Futbolda Türkiye İttifakı

Futbolda Türkiye İttifakı

Kimse YSK’ya güvenmiyor.. AKP kendi kurduğu kurumlara dahi sırtını güvenle yaslayamıyor. Adil tek bir çevre, yapı kalmamış. İşte böyle bir ortamda şampiyonu bile kutlayamıyoruz. Birçok başka takım taraftarı hak edilmiş şampiyonlukları kutlamaktan zevk alır. Hem de içtenlikle. Artık hiçbir şeyin hak edilip edilmediğini bilmiyoruz. YSK hiç değilse seçimden seçime ortaya çıkıyor. Futbolun YSK’sı TFF ve MHK ise devamlı “tam kanunsuzluk” içinde. Hakemler sporcuya benzemiyor, seçim hakimlerine benziyor.      

Seçim ülke kaderiyle ilgili, sen ise futbol gibi bir eğlenceden bahsediyorsun, diyenlerinizi duyar gibiyim. Pardon? Belediye seçimleri nasıl “ülke kaderi” gibi gösterildi o zaman? Üstelik on milyonlara afyonlayan, siyaset kadar siyasi bir alandan bahsediyoruz. Futboldan. Ülkenin en büyük ekonomik sektörlerinden birinden, en çok tüketilen “meta”sından…

Ve de üstelik bir sorunda adalet duygusu olmayan, aklı düzgün çalışmayanın öteki sorunlarda aklının düzgün çalışması çok zordur. Yok canım, ne alaka, diyeceksiniz yine. Oysa sizin kanınızı on yıllardır hayat yanlışlıyor, bu dediğimi ise hayat kanıtlıyor.

On yıllar önce GS bir şampiyonluğu puan değil gol farkı ile kazanmıştı, son maçı 8-0 bitirerek. Onlar çok sevinmişti, bizse müthiş öfkelenmiştik, öteki takım taraftarları ise katıla katıla gülmüştü rezalete! Siyasi yazılarını beğeniyle okuduğum, saygı duyduğum bir köşe yazarına sormuştum: “Bir GS’li olarak neden tepki göstermiyorsunuz?” O da mealen “Futbolda böyle sonuçlar normaldir, şike anlamına gelmez” diye cevap vermişti. En iyilerimizden birinin yaklaşımı buydu, o zamandan bu yana bir şeyler düzelmedi, daha da kötüleşti. Şimdiki iktidar da bu çürümenin üstüne geldi zaten. Hatta bazıları bir dönem yaptıkları şikeleri açıkça itiraf ettiler. “Ben olmasam şu maçları zor alırdınız” diyen ne yöneticiler gördük. Hakem müessesi her zaman takım formalıydı. Fakat hemen herkesin şikeyi kabul ettiği bu ülkede şikeden hiç kimse ceza almadı.

Her sezon bir film çekiliyor. Baş rol oyuncuları belli, başrol oyuncularının fanları belli. Her sene bunlardan biri ödül alacak. Altın Düdük Ödülü. Onun taraftarları sevinecek. Öbürleri üzülüp seneye .. diyecek… Karakter oyuncularından biri nadiren ödülü alır. Alır mı almaz mı, o da başka heyecan. Figüranlara hiç pay düşmez. Onların bile taraftarları vardır. Anlaşılır gibi değil.  

FİKRET ORMAN ve ŞENOL GÜNEŞ BİZİ İYİ UYUTTU, GÜZEL KANDIRDI..

Türkiye İttifakı futbolda gayet güzel yürüyor. Her yerde yürüyor. İnşaatta, medyada, dizilerde, tıpta, sağlıkta, edebiyatta, eğlencede, üretim ve tüketimde, belediyelerde… İktidarı paylaşıyor, daha doğrusu “belli bir mücadele” sonucu kaptığımıza kuruluyor, pastayı AKP ile birlikte yiyoruz.

Türkiye İttifakı’nın en DOMBRA örneğini geçen yılki FB-BJK Kupa Yarı-finali sonrasında yaşamıştık. Olaylar ve darplar sonucu hakemin tatil ettiği maçın kurallara ve hukuka göre 3-0 BJK’nın lehine kayda geçmesi beklenirken… Maalesef yine seçim ortamındaydı ülke. Her yıl Tayyip beyi yeniden seçmek çok güzel bir memleket geleneğidir, biliyorsunuz. Birden bire Tayyip bey: Burada bir şeyler oldu.. Ne oldu bilmiyoruz.. Ama muhakkak bir şeyler oldu.. gibisinden sözler etti… Ardından “FETO kumpas kurdu” vaveylaları… CHP başta tüm muhalefetin bugünkü gibi sinsi, suskun tavrı. Hani malum çevrelerin CHP’ye destek mesajlarına boş boş bakıyorlar ya! Muhalif medyamızın alayının Tayyip beyin demecini destekler yönde yayınları.. Eee, tabii Fener seçmeni BJK seçmeninden 7-8 milyon fazla. Birden bire maçın tekrarına karar verildi. Türkiye’de insanlık seçim hesabına endekslidir. Adam gibi bir UEFA-FIFA olsaydı bizi ossaat defedip atardı tüm uluslararası karşılaşmalardan. Ve fakat onların yöneticileri de haklarında açılmış hırsızlık soruşturmalarıyla meşgul bulunduklarından, olay öylece geçiştirildi.

Ve de seyircinin, Çarşı’nın, üyelerin büyük çoğunluğunun baskısıyla Fikret Orman çok cesur bir karar aldı ve maça çıkmadı. Bu açıkça RTE’ye kafa tutma anlamına geliyordu ve çok değerli bir direnişti. Başka takımlardan, hatta bir bölük Fenerliden bile büyük takdir toplayan bu dik duruş Türkiye İttifakı’nın en çok hangi kanadını üzdü biliyor musunuz: Muhalif kanadını.

O günlerde demiştim ki: Artık BJK’yı birkaç yıl şampiyon yapmazlar! Fakat şu da var ki.. sizde de öyle mi bilmiyorum.. Çevremdeki herkes siyaseti ve futbolu benden iyi biliyor. Öyle şanslı bir insanım işte. O yüzden fanatik BJK’lı yakınlarım bile dinlemediler beni? “Ooo.. yok canım, olur mu öyle şey” gibi bilimsel beyanlarda bulundular. Ülke olarak bir şansımız da şu: Hemen her kişi her konuda bilgi deryası. Katiyen dışardan bilgi alacak boşlukları yok, aksine etrafa bilgi ve fikir vuruyorlar. Sadece bu bile coşup umutlanmak için yeter!   

Fakat ertesi sezon (yani bu sezon) başı gördük ki Fikret Orman ve Şenol Güneş durumun gayet farkında. Nereden anlamıştım bunu?

Çünkü geçen sezonu başarısızlıkla kapayan takımdan birkaç en iyi oyuncu gönderilmiş, yerlerine vasat adamlar alınmıştı. Takım şah iken şahbaz olmuştu. Orman ve Şenol zaten kazanamayacakları yarışa büyük yatırım yapmak istememişlerdi. (Takım değeri 112 milyon Avrodan 73 milyona düşmüştü.)

Kötü bir ilk yarı dönemi, Avrupa’nın 2. ve 3. sınıf takımlarına yenilmeler, sonrasında da UEFA’dan elenmeyle naylon bone düşmüş, kel iyice görünmüştü. Ta ki bundan sonra, iyice artan tepkiler, rakiplerin de bir nane olmadığının görülmesiyle… birkaç transfer hamlesi yapıldı.

Bu hamlelerle zaten berbat düzeyde bulunan ultra aslan süper ligimizde bir de baktık ki BJK yeniden şampiyonluk potasına girmiş. O dakika Bülent Yıldırım hamlesiyle iş bitirildi.

Ama gerek haklı başarılarından ötürü takdir ettiğimiz, gerek insanlığını beğendiğimiz… Gerekse o olaylı maçta darp edildiği halde bir de aşağılamalara maruz kaldığında arkasında durduğumuz Şenol hocamız.. bu sezonki demeçleriyle, tutumuyla bende samimiyet kategorisinde hiç de iyi puanlar almadı.

BAŞAKŞEHİR’in HAKKI GÖZ GÖRE GÖRE YENİYOR

Gönlümün şampiyonu Başakşehir. Son iki sezonun bence en iyi teknik direktörü Abdullah Avcı… Bu yıl da seçime kurban gittiler…

Hani ne oldu İzmir Marşı Atatürkçüleri? Başakşehir her öne geçtiğinde “Tayyip Başakşehir’i şampiyon yapacak” diye küfrü basmalar… Siz öne geçince “kanırta kanırta.. Tayyib’e rağmen” öyle mi..

Yazının başında dedim ya.. Bu ülkenin çivisi çıkmış.. Vicdan, adalet duygusu kalmamış.. Ne iktidarda ne muhalefette.. Kazanırken “Bravo YSK.. Bravo MHK…” Kaybedersen küfrün hazır.

Kimmiş AKP’nin takımı? AKP döneminde kimler şampiyon olduysa BJK dahil hepsi AKP takımı… En çok GS… Fenerbahçe.. Başakşehir’den önce, asıl bizim takımlarımız AKP takımı.

Başakşehir’in medya desteği yok… En büyük motivasyon kaynağı taraftar desteği yok… Tribün desteği de yok.. Sporun içinde bulunmayanlar, bunlar ne kadar ciddi olumsuz etkendir, bilemezler. Ama siz hani futbolu herkesten iyi biliyordunuz!

Şenol Güneş – Abdullah Avcı Karşılaştırması..

Fatih Terim çok iyi bir teknik adam değil belki ama, iyi. Mevcutların içinde hala en iyisi gibi. Bu sistem içinde tabii. Kitabımda uzun yer ayırmıştım bu bahse. Onu bir tek Abdullah Avcı zorlayabilir. Sergen Yalçın’ın da zorlamasını dilerim.

Şenol Güneş “çok iyi” değil, ama iyi bir teknik direktör. Ülkenin en iyilerinden biri. Başarıları ortada. Ama son iki sezon hayal kırıklığı yarattı. Geçen sezonun ilk yarısındaki Avrupa başarılarını da unutmuyoruz tabii.

Ancak ligde iki sezondur Başakşehir’e geçiliyor. Başakşehir’e özellikle ligin ilk yarısında rakipler çok motive çıkmıyor. Bu doğru. BJK aleyhine biraz daha fazla  hakem hatası yapılıyor başlarda.. O da doğru. Ama Başakşehir’in medyası yok, taraftar, tribün desteği yok..

Takım değerlerine bakıyoruz: Bu yıl 93.50 milyon Avro ile GS başta. FB: 90.13 milyon, BJK: 73.85 milyon, Başakşehir: 52.85, Trabzon: 41.95

Geçen yıl BJK: 112.6 milyon, Başakşehir: 80.85 milyondu.

Bu rakamlara göre Şenol Hoca bu yıl için GS’ye kafa tutar, FB’yi çok geride bırakırken başarılı görünüyor ama; iki sezondur gerisine düştüğü Başakşehir’in takım değeriyle kıyaslandığında başarısızdır.

Beşiktaş’ın UEFA’da elendiği Malmö’nün değeri ne biliyor musunuz: 17.6 milyon Avro. 73.85 milyonluk Beşiktaş daha önce de 20 milyon Avroluk Linz’e yenildi.

Avrupa rakamlarına bakılırsa Abdullah Avcı’nın dış karnesi de çok kötü.

Böylece bir acı gerçeği görüyoruz… Bu yöneticiler, komisyoncular, futbolcular.. bu paraları hak etmiyorlar.. Ülke ve halk olarak: So-yu-lu-yo-ruz… 

Kaan Arslanoğlu

NOT: Bu yazıyı son GS-Başakşehir maçından iki gün önce yazmıştım. Sonuç baştan belliydi. :)


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 21.05.2019

    HEPİMİZ AKP'liyiz! Dünyanın en sosyal-idiyokratik ülkesinde yaşıyoruz. Bir büyük kulüp şampiyon oluyor... Yönetimi AKP ile sarmaş dolaş.. Hele birkaç yöneticisi var ki, örneğin Albayrak... AKP'den daha AKP'li... Bir teknik direktörü var kiii... 10 kaplan gücünde AKP üstü AKP'li.. Milyonlarca taraftarı AKP'ye oy atıyor... Takım son haftalarda iktidar desteğiyle şahlanıyor... Tüm AKP karşıtları bu takım şampiyon oldu, AKP'yi nasıl bozduk... diye sevinçten havaya uçuyor... İpin koptuğu, tam sıyırmaya doğru gidiyoruz. Belki gerçekten bundan sonrası daha eğlenceli olacak.

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 20.05.2019

    DEVAM: BJK RTE’ye kafa tutup maça çıkmadığında adeta karalar bağlamışlardır. Çünkü tutturdukları güzel düzeni bozan bir kargaşaydı onlar açısından. İşin gerçeği: Futbol büyük bir ekonomik sektör, muazzam narkotik bir eğlence, ucuz kimlik yaratma sektörüdür. Birçok alanda olduğu gibi AKP ile muhalefet ortak çalışmakta, ortak nemalanmaktadır. “Sol” yapılar, her alanda olduğu gibi sisteme karşı mücadeleyi unutmuş, oradan buradan nasiplenmeye çalışmaktadır.

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 20.05.2019

    “SOL” MEDYA FUTBOLDA SAĞ MEDYADAN DA SAĞCI.. soL.org, Cumhuriyet, odaTV, Aydınlık, Birgün... Hiç şike dosyası açtıklarını gördünüz mü? Büyük medyada, sağ medyada bile şike haberleri yapılır, sol mahallede yasaktır, tabudur. Şikeciliğe her dönem arka çıkmışlardır. Yandaş medyada bile futbolda dönen dolaplardan, ligdeki kirli işlerden her gün bahsedilir. Sol medya hiç girmez böyle işlere. Sol medyanın kulüp yöneticilerinin sermaye-iş ilişkilerini, iktidarla bağlarını haber yaptığını ne zaman okudunuz en son? Bir tek Başakşehir’i dolamışlar dillerine, hepsi o. Sol medyanın muhalefet adına tek ilgilendiği şey, tribünlerdeki İzmir Marşı, iktidar aleyhine sloganlar, birtakım içi boş tepkilerdir. Buradan muazzam bir direniş ve solculuk efsanesi çıkarmaya çalışırlar. Tüm ölçüt buysa, sol basının en çok Beşiktaş’ı desteklemesi gerekirdi, öyle değil mi? Hayır! Sol basın tıpkı merkez sağ basın gibi taraftar sayısını baz alır. En çok Fenerli, sonra GS’li, az biraz BJK’lıdır. DEVAM +++

  • Nedim Pala

    Nedim Pala 20.05.2019

    bence .. K.A. ; taktiksel, hesaplı bir yol izliyor ! / bööle.. futbol muhabbeti, üç büyük- oligarşik takımlar, chdpkk.. günümüz insan yanılsaması, aydın entel eleştirileri, sanat edebiyattaki vasatlık trişkadan yazarlık.. gibi metanetli konulara, bizim gibi okumuş, aydın, entel kesimlerin en hassas noktalarına; parmağını sokarak, içi suyla dolu şişmiş balonlara iğnenin ucuyla dokunarak / hem işe yaramayan, güneşi engelleyen ego balonlarını patlatıyor / hem kurumuş ağaç dallarını kökünden kesip atıyor ! mevcut durumdaki iflâs etmiş, dumura uğramış dokunun tasfiyesini sağlayarak, gereksiz yerleşik hiyerarşileşmiş yapıyı kendi rızasıyla yok ederek.. ilkbahar geldiğinde ağacın çok daha sağlıklı ve yepyeni budak ve dallar vermesini sağlıyor ! bizim bahçede de Mart ayı başında yaptık / aman ha .. çok fazla kesiyonuz, ağaç kuruyacak, bi daha yeşermez .. diyerek çemkirenler, ah vah diyenler oldu ama ?! Mayıstaki yağmur ve güneşle; mevcut ağaçlarımız eskisinden daha gür ve sağlıklı yeşillendi !

  • Ahmet cemal çobandede

    Ahmet cemal çobandede 20.05.2019

    Ayrıca yayıcı kuruluş fb nin küme düşmemesi için aracı oldu/bir kaç maç fb kayrıldı/yayın gelirlerinin çok düşeceği korkusuyla yaptı bunu yayıncı kuruluş/ne diyelim fenerbahçe win win/gs şampiyon-fb liyim ön yargıyla yazmadığımı belirtirim-

  • Ahmet cemal çobandede

    Ahmet cemal çobandede 20.05.2019

    Lig başakşehir şampiyon olarak dizayn ediliyordu ama ne olduysa birden ibre gs lehine çevrildi/bir kaç maç gs göz göre göre kayrıldı/bunda kaan beyin iddia ettiği seçim teorisi etkili olabilir/gs fanatiği ve akp ye oy veren iki arkadaşım başakşehir şampiyon olursa belediye seçiminde akp ye oy vermeyeceklerini ifade ettiler ve ciddiydiler/istanbul dükalığı için başakşehir muhtarlığı ıskalananilir bence de/sonuçta ikinci olmanında getirisi var

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 20.05.2019

    Degerli fahri kumrul dost.. kaç kez tekrarlayayım bilmem. Bu dediklerim futbol içi rekabetle ilgili haksızlıklar ve bu tartışmada da görüldügü uzere bizim mahalledeki adalet duygusu eksikliği ile ilgili değişlerdir. Sol org mu dediniz. Bu sözde sol yayın organlarının alayının yatacak yeri yok. Bunlar değil mi şikecileri destekleyen. Bunlar değilmi feto dostu natoculardan feto mağduru direnişçi çıkaran. Tayyip beyin emriyle maç tekrarlanırken nerede kalmıştı sol orgun odatv nin muhalifliği. Bunların alayı şike destekçisidir. Taraftarı oldukları takımlar da akp ile ballı borek yaşayan holdinglerin elinde...

  • FAHRİ kUMBUL

    FAHRİ kUMBUL 20.05.2019

    Hocam doğru diyorsunuz da bu "Başakşehir'den "Mağdur" çıkmaz. Bilmem referansa değer verir misiniz; solorg'ta şöyle diyor: "Başakşehir’in sponsorları: Deco-Vita, Medipol, 3. İstanbul, THY, Doğa, Ziraat Katılım, İntercity, Macron, Fakir, İntermega Güvenlik, Kalyon, Sırma, Turex, Nef, Vodafone, Sunny, Kiğılı, Denizbank, Burger King, Halkekmek, İGDAŞ,.

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 20.05.2019

    Hak, adalet, gerçeğe sadakat duygusu... Bu en temel değerler açısından AKP ve CHP taraftarlarının önemli bir farkı yoktur. Ortalamaları üç aşağı beş yukarı aynıdır. HATTA İnsan BU YAZARLARI VE OKURLARI DA BU ORTALAMANIN ÜSTÜNDE DEĞİLDİR. Çok daha yüzeysel değerler üstünden TARAF TUTMA İÇGÜDÜSÜYLE farklılaşıyoruz. Tüm siyasi kavga aslında FENERBAHÇE-GALATASARAY ÇEKİŞMESİNDEN NİTELİK OLARAK PEK FAZLA ÜSTÜN DEĞİLDİR.

  • editör

    editör 20.05.2019

    Ad yine yok .. fekat.. özür var.. o da bir jest.. :)

  • 20.05.2019

    Özür, özür; adımı yazmayı bazen ıskalıyorum. Hocam siz ev sahibisiniz, biz konuk; konukluğa kabul edildiysek arada bir laf etmeye hakkımız var. (Bakın haktan söz ediyoruz:)) Canınızı sıktıysak; kalkar gideriz; yatıya gelmedik. Bakın konu futbol olunca; düzeyim düştü. Şakanıza şaka yapayım dedim, ama oldu mu bilmem. Gerçekten saygı ve sevgiler.

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 20.05.2019

    Adsız arkadaşım, zaten hangi haksızlıktan söz etsek.. Biri çıkar.. o haksızlık en son sırada yer alır.. der. Konu futbol: Siz yazın en önce gelen haksızlıkları, biz eleştirelim.. Yahu bir ağız tadıyla.. O SENİN DEDİĞİN EN SON HAKSIZLIK.. ASIL ŞU HAKSIZLIK .. diyemeyecek miyim ben.. :) :) :)

  • 20.05.2019

    Futbolun yansımalarını bir optik aygıt gibi alıp bir düzlem üzerine gerçekte olduğu gibi yansıtmak olası değil. Tarafsız değerlendirme yapmak çok zor. Ben Metin Oktay'dan ötürü GS'liyim. Fazla ilgiden bazen utanır; birkaç yıl uzak kalırım; yaşamımdaki asıl gaileler izin verdiği ölçüde tekrar ilgilenirim. Gerçekten eğlenceli bir alan, insan tam kopamıyor. O kadar çok hakkı yenen var ki şu dünyada, savunulacak. Dediğim gibi Başakşehir bana göre son sıralarda kalır. Tekrar saygılar, sevgiler.

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 20.05.2019

    DEVAM: Zaten bu maç formalite olacaktı. Rakip sahada dayak yiye yiye ve desteğin kime olduğunu bile bile o sahaya çıkın bakalım siz. Futbolun da bir psikolojisi var. Rakipten çok üstün olacaksınız ki.. federasyonun ve hakemlerin desteklediği bir takımı 50 bin seyircisi önünde yeneceksiniz. Dediğim gibi onlar da kurbanlık koyun gibi çıktılar sahaya ve yenildiler. Eğer bu formalite maçı olsaydı.. Bu kez GS tarafı aynı duruma düşer ve yenilirdi. Dedim ya.. ben bu yazıyı maçtan çok önce yazdım. Sonucu biliyordum. Başakşehir atsa dahi "bir şeyler olur" yine olmazdı. bunu yüzlerce çaçta gördük, yaşadık. FEDERASYON İSTEMİYORSA BİR TAKIM ŞAMPİYON OLAMAZ... Federasyonun arkasında da iktidar vardır. Ha bir de: 23 Haziran seçimi olmasa tablo tamamen farklı olabilirdi.. Benden de saygılar sevgiler..

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 20.05.2019

    Değerli Fahri Kumbul, benim bir hayalim var. Boktan bir hayal.. Hiç gerçekleşmeyecek bir hayal.. Ben bir şey yazmadan önce epeyce araştırıyorum. Sonra yazıyorum. İstiyorum ki okurlar bu yazdıklarımın üstüne de birçok bilgi ve fikir katsınlar. Oysa bir bakıyorum.. Araştırması, bana öğretmesi gerekenler bana sorular sorular soruyor, araştırmaya dayanmayan hali hazır, herkesin bildiği (aslında bir şey bilmediği) şeylerle itiraz ediyor. Ne yapalım, kader :) Cevaplayım: Başakşehir'in önceki adı İBB idi. Yani belediye takımıydı. Başakşehir de öteki kulüpler ve belediye takımları gibi sistemin ve iktidarın takımı. Fakat bu kirli sistem içinde karşılaştırma yapıyoruz. A. Avcı'yı on yıldır takip ediyorum. Rakiplerinin üçte biri dörtte biri bütçelerle rakiplerine üstünlük kurdu birçok dönem. Mesela Beşiktaş'a yakın zamana kadar üstündü maç skorlarında. Gol atsaydı diyorsunuz. Vallahi çok basit yaklaşım. GS'ye önceki üç maç büyük kayırma yapılmasaydı.... Devam..

  • fahri kumbul

    fahri kumbul 20.05.2019

    Her şey gibi futbolun da (hatta en önlerde) kirli olduğunu sanıyorum. Kulüpler arasında çok fark yok. Belki büyüklerden en az kirlisi Beşiktaş’tır. Beş yüz kişilik taraftarı olan Başakşsehir milyonluk değere nasıl sahip olmuş? Başakşehir’in seçime kurban gittiği tezini anlamadım. En iyi çalıştırıcı Abdullah Avcı olduğuna nasıl emin olabiliriz? Başakşehir’in şampiyon olması futbolda en son isteyeceğim şey. GS’nin ikinci golünden sonra uzatmalarla birlikte Başakşehir’in 30 dakikası vardı. Atsaydı golünü, ayağını tutan neydi? Hakem mi; GS’li futbolcular mı, taraftar mı, kim? Saygılar, sevgiler..

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 20.05.2019

    Kendime koyduğum 2 yıllık futbol yasağı da bu şekilde bitmiş oldu. Bu yasak futbolla ilgilenmeme, futbol konuşmama ve futbol yazmamayı kapsıyordu. Yazmama yasağını yalnızca birkaç kez deldim. O da olayın pek fazla siyasileştiği birkaç durumda. Futbol konuşmayı yarıdan fazla azalttım. Futbolla ilgilenmemeye gelince. Toplamda altı aya yakın birkaç dönemde tam başarı elde ettim. Onun dışında tam bir başarı sağlayamadım, sadece ilgi dozunu biraz azalttım. Bundan sonra yasak bitti. Ne yaparım, ne kadar ilgilenirim bilmiyorum. İlgilenmemenin çok hoş yanları, erdemli yanları var, ama bu ülkede, bu ortamda sanırım mümkün değil.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.