Siyasi Bildirgem – Programım (Düşman Biziz, Kendi Niteliksizliğimiz)

Siyasi Bildirgem – Programım (Düşman Biziz, Kendi Niteliksizliğimiz)

İnsanlık evrimsel düzeyi gereği sosyal yönden çok aptal bir canlı. Meksika biberinin acılığından daha acı bir gerçek.

Aklı bu kadarına yettiğinden, geçici yüzeysel mutluluklar, ama çoğun acılar içinde. Yok başka cehennem… yaşıyoruz işte!

Giderek de aptallaşmakta. İki yaşında tablet kullanmaya başlayan veletlerin ana-baba-dede-nineleri, olanca tüketim salaklıkları içinde “şimdiki çocuklar harika!” demiyorlar mı!

İnsanlık son yüz yıllarda kapitalizmi seçti, onunla ürüyor. Kapitalizm ve teknoloji insanın kıt aklını daha da eksiltiyor. İnsanlık felaketi yaşıyor, ama gelecek felaketler bugünü aratacak. Her saptamanın ardından bir espri yapıyoruz sanmayın, bunlar açıklama :) Ciddi düşünmenin vakti geldi, çoktan geçmedi mi?

Tek kurtuluş yolu sosyalizmdir. Lök gibi kalırsınız işte böyle, sizi kapitalofiller sizi!

Ülkemizdeki ve bölgemizdeki siyasi durumu, bu genel gerçeği reddederek anlamaya çalışmak, başka bir çıkmaz. Ben öyle sanayım. Hiçbir TV maymunu, gazete şaklabanı böyle demiyooo!

Ülkemiz ve bölgemizdeki en büyük tehditlerden biri, siyasal İslam’ın azgın saldırısıdır. Devlet bir din devleti olmak üzere. Ortadoğu’nun kanlı bataklığının bir parçası haline gelişimizin nedeni, emperyalizm ve bugünkü siyasal iktidardır. AKP’liler dışında herkes imza atar. Puan alabileceğim ender maddelerden biri.

Gelişme ve büyüme teraneleri altında tabiata ve insanlık kültürüne saldırı, dünyanın başka bölgelerinde görülmeyen bir hız kazandı. Bunu da çoğu kişi onaylar, ama biraz kuşkuyla. Çünkü iki yüzlü “sol”cular olarak, bu doğa katliamından ve kültür yıkımından AKP kadar suçluyuz.  

40 yıldır şiddetten beslenen sol görünümlü Kürt milliyetçiliği, adını verelim, PKK-HDP afeti, bölge, ülke ve İNSANLIK KÜLTÜRÜ açısından siyasal İslam kadar tehlikeli. Küfürler, tehditler…

Irkçı milliyetçiliğin bu türüne karşı sert bir mücadele verilmeksizin, ülkede ve bölgede, adına ister sol deyin, ister ilerici deyin, ister “insani” deyin.. herhangi bir “iyicil” muhalefetin gelişmesi, kesinkes mümkün değil. 40 yıllık deneyim çok net. Bunu görmemek bile tek başına aklı geriletmekte. Yüzlerce arkadaşıma 30 yılda daha bunu kavratamadım. En mülayimi, “sen pürüzsün” diyor, beni mahkum edip, iç huzuruna dönüyor. Buradan şunu anlıyorum: Türkiye’de solun herhangi bir grubunun, bir pop şarkıcısı kadar bile sevilmemesinin nedeni, benim pürüzlüğüm.

Daha fenası, ülkede “sol” muhalefet, tüm bu güçlerin denetimi altında. Bunlar ya doğrudan emperyalizmin işbirlikçisi, ya Kürt hareketiyle bağdaşıklığı nedeniyle emperyalizmin işbirlikçisi. ABD HDP’ye, HDP “sosyalistlere”, AKP ABD’ye, ABD AKP’ye, HDP CHP’ye, sonra hepsi toplanıp, bu halka, bizlere…

“Ulusalcı” denilen kesimlerin büyük bölümü, bu ve başka nedenleri bahane edip, mevcut iktidarı şu veya bu şekilde desteklemekte, dolayısıyla düzenin ve emperyalizminin uzantısı olarak hareket etmekte. Global kapitalizm çağında, kapitalizm kanserinin her hücresiyle mücadele etmeksizin, emperyalizm karşıtlığının laftan ibaret kalacağını, ülke zaten ABD-AB yarı-sömürgesi konumundayken, mevcut siyasi iktidarın temelde onlara hizmet ettiğini, siyaset ve ekonominin kopmaz bir bütün olduğunu… Ulusalcıların çoğu neden kavrayamıyor acaba? Acaba da acaba?   

Çok daha fenası… 15 yıldır iktidarda bulunan AKP’nin ülkedeki her kötülükten “CHP zihniyetini” sorumlu tutması pis bir demagoji, ama ardında ciddi bir gerçek yatmakta. Muhalefeti oluşturan liderler ve kitlelerin ezici çoğunluğu, ülkedeki kapitalist üretim ve tüketimde AKP’liler kadar belirleyici. Şu eski “Üreten biziz, tüketen de biz olacağız” sloganı, bizlerin, solcuların, önemli bölümü için hayata geçmiştir. Ama kapitalizmi her gün üreterek ve her gün güçlendirerek… Örneğin en yüksek vergi alınan iki tüketim nesnesinde, içki ve akaryakıt harcamasında, sol seçmen açık ara öndedir. Otomobil ve konut sektöründe durum çok farklı değildir. Biz muhalifler, ne üretimden, ne de tüketimden gelen gücümüzün farkındayız. Ya da farkında olduğumuz için, rahatımızı bozacak, risk getirecek gerçek radikal politikalara yanaşmamaktayız.  

Kafalar hiç de sözlerdeki gibi vatansever değildir. Atatürkçülük bu ülke için orta vade bir çıkış yolu olabilir, ama Atatürkçüler’in yüzde 99’dan fazlasının Atatürk’ün devrimciliğiyle herhangi bir alakası yoktur. Solcular solcu değildir. Sosyalistler sosyalist, milliyetçiler milliyetçi değildir. Biz bunu yüzlerce kez belgeleriyle anlattık. Gerçeği söylemekle, sadece her kesimden nefret kazandık.   

Bireycilik, bencillik alabildiğine gemi azıya almış. Kahir ekseriyet, halkı, yoksulu hiç mi hiç düşünmemekte. Bahanesi de bulunmuş: “Onlar AKP’li”. Emekçi alt kesimde, kenar semtlerde hiçbir ciddi muhalefet çalışması yok. Buna heves, teşvik bile yok gibi. Halk içinde istikrarlı çalışma yapan tek güç AKP. Dayanışma örgütleyen bir tek AKP. Muhalefet, barlarda demlenirken onun da açıklamasını üretmiş: “İktidarın olanaklarıyla sadaka veriyorlar.” Tamam doğru, ama bunlar iktidar olmadan da böyle çalışıyordu. İktidar değilken yaptıklarının onda birini biz yapalım! Mümkün değil, çoğumuz evimizin önünde, köpeğe su vermeye bile üşeniriz.  

Bunları sorun kabul eden gazete veya yazara rastlamak çok zor. Sınıf bakış açısı “acil” ve “daha önemli” sorunlar nedeniyle 30 yıldır en alt rafta, toza bulanmış, çöpe atılacağı günü beklemekte.  Bunu dert eden bizim gibi müstafi Marksistlerden başka kesim yok mu yahu, Allah belanızı vermesin! Ses verin.

Geçmişte gençlik “ülke kurtarma” derdindeydi, bugün kitle eylemlerinde gençten çok orta yaşlılar, yaşlılar bulunmakta. Solcular, sosyalistler, komünistler, evlatlarını kazık kadar boy atsalar bile, pamuklara sarmakta, devrimi başkalarının çocuklarına havale etmekte. Artık idealist gençlerin  büyük çoğunluğu ya radikal dinci ya da PKK’lı oluyor. Solcu gençlerimizin ezici çoğunluğu ise öncelikle kişisel istikbal derdinde. HalkTV’de, Uğur Dündar’la, Yılmaz Özdil’in izleyici kitlesine bakıyorum da.. En genci benim yaşımda. Yoksa bu programları moral bozmak için AKP mi yaptırıyor?

Solcular hiç mi halk çalışması yapmıyor! Yapıyor elbet. Hiç mi halkı sevmiyor? Seviyor. Solcu sadece kendi gibi solcuyu sevmekte. Kürt solcu Kürt solcular içinde, Alevi solcu Alevi solcular içinde çalışmakta.  Komünist, dindar işçiyi düşman görmekte. Atatürkçü sadece Atatürkçüden hoşlanmakta. Öte tarafa bin bir küfür, türlü çeşitli nefret…

Halk için ve halk içinde çalışmaktan geçtik… Ya halka ya da birbirimize örnek olmak? Çoğunluğu itibariyle bireyciliğin ve bencilliğin doruklarında yarışan solcular, hangi çalışma, hangi yaşama biçimleriyle halkta sempati uyandıracaklar? Kaçımız işimizi doğru ve düzgün yapıyoruz. İşini doğru ve düzgün yapan az oranda güzel insana, solcu olsun, sağcı olsun, saygılar… Face paylaşımlarımızı izleyen CIA, yahu ne diktatörlüğü, ne ezilmesi, ne ekonomik bunalımı, herkesin keyfi yerinde.. devam.. diyecektir. Tüm olumsuzluklara rağmen eğlenelim, gezelim, gülelim de… zenginliğimizi teşhiri, yoksul vatandaş, AKP tabanı da görüyor, unutmayalım…

Aykırı örnekler ne sizi yanıltsın, ne genel tabloyu gizlesin, durum böyledir.

Uluslararası kapitalist düzenin yüzyıllardır üç silahı vardır sistemi sürdürmek için. Para, sopa ve ikna. Sistem çok güzel işliyor, para hala bol sayılır. Sopayı görmemek mümkün değil, ancak kafaları yardığı zaman bile, kan akmadığına inandırma yeteneğindedir düzen. Buna da “ikna” diyoruz.

Medya, akademi, sanat, edebiyat: Yani ideoloji. Yani sistemin ikna aygıtları.

Emperyalizmin tek bir mekanı, tek bir kişiyi bile tesadüfe bırakmadan, seçip işlediğini, ne kadar sistemli çalıştığını gösterdik. Tıp Bu Değil kitapları yazdık, sağlıktaki, tıptaki çemberi anlatmak için. Bizleri her gün öldüren gerçekleri anlatmak için. İktidardan önce örgütlü solcular engelledi, dolaplarının açığa çıkmasını.

Medyadaki şebekeleşmeyle, edebiyattaki skandallarla ilgili sayısız belge gösterdik. Kafaları az buçuk adalet duygusuna çekelim diye, az buçuk halkçı, az buçuk güzel edebiyattan, namuslu düşünceden yana insanlar yetiştirebilelim diye... Gençliği, kitleleri nasıl cahil, nasıl felsefesiz, bilimsiz bıraktıklarını kanıtladık. En başta muhalefettekiler engel oldu girişimlerimize. “Herkese saldırmayın.. Onlar da solcu” dediler, “bozgunculuk yapmayın” diye buyurdular. “AKP dinsel cehaletin sultanlığını kuruyor”muş! Doğru. Ama siz zemini hazırlamasanız kurabilir mi bunu! ABD, AB, AKP ulufesiyle yaşayan “muhalifleri” gösterdik. Her keresinde ört bas ettiler. Neden belli: “Şirin  Örümceğin” kara menfaat ağları… Vatandaşın yılda birkaç kez aldığı iki torba kömürü dillerine dolarlar ama.  

Sözün özü, bu kitleyle, bu düzeyle sahici muhalif bir siyasi güç yükselmez. Yükselirse de çok zor. Onu, bizim gibiler yapamaz.

Sayısız girişim başlattık. Her birinde 15 kişi kaldık, 20 kişi kaldık.

Bir şey daha var… Bu çok önemli…

Herkes karşısındakini eleştirirken son derece haklı ve tosun; kendini, kendi yandaşını sorgulamaya gelince… Suskun.

Muhaliflerin hepsi AKP’yi eleştiriyor. Muhalif kanatlar birbirini acımasızca, hunharca eleştiriyor. Ama kendileri kusursuz.

Buna dikkat edin. En önemli samimiyet göstergesidir.

Örneğin biz, hiç değilse kendi kendimizi biliyoruz. Kendimizi de hırpalıyoruz. Şu bildirgeyi hep birlikte yazacaktık, onu bile ortaklaşamadık. Bu gibi kusurları kamu önünde tartışıyoruz.

15 kişi kaldık, 20 kişi kaldık diyoruz. Bunun nedeni sadece hitap ettiğimiz, beklenti içine girdiğimiz yakın kitlelerin niteliksizliği değildir. Bu aynı zamanda kendi niteliksizliğimizin sonucudur.

Kitlelerin bu düzeyinde bile siyaset yapmak ve bir şeyleri buna rağmen değiştirmek, çok zor da olsa mümkündür. Ama o beceri, o motivasyon bende yok. İyi bir siyasi lider, vazgeçilmeyecek temel ilkelerden taviz vermeden, pek çok insanı ikna etmeyi ya da kandırmayı başarabilmeli. Daha az tepkisel, daha az öfkeli olmalı. Demek ki bende, toplumsal-siyasi zeka düşük. Belki de rahatımı daha fazla bozmak istemiyorumdur, belki sosyal yönüm zayıftır!

Fakat hiç değilse genç ve gelecek kuşaklar için, gelecek liderler için, kafaları biraz daha devrimci, biraz daha hakkaniyet duygulu, biraz daha akılcı hale getirme uğraşı içindeyiz. Siyaset başta olmak üzere her konuda, bilimsel yöntemi, nesnel bakışı, azıcık güçlendirmeye çalışıyoruz. Taraftar ahlaksızlığından sıyrılmak istiyoruz. Bu kadarını becerebiliyoruz. Ama ideolojik mücadelemizi devam ettireceğiz.

Cumhuriyet, Sözcü, Birgün, Aydınlık  vb. yayın çizgisiyle (hepsini saymayalım, hemen hepsi halkı yanıltıyor, tek taraflı, çarpık bilgi veriyor) muhalefet gelişmeyeceğini, gelişse de bunun kimseye hayrı olmayacağını, belgeli, ispatlı anlatmaya devam edeceğiz. DİSK, KESK; TTB gibi örgütleri muhalefet odağı bilen hiçbir siyasi örgütün, bu ülkeyi ondurmayacağını göstermeyi sürdüreceğiz.

Her şeye rağmen, günlük ilişkilerde, yaşamda, yüzeysel politik ayrımların aldatıcılığına kapılmaksızın, insan sevgisi, hayvan sevgisi, doğa sevgisinin savunusunu yapacağız. Özveri, toplumsal çalışkanlık, kişisel dürüstlük yükselmeden, ne ülkenin, ne insanlığın kurtulacağını.. söylemeye devam edeceğiz. Niteliği artırmaya çalışacağız. İnsanların sadece kendi yaşam biçimini sevmesinin, sadece kendine benzerleri sevmesinin, siyasal İslam düşüncesinden hiçbir farkı olmadığını göstermeye devam edeceğiz. Bunları dedikçe daha da nefret odağı olacağız, ama hiç değilse aralardan iyicil birilerinin yükselmesine olanak hazırlayacağız.

Ülkede bu doğrultuda siyasi bir hareketlenme doğmaksızın, her şey böyle gidecektir, daha da kötüye gidecektir. AKP dursa da kalksa da, hiçbir şey bugünkünden iyi olmayacaktır. Demek ki neymiş? Bekleyeceğiz. Dünya çapında ya da Türkiye’de yeni bir ilerici dalgayı bekleyeceğiz. Yeni lideri, liderleri bekleyeceğiz. Bunları beklerken bunların gelmesi için yolları açmaya çalışacağız.

Öyle bir hareket doğana kadar, ben şahsen yararlı bulduğum kitlesel hareketleri ya da yerel direnişleri, girişimleri destekler ve / veya katılırım. Değişik siyasi partilerin olumlu bulduğum girişim veya görüşlerini alkışlarım. İş yapan insanlarla ve temas ettiğim halkla, yukarda belirttiğim doğrultuda, iyi bir şeyler için çalışmayı, elden geldiğince sürdürürüm. Oy zamanı da oy. Gerçi onun da ne hükmü var, oyumuza bile sahip çıkamıyoruz. Siyasi çaba ve ilişkilerim bu çerçevede kalır. “Gir, katıl, içerden değiştir” diyenlere şu cevabı veriyorum: Artık aldanmam. Önce dürüstleşin, dürüstleştiğinizi önemli bir kitleye kanıtlayın, ondan sonra gelirim.

Bugün muhalefet, en iyileriyle, sistemin otobüsünün arkasına asılmış uyanık bisikletliler gibi.  Muhalefetin çoğu zaten o otobüsün içinde.

Düşman biziz. Kendimiz. Kendi niteliksizliğimizdir düşman.

Kaan Arslanoğlu

NOT 1: Yukardakiler, en özetiyle siyasi konumumu gösteriyor. Felsefi duruşumun özetini merak ederseniz, şurayı okuyunuz:

Davar Sürüsünde Bir Davar Olarak Ben

http://www.insanbu.com/Felsefe-Haberleri/453-davar-surusunde-bir-davar-olarak-ben

NOT 2: İş bu yazı, bazı arkadaşların isteği ve birtakım eleştiriler, sorular, gereklilikler üzerine yazıldı. 


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • Caner Ercan

    Caner Ercan 15.08.2017

    Memnuniyetle Kaan hocam.İsmim Levent Çimen İkamet Ankara,meslek makine mühendisliği.En başından beri kendimi perdelemek gibi bir gayem hiç olmamıştı, ama ilk yorumumu yazarken nedense saçma bir şekilde farklı isimle yorum(O zamanlar yorumlar gerçekten hayli sert ve haşin olabiliyordu ve bir ürkeklik hissetmiştim) yaptım ve böyle devam edip gitti.Kaydımın olmadığı facebook denen zıkkıma sırf okur grubuna dahil olmak için en kısa zamanda giriş yapacağım.Saygılarımla.

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 15.08.2017

    DEVAMLA: Liderin iş görebilmesi için koşulların biraz uygun olması gerek. Muhtemelen şu an çok iyi bir lider de çıksa harcanır. Belki de böyle bazı gençler harcanıyordur. Koşullar derken şunları kast ediyorum. Liderin harekete geçireceği kitlelerin ve kadroların nitelik seviyesinin artması, beklentisinin artması, motivasyonunun artması... Lider de bunu katlayarak daha da artıracak kişidir, ama şimdiki gibi düzey ortalaması sıfırın altındayken bu çok zor. Bu dediklerimin olması için de koşulların hayli değişmesi gerek. Bıçağın daha da kemiğe dayanması mesela. Ya da düşman kampta parçalanmalar falan.. Şu an baktığımızda Kumbul'un dediği gibi tablo böyle şeyler için umutsuz görünüyor. Ama 1- Durum umutsuzken umut tacirliği yapmak (birçok "sol" grup bunu yapıyor) durumu daha da kötüleştiriyor. 2- Toplumsal bilinç ve hareketlilik deniz gibidir. Ne olacağı olana kadar belli olmaz. Bugün çarşaf gibi durgundur, yarın fırtına çıkar. SONUÇ: Yine de fazla umutlanmadan çalışmak yapılacak tek şey

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 15.08.2017

    Caner Ercan'dan başlayayım cevap vermeye. Değerli Caner Ercan uzun bir aradan sonra tekrar ortaya çıktı, bizi sevindirdi. Bir de kim olduğunu öğrenebilsek! Keşke bize bir mail falan atsa da doğrudan bir iletişime geçsek. H. Ünsal dostum bence Cemal Öztürk'e biraz fazla tepki koymuş. Değerli Öztürk falanca iki isim Atatürk milliyetçisi ve bunlar başa geçse CHP'de fena mı olur diyor. Şimdikilerden daha iyi olacağı kesin. Hem bir de denemiş olurduk. Yalnız şunu diyeyim o iki ismi ben de sevmem. Çünkü madem Atatürkçülük diyoruz asgari, bunlarda halkçı yön çok zayıf. Bunlar 1930-40ların Atatürkçüsü. Tüm öteki arkadaşlara da teşekkür ettikten sonra kıymetli Kumbul'un sorusuna yanıt vereyim. Bu aynı zamanda Birol'un "daha somut öneri" istemine de cevap niteliğinde. O kadar da somutlayabilsem ve somutladıklarım hayata geçecek olsa zaten lider ben olurum. Beklenen liderin çıkması için şu an koşullar çok uygun değil. Lider denen kişi bir sihirbaz değildir... Devam edecek..

  • BİROL AKSU

    BİROL AKSU 14.08.2017

    Kaan dostum, Yazın gerçekleri suratımıza bir tokat gibi çarptı.Ama çözüm konusunda daha net olguların ortaya konulması gerekir diye düşünüyorum.

  • fahri kumbul

    fahri kumbul 14.08.2017

    Önce değerli yazar sağ olsun, var olsun. Sorularım: Çıkması dilenen "İyi Lider", sol/ sosyalist söylem ve hedeflerle düzenin uzantısı, tüketim (Oto, akaryakıt, konut, içki) bağımlısı kitleleri de yanına çekebilecek mi? Büyük kitleleri "kandırmak" için başta sol/sosyalist hedefler ortaya koymayacaksa kendisi de zamanla işbirlikçi olmayacak mı? En acıklısı, ama en gereklisi de kişisel ikbal peşine düşmüş zavallı gençleri yanına çekebilecek mi? Birkaç ekleme: CHP seçmenin yaklaşık %25'ini AKP'ye karşı bloke ediyor, ayakta tutuyor (ya da ayakta uyutuyor); Kürt milliyetçisi HDP %10'u tutuyordu ama bundan sonra bu zor; Türk milliyetçisi MHP %13-15'i tutuyordu ama bu da zor. Bu iki partiden kopanları yeni oluşumlar mı çekecekler? "Tek bir kişiyi atlamayan bir sistem kuran" emperyalizme karşı insanlığın işi zor. AKP , -KGF kredileriyle- piyasayı paraya boğarak süreyi uzatmayı başarıyor, ağababalarından kriz yönetimini de öğrenmişler. Doğa ve insanlık kültürü için gelecek karanlık.

  • Ç.

    Ç. 14.08.2017

    Türkiye'de çoğu siyasal hareketin ABD ile ilişkisi vardır. Kürt hareketinin ABD ile ilişkisi var o zaman Kürt hareketine karşı çıkan herkes de anti ABDcidir tezini ileri süren ulusalcılarımız var. Geçmiş dönemlerde liberallerde aynı tarz siyaseti izliyordu. (Bkz: Ziyaret Et) . http://odatv.com/bravo-gelin-kizimiz-bravo-erdoganlar-1408171200.html http://haber.sol.org.tr/toplum/gericilikte-sinir-yok-karma-ozel-yurtlar-kapatiliyor-206101

  • Akif Akalın

    Akif Akalın 14.08.2017

    Dilimizde içi beni dışı seni yakar diye bir deyiş vardır. Bu deyiş büyük olasılıkla Türkiye'deki siyasi parti ve meslek kuruluşları (İSTİSNASIZ HEPSİ) için üretilmiştir. Bunları eleştirenlere çoğu kez "o zaman gel de sen değiştir, hariçten gazel okuma" denir. Solcuların çoğu bütün bunların yalnızca solda olduğunu sanır, oysa bunların HEPSİ bütün sağ siyasi partiler ve sağcıların yönetiminde bulunduğu bütün meslek kuruluşları için de geçerlidir. Bir solcu mesela MHP'nin bir ilçe kongresine veya Memur-Sen'in bir genel kuruluna katılsa, oradaki konuşmaların sol örgütlerdeki konuşmalara ne kadar benzediğini görecektir. Tabii aynı durum sağcılar için de geçerli. O kadar ki en küçük AYKIRI ses EMEP veya DİSK'te nasıl karşılanıyorsa, Saadet Partisi, AKP veya BBP'de de AYNI şekilde karşılık alır. Bunu okuyan sağcı veya solcuların "hadi canım sende" dediğini duyar gibiyim. Bir kişi bile ACABA? demez, diyemez. Yarın Kaan Arslanoğlu bir parti kursa, o da bundan kaçamayacaktır çünkü kumaş budur.

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 13.08.2017

    Sevgili Muharrem, "gir, katıl, içerden değiştir" derken sanırım CHP'yi falan kast ettin. CHP bu noktada en son aklıma gelen. Ve asıl acımasız olan sizlersiniz, sizin gibi adalet duygusu zayıf çoğunluk biliyor musun! Bilmezsin, çünkü çoğunluk olarak ne kadar faşizan kafalı olduğunuzu fark etmezsiniz. "Hiçbir zaman gelmeyeceksin" derken neyi kast ediyorsun. On yıldan fazla Tabip Odalarında aktivistlik yaptım. Yıllarca TKP dostluğundan sonra üç buçuk yıl parti içinde çalıştım. Daha önceki örgütlülüğümü de bilirsin. Fakat neden bu haince yargılama? Çünkü "sürüden" kopmak istemiyorsun. Orada bir değer kazandığını düşünüyorsun. Oysa tam tersi, sen o sürüdekilerden kat be kat değerli bir insansın. O faşist ve işbirlikçi sürüde bulunmak senin değerini düşürüyor. CHP'yi ajanların yönettiğini çok iyi bildiğim halde, sırf muhalefet için ona çok kez arka çıkıyorum. Ya KESK? başında apaçık faşistler var. Hala KESK'teki arkadaşlarımla iyi geçinmeye çalışıyorum. Daha ne yapayım zalım Muharrem :))

  • Muharrem Söker

    Muharrem Söker 13.08.2017

    "Gir, katıl, içerden değiştir” diyenlere şu cevabı veriyorum: Artık aldanmam. Önce dürüstleşin, dürüstleştiğinizi önemli bir kitleye kanıtlayın, ondan sonra gelirim." Burdan çıkardığı sonuç hiç bir zaman gelmeyeceksin, hep dışardan eleştirmeye, çoğu zaman abartılı ve acımasız olmaya devam edeceksin :)

  • Cemal Öztürk

    Cemal Öztürk 12.08.2017

    (Devam ) Kanımca emperyalizmin güdümüne giren tüm siyasal hareketler bütünleştirici tutumu değil bölücü ve yıkıcı olmayı adeta bir strateji olarak benimsemiştir. Dikkat ederseniz Kürt halkının bizzat yıllarca süren terörden dolayı mal, kan, can kaybına uğraması bile PKK nın umrunda değildir. Gördünüz işte HDP % 10 barajını aştı. Tam Türkiye ölçeğinde siyaset yapacağına bunun önü yükselen şiddet ile kesilmiş oldu. Bunun belki de bir çok sebebi var: Kürt milletçiliğinin sorun çözme yeteneksizliği veya Türkiyede siyasetin genel çapsızlığı ya da emperyalist güçlerin insiyatifinde her şeyin yürütülmüş olması vb. nedenleri sayabiliriz.

  • Cemal Öztürk

    Cemal Öztürk 12.08.2017

    Kaan Arslanoğlu’nun genel olarak bir çok saptaması üzerinde yorum yapmak aslında pek de kolay değildir. Çünkü yazının her cümle ve paragrafında sıkıştırılmış yoğun bir bilgi birikimi vardır. Ancak benim sadece hepimizin somut yaşadığı bir iki olguya dikkat çekmem sayın H. Ünsal ve Ç. Tarafından eleştiri konusu olmuş. Olabilir. Konu üzerinde farklı görüşteki arkadaşların tartışmaasından her zaman yeni fikirlerin doğması mümkündür. –Benim burada “Kürt Sorunu üzerinde doğru açılım yapmaktan ziyade Süheyl Batum’un CHP den ulusalcı ithamıyla atılmasının ne kadar tutarsız ve yanlış olduğuna işaret etmekti. Sanki CHP den ulusalcılar atılınca ülkede siyasetin önü mü açılacak? Aksine mevcut siyasal taban daha da güç kaybedecektir. Nitekim öyle de olmuştur. Benim inancım odur ki eğer PKK başından beri Türkiye’nin sol ve ilerici güçleriyle içten bir beraberliği, işbirliği, görüş yakınlığı, elbirliği vs. olsaydı bu gün biz Kürt sorununu çözmekte zaten hayli mesafe almış olacaktık.

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 12.08.2017

    Anladım şimdi. Haklısınız. Ben buna bu yazıda "taraftar ahlaksızlığı" dedim, fanatik taraftar mantığı. Çok yaygın. Siyasi düşmanı mı var, her şeyden, uçan kuştan o sorumlu. AKP'ye karşı da bunu yapıyorlar, akılları sıra puan toplayacaklar, ters tepiyor. Ben bu yangınla ilgili iki taraftan da taraflı bir sürü haber okudum. Bir taraf salvoya başladı "devlet orman yakıyor, çocuk öldüren devlet ormanda da yakar, insan da." Öte taraf bu sefer asıl siz çocuk öldürüyorsunuz diye karşı ateşe başladı, tabii orman yanmaya devam ediyor... Bu haber ve yorum şekli çok pis. Şimdi Suriyelilere dönük bir tepki var ya. Nerede münferit her zaman herkese olabilecek bir Suriyeli mağduriyeti, cinayeti olsa, işte suçlusu sizsiniz diye karşı tarafı suçlayan bir face muhabbeti başlıyor. Ama bir tanesi bir Suriyeliyle gidip konuşmaz ha! Bir tane yemek ısmarlamaz... Neyse. Bu vesileyle yorum yapan herkese teşekkürler. Belki sonra toplu bir yanıt veririm. Sevgiler, saygılar.

  • Gül T.

    Gül T. 12.08.2017

    Bunlarbir yaz klasiği elbette ama kafama takılan yangın ve birşey yapılmamasından ziyade bu olay üzerinden pkkye dalmak. Asıl gündem yangınken oraya nasıl bağlıyorlar o. Sosyal zekam bunları algılayamıyor Kaan hocam:) Yoksa istediğini söyleyebilirler ben de söylüyorum. Bu şekilde pkk ya da başka örgütler tarafından kandırılmış, inandırılmış insanları toplumsal bir hareketlenme olsa nasıl katabiliriz? Bilemedim...

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 12.08.2017

    Sevgili Gül T, yorumlar iyice biriksin, sonra cevap vereyim, uzun süre vermeyeyim diyordum da. Hayırdır? Siz de bu yazıdan Dersim yangınına nasıl geldiniz? Kimse bir şey yapmıyor? Kimse ne için bir şey yapıyor ki? Düzce'de, o Dersim yangınında mahvolandan belki daha çok ağaç kesildi son birkaç yılda. Buradan bağırıyoruz. Onu için de kimseden ses çıkmıyor. Tüm ülke yangın yeri. Dersim yangını ve PKK için de bir şeyler söylerdim de, bu yazının konusu iyice dağılmasın diyorum. Benden de sevgiler saygılar.

  • Gül T.

    Gül T. 12.08.2017

    Malumunuz Dersim'de yangın çıktı. Kimsenin birşey yaptığı da yok. Şu var;" ama pkk vıdıvıvıksjısujduy" nedir bu yahu? Ne alaka şimdi yangından pkk'ye nasıl geldiniz ey büyük solcular!?Gözüm kanadı. Bu ülkede sol adına hiçbirşey yok, bitirilmiştir. Ellerinize sağlık, saygılar

  • Ç.

    Ç. 12.08.2017

    Yazıya gelirsem yazıyı önemli buluyorum. DİSK,KESK,TTB'e sistem karşıtı diyemeyiz. Kendileri de sistemin parçasılar. Sınıf siyasetinden uzaklar. CHP ve HDP çizgisindeler. Sol siyaset, sistemden bağımsız bir siyasal hat oluşturamıyor. Oluşturma çabasında da değil.

  • Ç.

    Ç. 12.08.2017

    Yazı ile ilgili yorum yazarak başlayacaktım. Cemal Öztürk'ün yorumunu gördüm. Onunla başlayayım. Kürt hareketi, siyasal İslam ile uzlaşma halinde tespitiniz doğru değil. Ulusalcılar, Kürt hareketi karşıtlığı üzerinden siyasetini şekillendirerek, Candan Badem gibi bazı solcular da Türk karşıtlığı yaparak objektif analizden uzaklaşıyorlar. Konya maçında Konyaspor taraftarının Türkiye laiktir laik kalacak sloganına tepkisine bakarsanız söylediğim daha iyi anlaşılır. Kürt hareketini Ermeni kimliği ile ilişkilendiren eleştirileri görebilirsiniz. Siyasal İslam, Kürt hareketinin seküler yanından rahatsızdır. Emperyalizm ile ilişkilerini çok da eleştirmezler. Barzani ise evet oyu vermiştir. Ulusalcı kanala çıkan Cem Küçük, Nuray Mert kovulunca Cumhuriyet gazetesi faşisttir demiştir.Birkaç gün önce Cumhuriyet gazetesini Kemalist çizgiden uzaklaştığını liberal çizgiye yaklaşıp emperyalizm ile işbirliği içinde olduğunu söylemişti. Ulusalcılar gibi işbirliği içinde olunmamalıdır.

  • H.ÜNSAL

    H.ÜNSAL 12.08.2017

    Ama gerçek solun ve solcuların işçi sınıfı diye bir dertleri var ve olmalıdır. Şu tespitiniz doğrudur. AKP de, CHP de, HDP de serbest piyasa ekonomisi ve bir eşitsizlikler ve sömürü sistemi olan kapitalizmden yanadır. Bu Batumlar, Ayman gülerler antikapitalist-antiemperyalist midirler? Siz öyleminsiniz? Biz, bu halk nerede toplanmalı, örgütlenmeli? Vatan Partisinde mi? Oda tv, sözcü gazetesi cevresin demi? Veya sizin etrafınızda mı toplanalım. En iyisi siz bir parti kurun belli bir siyasi geçmişim vardır. Tecrübem, ciddi bilgi birikimim vardır tüm ilkelerinize uyarak bu yaştan sonra 24 saat verdiğiniz görevlerde canla başla çalışacağım. Namus sözüdür. Saygılarımla.

  • H.ÜNSAL

    H.ÜNSAL 12.08.2017

    Siyasal literatürde Halk yönetilen sınıf, tabaka ve katmanlardan oluşan çoğulluğu,(etnik azınlıktan halk buna dâhildir.) Millet ise genel tekliği, dünü, bugünü geleceği betimler. Toplumun birliğini Türk milliyetçiliği, ya da ulusalcılığı üzerinden nasıl sağlayacaksınız. Türk milletinden bahseden Atatürk milliyetçisi Süheyl Batum, Ayman Güler bu birliği şapkalarından ne çıkararak sağlayacaklar.40 yıldır okurum, düşünürüm, gerektiğinde yazarım. Yayınlanmış tüm Atatürk külliyatını da okumuş, üzerinde deri, derin düşünmüşümdür. Buradan çıkan ya da çıkarılan bir çözümü de bulamadım. Şunu bir yazında öğrenelim. Ayrıca “Bütün bunları, kuru bir işçi sınıfı edebiyatıyla kimse artık örtbas edemez”. Gibi bir laf ediyorsunuz. Bunu kimin için söylüyorsunuz. PKK-HDP için ise onların onların böyle bir derdi ve söylemi yok. Yok, genel sol cenah için söylüyorsanız. Türkiye’de gerçek anlamda sol da yok. Devam

  • H.ÜNSAL

    H.ÜNSAL 12.08.2017

    Sayın Öztürk, siz yazıyı okumuşsunuz sonra oradan siyasal düşünce ve kanaatlerinize uygun olanları alıp yorum yapmışsınız. Güzel elbette özgür ve serbestsiniz. Tamam, AKP siyasal İslamcı, küresel kapitalizmin serbest piyasacılığının bir partisi. PKK-HDP Kürt milliyetçisi, etnik ulusalcı, emperyalizmin işbirlikçisi, her türden işbirliklerine açık bir siyasi oluşum, parti, hareket. Her neyse. Türkiye’de etnik bir Kürt sorunu varsa bunu karşılığında bir de Türk sorunu vardır. Cumhuriyetin kuruluşunda bile bu sorun vardı. Atatürk bile bu sorunu çözemedi 90 yıl geçti bu sorun çözülmedi. Ulusal birliği siz nasıl sağlayacaksınız. Dilimizde tanımlamaktan tüy bitti anlatamadık.

  • H.ÜNSAL

    H.ÜNSAL 12.08.2017

    Sevgili Kaan Saat sabahın 08.01’i akşamın sekizinden beri bilgisayar başında yazımı yetiştirmek için çalışıyorum. Kişisel Manifestonu yeni okudum. Geniş felsefi ve siyasi vizyonunla ufkumuzu genişletiyorsun. Teşekkürler. Manifestonun altına doğrudan imzamı koyarım. İki bölümlük yeni yazımın ikinci bölümünde senin bıraktığın yerden ben devam edeceğim. Düşünce ve fikirlerde ortaklaşıyor olmaktan mutluluk duyarken, bir ulusalcı vatandaşın yorumunu okuyunca bütün ecinlerim tepeme çıktı. Ona cevabımı biraz uyuduktan sonra vereceğim. Tabi uyuya bilirsem. Tekrar teşekkürler, saygılar sevgiler dostum.

  • Tarık Baysal

    Tarık Baysal 12.08.2017

    Diğer kuyruksuz maymunlarda iletişimin sadece bir şey talep etmek için geliştiğini görüyoruz. İlgisini, duygusunu paylaşan, başkasını bilgilendirmek için iletişim kuran tek primat insan. Bu özelliğimizi kullansak, yani daha fazla insanla bir araya gelmek için kendi taleplerimizi biraz azaltırsak, siyasi hedeflerimiz daha gerçekçi bir hal alabilir. Evrimi iyi bilmeniz, insanların hatalarına daha yumuşak bir üslupla da yaklaşabileceğinizi düşündürüyor. Saygılar

  • Mete Demirtürk

    Mete Demirtürk 11.08.2017

    Değerli Hocam, Birçok deneyimden sonra ağzım yandı diyorsunuz. Haklı olduğunuza inanıyorum. Sıradanlık; arınmışlığı da, fark edemediği zenginliği de kovar. Bir düşünce kuruluşu, bir fikir üretim merkezi gibi bir şey düşünülemez mi? Gerçi tek başınıza, bir ordu gibi bunu yapmaya çalışıyorsunuz. Yine de bu birikim, bir kanaldan aksa topluma nasıl olur? Yoksa siz acı çekecek ve toplum bu eşsiz bilgi ve deneyimlerden mahrum kalacak. Saygılar...

  • CANER  ERCAN

    CANER ERCAN 11.08.2017

    Kaan hocanın evrimci açıdan din,psikoloji,siyaset kitabını kafası azıcık çalışan,okuduğunu anlayabilmekten azıcık nasibini almış kime,zorla da olsa okutturduysam ,aldığım yorumlar beklediğimden çok daha iyiydi.Eh,bu da bişeydir.Ne yapsam acaba?Bu yazıyı imzaya mı açsam,fotokopiyle çoğaltıp eşe dosta mı dağıtsam .Şahane.İçten saygılar,selamlar

  • yusuf bodur

    yusuf bodur 11.08.2017

    Başlık bir an heyecanlandırdı doğrusu. Benim açımdan adam gibi adamsınız . Samimiyeti tartışılmaz kişiliğiniz, engin birikiminizi karşılıksız cömertlikle sunuşunuz benim için tarifsiz değerde..Sizden ve saygıdeğer eşinizden beklentim yok mu var, ancak hiç acelem yok. Maddenin sakınımı kanunu gibi doğrunun sakınımına da inanırım . Ülkemde varlığı bilinen önemsenen bir kişiliksiniz, her şeyi sizin isteğinize bırakmazlar. Gün gelir yükü sırtınıza yıkarlar ve siz o işin hakkını verirsiniz. Fazla iddialı oldu ancak düşüncem bu. İyi çalışmalar.Saygılar....

  • Cemal Öztürk

    Cemal Öztürk 11.08.2017

    (DEVAM) Türk milletinden bahseden Süheyl Batum, Birgül Ayman güler gibi değerli Atatürk milliyetçisi vekiller ise CHP den sırf HDP nin gül hatırı için atılma dı mı? Bir ahlak manifestosu olan andımızın kaldırılması BOP'un bir ileri hamlesi değil midir? Bütün bunları, kuru bir işçi sınıfı edebiyatıyla kimse artık örtbas edemez. Sermayenin satın alma ve silah satma özgürlüğünden başka hiç bir anlamı olmayan liberalizm ne yazık ki sadece AKP nin siyasal ideolojisi değil diğer partilerin (MHP; CHP HDP) de temel kabulü olmuştur. Bizim de bütün iddiamız şudur ki bu artık böyle gitmez. Gitmemelidir.

  • Cemal Öztürk

    Cemal Öztürk 11.08.2017

    Türkiye'de, "sünni saltanat ideolojisine" dayanan siyasal İslamcılık neden cumhuriyete düşmandır. Kürt hareketi ile siyasal İslamcılık uzun yıllardır uzlaşarak bu güne evrildi. Dikkat ederseniz: eski Özgür gündem yanlısı yazarlar bu gün AKP nin en sağlam kadrosuna terfi ettiler. Mehmet Metiner, Muhsin Kızılkaya, Orhan Miroğlu vb. bir çok isim sayabiliriz. HDP, demokratik kitle örgütlerinde solculuk=Kürt hareketini destekleme şartını koymuştur. Ezilen ulusun mağduriyet edebiyatı öylesine tılsımlı bir kavramdır ki kendileri "biji obama" derken bile ilerici bir hamle yapmaktalar. Emperyalizmi eleştirenler ise zaten ulusalcı faşistler diye kodlanarak itibarsızlaştırılmak isteniyor. Kendileri bir gün olsun emperyalizm olgusunu dikkate almazken tam da emperyalizmin vekalet savaşçısı konumuna gelmiş olmuyor mu? Gerek etnik milliyetçilik, gerekse mezhepçilik olgusu bu gün ulusal bütünlüğümüzü yok etmeyi önüne bir hedef olarak koymuştur.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.