Liberal 'Özgürlükçülük' ve Ali Nesin’de Keramet Aramak

Liberal 'Özgürlükçülük' ve Ali Nesin’de Keramet Aramak

“Ali Nesin, …. çocuklarla yatmaktadır.”*

Yukarıdaki iğrenç cümle için en baştan herkesten özür dilerim.

Yazarken bile son derece rahatsız olduğum, tüylerimi diken diken eden bu cümleyi gerçekten yazacak olsaydım, bu benim gözümde bir suç olurdu. Ancak Ali Nesin’e göre bu suç değildir, olmamalıdır.

*

Sadece hatıraya değil, kişiye hakaret de suç olmamalı. Biri babama ya da anama küfrettiğinde benden bir şey eksilmiyor ki. Zaten Facebook sayfamda küfürlerin âlâsını yazıyorlar. Umursamıyorum, engellemiyorum bile. Bunlar ayıptır, günahtır, kötüdür, edepsizliktir, hadsizliktir filan ama suç kapsamına girmemeli.(1)”

Ali Nesin’in, “Mustafa Kemal, evlatlığı Afet İnan ile yatıyordu” dediği için tutuklanan ve ülkemizde eşi görülmemiş bir hızla 19 günde iddianame yazılıp tahliye edilen kişi için görüşleri bunlardır.

Ali Nesin’e göre Atatürk için:

38’de geberen şahıs”

Selanik piçi”

Annesi genelevde çalışıyordu” demek de suç değildir.

Ali Nesin’in bu tutumuna bakınca onun ne kadar da çok “özgürlükçü” olduğunu anlayabiliriz. Ancak Ali Nesin’in özgürlükçülüğü sadece yukarıdaki küfürbaz yobazlar için geçerlidir. Konu başka alanlara kaydığında o çok özgürlükçü kişi, herkesi susturan bir despot haline gelmektedir.

Son referandumdaki hukuksuzluklara itiraz edenler için Ali Nesin şu yorumları yapmıştır:

Ama bu haksızlık, diyenler geçmişte yaptıkları haksızlıkları gözden geçirsinler. 367 kararı mesela. Etme bulma dünyası.”

Hukuksuzluk mu dediniz? Evet hukuksuzluk. Peki ya o zaman neredeydiniz? O zaman ses çıkarmamışsanız şimdi de çıkarmayın”

Seksen yıl hukuksuzluk ekersen, hukuksuzluk biçersin. 367 ne kadar hukuksuzsa, 367’ye ses çıkarmayan, şimdi bu hukuksuzluğa ses çıkarmasın.(2)”

*

Hile var ama itiraz etme!

Bir referandum yapılır. Seçim sürerken bir anda mühürsüz oyların da geçerli olacağı kararı alınır. Bu referandumda tam 961 sandıkta katılım yüzde 100 olup, katılanların tamamı evet oyu vermiştir (3).

Numune olsun diye bile bir tane hayır oyu yoktur. Datça’da çalıştıkları için oy kullanamayan 200 tarım işçisinin sandıklarında bile katılım ve evet oyu yüzde 100’dür (4).

Boş pusulaya evet oyu basan sandık görevlilerini gösteren birçok video vardır (5).

Ama bunun aksine hayır oyu lehine hiçbir video yoktur.

Ali Nesin’in muhtemelen güveneceği AGİT raporu referandumda açıkça hukuksuzluk yapıldığını yazmaktadır (6).

Ancak böylesine aleni bir tuhaflığa itiraz etme hakkınızın olması için, sizle ilgili olsun-olmasın önce “80 yıllık hukuksuzluğun” “367 oylamasının” ve Ali Nesin’in elindeki uzun listenin hesabını vermek zorundasınız. Bunlarla sizin bir ilginizin olup olmaması önemli değildir. Ali Nesin’e göre böyle bir referandumu eleştirebilmeniz için sicilinizin temiz olması şarttır.

Diyelim ki bunlara gerçekten itiraz edecek yetkinlikte ve yaştaysanız bunları nasıl kanıtlayacağınız da belli değildir. Ali Nesin, size aslında kısaca “sus otur yerine” demektedir de çok özgürlükçü olduğu için bunu diyememektedir. Ali Nesin referandumdaki haksızlığa itiraz edebilmeniz için adeta önünüze bir şartname koymaktadır.

EVET’in meşru olmadığı yönünde halkı galeyana getirmek” diye bir suçla onlarca insanın gözaltına alındığı bir dönemde Ali Nesin’in yazdıkları bunlardır.

*

Atatürk’e “piç”, “annesi fahişelik yapıyordu” vs denmesini, özgürlük tanımına sığdıracak kadar özgürlükçü! Ali Nesin, referanduma itiraz konusunda her nedense pek despottur.

*

80 yıl boyunca hukuksuzluk eken, sonraki 20 yıl boyunca hukuksuzluk biçer! Yahu Cumhuriyet'in ilk 80 yılında hukuk hüküm sürseydi, bugünkü hukuksuzluklar olabilir miydi? Neden benzer sorunlar ABD'de ya da Avrupa'da yaşanmıyor da bizde yaşanıyor? (7)”

Burada konuyu dağıtmamak için ABD ve Avrupa’nın 80 yıllık geçmişindeki Nazi dönemini, McCarthy soruşturmalarını, siyahların beyazlarla aynı okula gidememelerini ya da aynı otobüse binememeleri vs gibi konuları bir kenara bırakalım.

Tam “Ali Nesinlik mantık”

Ali Nesin’in bu cümleleriyle, ülkede olan veya olabilecek her şeyi meşrulaştırabilirsiniz. Şu andan itibaren bütün hayır diyenleri alıp hapse atsalar, Ali Nesin’in bu cümlelerini bu duruma dayanak oluşturabilirsiniz.

O “hukuksuzluğa ses çıkarmayan siz” kimdir? Buna karşı söylenebilecek “O 'siz' biz değildik.” savunması da bunun için yeterli olmaz. Seksen yıllık tarihte yapıldığını söylediği hukuksuzluklar aynı kişi tarafından mı yapılmaktadır? Cumhuriyet denilen şey sınıf ilişkilerinden ve dönemlerden bağımsız, tarih dışı bir kurum mudur? Ali Nesin bunlarla ilgilenmez. Böyle bir bakışı da yoktur. Bu bakış, siyasal İslamcıların bakışıyla aynıdır.

İsrailli bir faşiste:

Niçin Filistinli sivillerin üstüne bomba atıyorsunuz” diye sorulsa, “Ama onlar da bize bomba attı ya da Almanlar bizi toplama kampında öldürdüler” diye bir yanıt verebilir.

Bu toptancı ve son derece tehlikeli bir bakış açısıdır. Bu mantıkla meşrulaştıramayacağınız terör, katliam, işkence ya da hukuksuzluk yoktur.

Söylediklerinin ayrıntılarını hiç tartışmadan şunu söyleyebilirim: Ali Nesin’in mantığına göre örneğin Auschwitz’den sonra İsrail devleti, dünyada istediği her türlü katliamı yapabilir.

Ali Nesin referandumdaki kararın hukuksuz olduğunu kendisi de kabul etmektedir, ama “susun ses çıkarmayın” demektedir.

Yarın Ali Nesin’in matematik köyünü alıp üzerine beş yıldızlı bir otel yapsalar ya da Nesin Vakfı’na hukuksuzca el koysalar ve Ali Nesin buna itiraz etse, bu sözleri söyleyen Ali Nesin, “mağdur Ali Nesin’e” şunları söyleyecektir:

-“Yapılan iş hukuksuzdur evet ama sen de referandumdaki hukuksuzluğa ses çıkarmadın, sus ve otur yerine!”

*

Ali Nesin’in bize önerdiği mantık, en ilkel kabile mantığından bile daha geridir.

Yapıldığı söylenen, kendinize yapıldığını söylediğiniz bir yanlış iş ya da haksızlıktan yola çıkarak, dünya üzerinde her şeyi yapabilir ve kendinizi, kendi meşruiyetinizi size yapılmış bu haksızlığa dayandırabilirsiniz. “Böyle bir haksızlık gerçekten yapılmış mıdır” diye bir sorgulamaya da gerek yoktur.

Eskiden toplumda görülen tuhaflıklar için “bu tam Aziz Nesinlik bir olay” diye bir deyim kullanılırdı. Bu deyimden esinle ve bu mantıktan yola çıkarak yeni bir kategori icat etmemiz gerekir:

Bu tam Ali Nesinlik bir mantık!

*

Tabii ki 'Yetmez ama evet' diyecektim. Ben doğrusunu yaptığıma inanıyorum. Bugün olsa bugün de aynısını derim. İnsan haklarını ayaklar altına alan saçma sapan bir sistem vardı... Ülkeyi bir iç savaşa sürükleyecek kadar saçma... 28 Şubat, 367 saçmalığı, 'cumhurun başı türbanlı olamaz' aşağılaması, siz sayın... Yetmez ama evet diyerek belki de ülkeyi bir iç savaştan kurtardım! Sistem değişmeliydi. (8)”

Şaka değil, Ali Nesin, “yetmez ama evet” diyerek ülkeyi bir iç savaştan kurtarmış! Kurtarmasa kim bilir ne halde olurduk!

Ali Nesin, en ateşli “yetmez ama evet”çinin bile artık “kandırıldık”, “hata yaptık”, “eksik değerlendirdik” diyerek özeleştiri yaptığı, özeleştiri vermeyenlerin hiçbir şey yapmasalar bile artık savunamadığı bir pozisyonu hâlâ büyük bir iştahla savunmaktadır. Sanırım bu pozisyonu bu kadar net savunan tek kişidir.

*

Ali Nesin’in, “İslamcıların gördüğü baskıyı vurgularken hâlâ türbanı örnek göstermeniz (başka mağduriyetleri olmadığı için) bence üzücü” diyerek kendisini eleştiren takipçisine verdiği yanıt ibretliktir:

Türkçe ezan rezaleti, yobaz karikatür tiplemesi, aydınlatma kendini beğenmişliği, kızların baldırlarını açtığı 19 Mayıs gösterileri, Diyanet İşleri Bakanlığı'nın varlığı, sen söyle...”

Dikkat edilirse soruda “dindar” diye değil “İslamcı” diye sorulmuştur ve Ali Nesin’in saydıkları da “İslamcı mağduriyetleri”dir.

Yobaz karikatür tiplemesiyle mağdur edilen İslamcılar

Saydıklarının içinde mağduriyet olarak “yobaz karikatür tiplemesi” vardır. O karikatürü görmek için sokağa çıkmanız yeterlidir. İnsanlar, o yobazın karikatürünü değil bizzat kendisini her gün görüyor ve yaşıyor Ali Nesin.

Şort giydi diye kadın tekmeleyenler, ramazanda lokanta basanlar “yobaz karikatür” değil de nedir?

Televizyonda “6 yaşında kız çocuğuyla evlenilir” diyenler, “kendine helal” akrabalarının envanterini tutanlar, yobaz karikatür değil de nedir?

Organ bağışı haramdır, oğlunun cinsel organı babaya takılırsa o organın işlediği günah kime yazılacak?” sorusunu sorana ne diyelim (9)?

Bunu lütfen siz adlandırın Ali Nesin. 100 kişi bir araya gelsek ve 100 yıl düşünsek aklımızın ucundan bile geçemeyecek böyle bir soruyu kendine sorun eden kişi, yobaz karikatür değil de nedir? O karikatürlerde bile böyle bir zihniyet çizilmemişti.

Yobaz karikatürlerine bugünden bakıldığında bunların “öngörü” olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz, hemen hemen hepsi gerçek olmuştur ama bunları “mağduriyet olarak sunan solcu tiplemesi” bir karikatürdür.

Yukarıda söyledikleriniz bir karikatürdür.

Bu söylediklerinizle de siz bir “sol karikatürü”sünüz Ali Nesin.

Baldır açarak mağdur edilen İslamcılar!

Evet evet, “kızların baldırlarını açtığı 19 Mayıs gösterileri”… “İslamcı mağduriyeti” olarak bunu bir siyasal İslamcı değil Ali Nesin yazmıştır.

Kızların baldırlarını açtığı”…

Bunu Cüppeli Ahmet Hoca değil, bilmem hangi tarikatın şeyhi değil Ali Nesin söylemiştir. Ali Nesin’in dili budur. 

Neyse ki 19 Mayıs ve diğer milli bayram kutlamaları artık yapılmadığı için bir “Kemalist zulüm” daha sona ermiştir.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın varlığı İslamcıları nasıl mağdur etmektedir; niye hiçbir İslamcı şu an bu kuruma karşı çıkmamaktadır? İslamcılar mağdur olduysa bu kuruma niye şu an Aleviler veya solcular karşı çıkmaktadır? Böyle “gereksiz” açıklamalar yapmaz Ali Nesin.

“Ali Nesin’in İslamcıları” çok hassastır; her şey ama her şey onları mağdur eder.

Sayın Ali Nesin unutmuş olmalı: “kızlı erkekli aynı evde kalarak” toplumun ahlakını bozan ve İslamcıları mağdur edenleri de hatırlatmak isterim. Sonra “bi sürü laikçi ramazanda yemek yiyerek” İslamcıları mağdur ediyorlar, bunu da listeye eklemek gerek!

*

Asla leke tutmaz İslamcılar!

Bu yazı yazılırken liselerde zorunlu din derslerinin saatleri artırılıp biyoloji derslerinin saati düşürülüyordu (10).

Bu yazı yazılırken evrim teorisi müfredattan çıkarılıyordu (11).

Bu yazı yazılırken okullara mescit zorunluluğu getiriliyordu (12).

Bu yazı yazılırken imam hatip lisesi açılması için gereken 50 bin nüfus koşulu 5 bine düşürülüyordu (13). 

Ali Nesin bunları yazarken Ahmet Taner Kışlalı 18 yıldır ölüydü (14).

Akit gazetesinin manşetinde yazdığına göre o bir “zorba Kemalist” idi, bu nedenle fotoğrafının üzerine çarpı atılmıştı, 5.5 ay sonra da öldürüldü.

Ali Nesin bunları yazarken Uğur Mumcu 24 yıldır ölüydü.

Ali Nesin bunları yazarken Bahriye Üçok 27 yıldır ölüydü.

Ali Nesin bunları yazarken Muammer Aksoy 27 yıldır ölüydü.

Ali Nesin bunları yazarken Turan Dursun 27 yıldır ölüydü.

Ali Nesin bunları söylerken “Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu Sivas’ta yıkılacak” sloganıyla Madımak’ta öldürülen Koray Kaya 24 yıldır ölüydü. Yakıldığında sadece 12 yaşındaydı.

Ama pardon, bunlar mağduriyetten sayılmıyordu değil mi! Alt tarafı sadece öldürülmüşler! İslamcıların da asla kir tutmaz bir özellikleri vardır. İslamcılar sadece mağdur olurlar.

*

Ali Nesin’de keramet aramak

Ali Nesin “iyi matematik bilen bir Baskın Oran”,

Evrim cehaleti alınmış bir Nuray Mert”,

Atanamamış bir Ufuk Uras”tır.

Ali Nesin’le bu isimler arasındaki düşünsel, kültürel ve felsefi bağla karşılaştırıldığında, Aziz Nesin’le arasındaki biyolojik bağın hiçbir önemi yoktur.

Ali Nesin’den “Nesin” soyadını çıkarırsanız elinizde kalan, -matematikçi olmasını bir kenara bırakırsak- Radikal 2’nin cesedi, Taraf gazetesinin hayaleti, Birikim'in posasıdır.

*

Türkiye’deki Cumhuriyetçi-ilerici-solcu-sosyalistlerin Ali Nesin’e bakıp Aziz Nesin görme beklentisi artık bir komediye dönüşmüştür. Ali Nesin’in ne olduğu ortadadır; bunu herhangi bir şekilde gizleme gereği de duymamaktadır. Sorun hâlâ ısrarla onda keramet arayıp bulamayınca yakınanlardadır.

Ali Nesin’den Aziz Nesin çıkmaz, çıkamaz; ama Ali Nesin’den 3 tane Baskın Oran, 2 tane Ufuk Uras, sınırsız Nuray Mert çıkar.

Kişiler biyolojik akrabalarını seçemez, ancak düşünsel akrabalarını bizzat seçerler. Ali Nesin de seçmiştir ve seçimi budur.  Bu seçim karşısında söylenebilecek tek cümle şudur:

Aynılar aynı yerde, ayrılar ayrı yerde…

 

Taylan Kara

taylankara111@gmail.com


 

NOT:

*Yazının başındaki bu irkiltici cümle, Ali Nesin’in “fikir özgürlüğü” dediği şeyin mantıksal sonuçlarını göstermek için kullanılmıştı. Yazı, açıkça bu tür ifadelerin “fikir özgürlüğü” değil “suç” olduğunu savunmaktadır. Bu yazının Nesin Vakfı çocuklarını hedef alma gibi bir amacının olmadığı-olamayacağı ortadadır.

Ancak yazıda açıkça belirtilse de, yine de Nesin Vakfı’ndaki çocukların rencide olma olasılığı nedeniyle bu cümle düzeltilmiştir.

 

Kaynaklar:

1. http://www.haberturk.com/gundem/haber/1518828-matematikci-ali-nesin-habe...

2.  http://i.hizliresim.com/dPDmOr.jpg

3. https://www.aydinlik.com.tr/turkiye/2017-nisan/961-sandiktaki-muhursuz-o...

4. http://www.sozcu.com.tr/2017/gundem/referandum-icin-skandal-iddia-muglad...

5. https://www.youtube.com/watch?v=kcPNX7wF4vI

6. http://www.birgun.net/haber-detay/agit-ten-referandum-raporu-kamu-gorevl...

7. http://www.birgun.net/haber-detay/ali-nesin-in-ysk-kararina-iliskin-yoru...

8. http://www.haberturk.com/gundem/haber/1518828-matematikci-ali-nesin-habe...

9. https://www.youtube.com/watch?v=d9RiYVM5Xns

10. http://www.sozcu.com.tr/2017/egitim/liselerde-din-kulturu-dersi-2-saate-...

11. http://www.yeniakit.com.tr/haber/evrim-teorisi-yeni-mufredatta-yok-25911...

12. http://www.hurriyet.com.tr/okullara-abdesthane-ve-mescit-zorunlulugu-405...

13. http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/egitim/767852/MEB_sinir_tanimiyor.html

14. http://odatv.com/iste-kislaliyi-olduren-o-manset...-2110121200.html

 

SolPortal'den alınmıştır.


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • editör

    editör 20.08.2017

    Tarık Baysal ismini kullanan, ama kimliğini birçok trolün ortak demagojik yanıtıyla "önemli olan fikir değil, kimlikler midir" diyerek açıklamak istemeyen "meçhul" şahıs hiç de ahlaki olmayan tutumunu sürdürerek kasıtlı çarpıtık yorumlar gönderiyor. O yüzden ondan herhangi bir cevap talep etmeyiniz değerli yorumcular, yazarlar. Taylan Kara siz de... Kötü niyeti iyi niyetle tedavi edemezsiniz. Siz gayet basit bir yol öneriyorsunuz, iftiracıya iftrasını ispat için. Onu da görmezden geliyor. Söz konusu kişi cahil, bilimsel yayınlar konusunda hiçbir şey bilmiyor veya kötü niyetinden ötürü bilmezmiş gibi davranıyor. Fikir başka, cahilce iftira etmeye yeltenmek ve sadece ve sadece sinir bozmaya çalışmak başkadır. Sinir bozmaya çalışan acizdir ve sinirleri zaten çok bozuktur. Ciddiye almayınız. Bırakın kötülük kötülük olarak uzak kalsın.

  • taylan kara

    taylan kara 20.08.2017

    YORUMUNUZU ONAYLIYOR VE YANIT VERİYORUM Tarık Baysal'a Paylaştığınız yazıyı anlamaktan acizsiniz. Bu makalede sadece PET/BT yok, PET/BT'nin dışında ayrıca BT de var diyorum. Zahmet edin de yazıyı okuyun. Hiç olmazsa materyal-metodu... Benign olanları ve malign olanların bir kısmının takipleri BT ile yapılmış (PET/BTnin BT sini kast etmiyorum, normal BT yi kastediyorum). Bir çamur atmadan önce attığınız çamuru inceleyin biraz. Vicdan micdan değil, somut yasal yaptırımdan söz ediyorum. İddianızın arkasında durun. Şikayet edin dergi editörüne. Bilenler bilir, bu dergi yayın kabulu aşamasında tek tek her ismin ne katkısı olduğunu açık açık talep eder. Siz de bunu tek tek yazıp imzalarsınız. Eğer söylediğiniz doğruysa beni tamamen bitirebilirsiniz. İşte fırsat size. Ne duruyorsunuz, hadi yazın editörüne. Bir maillik iş. Bok atmaktan çok daha kolay iş.İftira atıp kaçmak alçaklıktır. Ben mi ahlaksızım siz mi alçaksınız ortaya çıksın. İncelensin ve sonucunu buradan açıkça yayımlayalım.

  • taylan kara

    taylan kara 20.08.2017

    3. Bu yazı sayesinde iki yorumla Sevan Nişanyan da katıldı tartışmaya:1.“Kemalizm Türk Naziliğidir” 2. “Kemalciler allahçılardan daha tehlikeli. Ötekilerde aşırı cahilliğin, toplumsal ezilmişliğin getirdiği bir çeşit naiflik var, halâ. Bunlardaki yaralı kibir, gözünü kırpmadan katliam yaptırır.” Yorumları bunlardı: sanırım ben burada “Kemalci” olmuş oluyorum! 100den fazla yorum da yazının içeriğini desteklemiş. Sonuç: 1.Tarikat, mürit derken illa Cübbeli vs anlamayalım. “Ali Nesin inananları” diye bir şey var. 2. Gramsci: Ey aptallık, bir tek sen ölümsüzsün. 3. Bu artık çok açık. Karşımızda bir çete var. Türkiye'de kültür-sanat-düşünce dünyası bir çetenin AĞIR DİKTATÖRLÜĞÜ altındadır. Yalan iftira hakaret yıpratma... Herşey herşeyi yapabilirler, yapıyorlar da. Üşenmeyip benim kişisel bilgilerimi, hiçbir yerde asla söz etmediğim iş yaşamımı, her şeyi araştırıp çamur atmak için malzeme topluyorlar. "Çete" ifadesini kullanmadan bu olanlar anlamlandırılamaz.

  • taylan kara

    taylan kara 20.08.2017

    2. Mailler de geldi, sayfalarca nezaketle yanıt verdim. Ama bir müridi hiç kimse ikna edemez. “Öncelikle Taylan kara Ali Nesin Çocuk Köyü ile özdeştir" "evet hakkinız yok eleştirmeye Ali Nesin'i çünkü siz yakılmadınız." Müritlerinin maillerinden alıntılar bunlar… Bir de bana attığı fanatizm dolu mailleri (benim yanıtlarımı değil tabi, bunların adalet anlayışı böyle oluyor) A. Nesin’in sayfasında da paylaşmış, A.Nesin’den aferinini de almış. Ana fikir: Ali Nesin’i eleştiremezsiniz. AYA’dan özür dilemem gerektiğini tam da burada anladım. 2. saptamam: Ali Nesin bir tarikat şeyhidir; epeyce bir müridi var. Yazımı seviyesiz bulan Ali Nesin’in benim için kullandığı sıfatlar şunlar: Utanmaz, seviyesiz, ahlaksız, gerizekalı, akılsız… Yazının içeriğiyle ilgili bir tek yanıt yok ama. Yaklaşık 50 tane yorum da “seviyesiz olan nedir, göremedik, yazın anlayalım” diye bir soru sormuş, Ali Nesin’in hiç yanıtlamadığı… +++

  • taylan kara

    taylan kara 20.08.2017

    facebooktan aktarım ALİ NESİN TARİKATI VE MÜRİTLERİ Değerli Arif Yavuz Aksoy’dan bütün içtenliğimle özür diliyorum. O sık sık bazı kişiler için “disleksi” (okuma ve öğrenme bozukluğu) ifadesini kullandığında ona hep kızardım. Bunu klasik “AYA marjinalliği” diye niteler, insanları böyle uzaklaştırmasını itici bulurdum. Buradan ilan ediyorum: AYA haklıdır. Bu yazı Ali Nesin’in facebook sayfasında da var. Yazıyı Emre Kongar twitter hesabında paylaşmış (Bu ikisi kavgalılar). Ali Nesin de bunu alıp “seviyesiz yazı” diye takipçilerinin önüne atmış; altında 400den fazla yorum. Yorumları incelediğinizde ortaya trajik bir profil çıkıyor, tam da Kaan Arslanoğlu’nun insanla ilgili önermelerini destekleyen… Yorumcuların 20 -30 tanesi yazıyı Emre Kongar’ın yazdığını sanıp ona giydirmiş. Şişe dibi gözlüğünü lens yapmak isteyen bile var! Bir kısmı benle Kongar’ı tek torbaya doldurup öyle infaz etmiş. Kongar’la ilgili bu yazıyı yazan ben, Kongar’la aynı torbada olacağım hiç aklıma gelmezdi! +++

  • taylan kara

    taylan kara 20.08.2017

    YANIT 2 4. Bu yazıda sadece PET/BT olsaydı bile iftiranız iftira olurdu. Çünkü dünyanın birçok yerinde bu branşlar birleşiktir. Radyoloji kongrelerinde PET/BT, Nükleer Tıp kongrelerinde BT anlatılır. 5. Size açık bir teklif: Esas makaleyi ve link verdiğiniz editöre mektubu Ali Nesin'e gösterin, onun istediği ancak bu konunun uzmanı akademisyenlere inceletsin ve size söylesinler: Bu makale salt bir nükleer tıp makalesi midir yoksa radyolojiyi de kapsamakta mıdır? 6. Bu sitenin editörü, okuru, takipçisi birçok akademisyen vardır, onlar da fikirlerini söyleyebilirler. 7. TARIK BAYSAL'DAN YANIT BEKLİYORUM, DERGİ EDİTÖRÜNE ŞİKAYET ETMESİNİ DE BİZZAT İSTİYORUM. Bu İngiliz Dergisi ciddi bir dergidir ve iddianız doğruysa çok ciddiye alır. Müritlik sistemi hiç işlemez. "Şeyhimize laf etti biz de bok atalım" ilkesi ile işlemez. Şikayet mailinizi ve sonucunu buradan ilan açıkça ilan edelim. Ben mi ahlaksız, haksız yayın yazmışım siz mi iftiracısınız açıkça ortaya çıksın. VAR MISINIZ?

  • taylan kara

    taylan kara 20.08.2017

    1. Sayın Tarık Baysal, 1.Böyle bir şüpheniz varsa bunu hemen bu derginin editörüne şikayet etmelisiniz. (Bkz: Ziyaret Et) bir iddiayı atıp da çekip gitmek olmaz. Derhal bu dergiye yazın, mail adresi de var sadece bir mail atacaksınız. Böyle bir iddia ortada bırakılacak birşey değildir. 2.Böyle bir iftirayı atmadan önce yazıyı okumalıydınız. Yazıyı okumadığınız ve bu konularda hiçbir fikrinizin olmadığı ortada. Ben size değil burayı okuyan diğer okurlar için yazayım. Bu çalışmadaki 81 hastanın benign (iyi huylu) olanları ve bazı malign (kötü huylu) olanları BT ile ayırt edilmiş-takip edilmiştir. Bu BTleri ben okudum. TA-MA-MI-NI. Bu makalenin verileri dahil her aşamasında (veri, yazım, revizyona yanıt vs) doğrudan 1. derecede katkım vardır. "Yardım ettim" demiyorum, "bizzat içinde olduğumu" söylüyorum. Bunların her aşamasını tarih tarih kanıtlayabilirim. 3. PET/BT sadece Nükleer Tıp branşının alanı değildir.

  • Erlik Han

    Erlik Han 17.08.2017

    Kazılık Koca, ben demeden siz demişsiniz. Önce bir gerçek kimliğinden emin olaydık şahsın.

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 17.08.2017

    Siz bay salarken ben neler salıyodum. A hey, a hey, a hey! Sıra sıra gidiym bari: 1. Masters ve Johnson arasındaki ilişki nedir? Soyadları aynı değil ama birlikte çıkarttıkları tonla çalışma var. 2. PET niye (sadece) Nükleer Tıp'ın konusu olsun? Tapuladılar mı? O tomografi kısmı ne oliy? 3. Aynı disiplinde çalışan insanların karı-koca olması neden birlikte çalışma yayınlamalarına engel? Ödül mekanizması ile bunun benzerliği nerden gelmekte? Bize de bi anlatabilir misin bayım salım? 4. Ben demiştim demeyi çok seviyorum. Ben mealen demiştim ha bu bay salan tekinsiz bi ajitatör diye. Dememiş miydim? Demiştim. Kayıtta var. 5. Erlik Han kim ki? İmza: Kazılık Koca --- Şaka la şaka! a.y.a. tabisi de...

  • Erlik Han

    Erlik Han 16.08.2017

    Yavruş, okudum bizzat. Şüphe yaratacak imada bulunmayı bilecek kadar bu işlerin içinde/kıyısında gibisin sanki ama sen de çok iyi biliyorsun ki o yayınlarda hiç bir sıkıntı yok. Önce kimliğini doğrulayalım, sonra neden sıkıntı olmadığını tane tane anlatırız. Yok öyle ortaya feçes atmak, sonra atana bulaşır o. (Sn. Editör, yorumları buradan alıp yazının altına taşıyalım lütfen, kayboluyorlar sonra. SSS)

  • editör

    editör 16.08.2017

    Sayın Tarık Baysal, daha önce bir öykümüzü "zeka düşüklüğü" ile eleştirdiğiniz ve aşağılamanızı birkaç kez tekrarladığınız için yorumunuzu silmek zorunda kalmıştık. Şimdi onayladığımız yorumunuz ise zeka ve mantık bakımından pek manidar düzeyde kalmış. Taylan Kara belki buna yanıt verecektir, ama aynı alanda çalışan eşlerin veya kardeşlerin aynı bilimsel yayında adının geçmeyeceği diye bir etik kural yoktur. Bir çalışmayı birlikte yapan veya bir çalışmaya katkıda bulunan eş adını yazmayacak mı? Bunu birbirine ödül vermeyle benzeştirmeniz çok ıkına sıkına olmuş. Yurt dışında böyle birçok eş birlikte çalışır ve birlikte yayın yapar. Curie'leri ne yapacağız mesela. Anlaşılan o ki dip canlıları yok edecek şekilde derin ağlar atmaya kendini görevli bilen bir okuyucumuzsunuz. Bundan sonra yorumlarınızın onaylanabilmesi için bir zahmet mail yoluyla kimlik bilgilerinizi (polemik yapmak isteyenin kimliği belli olmalıdır kuralı) bize ulaştırırsanız memnun oluruz. Saygılar.

  • Tarık Baysal

    Tarık Baysal 16.08.2017

    Ali Nesin hakkında yakıştırmanın aslında bir doğruyu göstermenin yoku olarak kullanılmasında bir sakınca yok. Aynı yöntemle sizi eleştirenler de olabilir. Örneğin Radyolojik değil nükleer tıp yöntemi olan Pet/bt ile ilgili bir yayın yapan eşinizin sizin isminizi yazarlar arasına eklemesiyle yazarların kendi yakınlarına ödül vermesi arasında bir benzerlik kurulabilir. İlgili linkler: 1. (Bkz: Ziyaret Et) 2. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/m/pubmed/28639954/

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 15.08.2017

    Taylan Kara'nın yazısında, Ali Nesin adlı şahsın, Atatürk'e (Cumhuriyet'in kurucusuna), yobazlar tarafından yapılan en aşağılık hakaretleri hoş gördüğüne gönderme yapılıyor. Size aynı aşağılama yapılsa ne hissedersiniz, diye bir karşılaştırma yapılıyor. Şu anlaşılıyor ki, "eğer böyle desek, ama demiyoruz" türünden bir ifade bile ilgili şahsı ve sevenlerini çok rencide ediyormuş. Taylan Kara bunu göstermek istemiş ve bence ereğinde başarılı olmuş. Demek ki neymiş, her türlü küfrü, hakareti, özellikle uzaktan yapılanı hoş görmek çok yanlışmış. Buraya yorum yazan Ömer Ayna ismi kullanan şahsın bu denli açık ve net cümleleri -eğer ağır bir okuma özürlü değil ise- anlamaması mümkün değil. Gerçi "aydınlar" arasında okuma özürlüler, normallerden fazla, o konuda da çok bir beklenti içinde olmamak gerek. Demek ki bazı aşağılamaların iması bile insanları çok rahatsız ediyorsa Ali Nesin, - Aziz Nesin böyle bir oğlu olduğu için mezarında ters dönüyordur - bir daha küfürbazlara arka çıkmamalı.

  • Ömer Ayna

    Ömer Ayna 15.08.2017

    Tebrik ediyorum, Ali Nesinin tüm hayatını "çocuklarla yatıyordu" diyerek mahvettiniz. Nasıl da vicdan azabı içindesinizdir, Aziz Nesin kim bilir nasıl da mezarında ters döndü. Utanmıyor musunuz ailesi, çoluk çocuğu görse de bilgisayar başında ağlasa? Sanırım artık yazının saçmalığını anlamışsınızdır. Ben burada "Atatürk dölünde boğulsun" dediğimde paşanın cesedi tutuşmayacak, Anıtkabir hayranlarının üzerine yıkılmayacak, kimsenin burnu bile kanamayacak. Belki ülkenin faşist diktatorya hastaları rencide olacak, ama hepsi bu. Bu işin suç olup olmama meselesi devletin vereceği yasal cezayla alakalı, ve kişiye hakaretin suç olmasını gerektirecek hiçbir mantıklı sebep yok. Kişiyle alıp veremediğiniz varsa onunla halledersiniz, özür dilersiniz ya da küsersiniz falan. Bu durumda devletin nasıl bir rol üstlenmesini bekliyorsunuz? Bu arada Ali Nesin'i veya başka herhangi bir insanı kişisel bir kalıba uydurarak koyarak değerlendirme hastalığı ancak böyle bir kafadan çıkabilirdi.

  • Fahri Kumbul

    Fahri Kumbul 28.07.2017

    Bu tiplerin derdi ne bir türlü çözemedim; anlayamadım. Akıllara durgunluk veren kinleri nereden kaynaklanıyor; nasıl bir travma yaşamışlar ki sayısız kez itibarlarını sıfırın altına çekebiliyorlar. Okudukça artan bir duygu yoğunlaşması altında bitirdim yazıyı. 14 tane belge ekiyle çok güzel bir eleştiri yazısı. Teşekkürler Sayın Taylan..

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.