SONSUZ

SONSUZ

            Göğe doğru! Hani böyle uzatınca başını, uçar mısın kanat kanat? Uçar sanırsın. Çünkü öyle uçsuz bucaksız ki baktığın yer, öyle sonsuz; sanmaktan ötesi düşmez kanatsıza. Var sen ona hayal de. Sonsuz sanmaların, sancıların merhemi; hayal. Kırıklığı ise şimdilik şöyle dursun. Ey Şahin! Hani böyle içince şarabı her akşam ki tuuu sana her sabah, hatta sabahsız akşamsız her zaman, unutur musun baştan ayağa; kendini. Yaşadığını. Yaşamak sandığını. Seslen Şahin seslen; ses ver: Yer açın bana, yer açııııın. Bir kanatlık yer. Bu kadar ölü kuş fazla. Yere; yeryüzüne.

            Kıpırdadı Şahin! Sahi kıpırdadın mı? Öldüğü yerden şöyle usulca doğrulup şaraba uzandı ya! Kana kana içti de zehirden ötesine varamadı ya! Sonra ayağa kalkıp, bu kısmı ölüyü bile diriltir, hiç üşenmeden başını eğip kustu ya! Meğer varmış Şahin. Göğün altında. Uçamasa da. Varmış var olmasına da; bilmediği: Dünya yuvarlakmış. Dönüyormuş. Hep başladığı yerden, bittikçe aynı yere; tekrar, tekrar, tekrar. Kalk, iç, kus. Çürüyene kadar Şahin. Çürüsen bile; döne döne hep aynı yere. Bir gün; bir gün diye bir şey olduğunu bilmeksizin bir gün ki ikisi arasında “uçmak” kadar fark varmış; seslendiği yerden ses gelmiş Şahin’e: Sana yer yoooook! Niye? Çünkü ben dönemem göğe. Sen kimsin? Bilirsin Şahin bilirsin. Beni iyi bilirsin. Bildim: Sen; hani sen, uçabildiğini bilmeyen! Hatta bilmek istemeyen. Yok farkım senden diyesiydi de, çürümekteydi. Dili dönmedi. Kanatlarına kapandı. Kaldı. Birkaç yüzyıl. Batasıca yüzler yıllar, tutsağı olduğu anlar.

            Güneş doğar. Doğdu. Doğacak. Ne bildin Şahin, ne bildin de doğacak dedin? Sana mı kaldı güneşe kafa tutmak. Doğar, doğmaz. Sen kendi aczinle uğraş. Bilmeyi bir halt sanan, onun kibriyle toprağa varan bir Şahin. Aman ne iyi. Derken, dönerken, hiçbir şey bitmek bilmezken, bitip de başlarken karar verdi. Artık vermeliydi tabii. Nasıl olsa öyle de böyle de çürümeyecek miydi; iyisi mi şöyle iyice bir…Dibini, en dibini görmeliydi. Şişeyi kırdı. Kanatlarını açtı. Kusmadı. Kalktı. Cam kırığına kanadı. Çok şükür artık kanatsızdı. Göreceğini gördü. Hoş geldin Şahin. Layık olduğun yere; yere. Ne bizdin, ne de kendin. Şimdi “sen” de değilsin ama hiç olmazsa artık huzursuz etmezsin. Gökyüzünü sana dar ettik dar. Ama ne iyi ettik değil mi Şahin? Kanadın ağırlığı, şarabın tadı, hayatın anlamsızlığı, bakıp gördüğünü kendinde bulmalı. Bulamadın mı Şahin?

            Duydun mu yahu? Yahya Ağabey bileklerini kesmiş. Vah yazık. Niye acaba? Kim bilir ne derdi vardı garibin? Ne derdi, ne garibi; uçmak istemiş bence. Sence! Başka birice; hepimizce. Aslında ölmeyeceğimi bilsem ben de denemek isterdim bir “bence” olarak. Acaba gerçekten de uçuyor mu insan, kendini hani şöyle yukarıdan görüyor mu? Şöyle nasıl? Şöyle işte; yukarıdan. Şu son noktaya kadar, inan tek şey anlamadım. Boş ver. Anlama daha iyi. Yahya Ağabey yaşıyor mu onu söyle…

Miyase Aytaç Yılmaz


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • Miyase Aytaç Yılmaz

    Miyase Aytaç Yılmaz 22.08.2018

    Merhaba; Ya da Yahya Ağabey'in hayata tutunamayışını, değil mi Taner Bey? (Bu beyefendi)Ey otuz yıllık sevgili okur, senin duygularını sömürmeyeceğim. Asla. Annem bir Türk filmini överken "çok acıklıydı" derdi.Beğenme ölçüsü buydu: Katarsis. "Malı, meli" gereklilik kipi: Bu kip "paylaşım"larımda başkaldırığım bir şey zaten. Teşekkür ederim. Ayrıca size de Kaan Bey nazik yorumunuz için. Tarafınızdan anlaşılmak güzel.Saygılarımla.

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 22.08.2018

    Bu bilmem kaçıncı öyküsü? Yazarın tarzı bu, üslubu bu. Artık başka isimle veya isimsiz gönderse öykülerini, şıp diye onun, anlarım. Bazı öyküleri biraz daha açık, bu ve bazıları daha kapalı. Bir iç sesi anlatmaya çalışıyor yazar. Pek çoğumuzun iç sesi ve özellikle belli zamanlar çok kapalı ve karmaşıktır. Onu aktarmaya çalışıyor. Şahane mi, harika mı, belki değil. Ama o birinin, birilerinin iyice karabasana dönmüş, depresif sıkıntısını dışa, kapalı bir biçimde anlatmaya gayret ediyor. Sıkıntıyı bire bir anlatmak haliyle sıkıntılıdır. okuru da kolayca sıkar. Bir de bu gözle bakarsanız, öyküleri daha fazla anlarsınız, belki daha az sıkılırsınız, belki daha güzel bulursunuz. Saygılar.

  • TANER KÖKLÜ

    TANER KÖKLÜ 22.08.2018

    Bu hanımefendinin bütün paylaşımlarını okumaya anlamaya çalışıyorum ama olmuyor maalesef. Bu bir öykü mü, anlatı mı, düz yazı mı, şiirsel bir metin mi? Tam içine girmeye çalışıyorum olmuyor içine almıyor metin beni. Sürekli duraksamalar. Derdini kolayından anlatamama. Öykü bizi sarsmalı, okuduğumuzda olayla ve karakterle kendimizi bağdaşlaştırmalı, ona öfke, acıma, şefkat duymalıyız...Bu metinde ve diğer metinlerde bu duygular yok...Ne anlatıldığını anlamıyorum...Ki ben 30 senedir sağlam okurum... Bu tarz yerine nacizane fikrim şu ki, babası bisiklet almadığı için ağlayan bir çocuğu, beklediği mektup gelmeyen bir genç kızı, ne bileyim yoksul bir insanın lokantanın önünden geçerken düşündüklerini, kısacası bize dram anlatın...Hayattan beslensin...Okuduğumuzda dimagımızda estetik bir haz bıraksın...sevgiler...

  • Miyase Aytaç Yılmaz

    Miyase Aytaç Yılmaz 21.08.2018

    Merhaba; Sevgili Murat Dicle, sözcük tekrarları benim ritmim. Dikkat ederseniz, "Giriş, gelişme, sonuç" şeklinde de ilerlemiyorum. Yer yer Şahin'ime de birinci tekil şahıs olarak sesleniyorum,"Ey okur, bu bir öykü, basit bir uydurmaca " vurgusu için. Siz Murat Dicle siz; hani o bilinmezliğiniz! (İki kez "siz" yazmasaydım ritmimi tutturamaz, kendimi anlatamazdım). Saygılarımla.

  • Murat Dicle

    Murat Dicle 21.08.2018

    Merak edenler için Türkçe Sözcük Denetim uygulamasını paylaşıyorum. link: https://yadi.sk/d/dNqrsZMH3aSCQK

  • Murat Dicle

    Murat Dicle 21.08.2018

    Toplam dört paragraf. >>1. Paragraf: 85 sözcük, 14 tümce, 562 karakter, 70 sözcük çeşidi (tekil sayımda), Sözcük sayısıyla sözcük çeşidi oranı 0.82 (bu oran 1'e yaklaştıkça tekrar eden sözcük sayısı daha az kullanılmış demektir.) 2'den fazla kullanılan sözcükler: YER/4, HER/3... >>2. Paragraf: 137 sözcük, 27 tümce, 949 karakter, 107 sözcük çeşidi, Sözcük sayısıyla sözcük çeşidi oranı 0.78, 2'den fazla kullanılan sözcükler: ŞAHİN/5, BİR/4, YERDEN/3, YA/3, VARMIŞ/3, TEKRAR/4, GÜN/3, SEN/3, BİLİRSİN/3... >>3. Paragraf: 127 sözcük, 26 tümce, 849 karakter, 98 sözcük çeşidi, Oran 0.77, ikiden fazla kullanılan sözcükler: ne/6, de/6, şahin/4, bir/3, artık/3... >>4. Paragraf: 70 sözcük, 16 tümce, 471 karakter, 57 sözcük çeşidi, Oran 0.81, ikiden fazla kullanılan sözcükler: ne/3, şöyle/3... <<>> 355 sözcük, 70 tümce, 2423 karakter, 246 sözcük çeşidi, Oran 0.69, ÜÇTEN fazla kullanılan sözcükler: şahin/12, bir/8, sen/6, ne/6, yer/5, yere/5, sana/4...

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.