Salgının Psikolojisi

Salgının Psikolojisi

  

İnsan soyuna nesnel ve bilimsel düşünme yasaklanmıştır. Son salgında da durum aynı. Paranoid komplo nemacılarıyla, histerik panik tacirleri arasındaki tartışmayı izliyor büyük çoğunluk. Bu kriz atlatıldığında gerçeğin her iki değişmezle ilişkili bir parabolde seyrettiği görülecek ama, o zaman da başka krizin ortasına savrulduğumuzdan ciddi bir durum değerlendirmesi yine yapılamayacak. Zaten değişmezde durmak parabol hesabı yapmaktan çok daha kolaydır. Şimdi krizdeyiz diye bazı şeyleri fazla açmıyoruz, ama günü gelince söyleyeceğiz. Tabii ki dinlemeyeceksiniz. (Gerçeği duymamak için buralardan kaçıp gidenlere arkalarından diyorum.) :) Yine iki ucun paradosini izlemeye devam edeceksiniz.

Siyasetler yapılacak, herkes kendince bir şeyleri göklere çıkarıp, bir şeyleri lanetleyecek… Ölenler ölecek.. Kriz atlatılacak, show başka bir sahnede aynı şarlatan aktörlerle devam edecek. Yine de önlemlere uyun diyoruz, yoğun ve karamsar bilgi akışına aldırmayın, diyoruz. Olabildiğince Corona haberlerini izlemeyin diye şahsen öneriyorum.

Aşağıda “Salgının Psikolojisi” ile ilgili bugüne kadarki paylaşımlarımızı topluca aynı sayfaya koyduk. İlgi duyanlar okuyabilir:  

Daha çok sağlık çalışanları için yazdığım fakat herkesin okuması fayda sağlayacak MEDİKRİTİK adlı sağlık çalışanları sitesi için yazdığım, 24 Mart’ta orada çıkan yazım:

SALGININ PSİKOLOJİSİ - 2 (25.3.2020)

Sağlık ordusu olarak Virüs Düşmanının ortasına daldık, savaşa girdik arkadaşlar! Cenginiz kutlu, yüreğiniz her zamanki gibi geniş olsun! Teninize ateş değmesin!

Bu savaşta en önemlisi moralleri yüksek tutmaktır… Kendimiz sabırlı ve yüksek azimli olacağız ki topluma da güven ve güç aşılayacağız. Halkın moralini yüksek tutmak hastalığa karşı ilk silahlarımızdandır. Depresyon, panik, çaresizlik hissi bağışıklık sistemimizi çökertir. Kuyruğu dik tutmalıyız.

Bu ortamda yine her zamanki gibi olağanüstü bir bilgi kirliliği, kara propaganda, kem söz bombardımanı altındayız. Bunlar halkın moralini bozuyor, direnci düşürebilir. Soğukkanlılıkla herkesi olumlu düşünmeye, düşmanlıkları birkaç ay ertelemeye çağıralım.

Yoğun olumsuz haber akışı, başta yaşlılar ve kronik hastalar olmak üzere büyük bir kesimi depresyona sürüklemekte, panik havası yaratmakta. Bu koşullar altında bağışıklık sisteminin zarar görmemesi mümkün değil. Bir de buna artan geçim sıkıntısını ekleyin. İntiharlar, başka hastalıklar, kanser patlayabilir.

Herkesi bilgi paylaşımında sağduyuya çağırın, karamsarlığa karşı mücadele edin. Medyanın, sosyal medyanın üstümüze kapladığı kara bulutları dağıtın.

İster istemez böyle krizlerde “seçici algı” oluşuyor. Yatıp kalkıp Corona ve ölümleri konuşuyor insanlar. Bu seçici abartılı algı oluşturuyor. Her ölüm haberi, her hastalanan oradan oraya yayılıyor. Bu da olguyu abartılı görmemize yol açıyor. Durum ciddidir ama tehlike paniğin ve seçici algının gösterdiği kadar da büyük değildir.

Kişisel tedbirlerimizi alalım, vatandaşı da bu tedbirlere çağıralım. Ama bizlerin kendimizi karantinaya alma şansımız yok. Girdik savaşa sonuna dek dövüşeceğiz. En yüksek önlemlere. Önlem almakta birbirimizi teşvik edelim, idareyi savsaklamalarda uyaralım. Ancak bunları bir ölçü içinde yapalım.  

Belki büyük çoğunluğunuz iktidara, AKP’ye karşısınız. Gün muhalefet günü değildir. Muhalefet zaten bu berbat muhalefet anlayışıyla bugüne dek AKP’yi ayakta tuttu. Varsın bir süre daha başta olsunlar. Problem varsa eleştirinizi yapınız, taleplerinizi iletiniz. Naçizane önerimdir. Karalama yapmayınız.     

AKP kendi açısından tabandaki radikal unsurların tepkisine rağmen Camileri kapattı. Bu onlar açısından büyük bir devrimdir. Buna jestle karşılık verelim. Yemede ortak çakma bazı muhaliflerin, kimi medya starlarının dolduruşuna gelmeyelim.

Alay etmekten, halkın yarısını karşımıza almaktan uzak duralım. Salgına karşı mücadelede AKP elbette dinsel figürlerden yararlanacak, elbette Allah’tan sıklıkla bahsedecek. Bunu hakir görmeyelim. Çünkü inancın da bu mücadelede bir katkısı vardır. Elbette öncelik bilimsel tutumundur, bilimindir. İktidar bu yoldan saptığı zaman eleştirelim, ama tacizci dil kullanmayalım. AKP’nin iyi kötü bir sosyal yardım politikası var. Bizim dediğimiz muhalefet kesiminin, önderlerinin buna karşı neyi var?

Bizim taraf bilimde ve sosyal dayanışmada beğenmediğimiz AKP’nin önünde olsa, varın bu ortamda bile muhalefet edin. Muhalefetin hangi sosyal politikası var? Kendimle ters düşerek TTB örneğini vereyim: Sağlık politikasını TTB’nin eline versek emperyalist tıp kartelinin tam da kucağına düşmez miyiz? Sosyal yardım ve toplumcu tıp uygulamalarında bir küçük ABD, İngiltere haline gelmez miyiz? Bu salgında tam çuvallamaz mıyız? Bunu derken bile rahatsızlık duyuyorum. Bugün olumlu bir katkıları olacaksa Türk Tabipleri Birliliği ile bile birlik ve barış zamanıdır.  

Hasta bilgilerini açıklama, yer bildirme, karantina, sosyal kısıtlılık kararları alma, sokağa çıkma yasağı ilan etme gibi işler… Çok ciddi konulardır. Medya starlarının kazanç hırslarıyla bu konularda zevzeklik yapmalarına prim vermeyelim. Tartışalım, ama her aklımızdan geçeni söylemeyelim, gereksiz bilgi akışına biz de katkıda bulunmayalım. Bunların çoğu fırtına atlatıldıktan sonra gündeme getirilecek şeyler. O aşamada (tabii sürekli değişen başka bir krizin rüzgarına kapılıp savrulmamışsak) her şeyi enine boyuna tartışıp, tüm bilgileri toplayıp dersler çıkaralım.

Süreç şu ana dek fena yürütülmüyor. Önemli bir hata yapılmazsa, geçmişte çok eleştirdiğimiz DSÖ başta olmak üzere dünya sağlık otoritelerinin ve bizde de iktidarın aldığı tedbirlere destek verelim.

Böyle zamanlarda olumlu düşünür, aklımızı yapılacak işlere yoğunlaştırırsak badireyi daha kolay, en az kayıpla atlatırız.

Cesaretli ve fedakar çalışmalarınız göz yaşartıcı. İnsanlığın ve bu halkın yükselmiş sevgisine layıksınız ve bunu bir kez daha kanıtlayacaksınız.

Kaan Arslanoğlu

SALGININ PSİKOLOJİSİ -1 (22.3.2020)

Korku ve hatta panik yaşamda kalmak için gereklidir. Kaçışa ve önlem almaya sevk eder. 10 gün öncesine dek salgının panik yarattığı ve aşırı tedbirlere zorladığını görerek biraz “rahatlık” öneriyordum çevreme. Yanlış mesaj vermiş, hatta yanılmış olabilirim. Konu sonuna dek ciddiye alınmalı. (Anlatmak istediklerim daha temel birtakım şeylerdi, oralara yeniden geliriz.) Fakat korku, panik uzadığı zaman ciddi zararlara yol açar. Sosyal medya ve medyadaki genel hava, çoğunlukta gördüğümüz tepki aşırı tepkidir.

İç karartıcı, moral bozucu mesajlar ülkenin, dünyanın üstüne karabasan gibi çökmüştür. Oluşturulan bu boğucu atmosferin özellikle yaşlılar ve kronik hastalar üstünde ne gibi sonuçları doğurabileceğini neredeyse kimse düşünmüyor. Hastalık korkusundan da öte özellikle yoksul kesimde bu tablonun yaratacağı geçim kaygısı şimdiden ağır biçimde hissedilmekte. “Evde kal” demek doğru ama kolay. Evde kalınca aç kalacaklar ya da evden işleri gereği çıkmak zorunda olanlar ne yapsın.

Salgın paniği ve önlemleri uzarsa insanlardaki olası sonuçlarını sıralayayım. Depresyonun iyice artması, bağışıklık sistemimin zayıflaması… Bunların sonucunda artan intiharlar, hastalıklar, kanser vb…

Şu dönemi atlatalım, sonra onlara da bakalım, diyenleriniz çok çıkacaktır. Zaten insanlık sorunların temeliyle değil o krizden bu krize ACİL çözümlerle ilgilenmekten başka bir şey yapmaz, normaldir, fakat neden bu dönemi daha az moral bozarak, ortalığı daha az velveleye vererek kapamayalım.

SEÇİCİ ALGI: Tüm toplumca her krizde yalnızca o konuya odaklandığımızdan seçici algı zorunlu algıya dönüşüyor ve o problemden başkasını konuşmuyoruz. Bu da o problemi olduğundan çok büyük görmemize, tehlikeyi abartmamıza yol açıyor. Bunun topluma verdiği bir fayda var, ama zararlarını da önümüzdeki dönem göreceğiz. Bakalım hangisi baskın çıkacak.

MUHALEFET ETMEYİN: AKP hükumetinin salgınla ilgili politikasına biraz muhalefet etmeyiverin. Zaten ne muhalefet yapıyorsanız o kadar kötü yapıyorsunuz ki hep AKP’ye yarıyor. Muhalefet etmeyin birkaç ay, çok daha kazançlı çıkarsınız.
Salgın yönetimi son derece ciddi ve uzmanlık isteyen, ortak karar ve karardan sonra tam birlik ve uyum isteyen bir iştir. Böyle bir kriz sırırasında muhalefet edilmez. Edilir de şayet muhalefetin başında, medyasında, yazarlarında aklı başında insanlar olsa… Ülkeye ve halka yararı değil, söz gelimi Sözcü gazetesi ve Yılmaz Özdil gibi kendine yararı şiar edinmiş kişilerin önderliğinde yapılacak muhalefet kendi sağlığınızı bozmaktan başka işe yaramaz. Alayı böyle, aklıma ilk bunlar geldi.

AKP her şeyi mükemmel mi yapıyor? Hayır, birçok iyi şey yapıyor, kötü yaptıkları da çok. Ama idare onda. Eleştirin, talepte bulunun, ama karalamayın. Hele böyle bir dönemde yaptığınız her karalama salgına karşı mücadeleye zarardır, en önce o kara kendi içinize yapışır. Muhalefet etmezseniz başta sağlığınız olmak üzere her şeyin iyiye gittiğini, bu büyük krizden çok daha az etkilendiğinizi hemen hissedeceksiniz.

DEVAM EDECEK ...

Kaan Arslanoğlu

22.3.2020 tarihli bu yazıdan önce facebook'ta şu paylaşımı yapmışım 19.3.2020

Bu sabah bizim mahallede kar. Ülkemizdeki ve tüm dünyadaki fedakar ve kahraman sağlık çalışanlarına hediye olsun beyazı. Ne zaman bir kriz çıksa, felaket yaşansa izinleri ilk kaldırılan, cephenin en önüne yollanan her yaşta canlar. Hiç sızlanmadan sessizce çalışırlar...

Tabii polisleri ve askerleri de unutmamak lazım. Bir de sürekli dedikodu, kara haber yayanlar var. Hiç değilse birkaç hafta ara verin kardeşler. İktidara mı düşmansınız, gölgenizle mi kavgalısınız, her şeyi çok mu iyi biliyorsunuz, alternatifleriniz pek mi muazzam... Birkaç hafta susun, derin bir nefes alın, bu size de iyi gelecektir, millete de...

Yok olmaz, içimizdeki enerji kabarıyor, taşıyor, diyorsanız, öncelikle sağlık çalışanlarına destek olun, biraz moral verin... Onların morale de ihtiyacı yok, her zaman işlerini yaparlar, ama hiç değilse o işleri kolaylaştırın.

Bundan önce 16.3.2020 tarihli facebook paylaşımım : 

Önlemlerimizi bilime göre alalım, ama paniğe gerek yok dostlar.. 1400'lü yıllardan Amasyalı bir meslektaşımızın önerileri hala geçerlidir. Önceki yıl Manisa Sağlık Müzesi'ni gezerken biraz daha eski tarihli bir "hasta onam formu"nu da görmüştüm. Tıpla ilgili olanlar bunun ne anlama geldiğini ve değerini anlarlar.. Virüslere karşı o günden bu yana çok ileri bir noktada olduğumuzu söyleyemeyiz, ama olanaklarımızı da küçümsemeyelim, karamsarlığa kapılmayalım. :) 

Ondan önce de 12 Mart tarihinde şu paylaşım: 

Toplumsal histeri ve CORONA-VİRÜS / Sadece trafik kazalarında yılda 1 milyon 300 bini ölen manyak insanlık medya ve sosyal medyanın da yangına benzinle gitmesiyle yeni bir histeri krizine girdi. Herkes doktor kesildi, herkes düşman bellediğine “geçirmek” için yeni bir eğlence buldu… Panikli eğlence…

Hepimiz öleceğiz ve şu veya bu nedenden, bir bölümümüz de saçma sapan nedenlerle ölmeye devam ediyoruz. Alınan tedbirleri yeterli, dünyadaki tedbirleri de fazla abartılı buluyorum. Her grip dalgasında böyle yapacaksak bir gıdımlık aklımızı da kaybedeceğiz. Nitekim öyle oluyor. Daha dün “kuş gribi” dediler, cümle tavuğu, hindiyi, ördeği telef ettiler. Sonra dağ taş kene kaynamaya başladı. Dağa taşa zehir sıktılar. Kökü kurumayasıca bu insanlığı belki de bir virüs felaketi halledecek, ama bu o değil. “Keşke” demeyelim yine de. Arada iyiler de çok…

İnsanlığın başından ne salgın hastalıklar geçti. Şimdiki salgınlar ölenler ve yakınları için kötü elbette, ama devede kulak bile değil eskinin yanında. Geçmişte ortaçağda toplumsal histeri salgınları da oluyormuş ama, insanlık salgın hastalıkları şimdikine ve o ölüm oranlarına göre daha metanetle karşılıyormuş.

Bu metaneti sağlayan büyük ölçüde dinmiş. Şimdi geleneksel dinlerin etkisinden biraz sıyrıldı insan, kötü de olmadı, iyi oldu, ama kendine daha basit, belki de daha ilkel dinler buldu. Dinin sağladığı metanet yerine bilimin ve sosyalizmin sağlayabileceği metaneti yerleştiremedi.

Bu arada zekası, bilim ve teknolojisiyle övünen sosyal geri zekalı insanlığın… Mikroskopla bile görülmeyen bir micro-micro varlık karşısında nasıl diz çöktüğüne de bir kez daha tanık oluyoruz.

Bu yazının altında da, covid ve öteki viral enfeksiyon türleri, SARS, Kuş Gribi, Mevsimsel Gripler arasındaki hastalağa yakalanma, ölüm oranları... Aradaki büyük ya da küçük farklar.. Bu ölüm oranlarının nasıl hesaplandığı, test sayıları ve hastalığı hafif atlatanlar, evinde, ayakta geçirenler, hastaneye yatanlar.. tüm bu sayılara bağlı olarak oranların nasıl kayma gösterdiği ve yanıltabildiği üzerine bazı okurlarla yaptığım tartışmalar facebook sayfamda yer almakta. Doğrusu ve yanlışıyla, açık yüreklilikle ve hataları da kabul ederek tartıştık... Gerçek sayı ve oranların daha sonra ortaya çıkacağı, ilk rakamların bir ölçüde abartı içereblleceği noktasında anlaştık... 

AYRICA ŞÖYLE BİR NOT DÜŞMÜŞÜM: İnsanlık sürekli kriz yönetiminde. Krizden krize koşuyor ve kriz yönetmekten başka neredeyse bir politikası yok. Bu herhangi bir şirkette rastlansa şiddetle eleştirilecek bir şey. Ama sorun global olunca kriz yönetmekten başka şey yapmayanlar, panik halinde abartılı şeyler yapanlar, panik halinde devamlı dedikikodu ve suçlama yapanlar haklı, sakin olun diyenler bozguncu kabul edilebiliyor. İnsanlığın bir koruyucu hekimlik politikası yok. Bunu umursadığı da yok. En ciddi krumlar dahi ancak kriz çıktığında bir şeyler yapıyorlar. Aşı üretimi, kansere karşı mücadele, açlık ve obesite sorunu.. trafik kazaları.. iş kazaları vb.. bu konularda bir temel politika, fikir birliği yok. Çok daha fazla bütçe ayrılmalı.. nüfus artışına göre oranlar artmıyor, azalıyor.. sonra o krizden bu krize savruluyoruz. O konuda güncel bir şeyler söyleyip yapınca kendimizi bir şey yapmış sayıyoruz..

23.3.2020 tarihli paylaşım: 

CORONA HABERLERİNİ İZLEMEYİN.. Uzmanından uyarı.. kafayı yirsiniz.. Corona olmayacaksanız da olursunuz... Müzik dinleyin, komedi seyredin.. Büyük bir medya güruhu bundan para kazanmak derdinde, paniğe benzinle gidiyor, bundan popülerlik kapıp siyaset yapmaya çalışıyor.. Alın işte Güldür Güldür bir KIPRIS tv parodisi : https://www.youtube.com/watch?v=0j3IWkDSh3w 

Kaan Arslanoğlu


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 24.03.2020

    Bu salgının sonunda artabilecek şeyleri sayarken alkolizmi de belirtecektim ki.. yine "akp'ye yaranacaksın, değil mi" diyecek kılkuyruklar çıkar diye onu es geçmiştim. AKP'den de hayatta bir hayır görmüşlüğüm olsa canım yanmaz amma onunla gerçek hayatta çok daha ortak muhalif şeysileri azcık eleştirince dedikleri ilk laftır. İnan bey'in durumu nadir görülen bir tepki değil, abartmadıkça yararlı hatta. Fakat bu kriz sonunda başka şeylerin yanı sıra alkol bağımlılığı da artabilir.

  • İNAN

    İNAN 24.03.2020

    Kaan Bey, şalgam içemiyorum, salgın yüzünden her akşam jagermeister uyumadan önce.

  • Neo Paladyum

    Neo Paladyum 23.03.2020

    darbeler, depremler, ekonomik krizler, doğal afet, virüsler .. kısacık hayatımda hepsini gördüm yaşadım ! o koskoca_büyük insanlığın, aklının, şuurunun, bilincinin nasıl da sarsılarak aciz durumlara düştüğünü maalesef hep gördüm. Sadece fiziksel dünyada olmuyordu ki tutuklanma, kriz, devrilip sarsılma, yanma, virüs bulaşması .. akıl mantık düşünce dünyasında da aynen yaşanıyordu. işte o günler.. bu günlerdi ! ''virüsü umreciler getirmiş, diyanet bütçesi yüksek.. sağlık bütçesi düşükmüş, cüppeli amet -şööle demiş, hükümet bööle yapmış ! sayı bu kadarmış, testler şu kadarmış .. '' bunların hiçbiri / italyada, ispanyada, fransada yok. peki niye orda daha beteri var diyosun ?? akıl gitmiş, bilince, mantığa corona bulaşmış ! izah yok. İşte insan aklı bööle bişey, Selle gelen / Yelle gider.. hesabı. CNN, Fox, halktv, D, Ciner medya formatlarıyla / sözcü, yözdil, dündar.. zülfü, orhan.. feys, tivitır, insta kültürleriyle örülen naylondan ağlar, bi corona yeliyle.. uçar gider.

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 23.03.2020

    İnan kardeşim, acilen önce buradan cevap yazayım. Olabildiğince az haber izlemek gerek. Haberlerde olumsuz olanları geçmek ve bunların olumlusu da var, böyle zamanlarda olumsuz olanlar öne çıkar, çıkarılır, diye düşünmek gerek. Hepimiz aynı endişe içindeyiz. Moralimiz gelgitler yaşıyor. Olumlu olan, iyi olan duygu ve düşünceleri kendine telkin yoluyla hakim hale sokmak gerek. Ayrıca habersiz müzik kanalları dinlemek, kendini işlere vermek, film seyretmek, olabildiğince eğlenceli ve komedi türü film ve dizi izlemek tavsiye olunur. İşin aktar kısmına gelirsek: Şalgam suyu öneririm.. :) Şaka değil. Her gün 2 gram C vitamini, D vitamini takviyesi ve çinko enfeksiyona karşı direnç için önemlidir.

  • İNAN

    İNAN 22.03.2020

    Kaan Bey merhaba. Risk okur yazarlığı artıyor, risk okumak bizi ekstra evham içine sokuyor, kendimizi ekran karşısında heba ederken buluyoruz. Acil, bireysel çözüm yöntemleri neler olabilir, yazının devamını bekliyorum. Bu defa aktarlar, baharatçılar, post-truth safsatalar bizi kurtaramayacak.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.