“Nuriye ve Semih”in Düşündürdükleri

“Nuriye ve Semih”in Düşündürdükleri

Kanun Hükmünde Kararname diye bir şey çıkardılar. Olağanüstü Hal koydular.

Bir kereye mahsus  üç ay dediler, üç ay dolmadan da kaldırabiliriz, dediler. Hangi lafları doğru çıktı ki…

“Evet verin, terör bitecek” dediler.

Ne terör bitti, ne Fetö tehdidi…

Biteceği de yok… Muhalefet bitecek ki algıladıkları tehdit de bitecek. Muhalefet bitmeyeceğine göre bahaneler de bitmeyecek…

Önüne geleni darbeci diye memuriyetten attılar, akademiden attılar… Hiç ama hiç acımadılar… Aşırı Müslümanlar ya… Darbeden haberi olan olmayan, nasıl olsa kimse darbeyi, Fetö’yü savunamaz… Ama bunlar bunlar bunlar Fetöcü değil… Fetö ile siz sarmaş dolaşken onlar o zaman bir olan ikinize birden karşıydılar…

Bu sefer öteki bahane de hazır… PKK’cı, terörist.

Çok iyi biliyoruz ki atılanların en azından bir kısmı ne PKK’yı sever, ne terörist. Üstelik terörü bizzat övmeyeni de işten atarsan onun sonu gelmez. Devlette adam kalmaz. Kendi adamlarını da topluca atmalısın…  

Bizde “darbe” dönemleri bitmez, bitmeyecek…

Oradan gelelim Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın düşündürdüklerine

Niye onları ve onlar gibi binlercesini işten attınız, bundan sonra onları siz mi besleyeceksiniz bre zalimler…

Eleştirinin en büyüğü bu ülkede en büyük organize gaddarlığı üreten iktidara olmalı.

Fakat, “fakat”ı var…

Niye açlık grevi, hem de ölümüne açlık grevi… ???

Protesto için açlık grevi ancak başka hiçbir şey yapılamadığı durumlarda çaresizlikten girişilebilecek bir eylem türü… O durumda mıyız?

Ölümüne açlık grevi ne oluyor: Başkalarına zarar vermeyen bir intihar eylemi. Değer mi, o koşullarda mı yaşıyoruz? Üstelik kendi beyninize, canınıza acımıyorsunuz, özendirme yoluyla başkalarına da bulaşabilir, uygun mudur?

İki kişi ölecek veya beyinleri harap olacak… tüm Türkiye solcuları onlar için üzülüp solculuk yapacak…

Solun aklına uzun süredir grev gelmiyor. Literatürden çıktı. Tüketim boykotu! Aman canım, o da siyaset mi! Kalabalık bir grup AKP zengininden sonra ülkenin en çok tüketen kesimi solcular. Az tüketmenin lafına bile “sıcak” bakmıyorlar. Ayda bir mesai çıkışı zengin semtlerde birkaç eylem, ibadet tamam!

Üç aydır gündem “Nuriye ve Semih”e kilitlenmiş durumda. Solculuğun şu andaki ölçütü bu. “Nuriye ve Semih”ten bahsetmek… Bu eylem biçimine özendirmek…

Referandumda hayır çıktı, evete çevirdiler, iki buçuk milyon mühürsüz oy… Pek ilgilenen yok.

Kılıçdaroğlu başkanlığındaki CHP elbette kötü, ama onun dışındakiler ondan da kötü. Bu son yürüyüş örneğin. Anlamlı ve işe yarar görünüyor, öteki gündemlerden daha işlevsel görünüyor ilk başta. Kafa bulanık ama mevcudun yine de en iyisi.

İşimiz Allah’a ve kadere kalmış. Bu şaka değil. Apaçık gerçek… Ama o yolla kurtuluş olasılığı inanın muhalefetin bizi kurtarması olasılığından çok yüksek.

Düzce’de sessiz sedasız bir örnek eylem

Devletteki işinden atılan mimar Alev Şahin aylardır Düzce’nin ortasındaki en işlek alandan sesleniyor:

“Katil, hırsız, darbeci değilim. İşimi geri istiyorum.”

Oturma eylemi 100. gününe yaklaşıyor. Alev Şahin alana çıkıp halkın desteğini istemediği günleri bu hesapta saymıyor. Demek ki 100 gün, o kar kış soğuklardan beri yılmadan, usanmadan, korkmadan işini istiyor. Üşüse donsa, güneş başına vursa da alandan ayrılmıyor.

Genelde sıradan insanlardan olumlu duygular alıyor, ciddi bir tehdit ve saldırıyla karşılaşmıyor. Düzce halkı ona alışmış durumda. Düzce halkı keşke haksızlıklara alışmasa.

En büyük destek ise sokak köpeklerinden geliyor.

Onlar insanlıkta kesinlikle bizden önde. Ya da bizim insanlığımız onların hayvanlığından geri mi demeli.   

Kaan Arslanoğlu  


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 02.07.2017

    Yusuf Bodur dostumla aşağıdaki yazışmayı yaptıktan sonra yürüyüş için motive oldum. Bunda özellikle yürüyüşçülerin Düzce'ye yaklaşırken sık sık sataşmalara maruz kalmaları ve kamp alanına bok dökme olayı etken oldu. Fakat bu suretle Yusuf Bodur'u kandırmış da oldum. Birlikte yürüyemedik. Ama baktım o da Adapazarı'nda yürüyüşe dahil olmuş, face'de gördüm.

  • Koral G. Yunuk

    Koral G. Yunuk 16.06.2017

    Demin face'de eski bir dostumun kızının mezuniyet görüntülerine beğen yaptım. Ne güzel! Genç, dal gibi güzel bir kız, arkadaşımın kızı mezun olmuş, mesleğe atılacak, onu umutlu günler bekliyor. Ama o aynı gençlik, üç beş yıl sonra ne olacaklarıyla, mimar Alev Şahin'in başına gelenlerin kendilerinin de başına gelip gelmeyeceğiyle pek ilgilenmiyor. Hayat bu. Her koyun kendi bacağından asılır. Buradaki bir dostumun yeni yazısı geldi aklıma. İsviçre'den sevgilerle, saygılarla.

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 15.06.2017

    Yürüyüşü şimdilik seçeneklerin en iyisi diye nitelendiriyorum, ama henüz motive olamadım Yusuf Bodur hocam. Geçen Mayıs'tan beri (nedenini yazmıştım) solcuların (veya solcu kılığındakilerin) bende sempati uyandırabilmeleri için çok şeylerin değişmesi lazım artık. Siz benden gençsiniz (ruh olarak) o yüzden sizi tutmayayım ama. :)) Çok saygılar, sevgiler.

  • yusuf bodur

    yusuf bodur 15.06.2017

    Yürüyüşe ilgisiz ve katkısız kalmak bence de çok yanlış olur. kesinlikle katılacağım. Bolu da sizleri de görürüm umudu ile selamlar..

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.