Gebe

Gebe

Karnı burnunda diyorlar ya, aynen öyleydi. Ne zaman nasıl olmuştu kimse bilmiyordu, soranlara da cevap vermiyordu. Yaptığı en iyi şey karnını sıvazlayıp anlamsız anlamsız gülümsemekti. Karnının şişliğinden sadece yatakta sırtüstü uzanabiliyordu, oturamıyordu, yardım olmadan yerinden kalkamıyordu.

Gözlerindeki çaresizlik kimilerini ağlatsa da, “böylesi binde bir görülen bir vaka” diyorlardı. Ne olacağını kimse bilmiyordu. Elbette bir çaresi vardı, en azından bir doktor getirip baktırmak gerekiyordu, ama o kabul etmiyordu. Doktor kelimesini duyduğunda sinir krizleri geçiriyordu. “Büyü yaptılar bana” diyordu. Ağzından çıkan tek cümle de buydu; “Bana büyü yaptılar”.

Dünya, âleme borçlu amcası, eski kağnısından kalan tekerlekleri, atın eyerini, birkaç bakır tencereyi satıp üç beş kuruşu bir araya getirdi, onu doktora götürmek için bir at arabası kiraladı. Dünya âleme borçlu amcası at arabasını kapının önüne getirdiğinde sinir krizleri geçirdi, kıyametler kopardı. Yirmi erkek zar zor zaptedip arabaya bindirebildi. Dünya âleme borçlu amcası hiç kimseyi yanında istemiyordu. Aile sırlarının ortaya dökülmemeliydi! Ne olduysa ya da ne olmuşsa sadece ikisinin arasında kalmalıydı. Arabayı sürdü gözden kayboldular.

Hastanenin kapısına geldiklerinde gözlerinde yaşlar süzülüyordu. “Dünya âlemin diline düşeceğiz, rezil olacağız. El âlemin diline kilit vuramazsın ki” diyordu, dünya âleme borçlu amcası. “Bu nedir Allahım?” Doktor elinde cihazlarıyla onun karnına baktığı sırada bir hemşire kendini tutamayarak kahkahayı bastı; “Birazdan bir erkek çocuk doğuracak” deyince ikinci kez sinir krizleri geçirdi kıyametler kopardı. Sedyenin üzerinden yere yuvarlandı. Zar zor kaldırıp yatağa bıraktılar. Doktor sağına baktı soluna baktı söylediği tek şey; “Hii huumm humm Geçecek, geçmezse yine getir”.

Bir düzine iğne, birkaç merhem, bir sürü ilaçla eve geri döndüklerinde kapının önünde büyü bozan kadın ve şeyh onları karşıladı. Büyü bozan kadın önceden hazırladığı inek bokuna benzeyen yeşil sıvı şeyi onun şiş karnına, yüzüne sürüp bir şeyler fısıldayarak, kedi gibi miyavlayarak dolaşırken şeyh; “Kurban keselim, sadaka dağıtalım, dua okuyalım. İnşallah geçer” dedi.

Etrafta toplanan kadınlardan biri avazı çıktığı kadar bağırarak ağıt yakıyordu ki, dünya âleme borçlu amca dayanamadı, “O yaşıyor, yaşayacak” diyerek eliyle kadının ağzını kapattı. Alacaklılardan biri de tam da fırsatını bulmuştu, amcanın etrafında fır dönerek; “Paramı istiyorum, sana artık kimse inanmaz bunu hangi parayla doktora götürdün, benim paramı vermeden bir yere gitmem”. Etraftakiler alacaklı adamı yatıştırıp uzaklaştırdı. Derken, posbıyıklı avcı homurdanarak; “Kötü bir şey yaptı öldürmek lazım” dediğinde dünya âleme borçlu amca çileden çıktı. Eline geçirdiği sopayla sağa sola saldırmaya başladı. “O iyi bir insan, onu öldürmenize izin vermeyeceğim” diye bağırıyor, elindeki ilaç torbasını gösterip “Doktor geçecek dedi” diye söyleniyordu.

Arabadan indirdiklerinde karnı daha da şişmişti, kapıdan içeri sokamıyorlardı. Kapıyı söküp zar zor içeri soktular. Herkes bu işle meşgulken imam onu içeri almalarına sinirlendi, “Bu öldüğünde nasıl dışarı çıkaracağız, nasıl yıkayacağız” diyerek şeyhe serzenişte bulundu. Yaşlı kadının biri o ana kadar en farklı tezini ortaya attı “Hamile” dedi, “doğurtacağız ve bütün acıları geçecek, sıcak su hazırlayın” diyerek talimat verdi.

Erkekleri odadan çıkardılar, yaşlı kadın onun karnını açıp sıvazladı. Üçüz doğuran kadın çokbilmiş tavırlarıyla onun sağında solundan geçip yaşlı kadına neler yapılması gerektiğini sıralamaya başladı. Diğer bir kadın karnını yoklayarak, “Çocuğun iki kafası var, o yüzden çok acı çekiyor, bacaklarını biraz havaya dikelim düzelsin” diye fikrini söyledi. Bacaklarının altına yastıklarla doldurdular. Yaşlı kadın karnının üzerine çıkıp bastırdı, diğeri ise alttan elleriyle bir şeyler yaparak iki kafalı çocuğun düz konuma gelmesi için uğraşıyordu. Sıcak su hazırdı. Genç kızlardan biri odaya elinde sıcak su leğeni ve havlularla girdiğinde gördüğü manzara karşısında kendini tutamayarak gülmeye başladı. Bazıları kızar gibi görünse de ortadaki manzara karşısında gülmemek için kendilerini zor tutuyordu. Genç kadınlardan biri “Nasıl doğurtacaksınız”, diye sordu. Yaşlı kadın kaşları çatıp “Üzerindekileri çıkarın” diyerek bağırdı. Üçüz doğuran kadın pijamasını çekiştirerek çıkardı, odadaki bütün kadınlar bir ağızdan bastılar çığlığı. “Erkek adam hamile kalır mı?”

Metin Aksoy


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.


Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...