Zor Alırsın

Zor Alırsın

İş hanının kapısından çıktıklarında onu on geçiyordu.

-Oh, bu işi de bitirdik, dedi Bünyamin. Ama nasıl posta koydum adama, görecektin. Son olarak söylüyorum, dedim ona, bu defa da paramı vermezsen... Bünyaminciğim, canım kardeşim benim, telaşlanma, paran şimdi ödenecektir, dedi. Başkansa başkanlığını bilsin. Lambır lumbur etmekle başkan olunmaz. Odasından çıkarken elini bile sıkmadım adamın. Öyle dedim, başkansan başkanlığını bil dedim. Ne zaman bir isteğiniz olursa Bünyamin Bey, beni şu yalan dünyada kardeşiniz bilin dedi. Hiç ses çıkarmadım.

Hacı Kadir bir kahkaha attı.

-Ben öyle görmedim ama Bünyamin Abi, dedi. Kapı aralığından yani... Sen adamın karşısında aynen böyle asker gibi hazırola geçtin. Çıkarken de yerlere kadar eğilip elini öptün. Kapı aralığından gözledim sizi. Yüzüne bile bakmadı senin, neredeyse parayı suratına fırlattı. Bünyamin, Kadir'in ensesine bir tokat attı.

-Salak salak konuşup da kafamı bozma benim, dedi. Aptal! Kapı sıkı sıkı kapalıydı bir kere. Ben Bünyamin Aydın Dökme olarak asla kimsenin karşısında eğilmemişimdir. Ağabeyim Şuayip Ertan Dökme de benim gibidir. Amcam Nurullah Dökme de. Babam Hacı Emin Ali Dökme de öyleydi. Bizler onurumuz için yaşarız. Babam rahmetli senin gibi uydurmadan hacı değildi, gerçek hacıydı. Oh ne güzel, adını Hacı diye kütüğe yazdır, olsun bitsin. Dalaverenin bini bir para sende!

-Şuayip abimiz de dün kaymakamın elini öpüyordu, ne haber? Kaymakam çarşıyı dolaşmaya çıkmış. Seninki kaymakamı görünce seğirtti.

-Ne biçim konuşuyorsun lan sen! Yalan söyleme bana! Nerede gördün kaymakamın elini öptüğünü? O kimsenin elini öpmez. Bak ne diyorum, ağabeyim kimsenin elini öpmez. Ah Hacı Fışfış, sen yok musun sen!

Bünyamin kocaman eliyle Hacı Kadir'in ensesine bir tokat daha indirdi, ayrıca kıçına bir tekme attı.

-Vurma! diye bağırdı Hacı Kadir.

-Vururum, dedi Bünyamin. Sen dayaklık adamsın çünkü. Yalancı herif. Seni dövmek sevaptır.

Kadir diklendi:

-Ben Hacı Kadir Kendir olarak asla yalan söylememişimdir. Sen onu bırak da bana olan borcunu öde şurada. Paraları cebe koydun işte. Daha ne bekliyorsun? İnan bana, beş kuruşum yok. Bugün cebime para girmezse ben yandım demektir.

-Sen çoktan yanmışsın oğlum. Sen benimle Çobanpınarı'na geliyor musun gelmiyor musun, önce onu söyle. Bana arkadaşlık et, gerisi kolay. Gelirsen Çobanpınarı'nda alırsın paranı. Bir sabah yürüyüşü yaparız seninle, sonra da döner geliriz. Havaya bak, şerbet sanki. Çobanpınarı'nda bir işim var Hacı Fışfış. Yalnız gidersem sıkılırım.

-Yahu, Bünyamin Abi, Çobanpınarı'nda ne işim olur benim? Minibüsle gidersek gidelim. Bu sıcakta... Bünyamin Kadir'in ensesine bir tokat daha attı.

-Olmaz Hacı Fışfış, yürüyeceğiz, dedi. Sağlık için yürüyüş diye bir şey duymadın mı sen? Doktor bangır bangır anlatıyor televizyonlarda. Yetmişlik ihtiyarlar bile şimdi ayakları yanmış ayı gibi koşup duruyorlar.

-Tövbe tövbe, insanı neye benzetiyor, dedi Kadir. Ayı kovalar gibi desen daha iyi. Hem bu sıcakta koşmak da neymiş?

-Evet, bu sıcakta Hacı Fışfış'a ne olur ki? Sıcak senin gibi adama ne yapar oğlum! Ne soğuk işler sana ne sıcak. . . İnsan bozuntusu! Senin gibi kavruk adamlar havadan etkilenmez.

-Bana Hacı Fışfış deme Bünyamin Abi, ayıp oluyor!

-Hacı değil misin oğlum?

-Hacıyım ama Fışfış değilim. Adım Hacı, kendim hacı değilim.

-Nesin sen? Hacı değilsen ne demeye hacı oluyorsun? Fışfış sana çok yakışıyor. Bak ben ne diyorsam onu dinle.

Arkalarında gittikçe kısalan biri iri, biri ufak iki gölge bırakarak Dilektepe'ye doğru yürüdüler.

-Biz Dökme ailesi olarak hep şerefimiz için yaşamışızdır, dedi Bünyamin. Bizim onurumuz tarihten bu yana dillere destan oldu. Tarihten gelen soyumuzu sopumuzu herkes tanır. Ana tarafından Oğuzlara, baba tarafından Göktürklere dayanıyoruz. Bunu sen de bilirsin şerefsiz, başkaları da bilir. Rahmetli dedem fakir babasıydı, parmakla gösterilirdi insanlıkta. Rahmetli babam bu işi alnının teriyle kurdu, bize bıraktı. Biz her zaman onurumuzla yaşadık, yalan mı?

-Yalan, dedi. KadirKendir, tövbe yalan. Siz kim onur kim! Para desen hadi neyse ...

Dedi ve kıçına bir tekme daha yedi.

-Sen bana dayını anlat Bünyamin Abi, sonra büyük amcanı anlat, sonra babanı iyi anlat. .. Dayının ortanca oğlunu niye vurdular, onu anlat...

Sözünü bitiremeden omzuna okkalı bir yumruk indi. Omzunu tuttu, on saniye kadar öyle kaldı.

-Oğlum Hacı Fışfış, senin ölümün bugün benim elimden olacak şerefsiz, dedi Bünyamin. İleri geri konuşmayı bırakmazsan yandın bugün sen.

Dilektepe'ye vardıklarında iyice yorgun düşmüşlerdi. Güneş tepelerini kaynatıyordu. Nadir'in kahvesine oturup çay söylediler. Hacı Kadir o arada ayakkabısının sağ tekini ayağından çıkardı, topuğunu acıtan bir çivinin ucunu taşla ezdi. Sonra çok oyalanmadılar, hemen kalktılar.

-Herkes kendi çayının parasını verecek, dedi Bünyamin kalkarken.

-Deli misin Bünyamin Abi, dedi Kadir, cebimde beş kuruşum yok demedim mi sana? Yahu sen beni bugün hiç anlamıyorsun.

-Tamam, ben öderim ama sana olan borcumdan düşeriz, dedi Bünyamin.

-Utanmazsan düş, dedi Kadir. Bir bardak çayın parasını düş utanmazsan.

Gene arkalarında biri iri biri ufak iki gölge bırakarak Çobanpınarı 'nın yolunu tuttular. Kadir Kendir dudaklarını oynatıyor, sessiz sessiz söyleniyor, Bünyamin o kötü sesiyle türkü söylemeye çalışıyordu.

-Bu taşocakları bizimdi eskiden, dedi Bünyamin. Hovarda babacığım sattı savdı yedi. Yarasın, ne diyeyim. Eli açık adamdı doğrusu. Ona buna iyilik etmekten kendini düşünmedi.

-Sen çok yalancısın, dedi Kadir. Hani baban şöyle adamdı, böyle adamdı? Bir akşam bana Yusuf'un orada anlattın da anlattın. İçkiliyken doğrucusun ayıkken yalancısın. Yalancısın, yalan söylüyorsun Bünyamin Abi. Ben sana söyleyeyim, bu taşocakları ...

Sözünü bitiremeden ensesine bir şaplak daha yedi. Bu defaki vuruş öbürlerinden şiddetli olmuştu. Kadir'in gözünde kısa bir süre yıldızlar uçuştu. Kadir gün ışığında Büyükayı'yı görür gibi oldu.

-Bu kafayla gidersen sen bugün alacağının dörtte birini ancak alırsın benden Kadir Kendir efendi, dedi Bünyamin ya da hiçbir şey alamaz, avcunu yalarsın... Bence o daha güzel olur.

-Ben bugün alacağımın tamamını alırım, dedi Kadir.

-Görürüz, dedi Bünyamin.

-Bak görürsün, dedi Kadir.

-Çobanpınarı'nda seni bırakırım, dedi Bünyamin. Minibüsle dönersin. Ben oradan Ballıca'ya, Ramiz'lere gideceğim.

Kadir öfkelendi:

-Adamı yarı yolda bırakmak var mı, bunu baştan söyleseydin, dedi. Hani birlikte dönecektik. Ben yalnız başıma ...

Bünyamin ağız dolusu güldü.

-Sen oradan paşa paşa kendi başına dönersin, dedi. Adın Hacı ama kendin zındıksın. Benimle çene yarıştırmasan birlikte dönerdik.

-Ramiz Abime selam söyle, şu bana yaptıktarını da anlat ona, dedi Kadir. Anlat ki neyin ne olduğunu anlasın.

-Olur, anlatırım, dedi Bünyamin pişkin pişkin. Korkacak değilim ya. O Kadir şerefsizinin canına okudum derim ona.

Güneş ışıkları beyinlerini kaynatıyordu. Yürüyecek durumda da konuşacak durumda da değillerdi.

-Birazdan minibüs yoluna çıkarız, istersen bundan sonrasını minibüsle gidelim Bünyamin Abi? dedi Kadir.

-Değmez oğlum, minibüse ne para vereceksin, kaldı şurada on dakikalık yol. Ulan Hacı, amma hantal adamsın be!

-On dakika mı? Pek o kadar değil ya neyse!

-Hem biz kestirmeden gidiyoruz, minibüs dolanıyor. Kafanı çalıştır Hacı Fışfış, eşek geldin eşek gidiyorsun. Buradan sonra minibüse binecek olursak bize gülerler. Bu yollan tanımıyorsun sanki.. Unutma, en iyi yol kestirme yoldur. Biz parayı denizden toplamıyoruz.

-Doğru, sen her zaman kestirmeden gidersin. Kestirmeden gide gide aha böyle Çingenenin şişko ayısına döndün. Oh Koca Oğlan, göster bakalım kaynanalar hamamda nasıl keselenir? Neyse sen bana Çobanpınarı'nda paramı ver de gerisi kolay.

Bünyamin bastı kahkahayı.

-Dörtte biri peşin, dörtte üçü temizinden altı ay taksitle, dedi.

-Hepsini vereceksin! dedi Kadir, Çobanpınarı'nda hepsini vereceksin.

-Dörtte biri peşin dedik ya! diye bağırdı Bünyamin.

-Görürüz, dedi Kadir.

Bünyamin durdu, ahlayıp puflayarak sırtını kaşıdı. Kadir de durdu, türkü söyleyip göbek atmaya başladı: "Ben abine varecen/ Yengen olvecen gayrın”...

Hacı Kadir Kendir çivi derdinden kurtulmanın da rahatlığıyla topuklarını yere vura vura dans ediyor, bir güzellik üretmekten uzak, durmadan toz kaldırıyordu. Bünyamin bir süre onu izledi, gülmekten kendini alamıyordu, sonra ensesine bir şaplak vurdu.

-Yürü haydi, Hacı Fışfiş mısın nesin, şebek maymunu, yürü yoluna, dedi. Folklorcu kesildin başıma köftehor.

Çobanpınarı'na bitkin vardılar. Kemal'in kahvesine oturdular. Önce birer çay içtiler. Sonra Bünyamin Kadir'e göstere göstere bir meyveli gazoz içti. Arka arkaya üç kere geğirdi. "Bu çaylar benden Hacı Fışfış" dedi. Ceket cebinden not defterini çıkardı, ince hesaplar yaptı. Ara sıra "hesap tutmuyor" gibilerden başını iki yana sallıyordu. "Of, of, ofl" diye bağırdı sonunda. Sırtını kaşıdı, burnunu karıştırdı. Not defterini cebine soktu, cüzdanını çıkardı.

-Al, dedi, dörtte biri bu kadar, kalanı sonra...

Kadir güldü.

-Eğil de kulağına bir şey söyleyeyim, benim canımdan çok sevdiğim Bünyamin Abim, dedi.

Bünyamin kulağını onun ağzına yaklaştırdı. Kadir'in söylediklerini işitir işitmez sapsarı kesildi.

-Kimden duydun ulan bunu? dedi.

-Biz duyarız, dedi Kadir. Sen ne şeysin sen! Şimdi benim paramı veriyor musun vermiyor musun?

Bünyamin bütün borcunu ödedi.

-Vay köpek herif, dedi, vay şerefsiz, öyle olsun! Öyle olsun Kadir Kendir, bunu birilerine söylersen vururum seni.

Kadir parayı alır almaz minibüs durağına doğru seğirtti. Koşarken dönüp Bünyamin'e el mi salladı yoksa “al sana” diye bir işaret mi yaptı? Kestiremedik.

Afşar Timuçin


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • Murat Dicle

    Murat Dicle 25.06.2017

    Merhaba, Öyküyü okudum, ancak çok bir "şey" geldi. Edebiyat çömezi olarak bunun nasıl bir "şey" olduğunu da açıklayamıyorum. Bir şeyler "şey" ama ney? Afşar Bey'in ömrümde okuduğum ilk metnidir. Bu arada sitenin sayfa düzeni okumayı oldukça etkiliyor. Genel olarak ekrandan bir metni okumak zordur; buradaki gibi yayvan şekilde ve sayfasına göre bazen büyük, bazen normal font büyüklüğü gibi etkenler de okumayı güçleştiriyor. Bir standart getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Sevgiler...

  • Nihat Ateş

    Nihat Ateş 24.06.2017

    İmparator ve Kaan'a uyarıları için teşekkürler. Profesyonel düzeltmenler böyle sözler duymaya alışıktır:)) Saygılar

  • H.İhsan AŞAN

    H.İhsan AŞAN 24.06.2017

    Hem Afşar hocayı hem de Kaan beyi İnsancıl dergisinde tanıdım (90 lı yıllarda). Bu iki güzel insandan çok şey öğrendim . İyi ki varsınız.

  • İMPARATOR

    İMPARATOR 24.06.2017

    Çok sahici güzel bir öykü...

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 24.06.2017

    Afşar Timuçin Hoca Almanca mı yazmış bunu, İngilizce mi? ALLRSIN Başlığa baktım, gerisini anlamam diye okumadım! :) Neyse hadi düzelteyim. Ah bizim mslgi prfesynil düzltmenlg oln baş editörümüz :)) Öyküyü de okudum, belki başlık özellikle böyledir diye. Bir şey çıkartamadım. Kusurum olmuşsa af ola!

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.