CHP’den 'TKP'ye Çürüme Her Yerde

CHP’den 'TKP'ye Çürüme Her Yerde

Cumhuriyet yıkıldı ve artık yıkıntılarla derme çatma bir gecekondudur elde kalan. Cumhuriyetin yıkılması AKP’nin yerine yenisini kurabileceği anlamına gelmiyor. Üstelik bunun, AKP herkesi ikna etmiş olsa bile kurulamayacağını (https://turabiyerli.blogspot.com.tr/2013/10/ikinci-cumhuriyeti-kurmak-icin-rza.html) söyledik. Biliyoruz ki nesnelliği olan bir kurucu söylem olmadan yeni bir kuruluş olanaklı değildir. Nesnelliği olan bir kurucu söylemse nesnelliğin doğru okunmasıyla geliştirilebilir.

Bugün, tarihi sınıf savaşları tarihi olarak algılayanlar için iki yol bulunuyor. Birincisi, kapitalizmin alanının demokratik hakların savunusuyla daraltılabileceği düşüncesine dayalı demokrasiyi genişletme yoludur. İkincisiyse, kapitalist sistemin işleyişine, tıkanma noktalarına ve kendini yaşatmak için ihtiyaç duyduğu çözümlere odaklanılması gerektiği düşüncesine dayalı ve bu noktalardan sistem karşıtı tutumlarla kapitalizmi yıkma yoludur. Birinci yol en gelişkin haliyle radikal demokrasiyle ifade edilebilir. İkinci yol esasen radikal cumhuriyettir. Burada kritik kavramlar demokrasi ve cumhuriyetken aslında tartışılan sosyalizm ile liberalizmdir.

Debray, sosyalizm ve liberalizm sonuna kadar götürülmüş cumhuriyet ve demokrasidir derken haklıdır. Dün olduğu gibi bugün de kendini sosyalist olarak tanımlayanlarda toplumsal eşitsizlikler teması “insan hakları” sloganının arkasına geçmektedir. Toplumsal özgürlük olmadan bireysel özgürlüğün olamayacağı, toplumsal özgürlüğün ise toplumsal eşitsizlik ortadan kalkmadan sağlanamayacağı unutulunca sosyalistler, liberalizmin bir versiyonu olan radikal demokrasiye kayarlar ve bu noktadan sonra kendini sosyalist olarak gören birinin ABD ile aynı cephede savaşırken ölmesi şaşırtıcı olmaz.

Eşitsizlikler üzerine kurulu ve bunu yeniden üretmek zorunda olan küresel sermaye sistemi, merkez lehine çevre ulus-devletleri eriterek ömrünü uzatmak istiyor. İki büyük emperyalist paylaşım savaşına rağmen sosyalist sistem nedeniyle tamamlayamadığı sürecini ilerletmek için tüm olanaklarını kullanıyor. Sermayeye yeni alanlar açılması ve merkezileşme, özelleştirmeler, ulus-devletlerin parçalanması ve eritilmesiyle sağlanıyor. Her yerde, birey-devlet karşıtlığı üzerinden bireyin özgürlüğünün artması için devletin küçültülmesi gerekliliği ile özelleştirmeleri nasıl yutturdularsa, çevre ulus-devletlerde etnik ve dinsel farklılıklar, özgürlükler adı altında parlatılarak işçi sınıfını, sınıf kimliğinin oluşumunu engelleyerek etnik ve dinsel kimliklere hapsedip parçalamaktadırlar.

Türkiye’de cumhuriyet bu iki kaldıraç kullanılarak yıkılmıştır. Sonuna kadar götürülmeyen bir cumhuriyetin mevcut sorunları tamamen çözmesi elbette beklenemezdi. Ancak, cumhuriyetin çözümün önünü açabileceği ve yıkılmasıyla çözümden tamamen uzaklaşılacağı açıktır.

Öte yandan kim hangi amaçla bu iki eksende siyaset yaparsa yapsın eşitsizlikleri üreten sermaye sisteminin safındadır ve işçi sınıfının karşısında yer almaktadır. Bu yüzden, Türkiye’de ya da Suriye’de ulus-devlet karşısında istediği kadar “özgürlük” mücadelesi verdiğini iddia etsin PKK/PYD’nin ABD ile ittifakı kaçınılmazdır. Buna şaşıranlar ve “ABD'yle ortak antiemperyalist mücadele verilir mi?” diye soranları tehdit edenler kendi karşı devrimci rolleriyle yüzleşemeyecek olanlardır.

Bu onların sorunu. Ancak bu ülkede bir başka sorun daha tüm yakıcılığı ile karşımızda duruyor. Cumhuriyet sadece yıkılmakla kalmıyor. Yıkıntılar arasında kalan herkesi çürütüyor. Bugün referandum sonrası CHP’de yaşananlar bu çürümenin göstergelerinden başka bir şey değildir. Cumhuriyet yıkılırken onun kurucu partisinin çürümemesi mümkün müdür? Sadece CHP mi? Sol yapıların büyük çoğunluğunun siyaseti PKK tarafından belirlenir olmuş ve radikal demokrasi eksenine çoktan kaymışken belki de son kale “TKP”nin çürüme belirtileri göstermesi artık tüm eski yapıların giden cumhuriyetle birlikte kaybolacağının işaretidir.

Cumhuriyetin yıkılması çürüme olmasaydı o kadar önemli olmayabilirdi. Yıkılanı yeniden kurabilirsiniz, ancak çürüyeni değil. Bugün çürüme çok büyük bir tehdittir ve yaşamın her alanında tüm değerleri tüm yapıları çürüterek yeninin kurulmasını neredeyse imkânsız hale getirmektedir. Üstelik çürüme bulaşıcıdır ve temas ettiği her yeri çürütmektedir. Bu yapıların içinde kalanların da çürümesi kaçınılmazdır. Çıkış ancak çürüyen bu yapılardan kopmakla gerçekleştirilebilir. Radikal bir cumhuriyet için, sonuna kadar ilerletilecek bir cumhuriyet için yola çıkma zamanı çoktan geldi ve geçmek üzeredir. Nesnellik bunu dayatmaktadır ve sermaye sisteminin karşısında tek gerçekçi çözüm budur. Ötesinin barbarlık olduğu zaten biliniyor.

Çürümenin son zamanlardaki iki örneğini vermekle yetinelim. Önce “TKP”nin 1 Mayıs öncesi DİSK ziyareti ve liberallerle birlikte olacağını açıklaması alanda korsan parti liderinin TKP Genel Başkanı olarak anons edilmesiyle karşılık bulmuş ve anlamlı bir karşılık verilememiştir. Daha sonra ise Suriye’de ABD ile aynı safta savaşan bir hareketin üyesinin ölümü üzerine partililerin bir kısmı satılarak parti yönetimi tarafından taziye ziyaretinde bulunulmuş ve bu da bu kez Cumhuriyet gazetesi tarafından yine korsan parti başkanı muhatap alınarak karşılanmıştır.

Turabi Yerli

Siyasetin Yeni Kulvarı’ndan alındı: https://yenikulvar.tumblr.com/post/160655035735/chpden-tkpye-%C3%A7%C3%BCr%C3%BCme-her-yerde


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • Değer yoldız

    Değer yoldız 19.05.2017

    Yazıyı beğenmekten birlikte. Bir konuda yanılıyorsunuz Tkp son kale değil. Tkp zaten sahte bir yapılanma ve siyaseten bu ülkenin gerçekliğinden çok uzak. Son kale. HKP dir zira sayfayı ziyaret edip son yazıları okursanız görürsünüz keşke Sayfada bulunan yazıları okuya bilseniz.

  • Ç.

    Ç. 18.05.2017

    CHP ve HDP iktidar ile işbirliğine girdikçe sosyalist siyaset de güvenirliğini kaybetti. Aynı şekilde Kürt siyasetinin ABD ve Rusya ile olan ittifakı da sosyalist siyaseti etkiledi. Milliyetçi siyaset de ABD ile işbirliğini istemektedir. Yalnızca Kürt siyaseti ile olan yakınlaşmaktan rahatsızlık duymaktadır. Ayrışma da HTKP siyasetini muhalefeti destekleyerek güçlü bir özne haline gelmek üzerine kurduğu için CHP ve HDP'nin sistemle olan bağından olumsuz etkilenmiştir. TKP gerçekleşmeyen restorasyon analizinde bulunsa da CHP ve HDP destekleme üzerine siyasetini oluşturmadığı için daha az etkilenmiştir. Siyasetinde çelişkili taraflar bulunmaktadır.

  • Ç.

    Ç. 18.05.2017

    Seçim yorumlarımda CHP, HDP ve MHP'nin iktidar ile işbirliğine girebileceğini söylemiştim. En büyük ihtimali de MHP görüyordum. Seçim sonrası bu gerçekleşti. Muhalafeti çürüten mevcut neo liberal politikalarla bir sorunun bulunmaması iktidar ile her an işbirliğine hazır olmalarıdır. Muhalefetin yaptığı analizlerle gündelik siyasetleri çelişmektedir. Liberal "sol"un yetmez ama evet desteği, Kürt hareketinin barış sürecindeki desteği, Yenikapı ruhu, öncesinde de CHP'nin iki seçim arasındaki ittifak görüşmeleri, uzun süredir ulusalcı siyasetin iktidara olan desteği. Ulusalcılara yönelik eleştirilerim tepki çekmişti. Ufuk Uras ile ulusalcılar arasında bir fark göremiyorum. Biri demokrasi kavramını kullanıyordu diğeri ise anti emperyalizmi kullanıyor. Sosyalist siyasete bakacak olursak CHP ile HDP'ye destek vererek muhalefet yapacaklarını düşündüler. Nicelik olmadığı için,bu siyasetleri etkileyebilecek güçleri olmadıkları için çürümeden etkilendiler. Daha güçsüz hale geldiler.

  • Cemal Öztürk.

    Cemal Öztürk. 18.05.2017

    Süremiz doldu yoldaşlar! Biz sorunları çözmeden Sorunlar çözdü bizi.... Etnik ve mezhep gettosunu aşamadan vatandaş olunmaz. Ulusal bilinç bir üst aidiyettir. Birgül Ayman Güler, " milliyet ve millet" ayrımını dile getirdiğinde Türkiye' de kıyametler koptu. Ve en acıklısı da partiden ulusalcı diye atılmış olmasıdır. Sühey Batum da yine öyle. Bu CHP, bu HDP, bu TKP, bu ÖDP, bu EMEP, bu MHPdeki yöneticilerin zihinleri zaten işgal altında değil mi?

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 18.05.2017

    Yola çıkma zamanı geldi de yola çıkacak insan nerede? DİSK, KESK, TTB, TMMOB vb gibi PKK-ABD ile işbirliği yapan örgütlerde kalındığı sürece (En iyileri TKP, CHP olmak üzere) Türkiye'de hayırlı hiçbir gelişme olmaz. Bu tavrı ortaya koyabilecek insan var mı? Turabi'nin dolduruşu hoşumuza gitti, geçen yıl İstanbul Tabip Odası seçimine katıldık, 32 bin doktordan 140 oy aldık. Üstelik listedeki arkadaşlarımız hemen ertesi gün bizi sattı. Turabi'ye göre bunun nedeni erken propogandaya başlayamamamız. Yani gerçeği görmeme yarışında Turabi de var. Erken propaganda yapsaydık ne olacaktı? 140 yerine 300 oy alacaktık belki. Bu mu?? Bu çok derin bir sorundur ve liderler kadar tabanın kalitesiyle ilgilidir. Biz bunlar içinde çok kaliteliyiz demek istemiyorum. Bizim siyasi güç kalitemiz de ortada. Ulusalcılar, Atatürkçüler??? Büyük çoğunluğu 3 yıldır AKP ile açık açık işbirliği yapıyor. Bu çok ortadayken niye görülemiyor? Yine kalite sorunu, niyet ve göze alınan özverinin düşüklüğü sorunu.

  • Akif Akalın

    Akif Akalın 18.05.2017

    Turabi'nin yazısının en kritik noktasının "nesnelliğin" okunması olduğunu düşünüyorum. Bu konuda bir araştırmam yok fakat 50 yıllık gözlemlerim var. Biz Türkiye'de "nesnellikten" kendi "umutlarımızı" anlıyoruz. Bu durum okuma yazma bilmeyen insanda da, profesörde de böyle. Çok abartılı bir örnek vereyim, siz de aynaya bakın. Diyelim ki yarın pikniğe gideceksiniz. Umudunuz havanın güzel olması. Meteoroloji ne derse desin, siz "yarın hava iyi olacak" demeye devam ediyorsunuz. Burada kalsa iyi, dahası var. Biri çıkıp, "yahu meteoroloji yarın fırtına var diyor" derse, bu kişi "bozguncu" oluyor. Bu durum içimize öyle işlemiş ki, birinin kazara "nesnel" davranmasını dahi anlayamıyoruz. Mesela seçimi AKP kazanacak diyen birinin, "kişi karşısındakini kendi gibi bilir" deyişi çerçevesinde AKP'nin kazanmasını istediğini sanıyoruz. Bundan sol da bağışık değil, bu nedenle bizde nesnel okuma olanaksızlaşıyor. Bunu aşmak için ne yapılabilir bilmiyorum.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.