İki Paralık

İki Paralık

Herkese merhaba. Bugün yine zihnimin örümcek ağlı kuytularında epeydir tasarı halinde kalmış bi yazıyı kağıda döktüm. Mümkün olduğunca kısa ve öz bırakıcam. Söz!

 

Bilen bilir, ben güncel olaylar ve yazılar beni dürtmedikçe aslında pek yazı yazamıyorum. Tembelim. Miskinim. Yaratıcı değilim. Tanımlar üzerinden anca gidebiliyorum. Şu an okumakta olduğunuz zamazingoyu da 1. Murat Belge Harbi çıkmasa hayatta üretmezdim. Eringenim. O kadar ki, Sevan Nişanyan son dakika zortlamasını yapmasaydı yine de topa girmeyebilirdim.

 

Neyse artık. Olan oldu. Dünyadan bihaber olanlar için çok kısa özet geçiyorum:

“Yetmez ama evet” sloganını vaktinde korosuna çığırtan, kendisi kısık sesli, akil amigo Murat Belge Hazretleri evvela Türk Şiiri ile alakasız bi ucuz dedikodu kitabı çıkardı. Daha onun alevi kor iken bi de İngiltere’ye risk altındaki akademisyen kadrosundan kaçızlama planları faş edildi. Bunun üzerine muhtelif taraflardan Birikim denilen ucubenin yaratıcısı, Sol’un gazozuna ilaç atmış, Sol’u Tecavüzcü Coşkun’lara peşkeş çekmiş, liboloşların en birinci evliyasına gayet seviyeli eleştiriler gelmeye başladı. İşte o anda devreye Oya Baydar ham-fendi ve Ali Nesin girdi. Adeta bi “astınız, zehirlediniz, yedirmeyiz” zobilikliği ile ona, buna “Linç ettirmeyiz!” tatavası yapmaya başladılar. Hala efendiliğini bozmayan Taylan Kara ve Şule Süzük (bak abla, biz kan davası gütmüyoruz!) seviyeli seviyeli bunlara laf anlatmaya çabaladı. En sonunda yırtık tumandan pörtleyen Sevan Nişanyan (hapishane gaçkını) bu efendi insanların itlafının caiz olduğuna dair bi de fetva yayınladı.

 

İşte burdayız.

 

Şimdi bu mevzuda esas sorun zaten efendilikten çıkıyo. Baştan beri bu liborottilere seviyeyi koruyarak eleştiri yapma hassasiyeti gösterilmemeliydi. Böyle durumlarda naapıyoruz? Herkesle anladığı dilden konuşuyoruz. Siz fazla kibarsanız bu kutsal görevi ben ifa ediyorum. Bu kadar kolay! Yıkıyorum, çıkıyorum. Sıçıyorum, sıvıyorum. Ben bu işi çok seviyorum!

 

Gelelim ikinci soruna. Adlandırma faul bi kere. Ben bunlara hiçbi zaman liberal demedim. Demem. Bunlara liberal demek, liberale hakaret olur. Liboloş deyin. Liborotti deyin. Ha liberallik yine matah bişey olmayabilir. Ama gerçek liberallik harbi bu değil (ve maalesef gerçek İslam o Meriç’çim)! Bu ülkede Liberalizm veya liberallik mabadından bile anlaşılmadı. Kendine liberal diyen adamların afırına tafırına siz aldanmayın.

 

Liberalizm’in neleri savunduğunu hızlıca hatırlayalım mı?

 

  • Kat’i bi vicdan ve ifade hürriyeti

     

  • Özel mülkiyetin dokunulmazlığı (veraset dahil olabilir de, olmayabilir de) – siz gomonizler bunu sevmiyosunuz; size varsa yoksa “üretim araçlarının kamulaştırılması” lazım.

     

  • Bireyin devlete karşı mutlak şekilde korunulması

     

  • İlle şart olmamakla birlikte, serbest ticaretin (uluslararası daha yeğin olur) teşviki ve vergilerin minimize edilmesi (Amarihan liberalleri için olmazsa olmaz)

     

Eee? Eee’si şu:

Ula daha bunların kahir ekseriyeti ifade özgürlüğünü bile (düşünün “bile” – işin besmelesini bile) içselleştirememiş vaziyette (ben normalde böyle içsel, dışsal sevmem ama sizin hoşunuza gidiyo diye kullandım). Bizde her şey delilli, ispatlı, şahitli.

 

Daha geçen hafta Liberal (!) Demokrat (!!!) Parti’nin eski genel başkanı Cem Toker Haşmetmeapları’na Feysbuh’ta yaptığı bi paylaşım için itirazda bulundum. İtirazımı da gerekçelendirdim. Örnekle de coşturdum. Adam dakkasında beni blokladı. Tek 1 (yazıyla: BİR) hakaret, küfür, aşağılama yoktu. Hatta o gün efendiliğim bile üstümdeydi.

 

Anyuta Dede Hanım da Murat Belge Harbi esnasında “Ali Nesin bizi bloklamaz; yapmaz o öyle şeyler; efendidir” diyesiydi ammaaa… O da saniyesinde Ali Nesin’den ban (ban yazılır; ben okunur) yedi.

 

Sevan Nişanyan da kişisel blogunda ve sosyal medya hesaplarında bunlardan çok farklı değil.

 

Yani? Yahu, sosyal medyada sana küfretmeyen, adam gibi itiraz sunan insana bile tahammülü olmayan yaratıksan benim kıçımın vicdan ve ifade hürriyetini bile savunamazsın! Nerde kalmış liberallik?!

 

“Murat Belge her türlü eleştirinin dışında tutulması gereken biridir. Bunu idrak edemeyen haddini bilmezdir.”

yazmış koskoca matematik profesörü. Aga, hani kimseye kutsallık atfetmeyecektik? Hani büklüm büklüm? Ben bunu görüp durur muyum? Yok mu arttıran diye bağırmasaydın bari. Var çünkü! Aha da ben varım! Arttırıyorum:

MUSTAFA KEMAL HER TÜRLÜ ELEŞTİRİNİN DIŞINDA TUTULMASI GEREKEN BİRİDİR. BUNU İDRAK EDEMEYEN HADDİNİ BİLMEZ DEĞİL, DİREKT ORROSPU EVLADIDIR!

N’ooldu? Oldu mu şimdi? Olmadı, di mi? Ağzından çıkanı kulağı duymamak işte böyle oluyo. Bu adam matematik profesörü! Mantık dersi veriyo bu kafayla! Yuh! YUH! OHHAAA! BÜRST! HOVVV! ÇÜŞ! (daha kaldı mı?)

 

“Bunlar organize vurucu tim. Aptal değiller, görevliler. İtlaftan başka çare yok.”

demiş Nişanyan da. Seni sev-miyoruz da, an-mıyoruz da artık. Sen bu insanları kendin ve türevlerin gibi sürüden mi sandın a Nişanyan? Vurucu tim ne ola? Kim görevlendirmiş? İtlaf da demişsin. Striknin dolapta. Bonfilene sürebilirsin.

 

BaĞzıları milleti kendileri gibi sokak köpeği sanırlar. Sokak köpeklerinin alameti farikası, çeteler oluşturmaları ve yalnızca bu çetelerin içindeyken millete afkurmalarıdır. Mütemadiyen birbirlerinin arkasını koklaya koklaya koşuştururlar. Çöplükleri ve mezbelelikleri yurt edinirler.

 

Mamafih, biz birileri afkurdu diye pısan cinsten değiliz. Ayıyla köpeklerin döğüşünü izleyen var mı? Hah işte, biz bağlanmış olsak da ayıyız. Başkalarının arkasını koklayıp millete ürümüyoruz.  

 

İslamcı faşistleri memlekete musallat eden biz değiliz. Kimlerin kıyakçılık yaptığını hiç unutmadık. Şimdi kimlerin ayakçılığa sevk edildiğini de görüyoruz. O ayakçılar vaktinde sıvazladıkları eşek penislerini bile hayal eder oldular. Nafile! Dönüp de kavanoza doldurdukları boklarını avuçlarlar ancak!  

 

Kişisel hınçları ve garezleri nedeniyle (dua edin, “ajanlıkları yüzünden” demiyorum) Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün kurumlarının iğdiş ve iğfal edilmesine alkış tuttular. Yardım ve yataklık suçunun tillahını işlediler. Hala daha hemorroidli anüs gibi ötüyollar.

 

YETER!

 

Bet seslerini, necaset kokulu nefeslerini, cerahattan değersiz fikirlerini, aydın da, engin de olamamış yazarlarını… İki paralık onurlarını… Hepsini de alıp öyle defolabilirler! Yallah Kraliçe’lerinin memalikine!

 

Onlar “Türkiye bağırsaklarını temizliyor” diyenler haklı çıksın diye lavmancılık yapıyollardı. Kendileri asıl Türkiye’nin bağırsaklarındaki büyük kazuratlardır. Gittiklerinde üzerlerine törenle sifon çekilesi!!!

 

Ad hominem de yaptım. Oh! Canıma değsin! Altan Bıradırs’a serbestti de bize mi yassah?

 

Bundan sonra Samos’ta mastürbasyon yapıp bizim üzerimize boşalmaya kalkma çirkin adam! Pardon, adam dedim. Sen kendini biliyosun işte.

 

Ve sen purofösür! Babanın güzel hatrına bunca yıl katlandık. Ama sen de dingildemeyi bırak. Çünkü bu saatten sonra babanı bile tanımam!

 

Cevap veremeyip maçası yemeyince sansürcülükle adam susturduğunu sanan, her türlü aşağılamayı, hedef göstermeyi, tehdidi alenen yapan tutarsızlık abideleri!!! Hepinize söylüyorum. Siz linç görmemişsiniz. Arkadaşlarla deri pantulları giydik; üstümüz çıplak; ellerimizde zincirler! Kabataş’ta işemeli seans isteyen?

 

Son sözüm de Haşmetmeap Toker’e: Beyfendi, Amerikan bokunu bize atom diye yutturmaya kalkmayın. Kokuyo. Yiyemiyoruz. Hayatında Sol’un S’si ile alakası olmayan bu adamı bile zıvanadan çıkarttınız. Tebrikler!

 

Herkeşlere mucucukslar!

 

                                   Vaktinde “Nişanyan’a neden minnet duyuyorum?” diye yazı yazan

                                                                       arif yavuz aksoy

 

 

p. s. 1  : Yumurta ve şekerden yapılan ve beze diye anılan tatlının Samsun civarındaki adı Atom’dur.

 

p. s. 2  : Gelirken bana atom alır mısın Red? Büyük olsun. Küçükler löp löp gidiyo.

 

p. s. 3  : Resimde gördüğünüz 2 Dolar’lık banganottur. Bilen bilir, normal koşullarda nerdeyse hiç görmeyeceğiniz bi Amarihan parasıdır. O kağıdın ön yüzündeki başgan Thomas Jefferson olur. Fani ömründe en az 120, en çok 250 kölesi olmuştur. Amarihan Liberal Düşüncesi’nin altyapısı onun yazdıkları üzerinde şekillenmiştir desek yalan olmaz.

 

Ben Benjamin Franklin’ciyim. Tabii ki tamamen duygusal nedenlerle. Kıs kıs kısss!

 

p. s. 4: Alooo, Nihat Abi? Şimdi de mi postmoderen oldu?


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • ULAS DEMİR

    ULAS DEMİR 05.03.2018

    Nihat genç 'e dair yazdığınıza benzeyen entellektüel tartışma yazılarında bu tarz iyi durmuyor. Ancak Karaktersiz liboşların dangalakça tavırlarına bu "postmodern" uslup bile pek naif kalıyor.

  • zafer ozturk

    zafer ozturk 05.03.2018

    Yorum filan yapmadan yalnizca begendim dugmesi filan olsaydi keske. Okurken gulmekten katiliyordum. Gidip sitedeki diger yazilarinizi da okudum. Tebrikler

  • Müslüm Kabadayı

    Müslüm Kabadayı 02.03.2018

    Mizah estetiğiyle yüklenen bu yazının oklarının hedefini bulmasına, en çok Aziz Nesin sevinmiştir. Sermayenin bal çanağından beslenen alçakların, emekçi halkımızın pok çanağında boğulacaklarının işareti verilmiştir. Bu işareti güçlendiren Taylan Kara, Merdan Yanardağ, Arif Yavuz Aksoy arkadaşlarımızı kutluyorum.

  • yüksek editör

    yüksek editör 01.03.2018

    Ama sevgili AYA, filmin başlarında bir dolardan, beş dolardan değil, tam da "iki dolar" dan bahseden kişi, aynen bu eşgale uyuyor. O yüzden yakaladım :) :) Ayrıca köpekler konusunda her ne kadar pek koklaşan yaratıklar olsalar da onlardan yanayım. Bu dostlarımın ideolojik düşmanlarımla kıyaslanmasını hoş karşılamadım. Bu yüzden koklamadan her an ısırabilirim. :) :) :)

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 01.03.2018

    1. Sayın editörüm, bence o filmdeki en çirkin karakter Sarışın'dır. :) 2. Sayın Öztürk, hislerinize tercüman olmuşsam ne mutlu bana. You are more than welcome icabında! 3. Haydar Ünsal ve Ç'ye şimdi teşekkür etsem baĞzıları "a.y.a. tribüne oynuyo" diycek. Aman derlerse desinler. Merci dabık! 4. Haydaralicim, haftaya hava ayaz olmazsa gel. :) 5. Sayın Filiz'e ve Sayın Yılar'a köpek konusundaki ara izahatları için ayrıca müteşekkirim. 6. Sayın Demirtürk büyüğümün doğumgününü buradan kutlarım. Kendisini ariyciğm. 7. BÖ, köpekler sadık ve dost hayvanlardır demiş. Etiler'de, Dünya Göz'ün karşısında, Profesörler ve eski Maya arasında bi boş arsa var. Gelsin bi gün oraya. Ben gösteriym ona 70 tane sahipsiz köpeğin na gada sadık ve dost olduğunu. 8. Sayın Kazdal, demek ki beni zekerlerinin narsisti sanan zibidi tayfası bile bu yazıya söyleyecek bişe bulamadılar. :) 9. Sayın Sabırcan, öyle de yazarız bigün nasipse. Eğleniriz. 10. Sayın Tetik'e sonra cevap vericem. Şimdilik hürmetsss

  • H.ÜNSAL

    H.ÜNSAL 01.03.2018

    Sayın Mine YILLAR ve Aslı FİLİZ AYA'nın yazısı üzerinden köpekler meselesine konu izahatlarınızla manzaraya tam yerinden bam koymuşsunuz. Bende bu minvalde yorumumda bir şeyler deme ihtiyacı hissetmiştim ama yorumum biraz uzayacağından vazgeçmiştim. Teşekkürler. İfade edemediğim düşüncelerime önderlik ettiniz.

  • Aslı Filiz

    Aslı Filiz 01.03.2018

    Bu yazıyı okurken, umarım köpeklere ilişkin cümlelere takılmazlar demiştim. Takılmışlar. Kasılan yerden, kastığınız keçi boynuzundan çıkan bal olsa, şifası olmaz. O kadar ki yavan. Köpekler öyle koklarlar efenim, koklamazlar mı? Durum da aynen bu minvalde. Benzetme de "cuk" oturmuş. Bağzı hallere, hâlden anlayan dilde yazmalı, öyle de yazmış. Okurken rahatladım.

  • İNAN

    İNAN 01.03.2018

    Merhaba. Bu ikinci denemem, umarım bu yorum da silinip gitmez. Yazı güzel kotarılmış, yazara tek eleştirim, yazının içinde bu sözcükleri kullanmamasıdır; otoriter, totaliter, reel, erkek egemen, faşik, imgelem, ötelem, tahayyül, distopya, ütopya, Freud, Lacan, Althusser, Frankford okulu, prekarya, poroletarya, anti geçen tüm sözcükler vs. vs. yazar bunları kullansaydı, gelecek ayki birikim-tiyi değil seni okurlardı sevgili A.Y.A. Selamlar, kolay gelsin.

  • Mete Demirtürk

    Mete Demirtürk 28.02.2018

    Sevgili A.y.a, her zaman olduğu gibi savurduğun mızraklar tam isabet. Mızrak gibi kalemin ve yüreğin dert görmesin. Ve değerli hocam sn. Taylan Kara, bu rezillere en güzel ayna siz oldunuz. Bu niteliksiz puştlar, aynanızda ne olduklarını gördüler. En doğru, en yetkin tanımlamalarla boylarının ölçüsünü aldılar. Başkalarına laf kusmalar, kendini tanımalarının, kendilerinden iğrenenlerin kusmuğu. Bunlarda böyle bir utanç nerde derseniz, sizler de haklısınız. Değerli Hocam sn. Kara, size olan bütün sevgimiz ve saygımızla yanındayız. Sakın üzülmeyin! Ne tür bir gizli gestapo, bir SS olduklarını "katli vacip" türü abuk sözleriyle bütün topluma göstermiş oldular. Saygılar...

  • Murat Tetik

    Murat Tetik 28.02.2018

    Sayın Aksoy, yazılarınızı beğeni ile takip ediyorum. AYAr verme konusundaki başarılarınızı da takdir ediyorum. Bu yazınızda diğerlerinden farklı olarak birinci çoğul kişiden yüklenmiş olmanız dikkatimi çekti, hatta bu farklılığın bir açıklamayı hak ettiğini düşünüyorum. Her halükarda da kendimi yazıdaki tarafların "biz"ine "siz"inden daha yakın hissettiğimden mutlu da oldum.

  • Süleyman Sırrı Kazdal

    Süleyman Sırrı Kazdal 28.02.2018

    sayın aya'nın insan bu da daha önceleri ayağına gelen toplara çaktığı voleleri yerin dibine sokan arkadaşlar ortada görünmüyorlar.yok sen nasıl böyle yazarsın,biraz nazik ol,barbar türkler gibi öteye beriye saldırmak sana yakışıyor mu...gibi çemkirikler hala daha kulağımı tırmalıyor.demek ki murat abi ile ali ağbiyi kimse sevmiyor artıkın.atış serbest.

  • H.ÜNSAL

    H.ÜNSAL 28.02.2018

    Çektikleri acıları hafifletmek için cümlelerine de “Bence hiç hoş değil karşılıklı yorumlar artık bir polimiğin sınırlarını iyice aştı ve karşılıklı hakarete dönüştü” ile başlamışlar. Şimdi ben ne diyeyim?

  • H.ÜNSAL

    H.ÜNSAL 28.02.2018

    Tebrikler, sitenin deha yorumcuları iş başında. Hamide “Bence hiç hoş değil. Karşılıklı yorumlar artık bir polemiğin sınırlarını iyice aştı ve karşılıklı hakarete dönüştü.” Cümleleriyle başlayıp yüksek ve nadide bilgileriyle bizleri aydınlatıyorlar. Beee hey muhteris ne polemiği? Ne hakareti? Alçaklar bu ülkenin yurtseverlerini, devrimcilerini, sosyalistlerini “itlaf” etmekten söze giriyorlar. Din, min, Köpek ,Möpek. Esbabından laflarla işin özünü karartmaya çalışmak bizlerin aklıyla alay etmektir. Bu hakkı kendinizde hangi gerekçeyle görüyorsunuz? Saçmalamalarınız devam ediyor. Geçmişte de Neo-sol liberal “filozof” Roni Marguiles yazdığı siteden aktarma “Fordist üretim modeli” gibi zırvalarla ufuk vermeye çalışanlara galiba Sayın Taylan KARA ve AYA’nın yazıları dayanılmaz acılar vermiş. Devam...

  • MİNE YILAR

    MİNE YILAR 28.02.2018

    Değerli A.Y.A eveleyip gevelemeden gömçürmüş işte. Hiç bir canlı türü kutsal veya mükemmel deyıldır köpekler dahil. Hanımlar ve beyler! Hepiniz osuruyorsunuz konu o değil. Yazı köpekler her baķımdan pis ve iğrençtir demiyor. Köpeklerin birbirlerinin g.tünü koklama, çete oluşturma vs. gibi davranışlar sergilediğini söylüyor. Yalan mı?

  • Haydar Ali Albayrak

    Haydar Ali Albayrak 28.02.2018

    Devam: İki notla bitireyim yorumu. Birincisi: (Hafiften sitem içerir) AYA hocam millet aya gitti, siz minik bir Akdeniz turu yapıp geldiniz. Biz henüz içemedik. İkincisi: (Bir halt içermez) Ben bir Robotum! Ve halimden çok memnunum, metal benim kime ne!

  • Bahadır Özdemir

    Bahadır Özdemir 28.02.2018

    Bence hiç hoş değil. Karşılıklı yorumlar artık bir polemiğin sınırlarını iyice aştı ve karşılıklı hakarete dönüştü. Bunda da bence yine din rol oynuyor. Nişanyan da dahil herkesin kafasında "köpeklerin pis ve iğrenç olduğu" yönünde dinsel bir kod var. Ve bu kod nedeniyle de herkes birbirine köpekler üzerinden bir şeyler saydırıyor. Arkadaşım, peygamberin köpekleri sevmediğini bizzat kendisinden mi duydunuz. Size söyleyenlerin doğru söylediğini nereden biliyorsunuz. "Evlerinize köpek sokmama" adına neden insanları köpek sayarak onları beyninizden ve hayatınızdan çıkarmaya ya da itlaf etmeye çalışıyorsunuz? Bakın bu dinsel bir doğmadır. Bütün hadis kitapları tamamen uydurmadır, külliyen zırvadır. Arap faşistlerinin istekleri doğrultusunda ısmarlama yazılmışlardır. Köpeklerin necis, kedilerin temiz olduğuna dair dinsel metinlerde bir ifade yoktur. Hatta Ebu hureyre (kedilerin babası) denen bir herif de yoktur, hiç olmamıştır ve uydurmadır. Köpekler dost ve sadık hayvanlardır. (B.Ö.)

  • Haydar Ali Albayrak

    Haydar Ali Albayrak 28.02.2018

    Zamanında Nişanyan'ı burda savunduk. "Savunmak" biraz zan altında bırakacağından "anlamaya çalıştık" diyeyim. Adam firar etti. Parası vardır, bağlantı ayarlayıp kaçmıştır. Nişanyan'ı dürüst olduğundan, örneğin dürüstçe kaçabildiğinden hâlâ seviyorum! Bota değil tekneye biniyor. Ayrıcalıklı akademisyen pozlarına girmiyor. Efendi gibi kodesten izinli çıkıyor sonra s.ktir olup gidiyor. Böyle olsun canımı yesin. Ve karısına bok atması beni hâlâ ilgilendirmiyor. Ama "itlaf lazım gelir" demiş. Ben naçizane bu adamın, dahası bu tür adamların "ciddiye alınmaması" gerektiğini düşünüyorum. Çünkü "siyasi tahlillerini" ciddiye almayıp çemkirmelerine bir önem atfedersek ucundan kıyısından , , az veya çok değer biçmiş sayılırız. AYA hocam da anladıkları dilden ciddiye almış, eksik olmasın. Kendisi pek iyi bir insandır, can-ı gönülden severim. Bu siteden neden ayrıldığımı bilmeyenler varsa söyleyeyim. Beni bazı kişiler katrana bulayıp tüy diktiler.

  • Ç.

    Ç. 28.02.2018

    Arif Yavuz Aksoy'un eline sağlık. Liberaller "linç" ediliyoruz diyip mağduriyet yaratacaklarını umdular. Bunu başaramayınca da linç edip korkutacaklarını zannettiler. Korkutabileceklerini zannediyorlarsa yanılıyorlar. İktidara yaslanıp insanları linç ettirmek güzeldi. Türkiye'de liberaller ifade özgürlüğü konusunda kendilerini "otorite" olarak görürler. Türkiye'de ulusalcıların anti emperyalizm konusunda kendilerini "otorite" gördükleri gibi. Kendileri ve kendileri gibi düşünenler ifade özgürlüğüne sahiptir. Kendilerini eleştirenler ifade özgürlüğüne sahip değildir. CNN Türk'te çalışmış olma kriterine sahip olmadığı için Taylan Kara; İleri Haber,Birgün,Aydınlık tarafından haberleştirilmedi. Seyyit Nezir, Murat Belge'nin Şairaneden Şiirsele Türkiye’de Modern Şiir kitabında Türk koşuğu demiş olmasını önemli bulabilir. Arif Yavuz Aksoy ve Taylan Kara'ya sevgiler.

  • H.ÜNSAL

    H.ÜNSAL 28.02.2018

    Ağzımı bozmadan, ağız dolusu galiz küfürler etmeden bu muhterisler üzerine ne bir şeyler okuya biliyorum nede düşünebiliyorum. Bunların siyaset arenasındaki “RIZA” oluşturucu temsilcileri emperyalist-kapitalist küresel sermaye enternasyonalinin kevaşeleri ve pezevenkleridir. Bunların ipliğini pazara çıkaran her şey meşrudur. Takdire ve övülmeye değerdir. Bir kez daha teşekkürler dostum.

  • H.ÜNSAL

    H.ÜNSAL 28.02.2018

    Klasik liberalizm ve temsilci entilijensiyası bunlardan vazgeçeli hemen hemen bir asır oldu. Bugün mumla aranıp ta bulunamayan gerçek klasik liberalizmin yukarıdaki değerleri sahiplenen ve savunanlarına da haklarını teslim etmek gereklidir. Gerçekte tüm dünyada artık onlardan da yok. Yeni gericiliğe Neo- liberalizme gelirsek: Bu yeni akım—ki kökü Karl popper’la başlar—bu insanlığı “itlaf” eden melanet virüs; ideolojik, siyasi, sosyo-kültürel ve yönetimsel olarak iğdiş edilmedikçe insanlığın kurtuluşu yoktur. Devam...

  • H.ÜNSAL

    H.ÜNSAL 28.02.2018

    Velhasıl bu 300 yıllık tarihin ve günümüz dünyasının modern siyasa anlayışı içinde iki tür şiddet barındırdığı için üzerinde ihtimamla durulmayı zorunlu kılar. 1-İktidarı ele geçirirken ortaya çıkan şiddet. 2-Daha sonra toplumu mühendislik nesnesi haline getirerek “hamur” gibi yoğurmaya başladığında yarattığı şiddet ve fiili gücün yeni rejimin hukukuna dönüştürülmesi. BAKUNİN bununiçin “hukuk burjuvazinin fahişesidir” demiştir. Ebetteki aydınlanma devrimlerinin özgürlük, eşitlik, evrensel insan hakları, hukuk, demokrasi ve 20.yyda ağızlarda yuvarlanan “HUKUK DEVLETİ” kavram ve şiarları sahip çıkılması vazgeçilmez umdelerdir. Devam...

  • H.ÜNSAL

    H.ÜNSAL 28.02.2018

    Oysa geçen 300 yılda bu hiçbir zaman gerçekleşmedi. Siyasal liberalizme en fazla yaklaşan ülkelerde bile, devlet etrafında oluşan sınıfsal ittifaklarla “klasik demokrasi” aleyhine açık veya gizli işlere giriştiler, yönetim organları ve kurumlarını oluşturdular. Böylece siyasal hayatın en mihenk gerilimi ortaya çıktı. Devlet etrafında-içinde- oluşan müesses nizam ve” demokrasi” arasındaki gerilim veya temel çelişki.--- bu temel çelişki tanımlamasından nefret ederim ama yıllar sonra yine kullandım. İlkesizliğimi bağışlayın---Elbette bu gerilim veya çelişki tek hat değildir. Ancak diğer hatların oluşumunda kavşak noktasıdır. Devam...

  • H.ÜNSAL

    H.ÜNSAL 28.02.2018

    Aziz dostum AYA, son derece nitelikli, tayin edici tespitler içeren Neo-Liberalizmin ipliğini pazara çıkaran bir yazı daha yazdınız. Teşekkürler. Hani “öz, öz” diye bir laf vardır. O öze gelirsek; o öz “siyasal düzen ve değişim modeli”’inde düğümlenir. Kısmen yazdık bunları. Buldozer devlet veya HOBBES’in canavarı (Leviathan) kıracak, dökecek, öldürecek ideal halkı ve devleti yeniden inşa edecek. Sonra ne olacak? Klasik Liberallere göre devlet, bir defaya mahsus “devrimci” hareket ettikten, olduktan, yeni düzeni kurduktan sonra birden bire edilgenleşeşek, küçülecek, mini minicik olacak, gönüllü olarak ta bu mutlak erk kaybını kabullenecek; sadece bir tür gece bekçiliğini üstlenecek. Devam...

  • Cemal Öztürk

    Cemal Öztürk 28.02.2018

    Sevgili AYA Efkarı umumiye' ye tercüman olmuşsunuz. Tanrı korusun sizi. Hiç unutmam ortaokuldayken her gün yazlık sinemaya giderdim. En çok Cüneyt Arkın' ın filmlerini severdim. Erol Taş gibi kötü rol yapanları yakalayınca: - " Bu anam için "güm diye çakardı kötü adama. Şimdi bu liboşlara ne güzel cuk diye lafı terine oturtturmuşsunuz. - Bu aydınlanma ahlakı için - Bu milli egemenlik için - Bu ezilen mazlum milletler için - Bu yerle yeksan ettiğiniz sosyal adalet için. - Bu katlettiğiniz doğal cevre icin. Aynen böyle sevgili AYA Thank you very much Sevgi üzere saygılar

  • editör

    editör 28.02.2018

    Yazarımız "Bu da mı postmodern oldu Nihat abi?" diye sormuş... Evet, bu pek postmodern olmamış. Fakat yazı resmini bu biçimde düşünmekle biz ona biraz postmodernlik kattık ! İyi-Kötü-Çirkin filminden... Çirkin'in mezarlıktaki son sahnesi. Gerçi bizim liberal faşistlerimiz için bu dahi iltifat sayılır. Çünkü bu film kahramanından kat be kat çirkinler...

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.