DEVRİMCİ TEŞKİLATÇI MUSTAFA KEMAL

DEVRİMCİ TEŞKİLATÇI MUSTAFA KEMAL

                        Gerçek milliyetçiliğin uygulayıcı önderi olan Mustafa Kemal, bu yönüyle devrimci bir teşkilatçıdır. Bu gerçeği göremeyen kimi çevreler, değişik ideolojik önyargıların da etkisiyle, çok yanlış bir biçimde, Mustafa Kemal’i diktatör olarak düşünmektedirler. Oysa Mustafa Kemal’in Anadolu Devrimi, dünyadaki diğer devrimlerle karşılaştırıldığında kansız sayılabilecek özelliktedir. Mustafa Kemal 23 Nisan 1909’da, 1908 Hürriyet Devrimi’ne karşı gerici bir ayaklanmayı bastırmış, 19 Nisan 1909’da kendisinin yazdığı bir bildirgeyi yayınlamıştı. Bu bildirgede Mustafa Kemal, örgütsel alt yapısının hazırlanmasında kendisinin de payı olduğu Hürriyet Devrimi’ni milletin yaptığını vurgularken, bu devrimden “kansız mutlu devrim” diye söz etmesi boşuna değildir. Elbette kafasındaki devrim projesi, kanların oluk oluk aktığı dünyadaki diğer devrimlerden farklıdır. Dikkat edilecek olursa onun “kansız mutlu devrim”inin “millet” vurgusu, devrimin milli demokratiklik niteliğine gönderme yapmaktadır. Kaldı ki devrimlerin hiçbiri zor kullanılmadan gerçekleşmemiştir, gerçekleşmeyecektir de… Anadolu Devrimi, Türk Milli Demokratik Devrim sürecinde en önemli Milli Demokratik Devrim aşamasını oluşturur. Çünkü, Mustafa Kemal önce milli meclis, sonra milli ordu tezini hayata geçirerek ve saltanatı kaldırarak; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, milli devrimle kurduktan sonra kurtarmıştır. Yani, ortaçağ kalıntısı kurum ve ilişkilerin ortadan kaldırılmasıyla işgalci düşmanın kolu kanadı kırılmış, Anadolu’da tutunamayacak hale gelmiş ve ordulaşan milletin topyekün silahlı direnişi ile 9 Eylül günü denize dökülmüştür. Hatırlanacak olursa, İttihat ve Terakki’nin 1914 yılı 9 Eylül günü kapitülasyonları kaldırmasıyla oluşan tam bağımsızlık şiarı, memlekette 1922’deki gibi bir bayram havası estirmişti. Öyleyse, Türk milletinin kurtuluş azmini açıklarken; bir tek adı ve bir tek tarihi öne çıkarmak, gerçek fotoğrafı görme noktasında yeterli olmayacaktır. Çünkü, 9 eylüllere, 23 nisanlara, 24 temmuzlara, Mustafa Kemal’ler sayesinde ulaşılmıştır. Ve Mustafa Kemal’ler, Türk milletinin öncülerinin ortak adıdır...

      Mustafa Kemal, gerçek bir devrimci teşkilatçı olarak, ilerlemeye ve gelişmeye doğru yönlendirmek istediği insanların, ruhuna ve vicdanlarındaki gerçek eğilime etki etmesini bilmiştir. Ve Mustafa Kemal, milli teşkilatını bu yönde bir sanat eseri gibi oluştururken, insanlarla sağlıklı iletişimler kurabilecek şekilde yaşadığı dönemdeki kitle iletişim araçlarının tümünden, sadece kitle iletişim araçlarından değil; tüm kaynaklardan, kaynakların en önemli öğesi olan insandan  en üst düzeyde, en verimli şekilde yararlanmasını bilmiştir. Samsun’a çıktıktan sonra; mektup, telgraf, tamim ve yazılarında gözle görülür bir artış gözlenmektedir. Mustafa Kemal’in kurduğu laik cumhuriyet ile milli mücadeleyi başarı ile sonuçlandıran milli teşkilatın içerisindeki vatansever din adamlarının varlığını bağdaştıramayanlar, bu durumu bir çelişki veya bir vefasızlık örneği olarak değerlendirenlerle birlikte ideolojik bir bağnazlık içerisindedirler. Bugün çoğu insanın adını ve mezar yerini bile bilmediği yiğitlerden; örneğin Manisa Cemiyet-i İslamiyye Teşkilatı Başkanı Müftü Alim Efendi, Mustafa Kemal’in milli teşkilatının çok önemli bir halkasıdır ve fedakâr hizmetlerinin karşılığında istiklâl madalyası ile taltif edilmiştir. Osmanlı Devlet geleneği içerisinden, Teşkilat-ı Mahsusa’dan ayrı düşünülmesi olanaksız olan Mustafa Kemal; nasıl görünürdeki asker kimliğinin derininde teşkilatçı, istihbaratçı kimliklerine sahipse, Müftü Ahmet Alim Efendi ve onun görevlisi olan Kasaba (Turgutlu) Maarifi İslâmiyye Teşkilatı üyeleri de; din adamı, öğretmen kimliğinin derininde, teşkilatçı ve istihbaratçı kimliklerine sahiptir. Ülkesini çıkarsız seven bu mütevazi kahramanları, hiç gocunmadan önyargısız bir şekilde genç nesle tanıtmak, düşman işgali altında yaşanan ayrışmanın veya iç savaşın vatanını savunanlarla düşman tarafına geçenler arasında yaşandığını göstermesi bakımından önemlidir. Aynı zamanda bu kavrayış, deneyimsiz gençliğin aklını başına alıp yapay ayrışmaların tuzağına sadece bugün değil, gelecekte de düşmemesi için uyarıcıdır da. Mustafa Kemal’e göre; “Dostumuz yoktur. Dostumuz milli teşkilatımızdır.” Vatan söz konusu olduğunda her türlü farklılığın veya sivriliğin yorum gücünü arttıracak şekilde törpülenerek, ayrıntı düzeyinde kalması gerektiği bilinmelidir. Çünkü, bu farklılıkların vazgeçilmez temel güvencesinin yine vatanın kendisi olduğu temel gerçeği, Türk Kurtuluş Savaşı’yla kanıtlanmıştır.

      Devlet, milletin örgütlenmiş durumu olduğuna göre; Mustafa Kemal’in Anadolu Devrimi, öncelikle bir milletleşme projesidir. Milli bir pazarın oluşabilmesi için üretim ilişkilerinin yeni yeni gelişmeye başlayacağı Türkiye’de, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran Türkiye halkının veya yeni bir Türk devletini cumhur zemininde organize edip teşkilatlayanların Mustafa Kemalce; Türk milleti tanımı içerisinde değerlendirilerek ümmet bilincinden millet bilincine geçişi vurgulaması; ekonomik, siyasi ve kültürel gerçekler temelinde bir başlangıç noktası sayılmalıdır. Çünkü, Türk milli devletinin organize edeceği insanlar; tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek dil ortak paydası altında kendi özgünlüğünde ortak çıkarları ve gelecekleri için çalışacaklardır. Bir çimento işlevi gören, Anadolu coğrafyası ve kültürünün bağımsızlık atmosferinde; yapay ayrışmaları kurgulayan emperyalistler, maddi gerçeklere dayanmadıkları için bilimsel bir temelden yoksundurlar. Her şey, hayatın gelişme yasalarının yatağında akıp gidecektir.      

      Mustafa Kemal, sorunların nedenleri üzerine eğilmek yerine sonuçlar içerisinde boğulup kalsaydı; bırakın yarınki sorunların çözümüne katkıda bulunma şansını yitirmeyi, yarınki sorunların bir parçası haline gelebilirdi. Nitekim Bursa Söylevi’nde, eserini hiçbir gücü olmasa bile taş ve sopayla korumaları gerektiğini söylediği gençlere, bu davranışlarının sonucunda hapse düşerlerse; kendisinden yardım beklemek yerine, bu haksız durumu oluşturan neden ve etkenleri bulup, bu neden ve etkenleri ortadan kaldırmaya çalışmaları çağrısını yapmaktadır. Bu çağrı aslında, bilimin yol göstericiliğinde nesne olmamaya, özne olmaya, teşkilatçı olup teşkilatlandırmaya, yani hayata müdahale etmeye yönelik bir çabayı ön plana çıkarmaktadır.

                  Gerçeğin bütün görünümleri, zorunlu ve karşılıklı bağlarla birbirine bağlı dinamiklerin bir yansımasıdır. Öyleyse, bu dinamikleri dönüştürmede; Mustafa Kemal’in bilincinde konumlanmış bir iç tutarlılığa sahip hamleler, domino taşlarının peş peşe yıkılışı gibi uygun öncelik sırası içerisinde, zincirleme olarak birbirini etkileyen pratikleri tetikler. Bu hamleler bilimin en son verilerinin ışığı altında analiz edilirse, Mustafa Kemal’in devrimci teşkilatçılığı teorik özellikleri ve sonuçlarıyla da ortaya çıkacaktır. Mustafa Kemal, hiçbir ideolojiye saplanıp kalmamıştır.  Çünkü, bütün ideolojiler bir sistemdir ve verdikleri hükümler ancak kendi içerisinde doğrudur. Doğruluğu ispatlanmamış ama doğru kabul edilen ilkelere dayanan ideolojilerin gerçeği belirlemesi ise mümkün değildir. Dolayısıyla Mustafa Kemal’in devrimci teşkilatçılığı kendi özgünlüğünde ve özgürlüğünde, ideolojik kalıpların biçimsel doğrularının ötesinde bir yerdedir. Birbiriyle çelişen ideolojileri, Mustafa Kemal’in yepyeni bir sentezle adeta milli bir bileşke halinde, yeni bir ideolojiye dönüştürerek, Türk Milli Demokratik Devrimi’nin devrimci pratikler yatağında akıttığı bir yerde… Ayrıca onun devrimci teşkilatçılığının yeterince anlaşılabilmesi,  teorik düzlemde, geleceğin bilim insanlarının disiplinler arası ortak çalışma gücüne bağlıdır. Buna göre bu tezimiz, bu yönde çalışabilecek kimselere bir kapı aralayabildiyse, insanlığa karşı bilimsel sorumluluk yerine getirilmiş demektir. Çünkü,  Dünya Devrim Tarihi’ne geçen Türk Milli Demokratik Devrimi, özellikle İttihat ve Terakki’den ayrı düşünülemeyecek bir süreç içerisinde dünyadaki diğer devrimlerle de etkileşerek gelişmiş; en son, devrimci teşkilatçı Mustafa Kemal’in üniter ulus devlet hamlesi içerisindeki olgularla da kanıtlanabileceği gibi, hem yurt barışına hem de dünya barışına hizmet etmiştir. Öyleyse, Mustafa Kemal’in devrimci teşkilatçılığının anlaşılması, gelecekte “Yurtta barış dünyada barış” anlayışıyla örtüşecek şekilde, sunduğu model ile yurt barışına olduğu kadar dünya barışına da hizmet edebilecektir. Karşı devrimcilerin kısmi başarıları bu öngörünün gerçekleşmesini sadece geciktirecek, engelleyemeyecektir. Aynı şekilde karşı devrim süreci içerisinde değerlendirilmesi gereken bir dönemin Türkiye’sinde, Mustafa Kemal adının ırkçılıkla özdeşleştirilmesine neden olanlar ya da hayata bilimsel teorilerle baktıklarını söyleyerek Mustafa Kemal’i aştıkları iddiası taşıyanlar, Mustafa Kemal’in devrimci teşkilatçılığını anlayabilseler ve Mustafa Kemal’in “Biz yaldızlı sözlerden oluşan bir kitap yazabilirdik. Uygulanabilir olmasına önem verdik.” şeklindeki sözlerine biraz kulak verebilseler; öğrendikleri ile hayat arasında ilişki kuramayan, karamsar ve sürekli eleştirici bir gençlik, kardeşlerine kurşun atarak ülkesine zaman ve kan kaybettirmeyecekti. Ülkesi için yaşamanın ölmekten daha önemli olduğunu bilen gerçekten teşkilatlı bir gençlik; vatanı söz konusu olduğunda, toplumsal-düşünsel ayrılıkları bir kenara bırakıp, Türk Kurtuluş Savaşı’ndaki gibi birbirine kenetlenerek emperyalistlerin tertiplerini yine boşa çıkartmalıdır. Emperyalizmin küresel saldırılarının gündemde olduğu bir çağda, bu dilek yalnız Türk milletinin değil, bütün bir insanlık aleminin ortak dileği olmalıdır.

                  Mustafa Kemal, emperyalistlere ve çıkarlarını emperyal güçlerin iğrenç emelleriyle birleştirmiş işbirlikçi yerli uşaklara tutunda, yabancı ajanların kışkırtmasına gelerek vatanına ihanet eden çeşitli etnik kökenden akılsız isyancılara kadar, pek çok şer cephesine birden yarılma yaşatmıştır. Mustafa Kemal ve onun milli teşkilatı, Türk milletinin vatan sevgisi ile dolu göğüslerini birleştirerek çelikten bir zırh gibi yükseltmiş, böylece içeriden ve dışarıdan gelen saldırılar geri püskürtülmüştür. Türklerin Ergenekon Destanı’ndaki demirci yakın tarihte Mustafa Kemal’dir. Mustafa Kemal’lerdir. Türk milletinin aşkının bir araya geldiğinde demirden bir dağı bile eritecek güçte olduğunu bilmeyenler, o dağdan daha sert olan Türk milletinin iradesine çarpınca; duygusal, fiziksel ve zihinsel bütünlüklerini yitirmişlerdir. Aynı zamanda insanlığın da düşmanı olan emperyalistler Türk milletine yenilince; mazlum milletler rahat bir nefes almış ve bağımsızlık yolunda kanlara boyanmanın bir zorunluluk olduğunu, “Ya istiklal ya ölüm” seçeneği ile öğrenerek, azimle esaret zincirlerini kırmaya başlamışlardır.   

                  Teşkilat-ı Mahsusa’nın en yiğit evlatlarından biri olan Mustafa Kemal, kendi rahatı ve mutluluğunu memleketinin rahatı ve mutluluğu için feda edebilen birinci sınıf bir teşkilatçıdır. Onun çağdaş uygarlık düzeyi üzerine çıkılabilmesi amacıyla kurmuş olduğu üniter ulus devlet, emperyalizmin neden olduğu açmazların da etkisiyle, her geçen gün güncellik kazanmakta ve vatan savunmasını, insanlığın eşsiz bir seçeneği şeklinde tek çıkış yolu olarak göstermektedir.

                  Mustafa  Kemal,  bir  toplumu  tepeden  tırnağa  her şeyi ile gerçek benliğine zarar   vermeden,   kökten   değiştirebilecek   bir   devlet  yapılanmasını  inşa  etmesiyle, dünyanın  en  büyük   devrimci   teşkilatçısı  olarak  uygarlık  tarihindeki  yerini  çoktan almıştır.

                                                                

                                                                                            Araştırmacı - Tarihçi  Özgür Karslı

Fotoğraf : Kasaba Maarifi İslamiyye Teşkilatı Üyesi, Ağır Ceza Başkatibi, Muallim Mehmet Necati Bey’e (Köylü) Ait  Fotoğraf Arşivinde Yer Alan, Ege Yöresindeki Milli Mücadele Kahramanlarından Bir Efe


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • editör

    editör 30.05.2018

    isteğinizi yazara ilettik. Teşekkürler sayın Alp Göbeklioğlu..

  • Alp Göbeklioğlu

    Alp Göbeklioğlu 29.05.2018

    Öncelikle her şey için teşekkür ederim. Dedemin resmini bu haliyle görme imkanı yarattığınız için. Bu resmin orginalinden çoğaltma şansınız olursa müteşekkirim kalırım. Mail adresimi verdim,telefonumda ..... dır . İlginizi bekliyorum. Saygılarımla, Alp Göbeklioğlu/İstanbul

  • yusuf bodur

    yusuf bodur 11.12.2017

    Tek kelime ile ENFES....Teşekkürler. Saygılar..

  • YAKUP CEMİL

    YAKUP CEMİL 11.12.2017

    Mustafa Kemal tarihin en büyük devrimcisidir. Yolu yolumuzdur.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.