Sıkıntı

Sıkıntı

 

Sıkıntı büyük kale küçük. Kale küçük ayı büyük. Ayının elinde eldiven. Ayı tüylü, eldiven kaleci eldiveni… Ayı kahverengi, eldiven kirli beyaz...
Sıkıntı büyük, şut fena, top hızlı... Göz gözü ve topu görmüyor. Saha toprak, toz duman. Kaleci eski usul, kaleci saçlı adam.
Sıkıntı büyük, sene seksenler. -İyi de ben hiç gönül gözüyle görmedim o yılları, zaten doğdum sonuna doğru.- 
Ayı açılıyor kalesinden, top ayağımda. O  sıra topu düşünecek kafada değilim. Düşünüyorum ya girerse kafam ayının ağzına diye. Dişleri keskin midir acaba? Ve düşünüyorum kim ayıyı kaleci yapmış? Hangi akıllının yumurtası bu? Ayılar memeli hayvanlardır, çıkmazlar yumurtadan. Devre arasında bir şikâyet dilekçesi yazacağım federasyona ve eğer öyleyse doksanlara uzanalım.
Ayıdan bir plonjon sorma! Ayı nasıl büyük ve kale direkleri ayının azameti yanında kürdan gibi, fabrikasyon sargısından, poşetinden yeni çıkarılmış ve ete susamış ayının dişleri arasına girecek birazdan. Belki cidden ayının niyeti başkadır ve sütü bozuktur, hem niyeti de bozar bozuk süt son tahlilde, bulunur o vakit kanımızda zehirli madde.
Doksanlarda ben çocuktum. Pek maç yapmadım. İlkokulda dilekçe yazmayı öğrettiler, öğrenmedim. Ayı geliyor, ayı büyük, yatıyor ayağıma ve takıldım ben işte, düşüyorum. Hakem "kalk" diyor. Dizlerim soyulmuş, yara bere içinde... Ne beladır şu toprak saha! Neyse bu defa yırttık, ayı hımbıl hımbıl kalesine dönüyor.
Serbest vuruş...
Biz centilmen bir takımız ya topun başına hapisten yeni çıkmış santrforumuz geçiyor. Gözüm tutmadı, gözü seğiriyor; pazusunda bir çapa dövmesi. Dövme büyük ayı büyük kale her ne hikmetse küçük. Minyatür kale sanırım. Geriliyor çiçeği burnunda özgür, kanatlarını topluyor, bir saç bandı ardına sıkıştırıverip vuruyor. Top ağlarda!
Gardiyan golü iptal ediyor. Cezası yanlış hesaplanmış, üç ay daha yatacakmış ama bizim tekrar mahkum olan, yüzünde hangi dalaştan miras kaldığı meçhul jilet izleri bulunan santrforumuz "ben penaltı kullanır gibi frikik kullanırım, cezaevi müdürüne iletin selamımı" diyor. Bunu bir tehdit sayıyor gardiyan. Golü saymayan gardiyan tehdidi gol sayıyor ve gardiyanlar bir anda doluşuyorlar sahaya. Sahada gardiyan doluluk oranı yüzde yüze yakın... Tozuyor saha, tozutuyor taraflar ve taraftarlar. 
Elbiseler, toprak ve ayı kahverengi... Öyle ki kahverenginin tonları ele geçirmiş yaşam sahamı. Sıkıntı büyük, ben bir takım değilim. Bir tertip, bir tüp, birtakım aşağılık, yılış yılış ilişkiler yumağının aradığı numara: sis... 
Takım otobüsü arkası yazı: "Gözlerimizin altı çok yazarlıktan şişmedi!" Uykusuz kaldım top toplarken, gece maçlarına çıktım, sahiden gece maçlarına... Şutlar daima saat 12 yönünde, uykudan kapanan gözler önünde reklam panolarına çarpıp sekerdi O nasıl bir kontra vuruştur!
Ayı büyük, bir hava topuna çıkıyoruz birlikte. Bu beni yer mi yer! Yemiyor fakat düşüyoruz. Bu sefer top küçük ve onda kalıyor. Ben kenara "değiştir" işareti yapıyorum. Kale de öyle küçük öyle minnak ki ayı bir ara topu bırakıp kulübeye koşuyor bal peteği zannedip.
Kale boş! Kale boş! Dördüncü hakem tabelasını kaldırıyor. Kırmızı rakamlar sırtımdakilerle aynı. Oyundan çıkmak var ama golü atayım mı? Soruyorum kendime.
Ayı büyük kale küçük ve cevap önümde, sürerim sürebildiğimce.
Derken bir koşuşma oluyor, bir curcuna. Bizim takım tribünlere çıkmış, hepsi de atılmış oyundan. Seyirciler meşale ikram ediyor yedek yıldızımıza. Onun formasının rakamları yazılı yeşil ışıklarla. O ise oyuna girmiyor, meşale atıyor sahaya, küfrediyor ana avrat.
Sahamız toprak, tutuşmuyor. Ayımız gitmiş vahımız kalmış. Zaten bir ayının kaleye geçmesi akıl kârı mı? Bu federasyon da iyice suyunu çıkardı!
Sıkıntı büyük, federasyon binası İstinye'de... Camiamız büyük, meşalelerimiz stoklarda... Havai fişekler falan... Rozet satılıyor, forma satılıyor, çubuklu, parçalı donlar satılıyor, hani şu eski şortları andıran.
Ayımız gitmiş vahımız da kalmamış anlaşılan. Derdimiz büyük, yüce dağlar aşındıran, sular aşıran, seller köpürten. Bizim takımın amblemine kala kala bir testi kalmış. Bir kuru testi... Şampiyon olunca kupa yerine testi kaldırmayı talep edeceğiz. Başkan bizi kırmaz. Başkan büyük, ceketi kapanmıyor yeminlen, bir marş okundu mu kalkıyor pek isteksiz yerinden, bir ayağını kaldırıp ediyor yeminler yeminler üstüne. 
"Bu sezon kaleyi büyütüp ayıyı kiralayacağım" En az iki taraftarımızı ısırıyor ayı her maç ve amigomuzun kovanlarını dağıttı filan. Kale boş, sıkıntı iyi hoş da geçmiyor. Çalım atıp adam eksiltiyorum da geçmiyor, karşı karşıya kalamıyorum kaleciyle bir türlü. Hava bozuyor. Yağmurun bini bir damla... Şimşekler çakıyor ard arda, gök mavi gök griye döküyor yüzünü. Sıkıntı büyük, "şemsiyeyle top oynamak yasaktır" oysa futbolun beşiği İngiltere'de beyler ve paşalar beş çayına doğru çıktıkları maçlarda üstelik ada iklimi de hesaba katılırsa nasıl olmuş pratik bir çözüm geliştirememişler hayret! Sırsıklam oluyoruz. Kale küçük, sığamayız altına ve file, huyu kurusun, geçirgen! Islanmak hafta sonuna özel kampanya dolayısıyla bedava! Ahmak çok olduktan sonra yağmura yağmak iş midir?
Sıkıntı büyük ve kale küçük ve ayı girdi sahaya. Ormancı oyunu durduruyor ateşleyerek çiftesini. Kuşlar havalandı sese, seyirci galeyana geldi. Maç izlemeye geldiler, biletleri bir galeyan ile değiştirildi. Ayrıca ganyan yapmaları önerildi, not düşüldü makineye okuttukları bilete. "Bu galeyanın bileti ile yapacağınız ganyan..." Hak getire ve aşk olsun size, sıkıntı öyle büyük ki bir uyarsaydınız, düdük çalsaydınız, atkı gösterseydiniz ne bileyim! İnsan insanı ezer mi? Ayı santraya yöneliyor topu patlattığı gibi. Ayağını basıyor topa, top sizlere ömür, sizlere kirli hava!
Sıkıntı büyük kale küçük ve ben bir takım değilim, hele ceza sahasında hiç organize olamıyorum.

 

Haydar Ali Albayrak


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • Yazarı

    Yazarı 21.08.2017

    Bu kadar sınıflandırma tartışması yaratacağını kestirememiştim :) Feysbuk'ta düşüncelerimi yazdım. Tartışmayı her iki cephede sürdürebilecek odaklanmadan yoksunum sanırım. Buraya da şunu diyeyim: bana kalırsa öykü değil kurgu... Bilinç akışı tekniğinin içeriğin önüne geçtiği bir düzyazı... Şiirsel düzyazı değil, düz şiir zaten değil öte yandan fantastik öykü de değil. Kurmaca düzyazı... Tanımlanmamış.

  • Murat Dicle

    Murat Dicle 21.08.2017

    Okuması zor, alegorik bir hikaye. Zor olmasının nedeni metaforları tam olarak "çakozlayamamaktan" geliyor. Futboldan da anlamıyorsa insan -ki benim gibi- anlaması daha zor oluyor. Ayı Kaleci kim olabilir diye Google'dan arattım: Volkan Demirel çıktı. :) İngilizler takmış ona bu lakabı. İyi, güzel, kötü, çirkin... Bilememiyorum, bir kaç defa daha okumak gerek belki de...

  • Tün Tün Kuzu

    Tün Tün Kuzu 21.08.2017

    Edebi açıdan, "sondan başa okuyunca da değişmeyen yazı" türü. İnanmayan denesin.

  • editör

    editör 21.08.2017

    Deneme mi desek? Yazarı ne der acaba? Tam deneme de değil.

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 21.08.2017

    Bi edebi tür olarak hikaye (solcular öykü diyo) ağır bunalım triplerimizi ve hele de sadece yazarına hitap eden sembolizmalarla aktarma medyası değildir. O işler için şiir falan kullanılır son 50 yıldır. Öykü deyip zihin bulandırmanın anlamı yok. Bu bi öykü değil. Ama bu bi bubi tuzağı olabilir. a.y.a. kontrbubisss

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.