AKP BAŞARISININ SIRRI

AKP BAŞARISININ SIRRI

AKP başarısının sırrı artık çok açık. Muhalefet denen cephe iktidara ortak, AKP ile ortak… Tepeden tabana sistemle çok güçlü bağları var ve bu da doğrudan ve dolaylı iktidar ortaklığı getiriyor… Bu birinci neden… İkinci neden ise muhalefetin HDP ile ittifakı… Yakın zamanda “Türkiye Gerçeği” adlı sitede çıkan iki kısa yazımı siteye de koyduk:

 

BU MUHALEFET AKP’nin ESERİ, BU MUHALEFET AKP’nin ORTAĞI

Ülkedeki tüm güzellikleri iki yaşındaki çocuk bencilliğiyle sahiplenen iktidarın o ülkedeki çirkinliklerin sorumluluğunu da yüklenmesi gerek. Gerçekçi, mantıklı, ahlaklı tavır böyle olmalı. Bu ülkede ne kadar yanlış varsa en önemli suçlusu elbette AKP iktidarıdır. Başardığın zaman görgüsüzce şişin, kötülükler fışkırdıkça hep başkasını suçla. Olmaz öyle şey. Yeter! Üstelik 18 yıldır bıktırırcasına baştasın. Söze girerken bunların altını çizmek şart.

Bugün ülkemizde "Her şey çok güzel olacak" mottosu altında her gün usanmadan tiksindirici işler yapan bir muhalefet varsa… Bunu yaratan da bugünkü siyasi iktidardır. AKP siyaseti aklın yitirildiği  mantıksız bir kavgaya boğdu. Ben yaparsam her zaman haklıyım, o ne yaparsa hep haksızdır söylemini alışkanlık haline getirdi. Biz ve onlar diye bilerek isteyerek halkı böldü, kin ve nefreti siyasi başarısının ana yöntemi kıldı. Biz sütten çıkmış ak kaşığız, onlar ise şeytan kabülünü insanımızın kemiklerine kadar işledi.

Şimdi artık kendisinin kopyası bir muhalefet yaratmayı tam başarmıştır. Muhalefete bakıyoruz, medyaya, sosyal medyaya bakıyoruz... Akıl kalmamış, mantık hiç yok, en düşük sosyal zeka düzeyinden herkes AKP’yi suçlama yarışında. On binlerce, yüz binlerce saçma paylaşım, yüzde 95’den fazlası yanlış dolu. Hangi birini düzeltesiniz.

Peki siyasette böylesine amansız bir kavga görüntüsü yaşanırken gerçek hayattaki karşılığı ne? Kimse kendini en ufak sıkmıyor. Herkes yeme içme gezme derdinde. Ülkeyi yeme içme sıçma açısından yetersiz gören TC’ci, Atatürkçü ve değişik akımlardan süper bilinçli bireylerimiz yurt dışında aynı etkinliklerini devam ettiriyor. İmamoğlu sürekli tatilde, sürekli kayma, yüzme, gezme telaşında… İcraat dediği tek şey Batılı patronlarını ağırlamak… Öbür liderlerin de farkı yok.. Bu durum pek de tepki çekmiyor, çünkü kapak başkanlara tencere taban fazla bile geliyor.

Dünyanın hiçbir yerinde daha muhalefetteyken yıpranan, tel tel dökülen bir siyasi parti, bir cephe görülmemiştir. Onu da biz başardık. Fakat bunlar muhalefetteler mi acaba? Yıpranmaları iktidar yıpranması olmasın sakın?

Asgari ücretli gariban kesim dışında muhalif tabanın keyfi yerinde. Üzüntü ve kızgınlıklar sosyal medyada birbirinin suratına sıvanıyor, ama mebzul miktarda lokanta, bar, kafe tıklım tıklım... doluyor boşalıyor... Herkes çılgın gibi tüketiyor, içki masalarında sürekli krizden bahsediliyor. 18 yıldır.. Usanmadan… Birkaç liderlerini hapse atmışlar, kahir ekseriyet muhalefeti sadece bizim üstümüze kusuyor. Dedik ya asıl ezilen asgari ücretli kesimin ne sesi duyuluyor ne de bu sesi duymaya kimse tenezzül ediyor… Orta sınıfın ne kadar şımarıklığı varsa siyaset, hem de muhalif siyaset sayılıyor.

Bir yıldan fazladır bir şey gizlenmez biçimde açığa çıktı. İktidar ve muhalefet... Hemen parantez açayım, uzun süredir muhalefetin de iktidar olduğunu söyleyip duruyorum. Evet, muhalefet ve iktidar müthiş bir kavga kapışma görüntüsü verirken bir yandan da basbayağı iktidar ortakları olarak işi götürmeye devam ediyorlar. Muharrem'in aday olduğu son CB seçiminden sonra iyice aymış ve bunları söylemeye başlamıştım. Peki iki kesim arasında hiç mi gerçek kavga, ciddi çelişki yok. Var elbette... gerçek yaşamda ve siyasette çok ciddi çelişkiler de mevcut. İki taraf da birbirine çok kinli.

Ama düzen dediğimiz, gerçek iktidar dediğimiz şey işte her şeyin üstünde (ya da altında) öylesine büyük güçtür ki, düşman cepheleri aynı potada kolayca eritiverir. Kolayca eritemediğinde ise zorla eritir. Uzun süredir şunu söylemekteyiz: İktidar ile (aynı zamanda değişmez muhalefettir) muhalefet arasında (aynı zamanda güçlü bir iktidar ortağıdır) hem çatışma hem ortaklık bulunmaktadır. İkisi birlikte yürümektedir. (Muhalefetçe başarısız hem de çok başarısız kabul edilen bir iktidarın 18 yıldır iktidarda kalmasını açıklayan başka bir formül yoktur.) Önümüzdeki dönem ortaklığın mı yoksa kavganın mı öne çıkacağını koşullar ve zaman gösterecektir.

Kontrollü Muhalefet

Vasat altı akıllı İmam başkanın rahat tavırları, vasat altı tabanın ondan geri kalmayışı şimdilik AKP ile ortaklık ve uzlaşının pek güçlü seyrettiğini gösteriyor. Muhalefetin aslında iktidarda olduğunu kabul etmeyecek daha bir akıllılar için birkaç açıklama yapayım. Muhalefet, sadece bazı belediye başkanlıkları, devletten aldıkları ödemeler, ellerindeki siyasi atama imkanları, hakim oldukları medya üstünden iktidarda değildir. Ülke rantının önemli kesimini (neredeyse yarısını)  elinde tuttuğu için de değildir tek başına… ABD’yi dikkate alın, Almanya'yı dikkate alın, büyük sermayeyi, Koçları aklınıza getirin… Ülkedeki ekonomik ve sosyal etkilerini düşünün… Bunlar her iki cepheye birlikte oynamakta, duruma göre ya birine ya ötekine ağırlık vermektedirler. Kim onların muhalefetteki, baskı altındaki ezilen kesim olduğunu ileri sürebilir? Onlarla kaynaşmış bizim çakma muhalefet ileri sürebilir.

Güzel bir deyişimiz var.. Elalemin derdi seni mi gerdi! Sosyal medyaya bakılacak olursa elalemin derdi falan kalmamıştır. Kimse o yüzden kendini üzmesin, gerilmesin. Bir psikiyatrist olarak söylüyorum, bu bir toplumsal depresyon falan değildir artık. Depresyona girmek için belli bir akıl düzeyi gerektir. Yaşanan şey idiosi durumunda anlık öfke patlamaları, kısa süren üzüntü nöbetleri, genel olarak yaşanan uyuşukluk ve “güzel aldırmazlık”tır. Madem öyle işte böyle! Tavsiyem o son hali daha bir uzatarak yaşamaktır... La belle indifference ezici çoğunluğun ruh haliyse bizim de kitleye uyum sağlama zamanımız gelmiştir…  

Kaan Arslanoğlu

 

HDP'Yİ DIŞLAMAK DOĞRU MU?

Türkiye'deki yazar karakterini ele aldığım ilk yazımdan sonra, istek üzerine Türkiye'deki okur karakterini gösterecek bir makale sunacaktım. Ancak Türkiye'nin 40 yıldır değişmez baş gündemindeki "Kürt Sorunu"nu öne almak yeni gelişmelerle şart.

Türkiye solunun olmazsa olmazı HDP ile ittifak tutkusu bu yeni sitemizde de güçlü biçimde dile getirilmeye başlayınca, daha işin ilk adımlarında acilen bir çizgi tartışması gerekiyor. Bu sitede çıkan Korkut Boratav yazısında, AKP'yi alt etmek için HDP'nin dışlanmaması gerektiğinin altı çiziliyor. Son seçim başarısının bu ittifaka dayandığı söyleniyor. Türkiye "sosyalistleri" arasında Kürtçülüğün mimarlarından Fikret Başkaya'nın ezberlediğimiz görüşleri geniş yer buluyor. Üçüncü ve en vahim örnekten az aşağıda bahsedeceğim.

Cumhur İttifakı dışında kalan en geniş "muhalif" cephe AKP iktidarının artık bir son bulması fikrinde herhalde büyük ölçüde birleşiyor. Ama nasıl? Diye sorduğumuzda ayrımlar derinleşiyor. Buradaki ilk kavga “HDP'li mi, HDP'siz mi bir cephe kurulacak” sorusu etrafında kopuyor. Çok geniş, adeta ezici çoğunlukta muhalif kesim HDP ile ittifak kıvamına çoktan getirilmiş, adeta iktidar imkanları sunularak bunun keyfini sürer hale sokulmuş. HDP zihniyetiyle içten ele geçirilen CHP zaten bu programın baş yürütücüsü. Sözde ülkücü, klasik ABD'ci, eski derin devlet emeklisi  İYİ Parti yan cebime koy politikasını devam ettiriyor. Sözde “milli” görüşçülerin de itirazı yok. FETO,  Gül, Davutoğlu çevresi zaten projenin telif hakkı sahipleri.

Peki HDP'siz cephe kurulsun diyenler? Çok küçük bir azınlığa düşmüş durumdalar. Her ağızlarını açtıklarında en hafifinden "AKP Yandaşı" aşağılaması ve bin bir türlü küfür işitiyorlar.

Tabii bu aşağılamalara karşı "Biz miyiz AKP yandaşı, AKP'ye karşı en çok biz direndik, en çok biz mağdur olduk, oysa sizin cephenizde Gezi'ye bile darbe diyen HDP var, başka birçok AKP yardakçısı var, yetmez ama evetçiler var... Yahu onları bırakın, AKP kurucu kadrosu var, FETO var" demeniz hiçbir işe yaramıyor. Çünkü siyasette dün bile önemli değildir, bugün ve bugünkü çıkar belirleyicidir. Bugünkü çıkar ne? AKP'nin gitmesi. Bunu en çok ister görünen bizdendir. “Durun bir dakika, bu proje senaryonun bir başka sahnesi  olmasın”  diye soran ise düşmandır, yandaştır. 

Başka deyişle olgunun mantığı, gerçeği ve ahlakından yaklaşmaya çalışırsak kimseyi ikna edemeyiz. O zaman şu soruyu güçlü biçimde soralım. AKP'nin gitmesi için HDP ile ittifak kolaylaştırıcı, akılcı bir yol mudur?

Hayat bunun cevabını en ufak zeka kırıntısı taşıyanlara zaten gösteriyor:

80 darbesinden hezimetle çıkan ve kendine güvenini büyük ölçüde yitiren Türkiye sosyalistleri yeniden toparlanmak için kendi güçlerini yetersiz gördüklerinden son derece oportünist bir tavırla PKK kuyrukçuluğuna geçtiler. PKK faşizmini devrimcilik gibi görüp göstermeye, oradan silkinmeye çalıştılar. Sonuç: Nicel ve nitel anlamda tam bir tükeniş, çürüme.

HDP-PKK’ya elini veren kolunu, sonra beynini, başını kaptırır, bu AKP için bile geçerlidir. HDP ile ittifaka yönelen AKP’nin anketlerde oy oranı yüzde 38’lere kadar düştü, “Gezi” patlak verdi, Erdoğan tehlikeyi görüp son anda çark etti. FETO kalkışmasının başat nedeni de AKP’nin ABD’nin çizdiği politikaya, özellikle Kürt politikasına itirazıdır. Ama AKP, başka birçok nedenin yanı sıra en önemli nedenlerden biri olarak Kürt ayrılıkçılığına değil, Kürtlerle birliğe yatırım yapması sayesinde bugünlere geldi.

Şimdi aynı tehlike muhalefetin başındadır. 18 yıldır bu iktidarı deviremeyenler, aynı liderler, aynı popüler muhalefet akilleri, yazarlar vb.. Tüm kabahat kendilerinde değilmiş gibi, yakın zamana dek CHP’ye sürekli destek sunan bizim gibi bir avuç insanı suçluyorlar. Başarılı da oluyorlar. AKP’yi biz ayakta tutuyoruz. Onlar değil.

Kaç defa söyledim, söyledik: Halka, en başta Kürtlere karşı savaş açmış ve hala o savaşı sürdüren bir güçle ittifak yaptığınız sürece iktidara en büyük haklılık zeminini sunuyorsunuz. Ve bu sitede bile hala birileri şöyle yazabiliyor: AKP faşizmi Hendekleri bahane ederek Kürtlere savaş açtı! Şu demagojiye bakın. Kürtlere savaş açanlar arasında sizden önde giden var mı? On binlerce Kürt çocuğun, gencin ölümüne yol açan, birçok bölgeyi yaşanmaz hale getiren siz değil misiniz? Hem PKK nasıl Kürtlerin temsilcisi oluyor? Acaba özgür bir referandum yapılsa Kürtlerden yüzde elli oy alabilecek mi HDP? Pek çok seçim sonucu gösteriyor ki bu pek şüphelidir. Hadi diyelim zor bela yüzde 51 çıkarabildi. Bir katliam örgütü, Kürt soykırımcısı bir teşkilat nasıl Kürtlerin temsilcisi kabul edilebilir?

Elbette hayat bu, siyaset bu!.. HDP ile ittifak içindeki muhalefet bir gün AKP’yi devirebilir. İstanbul seçimi bunun provasıydı. Aynı şey değil tabii, ama bu “başarı” bir gün ülke çapında da gösterilebilir. Belki 2021’de, belki 2025’de… Mümkündür. Benim tezime göre HDP ile ittifak, genel olarak soldaki HDP seviciliği 18 yıllık AKP iktidarının başat nedenidir, gidişini ertelemeye devam edecektir.

Ama bir gün başardılar diyelim. Halkın kafasındaki endişeli soru şudur? Acaba gelen gideni aratır mı? AKP’nin gitmesini ve gelenin gideni aratmamasını şahsen isterim. Ancak bunu düşük olasılık olarak görüyorum. Bu ittifakla hem AKP’nin gitmesi gecikiyor hem de gelenin gideni aratması ihtimali kuvvetleniyor. “Millet Cephesi” tabanından tepesine ülke için, halk için, insani değerler için güven vermiyor…

Yüzlercesine muhatap olduğum için artık çok alıştığım çarpıtmalara karşı son bir şey söyleyeyim şimdiden: Kürt düşmanı değilim, Kürtleri sizden çok seviyorum. “Sevgi” öyle soyut bir kavram değildir. Sizlerden daha fazla sevdiğimi, şu somut gerçekten çıkarıyorum: Kürt yurttaşların ve sınır ötesindeki Kürtlerin yaşam haklarını, sağlık, refah haklarını, kültürel haklarını sizlerden çok daha fazla düşünüyor, öyle hareket ediyorum. Bu cevabım bilumum HDP’cileredir.

Ayrıca HDP’ye de Kürt olduğu için ya da o harfleri sevmediğim için karşı değilim. Çok belirttim, bir kez daha belirteyim. Ne zaman HDP, PKK’nın askerlik şubesi  olmaktan, riyakarlıktan vazgeçer, PKK’ya karşı ciddi bir tavır alırsa… İlk seçimde jest olsun diye oyum onlaradır. Ama bu savaş ağalarının sevgi çiçeği kılığında dolaşması, CHP yönetimindeki uzantılarının onları barış böceği gibi göstermesi… Öldürdükleri on binlerce masumun anısına hakarettir.      

Örgüt içinde binlerce genci infaz etmişler. HDP’de aksi ses çıkaran yüzlerce insanı yok etmişler. Ve “iyi insan” olarak bildiğimiz arkadaşlarımız, dostlarımız, koskaca bir “sol” camia bunları “demokrasi” gücü olarak bağrına basıyor. Ne kadar sağlam sinirlerimiz varmış ki, bu yalan kuşatması altında çıldırmıyoruz. Ya da çıldırdık, çoğunuzun alkışladığı bu tiyatro bize bir terör performansı gibi geliyor. Sıraları dolduran kokonalar, kart beyefendiler size barış güvercini gibi, bize leş yemekle meşgul akbabalar gibi görünüyor. Kötü benzetme oldu, akbabalar yine de sevimlidir, hayvanlar doymak için öldürür, hırs için değil.       

AKP’den çoğu haklı olan gerekçelerle nefret eden milyonlar. Etkili bir muhalefete cesaretleri yok. Sistemin ve AKP’nin verdiği nimetlerden vazgeçecek özverileri de yok, aksine daha fazlasını istiyorlar. O zaman ne yapıyorlar? Onlara kurtuluş vaad eden yılanlara, çıyanlara sarılıyorlar. O yılanlar, çıyanlar onları her gün zehirlediği halde, o zehrin sarhoş ettiği kafalarla, bu zehirleri bade biliyorlar.   

Bir yayın organında elbette pek çok kaynaktan pek çok haber verilebilir. Farklı fikirler de sunulabilir. Ne var ki aynı bildik sözde sol nakaratlar 376 adet ulusal yayından yinelenip dururken bir 377. olmak için onca çaba göstermeyi pek anlamlı bulmuyorum. Ayrıca eğer bu yayın bir partiye hizmet edecekse, okurlarının o partinin hiç değilse önemli konular üstüne görüşlerini bilmesi gerek diye naçizane düşünmekteyim.     

Kaan Arslanoğlu


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • Mahir Bilgen

    Mahir Bilgen 02.02.2020

    Yani şurada 2.3 milyonu tamamlamak için Dersim'deki Kürtleri Türk yaptınız. Bu gidişle "Kürtlük yoktur icat edilmiştir" yoluna giriyorsunuz. Defalarca başarısızlığı kanıtlanmış bir yoldur bu yol. Türk olduklarına ikna edememişler zamanında, bir başkası Kürt olduklarına ikna etmiş. Peki ne yapacağız? "HDP'ye oy vermeyin çünkü siz Türk'sünüz" mü diyeceğiz? PKK'yı besleyen, bu insanları çaresizliğe iten yoldur bu yol. "Kürt değilsin aslında" derseniz, mikromilliyetçiliğe/ faşistliğe yönelirler.

  • Ahmet Yılmaz

    Ahmet Yılmaz 02.02.2020

    Irkçı faşistin allahı bunlar.. pkk-hdp tayfası.. Onun peşindeki çakma solcular.. ne zaman sıkışsalar "ama bu ırkçılık" diye feryat figan.. Katliamlarla bölgede hakimiyet kur, Kürt soykırımı yap, Dersimlilerden binlerce öldür.. şimdi diyor ki hanımlar beyler.. Onlar birileri Kürtüz diyorsa Kürttür. Oldu, gözlerim doldu.. Naziler her yanı işgal etseydi hepimiz Alman mı olacaktık?

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 02.02.2020

    Ne okuduğunuzu anlayamıyorum sayın Bilgen, bu yazı ve yorumlardan. Genetik de nereden çıktı? Hani çok biliyordunuz sosyolojiyi? Dil diyorum, kültür diyorum, onlardan sonra da bir parça da din-mezhep diyorum. Bunlar bir ulus veya etnisitenin ayırıcı karakterleridir. Dersimlilerin önemli bir kısmı Kürt olduğunu kabul etmiyor, çoğunluğu ise Kürtüz diyor, diyelim. Şimdi işgal etsek Yunanistan'ı, orada Yunan kültürüyle yaşayanların, Yunanca konuşup, Ortodoks dininden olanları kandırıp siz Türksünüz desek, onlar da kabul etse Türk mü olacaklar? PKK Dersimlileri öldüre öldüre siyasi hakimiyetini kurdu bu grup içinde, şimdi onlar Kürtüz diyorlar. Meşru mudur? Hani TC yapınca kıyamet koparıyorlar. Oysa pek çok Dersimli hala Kürtlerden tamamen farklı olduklarını biliyor ve söylüyor.

  • Mahir Bilgen

    Mahir Bilgen 02.02.2020

    Genetik üzerinden ispata geçtiniz yanlış anlamadıysam. Gerçek Dersimliler, gerçek Kürtler gibi kavramlara sığınmak ırkçılıktan kaynaklanmıyorsa, tuhaftır. Kendisini Kürt olarak tanımlayana Kürt denir. Genlerine bakılmaz. Politik veya başka nedenlerle kandırılmış diyebilirsiniz. Ne olursa olsun kendisine Kürt diyene "sen Kürt değilsin, geninde yok" demenin bir anlamı, faydası yoktur. Bu "gerçeği" kabul etmeyenlere ne yapmayı düşünüyorsunuz?

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 02.02.2020

    Siz herhangi bir şey ispat ediyor musunuz sayın Bilgen, benden ispat istiyorsunuz.. Totoloji şu: Yığınlarla çakma solcu, beyaz Türk, liberal, yetmez ama evetçi, CHP'li (açık açık propaganda yaparak) HDP'ye oy veriyor.. Sonra da HDP şu kadar oy aldı, o yüzden Kürtleri temsil ediyor diyor.. Buna kargalar gülüyor ama yetişkin sözde bilimciler, sosyologlar, siyasetçiler kendi yalanlarına kendileri inanıp, bunun üstünden siyaset dokuyorlar. Bakın sosyoloji şunu da söyleyebiliyor mu o zaman. HDP oy tabanının önemli bir kesimini oluşturan Dersimliler de Kürt değil aslında. Gerçek Dersimliler, kendi dillerini, kültürlerini, dinlerini bilenler bunu açık görüyor ve söylüyor, ama çoğunluk bunu bile söyleyemiyor, kandırılmışlıktan ya da korkudan. Bu Kürt temsili meselesine özgür ve bilimsel bir ortamda girsek, diyeceğiniz bir şey kalmaz. Ama mugalata üstünden şimdi sizlerin borusu ötüyor sayın Bilgen..

  • Mahir Bilgen

    Mahir Bilgen 02.02.2020

    Yani 2018'de HDP'ye verilen oyların 2.3 milyonunu Kürt olmayan seçmenler verdi diyorsanız, bunu ispat etmeniz lazım. İnanması zor...

  • Ümit

    Ümit 02.02.2020

    Yetmez ama evetçi beyaz türk tayfanın alayı artık hdp'ye oy atıyor. En az 300-400 bin de oradan düşün.

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 02.02.2020

    Ben son 7-8 seçimin ortalamasına göre konuşuyorum, siz ise kendi seçtiğiniz örneğe göre. Ayrıca yüzde 14 de yanlıştır. Rakam daha fazla. Kendini Kürt kökenli gören ama bu bölücüler yüzünden "Kürtüm" demeyen bir yüzde beş daha ekleyeceksiniz. Ayrıca 2018 seçimlerinde hdp içindeki chp oyları bir milyondan fazla. Chp'lilerin "her evden bir oy da hdp'ye" diye propaganda yaptığı bir ortamda her hdp oyunu onlara yazamazsınız..

  • Mahir Bilgen

    Mahir Bilgen 02.02.2020

    2018 seçimlerinde HDP toplam 5.866.309 (%11,7) oy almış. Konda'nın 2018 verilerine göre Türkiye'de Kürt nüfusu toplam nüfusun %14'ünü oluşturuyor. Bu oylardan 500 bin çıkarsak bile Kürt nüfusunun %50'sini aşmıyor mu, yoksa ben mi saymayı bilmiyorum?

  • Ümit

    Ümit 02.02.2020

    Seçim sonuçları diyor Kaan bey. Bundan iyi istatistik mi olur. Seçim sonuçları HDP cinayet örgütünün Kürtleri temsil etmediğini gösteriyor. Mahir bey..

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 02.02.2020

    Sayın İlker Durgun'un yorumunun bu yazıyla hiç bir ilgisi yok. Sanırım yazıları karıştırdı. Bu yazıda Stalinist yok, sosyalizm komünizm bahsi geçmiyor.. Eleştirilenler de sosyal demokrat değil. Türk işi yarı-faşist, yarı neo-liberal bir muhalefetten, onun tıynetsiz liderlerinden, tam da onlara uygun bir tabandan bahsediyoruz. Muhalefet yapıyoruz diye kafa şişiren, gerçek hayatta ise akp ile ortak malı götüren bir güruhtan.. Saygılar..

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 02.02.2020

    "Bana öyle geldi yöntemi" tam da hdp'ci üfürük akıllı, bilimsellik denince bilgiçlik zanneden yurdum okumuşunun yöntemi olabilir sayın Bilgen.. Sosyolojideki "mülakat" yönteminden ise mülakatı yapan ancak kendi önyargılarını okuyabilir. Bunlar tayyareden bilimsellikler sayın Bilgen.. Bilimi bilgiçlik haline sokan ve de gerçekten koparan yaklaşımlar. Zaten öyle olmass bu derece önemli bir bilim dalı olan sosyoloji en ufak bir işe yarardı. Üstelik hiç merak etmeyin siz ve bilumum arkadaşlarınızın görüştüğünün toplamı kadar Kürtle iletişim kurmuşumdur. Siz ise kendi görüşmelerinizden Pkk-hdp nin bir Kürt katliamcısı olduğunu çıkarmamışsanız, bundan sonraki görüşmeleriniz de bir işe yaramaz. Saygılar..

  • İlker Durgun

    İlker Durgun 02.02.2020

    Komünistler, Stalin yüzünden sosyal demokratlara saldırmaya başladığından beri sol bir türlü aydınlık yüzü görememiştir. Lenin gibi bazen gerileyip bazen ilerlemeyi bilmeden başarı kazanılamaz. Sürekli ileri gitmek frensiz duvara toslayıp parçalara bölünmeyi getirmiştir. Bazen birşey yapmadan beklemek, bazen size yakınlaşma ihtimali olana yaklaşmak gerekir. Yoksa en son Hitler'in bir versiyonu olup sosyalizmi dünyadan silmeyi daha etkili biçimde başaran Stalin'in durumuna düşersiniz.

  • Mahir Bilgen

    Mahir Bilgen 02.02.2020

    Sosyolojide katılımlı gözlem ve mülakat da araştırma yöntemleridir. Sizin alanınız değil, farkındayım. Anketi mi, diğer araştırma yöntemleri mi kullandınız. Yoksa "bana öyle geliyor, hissediyorum" yöntemini mi tercih ediyorsunuz.

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 01.02.2020

    Çelişik şeyler söylemişsiniz değerli Mahir Bilgen, elinizde istatistik var mı, doğru soru, bölgeye gidip Kürtlerle konuştunuz mu? yanlış soru... Bölgeye gidip hangi kesimden, kaç bin Kürtle konuşmam gerek :) :) Ben istatistikçi miyim? Kaldı ki onlar da yanılıyor. Kürtlerden yüzde elli alamaz iddiam çok basit bir şeye dayanıyor. Seçim sonuçları ve aşağı yukarı Türkiye'de kaç Kürt olduğunu bilmek. Birçok seçimde AKP Kürtlerden HDP'ye göre fazla oy alıyor. Güney-Doğu, Doğu Anadolu seçim sonuçları ortada. Kürtler bir o kadar da Batı'da yaşıyor. Oralarda aldıklrı oy ortada. CHP'lilerden, liberal ve sözde sol kesimden aldıkları 500 bin kadar oyu çıkarın.. Geriye yüzde elliyi zor bulan, bazı seçimlerde bulmayan bir oran kalır.. :)

  • Mahir Bilgen

    Mahir Bilgen 01.02.2020

    Kürtlerin HDP'ye verdiği destek aslında %50'den az mı diyorsunuz? O bölgeye gidip hakla oturup konuştunuz mu, anket sonuçlarınız mı, yoksa tahmininiz mi bu yönde? Bilimsel yöntemle elde edilmiş bir sonuca benzemiyor...

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.