Elbette HAYIR, Ama Hayır Cephesinde de Hiçbir Hayır Yok !

Elbette HAYIR, Ama Hayır Cephesinde de Hiçbir Hayır Yok !

Ülkeyi zayıf düşüren, teröre açık hale getiren asıl ne?

Giderek artan kutuplaşma… Bölünme… Paragözlük, saygısızlık, ahlaki çöküş, dinin kötü emeller için kullanımı, mezhepçilik, intikamcılık, yalancılık, doğa düşmanlığı, kültür düşmanlığı… Eşitsizlik ve yolsuzluk…

Getirilmek istenen yeni anayasa ile yasasızlık katmerleşecek… Tüm kötülükler daha da direnilemez hale gelecek, nobranlık ve despotluk artacak… Ülke daha da zayıflayacak, birlik daha da bozulacak.

İŞİD, PKK, FETO vb. vb… dün başkaları da vardı, bugün bunlar var, yarın diğerleri olacak. 

Fakat…

AKP’nin 15 yıldır iktidarda kalmasının yarı nedeni kendi maharetiyse, yarı nedeni de tüm muhalefetin bu iktidarı güçlendirmesidir.

Şimdi referanduma yine aynı muhalif kafayla giriliyor. 15 yıldır iktidara çalışan muhalefet, referandum öncesi de iktidara çalışacak, sonrası da…

Neden mi? İki maddede özetleyelim:

BİR- Neredeyse istisnasız tüm kurum, parti ve kişileriyle muhalefet, emperyalist-kapitalist sisteme bağımlı. Sol ve liberal muhalefetin köşe başları ajanlarca tutulmuş. Ajan olmayanlar da ajanlarla ballı börekli, mükemmel geçiniyor. Günlük yaşamda, ekonomide, siyasette ve ideolojide kimse düzenle, çürümeyle hesaplaşmıyor… Çünkü herkes pay alıyor… O yüzden muhalefetin hiçbir söylemi samimi değil. İnandırıcı değil. Güven vermiyor...

İKİ- CHP dahil muhalefetin büyük bir çoğunluğu ülkeye ve halka düşman katliamcıların bir kesimiyle (Ad verelim, HDP-PKK ile) kolkola. DİSK, KESK içinde HDP’yi, CHP’den ve ötekilerden ayıramazsınız. Tabip odalarında ortak hareket ederler. Medyada ne kadar ikili üçlü çalışan yazar, gazeteci varsa bunların gözdesidir. Ve sonra “sol” muhalefet halkın tüm bunları görmemesini bekler!

AKP’nin ülkeyi büyüttüğü ve güçlendirdiği doğru. Halk yararına birçok uygulama hayata geçirdiği de doğru. Bunu çekemeyen büyük güçler olduğu doğru. Tüm bunları tek kelimeyle inkar etmeyi “etkili muhalefet” sanan muhalefetin sistemce her düzeyde mamalandığı da doğru. AKP’nin taktiksel kabadayılıkları dışında emperyalist kapitalist sistemin kopmaz ve kopmayacak bir parçası olduğu da doğru. Yukarıda saydığımız tüm kötülükler ancak bu esası kabul ederek geriletilebilir, iyilikler ancak böyle geliştirilebilir. İktidar samimi değil, muhalefet aynı ölçüde içtenlikten uzak…  

İktidar muhalefeti besliyor, muhalefet iktidarı besliyor… Akıl ve kültür düzeyi içler acısı… Kısır döngü kırılamıyor, kırılamayacak…   

“Hayır” oyu vereceğim, ama sadece “hakikat” için. Muhalefeti güçlendirsin diye değil.

Ülkenin yolu Türküyle, Kürdüyle bu iktidar-muhalefet yalan sarmalından kurtulduğumuzda açılır. Tüm bu dönen laflar boş ve aldatmaca...  

Kaan Arslanoğlu


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • Akif Akalın

    Akif Akalın 11.02.2017

    Haydar bey, TKP tam da sizin belirttiğiniz gerekçelerle YETMEZ AMA HAYIR diyor. Kesinlikle yetmez ama her halükarda hayır. Diğer yandan Türkiye'de insanlar SEMBOLLERE akıl almaz değer verir. İrfan Değirmenci gibi bir veya iki kişi biri Mart diğeri Nisan'da aynısını yaparsa hayır çıkabilir, Türkiye'nin kaderi değişebilir. Daha önce de belirttiğim gibi Türkiye ve insanları gerçekten dünyadan sayılamayacak kadar çok özellikleriyle ayrılıyor.

  • Haydar Ali Albayrak

    Haydar Ali Albayrak 11.02.2017

    Sayın Akif Akalın. Ben sizin demek istediğinizi anladım. Açıklamalarınız için teşekkür ederim. Mesele elbette pratikten geçer. Chp ve Hdp yüzyüze konuşuyor mu insanlarla, sahaya iniyor mu? Siyasetin çalışan bir parçası oluyor mu? Mevzu bunlar kuşkusuz. Ben yine de hayır oyunun aslında çok da önemli olduğunu düşünmüyorum. Bir sandıkta oy kullanmak neyi ne kadar değiştirebilir? Ohal şartlarında seçime gidilir mi? Buna benzer sorular ciddiyetini koruyor. Her seçimde söyleyip es geçiyoruz. Mesele seçime değil seçimden sonrasına hazırlanmak bence. Bu ne kadar yapılıyor?

  • Miyase Aytaç Yılmaz

    Miyase Aytaç Yılmaz 09.02.2017

    Merhaba; "Sen oraya bakma" tavrı o kadar tanıdık geldi ki! Ülkeye has politikamızı ne iyi yazmışsınız Akif Bey. Anladım ki yöneten de, yönetmeye aday da, yönetilen de sadece bilmiş asla bilgili değil. Hele ki "ilgili" hiç değil. Saygılarımla.

  • Akif Akalın

    Akif Akalın 09.02.2017

    +++ bakarak bu partilerin politikaları hakkında fikir sahibi olmak alışkanlığınızı bırakın. Bununla hiçbir yere varamazsınız. Türkiye'de TEK ÖLÇÜT ne yapıldığıdır. Bu nedenle 5 Şubat'ta sorduğum soruyu şimdi 9 Şubatta (referanduma 80 gün kala) bir daha soruyorum: Bu güne kadar size YÜZ YÜZE referandumda HAYIR oyu ver diyen bir HDP'li oldu mu? (veya CHP'li). Bakın burada eş - dost sohbetinden bahsetmiyorum. Parti üyelerinin toplum içinde çalışmasından bahsediyorum. Eğer günün birinde mesela bir metro istasyonunda bir HDP üyesi üzerinde HAYIR oyu verin diyen bir bildiriyi ELİME verirse, o zaman HDP referandumda hayır diyor derim. Fakat bu bile yanıltıcı olabilir. Türkiye büyük bir ülke. Bazen partiler BÖLGESEL politika yapar. Yani İstanbul'da HAYIR derken, Diyarbakır'da EVET veya BOYKOT diyebilirler. Şimdi buna da 1980'lerden beri ONLARCA ÖRNEK sıralarım ama çok uzun oldu. İsterseniz örnekleri yine veririm. Saygılar.

  • Akif Akalın

    Akif Akalın 09.02.2017

    ++ Bakın size başka bir örnek vereyim. CHP içinde DÜRÜSTÇE yer almış hekim arkadaşlarım var. Bunlarla TTB çalışmalarında da birlikte olduk. Bu arkadaşlara "kardeşim sizin partinizin programında sağlığa ilişkin TAMAMLAYICI SİGORTA öneriliyor" dediğimde, bu partinin EĞİTİMCİSİ olan bir hekim arkadaş bana SAÇMALAMA, OLUR MU ÖYLE ŞEY dedi. Şimdi bana dünyadan böyle bir örnek verebilir misiniz? Daha sonra ona kendi partisinin programını gösterdiğimde bana, SEN ORAYA BAKMA dedi. Yani bir partinin politikası konusunda programına bakmanın SAÇMA olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Bakın dostum bu ülkede siyaset şöyle gelişir: Partinin karar organı (bazen 1 kişi olabilir) ASLA herhangi bir konuda politika üretmez. DİĞER RAKİPLERİN ne dediğine bakar ve buna göre tutum belirler. Daha sonra bu tutumun teorisi yapılır. Burada RAKİP karşı taraf değil AYNI KULVARDAKİ partilerdir. Örneğin EMEP'in rakibi asla ANAP değildir, ÖDP veya TKP'dir. Lütfen parti sözcülerinin TV'de ne söylediğine, dergilerine ne +++

  • Akif Akalın

    Akif Akalın 09.02.2017

    Haydar Bey, 40 yıldır siyaseti yakından izleyen biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Türkiye'de siyaset tamamen Türkiye'ye özgüdür ve en azından dünyanın orta ve yüksek gelirli ülkeleri arasında eşi - benzeri yoktur. Bu durum adliyemiz, üniversitemiz, hastanemiz gibi diğer kurumlarımız için de geçerlidir. Öte yandan siyaset, adalet, üniversite, hastane gibi kavramlar EVRENSELDİR. Biz Türkiyeli aydınlar bu kavramları DIŞARIDAN öğreniyoruz. Daha sonra ülkemizde mesela bir binanın kapsında üniversite, parti, adliye, hastane levhası görünce, orayı gerçekten üniversite, parti, adliye, hastane sanıyoruz. Oysa o binada bir üniversiteyi üniversite, partiyi parti, adliyeyi adliye, hastaneyi hastane yapan unsurlar yok. Sadece İSİM BENZERLİĞİ. Şimdi HDP referandumda HAYIR diyor diyorsunuz. Örneğin bu durum Fransa'da yaşansa, hiç kimsenin HDP'nin referandum politikası noktasında hiçbir şüphesi olmazdı. Fakat dediğim gibi burası Türkiye. Burada ne söylendiğine değil, ne YAPILDIĞINA bakılır +

  • Haydar Ali Albayrak

    Haydar Ali Albayrak 09.02.2017

    Sayın Akif Akalın Öncelikle Hdp'li değilim ama Hdp hakkında söylediklerinizde bilgi yanlışı var. Hdp şu anda 'hayır' diyor. Gizli evetçiliğin boykotla gölgelendiğini söylemişsiniz. Buna katılmak da mümkün değil. Açıkçası mevcut durum o kadar mide bulandırıyor ki insanın gidip oy kullanası gelmiyor. Bahsettiğiniz gibi boykotçu bir kesim var fakat iddia ettiğinizin tam aksine bu siyasi yapılar bugüne kadar Hdp'ye tam anlamıyla eklemlenmemiş yapılardır. Bu yapıların yarısının Hdp ile hiçbir seçim ittifakı olmamıştır diğer yarısının ise malum demokrasi bloklarında yan yana durduğu pratikler görülmektedir. Fakat Hdp ile her zaman ortak hareket edenler Hdp tavrını kamuoyuna açıklamadan yaklaşık bir ay öncesinden çeşitli platformlarla hayır oyu vereceklerini açıklamışladır. Örnek olarak 'gençlik var' platformunu gösterebiliriz. Boykotçuların özünde söyledikleri yanlış değil. Boykotçuların handikapı şu: evet karşı kampanya yürütememek.

  • Ezel Parsa

    Ezel Parsa 08.02.2017

    Akif Bey, yorumunda lümpen proleterya'nın özelliğini yeni sağın sonradan keşfettiğinden bahsetmiş. Aslında bu bir keşif değildir. Fransa'da 1848 devriminden sonra, İngiltere sanayisinin baskısı ve 1851 küresel krizinin de etkisiyle Louis Bonaparte'ın, başkan olmakla kalmayıp imparator haline geldiği süreçte, Bonaparte söylemden ve kendi temsilcilerinden yoksun köylüler sınıfının desteğini aldı. Bütün sınıflara bol keseden dağıtıp otoritesini tesis etti. Marx bununla ilgili olarak"Bonaparte bütün sınıfların ataerkil velinimeti gibi görünmek istiyor. Fakat birinden almadan diğerine verilmez." diyor (Louis Bonaparte'ın 18 Brumaire'i). Bonaparte yönetiminde devlet tamamen bağımsız bir yağma ve yeniden bölüşüm mekanizmasına dönüştü ve devletin sivil topluma karşı pozisyonu sertleşti. Türkiye'deki durum da bunun kendisine has özellikleriyle benzeridir.

  • Deniz Can

    Deniz Can 07.02.2017

    Akif Bey açıklamanız için teşekkür ediyorum. CHP ‘nin çekilmesi gerekirdi fikrinize katılıyorum hem şimdi hem de daha önce birkaç kez bunu yapmaları gereken ortam oluşmuştu. Şimdi bir kısım AKP’Lİ ve MHP’li bir tarafta halkın geri kalanı diğer tarafta iki düşman kutup gibi bir ortam yaratılmaya çalışılıyor. Hayır sesinin AKP’yi sertleştireceğini düşünüyorum ve kötü bir referandum süreci olacağı endişesini taşıyorum yine de daha kötüyü yaşamamak için belki de gerekli bu.

  • Ateş Benli

    Ateş Benli 07.02.2017

    Değerli Kaan Arslanoğlu, beni düşünüp incelik göstererek yazmanız çok değerli teşekkür ederim. Yorumumu lütfen sizi eleştiriyorum olarak düşünmeyin. O şekilde hissettiğim ve düşündüğüm için yazdım. Yaklaşımım kaba olduysa ben özür dilerim :) Saygılarımla.

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 07.02.2017

    Değerli Ateş Benli, özür dilerim. Başkasına kafam bozuldu, size sert çıktım. Kusura bakmayın :)

  • Ezel Parsa

    Ezel Parsa 07.02.2017

    Kaan Bey, bir zamanlar CHP'ye oy vermekle AKP'ye oy vermek arasında fark görmeyenlerin devamı olan Evet ve Hayır'ı birbirinden farksız görebilen kinik postmodern düşünceden bahsettiğimi anlamışsınızdır. Oy vermemeyi bir tavır sanmaya kadar uzanır bu mantık. Ortadan kalkmayacağına inandığınız bir sermayeye karşı nasıl mücadele edilebilir. Karşıtlık meselesine gelince "opposition is true friendship" demiş şair. Kazığın büyüğünü beni sürekli onaylayanlardan gördüm.

  • Akif Akalın

    Akif Akalın 07.02.2017

    +++ anımsanacağı gibi buralara ancak MUAYENEHANE TEZGAHINDAN geçilerek ulaşılabiliyordu. İşte AKP bunu değiştirdi ve lumpen proletaryayı kazandı. Elbette bunu sadece SAĞLIKTA yapmadı, ben en iyi bildiğim için buradan örnek verdim, başka arkadaşlar da kendi alanlarından örnek verebilir. Lumpen proletaryanın bir özelliği var. Bunlar YAPILAN İYİLİĞİN karşılığını mutlaka verir. Mesela Cumhuriyet tarihinde memura en yüksek zammı Erbakan yaptı fakat NANKÖR memurlar hem parayı aldı, hem de gitti bildiği partiye oy verdi. Lumpen proletarya ise 1 somun ekmek verilince ÖMRÜNÜN SONUNA KADAR bu iyiliği unutmuyor. İşte YENİ SAĞ bunu keşfetti ve çok iyi kullanıyor. Bunu da zenginden yoksula DEĞİL, formel istihdam edilen emekçi kesimlerden lumpen proletaryaya kaynak aktararak yapıyor. Yani bu Robin Hood bizim tarihte bildiğimiz Robin'den farklı, onun için anlamakta zorlanıyoruz.

  • Akif Akalın

    Akif Akalın 07.02.2017

    İkinci konu AKP iktidarında Türkiye'nin "uçması" konusu. Burada kastedilen çoğumuzun gündelik yaşamda sokakta dahi görmediği EN ALTTAKİLER tabir edilen kesimlerdir. Bu sadece AKP'ye değil, 1980'lerin başından beri bütün dünyada YENİ SAĞ denen partiler tarafından benimsenen bir politikadır. Marxist terminolojide LUMPEN PROLETARYA tabir edilen bir EN ALTTAKİ kesim vardır. Türkiye'de AKP (ve mesela ABD'de Trump) bu kesime yönelik iyileştirmelerdir. Burada çoğu insan için inanması güç de olsa Cumhuriyet tarihi boyunca değil devlet hastanesinde bir uzman doktora muayene olmak, o hastanenin kapısının önünden dahi geçemeyenlerden bahsediyoruz. AKP bu insanlara değil muayene olma, istediğinde uzman doktoru dövme şansı verdi. Bu konunun anlaşılması zor, uzatmak pahasına biraz daha açmak lazım. AKP öncesinde sosyal güvenlik sistemi KORPORATİST bir yapıdaydı. Yani sosyal güvence FORMEL İSTİHDAMA bağlıydı. Kağıt üzerinde hiçbir güvencesi olmayan Devlet Hastanesine gidebilirdi fakat +++

  • Akif Akalın

    Akif Akalın 07.02.2017

    Aslında biri KA'na yönelik ama ikisine de yanıt vermek istedim. Önce MEŞRUİYET meselesi. Eğer bu konuda kaygı varsa, yapılacak iş YILLARDIR savunduğumuz gibi Meclis'ten çekilmektir. Bundan yıllar önce CHP'li vekillere Meclis'ten çekilmeleri çağrısı yapanlar arasında ben de vardım. Çağrı ve imzam internette duruyor. Fakat MV maaşını ve imtiyazlarını birkaç ay için dahi olsa bırakmak o kadar kolay değil (Eğer CHP Meclisten çekilirse otomatik olarak Meclis seçime zorlanır ve SİNEİ MİLLETE dönen vekiller oradan çok daha güçlü bir şekilde çıkarlardı; yok böyle bir umut görülmüyorsa zaten siyaset bırakılmalıydı). Bugün Bor pazarı çoktan geçildi, şimdi Niğde'de pazar kuruldu. Şu anda artık referandumu BOYKOT demek ile EVET oyu vermek arasında bir fark yok. PKK ve hempaları bu nedenle BOYKOT çağrısı yapıyorlar. Açıkça EVET oyu verseler artık İNSAN BU'yu izleyen HDP'ye destek veren bazı arkadaşlarımız üzülebilir, sırf onları kırmamak için açıktan evet diyemiyorlar.

  • Deniz Can

    Deniz Can 06.02.2017

    Kaan Bey açıklamanız için teşekkürler. Size soruyu yöneltmeden önce ekonomik büyüme grafiklerine baktım çünkü yazınızda beni en çok çarpan cümle o olmuştu. Ekonomist değilim ancak benim anlayabildiğim AKP dönemi büyüme ortalaması Cumhuriyet tarihi ortalamasına yakın ve altında, ekonomik gücümüzle de hep dünyanın en büyük ilk yirmi ekonomisi içinde olmuşuz. İthalat rakamları ihracatımızdan fazla ve ciddi bir dış borcumuz var. Gazete manşetlerinde artık dolar şu kadar, işsizlik bu kadar enflasyon şudur diyen yok eskiden simit fiyatı 50 kuruş artsa manşet oluyordu. Güvenlik gibi daha önemli bir sorunumuzun olması ya da baskı sebebi her ne ise ama yazınızda koyulaştırılıp vurgulanacak kadar önemli ya da ortalamanın çok üzerinde bir başarı gösterdiklerine inanmayı istiyorum gerçekten.

  • Deniz Can

    Deniz Can 06.02.2017

    Akif Bey referandumun meşruiyeti bence de sorgulanmalı. CHP bunun anayasaya aykırı olduğunu söylerken yalan mı söylüyordu. Ne koşullar ne yapılmaya çalışılan iş meşru değil. Anayasa mahkemesine başvurmaları gerekmiyor mu, tarafsız bir sonuç çıkmayacağını bilseler bile.

  • Akif Akalın

    Akif Akalın 06.02.2017

    Bir de kriptik evetçiler, yani boykotçular olacak. Bunlar da "soldan" çıkacak ve her zamanki gibi sol gösterip, sağ vuracaklar. Mesela bu referandumun meşruiyetini sorgulayacaklar. PKK uzun süredir bunun yolunu yapıyor zaten.

  • E.Güney

    E.Güney 06.02.2017

    Durumumuzu en iyi açıklayan karakter İbrahim Zübükzade. Bence Zübüğün filmini izeyip burada analizini yapalım. Kesin bir çözüm ve aydın bir toplum için yol buluruz. :-))

  • Ateş Benli

    Ateş Benli 06.02.2017

    Ne uyanık ne de muhalif olma niyetim var. Sadece "güçlenen Türkiye"nin nasıl bir şey olduğunu kendimce ifade etmeye çalıştım o kadar.

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 06.02.2017

    Ya beni hemen ikna ettiniz, Türkiye pek zayıfmış Sayın Ateş Benli... Muhalifler bu kadar uyanık olunca bize karada ölüm yok. İçime güven geldi, su serpildi... Çok yaşayın...

  • Ateş Benli

    Ateş Benli 06.02.2017

    Ben evimi, eşyalarımı hatta dolaptaki yiyeceklerimi bile satıyorum. Bu parayla kendime yurtdışından son model araba alıyorum en lüks otelde kalıp en lüks restoranda yemek yiyorum; en son çıkan yabancı telefon bilgisayar vs. kullanıyorum. Üzerime de en ünlü yabancı markaların kıyafetlerini giyiyorum. Sonra da dönüp çevremdekilere ben artık çok güçlendim kıskanmayın diyorum. Acaba böyle bir şey mi bu "Güçlü Türkiye"?

  • Gül T.

    Gül T. 06.02.2017

    Çevremizdeki evetçilere yönelelim.Yandaş sitelere baktım da umut var.Madem diktatörlüğü demokrasi kılıfı altında dayatıyorlar. Mücadelesini verelim. Muhalefet, hayır çıkarsa yine aynı şekil devam edecek diyor Sayın Kaan Arslanoğlu. Hakikat bu. Burada bizler bile sürekli kendimizi eleştirip tartışıyorken, onların herhangi bir öz eleştirisini düzelişini ve samimiyetini bazı zamanların dışında gören oldu mu? Akp'yi ne kadar gözlemliyoruz.Kabul edelim kendilerini bile aştılar.Yapmaya çalıştıkları, herkesi kazanıp susturmak. Birçok proje ile iyi veya kötü birçok insanı pasifize ettiler. Ekonomik açıdan kalkınan ve sesini çıkarmayan sol, sağ kitleler çok. Tek değillerdi.Zihinlerimiz kafeste ki kuşlar gibi bazen kafesten çıkınca kanat çırpıp daha özgür hissediyoruz. ayku eksi 160.Saygılar

  • Ç.

    Ç. 06.02.2017

    Derya Turgay siyasi partiler emperyalizm ile ilişki içine girebiliyor. Bunun için ajana gerek yok. Meclisteki partileri geçtim ulusalcılar da dahil sosyalist yapılardan bazıları da emperyalizm ile ilişki içinde. Bazı yapılar anti emperyalistmiş gibi görünme amacı taşıyabiliyor. Bazı yapıların öyle bir amacı da yok.

  • Derya Turgay

    Derya Turgay 06.02.2017

    Siyasi partilerin içinden emperyalist ajanlar (FETÖ) temizlenmedikçe Kaan Bey' e yanlışsınız diyemem.

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 06.02.2017

    Değerli Deniz Can, Ülkenin büyümesi derken, pek çok şeyin yanı sıra, özellikle yüzlerce rakamsal veriyi esas alıyorum. Milli gelir, üretim, tüketim, ithalat, ihracat rakamları, okul, hastane, araç vb sayıları ve tüm olarak ülkenin dünya ekonomik yapısı içindeki büyüklük oranı.. falan... Sayın Ezel Parsa, yorumunuz benim yazımı destekliyor mu, karşısında mı pek anlayamadım. Biraz daha açık anlatsanız anlayabileceğim gibi. Bir de şunu baştan söyleyeyim, devleti ortadan kaldırma diye bir ülküm yok, bu imkansız bir şey. Ulusları ortadan kaldırmak devleti ortadan kaldırmak kadar uçuk bir hedef olmasa da önümüzdeki 10-15 kuşağın göreceği bir şey değil. O bakımdan öyle bir hedefim de yok. Sermaye de epey bir kuşak içinde ortadan kalkmaz. O bakımdan ben bunların dizginlenmesinden, az zararlı raya oturtulmasından yanayım. Bir tür disiplinli sosyalizm son ereğim... Ne demek istediğinizi başkaca anlasam birkaç şey daha söylerdim. Ama bu yeter. Saygılar.

  • Bahadır Özdemir

    Bahadır Özdemir 06.02.2017

    Sayın H. Ünsal. Benim yüzümden böyle bir deneyim yaşamak zorunda kaldığınızdan dolayı gerçekten çok üzgünüm. Özür diliyor ve geçmiş olsun diyorum. Ama takdir edersiniz ki ben sizi yakından tanımıyorum. Tanısam belki biraz daha dikkatli cevap verirdim. Ama olsun, en azından bir dostunuzu arayıp görüşmüşsünüz. Eski dostlukları anmak, hal-hatır sormak, eski günleri yad etmek gibi şeyler gerçekten çok güzel. (B.Ö.)

  • Ezel Parsa

    Ezel Parsa 06.02.2017

    Marx, sermayenin ulus ve devletle içiçe geçmiş bir sarmal olduğunu ve alt yapının sadece ekonomiden oluşmadığını devletin ve ulusun da kendi gerçek temelleri olduğunu göremedi. Sermaye ortadan kalkınca problemin ortadan kalkacağını düşünüyordu. Aslında bu üçlünün herhangi birinin eleştirisi için yola çıkan zorunlu olarak diğerlerini de karşısına almadan yoluna devam edemez. Siyasi partilerin sermayeyle ilişkilerini de ancak bu üçlü yapıyı göz önünde bulundurursak anlayabiliriz. Sermayeyi, devleti ve ulusu (etnik milliyetçiliği de dahil edin) aşmak istiyorsak iyilik- kötülük üzerinden değerlendirmeler yapıp, bunları yalnızca reddetmek bizi hiçbir yere götürmez. Önce ne olduklarını anlamalıyız. Sadece reddederek sonunda bilfiil varolduklarını kabul etmek zorunda kalırız. Onları aşmayı vaadeden herhangi bir idee'ye kinik bir tavırla dudak bükecek hale geliriz. Postmodernizmin de durumu tam olarak budur.

  • Deniz Can

    Deniz Can 06.02.2017

    Kaan Bey "AKP'nin ülkeyi büyüttüğü ve güçlendirdiği doğru" sözünü hangi kriterlere dayanarak söylüyorsunuz.

  • H.ÜNSAL

    H.ÜNSAL 06.02.2017

    +++ Galiba senin sinirlerin bu akşam fazla gerilmiş. Sana önerim sakinleşmek için aç bilgisayarını beşinci senfoniyi dinle. Beethoven onu yazdığı zaman: “Kader kapıyı böyle çalar, demiş.” Haaa unutma o senfoni en yüksek volümde ve etrafta kimseciklerin olmadı zamanlarda dinlenmeli. Biliyorum kimseciklerin yok, ama Anayı Babayı gecenin bu saatinde rahatsız etmemek için sen iyisi mi sesi biraz kısarak dinle. 0 “dan dan dan daaaan” seslerinden bazıları bir şey anlamasa da; adamın biri “Belki de İNSAN yeryüzüne, sabahları bir saat yürüsün ve Beşinci Senfoni’yi dinlesin diye gelmiştir. Diyordu....O makaleyi Yazan imza sahibini tanıyorsan benden de selam söyle. Yazın görüşmek dileğiyle....

  • H.ÜNSAL

    H.ÜNSAL 06.02.2017

    ABD 'DEN MAİL'İME GELEN CEVAP: Sevgili dostum, Hadi biz laboratuvardan çıkmaya zaman bulamadığımızdan naber diyemiyoruz. Sende Kaf dağında kurt ölmeyince aramıyorsun, yazmıyorsun. Yazıyı okudum. Site yede şöyle bir baktım. Yazıda algı yaratacak ve ekte gönderdiğin manaları çıkaracak bir içerik yok. Yazar bir algı yaratma ve kanaat oluşturmak yerine okuyana soru sordurmayı hedeflemiş. Einstein zekâyı sorulan sorulara cevap vermekten daha çok soru sordurmakla alakalı olduğunu söyler. Bizde burada Ülkemizdeki ve buradaki politik meselelere kulaklarımızı kapayamıyoruz ama galiba sen anladığım kadarıyla siyasi meselelere tekrar duyarlı olmaya başlamışsın. Ne diyeyim sana akıl verecek akıl bende de yok. Bence sen üç beş sene önce yaptığın gibi yeni bir tasarım programı yazmaya başla da çözemediğin o ağır fizik problemlerinin algoritmasının kurulmasında yardım isteklerin vesilesiyle daha sık yazışalım. +++

  • Ç.

    Ç. 06.02.2017

    TTB seçimlerinden sonra geri adım atmaları beni şaşırtmadı. DİSK'i KESK'i düzenin parçası olmakla eleştirirler, bu sendikalardan da ayrılamazlar. Gezide DİSK'i de,KESK'i de gördük. Popülist ve piyasacı edebiyatı desteklediğini söyleyince Enver Aysever aklıma geldi. Enver Aysever'i eleştirmeyip Orhan Pamuk'u eleştirince inandırıcılıkları olmuyor. Güncel siyasette doğru tavır geliştirseler de gerçek yaşamda da çelişkiler yaşıyorlar.

  • H.ÜNSAL

    H.ÜNSAL 06.02.2017

    Sayın Özdemir, Saksağana neyle beslenirsin diye sormuşlar yumurtayla demiş. Kırmışlar yumurtayı bir akı bir sarısı çıkmış. Yazıyı birkaç kere okudum. Ancak içeriğinden ve muhalefet eleştirileri cümlelerinden “CHP zihniyetinin” “ ülkenin başına ne büyük kötülükler açtığını” ifade eden, algısını yaratan bir mana bulamadım. Demek ki Hasbelkader okuma yazma öğrenebilmiş fukara beynimin idrak kapasitesi bu kadarmış. Zekâ kapasitesi 160 olan ABD de bir üniversitede teorik fizik Prof. Bir arkadaşım var. Ondan destek alacağım. Bu gece telf. Ettim yazıyı mail olarak at, bir inceleyeyim dedi. Senin en son yorumunu da mail’imin altına ekledim. Gelen cevabı bu siteye göndereceğim.

  • kaan arslanoğlu

    kaan arslanoğlu 06.02.2017

    Sevgili Ç, TKP Tabip Odalarında, TTB'de CHP-HDP ile birlikte hareket ediyor. Yalnızca İstanbul'da bizim (Odanın birkaç eski aktivistinin) zorlamasıyla bağımsız bir listeyle girdiler. Zoraki. Seçim biter bitmez de bizim demeçlerimizden rahatsız oldular, karşı tarafa günah çıkardılar. Bizler onlara dil döküp vakit kaybettiğimiz için pişman olduk, onlar bizimle hareket ettikleri için pişman oldular. TKP bunun dışında zaten DİSK'te, KESK'te CHP ve HDP ile birlikte. İşçi hareketinde bağımsız bir çizgisi yok. Edebiyatta, sanatta, tıpta, ne bileyim bildiğim her alanda popülist ve piyasacı bir çizgi izliyor. Sisteme karşı durmuyor. Olayı sadece güncel politika ile değerlendirmeyin. Hayat güncel politika değil. Gerçek yaşamda anti -kapitalist bir duruşları yok, güncel siyasette var. Neye yarar. Bu siyasetin hiçbir önemi yok, bu kandırmaca. 2-3 bin kişilik grubun güncel siyasette zaten ne etkisi olabilir? Bir de bunların PKK katliamlarını ad vererek kınadıklarını gördünüz mü?

  • Bahadır Özdemir

    Bahadır Özdemir 06.02.2017

    Sayın H.Ünsal. Buraya yorum yazarken bu yorumları başkalarının yorumlarına bakarak yazmıyoruz. Bunları yazmamıza neden olan bir yazı var. Çok çok kısa bir yazı. O da yukarıda duruyor. Onu mutlaka fark etmişsinizdir. Biraz lütfedip incelerseniz, orada bir muhalefet eleştirisi geçtiğini ve zekasına hayran olduğunuz bendenizin CHP zihniyetini oradan devşirdiğini anlayabilirsiniz. (B.Ö.)

  • Ç.

    Ç. 05.02.2017

    Ulusalcılar gibi HDP de Koç'a taziye gönderdi. Yorumlarımda ulusalcılar kadar HDP'yi de eleştiriyorum. CHP'ye HDP'ye düzen siyasetine destek veren sosyalist yapılar nicelikleri de olmadığı için o siyasetlerin bir parçası haline geliyorlar. Parçası haline gelenler de CHP,HDP ne demiş ona bakıyor, ona göre siyasetini belirliyor. Bu nedenle büyük siyaset yaptığını düşünenler daha etkisiz siyaset yapmış oluyor. O siyasetlerin parçası haline geliyor. TTB seçimlerinde size karşı ulusalcılar bir taraftan CHP,HDP'liler bir taraftan haksız eleştiriler de bulundular. TTB seçimlerinde yönetime aday olan iktidara "muhalif" DKG de CH de sermaye konusunda benzer düşüncelere sahipti. İtirazlarınız sandığa yansımasa da seçime katılmış olmanız önemliydi. Yazıda bir arada verilmesiyle birlikte hareket ediyorlarmış izlenimi doğuruyor. Benden de size sevgiler,saygılar.

  • Mete Demirtürk

    Mete Demirtürk 05.02.2017

    Bir toplum çıldırabilir mi? Evet, maalesef çıldırdık. Yoksa nasıl gelirdi önümüze, köleliğe evet mi, hayır mı oylaması? Oylamaya sunulacak olan anayasa, değiştirilemez maddelerine de, düşünülecek bütün anayasa düşüncelerine de, ruhu itibariyle aykırı. Yasama, yargı ve yürütme erklerinin ayrı ellerde olmadığı metne anayasa denmez. Fransız devriminden beri böyle... Bu bir kölelik oylamasıdır. Bu yüz yılda , milletçe böyle bir tuhaflığı da, ahmaklığı da yaratmayı başardık. Şu an, şöyle böyle yok kardeşim, tek tek ne yapabiliriz var? Saçmalığın, fantezinin zamanı değil! Evet sözcüğünün şakası bile tüylerimi diken diken ediyor. Lütfen dikkat! Saygılar...

  • H.ÜNSAL

    H.ÜNSAL 05.02.2017

    21 yy Türkiye'sinin nadide zekası pek Möhterem B.Ö. Şu "CHP zihniyetinin" " ülkenin başına ne büyük kötülükler açtığını " bi yazda öğrenelim. Bizim kafamız da birazcık aydınlansın.

  • Bahadır Özdemir

    Bahadır Özdemir 05.02.2017

    Teşekkürler sayın K.A. Aslında ben "hakkiy'çün hayır"a taktım ama tabi kimse beni anlamadı. Çünkü "hakikat" ve "hakikat için" ne demek ve bu nereden geliyor anlamadım. Ayrıca sitede "evet" ya da "hayır" vermek gibi bir gündem olması da bana anlamsız geldi. (B.Ö.)

  • kaan arslanoğlu

    kaan arslanoğlu 05.02.2017

    Sayın B.Ö, algı ve idrak yeteneğinizi bir kez daha tebrik ediyorum. Sevgili Ç, siz de "ulusalcılara "takmışsınız. Öteden beri böyle bu. Olabildiğince "nesnel" olmaya çalışıyorum oysa ben burada. Ulusalcıların kusurlarını iyi görüyorsunuz da, her alanda düzenle işbirliği yapan (defalarca buralarda başka yerlerde madde madde açıkladık) üstüne üstlük bir kez bile PKK katliamlarını ad vererek kınayamayan (gerçekte işbirliği içinde olan) bilumum "sosyalist" ve "komünistleri" biraz kayırıyor musunuz ne? Bir de kısa bir yazı ile algısı bu kadar soyutlamaya uygun, bu derece yaratıcı yorum yapabilen insanları tatmin etmek mümkün değil ki. Bir ansiklopedi yazsak bu kez de okumazlar, orada yazanlara da yazmamışsın derler. Gelelim bu terör örgütlerinin farkına. Bu yazıda bunu ayrıca açıklamanın ne gibi bir faydası olacaktı, ben yine anlamış değilim. İdrakim sayın B.Ö kadar gelişkin değil, mazur görün. Sevgiler, saygılar herkese.

  • Ç.

    Ç. 05.02.2017

    Son yorumunuzda örgütlerin birbirinden farklı örgütler olduklarını açıklamışsınız. Biri iktidar döneminde en çok devlette kadrolaştı. Yazınızda bir arada verilmesini doğru bulmadım. İktidar evet kampanyasını bunun üzerine kuruyor. Ulusalcılar gibi düşünmediğinizi de önceki yazılarınızdan biliyorum.

  • mehmet harma

    mehmet harma 05.02.2017

    Sayın H.ÜNSAL saygı bizden, yazılanları hem de burada yazılanları görünce karamsarlığa düşmemek mümkün değil, katılıyorum. Kitleleri terör/savaşla konsolide etmenin siyasi bir araç olduğu nasıl görülemez? 12 Eylül'den günler öncesi bombalı pankartlar ve cinayetlerin artışı, artık bir şeylerin olması için toplumu çoktan hazırlamıştı bile. Bu gerçek "Kıbrıs Fatihi" Ecevit'i iktidara getirdi, Özal denedi, Çiller kullandı bunu. Haziran 2015 genel seçimlerindeki %40 oy, takip eden süreçte 500 güvenlik görevlisinin maalesef yaşamını kaybetmesinden sonra Kasım 2015'de %49'a çıktı. Ege'deki 16 ada/kayalık işgal edildiğinde kılı kıpırdamayanlar, durup dururken Kardak kayalıklarını uzaktan ziyaret edip, basına poz veriyorlar. Ve devamen Hükümet Sözcüsü net konuşuyor “Allah’ın izniyle referandumda büyük oranda ‘Evet’ çıktıktan sonra da bu terör örgütleri, hiçbir şekilde sesi soluğu çıkmayacak noktaya gelirler" Ve hala da oltaya gelenler oluyor...selam ve saygılar.

  • Bahadır Özdemir

    Bahadır Özdemir 05.02.2017

    Sayın K.A. Yorumunuzla, yazıda yazdıklarınız farklı. Ben yazıyı okuyunca "CHP Zihniyetinin" ülkenin başına ne büyük kötülükler açtığını görüyor ve ürküyorum. Bu nedenle de "evet" demem gerektiğini düşünüyorum. İktidarı yorumunuzda eleştiriyorsunuz. Ama yazıya göre muhalefet, iktidara göre çok daha kötü. (B.Ö.)

  • kaan arslanoğlu

    kaan arslanoğlu 05.02.2017

    Sayın B.Ö. , ben bu yazıyı muhalefet etmenin (ki 16 yaşımdan beri muhalefet ediyorum) bir işe yaramadığını, kovanın altını birilerinin deldiğini, boşuna su doldurup durduğumuzu muhaliflere anlatmak için yazdım. Bir de ortada duran veya AKP'li birileri okursa, onları da uyarmak için yazdım. Yazdıklarım son derece nettir: SÜREKLİ KAVGA VE KUTUPLAŞMA YARATAN bu iktidar ülkenin teröre karşı da zayıflamasına yol açıyor. Kaldı ki bu iktidar terör güçlerine karşı ancak kendisini hedef aldıklarında mücadele ediyor. FETÖ'yü devlete yerleştiren muhalefet değildi mesela. PKK lı militanlara yıllarca açık gösteri yaptırtan da ben değildim. İŞİD'e hiç girmeyelim. Yine de insanların mesajları farklı yorumlama yeteneklerine başından beri hayranlık duyduğumu belirtmeliyim. Sizi de kutlarım. Saygılar.

  • Bahadır Özdemir

    Bahadır Özdemir 05.02.2017

    Ben de yazıdan "hayır" kanaati çıkaranlara şaşıyorum. Kaan Arslanoğlu sadece "hakikat" için hayır vereceğini söylüyor. Ama yazı baştan sona "evet vermek gerekir" diyor. Ben ne olduğunu bilmediğim bir hakikat için ya da Kaan Arslanoğlu öyle yazdı diye ya da "vay be adam ne yazmış abi" diyerek mi "hayır" demem gerektiği sonucunu çıkaracağım, yazıdan? (B.Ö.)

  • kaan arslanoğlu

    kaan arslanoğlu 05.02.2017

    Yazıyı kolay okunması ve anlaşılması gayesiyle kısa tuttum. E. Güney adlı sayın yorumcumuz ziyaretçi sayfasına: "Başkanlık sistemi için referandum yapılıyor. Muhalefetlik bir şey yok. Birey olarak başkanlığı istiyor muyuz istemiyor muyuz, bunu paylaşalım. Muhalefetin zaten yıllardır olmadığı ortada." diye bir yorum yazmış. Ona ve Sayın T. Hazoğlu'na cevap vereyim. Benim oyum da "hayır". Bunu hem yazının başında hem sonunda belirttim, acaba ortaya da koysa mıydım? Her ikisi de şunu demek istiyor, "bırak lafları, hayırı destekle, gerisine karışma. Bunu zaten yapıyoruz, her seçim pek inanmadığımız yönde bir oy atıyoruz. Ben farklı bir şey söylüyorum. Tüm bu muhalefet sözde muhalefet diyorum, bir oyun oynanıyor diyorum, kovanın altı delik ve bizzat dostlarımız deliyor bunu diyorum. Bu arkadaşlarsa boşver kovanın altını, doldur doldur diyorlar. Bravo inançlarına. Bir de Sevgili Ç, hangi örgütleri bu genelden ayırmam gerektiğini söylerse daha bir anlayacağım. Ki ona göre tartışmaya devam.

  • H.ÜNSAL

    H.ÜNSAL 05.02.2017

    Sayın Mehmet HARMA hocam, önce saygılarımı sunuyorum. Arslanoğlu’nun yazısı üzerinden “evet” kanaati çıkaranlara söylenecek tek söz; “Sayın hocam....önerin bu kadar mı çabuk kanıtlanırdı”? dır. Müthiş. Tam isabet çok doğru bir tespit. Aynen katılıyorum. Bende bazı yorumlara karşılık yorum yazmaya çalışıyordum vazgeçtim. Bunun yerine uzun bir makale yazmaya karar verdim. Ancak memleket için en büyük << ESOES >> omuzlarının üzerinde taşıdıkları çağdaş kafalarının içindeki kütlenin kıvrımlarını örümcek ağları sarmış olanlardır. Bunlar “devlet mevzu-u gündeme gelince Machiavelli’nin Presn, Hobbes’in canavar Leviathan devleti üzerine bol, bol ahkâm keserlerde; 21. Yy da memlekette bir referandumla orta çağın LEVİATHAN devletinin kurulmasına evet derler. Böyle bir devletin terörü bitireceğine inanırlar. Ne demeli? Pes doğrusu.

  • Ç.

    Ç. 05.02.2017

    TTB doktorların daha az çalışmasını savunmaz. Daha çok çalışıp daha çok kazanmasını savunur. Kaan Arslanoğlu'nun yazısında katılmadığım nokta birbirinden farklı örgütleri bir arada vermesi. Dün liberal "sol"cular özgürlük,demokrasi gibi kavramları kullanarak iktidara destek veriyordu. Bugün de ulusal "sol"cular anti emperyalizm diyerek iktidara destek veriyor. İktidara yakın gazeteci yeni sistem gelirse yargı engelinin kalkacağını daha rahat özelleştirme yapabileceklerini söyledi. İktidar da aynı düşüncelere sahip. İktidar neo liberal politikalara karşı değil. ABD,AB,Rusya ile de ilişki kurmak istiyor. Ulusalcıların söyledikleri doğru değil.

  • Ç.

    Ç. 05.02.2017

    Ulusalcı "sol"un temsilcisi Doğu Perinçek birkaç gün önce televizyonda bu anayasa tasarısı geçerse meclisin bir önemi kalmıyor sanayici,tüccar temsil edilmeyecek eleştirisinde bulunmuştu. Liberal "sol"da aynı düşüncelere sahip. Koç konusunda aynı bakış açısına sahipler. "Muhalif" sendikalarda "muhalif" gözüken derneklerde CHP,HDP siyasetine benziyorlar. Hem eleştiriyorlar,hem de sistemin parçasılar. Dün bir arkadaşımın sosyal medya paylaşımından örnek vereyim. "Muhalif" Türk Psikolog Derneği WISC-4 eğitimi için 1600 TL materyaller içinse ayrıca 1490 TL ücret istemiş. Materyaller renkli çıktı ve plastik küplerden oluşuyor. Eğitim ücretini belirleyemeyiz de bu materyallerin bedelinin söylenilen ücret olmayacağı kesin.

  • Ç.

    Ç. 05.02.2017

    Muhalefetin iktidara yönelik analizleri ile iktidarla kurduğu ilişki birbirinden farklı. Seçimden önce iktidara en yakın parti MHP dediğimde eleştirilmiştim. Meclisteki diğer partilerin de (CHP ve HDP) ileride iktidar ile aynı ilişkiyi kurabilir. Kurdukları anda hem yaptıkları analizler boşa çıkıyor, hem de bu durum iktidarı güçlendiriyor. "Yenikapı ruhu"na dönülebilir, "barış süreci" yeniden başlayabilir. İktidarın çıkarına geliyorsa muhalefet iktidara destek vermeye dünden hazır. Bugün yaptığı analizleri yarın unutur. Muhalefeti destekleyen taban da bu çürümeden etkileniyor. Bir yandan da muhalefetin bakış açısını da biliyor. Sosyalist yapılara gelirsem niceliğe sahip olmadıkları için kendilerine güvenmiyorlar. Bir kısmı CHP'ye bir kısmı HDP'ye yanaşmış durumda. Bu siyaset tarzı CHP ve HDP'nin siyasetini belirleyemiyor. Kendi siyasetlerinin olmaması daha etksiz hale getiriyor. İktidar ile de iç içeler. Emek sermaye çelişkisini unutmuşlar.

  • Tuna Hazoğlu

    Tuna Hazoğlu 05.02.2017

    Katılmıyorum, hele kol kola gibi düşüncelere hiç katılmıyorum . Hatta cephe yok düşüncesine asla katılmıyorum. Biz ezilen değiliz, biz bu memleketiz. Tabiki Hayır diyeceğiz...

  • Nebil Yılmaz

    Nebil Yılmaz 05.02.2017

    Elinize sağlık. Ben beğendim.

  • mehmet harma

    mehmet harma 05.02.2017

    Sayın hocam, "Akıl ve kültür düzeyi içler acısı… Kısır döngü kırılamıyor, kırılamayacak…" önerin, bu kadar mı çabuk kanıtlanırdı?

  • Cemal Öztürk

    Cemal Öztürk 05.02.2017

    1-Hukukun üstünlüğü 2- yargı ve 3- yasama bağımsızlığı sağlanamadığı için KHK yetkisi= Fetva= Ferman olduğu için ben bu Banayasaya hayır diyorum. Buna rağmen kaygı ve çekincelerinize aynen katılıyorum Kaan Bey. Emperyalizmin alperenliğini yapan: Ne iktidarın siyasal İslamcılığı Ne de muhalefetin Soros solculuğu bana asla güven vermiyor.

  • Bahadır Özdemir

    Bahadır Özdemir 05.02.2017

    Çok etkileyici bir yazı. Şu ana kadar kararsızdım. Ama yazıyı okuduktan sonra kesinlikle "evet" demeye karar verdim. Yazıdan ilham alarak ben de şöyle diyorum: "Evet oyu vereceğim, ama sadece terör engellensin diye. Yoksa, muhalefet ve onun kol kola olduğu terör örgütleri daha da güçlenecekler". (B.Ö.)

  • Akif Akalın

    Akif Akalın 05.02.2017

    Aslında ben bir HAYIR CEPHESİ olduğundan çok emin değilim. Elimde hiçbir veri yok fakat PAZARLIKLARIN sürdüğüne inanıyorum. CHP ve HDP'nin ne söylediğinden çok ne yaptığına bakmak gerektiğini düşünüyorum. Bu partiler MİLYONLARCA üyesi olan partiler. Bakalım gerçekten ÜYELERİNİ referandum çalışmasında seferber edecekler mi. Eğer samimiyetle işi mitinglere bırakmayıp, üyelerini (oy verenler demiyorum, sadece parti kartı olan üyelerden bahsediyorum) sokağa çıkartırlarsa referandumda hayır çıkacağı kesin. Fakat bunu yapacaklar mı? Bugün 5 Şubat. Bugüne kadar bana YÜZ YÜZE sadece TKP ulaştı ve benden referandumda hayır dememi istedi. Şu ana kadar bir tek CHP'li veya HDP'li bana şahsen ulaşmış değil. Size ulaşan var mı? Daha vakit var mı diyorsunuz? Bu soruyu 8 Nisan'da bir kez daha soracağım.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.