir.

 

“Anlam Kovalar, Biz Kaçarız”

Yine geliyoruz benim dil yazıları toplamı kitabımın adındaki saptamaya:

“Anlam kovalar, biz kaçarız.”

Sonra da, “göçmüş köylülük” dediğim felakete…

Anlamı geciktirmek için kimi sözcükleri değiştiriyoruz. Örneğin cinsel organların adları böyle sözcüklerdendir. Onların yerine tıp dilindeki adlarını kullandığımızda sorun kalmıyor. Fakat anlamından kaçtığımız sözcükler yalnızca cinsel içerikli sözcükler değil. Örneğin dışkılama işinin yapıldığı yerin adı önce ‘hela’ iken, sonra ‘tuvalet’ olmuştur, şimdilerde ‘lavabo’ deniyor. Fakat göçmüş köylülük, içinden geldiği kabalıktan kurtulmak adına kibarlığı abartarak başka türden sözcükleri de kaba bulmaya başlıyor ve değiştirilmesini istiyor. Yasalardan bile o sözcüklerin çıkarılmasını istiyor. Bu tür isteklerin altında aslında kendi aşağılayıcı bakış açısı yatıyor. Sözcüğü değiştirince aşağılamaktan kendini kurtaracağını sanıyor. Oysa onun ötekini aşağılamasına neden olan şey ötekinin adı değil, berikinin, yani göçmüş köylünün kendi bakış açısı.

Örneğin, Çingene sözcüğü. Çingene’ye Çingene denmemesi, yasalarda bile Roman denmesi gibi çözümler aradılar. Çünkü sözcükten korkan, gerçekte anlamdan kaçıyordu sözcükten kaçarken. O sözcüğü kullanırken aşağılamadan kullanmayı bilmiyordu. “Benim için –afedersiniz- Ermeni bile dediler” sözünü, görevi nedeniyle ülkenin en birleştirici olması gereken kişisinin ağzından duymadık mı?..

‘Sakat, kör, sağır, dilsiz’ sözcükleri de bu aşağılamanın kurbanlarıdır. Aşağılamak için kullana kullana ayıp ettiğini en sonunda anlayan ama aşağılamadan kullanmayı bilmeyen –çünkü aşağılamadan anmayı bilmiyor, andığı anda aşağılıyor, sözcüğün suçu yok– göçmüş köylü, o sözcüklerin yerine ‘engelli, görme engelli, işitme engelli, konuşma engelli’ diye yenilerini uydurdu. Bu yeni sözlerin, anlamı dolaştırıp geciktirecek özellikleri kalmadığında ise başka sözler gerekecek. Tıpkı ‘hela’ yerine ‘tuvalet’ geldikten sonra, o da kokmaya başlayınca yerini ‘lavabo’ya bırakması gibi. ‘Roman’ sözcüğü aşağılama çağrışımını geciktiremez olunca, Çingene için bu kez başka sözcük aranacak ama aşağılamadan anmak yine öğrenilemeyecek.

 

Yıkanamamış Olana Ne Denir?

‘Kirli’ye dönersek… Köyünde, hattâ göçebe yaşamının içinde, kanadığı halde yıkanamadığı için kirlenen kadına –kadının kendisi bile– hiç yüksünmeden ‘kirli’ derken, kentte kabalık kompleksiyle kibarlığı abartan göçmüş köylü, anasının diliyle karşılaşınca ayıp bir şeyle karşılaştığını sanıp basar yaygarayı:

“Filanca sözlük kanayan kadına ‘kirli’ diyor. Ne kadar ayıp!”

Yeniden söyleyelim: Önce doğru anlayalım. Sözlük, kanayan kadına kirli demiyor. ‘Kirli’ sözcüğünün halk arasında ‘kanama dönemindeki kadın’ için de kullanıldığını söylüyor. Yanlış mı söylüyor? Hayır. Duymamış olanlar kadın büyüklerine sorsunlar.

Peki halk neden ‘kirli’ diyor? Halkbilimi araştırmasını hak eden bir konu olmasına karşın, kadının o dönemde yıkanamayışı nedeniyle öyle söyleniyor olması, uzaktan bakışla bile hiç de küçük bir olasılık olarak görünmüyor.

Gelin, Arapça ‘velvele’yi bırakıp kanama dönemi, âdet ve aybaşı için ‘kirli-kirlenme’yi kullananların Türkçesine gidip başka bir tanıma bakalım:

Yaygara: Gereksiz olarak yüksek sesle bağırıp çağırma.

Yaygara koparmak: Bağırıp çağırmak.” İlk nitelemeyi de biz eklersek: Gereksiz olarak bağırıp çağırmak.

Peki koparılan yaygara neyi gösteriyor?

Bilgisizliğin gitgide koyulaştığını, yayıldığını; bilmediği konuda konuşmamayı, konuşması gerekiyorsa konusunu öğrenmesi gerektiğini bilmesi gerekenleri de kapsamaya başladığını…

Bir de… Korkunç bir yabancılaşmayı…

 

Olan Olmuş, TDK’yı Yönetenler Korkmuş

Ben bu yazıyı yayına göndermeden önce, korktuğumun bir bölümü başıma gelmiş bile. Korkuyordum, çünkü sözlük bilgisi ve Türkçe bilinci konusunda bu devlet dairesi TDK’nın yöneticilerine hiç mi hiç güvenmiyordum. Nitekim çoğunluk terörü kendilerini hemen yıldırıvermiş. “Kirlinin âdet dönemi anlamındaki kullanımı sürdükçe tanım değişmez” diyerek direniyor gibi yaptıktan sonra demişler ki, “başına ‘mecaz’ açıklaması koyacağız.” (http://www.diken.com.tr/tdk-tepki-ceken-kirli-sozcugu-icin-guncelleme-karari-aldi-bu-tanimlar-halk-arasinda-var-basina-mecaz-ibaresi-eklenecek/)

Yahu mecaz, benzetmenin olduğu yerde olur. Yıkanamamak nedeniyle, –hadi ‘sakat’ yerine ‘engelli’yi kullanmayı sevenlerin sözcüğüyle söyleyelim–kişinin yıkanma engelli olduğu için kirlendiği gibi somut bir gerçeklikte, mecaz nerede!‘Mecaz’ dediğinde somut/maddi kirliliğin değil, ruhtaki, kişilikteki başka bir kirliliğin kastedildiğini söylemiş oluyorsun ki, işte kırk akıllının çıkaramayacağı asıl taşı sen atmış oluyorsun.

TDK hemen vazgeçmeli bu korkusundan. Sağlam durup sözlüğü korumalı. Hani Türk düşmanı olduğunu bilmedikleri Osmanlı’yı pek seviyorlar ya, Osmanlıca’yı sever görünen Elif Şafak’ın, yurt çapında bir TDK düşmanlığı ateşleyecek bu yalan yanlış haberi ilk olumlayan kişi olmasını,Baba ve Piç’i okuyarak sorgulamalarını öneriyorum. Gerekirse Yelkovan dergisinin 1.sayısında bu roman üzerine yayımlanmış yazıları da okuyabilirler.<>

 

Hürriyet Yaşar


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • Elif Aslan

    Elif Aslan 15.03.2017

    Tam da bu nedenle özellikle böyle kelimelerle mücadeleyi anlamlı buluyorum. Dinden ve yaşadığın toplumun kültüründen ayrı bu kelimeleri anlamlandırdığımız da eksik kalır. Anlama çabasına çok önem veriyorum. Birbirini anlamazsan hiç bir şeyi bilgi dahil paylaşamazsın. Özellikle bu dönem de kadın hareketleri önemli. Lakin gördüğüm kendi toplumundan uzak onların ezberlerine daha da sarılacağı söylem ve eylem içindeler. Bu yazıyı ilk okuduğum da direk alakalı olmasa da aklıma bacaklarından kan akarak maratonu tamamlayan Kiran Gandhi geldi . Onun eylemine de bayılmıştım:)

  • Elif Aslan

    Elif Aslan 15.03.2017

    Sözü temizlemezseniz zihni nasıl arıtabilirsiniz? Ezberler ve tabularla savaşmanın yolu sözü temizlemekten geçiyor. Ezberlere dokunduğunuz da karşı taraf fevaran etse de ardınız da birkaç soru işareti bırakabiliyorsunuz. Anadolu'da "kirli" kelimesi sadece kirlenmek olarak anlaşılmıyor. Gusulsüz ve murdar anlamı da var. Anadolu'yu görevim gereği çok fazla dolaştım. Her ilde çok sayıda tarikat var. Özellikle tarikatlarda regli dönemindeki kadınlara yemek yaptırılmaz, yaptığı yenmez. Murdardır ve feyizlerinin kaçacağı düşünülür. Yine yaygın olarak o dönem de kadın tüylerini almaz ya da tırnaklarını kesmez. Gusulsüz ve murdar vücudundan ayrılmaması tavsiye edilir. Kadın konusunda adet dönemi birçok hususta mihenk taşı. Hâlâ 4 mezhebe göre kadının evlilik yaşı sıfır. Cinsel birleşme, sorumluluk sahibi olma regli ile başlıyor. Bu coğrafya da kadın konusunda o kadar çok tabu var ki. Ataerkil buyurgan sistem bu topraklar da önce kadın konusunda borusunu öttürüyor.

  • Gül T.

    Gül T. 14.05.2016

    Ayrıca her tür farklı evrimleşebilr bonobo dişileri ve şempanze dişileri de birbirine benzerdir ama davranışsal ve duygusal olarak farklıdırlar, akrabadırlar ama farklı evrimleşmişlerdir.Mal kelimeside fazlasıyla itici elbette.Ki sadece kadınların maruz kaldığı bir durum değil bu cinsiyete hiç indirgemeden irdelemek gerekirse toplumda bunu herkes birbirine yapmaya çalışmaktadır.Patron işçisine, baba çocuğuna ,evli çiftler birbirine bu şekilde yaklaşabilmektedir.Daha geniş bir açıdan bakarsak.

  • Deniz Can

    Deniz Can 13.05.2016

    Malı gibi görmek denince kadına yönelik şiddeti çağrıştırıyor bu söz hep bende. Çok tartışılması gereken bir konu. Kadın yeterince akıllı ve güçlü, pozitif ayrımcılığı kabul etmek, doğrudur kadını ikinci sınıf yapar. Seçimlerde kadınlar için kotalar koymak, kadının mal gibi görünmesinin ya da kollanması gereken zayıflar olarak zihinlere kazınmasının bir şeklidir, aynı zamanda erkek egemenliğinin tescilidir. Partilerde kadın kolları diye bir oluşumun varlığı da aynı şekilde bir bilinç oluşturmaktadır. Bu şekilde var olmaktansa olmamak evladır.

  • Gül T.

    Gül T. 13.05.2016

    Birgün'de yaşanan linçe benzer birşeyi burada yaşamamak adına yazmam lazım.Yorumumda geçen 'malı' kelimesini böyle düşünen insanların aklından geçenleri belirtmek için kullandım benim görüşüm değildir.Kimse kimsenin kölesi hizmetçisi falan değil.

  • Gül T.

    Gül T. 13.05.2016

    Hakikaten o dönem ve şuan kız çocuklarının büyümesi bekleniyor mu...Ayrıca refranslar arasında muhammedin hadisleri vs. var.Sanırım ciddi ve radikal inanırların bile bunlara ilgi göstermedikleri bilinmiyor birde örnek verilmiş.Erkeğin tabuları belki de bu zihniyeti yaygınlaştırandır.Beraber olduğu kadını malı görmesi 'namusum beniiim' diye kendinden geçmesi bunu perçinleyen.Ne atfediyor burada sekse ve beraber yaşadığına yapay bir kutsallık...Ana-erkilsss çekilsss kısss kısss (kız kız:)....

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 13.05.2016

    (Bkz: Ziyaret Et) --- alın size tüm sorunların kaynağı. yahu bacılar, insanın yemek yemesini engellemeye çalışmak ne kadar mantıklı? insan evladına bundan sonra kaka yapamazsın demek ne kadar tutarlı? cinsiyetçilikmiş! peh! seksist dediğiniz yorumlara eğer bi kadın sürekli alınganlık gösteriyosa neyin pozitif ayrımcılığını bekleyecek? ha zaten niye pozitif ayrımcılık olsun? bu peşinen "ben zaten ikinci sınıfım" demek değil mi? ya bi bana mı garip geliyo bu? allahın belası seksi kutsayan ve bunu bi "verme-vermeme" lütfuna indirgeyen sanki erkekler. bacılar ve aplalar, siz bu işte "eşit" olduğumuzu bi idrak edin de gerisi gelecek. seksi kutsayan kafa erkek değil basbayaa kadın kafasıdır. seks "fonksiyonel" bi erkek için o kadar önemsizdir ki, çişini yapmakla ya da ıslak hamburger yemekle aşşaa yukarı aynı mertebededir. bonobo dişisinin dert etmediğini insan dişisi dert etmeye! a.y.a. dert bende derman dende'yi söyless

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 12.05.2016

    O devrimden pek umutlu değilim. Niye olmadığımı da ta çıkış yazımda belirtmiştim. Kanaatim o yöndedir ki, muhafazakarlık da ana-dil gibi ana-erkil bağıntılı bi haldir. a.y.a. kana da hürmetsss

  • Deniz Can

    Deniz Can 12.05.2016

    Erkek çocuk doğurursa 33 kız çocuk doğurursa 66 iyiymiş, üçüz kız doğursa dokunulmazlık elde edebilir bu durumda. Kadın gerçek anlamda kirli kanaması var bu yüzden ilişkiye girilmesi doğru bulunmuyor, ilişkiye girilmesi doğru bulunmadığı için kirli değil, ben böyle anlıyorum. Sayın Aya size aşk olsun, ben sallıyorsunuz demedim, demem de hiçbir zaman, tamam lohusalık dönemi de aynı şekilde niteleniyormuş, sonuçta o da kanamalı bir dönem. Bu arada gelenekler ve uygulamalar ne kadar örtüşüyor, ensestde rekorlar kırmıyor muyuz. O çocukların büyümesini gerçekten bekliyorlar mıydı. İlişki sadece üreme amaçlı olsaydı ne çocuk istismarı, ne tecavüz derdimiz olurdu, pek güzel olurdu.

  • Miyase Aytaç Yılmaz

    Miyase Aytaç Yılmaz 12.05.2016

    Merhaba; Kadın korkusu inanılmaz. Kanıyor diye cadı, büyücü vb. de görülmüş. Dinle baskı altına alamadığını gelenek-görenekle, onunla da olmadı şiddetle-kötekle hizaya çek. Clear(kıliğr) olmak isteyen kim? Gördük erkek egemenliğinin dünyayı ne kadar kiliğr ettiğini. Doksanım da bile kadın olacağım hoş o kadar yaşamak istemiyorum ama olursa; öyle...Bakın görün, altında pediyle kadın kurtaracak dünyayı. Yani epey kanlı olacak devrimimiz. Korkmayın la...Saygılarımla.

  • Ç.

    Ç. 12.05.2016

    Evet kendini iyi özetlemiş.

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 12.05.2016

    ve emin olun emzirmek için böyle bişey yok. insanoğlu ta o zaman da bilirdi ki süt korumaz! a.y.a. gülümsedi. mundarlık tamamen üremekle alakalı. çocuk olmuyo (aslında pratik olarak düşük ihtimal de olsa konsepsiyon mümkün). olmayınca da yanaşamıyosun kadına. that's it. kural adam için konmuş yani. adet görmeyen kızların everilmesi ve adet görünceye kadar zifaf ertelenmesi de hardcore ortadoğu geleneğidir. unutulmaya! ayrıca, fıkıhta kısmen tartışmalı da olsa, menopoza giren kadından setrü'l avret hükmü düşmese de tesettürde gevşeme mümkündür. neden? çünkü artık o "kadın" değil. kıliğr? a.y.a. akşam akşam fakihliğe de soyunmasınsss

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 12.05.2016

    el cevab: levililer 12. bab'a bakıyoruz. ne demiş? aha da bunu demiş - Doğum Yapan Kadının Paklanması 1 RAB Musa'ya şöyle dedi: 2 “İsrail halkına de ki: Bir kadın hamile kalıp erkek çocuk doğurursa, âdet gördüğü günlerde olduğu gibi yedi gün kirli sayılacaktır. 3 çocuk sekizinci gün sünnet edilmeli. 4 Kadın kanamasından paklanmak için otuz üç gün bekleyecek. Pak sayılması için geçmesi gereken bu günler doluncaya dek kutsal bir şeye dokunmayacak, tapınağa girmeyecek. 5 Ancak, kız çocuk doğurursa, âdet gördüğü günler gibi iki hafta kirli sayılacaktır. Kanamasından paklanmak için altmış altı gün bekleyecektir. 6 “Erkek ya da kız çocuk doğuran kadının temiz sayılması için geçmesi gereken günler dolunca, yakmalık sunu olarak bir yaşında bir kuzu, günah sunusu olarak bir güvercin ya da bir kumru getirip Buluşma Çadırı'nın giriş bölümünde kâhine verecektir. - aşkolsun sayın john dennis! a.y.a. hiç haybeye sallar mı? hepsi referanslı! kaç yerde geçiyo kirli? a.y.a. sayamasss

  • Deniz Can

    Deniz Can 12.05.2016

    +++Artık çoğunluk paçalı donla şalvarla gezmiyor, gezse de pedlerin kaymasını engelleyecek esnek iç çamaşırları ya da vücudu saran tayt ya da streç malzemeden giysiler kullanabiliyorlar. Kısacası artık kadınlar kirlenmiyor. Iskartaya çıkmakla kirli olmak mundar olmak ilişkisini kuramadım, o dönemde kadının hamile kalamayacağını fark etmiş olsalar bile kadından kendilerine bir bulaşıklık olmasını kabullenmeme olmasın sebep ya da her zaman yaşadıkları keyfi yaşasalar yine de mundar olur muydu. Süt veren kadının hamile kalmayacağı inancı da vardır ama lohusaya kirli ya da mundar denmez ya da ben bilmiyorum. Bugün de adet dönemindeki kadının turşu kurması istenmez bozulur denir, kadının hem psikolojisi hem fizyolojisinin değiştiği bu dönemde dokunduğu yerden gül bitmiyor galiba.

  • Deniz Can

    Deniz Can 12.05.2016

    Bu konudaki düşüncemi paylaşmadan Sayın Aya ‘ya gecikmeli de olsa hoş bulduk diyeyim öncelikle. Kirlenmek, düpedüz kirlenmek işte. Vücudunuza istemediğiniz bir şey bulaşırsa kirlenirsiniz. Vücudunuzdan kontrol edemediğiniz biçimde kan akıyor, kötü bir koku oluşuyor, kanın çamaşırınıza, giysilerinize ve yatağınıza bulaşmasını dahi engelleyemiyorsunuz çünkü kullanabileceğiniz tek yöntem yine emici bir malzeme, bir çaput parçası ya da pamuk. Doğal olarak vücudunuzun belli bölgelerine de bulaşıyor bu kan ve normalden daha sık temizlenmek ya da yıkanmak zorunda kalıyorsunuz. Bu geçmişte böyleydi, bin yıl önce çöl şartlarını da siz düşünün, şimdi artık sızdırmaz malzemeden pedler var ya da kanın vücudun dışına çıkmasına bile engel olan farklı ürünler, kadınlar bunları kullanmak ve istedikleri sıklıkta değiştirmek imkanına sahipler. +++

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 12.05.2016

    bu arada, sevgili ç, alıntıladığın yeri takdir ettim. kendi kendini nasıl da özetlemiş, değil mi? a.y.a. vah vah ve hatta tüh tühsss

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 12.05.2016

    sayın arslanoğlu, feci grip oldum. 5 gündür daha vallahi yeni kendime geliyorum. sigara içemedim. beyin hücrelerim nikotin deprivasyonunda. yazı yazıp müdüriyete gönderdim sanıyodum. onu bile attach etmemiş. arada uyanıp şuraya yorum yazıyorum. 1. hoyratlık kısmında haklı olabilirsiniz. 2. ama buruşturup atmak niyetiyle yapmıyorum bunu. 3. örselemek demişsiniz. mauling... ben onu yapıyorum çok zaman. doğru. ama bunu beğenmediğim bi ürün için asla yapmıyorum. aslında beğendiğim bişeyi örseliyorum. onu üreten kişi daha özenli ve daha iyi bişey ortaya koyabilecekken neden bunla yetinsin diye soruyorum. 4. ben "daha" iyiye gidebileceğimize inanıyorum. neden "iyi" yetsin ki? potansiyelimizi kullanmamak niye? 5. çevremdeki insanlar beni peter pan ya da casper the friendly ghost diye anmaya meyillidir. ama şükrolsun, asla chucky olmadım! 6. ha hakeden bağzılarına mauling değil ama taunting çok yapıyorum. taunting dedim de aklıma geldi. tülay hocam'a soriym. taunting-tantana? a.y.a. meraksss

  • Ç.

    Ç. 11.05.2016

    Elif Şafak'ı eleştirmez. Onun bir getirisi yok. Götürüsü çok. Size alkolik Yalçın Küçük'e de kifayetsiz deri Üniversitelerde verilen eğitimin niteliğini bilmesem inanacağım. "Sizler çok saygı duyduğum mesleğiniz için tıp fakültelerinde eğitim alırken, gece gündüz nöbet tutarken, bizler de edebi teori ve eleştiri tarihi okuyorduk anlayacağın"

  • İlknur Arslanoğlu

    İlknur Arslanoğlu 11.05.2016

    Yazıyı okuyunca aşağıdakileri yazmak istedim. Yorumları okuyunca karışık olarak diğer yorumcuların yazdıkları bütünde hislerime tercüman oldu, yazmak anlamsızlaştı. E niye kendi gel gitlerimle sizi meşgul ediyorum? Çünkü bari yazı ve yorumcular hakkında benim görüşlerim de olsun, ne de olsa editör yardımcısıyım, hem ilgi ve emek vermeyenlere Kaan fena bozuluyor. Yazıyı çok beğendim, "sol-modernizm-pozitivizm"in "parodilerini" harika çözümlemiş. AYA nın zekasına, bilgisine, her şeyden haberdarlığına, şirinliğine hayranım, ama bazen iyi-güzel ürün, eğilim ve kişileri gereksiz örseliyor (kırılgan, isterik bir tabir gibi oldu ama, o kişinin ruhunu değil, benim karşıma çıkabilirliklerini, çevremizde olabilirliklerini hoyrat bir çocuk gibi buruşturup atıyor).Hemcinsim yorumculara da selam ve sevgiler, şu bir avuç yorumcu ve yazar toplanıp yiyip içesim geldi...

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 11.05.2016

    ayıptır yahu'yu mu, saygılarımla'yı mı kendinize diyosunuz? misframing olmuş olabilir. a.y.a. önce missss, sonra kıs kıs kısss

  • Miyase Aytaç Yılmaz

    Miyase Aytaç Yılmaz 11.05.2016

    Merhaba; "Shaphaque"...Yani Kimmeryalı Canon, etmeyin eylemeyin, güldürmeyin. Bu arada "laph"tan çözdüm meseleyi. Dedikoduya son. Ayıptır yahu. (Kendime diyorum) Saygılarımla...

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 11.05.2016

    Sayın M.A.Y. o muhterem dişi Londra'da yaşıyo diyollar da ben onu nedense Göktürk'te sık görüyorum. Sağlam da içiyo. Biz Kıbrıs'tan brendili selam gönderdik diye "Atatürk Türkiyesi'nin kadın yazarına brendili nefesinle okuyup üfleme cesaretini nereden alıyorsun sen a kişiliksiz alkolik" naralarıyla (mealen öyle buyurmuşlardı ingilizce okutmanı dişi) çemkirenlerden Shaphaque türevlerine niye hiç laph gelmedi acaba? Merak konusudur. Ha bu arada, içmek çok kötüyse Atatürk Türkiyesi'ni kuranların püriten ahlakın neresinde olduğunu niye düşünmez bağzı disleksi sahibeleri? a.y.a. Jägermeister'le avunsss

  • Miyase Aytaç Yılmaz

    Miyase Aytaç Yılmaz 10.05.2016

    Merhaba; Ben de, Londra'da yaşayan romancımızın bunu kendi tivitırından ingilizce olarak beyan etmesine çok bozulmuştum.( hani kadın hakları makları minvalinde kıvırtıyoruz ya) Cevaplar yine ingilizce tu tu tu anlamında tabii. Ne geri kalmışlığımız ne de kadına bakışımızın daha da geri geri geri kalmışlığı...Yuh artık. Nobele oynamak bu olsa gerek. Ablam Londra'da havalar çok yağışlı değil mi? Saygılarımla.

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 10.05.2016

    Kocaeli CHP Gençlik Kolları Başkanı Murat Erinç'in Denizleri anma toplantısında yaptığı konuşma da aynı şekilde lince uğradı birkaç gün önce. Bu yüzeysellik, bu dikkat eksikliğinden muzdarip kafaların kendilerini pek uyanık sayması insanı hasta ediyor. Aslında bu genç gayet doğru şeyler söylemiş. Yarı medya çarpıtması, yarı gocunma, Erinç'i sol ve komünist düşmanı ilan ettiler. Hani ben de o kıvama geldim geleceğim :)) İnsan BU deyip geçelim şimdilik...

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 10.05.2016

    ++ kanama döneminin tabuluğu şurdan gelir: insanlık cinsel birleşme eylemine o kadar önem atfeder ki, bunun üremeyle sonuçlanmıyor olması son 50 yıla kadar çok büyük bi toplumsal sorun addedilmiştir. elinde sopa ve yontma taş olan, mağaranın ilerisindeki ormanda geyik avına çıkmış büyükbüyükbüyükbüyükbüyük....dedelerimiz bile doğal olarak kanama döneminde yapılan cinsel birleşmenin teknik olarak "karavana" kategorisine gireceğini biliyordu. o yüzden de kanayan dişi o günler için üremeye "müsait" olmadığından ötürü "ıskarta"ya çıkartılıyordu. kıliğr? bence fazla bile kıliğr! mundarlık, kir falan ordan gelir işte. gerisi fasofiso. müsait'e ayrıca dokandırırım. da... mine miskioğlu'nun yorumu ışıdı biraz evvel. vallahi ben bişey demiyorum. sonra ben bulaşık oluyorum. ama el insaf. kendisi ben bütün nesnelere isimleriyle hitap ederken beni yönetime şikayet ediyordu - temiz ahlaka ve edebe falan davet ediyodu. zaman insanları değiştiriyo demek ki... a.y.a. .öt'e hep .öt desss sonra devamsss

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 10.05.2016

    +++ kadının menstruel kanama esnasında "kirli" olduğunu internet kanıtlarıyla dile getirmişsiniz. işte ona cıks. bunun sizin anladığınız anlamda kirle hiçbi alakası yok. zaten erkeklerin üretra ağzındaki hafif yanma haricinde hissedebilecekleri bişey de olamaz(-dı). koku? cıks. vajina sekresyonları normalde de "aromatik"tir. (burada açık konuşuyoruz. sansüre uğrar mı bilemedim. müdürün sağı solu belli olmuyo bu aralar). gonore bulaşı falan artmıyo. risk artışı varsa bile kadın için var - o da cüzi! kaldı ki o dönemde venereal hastalık mefhumunun menstruasyonla alakası falan kurulamazdı. geçelim. sevişme temizlik gerektiren bi eylemse falan demişsiniz. ona da cıks! sevişme hiç de temizlik falan gerektirmez. hani o kadar gerektirmez ki, enemy at the gates filmini hatırlatırım. yoldaşlar ne yapar orda? hatırladınız mı? baydıvey, bi gece kafalar iyiyken kendi aramızda yaptığımız bi puanlamayla sinema tarihinin en harbi sevişmesi seçmiştik o sahneyi de. internette var. internet misss ya! ++

  • Mine M.

    Mine M. 10.05.2016

    Elinize sağlık. Benzer şeyleri düşünüyor ama bir türlü yazmaya fırsat bulamıyor, hayıflanıyordum. Çok güzel ifade etmişsiniz üstelik.

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 10.05.2016

    1. ölçünlü standart mı demekmiş? ben standart deyip geçiyorum. anlam kovalamıyo. 2. esasen şahikaları üzerinden politik doğruculuk zımbırtısını tanımlamışsınız. ama biz bunu burda nerdeyse 2 yıldır tartışıyoruz. kirli'ye gelinceye kadaaar... 3. gidiş yolunuz doğru, ama benzetmenize siz de takılmışsınız. yüzeydeki akıntı sizi de sürüklemiş.A) regl sözcüğünün 80'li yılların ikinci yarısından itibaren şehirli ve eğitimli (hatta yalçın küçük olsa direkt sabetayist diye yapıştırırdı) kibarcık kadın tayfasınca tedavüle sokulduğunu ıskalamışsınız. zaten bu hareket baştan anlam kopmasına neden olmuştu. B) ordaki kirin hiç de fiziki temizlikle alakası yok. 50 gram tabu-totem-fetiş ve temel antropoloji okuyan herkes bilir ki menstruel kanama tüm ilkel toplumlarda tabu olma hali yaratır. o kadar ki, Muhammed'in en büyük devrimlerinden birinin "kirli" kadının yaptığı yemeğin mundar olmadığını ilan etmesi olduğu bile geçer hadislerde. niye tabu? onu da devamında anlatayım. internet kaka bence. +++

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.