VEDAT TÜRKALİ’Yİ NASIL BİLİRDİK VE PKK’nın ÖZYÖNETİM-HENDEK SİYASETİNİ BÖLGEDEKİ KÜRTLER NASIL GÖRÜYOR

VEDAT TÜRKALİ’Yİ NASIL BİLİRDİK VE PKK’nın ÖZYÖNETİM-HENDEK SİYASETİNİ BÖLGEDEKİ KÜRTLER NASIL GÖRÜYOR

Kısa değinilerle geçip öz tutmaya çalışacağım için iki konuyu birleştirdim.

PKK-HDP özyönetim kararı almış, şehirlerde hendekler kazılmış ve “çözüm süreci” bitince hendek savaşları başlamıştı.

Binlerce Kürt genci, çok sayıda sivil Kürt veya Türk, çok sayıda asker-polis bu çatışmalarda yaşamını yitirdi, yüzbinlerce insan evsiz kaldı. Kürtler ve Türkler arasında yepyeni kin tohumları kanadı.  

Hadi PKK-HDP’nin bu çizgisine bir an için haklı gerekçe bulalım, “özyönetim” gibi çok hayati karar oradaki halka mı soruldu, Kürtlerin çoğunluğunun iradesi böyle miydi, yoksa her zaman olduğu gibi en başta Kürtlerin canı pahasına başka birileri onlar adına karar mı vermişti?

Gerçi bu sorunun vicdanını-adalet duygusunu-mantığını yitirmiş önemli bir bölüm solcu için hiçbir anlamı bulunmuyor. Ama biz sadece merak saikiyle bile cevabını araştırmaya devam ederiz.  

İşte elimizde bir belge. Sağ olsun geçenlerde bu kaynağı bize değerli Veysel Boyacı gösterdi.

"HENDEK SİYASETİ, SOKAĞA ÇIKMA YASAKLARI VE 7 HAZİRAN SONRASI ŞİDDET OLAYLARININ KÜRT KAMUOYU ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ:

KÜRTLER SÜRECİ NASIL DEĞERLENDİRİYOR?

DR. MEHMET YANMIŞ

Dicle Üniversitesi

Şubat 2016"

Araştırma yayınının başlığı bu. Şu adresten tamamını okuyabilirsiniz.

http://www.rethinkinstitute.org/wp-content/uploads/2016/02/hendek_son-5.pdf

Önemli noktalarını şöylece özetleyebiliriz:

Araştırma bölge halkından, değişik çevrelerden ve siyasi görüşlerden seçilmiş 136 kişiyle yapılan çoğu açık uçlu soruları kapsayan ayrıntılı görüşmelerin bilimsel değerlendirmesidir. Görüşmeler en ağırlıklı Diyarbakır’da olmak üzere, Hakkari, Cizre, Silopi, Nusaybin, İdil, Şanlıurfa ve Mardin’de yapılmıştır. Dikkat çeken başlıca sorular ve sonuçlar:

Çözüm sürecini ne bitirdi?

Devletin ve hükümetin tutumları %57

Tarafların barışı başaramaması ve samimiyetsizlik %28

PKK’nın çözüme ve siyasete güvenmemesi  %17

PKK-HDP’nin 7 Haziran seçim sürecini iyi yönetememesi  %13

(Bazı sorulara görüşmeye katılanlar birden fazla cevap verdiğinden yüzdelerin toplamı 100 değildir)

Hendek siyasetini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu şekilde özyönetim kurulabilir mi?

Hendek, barikat siyaseti yanlıştır %67.6

Bu şekilde özyönetim kurulamaz 59.5

Sokağa çıkma yasakları ve operasyonları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hem devlet hem PKK suçsuz halka zarar veriyor. Eylemler ve operasyonlar bitmeli %88.2

Hendekler ve şehirdeki PKK bitene dek operasyonlar sürmeli  %11.7

 

Görüldüğü üzere bu araştırmada bölge halkının önemli bir çoğunluğu PKK-HDP’nin hendek-özyönetim siyasetine karşıdır.

Ancak görüşülen insan sayısı olarak 136 hayli düşüktür. Ne var ki bölgedeki Kürtlerin gerçekten ne düşündüğünü kafalarına silah dayanmışken, öncelikle PKK’nın kışkırttığı ve AKP’nin sonuna dek ilerletip yararlandığı çatışma ortamı yatışmadan yakın bir zamanda asla öğrenemeyeceğiz.  Böyle bir kanlı-karanlık ortamda tüm temsiliyet iddiaları, bir kısım sözde solun HDP destekçiliği külliyen tehdit ve yalan ahlakına dayanıyor.

 

VEDAT TÜRKALİ

Türkali’den iki roman okudum. Kişisel görüşlerim şöyle:

“Bir Gün Tek Başına”yı radikal zamanlarımda okumuş, hayli pasifist bulsam da beğenmiştim. İçime işleyen bir hayli tarafı olmuştu. İyi eserdir.

“Güven” romanını ise çok sonraları okudum. Bir belgesel olarak ele alınırsa öğretici ve iyi bir kitap. Roman olarak zayıf bir kitap. Çünkü o kadar çok bilgiyi, görüşü roman diliyle aktarmak mucize yaratacak kadar ustalık ister, nitekim Türkali bunu başaramamış. Çok kalın iki cilt olmasına karşın, öğretici yönlerinden dolayı okuyanda pek pişmanlık yaratmaz.

Ama bu roman hakkında en sonda birkaç şey diyeceğim.

Benim yakın bulduğum edebiyat insanları Türkali’yi nasıl görürdü? Fethi Naci “Bir Gün Tek Başına”yı en iyi 20 Türk romanı içine sokmuştu ilk listesinde. Sonra başka bazı yazarların eserleri çıktıkça onu listeden düşürdü. Hatırladığım kadarıyla öteki kitaplarını fazla beğenmezdi. Güven’i ise romandan saymamıştı. Ayrıca Türkali’nin kişiliğini de sevmezdi.

Yine hatırladığım kadarıyla Adam Sanat çevresinden Cevat Çapan, Semih Gümüş, Turgay Fişekçi’nin… hiçbirinin favori romancıları arasında değildi.

Siyasi tutumuna gelince. 80 sonrası başlayan Kürtçülük akımına kapıldı. Bazı başkaları bundan zaman zaman geri adım atsa da Türkali Kürtçü çizgisini sonuna dek kararlılıkla korudu. Yetmez ama Evetçilere karıştı, Öcalan’a övgüler düzer, Mustafa Kemal’i yererdi.

Kanımca bir edebiyatçıyı eserleriyle ayrı, siyasi duruşu ve kişiliği ile ayrı, topluca ise ayrı değerlendirmek gerek. Bizde edebiyattan pek az kişi anladığı için (romandan anlamak için en az birkaç yüz iyi roman okumuş olmak, bu konudaki önemli tartışmaları biliyor olmak, falan gerek- bizde nerdeeee) sadece siyasi duruşlarına ve hatta daha kötüsü bunu bile bilmeden medyadaki ününe bakarak roman ve yazar değerlendiriliyor. Biz de bu topluma laf anlatmaya çalışıyoruz. Ümitsiz tam bir manyaklık, ama fıtratımızda var bir kere.  

Son diyeceğim ise şu: Güven romanında komünist kahramanların bir cinselliği var ki, aman Allah’ım…  Hani soğuk savaş Türkiye’sinde komünistler için “yatak odasının kapısına şapka asmak” gibi pis bir propaganda yapılırdı ya, kadınlar ortak ve ilişkiler serbesttir, kapıda şapka varken kocası bile olsa kadının odasına giremez filan diye. Hani sıradan bir vatandaş bu romanı okusa -ki iyi ki okumuyorlar- “bak işte doğruymuş” der.

Bütün kahramanlar mı böyle olur? İki baş kadın kahraman seks manyağı, erkek kahraman bundan azami düzeyde yararlanıyor. Kızlardan biri cinsel ilişkilerine 8-9 yaşlarında başlamış. Sonrası kıyamet. Ailesiyle birlikte oturduğu evde, gündüz gözüyle.. içerde annesi ve hizmetçi kadın varken.. salonda kanepe üstünde… sevgilisini zoraki beceriyor, o derece yani. Öbür kız evliyken önüne gelenle yatıyor, sonra pavyon yıldızı oluyor. O da “komünist”. Başka bir kız sevgilisiyle yolun kenarındaki izbede şey yapıyor. Bir komünist adam sokakta tanıştığı kızla yarım saat sonra yatakta. Hepsi mi böyle… Hah bu adam tam örnek, bayağı bir efendi diyorsun, o da gençliğinde Sovyet kızlarıyla alt alta üst üste… Yani komünistler arasında da herkes papaz değildir elbette ama, bu derece abartılı bir örneklem beni perişan etmişti. Bu da aklınızda bulunsun.

Bizim solcu usta yazarlardaki romanlarına vuran abazanlık neden oladır ki? Gerçek mi böyle, pis bir çok sattırma tezgahı mı, yoksa bizim mi libidomuz eksik? Cidden çözebilmiş değilim. Her şeyde bir hayır vardır diyelim, sözü kapatalım.

Cümleye hürmetler.

Kaan Arslanoğlu  


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • nedim yılmaz

    nedim yılmaz 15.09.2016

    romanları hakkındaki görüşlerinize katılıyorum

  • Mehmet Harma

    Mehmet Harma 08.09.2016

    Oğlundan babasına bir şiir, "ÖLÜMDEN SONRA AŞK" https://www.facebook.com/barispi?fref=ts

  • Bedir Aydemir

    Bedir Aydemir 05.09.2016

    Biraz eski (2000) bir yazıda olsa Türkali ve Güven romanı hakkında bir yazı; http://urundergisi.com/makaleler.php?ID=283

  • Fahri Kumbul

    Fahri Kumbul 03.09.2016

    Çok yaşamasından başka imreneceğim bir şeyi yok. Romanlarındaki cinsellik abartısı çok satma amacı olsa gerek ki; buna da saygı duyulmaz. Teşekkürler Kaan Arslanoğlu.

  • yusuf bodur

    yusuf bodur 02.09.2016

    Fıtratındaki güzellikleri piyasalaşmış maddi çıkarları elinin tersi ile itip, samimiyetle yaşatan geliştiren güzel insanlara selam olsun..Sizinleyim..Saygılar...y bodur

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 01.09.2016

    Sağ olasın Ali Rıza ve tüm yorumculara teşekkür. Yazıda bahsettiğim gibi... Paraya, piyasaya, kapitalist cereyana karşı yazdıklarımızın hükmü çok zayıf, ama inattan sürdürüyoruz :)

  • Ali Rıza Üçer

    Ali Rıza Üçer 01.09.2016

    Eline, kalemine sağlık Kaan..

  • Reyhan Kurt

    Reyhan Kurt 01.09.2016

    Solcu olmak başka, solcu görünmek başka . Evet bizde ünlü olmuşsa bir yazar, bana göre çoğu haketmiyor ,mesela Orhan Pamuk, imza günü inanılmaz bir sıra ,sıradakilere soruyorlar kimi hayranlığından kimi kaleminin şahaneliğinden bahsediyor,bu kişilerin hayatları boyunca birkaç roman okumanın dışında okuduklarını düşünmüyorum,gerçekten okuyan bir Türkiye bu günlere gelirmiydi diye de soruyorum.....haaa Orhan Pamuğa gelince para verip aldığıma hala pişman olduğum romanımsı şeylerini okudum maalesef.............

  • Ç.

    Ç. 31.08.2016

    Vedat Türkali 2010 Referandumunda Yetmez ama Evet dememişti. Kürt Hareketi gibi boykot tavrını benimsemişti. Sonuç aynı kapıya çıksa da düzelteyim dedim. Size Şubat ayındaki yorumumda Vedat Türkali'nin romanlarında cinselliği abartılı kullanmasının nedeni nedir diye sormuştum. Siz de cevap vermiştiniz. Ben de sattırma amaçlı olduğunu düşünüyordum. Roman eleştirisi yapacak kadar birikime sahip olmadığım için size sormuştum.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.