Amerikancıların Anti-Amerikancı Gazetesi: Sözcü

Amerikancıların Anti-Amerikancı Gazetesi: Sözcü

“Ateist imam” esprisi bir ara milleti çok güldürmüştü. “Ben olaya profesyonel yaklaşıyorum” diyordu temsili ateist imam. Buna pek benzer bir durum HDPsever Atatürkçüler olgusu… PKK destekçisi CHP’li de çok bol. Fakat bunlar kimseyi güldürmüyor. Doğaldır. Çünkü alışıldık şeylere gülünmez, aykırı şeylere gülünür. Keza Anti-Amerikancı Amerikancılık esprisine de güleceğinizi sanmıyorum. Pek çok medyacı ve siyasetçi, iyi para ve ün getiren bu profesyonel işi yapıyor. Yıllardır. Onları kınamak zor. Ekmek parası. Altın tozundan ekmek de olsa ekmek ekmektir. Evi geçindirmek denince bizde akan sular durur. Malı talep eden malzeme bol oldukça, ne yapsın, onlar da haklı. Sorsan, “biz yapmasak başkası yapacak abi, bari meslek ite kopuğa kalmasın” diyeceklerdir. Zaten benim estağfurullah az bir tepkim varsa, satıcıya değil, alıcıyadır. Bu malzemeye bu mal… Bu mala bu malzeme…

Ünlü duayen gazeteci Ertuğrul Akbay’ın oğlu Burak Akbay Amerika dostu haliyle anti-Amerikan gazete çıkarmaya karar verip uygulamışsa burada profesyonel bakıştan söz etmek gerektir. Ateist imam olgusundan çok daha akıllıca yaklaşım. Biri küçük düşündüğü için şaka konusudur, öbürü büyük düşündüğünden Atatürkçü ciddi teyzeleri, bermudalı amcaları ve bir kısım da genci peşinden sürükler. Adam işletme okumuş, işletecek, para kazanacak, dava budur. Yoksa “bu ülkede anti-ABDcilik yapılacaksa onu da biz yaparız” diyen henüz çıkmadığı için spekülasyonunu da yapamayız. Ertuğrul bey de ABDsever Atatürkçülerdendi. Yolsuzluk haberleri ve atlatma flaş manşetler ustalığıyla servet edinmişti. Gerçi onun yolsuzluk haberleri de Uğur Dündar beyin yolsuzluk haberleri gibi “olay bu mu şimdi yahu!” dedirtip, yolsuzlara acıma hissi yaratan bir gazetecilik türüydü amma… İşin bir ucundan tutacaksın. Bir de Gırgır dergisini satın almış, Oğuz Aral’ı defedip, dergiyi kapatmıştı. Bununla her şeyin para olmadığını göstermişti Ertuğrul Akbay. Bir şey gereksizse iyi satsa da son vereceksin.

Burak Akbay’ı da netekim yine medyacı olarak iyi yetiştirmiştir. İsviçre’de eski bir ABD askerinin kurduğu Amerikan kolejinde öğrenimini tamamlayan Burak bey, doğruca ülkeye dönmüş ve medya sektörüne damgasını vurmuştur. Kopyala yapıştır, siyasi magazin gazetesi Sözcü ve adından dolayı bir ara nedense pek büyük tepki çeken AMK spor gazetesi.. başta olmak üzere çok satar yayınlardan bir grup kurmuştur. AMK’nun neden tepki çektiği ayrı bir önyargı konusu. Açık Mert Korkusuz imiş.. Ne var bunda? Ben sporcunun zeki çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.. sözünü kısaltsalar… BSZÇVAZAS gibi bir şey çıkıyor ki… Olmaz tabii…

Burak beyin okurken son derece mütedeyyin takıldığı ve cemaat evlerinde kaldığı iddiası ise herhalde yalandır. Cemaat olabilir de hangi cemaat? O zaman popüler şeylerdi bunlar ve herkes bir cemaat buluyordu kendine, hatta çok sayıda cemaat. “Sosayiti” deyin geçin, böyle şeylerin üstünde durmamak gerek.

Burak beyin okuduğu okul Rambo’nun da mezun olduğu okulmuş. Rambo da olaya profesyonel yaklaşanlardan. Parayı ve senaryoyu beğenirse o da pekala su birikintisinden makineli tüfeğiyle çıkıp gözleri makyajla çekikleştirilmiş halde ve Vietnamlı kılığında Amerikan askerlerini tarayabilir. Ya da Arap çöllerinde suratında bele kadar sakal ile tekbir getirip kafa kesebilir. Yapmaz mı diyorsunuz, onun kalın kafası o kadar profesyonelliği kaldırmaz mı, diyorsunuz? Belki de haklısınız. Bizimkiler çok daha profesyonel.     

Bizde laik tarafta yer aldıktan sonra gerisi teferruattır muhalefette. Ne olursan ol! Atatürkçülük sadece ve sadece laikliktir ve gerisi yalandır. Bu tuhaf saflaşma mantığını yaratan bizzatihi iktidarın kendisidir, günahı da onların boynuna. Hal böyle olunca laik olduktan ve dolayısıyla AKP’ye karşı olduktan sonra herkes bizdendir, kimse herkesi dışlamak hakkına sahip değildir. Bu veçhile Sözcü gazetesine bilumum kovulmuş Amerikancı yazarlar doldurulmuş. Gazete bunların birbirinden kaliteli makaleleriyle çok satar hale gelmiştir. Beş yıl öncesine dek ülkede Amerikancılar laiklikler ve ılımlı sert İslamcılar olmak üzere ikiye ayrılıyordu. Sözcü gazetesi birinci grubun amiral gemisi haline gelmişti. Şimdilerde ikinci grubun işlevini de üstlenir oldu. Amiral gemisiydi, mareşal gemisi haline geldi. Başarılıdır.

Çizginin özeti şudur: Bir etki doğurmayacak şekilde her gün ABD’ye karşı tatlı tatlı atıp tutma. En kritik siyasi virajlarda, en hassas günlerde ABD politikaları doğrultusunda yayın ve makale yayımlama. Kritik konular… Örneğin: Suriye meselesi… Esad’a ikide bir diktatör denecek. Uluslararası alanda demokrasi hassasiyeti gösterilecek. Hür dünyadan yana tavır… Seçim zamanları… HDP ile ittifakın alt yapısı oluşturulacak… Anti-kapitalist… Asla olunmayacak… Orada burada vahşi kapitalizm örnekleri sert şekilde eleştirilecek… Ama esasa girilmeyecek… Kapitalizmi ve büyük kapitalistleri incitecek mücadele yöntemlerinden kesinlikle bahsedilmeyecek… Çünkü sosyalizm: Diktatörlük. Atatürkçülük: Rakı içmek ve laiklik… O kadar… Altı OK: Rozetteki altı çizgi.. Reklam ve satış demek…

Bunlara kanıt mı? Eskiden bir hayli gösterdik. Mamafih bu ülkede ne kadar çok kanıt gösterirseniz o kanıtlar o kadar başınıza bela oluyor. Bu ülke, “Kanıt mı? Kanıt benim! Kanıt benim eşsiz kişiliğim ve mükemmel siyasi yolumdur” diyenlerin ülkesi…

Yine de bir kez daha Yılmaz Özdil örneği verelim.

Yeni-Asır’da gazeteciliğe başlamış. Atatürkçü, parlak bir yetenek olarak… Yeni-Asır’ın nasıl bir gazete olduğuna takılmayın. Demokrat ve Atatürkçü diye bilen öyle bilmeye devam etsin. Bizim 80 öncesi ve sonrası bildiğimiz şey merkez sağ görünümlü aşırı sağ bir çizgi. Sol düşmanı provokatif manşetleri bir bölge gazetesi olduğu halde hâlâ hafızalarda. Darbe sonrası tabii ki bundan ayrıca nemalanma. Dinç Bilgin’in babasının gazetesi. Özallı yıllarda Hürriyet’le boy ölçüşür bir medya imparatorluğu kurdu Dinç Bilgin. Sabah-ATV grubu… İstanbul’a giden ve mesleğinde hızla yükselmeye başlayan Yılmaz Özdil’i yanına aldı ve grubunda çok önemli yerlere getirdi. Yılmaz Özdil’in üst idareci, yazar olduğu ATV, Sabah gazetesi ne yalımlı, ne yandılı haberler yaptı yıllar yıllar boyu. Arşivlerin dilini kestiler. Zaten bakan, araştıran, gösterince gören kalmadı. Amerikancı Atatürkçülük bir markaydı o zaman da, hem de doğrudan iktidarda bir marka… Ergun Babahan… Şu firari büyük gazeteci… Bakın o da İzmirli ve tesadüf.. O da Yeni-Asır kökenli… Patron Dinç Bilgin, Ergun bey ve Yılmaz bey yönetici mevkilerde yıllarca birlikte çalışmışlar ahenk içinde… Herkesin görevi farklı. Biri patron: Sermaye ve iktidarlarla ilişkileri ayarlayacak, yöneticileri atayacak. Biri FETO’yla bağlantıları sağlayacak, kadrolaşmayı sevk ve idare edecek. Öbürü yani Yılmaz Özdil bey ise satış artırmak için cin işi, şeytan işi manşetler bulacak, arta kalan zamanlarında Atatürkçülük sektörüyle ilgilenecek…

ŞAAAAKK!

Yılmaz bey Barış Pınarı harekatı için Tayyip Erdoğan’a mesaj çaktı ve “dik ur, eğilme, arkandayız” dedi… Müthiş bir milli dayanışma… Görevinin bir parçası… Milli refleks verir gibi yapma… Öbür parçası milli refleksi rakibe avantaja çevirme. Dışarı giden topları çelip kendi kalesine atan, üstüne gelen topları sektirip rakibin önüne bırakan bir kaleci gibi…

“Şaaaak” nereden çıktı demeyin. Yılmaz beyin makalesinde tam yedi yerde “şak” efekti var. Usta yazar böyle olunur, yazıya efekt koymak başka türlü kimin aklına gelir?  Okura göre üslup: Anlama kolaylığı sağladığı kesin.

Yılmaz Özdil beyin bu yazıdaki tezi şu: Türk askeri dünyanın en ucuz askeriymiş… Amerikanın en ucuza satın aldığı askermiş… 23 centmiş bir Türk askerinin değeri… Kore’de bu askeri kullanmış ABD… Ülkedeki ABD’ciler bundan ders almak yerine o gün bugündür Amerikan-Türk dostluğuna methiyeler, marşlar, cazlar düzüyormuş… Bu harekat da ABD onayı şöyle dursun, ABD emriyle yapılıyormuş.. Amaç İŞİD’lilerin muhafazasını en ucuz şekilde bize kakalamakmış!

Ne kadar doğru görünüyor ilk bakışta değil mi? Bizim HDPci Atatürkçüler, Amerikan aşığı anti-ABD’ciler kısa zamanda 30 bin kadar paylaşım yapmışlar bu yazıyı… Dikkat buyurun, paylaşım yapmışlar, “beğen” ise kim bilir ne kadar!

Ancak ikinci kez okuyunca akla bir yığın soru takılıyor:

Yılmaz bey, bu harekat yepyeni bir savaş değil, 34 yıllık bir savaşın yeni aşaması. Karşıda da 34 yıllık bir düşman var. Çoğu Kürt, binlercesi sivil, hatta çocuk yüz bin kadar insanın ölümüne yol açan bir örgüt. Bunun farkında değil misiniz? Seçim dönemlerinde HDP’ye destek vermekten ötürü bu küçük ayrıntıyı sanırım atlamışsınız… Şaaaak!

Yılmaz bey, ilk girilen kentte ilk rastlanan IŞİD hapishanesi boş bulundu. PKK IŞİD’lileri salıvermiş. Öngörünüz üç gün içinde büyük yara aldı. Farkında mısınız? Farkında olduğunuzu sanmam, çünkü öngörülerinizin çok büyük bölümü çıkmadı, tutmadı… Buna rağmen bu okur malzemesini bir kez bulmuşken siz büyük yazar olmaya devam edersiniz ve muhalefetin ufak tefek zaferlerini hep kendi hesabınıza kazanıma dönüştürürsünüz. Muhalefetin büyük yenilgilerden ise hiçbir zaman sorumlu olmasınız. Bu da sizin bir şeylerin farkına varmanıza imkan bırakmaz.. Şaaaak!

Yılmaz bey, sizin kentinizde, yani Avrupa Birliği’nin özerk demokratik rakı cumhuriyetinde PKK kaç işçi, kaç sivil, kaç asker, kaç polis öldürdü, sayılar aklınızda mı? Kaç kez orman yaktı? (Bu İzmir solculuğu tek başına Yeşilay gibi, insanı rakıdan soğutacak..) Bu kadar zekice çıkarımlar yapıp bu denli seviyeli yazılar azan şahsınız, buna rağmen bu kentte HDP’yle ittifakı savunan yüzbinlerce CHP’linin bulunmasını neye bağlıyorsunuz? Bunda sizin ustaca yazılarınız acaba ne kadar rol oynuyordur. Açıklar mısınız? Şaaaak!

Bu harekatı ABD istemiş ise başta CNN olmak üzere batı medyası, ABD’nin her iki partiden senatörleri, meclis üyeleri neden bu kadar tepkili? Christian Amanpour neden feryat figan ağlıyor? Eşofmanlı Şevket Hoca’nın Aysel’i gibi.. Onu teskin ediniz bir şekilde. Sanırım olayı kavrayamadılar. O hemen ikna edici üslubunuzla bunu kendilerine açıklar mısınız lütfen! Yok yok, şaka… Kendinizi en iyi kendiniz bilirsiniz. Her Amerikancı gibi bu harekatla içinizin neden kan ağladığını sizden iyi kim bilecek? Şaaak!

Diktatör Esad, ondan daha diktatör Putin, daha da diktatör şeriatçı İran’ın aynı cephede toplanması, Türkiye’nin de bunlara yaklaşması, ABD karşısında Türkiye’nin pazarlık gücünü artırmış olmasın sakın! Olmaz a… Belki minik bir ihtimal olarak bunu düşünmeyi düşündünüz mü hiç? Türkiye aslında resti çektiği an herkesin payını artırmak zorunda kalacağı büyük bir ülke… Paranızı azaltmaya kalktıklarında patronlarınıza çektiğiniz restleri düşünün! Öyle düşünürseniz belki empati kurabilirsiniz, en iyi anladığınız şey... Şaaaak!

Nazım Hikmet’ten şiir de komuşsunuz yazınıza… Ne güzel! Çocuklar ölmesin, rakı da içebilsinler… Yok, o değildi… Mister Dallas, diye başlayan şiir. 23 cente asker meselesi… Komünistlik sizde… Amerikan karşıtlığı sizde… “ABD maşası Kürt gruplar” demek sizde… Atatürkçülük mülkiyeti tanesi 2500 liraya sizde… Peki bize açıklar mısınız Tayyip Erdoğan’a dik dur arkandayız dedikten sonra,  ertesi gün, savaşa giden Türk askerine 23 centlik asker demek ne demek oluyor? Şaaak!

Altı tane “şak” etti… Cevabı ben söyleyeyim, paaat diye, yıkalım perdeyi, eyleyelim viran… O asker, “Barış Pınarı”ndan önce de ölüyordu sapır sapır ve Yılmaz Özdil gibiler onları öldürenlere oy istiyordu.

Bir Türk askeri bir Sözcü gazetesi fiyatı mı şimdi beyefendi? 2500 lira kaç 23 sent, kaç asker eder Yılmaz Özdil?

Kaan Arslanoğlu

YILMAZ ÖZDİL’İN SON SKANDAL YAZISI: https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/yilmaz-ozdil/esekarisi-kovani-5380521/ 


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • LEVENT ÇİMEN

    LEVENT ÇİMEN 18.10.2019

    Yok Kaan hocam, yanlış hatırlıyorsunuz (eskisiyle Caner Ercan) doktor değil mühendisim.Benden de içten saygılar,sevgiler.

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 17.10.2019

    Sevgili Levent Çimen, eski dostu tekrar görmek güzel. Fakat siz hangi Levent Çimen'siniz? Ben Caner Ercan'ı sanki doktor olarak hatırlıyorum? Sevgiler, saygılar...

  • Neo

    Neo 17.10.2019

    Doğanın en temel kanunlarından .. avcılar tuzak kurar, yemleme yapar, olta atar .. avlanırlar ! sosyal yaşam ve siyasette de.. aynen böyle. kimi avcı din/imân yemini kullanır.. kimisi etnik köken, kimisi de bizim Y.Ozdil bey gibi atatürkçü, ilerici, lââyik tezgâhlarıyla avlanırlar ! bazen 'hürriyet' teknesiyle ava çıkar,bazen 'cumuriyet' çaparisini kullanır.. son olarak da a.b.d. sermayesi 'sözcü' oltasıyla avlanır. balık çok, akşama kadar kovayı dolduruyor.. maaşallah diyelim, gözümüz yok.. olsun ! mesele ! ! yıllardır aynı avcının oltasına, yemine, solucanına.. sazan gibi takılarak zokayı yutanlarda ! şahsen.. YOzdil beye kızmıyorum ! Y.Ozdil.. karnını doyuruyo, elinden gelebilen kaabiliyeti, yeteneğiyle beslenme yöntemi bu ! Asıl kabahat .. okumuş- yalayıp yutmuş- entel- dantel- aydınımtrak- uyanık- görmüş geçirmiş ayaklarında takılıp.. kayığa yanaşan, zokayı yutan, çaparinin çengelini yem sanıp ? ısıranlarda. Titresinler ve kendilerine dönsünler.

  • Levent Çimen

    Levent Çimen 17.10.2019

    Çok merak içindeyim.Kendileri tenezzül buyurup bu yazıya bir dönüş yaparlar mı acaba?Ne güzel olurdu, şöyle şaak şaak'lı bir kılıç-kalkan olurdu.

  • Faik Çaltılı

    Faik Çaltılı 17.10.2019

    Özdil'in yaptığı aslında bir eleştiri. Yazının içeriğinde hdp ile ittifak kounları var. İttifak yapmayanlar var. Bu ülkede siyaset bir tiyatro. Bu tiyatronun yönlendirmelerinin içinde olduğunuz anlaşılıyor.

  • Murat Çeliker

    Murat Çeliker 17.10.2019

    Her anlamda çok ileride ve ilerlemiş(!)olduğumuzu düşündüğümüz bir zamanda ... şeylerin anlamını bulmada ve kavrama da birşeylerin yapılması çok güzel ve anlamlı.Ama zor şeylerde istiyoruz bazen.Okuyacaksın,öğreneceksin,bileceksin,düşüneceksin,üreteceksin ve yaşayacaksın...

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 17.10.2019

    Muhalefet bu derece tiksinti veriyorsa iktidarı sempatik bulmuyoruz. Ülke insanının bu hale gelmesinde AKP birinci derecede suçlu. Kutuplaştırarak, saldırararak, kin ve nefret yayarak iktidarda kaldılar. Şimdi büyük çoğunluk, AKP gitsin de ne olursa olsun ruh haliyle zıvanadan çıkmış durumda. Can düşmanlığı, yaşam düşmanlığı, ülke, doğa, halk düşmanlığı görülmemiş boyutta. Akıl, mantık, vicdan bitme moktasında. AKP bu sayede ayaktadır. Muhalefetin kendinden daha kötücül hale gelmesi nedeniyle haklılık zeminindedir. Sinsi bir Amerikancı yazar, harekat günlerinde, canıyla savaşan Türk askerine “dünyanın en ucuz askeri, tanesi 23 cent” diye hakaret ediyor, milyonlarca sözde Atatürkçü akıl yoksunu ise hâlâ bu adamların, bu gazetelerin peşinden gidiyor.

  • F Sönmez

    F Sönmez 16.10.2019

    Kalemine sağlık.Kesin tedavi edici bir yazı olmuş.Okuyan kaç kişi kurtulur bilemem. Çünkü bu çevrede tam bir duman altı durumu var.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.