TATİLDE NEREDEYDİNİZ?

TATİLDE NEREDEYDİNİZ?

Dostumuz Akif Akalın’dan bir yazı sunuyoruz bu kez. Akif eski tip solculuktan kurtulamıyor. “Tatilde Neredeydiniz?” diye sorarak başlıyor. Sana ne? Sözü şuna getirecek: Siz orada burada eğlenirken işçilerin önemli bir bölümü çalışmaya devam ediyordu. Üstelik tatil boyunca birçok işçi “iş cinayetleri”nde hayatını kaybetti, bir bölümü yaralandı, sakat kaldı…

Bu devirde solculuğun özünün tümüyle değiştiğini idrak edemiyor arkadaşımız. Şu anda solculuk AKP’ye karşı mücadeledir. Onu da en iyi yapan HDP’ye taşeron iş olarak verdik. Biz tatideyiz, var mı? Yoksul Kürt çocukları ile yoksul çocuğu asker ve polisler birbirini öldürsün, biz oradan epeyce bir solculuk devşiriyor, oturduğumuz yerden övünüyoruz. Böyle bir solculuğun başarı şansı sıfır, bu şekilde AKP’yi devirme olasılığı sıfır, diyorlar. Olsun, biz solculuğumuzu yapalım da…

Kimimiz de hükümeti anti-emperyalist ve milli sayıyor. Onların da başka şey yapmasına gerek kalmıyor, hükümet bizim yerimize yeterince solculuk yapıyor zaten.

Ah Akif ah! İşçi sınıfı, yoksul duyarlılığı, sistem kavgası ile solculuk kalmadı artık!  

TATİLDE NEREDEYDİNİZ?

Bu yıl yine dört günlük kurban bayramı tatili hafta ortasına geldi ve önüne, arkasına eklenen hafta sonu tatilleriyle, Cumhurbaşkanlığı hükumet sisteminin de bir günlük ilavesiyle, dokuz günlük bir “tatil fırsatı” doğdu.

 

TV ekranlarında, gazete manşetlerinde “herkesin” bu fırsatı değerlendirdiği ve sahillere, tatil merkezlerine koştuğu söylendi. Öyle ki birçok yerde yetkililer, “yerimiz kalmadı, artık gelmeyin” çağrıları yapmaya başladılar. Bazı yerlerde doluluk oranları yüzde 100’ü aşmış... (ne demekse!)

 

Oysa biliyorsunuz “hayatı yaratanlar” için bayram tatili, daha doğrusu “tatil” diye bir şey yoktur. Onlar ekmek parası için bayramda da, hafta sonları da, diğer tatillerde de çalışmak zorundadır ve inşaatlarda, maden ocaklarında, tarlalarda, fabrikalarda çalışmaya devam ederler. Yalnızca çalışmaya mı? Hayır. Yeni işçi cinayetlerinde yaşamlarını yitirmeye de devam ederler.

 

Örneğin Kırşehir Kaman’da 42 yaşındaki Abdullah Arslan, bayram tatilinde çalıştığı madende kaldığı göçük altında yaşamını yitirdi. Diğer iki arkadaşı “şanslıydı”, bir sonraki göçüğe kadar yaşamaya devam edecekler. İstanbul Hadımköy’de patlayan asit kazanı nedeniyle yaşamını yitirmeyen fabrika bekçisi de öyle. O da bir sonraki kazan patlamasına kadar aramızda olacak.

 

18 yaşındaki Ahmet Sino, Mardin Kızıltepe’de bir inşaatın dördüncü katında demir bağlarken düşerek öldü. Suriyeli bir göçmen olan emekçinin cenazesi, bayramda memleketi Serekaniye’ye götürüldü. Ahmet’in bir fotoğrafı var, internetten bulabilirsiniz. Lütfen yüzüne bir bakın. Yeni terlemiş bıyıklarının üzerinden gülen gözlerle sanki bize “iyi bayramlar” diyor. Sana da iyi bayramlar Ahmet…

 

Aksa Elektrik’te çalışan Fatih Polat 38 yaşındaydı. Bayramda, Elazığ Ağın’da, elektrik arızasını gidermek için çıktığı direkte can verdi. Fatih çalışırken bir “iş güvenliği tedbiri” olarak kesilmesi gereken elektrik, ancak Fatih’in direkte asılı kalan cansız bedeni indirilirken kesilebildi. Acaba bu kesinti süresince Aksa Elektrik ne kadar zarar etmiştir? Fatih’in üç çocuğu bayramda babasız kaldı.

 

Mehmet Baber 58 yaşındaydı. “Biyolojik” olarak, değil bayramlarda, iş günlerinde dahi artık çalışılmaması gereken bir yaş. Hatırlayın, daha birkaç yıl öncesine kadar insanlar bu yaşlarında emekli olabiliyor, torunlarıyla zaman geçiriyorlardı. Mehmet ise, belki de tatilciler serinlesinler diye, traktörünün römorkuna yüklediği karpuzları taşırken, şarampole yuvarlanarak yaşama veda etti. 

 

Aktaracağımız son vaka “bilinmeyenlerle” dolu. Hakkari’de de, bir emekçi sulama barajında çalışırken, jeneratör patlaması sonucu yaşamını yitirdi. Haberlerde işçinin adı yok, “bilinmiyor”. Yalnızca Hakkari’de yayınlanan yerel bir gazete, işçinin adını F.D. olarak vermiş. Haberlerde jeneratörün neden patladığının da “bilinmediği” söyleniyor. Bir jeneratör neden patlayabilir ki? Üç harflilerin işi olmasın?

 

Fakat önemi yok, biz her şeyi biliyoruz. Hakkari’de yaşamını yitirenin adı “işçi” ve ölüm nedeni “işçi cinayeti”dir. İsmi F.D. olmuş, T.K. olmuş, A.B. olmuş, bizim için fark etmez. Ölen “bizim sınıftan” biri. Bunu bilmek bize yeter. Gerisi savcının işi.

 

Biliyorum, birçokları için oldukça hoş geçmiş olabilecek uzun bir bayram tatili sonrası böyle bir kasvetli yazı okumak bunaltıcı olabilir. Fakat memleketin gerçeği bu, şarkının dediği gibi "yazsan olmuyor, yazmasan olmaz…"

 

Son gününde bayramınızı kutluyorum.

Akif Akalın

Academia.edu

Sol.org.tr  kaynaklarından alındı…


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • Ahmet cemal çobandede

    Ahmet cemal çobandede 01.09.2018

    Özel hastane sektöründe durum şöyle İlk 5-6 ay işkur üzerinden eleman çalışıyor/ eğer işe yarar bir elemansa asgari ücretten işe başlatıyor/ tazminat vermemek için 1 sene yada biraz daha uzun olabilir işe son veriliyor/ bu sebeple hastanede ha bire personel değişikliği oluyor/ her sene artış gibi bir durumda yok/ örneğin veznede çalışan kız 10 senedir çalışıyor ve halen daha asgari ücret/ üstelik işini çok iyi yapıyor/konjenital hastalığımıza sebep olan hırsızlık gen mutasyonu da yok/patron vazgeçilmez personele iyi ücret veriyo /yoğun bakım hemşiresi mesela/ yada işini iyi yapan ama sesini çıkarana veriyo biraz/doktorlara gelince/ iyi doktora değil para kazandırana iyi ücret verliyor/ böylece doktorlar etik dışına çıkmaya zorlanıyor/ etik dışına çıkmayan doktor kesinlikle iyi kazanamaz/ bu yazdıklarım küçük orta ölçekli hastaneler için/ tatile çıkan personel var ama az/çıkanda aile yardımıyla çıkabiliyor vs vs

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 31.08.2018

    Akif hocam o yorumu ben yazdım. Cep telefonundan yazılınca bazen sürprizler olabiliyor. Jurnalist de defolup gidebilir. Gerçek adını yazamayanlarla işimiz yok.

  • Akif Akalın

    Akif Akalın 31.08.2018

    İsimsiz son yoruma yanıt: Gerçi yorumun kime ait olduğunu tahmin ediyorum ve muhtemelen haftaya Çarşamba görüşeceğiz fakat yine de yanıtlayayım. Yanlış anlama olmasın, ben toplum içinde sosyalizm gelirse bundan EN ÇOK en alt % 25'in (kendileri beğense de beğenmesede) FAYDA göreceğini söylüyorum. Sosyalizm ilk önce BUNLARA gece başlarını sokacak bir yer gösterecek, karnını doyuracak, okulu ve sağlığı bedava yapacak, İŞ VERECEK, çalışma koşullarını düzeltecek. Toplumun % 75'i için bunlar zaten bugün de var. Bu % 75 içinde sosyalist olanlar (benim gibi) elbette var fakat sosyalizm muhtemelen bunların bugünkü MADDİ hayat standartlarında bir iyileşme sağlamayacağı gibi büyük olasılıkla daha da kötüleştirecek (MANEVİ olarak kendilerini daha iyi hissedebilirler). Fakat yorumcunun dediği gibi sosyalizm aç karnını doyurduğu halde devrimden sonra % 25 içinden çok sayıda karşı devrimci çıkacağı gibi, % 75 içinden de GÖNÜLLÜ olarak malını mülkünü sosyalist devlete bağışlayacak insan çıkacak.

  • 31.08.2018

    Akif hocanın, sosyalizmin sadece en alttaki yüzde 25'in işine geleceği yorumuna pek katılamayacağım. Sosyalist devrimler tarihi böyle demiyor. En alttaki kesimin bir kısmı devrime katılmıştır. Onlar olmadan olmaz. Ama bir kısmı da tam karşı devrim safında yer alır. Bu kesimin neredeyse yarısı ise neyin kendi işine geleceğini idrak edebilecek bir akıl ve bilinç düzeyinde değildir. Sosyalizme ihtiyaç sadece böyle bir ekonomik çıkarla açıklanamaz. O var, reddetmiyorum. Ama daha kuvvetli başka şeyler var ki küçük hatta orta burjuvaziyi devrime çekiyor. Adaletli bir sistem arayışı, emperyalist küstahlığa direnç, ülkeyi kurtarmak vb.. Devrimden sonra da tablo çok değişmiyor. En alt tabakanın bir kısmı sosyalizme uygun hareket ediyor, çoğu ise lakayt hatta baltalayıcı. Sodyalizmle yaratılan yeni düzen en alt tabakada yer almayan işçilerin, hatta burjuvaların ekonomik taleplerine pek uymuyor, ama onlar sosyalizmi kuruyorlar. Çünkü başka beklentileri de var insanın.

  • fahrikumbul

    fahrikumbul 31.08.2018

    Sayın Akalın yorum bölümünde rakamlar da vermiş; yanlış algıdan da söz etmiş; çok doğru tespitler yapmış.. Ek olarak; turizmde son üç yıl doluluk oranı düşüktü, bu yılsa sözü edilen bayram tatili tam sezon ortasına denk geldi. Özellikle Antalya bölgesinde otellerin %80'i Ruslardan oluşuyor denilebilir. Yerlilerin bir kısmı (Editörün dikkat çektiği beyaz yakalılar)tüketim alışkanlığı ve kültürü ile bankadan borç alıp tatile gidebiliyor, baba mırın kırın etse anne ve çocuklar bastırıyor. Bir de çoğunluk arabası ile gidiyor. Trafik haberleri, televizyonda kasten yapılan "oteller doldu taştı"haberleri ve kumsal çekimleri de bu yanlış algıyı oluşturabiliyor..

  • Akif Akalın

    Akif Akalın 31.08.2018

    Son olarak birçok solcudan farklı olarak sosyalizmin herkesin veya toplumun çoğunluğunun çıkarına uygun bir rejim olmadığını, sadece toplumun en alt kesimlerinin (bu Türkiye'de 25 milyon insana tekabül eder) işine geleceğini düşündüğümü belirtmek isterim. Mesela yıllarca çalışmış ve alnının teriyle kazandığı parayla kendisine bir ev almış biri, sosyalizm gelirse bugün tek başına içinde keyif sürdüğü evini başkalarıyla paylaşmak zorunda kalabilir. Birçok solcunun sosyalizmin "doğal" müttefiki veya sahibi sandığı insanların bir kısmı, sosyalizmden "kişisel olarak" ZARAR görebilir, hatta silahını alıp dağa çıkabilir. Sosyalizmden çıkarı olacak kesim gerçekten "azınlıktır" ve eğer becerebilirse, "çoğunluğu" kendi diktası altında yönetecektir. Nitekim yaşanan bütün deneyimler de böyle olmuştur. İşte ben o en alttakilere tercüman olma çabasındayım ve bunun kendilerine KOMÜNİST dahi diyen birçok insanı rahatsız ettiğimin farkındayım (hatta yazıda da belirttim). Saygılar.

  • Akif Akalın

    Akif Akalın 31.08.2018

    Tekrar merhaba. Aslında DEVAMI yazmıştım fakat internetin azizliğine uğradığını fark ettim ama nerede kaldığımı bilemediğim için yorumun düşmesini bekledim. Neyse devam edelim. Türkiye'nin yatak kapasitesinde kalmıştık. Bu 1 milyon yatağın yarısı 5 yıldız (ve üstü) oteller. Tabii Türkiye ekonomisinin yarısının kayıt dışı olduğu bir ülke. O halde Türkiye'de toplam yatak kapasitesi 2 milyon diyebiliriz. Yani manşetlerdeki HERKES aslında azami bu 2 milyon kişiyi (yabancı turistleri saymazsak) ifade edebilir. Haydi 1 milyon da yurt dışına gitmiş olsun. (Lütfen bana havaalanlarının kapasitesini ve tatil süresince azami kaç kişinin yurt dışına çıkmış olabileceğini hesaplatmayın, 1 milyon diyelim geçelim). Özetle RAKAMLAR, çoğumuzun gördüğünden veya görmek istediğinden başka bir Türkiye anlatıyor. Kuşkusuz gazete manşetlerine çıkan tatillere azami 3 milyon kişinin katıldığını bile bile bu 3 milyonu Türkiye veya "herkes" olarak tanımlamak da ideolojik bir tercih (devamı var)

  • Editör

    Editör 31.08.2018

    Benim ne kabahatim var sayın pala... bu yazıya gelen bir maili paylaştım. Orada sadece sol.org bölümüne katılabilirim. Affediniz beni. :) :)

  • Neo Paladyum

    Neo Paladyum 31.08.2018

    havuz medyaları, neo liberal medyalar, amerikan portalları feyzbuk- insta- tivitırda.. boktan, içiboş, üfürükten tayyare yazılardan midem bulanıp.. gerçek hayata dair bi kaç yazı okuyabilmek için buraya gelmiştim. Bu gerçek hayatla ilgili yaşanmış yazıyı okuyup.. alttaki yorumda bu yazı için burada bile ! ! höykürülüp çemkirilince ? ? ve site editörünün / bu yazıyı bile müdafa etme çabasını görünce ? kendi kendime ' gerçeği görmek için daha nereye gitmem lââzım ? ' diye sormaya başladım.

  • Akif Akalın

    Akif Akalın 31.08.2018

    Merhaba. En son (en güncel) TÜİK Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması geçen yıl Eylül'de yayınlandı. Google arama ile hemen erişilebilir. Buna göre Türkiye nüfusunun % 40'lık dilimi (veya 32 milyon TC vatandaşı) toplam gelirin % 16,8'ini alıyor. Fakat aynı Türkiye'de bir de 16 milyon TC vatandaşı var ki (şahsen ben, Kaan bey ve muhtemelen Hasan bey de buraya dahil) toplam gelirin % 47,2'sini götürüyor. İşte hepimizi gerçek dünyadan kopartan rakam bu. Toplam gelirin yarısını götüren bu 16 milyon insan Yunanistan nüfusu eder. Eğer satın alma gücü yeterli olan bu 16 milyon insan hep beraber en lüks lokantalara, tatil merkezlerine aynı anda gitmeye kalksa veya havaalanlarına akın etse, talebin yüzde 20'si karşılanamaz. Bu nedenle mesela bir bayram tatilinde Türkiye'de bu 16 milyondan 6 milyon hareketlenince, biz bütün Türkiye hareketlendi duygusuna kapılıyoruz. Oysa Türkiye'deki bütün otellerin toplam yatak kapasitesi Turizm Bakanlığı verilerine göre sadece 1 milyon! (Devam edecek).

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 31.08.2018

    Rakamlardan ileri derecede haberim var değerli Gürman, o bakımdan bilerek konuşuyorum. TÜİK resmi rakamlarına göre halkın yüzde 34.5'i ciddi yoksulluk, yoksunluk sınırı içinde yaşıyor. Buna gayri resmi 40 diyebilirsiniz. Başka deyişle halkın 30 kadarı asgari ücretli, az üstü ücretli, geciçi işçi ve zaman zaman işçi zaman zaman işsiz ve küçük memur kesimden oluşuyor. Bunların değil Antalya, memleketlerine gidecek paraları olmuyor çoğun. Mavi yakalılar gider. Bunun dışında kalan bir yüzde 20'de gider belki ama, seyrek ve zorlanarak gider. Sizin dediğiniz mavi yaka işçiler, TOFAŞ vb işçileri durumundakiler işçilerin en çok yüzde 15-20'sidir. Zaten Akalın da yazılarında işçi çoğunluğundan bahseder. İşçilerin büyük çoğunluğu 1500-3000 bandında kazanır ki, bunlar doğru dürüst tail falan yapamaz.

  • Hasan GÜRMAN

    Hasan GÜRMAN 31.08.2018

    Kusura bakmayın eklemek istedim,tekstil sektörü bu dediklerimin dışında.Orada durum çok farklı.otomotiv,çelik,plastik,tersaneler vb.Tekstil hariç hemen hemen hepsi

  • Hasan GÜRMAN

    Hasan GÜRMAN 31.08.2018

    Kaan Bey,mavi yakalı sanayi işçilerinin ortalama maaşlarından haberiniz var mı?renault,tofaş ford,ya da bunların yan sanayileri,5 yıllık bir işçinin ortalama maaşı 2500 tl,%90 eşleri de çalışıyor,onlarda 2000 tl civarı maaşlar alıyorlar,4500-5000 tl bir gelirleri oluyor,bekar olanları zaten ana babayla yaşıyor bir gideri yok.Ben uzun süredir sanayi de çalışan bir olarak söyleyeyim,sonuçta bu insanlar mesai arkadaşlarımız,ne yaptığını ne ettiğini biliyoruz,hepsi en az 1 hafta anlaya da her şey dahil otelde kalıyorlar ki bütçeleri bunu karşılayabilecek durumda.Aralarından hiç tatile gitmeyip direk memlektlerine gidenlerde var ancak bu maddi değil tamamen kişisel bir tercih.Tabii ek olarak 10 yıldır çalışan işçiler 3000 tl civarı alıyor,bunu da belirteyim.Yani 22-24 yaşlarında işe başladıklarını düşünürsek 10 sene de sadece en düşük zammı bile alsalar maaşları gayet artıyor.bir yerde 10 sene çalışıp hiç kimse agari ücret almaz.

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 31.08.2018

    Sayın Gürman, yazar ironi yapmıyor... Sadece sunumda biz yapıyoruz. İşçi sınıfının ne olduğundan, nasıl yaşadığından o kadar kopmuşuz ki... Bunlar bize şaka geliyor. Başta ironi yapan sunum koymamız da bu yüzden. İşçiler, gerçek işçiler asgari ücret ve az üstü alan insanlar. Bunlar Antalya'ya falan gidemez. Belli bir kesim sanayi veya büro işçisi gidebilir ancak. Onlara da beyaz yakalı diyoruz. İzin alabilirler elbet. Tatillerde vur patlasın çal oynasın yaşayan (bu krize rağmen) önemli bir kesim de var. Ve bunların yarıdan çoğu solcu... Akif Akalın bu solculuk nasıl bir solculuk, onu sorguluyor ki, bence haklı. Ama bu soruları soran artık pek kimse kalmadığından tuhaf karşılanıyor. Saygılar sevgiler.

  • Hasan GÜRMAN

    Hasan GÜRMAN 31.08.2018

    Kusura bakmayın ama bu bayağı kuru ajitasyon olmuş,hangi işçi izin alamıyor?Herkes en az 2 hafta tatil yapıyor yılda,o Antalya ya gidenlerin hatırı sayılır bir kısmı da işçi bu arada.Yazar böyle bir yazı üzerinden neye ulaşmaya çalışmış anlamadım.Traktörüyle karpuz taşıyan adam da mı işçi?tabii ki işçilerin çok büyük sıkıntıları var ama bunlar onlar değil.Gerçekten ironi mi yapmış yoksa ciddi mi anlamadım.

  • editör

    editör 31.08.2018

    Bize gelen bir mail: "Kayıt dışı" recası olduğu için adını ve yazdığının tamamını yazamıyoruz. Fakat özetle: Akif bey ne içiyorsa ben de aynısından istiyorum, diyor. Bıraksın bu işleri, bırakmıyorsa da sol.org da yazmasın, orası bunların yazılacağı yer değil, diyor. Bunlar kimsenin umurunda değil, ben bıraktım, rahatım hiç değilse, diyor...

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.