Ankara sokak kedilerinde tüberküloz

 Ankara sokak kedilerinde tüberküloz

Değerli editörümüz Nihat Ateş tarihselliğe girince, benim de en sevdiğim yer olduğundan geri durmam olmazdı. Kütüphanemden ilk gözüme çarpanı (1951’de yapılan verem konulu 11’inci Milli Türk Tıp Kongresi’ndeki sunumların yayımlandığı kongre kitabı) aldım, genel okuyucuya hitap edecek konuyu (bir halk sağlığı araştırması) seçtim, yazım ve dizgi yanlışlarına dokunmadan aynen yazdım. Tıp dışı okuyucunun ilgisini çekmeyebilecek tıbbi bilgileri çıkardım. Sonuçta aşağıdaki yazı ortaya çıktı. İçinde sağlığın isimsiz kahramanlarının isimlerini de bulacaksınız. Yaşayanlara selamet, ölenlere rahmet…

Bundan sonra her hafta Naftalin köşesiyle buradayım.

Mehmet Harma

 

Evlerimizde kayıtsız şartsız bütün gıdalarımıza ve gıda artıklarımıza ortak olan, yorgan üstlerinin teklifsiz misafiri, çoluk ve çocuğumuzun canlı oyuncağı ve sevimli arkadaşı bulunan ev kedilerinin tüberkülozun sirayetindeki rolleri, gerek yabancı memleketlerde ve gerekse Türkiyede muhtelif otörler tarafından tetkik edilmiştir. Bu tetkiklerle anlaşılmıştır. ki : Tüberküloz ev kedilerinin bizatihi bir hastalığı değildir. Ancak veremli hasta bulunan evlerde veremlilerin yemek artıklarını ve kraşasını (balgamını M.H.) yemek suretiyle vereme musap olmakta ve ancak böylece basili aldıktan sonra kendisi de bir enfeksiyon menbağı olmaktadır. Gene bu müelliflerin tetkikleri meydana koymuştur ki.. ev kedilerinde tüberküloz nisbeti küçümsenmiyecek kadar çoktur.

Ev kedilerinde tüberkülozun bu fazla yayılışı ve tüberkülozun sirayeti bakımından önemi nazarı dikkatimizi çektiğinden biz de sokak kedilerinde bilhassa hastane, muayenehane ve mezbaha cıvarında yaşıyanlarda tüberkülozun yayılma nisbetini ve bunların ev kedilerile mukayesesini araştırdık. Acaba sokak kedileri de tüberküloza veremli insan ve hayvan yemek artıklarını ve kraşalarını yemek suretiyle mi musap oluyorlar yoksa bunlar da tıpkı sığırlar gibi birinden diğerine geçen bir enfeksiyona mı maruz kalıyorlar.

Veteriner fakültesi Prof. E. Sengir ve asistanı Hüseyin Usman ın yüksek yardımları ile tetkiklerimizi 179 kedi üzerinde yaptık otopsiye sevkettiğimiz bu kedilerden :

39 tanesi Gülhane hastanesi ve civarından.

12 tanesi Çocuk esirgeme kurumu apt. ve verem mücadele dispanseri çevresinden

25 tanesi hal ve civarından

51 tanesi Altındağ ve Yenidoğan mahallelerinden

52 tanesi mezbaha ve Akköprü cihetinden toplattırılmıştır.

Bu suretle hastaneler, muayenehaneler civarındaki ve hayvan mahsullerinin bol bulunabileceği yerlerdeki durumu öğrenmeğe çalıştık.

Bütün bu araştırmalardan şu neticeye vasıl oluyoruz. Parlak tüylü, ve her biri kendi kategorisinde bir ağır siklet şampiyonu olacak kadar besili olan ve halkın az çok büyük müsamahasına mazhar olan bu sokak kedileri tüberkülozun yayılması bakımından pek az önem taşımaktadırlar. Sokak kedileri tüberküloz enfeksiyonuna az maruzdurlar. Ev kedileri ise misafir bulundukları evdeki veremlilerin kraşa ve yemek artığını yemek suretiyle bu enfeksiyonu almakta bu suretle insanların kurbanı olmaktadırlar. Veremi kediyi seven bir enfeksiyon olarak kabul edemeyiz. Sokak kedileri de tüberküloza insan yemek artıkları ve kraşalarını keza Tb. (tüberküloz M.H.) basili hayvan mahsüllerini yemekle musab oluyorlar. Buna mukabil ev kedilerinde Tb. nisbeti sokak kedilerinden ortalama (10) misli fazladır. Şu halde evinde açık tb. bulunan bir evin kedisine daima şüphe ile bakmak lâzımdır. Veremli evlerin misafiri bulunan kediler insanların kurbanıdır. Fakat hastalığın kronik seyretmesi sebebiyle insanlar için de tehlike teşkil edebilirler. Veremli kedi bulunan evlerde insanların ve insan veremi bulunan yerlerde kedilerin daima göz önünde tutulması lâzımdır.

Prof. Dr. Nusret Karasu

Dr. Ragıp Öner

Dr. Faruk Türker

(Cumhurbaşkanının Yüksek Himayesinde ve Başbakanın Onursal Başkanlığında XI. Millî Türk Tıp Kongresi Ankara, Kongre Kitabı, Tan Matbaası, İstanbul, 1951, s. 301-304)


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • Deniz Can

    Deniz Can 18.03.2017

    Sayın Harma dikkatli okumamışım yazıyı, sorum anlamsız olmuş, kusura bakmayın. Saygılar

  • Mehmet Harma

    Mehmet Harma 16.03.2017

    Cumhurbaşkanı CB katılmış ama, Başbakan AM rahatsızlığı nedeniyle katılamamış, telgraf çekmiş (yazayım bulunsun).

  • mehmet harma

    mehmet harma 14.03.2017

    O zamanlar daha omurgalı imiş yöneticiler demek ki. Kitabın hiç bir yerinde, kongre başkanının konuşmasında vs. makamlarına yönelik hitap olsa da CB ve AM'nin adları geçmiyor. Şimdi maça ister.

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 14.03.2017

    Aslı gerçekten öyle mi emin olamadım. 1951'de "Reis-i Cumhur Celal Bayar Hazretleri ve Başvekil Bay Adnan Menderes'in himayelerinde" gibi bi ifadeyi daha fazla beklerdim. Ama bu bile varsa güzel. a.y.a. daha devam etsss

  • Deniz Can

    Deniz Can 14.03.2017

    Hayvanlar üzerinde deney yapıldığını biliyorum ama bu farklı geldi, veteriner hekimlerin yapması gereken bir araştırma değil mi bu?

  • Mehmet Harma

    Mehmet Harma 14.03.2017

    Senin de sıkça kullandığın bu 40'ların 50'lerin türkçesi, süpermarkete yenilmiş kahraman bakkaldır. İfadelerdeki naiflik ise Cumhuriyet'in kuruluşu zamanındaki ülkemiz ve Dünya'da hakim olan fransız ekolünün etkisi nedeniyle. Tıp dili ve literatür çoğunlukla fransızca olduğundan ifadeler de tıpkı susmak bilmeyen Fransızlar gibi, uzun ve ayrıntılı. Daha sonra tıp Anglosakson hakimiyeti altına girince bu naiflik de kaybolmuş. Himaye ve Onursal Başkanlık aydınlatmasını senden dinlemek zevkli olacak, benim bilgim yok doğrusu, saygı-hürmet bilmukabele

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 14.03.2017

    Küçümsenm-i-yecek, yaş-ı-yan... Hastasıyım şu 1970 evveli türkçe yazımın. Bugün bizim kullandığımız bozuk olan zaten. Sağolsunlar, solcumsu dil katilleri sayesinde bu stile mahkum olduk. Bu arada, Cumhurbaşkanının yüksek himayesinde ve Başbakanın onursal başkanlığında ifadesini çok kişi anlamaz sayın hocam. Onun nedenini düşünüp üzüldüm bi an. Gerçi sinagoglarda ve bazan mason localarında o gelenek hala devam ettiriliyo ama... Olsun. Siz isterseniz bu hususta hâlkımızı aydınlatın. a.y.a. bahusus hürmetsss

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.