Fethullahçıların Çalışma İlkeleri ve Ergenekon Tertibi… Arşiv Konuşuyor…

Fethullahçıların Çalışma İlkeleri ve Ergenekon Tertibi… Arşiv Konuşuyor…

ÖN DEYİŞ: Herkes Fethullahçılar hakkında geçmişte neler yazdığını, tehlikeye karşı kamuyu nasıl uyardığını arşivlerine dayanarak dökmeye başladı. Ben de geri kalmayayım. 2009 başından iki yazım. İlki Cumhuriyet Kitap’ta bir kitabın tanıtımı vesilesiyle yazdığım makaleden bölümler. İkincisi SOL PORTAL’da aynı konuda yazdığım birçok yazıdan en hassas olanı.

İki yazının ardında, en dipte bir SON DEYİŞ’im olacak. 

ERGENEKON TERTİBİ (AKP ve Ergenekon Arasında Sıkışan Sol)

İktidardaki güç tatminsizdir. Kendini ne kadar güçlü hissederse hissetsin daha çok güç ister. Arkasındaki desteği hiçbir zaman yeterli görmez. Yeterli görmedikçe kendini güçsüz hisseder, bir kısır döngüdür bu, saldırganlaşır. İktidardaki güç bu yüzden eleştiriye karşı tahammülsüzdür. Eleştiri düşmandan geliyorsa öfkelenir, özdenetimini yitirir. Eleştiri dosttan geliyorsa daha çok öfkelenir. Başbakan’ın eleştiri karşısındaki aşırı tepkisel tavırlarına bakınız. İktidarın doyumsuzluğunu görürsünüz. 12 Eylül Cuntası yaptığı anayasaya halktan onay istemişti. Tuhaf bir referandum kampanyası yaşamıştık. Generaller, medyanın tamamına yakını hep bir ağızdan “evet” verin diye buyuruyorlardı. “Hayır” yönünde telkinde bulunmak ise terörizmle eşdeğer bir suçtu. Bunu yapanlar tek tek veya gruplar halinde gözaltına alınıyor, televizyonlardan teşhir ediliyordu.

Ergenekon operasyonu adıyla bir politik kampanya yürütülüyor uzun süredir. Seçimle gelmiş bir hükümeti darbe yoluyla yıkmanın zeminini hazırlamak üzere terör örgütü kurmak gibi özetlenebilecek bir suçlama yöneltiliyor 100’den fazla insana. Dalga dalga yeni gözaltılar, yeni tutuklamalar geliyor. Uygulamanın hükümetin uygulaması olduğu açık. ABD süreçten memnun. Bu durumda ülkedeki aydınların, yazarların, solcuların hatta liberallerin hükümet baskısına karşı ses yükseltmesi beklenmez miydi? Yakın zaman öncesine dek bunun tam tersini gördük. Liberallerin gerekçesi iddianame doğrultusunda bir gerekçeydi. Seçimle gelmiş bir hükümeti darbe yoluyla devirmek en büyük demokrasi suçudur. O yüzden hükümet ne kadar eleştirilirse eleştirilsin başka konularda ne kadar gerici olursa olsun (ki saydığımız kesimlerin büyük bölümü onu gerici olarak da kabul etmiyordu) darbe girişimlerine karşı desteklenmelidir. Dahası tutuklananların çoğu (bazılarına göre hepsi) derin devletin örgütleyicileri ve uzantılarıdır veya siyasi planda derin devletin destekçileridir, milliyetçi, faşist unsurlardır. Operasyon bu doğrultuda genişletilebilirse derin devlet ve tüm faşist suç şebekeleri açığa çıkacaktır. Operasyona karşı çıkan kesimler aşırı milliyetçi ya da ulusalcı faşist kesimlerdir, militarizmle işbirliği yapan kesimlerdir. Anlaşılacağı üzere söz konusu bakış açısı ülkede ve dünyada temel meselenin “demokrasi” ve “kimlik ifadesi” meselesi olduğunu savunan bir bakış açısıdır. Tüm ilerici, antifaşist, sol, liberal, ezilen ulusçu güçler demokrasi kavgasında işbirliği yapmalıdır. Demokrasinin önünde, ezilen azınlıkların, ulusların, kadınların, tüm horlanan kesimlerin, dinini yaşamak isteyen Müslümanlar da dahil olmak üzere mazlum her grubun en büyük düşmanı faşist devletçi güçler, militarizm ve milliyetçilerdir. Operasyonun genişleyerek devam etmesi darbe heveslilerinin bir daha darbe yapamaması sonucunu getirecektir ki, son derece hayırlı bir iş olarak değerlendirilmelidir. Evet, bir yıldan fazla süre boyunca kamuoyunda bu ve buna benzer görüşler hükümet denetimi dışı alanlarda, dinci basın haricinde de yoğunlukla duyuldu, oluşturulan destekleyici baskı hükümeti fazlasıyla memnun etti.

Ama dedik ya, iktidardakiler doyumsuzdur. Tam bir destek, daha çok destek görmedikçe kendilerini yeterince rahat hissetmezler. Saldırı militarist güçlere, ordu içindeki istenmeyen unsurlara, milliyetçilere ve faşistlere karşı yapılıyordu ya, bunun böyle olduğunu solculara da tescil ettirmeleri gerekiyordu. Liberallerin büyük çoğunluğunu arkalarına almışlardı, AB ülkeleri uygulamaların şiddetlenerek devamından yanaydı, Avrupa basını tutuklananların aşırı milliyetçi güçlerin elebaşları olduğunu yazıyor, İlhan Selçuk’un Nobel Ödüllü yazar Orhan Pamuk’u öldürmek için bir şebeke kurduğundan bile söz edebiliyor… Da, yeterli değildi. Bir kısım solun sol olmadığını, sol görünümlü faşistler olduğunu pek çok kesime kabul ettirebilmişlerdi ya, yapılanların darbeye darbeciliğe karşı, militarizm ve milliyetçiliğe karşı, derin devleti, kontrgerillayı tasfiyeye dönük işler olduğunu birçoklarına onaylattırmışlardı da… Tüm bu savları bazı tutanaklarla daha katıksız sola, sosyalistlere, devrimcilere de imzalattırıp kayda geçirmeleri şarttı. SÖZ DİNLEYİN, GÜNAHLARIMIZDAN KURTULALIM! İşte orada sorun çıktı. Bu destek bir avuç liberal solcudan başka geniş bir sol kesimden gelmedi. Liberal solcular Avrupa ülkelerindeki demokrasiye ulaşmayı kendilerine nihai sınır olarak gören solcu kesimleriydi ve doğal olarak Avrupa ülkeleri kendi sınırları dışında ne kadar demokratlarsa o kadar demokrattılar. Avrupa ülkeleri kendi sınırları dışında (kendi sınırları içini hiç tartışmayalım burada) nasıl faşist ve gerici güçlerle hegemonyalarını sağlıyorlarsa, bu liberal solcuların da aynı faşist ve gerici güçlerle birlikte hareket etmeleri tabiiydi. Ama dedik ya, bazı kartvizit önderleri dışında beklenen büyük onay soldan gelmedi.

“Yıllar boyu, kontrgerilladan söz ettik, Özel Harp Dairesi’nden, Ergenekon’dan, Seferberlik Tetkik Kurulu’ndan. NATO’nun bütün üye ülkelerde kurdurduğu Gladio örgütlenmelerinden. ‘Hayır’ dediler, Yalan! Komünist uydurması… Cinayetler işlendi, katliamlar yapıldı, darbeler gerçekleştirildi; kılıfına uydurup, ‘uydurma’ demeye devam ettiler. Kontrgerilla sola, emeğe, sosyalizme düşmandı; bu nedenle öldürüyor, provokasyon tertipliyordu… Sonra gün geldi, ‘işte budur’ diye karşımıza bir ‘örgüt’ çıkardılar. Cinayetler, katliamlar, darbeler hep bu örgütün başının altından çıkmıştı. Bir iddiaya göre 600 yıllık mazisi vardı bu örgütün. Şöyle bir baktık… Örgüte benzetemedik, işin gerçeği. Darbe yapabilirler miydi, kuşkuluydu, Amerikancılıkları tartışmalıydı… Bu toplamı ‘işte kontrgerilla ve de çete ve illaki darbeci fesat yuvası’ diyerekten önümüze koymuşlardı. ‘Tükür, aşağıla, tekmeyi savur’ diyorlardı, söz dinlersek bütün günahlarımızdan arınacaktık. Günah? Elbette ya… Ergenekon denen yaratık solun da, sağın da, PKK ve Hizbullah ve onlarca, yüzlerce örgütün mucidiydi. Bu ülkede ve hatta cihanda aklınıza gelen gelmeyen her türlü zalimlik, her türlü komplo, her tür kötülük onun eseriydi. Öyle ki, insanlar farkında olmadan ona hizmet eder, hiç hissetmeden onun maşası oluverirdi. İkna olmadık! Başladılar ‘ikna olmayanlar da Ergenekoncudur’ diye söylenmeye. Solu suçladılar her zamanki sağcı alışkanlıklarıyla… ‘Bu ABD’nin AKP eliyle yürüttüğü bir operasyondur’ dedikçe, ‘ne biçim solcusunuz’ diye tepemize çıkmaya kalktılar.”

Kaan Arslanoğlu

Cumhuriyet Kitap / 8.1.2009

 

FETHULLAHÇILARIN ÇALIŞMA İLKELERİ

Türkiye'de ve Dünya'da bir hayalet dolaşıyor. Fethullahçılık hayaleti. Devlet içinde devlet, AKP içinde AKP, ama aslında devletin ve partilerin üstünde, farklı boyutlarda giderek devleşen bir heyula.

Bu cemaat nasıl bu hale geldi?

Doksanlı yıllarda bir ara Hoca Efendi'nin vaazlarına sarmıştım. Televizyonda hiçbirini kaçırmıyordum. Yakınlarım dalga geçmeye başlamıştı, sen de mi mürit oldun diye. Müthiş ilgi çekici söylevlerdi bunlar. Gericilik her zaman cezbeder insanı. Gülen'in hitabet yeteneği de üstündür ya.. sadece konuşmakla hiçbir yere varılamaz. Örgütlenme ve çalışma. Kararlılığına ve sabrına borçlu cemaat büyük gelişmesini.

Burada aslında herkesin az çok bildiği noktaları irdelemeye çalışacağız.

Düzgün görünümlü ve çalışkan insanlar üstünden örgütleniyorlar. Düzgün derken kastettiğim, kılık kıyafet, konuşma, tavır, fiziksel görünümden, çevrede düzgün ve doğru bir insan olarak tanınmaya kadar tüm özellikler... Önemli saydıkları insanları (ister medyada, edebiyatta, ister mahallede, köyde) kazanmak için ellerindeki her türlü olanağı kullanıyorlar. Maddi manevi destek, ilerleme imkanları. Amaç, kazanılamasalar bile bu kişilerin etkisizleştirilmesi. Fakat özellikle örgütlenmeye, kadrolaşmaya engel çıkaran unsurlara karşı baskı ve yıldırmadan, bel altı vurmalara karşı her türlü radikal önlem alınabiliyor. Şimdilik fiziksel şiddet dışında. Ticaret, sanayi çevreleri, medya ve akademi dünyası özel yoğunlaşma alanları. Polis, bürokrasi, yargı ve ordu.. keza.

Şekillere ve kavramlara takılmıyorlar. Örneğin başı açık, gayet "çağdaş" görünümlü kadın fethullahçılar biliyoruz. Atatürkçülük de onlar için sorun teşkil etmiyor. Atatürkçülüğün herkese uyabilen pek çok çeşidi bulunuyor bilindiği gibi. Artık Atatürkçü fethullahçılarla karşılaşmak bizleri şaşırtmıyor. Sessiz kal, işini iyi yap, güçlenene dek ilerle.

Tam da bu özellikleriyle bir dinde reform hareketi gibi fethullahçılık. Zaten üç büyük dini bünyesinde birleştirmek gibi büyük gizli iddialar da taşıyor. Bu, tam da aradığımız şey değil mi? Ah, iki ufak ayrıntı mide bulandırmasa! Biri fethullahçılığın amerikancılığı, öteki piyasacılığı.

Amerikancılık üstüne tutumları ilginç. Çok sıkı bir amerikancı hareket oldukları halde cemaattekilerin çoğunluğu amerikan karşıtı söylemleri gayet iyi yutuyor. Sözde İsrail'e de karşılar, ama açık ve gizli yakın ilişki içindeler. Tabana bunun geçici bir ittifak olduğu mesajı veriliyor alttan. Dünyadaki tartışmasız en büyük güç Amerika'ysa, köprüyü geçene dek ona dayı diyeceğiz! Irak ve Afganistan'da Müslüman soykırımına devam eden süper devlete karşı ya korkunç bir pragmatizm veya kan donduran bir uşaklık duygusu. Amerikanın örgütlediği kimi dinci hareketler sonradan ona karşı dönmüşlerse, fethullahçılar için de böyle bir olasılık küçük de olsa mevcut.

Cemaate her türlü insan katılıyor. Elbette kişisel çıkar peşinde koşanlar da. Buradaki ilke kimseyi dışlamamak. Ama katılan herkes cemaat için, toplum için çalışmayı ön plana almalı. Kişi eğer hırsızsa bırakın yesin, fakat üç hizmet etsin, bir yesin. Solda, özellikle sosyal demokrat ve liberal solda tam tersini görürüz. Üç yesin bir hizmet etsin. Solun cemaat karşısında tutunamamasının önemli nedenlerinden biri bu.

Fethullahçılar bire bir ilişkiler konusunda çalışkanlar. Halkın sıradan küçük ihtiyaçlarını karşılama, dayanışma duygusu yaratma doğrultusunda uzmanlar. Parasal güçleri büyük.

Fethullahçılar pozitif ütopya sahibiler. İdeal diyelim, motivasyon diyelim, manevi güçleri yüksek. 21. yüzyılın İslam'ını yaratacaklarına ve yaşayacaklarına inanıyorlar. Söyledikleriyle yaşamları örtüşüyor, tutarlılık gösteriyor. Disiplinli, en azından görünümde niteliğe önem verici çalışma tarzları var. Genel ahlaksal düzeyleri ve iş sorumluluk anlayışları solun ortalama düzeyinden eksik değil fazla. Solda ütopya zayıfladı, idealist insanlar azaldı. Bizim ütopyalarımız daha çok negatif ütopya artık. Bir şeyleri kurtarmaya çalışıyoruz yeni bir şey yaratmaktan çok. Cemaatleşmeyi kim durduracak? Kuvvayi Milliyeci Kemalizm kuşkusuz ilerici bir güç, ama nasıl bir ütopya sağlıyor halka, ne kadar idealist motivasyon yaratıyor? Solcuların büyük bölümü söyledikleri gibi yaşamayan bencil insanlar. Böyle bir dönemde bile çıkar kaygıları toplumsal kaygılarının önünde. Cemaatleşmeyi durduracak tek güç yeni bir sol coşku olabilir. İnsanlığı ve doğayı bitiren kapitalizme karşı sosyalizm!

Zayıf noktaları yok mu? Var. Birçok. ABD'ye çok bağımlılar. Onun strateji değişikliği başlarına dert açabilir. Sonuçta, "anayasal düzeni ortadan kaldırmayı" hedefleyen gizli bir örgütlenme bu. Şu Mustafa Balbay'ı içeri attırdıkları maddeyi on yıllardır kendileri çiğniyorlar.

AKP ile ilişki. Erdoğan'la araları iyi görünüyor. Ama öteki cemaatler pek memnun değiller bu büyük gücün her şeyi yiyip yutmasından. Erdoğan'la tatlı geçinmeleri patronlarının aynı oluşundan kaynaklanıyor. Dedik ya, patronun tavırları siyasetin cilvelerine göre değişebilir.

Fethullahçılığın başka bir zayıf yanıysa, en vahşi yönleriyle kapitalizmi, en azgın yönleriyle piyasacılığı savunması. Bu tutum yoksul halk açısından şimdiye dek sorun çıkarmadı. Çünkü krize de girse kapitalizm hala çok güçlü, halk bu düzenden hala umutlu. Fakat kapitalizmin insanlığın günlük huzur ve refahını acı bir biçimde bozacağı günler uzak değil. Öyle günlerde fethullahçıların zenginden ve hızlı zenginleşmeden yana tutumu daha zor anlatılabilecek. Zaten asalaklık ve lüks karşısındaki tutumları İslam'ın özüyle (en azından çıkış dönemindeki ruhuyla) ciddi biçimde çelişiyor. Yine de her kirliliği bir şekilde mazur göstermede çok yetenekli olan cemaat kültürü onun da üstesinden gelebilir.

Elbette şunu unutmamak gerek: Sol daima akıntıya karşı kürek çeker, gericilerse akıntıdan yararlanır. Problem, zoru seçenlerin her zaman buna uygun motivasyon ve donanımda bulunmaması.

Kaan Arslanoğlu

SOL Portal / 20.3.2009

SON DEYİŞ: Roller değişti. AKP’ye destek nöbetini liberallerin yerine şimdi ulusalcıların önemli bir bölümü aldı.

Geçmişte hiç haklı çıkmamış ve güven uyandıramamış ulusalcı şeflerin bu kez haklı çıkmalarını canı gönülden isterim. İşaretler aksi yönde görünüyor, ama yanılmayı, utanmayı isterim. Zaman kısa dönemde pek çok şeyi kanıtlayacak.

Ama siyaseten bu kadar yandaşlık fazla. Tankların üstüne çıkanlar övünmeyi hak ediyor. Kendi siyasi motivasyonları doğrultusunda önemli bir iş başardılar. Kurşunların üstüne bu ulusalcı şefler gitmedi, her zaman olduğu gibi devler arasında rol kapmaya çalışıyorlar. Etleri ne butları ne, korkarım yine ezilirler. En azından manen.  

İşin insani boyutu ise her yönden fecaat. Birilerinin bu boyuta yaklaşımı da fecaat. Ayrıca birkaç eski asker ve yakın zamana dek edebiyatını övüp durduğum bir yazar var ki, söylemleri katlanılır gibi değil.

PKK kuyrukçusu güçlerin “Ne Darbe, Ne OHAL, acil demokrasi” söylemi ise yüz buruşturucu bayatlık…   Acil demokrasi ha! Ne orijinal buluş, demokrasi 30 yıldır bunu her söyleyişinizde kollarınıza atılıyor.   

Şunu bilir, şunu söylerim: Gücün yoksa biraz mütevazı ol, büyük laflar etme…  Abilerin futbol maçında kaleye geçme.

Kaan Arslanoğlu 


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • Ç.

    Ç. 10.08.2016

    Halit Kakınç'ın yazısını da yazdığınız yorumu da hatırlıyorum:) Bugünkü yazısını söyleyince okudum.Ulusalcıların liberallerden farkı yok diyordum. Bu konuda da farkları yokmuş.

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 10.08.2016

    Ç'cim, Halit Gakınc'ın bugünkü yazısına bak: Gerekirse Avrasyacı oluruz! A hey, a hey, a heyyy. 28/11/2015'te ne yazdıydı bu trismuslu çerkez milliyetçisi? Kaybeden Rusya olacak! Dakkasında buraya yazmıştım hatırlarsan. Bi ulusu, hele de kadınları üzerinden aşağılamayı norm sayabilen beyin dokusu acaba ne ile malül ki? Şimdiki tavrını açıklayacak tornistan kabiliyeti demek sadece liboşlarda değil bu tayfada da varmış. Son 3 haftanın bize öğrettiği bu oldu. İnsan doğası bizi şaşırtmadı yani. Bence ben ormana ya da uzaya döniym. Acilen! Yuh olsun diyorum. Cüneyt Ülsever bile bunlardan daha ahlaklı çıktı. Allah sonumuzu hayreylemeyecek. Sodom ve Gomorra meselini bi daha okuyun derim. a.y.a. mecazi Lut kavmini kınasss

  • Ç.

    Ç. 09.08.2016

    İktidar bugün söylediğinin tam tersini yarın söyleyebilir. İktidarı destekleyenlerin bugün haklısınız demesinin bir önemi yok. Konjonktüre göre iktidar siyasetini belirler. İktidarın yarın izleyeceği siyasi hat da bugünden farklı olacaktır. Yetmez ama evetçiler gibi ulusalcıların bugün iktidar destekçiliği yaptığı ortada. Yetmez ama evetçileri eleştirdiğim gibi ulualcıları da eleştiriyorum. Ulusalcılarla siyasal olarak farklı noktada dursam da yaşananlarda Aydın Engin gibi analizlerde de bulunmadım, yaşananlara karşı doğru tavır aldım. Mağduriyet döneminde Alper Taş bile Ulusal Kanal'ı ziyaret etti. ÖDP mağduriyet yaşasa Doğu Perinçek'in ziyaret edeceğini hiç zannetmiyorum.

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 09.08.2016

    bi de son lafım john dennis'e. saf, temiz, sevgi, iyilik, hederö, hödö... hülya goçyiit ve edison filmlerinde çok geçiyo o laflar. genelgeçer doğrular üzerinden yorum yapıldığı zaman intolerant oluyorum biliyosunuz. lütfen laktoz intoleransımı kaşımayın. özelgeçmez yanlışlar üzerinden yorumlarınızı ayrıca beklerim. a.y.a. bekledim de gelmedinsss

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 09.08.2016

    ++ doldu! ayrıcaaa, "Bana da onurla taşıdığım, bu Nihat Genç kör olmuş artık onu okumayın diyen, senin o sırtındaki yarandan daha büyük, solcu arkadaşların hançer izleri kaldı!" buyurmuşsunuz. gramerden kesin çakacak bi cümle ya, neyse! 1. nihat abim'in körlüğüne vurgu yapan benim. 2. ben solcu değilim. 3. sizi de hiç sırtınızdan hançerlemedim. 4. ben ne söyleyeceksem herkesin yüzüne ve gerçek kimliğimle söylüyorum. 5. melodram burda ucuz kaçmış. lütfen! a.y.a. lütfensss ve hala nihat abi'nin oftalmolojik sorununa işaret etsss

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 09.08.2016

    +++ işler bunlar! nayn van van vakası esnasında da kaderin garip bi cilvesiyle amarihanya'daydım. orda da aklı dötünde değil de başında olan her yorumcu bunun holivut ürünü olduğunu ve ortadoğu, kuzey afrika ve afganistan hattına yapılması istenen büyük operasyon için meşruiyet yaratılması amacıyla tezgahlandığını söylemişti. hatırlarsanız Irak'ta da kimyasal silahlar vardı sonra göyağ. ve hatta, o nayn van van vakası evvelisindeki amarihanya seçimlerinde de çok garip bişe olmuş; bi eyalette sayımlar yenilenmiş; şempanze kırması denyo birden başgan oluvermişti. sonra neler olduğunu seyrettik birlikte, di mi? yaniii, demem o ki, benim bu gösterilere karnım çok tok! BOP'un eşbaşkanı, davaların savcısı, kaç senedir iktidarın sahibi olan insan ve avaneleri kendilerini her mükellefiyetten bi hareketle sıyıracak; ulusun orduları dağıtılacak; kaleleri zaptedilecek; tersanelerine girilecek, nihat abimin mahalle arkadaşlarının kahramanlık hikayeleriyle biz de uyiiicaaz, he mi? oldu, gözlerim ++

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 09.08.2016

    valla sayın harma, ben coup d'etat parodisi sergilenirken burda değildim. tam olarak saat 21:15'te (türkiye saatiyle 22:15) konser salonuna girmiştim. 1 saat sonra ara verildi. dışarı sigara içmeye çıktım. saat 22:25'te bi bilgi kaynağımdan garip bi mesaj geldi. kendisi dünyaca meşhur bi gavur yayın organının türkiye'deki "ajan"ıdır. ben süreci çoğunlukla (o gece) ondan gelen haberler üzerinden takip ettim. bana saat 00:57'de geçtiği bi telsiz kaydı var (demek ki ona daha erken geldi). görüntülü! komiser olduğunu düşündüğüm bi adam gevrek gevrek konuşuyo. vatandaşın askerle çatışma olabilecek alanlara "akıtılması" için gayet rahat telkinde bulunuyo. üst makamlardan olur alındığını ve hiçbi aksilik yaşanmayacağını söylüyo (polis, diğer polislerle konuşuyo yani). ilginçtir, salaları da kaydedip bana gönderdi o gece bu kaynağım. ve (milliyetini söylemeyeyim) bu gavur kankam şöyle bi yorum yaptı: teatral bi şölen! benim kanaatim de aynı yönde. konspirısi falan değil. boru gibi organize +++

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 09.08.2016

    Mehmet Harma dostum, 7 yıl etrafımızda kimse kalmamıştı lafı çok kötü çarpıtma. Bizler vardık en azından. Ergenekonculardan dörtte üçünü günahımız kadar sevmesek de destek çıktık o dönem. 80 darbesini destekleyen, NATO'yu savunan, devrimcileri ad ad ihbar eden, sonra APO'cu olan D.P. ve şef tayfasını hiç sevmesem de mağdur oldukları için gazetelerine abone olmuş, yazılarımın orada çıkmasına izin vermiştim mesela. Ama şimdi mağduriyetleri ortadan kalktı. İktidarla şenlik yapıyorlar yine son iki yıldır. Bu durumda omuzdaşlık da biter. Bu gibiler her daim büyük güçlerle gizli açık ittifak içindedir. ABD, AKP, PKK, Devlet vb. fark etmez, işlerine geldiği gibi kıvrakça konum alırlar. Bunun tersi: İktidara karşı her koşulda dik ve onurlu durmak... Bunlar öğretilmez kardeşim, insanın içinde varsa vardır, yoksa zorlanmaz. Üstelik bu tavır solcu, devrimci falan tavrı değil, onurlu her insanın göstermesi gereken tavırdır. Saygılar.

  • Mehmet Harma

    Mehmet Harma 09.08.2016

    Meraklısına duyurulur. Bugün. OdaTv. ‘Ne günler yaşadık Fatih! O uzun yedi yıl, etrafımızda kimse kalmadı Fatih!’ Şimdi senin sırtında onurla taşıdığın yirmi santimlik yara deliği kaldı. Bana da onurla taşıdığım, bu Nihat Genç kör olmuş artık onu okumayın diyen, senin o sırtındaki yarandan daha büyük, solcu arkadaşların hançer izleri kaldı!

  • Deniz Can

    Deniz Can 08.08.2016

    Kişi tüm bu risklerden kendini koruyabilirse ve aidiyet duygusundan aldığı gücü sevgiyle yoğurup, akılcı bir şekilde hem kendi hem de toplumun huzuru ve mutluluğu için kullanabilirse, dinini saf ve temiz yaşayan nadir insanlardan biri olabilir. Ancak hem geçmişte hem de bugün, dünyada ve ülkemde yaşananlara bakınca bu hiç de kolay değil gibi.

  • Deniz Can

    Deniz Can 08.08.2016

    +++ İyi ve güzel olan ne varsa aidiyet duyduğu gruba atfedip, fanatik bir ruhla kendi grubunun dışında kalanlara, ki buna kendi dininden olup biraz farklı olanlar da dahil, olumsuz, hatta nefretle bakmayı öğrenebiliyor. Gücün sihrine kapılıp daha fazla güç isteğiyle, maddi manevi sömürüye açık hale gelebiliyor.+++

  • Deniz Can

    Deniz Can 08.08.2016

    +++ Dinini saf ve temiz yaşayabilmek, bu sanırım çok az kişiye nasip olan bir şey, her nimetin bir külfeti var derler, bu gücü alırken dindar insan bir yandan da farklı riskler alıyor. Sınırlı bilgisiyle, biraz bilgili görünenin, hitabeti güçlü olanın etkisine açık oluyor. Duygusallık akılcılığın önüne geçebiliyor, sürü psikolojisiyle hareket edebiliyor.+++

  • Deniz Can

    Deniz Can 08.08.2016

    Sayın Aya saf temiz vurgusunu yaşama sözcüğüne yapmıştım, dinimiz dememin sebebi doğal olarak yüzde doksan sekizin içinde bulunuyor olmamdan. Hiç bir dini, saf temiz diye nitelendirebilecek kadar bilmiyorum, ahlaklı olmak zorunluluk, inançlı olmak ihtiyaç, ancak dindarlık bir tercih. Doğa ve ölüm karşısındaki çaresizliğimiz sürdükçe, inançlı olma ihtiyacımız hep olacak ve bunun yan ürünü olan dinler var olmaya, yeni dinler ortaya çıkmaya, insanlar tanrılar yaratmaya devam edecek diye düşünüyorum. Dindarlık tercihinde bulunanlar için, hangi din olduğunun çok önemi yok aslında, hangi çağda, hangi coğrafyada yaşıyorsa, o anda orada hangi din geçerliyse onu benimsiyor, dindar için önemli olan birileriyle aynı duyguyu, aynı inancı paylaşıyor olmak, aynı ritüelleri yapan bir grubun üyesi, bir bütünün parçası olmak, zorluklarla daha kolay başa çıkabilmek ve bundan güç almak. +++

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 04.08.2016

    + O yüzden, "hoşgörü dini" dokundurmalarına da karnım feci tok. Gerçek İslam bu değil diyen abiler ve ablalar, Teşvikiye ve Şakirin camilerinin müslümanlığı (beyaz türk ya da ortalama cehape seçmeni modeli yani) sadece Tanzimat sonrası Osmanlı ve devamında Cumhuriyet Türkiyesi'nin "laik" pozisyonunda yeşerebilmiş bişeydir. Ayrı sosyolojik inceleme konusudur. Ve fakat, asla İslam'ın yapısal özellikleriyle uyuşmaz. Kötüdür demiyorum. Hatta bence iyidir bile. Ama İslam o değildir. Yemeyelim birbirimizi. Yani hiç değilse bana lolo yapmayın. Son hatırlatma! İslam'ın en temel mottolarından biri nedir? Senin dinin sana, benim dini bana! Amma bundan laiklik-sekülarite falan çıkmaz. Kasmayın! Oradaki ayarcı tonu bitek ben duyuyo olamam. Di mi? a.y.a. nonlolosss ve dahi aleykümselamsss

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 04.08.2016

    Selamunaleyküm. Bu yorumu ille yazmak zorunda hissettim. Din (inanç) modülünün türümüzün evriminde bi şekilde gerçekleştiğini ve bunun doğal seçilimde olumlu ve olumsuz etkilerinin olduğunu görüyorum. Ben görüyosam herkes de görüyodur sanırım. Doğal seçilim üzerinde son 500 yıla kadar muhtemelen olumlu efektler çok daha belirgindi. Ama toplum modeli kendi içinde üretim ilişkilerini daha da derinden etkileyecek biçimde dönüşmüşken tartışma başka bi noktaya kaymalı bence. Diğer modüllerle etkileşim de dikkate alınmalı. Ve şu "dinimizin saf hali", "güzel dinimiz İslam" lafları (sizin dininiz; benim değil; belirteyim) beni rahatsız ediyo. Hep ediyodu. Artık daha da fazla ediyo. Dininizin saf halinin ne olduğunu bilmiyorum. Güzel olup olmaması ile de ilgilenmiyorum. Kim aksini iddia ederse etsin, İslam yayılmacıdır ve toplum yaşantısının bütününü tanzim etmeye taliptir. İddiası vardır. Pratiği de hep böyle olmuştur. Nonislamik fraksiyonlara ancak "tabiyet" esasında kısmi tolerans gösterir.+

  • Deniz Can

    Deniz Can 04.08.2016

    +++ Dinciler geçmişte de vardı, yarın da olacaklar eminim, ancak son dönemde iktidardalar ve insanların inançlarını kötüye kullanmanın ve ahlaksızlığın doruklarındayız. İsyanım; dinin kötü emellere alet edilmesine, insanların kandırılmasına, iki ayrı din olsaydı dememin sebebi, dinimizden bu pis ellerini çekerler miydi acaba düşüncesinin ve sadece dinimizi temiz, saf, kimsenin müdahalesi olmadan yaşama özleminin ifadesi. Bugün birileri af diliyorsa eğer, ben af dilemesi gerekenlerin olduğu kirli taraftan değilim, ben bu ülkenin on yıllardır dincilerce hakkı yenen kullarındanım, ya Siz!

  • Deniz Can

    Deniz Can 04.08.2016

    Postacıya gerek yok aslında, yazdıklarım gayet açık ve anlaşılır ama ben anlamak isteyerek okuduğunuzu sanmıyorum, söz konusu din olunca tepkilerin şartlı olması şaşırtmıyor beni ama burada olmasına şaşırdım. Rıdvan Bey ben sizin yanlış anladığınıza inanmak istiyorum çünkü iki durum var birisi yanlış anlamanız, diğeri; dinin siyasi çıkarlar için kullanılmasına hoşgörüyle bakmanız, birleştirici değil tam tersine ayrıştırıcı bir unsur olarak işlev görmesinden hoşnut olmanız, dinsel rant yaratılmasından ve yandaşlarla bölüşülmesinden rahatsızlık duymamanız ya da bundan nemalanıyor olmanız, bir yandan ilköğretim okullarının dahi imam okullarına dönüştürülerek dinin güzel bir maske, kamuflaj malzemesi gibi kullanılmasından ama öte yandan tarikat mezhep ilişkileriyle iyinin doğrunun değil, hak etmeyenin ödüllendirildiği, kul hakkının yendiği ahlaksız düzenden hoşnut olmanız gerekir. +++

  • Rıdvan Binici

    Rıdvan Binici 03.08.2016

    Sayın son niyet okuyucu aya bir tek size mi malum oluyor böyle ironiler yoksam bana mı ilam etmiyor postacılar?

  • Ç.

    Ç. 03.08.2016

    Kaan Arslanoğlu sizinle aynı şeyleri diyoruz. İktidara yönelik gerçeği yansıtmayan analizleri de bulunuyor. Toplumsal değişimi ise yadsıyorlar.

  • Mehmet Harma

    Mehmet Harma 03.08.2016

    Zaten non regüler müslümanları ve diğerlerini toplayınca %98 müslüman değiliz ki. %50'yi zor bulur belki. Kalan %50 hristiyan olsaydı iyi mi olurdu? Mısır'da %17 kıpti vardı da ne oldu? Gerçi orda da Arap-Türk farkı var, tam kıyaslanabilir mi şüpheli. Malezya'da %45 non islamik, Endonezya'da %10 hristiyan da birşey değiştiremiyor.

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 03.08.2016

    sevgisiz rıdvan binici, john dennis'in yazdığı yorum ironi ve hatta kısmen sarkazm kategorisinde ele alınabilir. ama seninki direkt garbage kategorisinde. a.y.a. lahavlesss ve meraksss. a.y.a. asksss

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 03.08.2016

    başganım, zaten ben de onu dedim. marksizlerin analitik yönleri güçlü. mamafih sorunlara hep o bayat hazır reçetelerle çare bulmaya çalışıyolar. ki cıks işte ona. devrimci durum, emekçilerin örgütlenmesi, felan, fişmekan, hederö de hödö... ne la bu? ben bunları duya duya 39 yaşıma geldim. babam 70 yaşında. o da hep bunları duymuş. ki dedem de anlatırdı. o da çok çekmiş. karşılarında düşman belledikleri organizmanın (gapitalizm yaani) sadece ama sadece var olmaya odaklandığını ve bunu da 500 yıldır gayet iyi yaptığını anlayamıyolar. lan vantuzlu tuz canavarı'ndan bahsediyoruz. her türlü hile ve desise var. goygoylan iş bitirilseydi en iyi ameliyatları yaşlı profesörler yapardı. a.y.a. star treksss

  • Rıdvan Binici

    Rıdvan Binici 03.08.2016

    Sayın Deniz Can'ın yorumunda sorduğu soruyu cevaplamak isterim: "%50 müselman değil de hıristiyan olsaydı her şey çok farklı olmaz mıydı?" Hadi ya? Öyle mi? Bak sen? Cevap verecek bir şey bulamadım çünkü harikulade bir soru, tüm sinirlerim birbirine karıştı ay bana bir şeyler oluyor.

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 02.08.2016

    İzzetin Önder ve benzerleri bazı konularda doğru saptamalar yapabilir. Birçok sol yazar birçok konuda doğru şeyler söyler. Önemli olan bir yazarın bütünlüklü olarak doğru şeyler, doğruya yakın şeyler söylemesidir. Hiç değilse hayatla doğrulanan bir tutarlılık göstermesi gerekir. İzzettin Önder veya herhangi bir klasik Marksistin bütünlüklü olarak doğru saptamalar yapabileceğini hiç düşünmüyorum. Bunun nedenlerini defalarca yazdım. Sadece birini yineleyeyim. Bunlar sürekli olarak kapitalizmin krizinden bahsederler ve kapitalizmin bu krizlerini bir zayıflık göstergesi sayarlar. Oysa durum tam tersidir. Kapitalizm krizlerle beslenir ve her krizden güçlenerek çıkmıştır. Keza bunlara göre Türkiye sürekli ekonomik krizdedir ve işler kötüye gitmektedir, iktidar zor durumdadır, muhalefet yükselecektir, AKP düştü düşecektir. 14 yıldır bunları yazıyorlar, daha önce de aynısını yazarlardı, oysa ülkede sistem daha da güçlendi, sağ daha da gelişti. Şahsen bıktım bu basmakalıp ideolojiden.

  • Ç.

    Ç. 02.08.2016

    CHP'nin ve HDP'nin iktidarın totaliter olduğu söyleyip daha sonra da iktidarla işbirliğine giren politikalar yapması mütevazı olmayan sosyalistleri(birkaç yapıyı dışarda tutabiliriz) az olan etkilerini daha da az hale getirdi. Akif Akalın'a Facebook'taki cevabınızı ilk başta bulamamıştım. Sonunda bulabildim. Öngörülerinizin gerçekleşme ihtimali var. Ulusalcı bir yorum olduğunu düşünmüyorum. Ben de benzer öngörülerde bulunmuştum. Öngörülerinizi okumakta isterim. Başka blogun ismini verirseniz. Selamlar umarım benim yorumlarım da evrenin derinlerine seyahat etmez.

  • Ç.

    Ç. 02.08.2016

    Siyasete farklı pencerelerden baksam da Nihat Genç'i takip ediyordum. Yazıları artık takip edilecek düzeyde değil. Ahmet Takan'ı Savaş Süzal'ı takip etmiyordum onları da takip edeyim. Ulusalcıların büyük çoğunluğu geç de olsa yanlış analizde bulunduğunun farkına vardı. Ulusalcıların analizlerindeki sorunlu kısımlar dursa da. Onları takip eden insanlar ise hala iyimserler, değişim havasındalar. Sol Portal başından beri diğer haber sitelerine göre daha iyi analizlerde bulunuyor. Osman Çutsay'ın İzzettin Önder'in yazılarını ben de beğeniyorum. Solun çözüm önerileri ile analizlerinin bağlantısını yeterince kuramaması dışında sorunlu bulduğum yönü toplumun liberalleşmesini muhafazakar yönde değişimini yeterince dikkate almaması. Siyasete önem verdikleri kadar sosyolojiye önem vermiyorlar. 15 yılda iktidarın politikalarının etkisinin yadsınamayacağı bir kuşak yetişti. İktidarın etkileri dışında etkiler de var.

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 02.08.2016

    Sevgili Ç, bi daha yazayım bari şu cevabımı. Hatırımda kaldığı kadarıyla... 1. Nihat Genç körlüğü geçinceye dek okunmamalıdır (umarım geçici körlüktür). 2. Son dönemde Mehmet Ali Güller, Müyesser Yıldız ve Ahmet Takan takip ediyorum. İzzettin Önder ve Osman Çutsay yine neredeyse hep oldukları kadar iyiler. Savaş Süzal'a ve Ahmet Şık'a da bak derim. Sol Portal bütün olarak iyi. Ama unutma ki marksizler hep iyi analiz yaparlar, fekat çözüm önerileri olveys bayattır (devrimci durum, emekçiler birleşin, örgütlenme esastır felan fıstık türevi sloganlar işte). 3. Feyzbuh takip ediyo musun bilmiyorum. Ama Akif Abi'nin yabancı basının buraya bakışı üzerine yaptığı bildirimine uzunca bi cevap yazmıştım. Orda görebilirsin. Öngörüm çok düşük değil bu söylediğin yazıdaki ifadelerle ilgili olarak. Hemi de 10 gün evvelisinden... Ki araştırırsan, benim ta 2008'deki ilk dalga ve sonrasında 2011'deki muhammed buazizi vakası üzerine yorumlarım kayıtlı. Başka blog! a.y.a. haymatlosss ve ferahsss

  • Deniz Can

    Deniz Can 01.08.2016

    Yüzde doksan sekiz müslüman diyenlerin yıllardır ve bugün yaptıklarına bakınca, keşke yüzde elli müslüman yüzde elli örneğin hristiyan olsaydı diyorum, her şey çok farklı olmaz mıydı.

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 01.08.2016

    ç'cim, sana cevap verdim. evrenin derinliklerine gitmiş. a.y.a. derinsss

  • Ç.

    Ç. 31.07.2016

    Arif Yavuz Aksoy bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz? http://odatv.com/tesevin-turkonenin-ve-darbeci-generallerin-onerileri-hayata-geciriliyor-3107161200.html

  • Bahadır Özdemir

    Bahadır Özdemir 30.07.2016

    Merhaba bir süredir yoktum. Aslında şu anda da yokum ama gerçekte varım. Neyse, K. A. nun yazısında geçen şeylerin benzerlerini U. Kanal, Halk TV vb. kanallarda yıllarca izleyip durdum. Yani Amerika vardı, CIA vardı. Bütün faili meçhuller, Kürt-Türk, Alevi-Sünni ayrımı, Balyoz, Ergenekon, terör hep bunların işine geliyordu ve bu işlerin çoğunu da FETÖ yoluyla yapıyorlardı. Falan filan. E şimdi ne oldu. Halk FETÖ yü, Amerikayı CIA yi püskürttü ve savaşarak demokrasiyi kurtardı. Şimdi ben bu kadar sol yayın okumuş ve izlemiş biri olarak artık Türkiye'nin özgür bir ülke olacağına, herkesin devrimci olacağına, benzinin, elektriğin ucuzlayacağına, üretimin ve ücretlerin artacağına, huzur ve refahın geleceğine net olarak inanmam gerekiyor. Hatta Vatan Partisinin iktidar olacağına da inansam yeri var. IA "Erdoğan’ın asıl amacı neydi?" demiş. E tabi, bütün sol ve ulusalcı söylemlerin külliyen tükendiğini ve rezil-rüsva olduğunu fark edemezseniz böyle saçma şeyler tartışırsınız. (B.Ö.)

  • Deniz Can

    Deniz Can 30.07.2016

    Darbe olur olmaz idamdan söz etmek ve Topçu Kışlasını en olmadık zamanda telaffuz etmek. Darbe bana inandırıcı gelmiyor, sonrasında yaşananlara bakıyorum, F tipi tüm oluşumlar yok ediliyor, dersaneler, hastaneler v.s., akademisyen, gazeteci, şucu bucu bunları hepimiz biliyoruz az ya da çok, kendilerini gizleme ihtiyacı duymuyorlardı zaten. Asker içindeki kadrolaşma açık mıydı, şu komutan Fetocu diyebilir misiniz, mutlaka kendini saklamak ihtiyacı vardır diye düşünüyorum. Şimdi 5000 den fazla asker tutuklu çoğu general, komutan, bunların tam tersi yöndekiler olmadığı ne malum. Bir dandik darbe ile yüzde elliyi sokağa döktüler, ve ısrarla sokakta tutmak gayretleri var. Bir yandan FG yi ülkeye getirme çabası ve kalan yüzde elliyi sokağa dökmenin yolu, Topçu Kışlası ısrarı. Askerin tamamen F tipine dönüşmediğini ne biliyoruz. Başkomutan lafının vurgulanışı, RTE tüm İslam aleminin lideridir lafları garip geliyor bana. Lütfen saçmalıyor olayım.

  • Ilgaz Alarcın

    Ilgaz Alarcın 29.07.2016

    +++++Sokakta akp'nin halk desteğini artırması, OHAL ile Erdoğan'ın istediğini yapabilecek hale gelmesi, görevden alınmalar ve tutuklamalar, Akp ve chp yakınlaşması ile normalleşme çabaları tüm bunlardan biri esas amaç olabilir. Ama demokrasi savaşı için seçimle gelmiş sevgili hükümetimiz Akp'ye destek çağrılarını, onu onama çabalarını gerçekçi bulmuyorum. Sonuçta karşımızda pek de demokratik bir hükümet durmuyor.+++++

  • Ilgaz Alarcın

    Ilgaz Alarcın 29.07.2016

    +++++Gezide Erdoğan’ın ne kadar tedirgin olduğunu anımsayalım. Fakat Erdoğan böyle bir tehlıka karşısında elindeki tüm güçleri etkili bir biçimde ve düzenli bir ortamda darbe güçlerine karşı kullanmak yerine kaos ortamı yaratarak halkı ısrarla sokağa davet etti. Sonuç; halk darbe güçlerini yendi, halk Erdoğan'ın yanında. Darbe girişimi süresince yaşanan bir çok mantıksızlık ve tutarsızlıklardan ve bazı emarelerden bu girişimin kurgu olduğu çıkarımını yapıyorum. Bu mantıksızlıkları darbe girişimini yapanların yeteneksizliklerine vurmak bence yetersiz kalıyor. Fakat cevap veremediğim şey Erdoğan’ın asıl amacı neydi? +++++

  • Ilgaz Alarcın

    Ilgaz Alarcın 29.07.2016

    +++++Gerçek bir darbe girişiminin iktidardaki için ne kadar sakıncalı olabilceğini bahsetmeme gerek yok. +++++

  • Ilgaz Alarcın

    Ilgaz Alarcın 29.07.2016

    Eski iki yazınızda analizleriniz çok iyi Kaan Bey, ilk yazınızda aşamalarını çok iyi anlattığınız Ergenokon sürecinde yaşananlar şimdi daha farklı bir şekilde sahneleniyor. Malum darbe girişimini ben tiyatro olarak adlandırıyorum. Bir türlü gerçekçi gelmiyor bana fakat sonrasında yaşananları önceden yine yaşamışız. Seçimle gelmiş hükümeti darbe yoluyla yıkmadan suçlanan FETÖ örgütü, beraberinde gelen tutuklamalar, tasfiyeler, işlenen demokrasi suçuna karşı tek yürek olması istenen Türkiye, hükümet ne kadar eleştirilirse eleştirilsin ne kadar gerici olursa olsun darbe girişimine karşı desteklenmesi gerekliliği, bu birliğin içinde olmayan herkesin FETÖcü ilan edilmesi...Bence sahte olan bu darbe girişimi sonrasında Akp'nin aldığı desteğin şaşırttığını söyleyebilirim. ++++

  • Ç.

    Ç. 27.07.2016

    Abant Platformu toplantılarına da kim katıldı acaba

  • Ç.

    Ç. 27.07.2016

    (Bkz: Ziyaret Et) doksanların ortasından beri dikkat çekiyormuş.

  • Ç.

    Ç. 27.07.2016

    TRT'den örnek vereyim. Samanyolu'dan gelen Fethullahçı kadro tasfiye edilir. Bunun yerine Kanal 7 muhabirleri TRT'de çalışmaya başlar. Örneğime uygun bir gelişme de yaşandı. Erhan Çelik TRT 1 Ana Haber Bülteni'ni sunacakmış.

  • Ç.

    Ç. 27.07.2016

    Bakış açınız liberallerin(liberal sol) geçmişteki bakış açısına benziyor. Kemal Alemdaroğlu, Veli Küçük'ten kurtulunuyor demokrasi geliyor dendi (bu kişilerin sol düşmanı olmasına rağmen farklı bir süreç yaşadığını söyledik) Fethullahçılar geldi.

  • Ç.

    Ç. 27.07.2016

    Yeni mi kadrolaşmaya başladılar. İktidarın haberi yok muydu yoksa iktidar tarafından kadrolaşması mı sağlandı?

  • CANER  ERCAN

    CANER ERCAN 27.07.2016

    Kaan hocamın daha önce okumadığım yazılarını bu olaylardan sonra okumak da iyi ve ilginç oldu gerçekten.Eminim ki,şimdi rol kapmaya çalışan yığınla ademoğlu o meşhur gece pozisyon kolluyordu.İşler tersine dönseydi nasıl bir hamlede bulunacakları da aşikar.Ah benim biçare solum!Maaşallah yine döktürüyorsunuz...Saygılar.

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 27.07.2016

    "paralelin imhası için tüm destek verilmelidir" buyurmuş sayın harma. not düştüm. şimdi elime silgi aldım. cetvelle çizdiğim iki çizgiden hangisini sileyim diye kağıda bakıyorum. bunların hangisi paraleldi yahu? ateş veren ve kıs kıs Gülen sevimlilik kumkuması a.y.a. ortalık kızıştırsss

  • Ç.

    Ç. 26.07.2016

    Mehmet Harma,Nihat Genç'ten alıntılandığınız cümlede de sorunlar bulunuyor. İşgal,iç savaş süreci yaşadık da bizim mi haberimiz yok. Fethullah'ın ABD yanlısı olduğu yeni mi anlaşıldı. Komünizmle mücadele derneklerinden beri ABD ile ilişkisi vardı. İktidarın bu örgütlenmeden haberi olmadığını mı düşünüyorsunuz? Nasıl bir sürece girdiğimizi düşünüyorsunuz? Anti emperyalist olan taraf var mı? Sermaye karşıtı olan var mı?

  • Mehmet Harma

    Mehmet Harma 26.07.2016

    Sayın Kaan hocam, hani tanımasam n'oli diyicem de senin/sizin/sitenin hakkındaki olumlu görüşlerimi zaten kısa süre önce topluca yazmıştım. Bana "neden olumsuz yazıyorsun" diyorsun da "yazdıkların yanlış değil" demiyorsun. Koymadığın posta kalmadı. Kabul şu ortam başlı başına bir olumluluk zaten daha ne olsun? Ama sola dair her itirazı neden yanıtlamak ihtiyacı hissediyorsun ki? Paralelin imhası için tüm destek verilmelidir ve Nihat Genç bunu yapmaktadır. Sitede ortalığı kızıştıran, havan dövücünün hınk deyicisi "sevimlilik" kumkuması var, veriyor ateşi sonra da gülüyor kıs kıs ama bu da çok sürmeyecek göreceksin. Vel hasıl dostça ayrılalım ki düşman sevindirmeyelim ve sevgi-saygı-selam bizden, son kez değil ebediyen.

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 26.07.2016

    Sevgili Mehmet Harma Hocam, 3-4 aydır uyarıyorum. Bir kez olsun -soyut saygı ve sevgi temennileri dışında- burada olumlu bir şey yazmadınız. Hiç mi olumlu bir şeyimiz yok. Açıkçası görevli trol olduğunuzu düşünmeye başladım. Bunu paranoyakça bulan varsa lütfen son 3-4-5-6 aylık yorumlaşmalarımıza baksın. Yok öyle değil diye biri buralardan kanıt gösterirse cidden sevinirim. Şunlar bunlar oturduğu yerden halk kahramanlığı edebiyatı yapsın, biz bir şey deyince sanal ortam solcusu olalım. Evet, öyleyiz farz edin, okumayın gitsin. Son aylarda sizden yemediğimiz iğne kalmadı, bunlar ne saygıya sığar ne sevgiye. Okumayın canım Hocam. Biz buyuz ve bu kadarız, okumayın, yazmayın. Hiç zorlamadık ki sizi. Sanal alemde yazma virüsü bizi hasta etti, belli ki sizi daha çok hasta etmiş, alın kısa süre bir karantina kararı, kurtulun bu virüsten. Gidin Nihat Genç ile yazışın. İstihza yok, onunla yazışın yazışabiliyorsanız, çıkıyorsa onunla meydana çıkın. Saygı ve sevgi cidden ve son kez olarak.

  • Mehmet Harma

    Mehmet Harma 26.07.2016

    Kaan hocam hep kendi silahlarımı kullanırım sıkıntı yok ama senin sol/solcu temennilerin çok hoş da sol ne o gece ne de sonrasında gözükmedi. Hala da yok. Yoksa sadece bu sitede mi var ? İlla da AKP ile birlikte olmak şart diil ki her akşam çağrılıyor insanlar sokağa, çıkarsın her akşam, yaparsın kendi protestonu, üstelik dayak yememek de garanti. Sorarım; o insanlarla bir arada olmazsan, nasıl kazanacaksın onları? Ama sanal alemlerde yazma virüsü o kadar etkili ki insanın hiç sokağa çıkası gelmiyor. Ve Nihat Genç hak etmediği bir saldırıya uğruyor bu minvalde.

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 26.07.2016

    Hakkaten merak ediyorum. Acaba Nihat Abi Nurşen Mazıcı'nın haberkürt stüdyosunda uğradığı lince şahit oldu mu? Bu arada belirtiym. Nurşen Mazıcı bana oldum olası irritan gelmiştir. Ama kadının dün akşam söylediklerinde çok da tuhaflık yoktu. Kendisinden kişisel olarak hazzetmemem kendisine bok atmamı gerektirmez. Ki tersi de doğrudur. Karşısındaki amigoların saldırganlığı çok daha rahat eleştirilebilir haldeydi. Hmmm, ama demek ki bazı insanlar belirli kişilere ya da gruplara olan husumetleri nedeniyle garip ittifaklara veya düşmanlarının düşmanlarını kutsamaya eğilimli olabiliyolar. Hayırlısı artık. Ben yine işime bakarım. En azından hiç hâlk aşığı ve demıhrağsi fetişisti olmadım. Gururluyum. a.y.a. proudsss

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 26.07.2016

    Bunca yıllık piyizciyim, henüz şu kafaya erişemedim. Abilerim, aplalarım, Nihat Genç bugünkü yazıyı yazmadan evvel ne içtiyse bana da 50 gram ondan versenize. Hani alis in vondırlend bizim de hakkımız değil mi? a.y.a. ayıksss

  • Miyase Aytaç Yılmaz

    Miyase Aytaç Yılmaz 26.07.2016

    Merhaba; Biz de halkız. Ne olacak şimdi? (Şimdi: yorumları okuduğum an) Saygılarımla...

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 26.07.2016

    Mehmet Harma Hocam, yine benim silahımla beni vurmaya kalkıyorsun, yemezler. Sol o gece durumu kavrayıp tankların önüne yatanlardan olsaydı dediğin haklıydı. İş işten geçtikten sonra kahramanlık yapmak veya halka karışmak gibi yapay söylemlere girişmek ucuz numaralar. Senin için söylemiyorum, ama bu sonradan AKPci ulusalcı adamları, bu yöntemleri savunuyorsan senin için de söylüyorum. İş işten geçtikten sonra demokrasi nöbeti denen AKP propagandasına katılmak mı halka karışmak. Biz zaten halkın içindeyiz. Herkes kendine baksın, birkaç "demokrasi" mitinginde bayrak salla ve halka karış. Ne kadar kolaydı. Ne kadar kolay solculuk. Öte yandan iş biraz yatıştıktan sonra ortaya çıkacak ve görülecek başka birçok şey de var. Ben solculuğu akıntıya kürek çekmek diye tanımlarken bunun olumsuz yanı kadar olumlu yanını da vurguluyorum. Solcu ilkeli durur, gücü olmadığında biraz uzak durur. Solcu solcu diyoruz da solcu kalmadı ayrı konu. Solcu bazen iktidarı destekleyebilir ama yalakalık yapmaz.

  • Mehmet Harma

    Mehmet Harma 26.07.2016

    Kaan Hocam, "yakın zamana dek edebiyatını övüp durduğum bir yazar var ki, söylemleri katlanılır gibi değil." dediğin o yazar, bu gün OdaTv'de; "Oysa hangi fikir hangi düşünce içinde olursanız olun bir ülkeyi savaş ve devrim günleri ‘yalnız’ bırakamazsınız. Tarihin yazıldığı o anlarda siyaseti eleştirebilir ama yatağınızı ayrı seremezsiniz, işgal, iç savaş gibi durumlarda ‘siyasete’ ne hallerine varsa görsünler deyip halkınızı işgalcilerle baş başa bırakamazsınız, dudak bükemezsiniz..." diyor. Ben haklı buldum doğrusu. Hem "Sol daima akıntıya karşı kürek çeker..." diyorsun. Belki de gün bu gündür. Bir kere de akıntıya kürek çekmeyi bırakıp o halkın içine gerçekten karışmalı sol seçkinci zihniyet, üzerime halk kokusu siner diye korkmadan. Belki de tam zamanıdır şimdi.

  • Ç.

    Ç. 25.07.2016

    Arşivler güncelliğini koruyor. Son deyiş ilavesiyle güzel bir yazı olmuş. Gerçekler gün yüzüne çıktığında liberaller gibi mi davranacaklar onu da zaman gösterecek.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.