Hasan Ali Toptaş Kimin Yazarı? Sağın mı, Solun mu, İktidarın mı, Muhalefetin mi?

Hasan Ali Toptaş Kimin Yazarı? Sağın mı, Solun mu, İktidarın mı, Muhalefetin mi?

Hasan Ali Toptaş’ın akla ziyan iki romanıyla ilgili yaptığım eleştiri büyük ilgi ve destek gördü…

Meğer bir ordu harekatı gibi.. her kanattan yoğun bir medya gücüyle, insanların mantığı ve zekasıyla bu derece alay edilmesine karşı… Aklı başında insanlarda hayli yoğun bir tepki birikmiş…

Evet, bize pompalanan bu yeni edebiyat kimin edebiyatı? Bilindiği gibi uyuşuk ve sisteme aşık beyinler üretmekte Orhan Pamuk, Ahmet Altan gibi starlar çok iyi iş çıkardılar. Ne var ki deşifre oldular. Kafaları köle etmede yeni koçbaşı Toptaş mı? Tam da öyle…

Ve onun kimin yazarı olduğunu çok kısa bir internet taramasıyla anlıyoruz. O, sistemden nemalanan herkesin yazarı. Üstteki göstermelik “büyük siyaset” ve onun sistem için hiçbir tehlike arz etmeyen büyük kavgası altında, sağcısı ve sözde solcusu pastayı barış içinde paylaşmakta bir sakınca görmez. Dahası… Siyasi kanlı-dövüşlü kavganın altında, ideolojileri birbirine tek yumurta ikizleri kadar benzer. Çıkarcılık, hesapçılık, günü kurtarma ideolojisi.

İşte buna Hasan Ali Toptaş üstünden bir kanıt daha… (daha önce üretimden, tüketimden, reklamlardan, medyadan, sağlıktan, sendikadan, sanattan… pek çok kanıt sunmuştuk. Anlayana…)

Kimin yazarıymış? Türkiye Yazarlar Birliği, bilmeyenleriniz için belirteyim: Solcu, devrimci ve iktidara muhaliftir! Şaka yapıyorum tabii. (Bunu belirtmek zorundayım, çünkü aşağıda vereceğim örneklerde olduğu gibi Toptaş okuru bunu ciddi sanabilir.) Hala anlamayan için aşağıdakine bakın.

“Bizim” diyor adam. Var mı yalanlayan? Bu yeterli sanırım. Ancak sağ-sol-liberal-sosyalist-dinci-laik medya, bir yazarın muhteşemliği üstünde nasıl bu kadar iyi anlaşır? Örnek göstermeye devam.

Bu da Yeni-Şafak’ın övgülerinden sadece birkaçı…

 

Taraf Gazetesi arşivine giremediğimden birkaç örnek buldum. Taraf Gazetesi yazarı Mesut Varlık, adeta Toptaş’ın özel kalem yazarı gibi çalışıyordu.

Aydınlık Gazetesi de öbürleri kadar olmasa da Toptaş’ı övme yarışından geri kalmamış. Ne var ki Toptaş’ın özel kalem yazarlarından Mesut Varlık oraya da yetişmiş, genç bir Aydınlık yazarını Büyük yazarı yeterince anlayıp iyi övemediği için çok kötü haşlamış:

http://parsomen13.blogspot.com.tr/2013/12/bunca-sacmalk-ne-ara-mesrulast_17.html

Ayrıca Aydınlık yazarı Feridun Andaç’ın da bir Toptaş hayranı olduğunu belirtelim. Aydınlık içindeki birçok liberal kafadan sadece biri.

Hasan Ali Toptaş’a defalarca övgü yapma yarışında, yandaş medyadan radikal sol medyaya kadar her yayın organı var neredeyse. Hürriyet başı çekenlerden. Milliyet olmazsa olmaz. Star, Sabah, Yeni Şafak, Vatan gibi yayınlar işi periyodiğe bağlamışlar. Taraf, T24, Bianet, Radikal, Cumhuriyet, Birgün… ayrı koldan çalışıyor. ABC durur mu, o da var. En tuhafı bu yarışta ODATV bile var ve daha tuhafı… Övücü haberlerden birini Bianet’ten almış…

http://odatv.com/hasan-ali-toptastan-sevindirici-haber-2704131200.html

Hatta soL kitap bile kaza veya değil, kapak yapmamış mıydı Toptaş’ı… Bu arada kendi kitaplarımdan geçtim, örneğin bu yayın organlarından biri, Taylan Kara’nın herhangi bir kitabını tanıtmış mı.. ya da Ahmet Yıldız’ın? Diye sorgulayın. ODATV gibi birkaç istisnanın, birkaç istisnası dışında…

Ve tabii ki Zaman Gazetesi… Onun da arşivlerine artık ulaşamıyoruz. Ulaşsak kim bilir neler çıkacak. O da olur bir gün. Sadece iki şey bulabildim kısa sürede. Biri yukardaki. Zaman kitap eki yöneticisi “Yılın Kitapları”nı seçmiş. Dört kitaptan biri yabancı, biri Cemil Meriç ile ilgili, öteki ikisi “solcu-devrimci” yazarlar. Toptaş ve Anar… Alın hayrını görün böyle solun, böyle devrimciliğin.

http://archive.li/tB1sV

Sonradan EK: Haldun Çubukçu, Zaman'daki "çarşaf çarşaf" kitap tanıtımlarını ve büyük boy reklamları görmüş..

Hasan Ali Toptaş ile ilgili “Devrimcilik” lafı nereden çıktı diye sormayın. Ben bu yazıyı yazınca, birkaç arkadaş da arka çıkınca “devrimci Hasan Ali’yi linç ediyorlar!” diye bir yaygara kopardılar. Kim kopardı? “Hasan Ali Toptaş Medya Ordusu”ndan sadece bir müfreze. Daha doğrusu, şimdilik sadece bu timi görebildik. Yazıyı, yazının savlarını incelemek için dakika harcamadan, tabu savunusuna, tabuyu yıkanı edebiyat dışı yollarla karalamaya koyuldular.

Bunlardan bir grup örnek:

 

Edebiyat kavgası mı? Amaaaan, siyaset yanında nedir ki diyen iki yüzlülere bir daha gösterelim. İşte bu medya, bu edebiyat, insan zekasını ve kişiliğini bu hale getiriyor. Yorum yazanların hepsi “solcu”. Bunlar HDCHP çizgisinden. Başka çizgide olanlar da pek farklı değil. Ve eli kalem tutan insanlar. Bunlarla siyaset yapıyor işte iktidarı.., muhalefeti. İşte böyle yapıyor.

Ve bunlara cevabım:

Bahse konu yazımın bağlantısı da altta. Esas olan zaten budur. Siyaseti, ideolojiyi bırakın demiyorum, bakın bakalım bu edebiyatın içinde ne kadar güzellik, ne kadar ve ne için siyaset ve hangi ideoloji gizli?

http://www.insanbu.com/Edebiyat-Haberleri/595-hasan-ali-toptas-romanciligi-bilinc-bulandirma-teknigi-serbest-sabuklama-yontemi-

Kaan Arslanoğlu  

Bir de KÜÇÜK NOT: Bir yazara bu ülkenin "Kafka'sı" denilmesi bile başlı başına bir aşağılamadır. Hayranları diyor buna onu. Başka deyişle 1- Taklit, 2- İkinci sınıf ülkeden, 3- İkinci sınıf yazar olduğunu kabul ediyorlar. 


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • Zeynel Beyaz

    Zeynel Beyaz 09.12.2017

    Aziz dostum Yusuf Kara, Yaşar Kemal ile alakalı olumlulama hevesimin pek de olmadığını bildirmek isterim. Bu heyecanlı yakıştırmalarınızın zihninizin hangi kutsal üretim araçlarınca türetilebildiklerini de hususi olarak merak etmekteyim. Ahmet Ümit'i de bir türlü sevememiş ve Türkçeyi hala araç olarak kullanan Zeynel Beyaz dostunuzdan selamlar (Not: size ters olsun diye değil, soyadım hakikaten Beyaz)

  • Metin Sarı

    Metin Sarı 08.12.2017

    Yusuf Kara bey örneğindeki gibi popüler imge magandaları, simge hanzoları hem cahiller, hem de hayal güçleri pabuç kadar. Ahmet Ümit nereden çıktı şimdi, cahillik yarışında mıyız? Buradaki Ahmet Ümit eleştirilerini bilmezler, kubur medyanın önlerine koyduklarından başka bir şey yemezler... Şimdi de bu sabuk Türkçenin şarlatan alimi Toptaş'ı buraya kadar gelip bir gramlık bilgileriyle savunmaya kalkarlar. Türkçe sizi gördü mü kaçıyor eyyy ne olduğu belirsizler... Vatan nerede, dil nerede, siz nerede?

  • Yusuf kara

    Yusuf kara 08.12.2017

    Sayın apostrof çavuşu zeynel bey, adam bombacı mülayimin bombayla oynadığı gibi kelimelerle oynuyor yine de sizin gibi atanamamış ahmet ümitlere yaranamıyor, yaşar kemalle dağ bayır tasvirleri etkinliklerinde başarılar. ( not : imla, satır)

  • Zeynel Beyaz

    Zeynel Beyaz 08.12.2017

    İyi ki hayatınızın gayesi yapmış Sayın Yusuf Kara. Ya bir de yapmamış olaydı, toplam 5 satırlık (akıllı telefonda 5 satır gözüküyor) yorumunuzda ayrı yazılacak ki'yi bitişik yazmak ve apostrof (kesme işareti) kullanılacak yerde apostrof kullanmamak dışında hangi dilbilgisi yanlışlarını sergileyebileceğinizi kestirmek hakikaten güç. Ayrıca "hayatımızın gayesi" gibi ancak Hasan Ali Toptaş fanatiklerince manalı bulunacak acaiplikte tamlamalarla da müşerref olamayacaktık. İyi ki yapmış. Ama biz ilkel varlıkları rahat bırakın da Türkçeyi araç olarak kullanmaya devam edelim. Sonsuz saygılarımla efendim

  • Olcay Varil

    Olcay Varil 08.12.2017

    Toptaş'a ülkenin Kafka'sı deniyormuş ha. Bir daha da okursam. Çok örneği var bunun. Anna Kavan'a Kafka'nın kızkardeşi diyorlarmış. Gerçek ağabeyleri varsa alınmaz mı bu durumdan... İngiltere'de uygun bir ağabey mi yok da Kafka'nın kızkardeşi deniyor... Kafka'nın kendisine hayrı yok kızkardeşine sahip çıkaymış hayatını kurtarırmış. Cık cık... Nikolay Gogol'a Rusya'nın Dickens'ı deniliyordu bir zamanlar. Nasıl bir aşağılamadır, taklittir hem de yani, cık cık cık... Ölü Canlar da Pickwick Papers'la Don Quixote karışımı bir şeymiş. Lermontov ve Puşkin de Lord Byron'a özenmişlermiş. Yani araştırdım ben, Rus edebiyatını bu rezil adamlar başlattıysa yuf olsun bir daha da okumam hiçbir Rus yazarı... Zaten kitaplıkta yer kalmadı, moral bozuyor okuyamadıklarım, çöpe atayım şunları oh ya... Geçenki yazınızla da Freudçuları, Lacancıları kaldırmıştım. Heidegger'den, Foucault'tan kurtulmuştum sizin sayenizde. Artık ilk okuduğumda fazla zorlanmadan anladığım kitapları okuyacağım. Kafam rahatladı...

  • Yusuf kara

    Yusuf kara 07.12.2017

    Evet solcu değil, öyleyse vurun. Memur-Sen den ne farkınız kaldı, kafayı mı yediniz? Adam sizin araç olarak kullandığınız Türkçeyi hayatımızın gayesi yaptı. İyiki yaptı.

  • Bahadır Özdemir

    Bahadır Özdemir 02.12.2017

    Ben de bir önceki yazıdan sonra Uykuların Doğusu kitabını okudum. Kitaba başladığımda "yetersiz bir Garcia Marquez ellemesi" falan diye düşünürken, önce "palamut kadar yağmur taneleri" gibi şeyler dikkatimi çekmeye başladı. Sonra bir yere geldim ve artık okuduğum her cümle beni kahkahayla güldürmeye başladı. Neden derseniz, mesela beni Heten Keten'in Ekmek Teknesinde Yusuf ile Züleyha'nın aşkını anlattığı sahne kasılacak derecede kahkahayla güldürmüştü. Halbuki o zamanlar o sahne herkesi ağlatmıştı. Aynı şekilde Kurtlar Vadisini "Adamlar hiç gülmeden bu kadar uzun süre nasıl böyle bakabiliyorlar" düşüncesinin üzerine dizideki diyaloglar da eklenince gülmekten seyredemezdim. Ama bunlar herkesi bambaşka şekilde etkiliyordu. Sonra düşündüm neden böyle diye ve buldum. "Aşırı Abartı" beni gülme krizine sokarken diğerlerini ağlatıyordu. Yani anlamamız gereken şey; bu memleketin insanı aşırı abartıyı çok seviyor ve etkileniyor. Velev ki! içi bomboş olsun. Bu yüzden Toptaş çok satıyor.(B.Ö.)

  • C.

    C. 01.12.2017

    http://haber.sol.org.tr/elestiri-noktasi/sizin-golgeniz-var-mi-haberi-28388

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.