Sezaryen mi doğal doğum mu? Yaşanmış hikayelerle doğuma tıbbi yaklaşım..

"Kendini rahat bırak, düşünme, doğum düşünme işi değil... Zihnini bir kenara bırak. Bu dünya güvenli, bırak çocuğun gelsin… Bırakmayı öğren. Mutluluğun anahtarı budur. Doğum bir bırakma eylemidir; içindekini bırak, serbest bırak, tutma!" diyor Operatör Dr. Gülnihal Bülbül.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak mesleğini icra ederken "Neden bu kadar çok sezaryen yapıyoruz?" sorusunun cevabını bilimsel yöntemlerle aramak için Halk Sağlığı Yüksek Lisansı yapmış. Farklı okumalarla ve doğal doğum workshop'larına katılarak başladığı yolculukta, dünyanın çeşitli doğum kliniklerini ziyaret edip doğum uygulamalarını yakından gözlemlemiş. Türkiye'nin çeşitli bölgelerini gezip doğum geleneklerini ve eski ebelerin tecrübelerini araştırmış, kendi tecrübelerini onlarla paylaşmış... Bülbül, katıldığı her doğumun kazandırdığı eşsiz tecrübeleri, doğum yapan kadınların hikâyeleriyle birlikte paylaşıyor bizlerle.

Bu kitap birçok anlamda alanında bir ilk olma özelliği taşıyor! Kadınlara anneliğin güzelliğini anlatırken, kadın olmanın ayrıcalığını yaşatıyor, içgüdüsel olarak doğurma arzusunu canlandırıyor.
Doğumu doğal yoldan yapma cesaretini iade ediyor. Bu konuda çiftlerin özgüven kazanmalarına yardımcı oluyor. Babalara da doğumda nasıl davranmaları gerektiğini öğretiyor. Önceki doğumlarını sezaryen yapmış kadınları da doğal doğum konusunda cesaretlendiriyor!

Doğumla ilgili zihninizde yer etmiş sıkıntıları, korkuları, endişeleri bir kenara bırakın, mutluluğunuza engel olan kilitleri açın! Çünkü doğum, bir kutlama, mutluluk, coşku, sevinç, tazelenme, temizlik, eskiye set çekme, yeni gelenleri kucaklama, masumiyet ve gayret... Bilinmeyene açılan bir yürek, dolup taşan ve zaman geçtikçe kendi yazgısını yüreğe kazıyan bir deneyim… Bu deneyimi en doğal haliyle yaşamak tüm annelerin, babaların ve bebeklerinin hakkı!
(Tanıtım Bülteninden)

Dr. Gülnihal Bülbül ile yapılan bir söyleşi:

 

Dr. Gülnihal Bülbül “doğal bir doğum” yaşamak isteyen kadınların tercih ettiği bir avuç hekimden birisi...

Tezinizde sezaryen yanlısı doktorların kendilerinin yada eşlerinin doğumunda da sezaryeni tercih ettiklerini belirtmişsiniz. Bunun güvenilirliğine gerçekten inanıyorlar öyle mi?

Dünyada da bu böyle. Sezaryen yapan doktorlar kendileri içinde bunu tercih eder. Bu insani bir şey. Konuştuğum hamile bir doktor “Normal doğurabilirim ama sezaryen olacağım” dedi. Çünkü aklına, tanık olduğu komplikasyonlar geliyor.

 

100 doğumdan 90’ı iyi geçse de zor olan 10’a odaklanılıyor. Neden?

Doktor eğitiminde daha çok riskli gebelikleri inceler. Sorumluluğu taşımak, tedavi edebilme yetisini kazanmak için. Normal bir toplumda bu kadar zor doğum olmaz ama doktorun eğitimde karşılaştığı komplikasyonlar fazladır. Lakin bu algı sezaryen kararı için tek faktör değil. Nerede çalıştığı önemli. Özel hastanede ayda 20- 30 doğum yaptırıyor. 7/24 çalışmak demek bu. Sürekli cep telefonu açık. Sinemaya gidemiyor, telefonsuz duş alamıyor. Trafik var. Evden hastaneye nasıl gidecek? Bu da doğumun planlanmasını getiriyor. Sezaryen yapacak, doğumu başlatacak, hızlandıracak. Mesai saatinden önce doğumu bitirmek isteyecek. Bir de arkasını dönüp bırakacağı ekibe güvenemeyebilir. Hastanede nöbetçi kadın doğum uzmanı olmayabilir. Ebeler de eğitimleri nedeniyle normal doğumu tek başlarına üstlenemiyor.

 

İki nesil öncesinin doğum algısı çok daha doğal. Bir nesilde nasıl bu kadar değişti?

Artık insan yaşamının her safhası medikal bir terimle ifade ediliyor. Menopoz, ergenlik gibi. Doğumda öyle. Kadına doğumun nasıl anlatıldığı çok önemli. Şu an doğum yapan kadınlar annelerinden iyi hikâyeler almadılar. Anneler doğum hastaneye taşınmaya başladığı dönemde doğurdular. Devlet hastanelerinde koşullar kötüydü. Yan yana, mahremiyet yok, bağıra çağıra... Kendi doğum travmalarını kızlarına aktardılar. Kızlar korkuyla büyüdü. Normal doğuma geçiş için bir neslin travma hikayelerinin temizlenmesi lazım.

 

 Çalışmanızda doktorun bir şifacıdan çok hizmet sağlayıcısı olarak algılanması, parasını verdim her şeyi yaparım yönelimi var..

Hasta memnuniyeti müşteri ilişkisine döndü. Bu durum doktorun da, halkın da sağlığını bozdu. Doktor ve hasta aynı taraftan bakması gerekirken kutuplaştılar, karşılıklı suçlamalar ortaya çıktı. Bu sağlıkta olmaması gereken bir şey. Performans sisteminde doktor hastaya 5 dakika ayırabiliyor. 5 dakikada hasta derdini anlatacak, soyunacak, muayene yapılacak, tedavisine karar verilecek... Bu mümkün değil. Bunun karşısında doktor da hasta bakma motivasyonunu kaybediyor. Sağlık müşteri ilişkisine indirgenmemeli.

 

KHD uzmanlarının en büyük sıkıntılarından biride malpraktis davaları. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Tıbbı hizmet riskli bir şey. Kimsenin kusuru olmasa bile bir şeyler ters gidebilir. Suçlunun aranmadığı tıbbi kurulların görüşerek mağduriyeti çözdüğü sistemler var dünyada. O zaman doktor savunmaya geçmeden sistemde aksayan yönleri açığa çıkarır. Bu sayede bir kişi daha aynı durumdan mağdur olmaz. Doktor da dava edilmekten korkmaz.

 

Doğal doğum denildiğinde akla gelen birkaç doktordan birisiniz. Meslek hayatınıza başladığınızda bu böylemiydi?

5 yıl öncesi ne kadar benim bakış açımda daha medikaldi. Hem sistemin yarattığı baskı, hem de kadınlarla ilişkimde yaşadığım huzursuzluk sebebiyle klasik tıp eğitiminin dışında başka bir şeyler okumaya başladım. Amerika ’da İna May Gaskin ile tanıştıktan sonra doğuma bakış açım değişti. “Biz bir duralım kenarda ” dedim kendime. Kendi özgün tutumumla çalışabilmek için muayenehaneye geçtim. Sistem muayenehaneyi desteklemese de memnunum. Çünkü bana ait bir şey yapıyorum. Geçmişte yaşadığım huzursuzluk yok. Şimdi kadınlarla daha sağlıklı bir ilişkim var. İyileşme karşılıklı. Doktorun hasta üzerinde baskı oluşturup hastaya otoriteyle yaklaşan tutumu değişmeli. Ben kadınlardan çok şey öğreniyorum.

 

Yani siz kadınları doğurtmuyorsunuz öyle mi? Öyle bir jargon var çünkü. “Ben doğurtuyorum... diyorlar.

Bence bu tanım çok itici. Sadece doktorlar değil aslında es kaza takside doğursa, taksi şoförü doğurtmuş oluyor. Kadın bunun çok farkında değil. Kendi doğuruyor; başkası değil.

 

Böyle bir ifadede doğurmak kadının değil doktorun eylemi olarak düşünülüyor.

Karşılıklı iyi bir iletişim ve sorumluluk duygusu gerekli. Bütün sorumluluk doktora yüklenirse doktor otorite oluyor. Kadın kendi bedeniyle ilgili haklarını bilmeli. Bunun içinde bedenine yabancılaşmamış olmalı. Gebe eğitiminin bir parçası da beslenme. Doktorların vakti yok beslenme konusuna ayıracak. Sadece gebeler değil, tüm kadınlar için beslenme ciddi bir problem. Kız çocuklarının erken âdet görmesinin bir nedeni de bu. Beslenme şeklimiz üreme sağlığını da tehdit ediyor.

 

Kadın merkezde olmalı

 

Kadınların birbirine aktardığı bilgilerin azaldığından da bahsediyorsunuz tezinizde. Başka bir kadının doğumunu, emzirmesini görmüyoruz artık.

Bu da kuşaklar arasında büyük bir kopukluk. Özellikle üreme sağlığı konusunda kadınların birebir paylaştıkları şeyler çok azaldı. Böylece kadın gebelik ve doğumu tamamen hastanelik bir olay gibi algılıyor.

 

Peki sizce insan neslinin gelişimi açısından bir bebeğin dünyaya nasıl geldiği önemli mi?

Bu gebelikten de önce başlayan bir süreç. Aile planlaması hizmetleri iyi olmalı. İstediğin kadar çocuğa istediğin zaman sahip olabilmelisin. İstenen, beklenen ve özenle korunma duygusuna sahip bebek dünyaya gelirken iyi duygular içinde olacak. Dünyaya geldiği atmosfer de önemli. Yumuşak, barışçıl bir ortamdaki bebek daha az ağlar. Gergin ortamda emzirme de bozulur. Yine de annelik doğum şekline indirgenmemeli. Bence esas olan kadının merkezde olması, ihtiyaçlarının karşılanması, desteklenmesi ve kararına saygı duymak. Bir kadın illa sezaryen istiyorsa, sezaryen olmalıdır.

 

Normal doğum vajinaya zarar vermez

 

Sezaryenin tercih edilme sebeplerinden biride normal doğumun vajinaya zarar vermesi korkusu. Bunun aslı var mı?

Vajinayı ben akordeona benzetirim. Açılır ve kapanır ve kendini çok iyi tamir eden bir organ. Gerekli bakım ve destek sağlandığında çok ciddi travmaların sonrasında bile eski haline dönebilir. Kegel egzersizleri var. Maalesef bu çok bilinmez, ihmal edilir. Sadece doğum sonrasında değil bir kadının hayatı boyunca yapmasını önerdiğim bir egzersiz. Bunlar anlatır ve doktorlar tarafından ciddiyeti vurgulanırsa hiç bir problem kalmaz.

 

Doğal Doğum

Dr. Gülnihal Bülbül

Hayykitap – Ocak 2016

248 sayfa.

Facebook
yorumlar ... ( 12 )
30-03-2016
31-03-2016 00:04 (1)
Ben de doğal bir yorum yazayım o zaman. Taocu-Budist öğreti tadındaki giriş paragrafındaki mesajın anlamsal çarpmasından dolayı fazla gidemeyeceğim ama şu kadarını söyleyebilirim; çişinizi tutabilirsiniz, kakanızı tutabilirsiniz (o da kısmen) ancak doğumunuzu tutamazsınız. Gebelik istekli bir tutma eylemi olmadığından, doğum da bir bırakma eylemi değildir. Aksine, bebeğin zorlu bir itilme eylemidir. Kadın kendini bırakmasa, tutmaya çalışsa da bebek doğacaktır. Onun için doğumun nerede olacağı belli olmaz (bkz. taksi doğumları). Neyse, daha fazla obstetriye gerek yok. mh
11-04-2016 20:27 (2)
Gülnihal'ciğim, Arkadaşım, akordeona benzeyen vagina benzetmen beni kendimden geçirdi. Öyle bir benzetme ki ancak kadınlar anlar bunu... Canım bir de nesildaşın arkadaşların için kadının cinsel yaşlanma sürecini irdelesen, biz menopozlu arkadaşlarını aydınlatacak hareket başlatsan. Sen edebiyata düşkünsün klasik romanlarda bizlerin izini sürsen. Sevgiler sana. Periciğin.
11-04-2016 21:23 (3)
epeydir yoktum ya. birikmiş geldim. sayın harma'yla biraz dedikodu yapalım. fiskos babında. kimse duymasın, oldu mu? daha 15 gün olmamış bi olay bu. "ille de lorman doom"cu bi doktor hanım var bullarda. layikçi teğceğ'nin faşizan baskıları nedeniyle güzel ama yalavuz ülkemizde değil de malayların ülkesinde azmanlık yapıp gelmiş. belediye tescili ile resmen yakını addedilmiş bi şahıs var bi de. hani komşularla sıfır sorun diyodu. süleyman şah'ı mezarında önce ters döndürttü. sonra da mezarı da bize döndürttüydü. neyse. anladınız diğ mi kimden bahsettiğimi? hah işte. bu anlatacağım hastanın tabisi de onlarla hiç alakası yok. yersen kirchen! amaaan, yine lafı uzattım. konuya girenzi. işte bu doktor hanımla tabisi de alakası olmayan, daha önceden o zamanki modaya uyup kayzeryan doğum yapmış bi bağyan var. bu bağyan ikinci kez hamile kalıyo (hamile = yüklü; hamal = taşıyan, hamil-i kart = kartı taşıyan). bu sefer ille de roman, pardon lorman olsun diyo. 32. haftada boyunda bi kitle peydah +
11-04-2016 21:24 (4)
+ oluyo. biopsi-miopsi! lenfoma çıkanzi. diyolar ki, "sen bekle; lorman doorturuz biz seni; soona da baharız hal çaresine; allahın dedii olur". yani tam olarak bunları demiyolarsa da mealen bunları diyolar. bağyan da pek seviniyo. "rabbim klivlınd dedi, yok lorman doom nasibeyledi; buna da şükür; elleriniz dert görmeye doktoranım" falan diye dualar ediyo (bkz: duanın gücü). bekliyolar (niye baboli? hangi kitapta buna bekleyin yazıyo?). 36. haftada bağyanın kafası ve gövdenin üst kısmı şişmeye başlıyo. daha da bekliyolar. kafa daha da şişiyo. sonra bi aklıevvel diyo ki "la bu süperior vena kava olmuş". onlar da diyo ki "olsun; yarasın koçuma; bekliicez; lorman doocak bu". yamulmuyorsam 38'in sonunda bayaa şişiyo. yatırıyolar. galiba 1 hafta daha. kontraksiyon gelmiyo. vajinal prostaglandin stimulusu (allahım! bunun uterin ruptür riski nedeniyle rölatif kontrendike olduğunu ben biliyom la, ben!!!) yapıyollar. rabbim lorman doom nasibeyliyo ya. lorman dooyo bebe. 2 saat sonra hipovolemi,+
11-04-2016 21:50 (5)
+anüri, hipotansiyon... uterin ruptür! ameliyata alınıyo hasta. mesanede de parsiyel hasar var. neyse. kastırık bi ameliyattan sağlam çıkıyo bağyan. e lorman. duanın gücü! verilmiş sadakasının olması ve cerrahi ekibinin de fena olmaması gibi faktörlerin katkısı yadsınamaz tabii. e rabbim lorman doom nasibeyledi ya. ama göbek üstü-altı median kesi ile histerektomi ve mesane onarımı ile... bakın histerektomiden emin değilim. ama laparotomi banko! biliyom! eminim. kemo bekler! şimdi ancak kadınların anlayacağı şu akordeona benzeyen vajina benzetmesi beni de kendimden geçirdi. senkop yaşadım. ama uyanınca sayın harma'ya sormak istedim. böyle gebe takibi yapan asistanı olsa içinden yıldız, helezon, ünlem mi geçirirdi? yoksa allah (c.c.) cümlemize böyle sabırlı ve tam mümin, tam teslim hastalar mı nasibeylesin? ya da , kocamız kabinede olmadığı için böyle hastamız olsa bizi hoplatmazlar mı? öylesine sordum işte. aklıma geldi. olay tamamen fiktiftir! yersen kirchen! a.y.a. fiskosss
11-04-2016 23:21 (6)
Sn. a.y.a. (sen geldiğin için buradayım, yoksa işim olmazdı bu new age kilisenin tv'de yayınlanan pazar ayini stayla iç gönenci yüksek, kendini aşmış yazı şeysinde. Daha önce bi değinip kaçmıştım, hala da bişey demiycem yazıya). Bırak şikayeti, bebek kız olduysa ablanın adını bile koyarlar üstüne üstelik. Herkes kaderini yaşar, yapacak bişey yok. Cep telefonu alırken on dükkan dolaşanlar, bi zahmet bi kaç doktora daha danışaydı. İsteyen kanser olunca kaplumbaa kanı içsin, isteyen yanığına lapa sürsün. Doğal ayıklanma sürüyor, evrim işini görüyor. (Kadınların anlayacağı konsertina olsa gerek, yoksa akordeon grand multipar'da oluyor maazanallah). ss. mh
11-04-2016 23:21 (7)
Beni asıl Kegel kopardı. Neyse ben de 'normal doğum'cuların pek masum olduğuna inanmıyorum. Çünkü gerek "Doğum, bir kutlama, mutluluk, coşku, sevinç, tazelenme, temizlik, eskiye set çekme, yeni gelenleri kucaklama, masumiyet ve gayret" gibi söylemler, gerekse "doğum sırasında kocan gelsin elinden tutsun" gibi yaklaşımlar Amerikan yaklaşımları. Bildiğim kadarıyla da oralardaki herifler normal doğumdan 10 bin dolar, sezaryenden 20 bin dolar civarında götürüyorlar. Dolayısıyla bizdeki normal doğumcular bu söylemlerle bir şekil fiyat arttırmaya çalışıyorlar gibi duruyor. Başarabilirlerse gelecekte insanlar ilk doğumlarını hastanede, sonrakileri ise küvette havuzda derede gölde bulabildikleri her yerde eşleriyle beraber yaparlar artık. (B.Ö.)
11-04-2016 23:38 (8)
İşte özlediğim tablo! Ha şöyle! Başka zaman bekmezimizi yine akıtırız. Ama bi mehmet harma, bö ve a.y.a. konzerti fırsatı varken bunu kaçırmak niye?!! No no no! Katılımcılara aynen katılıyore. Böcüm, şu elele tutuşup doğuma giren çiftler şeysine de değindin ya, beni benden aldın. Bi fiskos mevzuu daha var. Tam da bunla alakalı. Soona annatırım. Amarihan'da oldu. Tam rezalet! Uyyy! Yarılırsınız valla. Neymiş? Tıbbı maymuna çevirirseniz fıstık atan ya da dötüne bakan çok olurmuş. Tıp iz nat maymun! a.y.a. bandoneon'un BÜYÜK ustası astor piazzola'dan libertango'ya geçsss ve hocaya ve bö'ye hususi selamsss
12-04-2016 09:32 (9)
Normal doğuma kocaların girmesi mi? Mamma mia! Türkiye'de olacakları söyliyim: adam bayılır, bayılmadıysa eğer, doğum masasındaki kadına "hanım ıkın!" diyince, "sen benim karıma nasıl baarırsın layn" diye önce doktoru döver, döner karısını döver. Sonra sülalecek doğum odasını basarlar, gelen güvenliği döverler. Camı çerçeveyi indirip, diğer hasta yakınlarıyla hemşireyi, müstahdemi... artık neyse, döverler. Karakola gidilir, orada yılışıkça barışmaya çalışırlar, olmadı mahkemede hakim, hâlâ şikayetçi olup olmadığını sorar. Bu arada bimer boş durmaz şikayet dilekçeleri yağar, savunmanı verirsin, suçlu bulunursun, dayak yediğinle kalırsın. Sonra da toptancının biri "vay rüşvetçiler" diye yaygara koparır, sanki bu toplum, birleşik kaplar kanunundan bağımsızmış gibi. De get! mh
12-04-2016 09:32 (10)
Gülnihal hanım doğum yapmış mı merak ettim, yazdıklarından normal doğum yapmadığını anlıyorum. Bunca doğum izlemiş de nerede coşku sevinç ifadesi görmüş acaba, çığlıkların sevinçten olmadığı ortada. Travmatik olmayan normal doğum var mıdır varsa da yüzdesi düşüktür sanırım. Ortamın iyiliği, çevrenizdekilerin ilgisi ya da elinizden birinin tutması bir nebze travmayı hafifletir ancak. Aynı kadının yaptığı her doğumun hikayesi bile bu kadar farklıyken normal doğum konusunda genelleme yapmak da çok mümkün değil galiba. Deniz Can
12-04-2016 15:06 (11)
9. yoruma katılmıyorum. Bu memlekette uygun presentasyon ve profesyonel yaklaşımla her tür algı yönetimi ve yönlendirimi yapılabilir. Yani yılın 12 ayı boyunca fırtına, bazende kasırga esen dağ başlarındaki daireler, maket üzerinden insanlara itelenebiliyorsa ve o insanlar da daireyi almayı başardıkları için kendilerini savaş kazanmış generaller gibi hissediyorlarsa buna benzer şeyler her alanda yapılabilir. Netekim bir kaç yıl önce mediatik bir ka-do cunun kocası dışarda bekleyen bir hastaya, derin hipnozla vaginismus tedavisi yapması konusundaki fiskos buna örnek olarak verilebilir. Demek ki her şey yapılabiliyor. Bu doğum konusunda da işte, doğurmaya başlayacak karısının başında kocanın iki rekat namaz kılması, kadına doğumdan önce hurma yedirilmesi, arka planda ilahi dinletilmesi, çocuk ağlamaya başladığında ise "Allah, Allah" şarkısının çalınmaya başlaması gibi bir takım koreografik planlamalarla bu eylem kutsal bir dans havası içinde gerçekleştirilebilir. Neden olmasın? (B.Ö.)
12-04-2016 20:33 (12)
Böcüm, senle ayrı bi kanaldan konuşcaz. Yakındır. Bak ben antenleri çıkartmaya başladım. Çamlıca'dan yayına geçerim artıkın. Bizi yakında bullardan komple atabilirler. Ona göre hazıllıklı olmak lazım. a.y.a. antensss
DOST SİTELER
Toplam Giriş Sayısı : 2210128
Arama

İmzasız yazı yayımlanmaz. Yazıların sorumluluğu öncelikle yazarına aittir.