Nüfusun eğitim kompozisyonu

Nüfusun eğitim kompozisyonu

            Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) tarafından yayınlanan bilgileri (2009) esas alarak ve Türkiye nüfusunu 75.000.000 kişi kabul ederek yapılan hesaplamaya göre;

            - Ortaokul mezunu  % 4.82, Lise mezunu % 5.11, Yüksekokul ya da fakülte mezunu % 7.55, Yüksek lisans yapanlar % 0.49, Doktora düzeyinde olanlar % 0.13. Toplam: % 18,1’ i yani toplam nüfusun 13,5 Milyonu orta, lise ve üst eğitim düzeyindedir.                                           

            75-13,5= 61,5 (75 Milyon nüfusun 61,5 Milyonu yani toplumun % 82si son derece yetersiz eğitim seviyesinde.)  

            -Okuma yazma bilmeyen kişi sayısı:4.500.000 (1-6 yaş arası çocuk) + 5.125.000 =   9.625.000(%12,5)

            -Okuma yazma biliyor ama İlk Okulu bitirememiş:                               ( % 23.76)   17.820.000 kişi

            -İlkokul mezunu kişi sayısı              :                                                           ( % 32.00)   24.000.000 kişi 

                -Zorunlu olan ilköğretim mezunu :                                                           ( % 13.60)   10.200.000 kişi 

                                                                                                                         ---------------------------

                                                                                                                        Toplamı:   61.645.000 kişi çıkıyor.

BU ORANLAR TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU TARAFINDAN YAYINLANMIŞTIR. (Abdullah Oğuz SOMÇAĞ)

Bizi yöneteni kim belirliyor? % 82’si cahil denebilecek düzeydeki halk.

            1980 yılında vatandaş başına düşen ortalama okul eğitim süresi 2.9,  1998’de 4.5, bu gün de gele gele 6.5 yıla ulaşabilmişiz.

            Eğitim düzeyi (bir toplumun eğitim kompozisyonu), toplumların ve ulusal ekonomilerin sahip oldukları bilgi ve beceri potansiyelini temsil eder. İnsan sermayesinin niteliğini ve stoklarını bu göstergelerle değerlendirip, ulaşılmak istenen hedeflere göre nüfusun eğitim kompozisyonuna yönelik politikalar geliştirmek gerekir. En değerli yatırım nüfusun eğitimine yapılan yatırımdır.

            Bu gösterge (Ortalama Eğitim Süresi), yetişkin nüfusun (25 yaş ve üzeri) örgün eğitim sistemi (belirli yaş grubundaki ve aynı seviyedeki bireylere, amaca göre hazırlanmış programlarla okul çatısı altında yapılan düzenli eğitimdir. Örgün eğitim, ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim kurumlarını kapsamaktadır) yoluyla elde etmiş oldukları eğitim düzeyine göre dağılımını gösterir.

            İlkokul 4, Ortaokullar 8, Lise ve dengi 12, Yükseköğretim 14-16 yıl, Lisansüstü ve doktora mezunlar ise 18-20 yıl üzerinden giriyor. Her düzeydeki eğitimi tamamlayan kişi sayısı, gördüğü öğretim yılı ile çarpılıyor. Bunların toplamı, 25 yaş üstü nüfusa bölününce ortalama eğitim süresine ulaşılıyor.

            Nüfusun eğitim düzeyinin, cinsiyete, coğrafi yerleşime (kır/kent), yaş grubu ve mesleklere göre dağılımı da oldukça önemlidir. Ayrıca verilen eğitimin kalitesi her yerde aynı mıdır? 2010 yılına göre Ortalama Eğitim Seviyesi 6,5 yıl gözüküyor. Gelişmiş ülke standartlarına göre çok geride bir rakam. Bir de 6,5 yıl verdiğin eğitimin kalitesi gelişmiş ülkelerin verdiği eğitimin kalitesine yaklaşabilmiş mi?

            Türkiye’de fakülte bitirenlerin toplam yetişkin sayısına oranı yüzde 13’ü buluyor. Kadınlara şiddet uygulayanların içinde fakülte mezunlarının oranının yüzde 14 olması size ne düşündürüyor?

            Okur-yazarlıktan kast edilen nedir?

            Okuduklarını anlayıp, kavrayıp, yorumlayabileceksin; iletişim kurabilecek boyutta yazabileceksin. Edindiğin bilgi gücünü geliştirmene yardımcı olacak boyutta olmadığı sürece buna okuma yazma denmez. Sadece okuma yazma bilmek seni cehaletten kurtarmaz. AB’ne katılmak için bize koştukları şartları yakalayacağız diye önüne gelene diploma vererek sahte bir şekilde milletin ortalama eğitim seviyesini yükseltmek de seni ne AB’ne sokar, ne de dünyada ilk 10’a sokar.

            Şu çağda hâlâ ismini yazamayıp, imza yerine parmak basan, kullandığı paraların değerini bilmeyen yadırganacak boyutta insanımız var. Hiç okuma yazma bilmeyene Kara Cahil denir. Yalnız okuma-yazma bilip, bu düzeyde kalmış olanlara da Cahil denir.

            Türkiye’mize geldiğimizde, yapılan saptamaya göre 5 milyon kişi okuma-yazma bilmiyor. Bunların 4,5 milyonu kadın, ötekiler erkek.

            25+ yaş nüfusumuzun yaklaşık dörtte üçü (%73,5) ilköğretim mezunu, ilkokul mezunu ya da bir okul bitirmemiştir.

             Lise mezunlarının oranı %16,6,

             Yükseköğrenim mezunlarının oranı ise %9,9’dur.

            Seviye bu şekilde olduğu müddetçe “senin oyun mu değerli, yoksa benimki mi?” tartışmaları da son bulmaz.

            90 yılda senin hekim sayının 344’ten 130 binlere, öğretmen sayının 12 binlerden 900 binlere, okul sayının 5 binlerden 44 binlere çıkmasından daha önemli olan, yetiştirdiğin ürünlerin kalitesi ve dünya çapındaki değerliliğidir. Cumhuriyet kurulduğunda toplumun % 90’ ı okuma yazma bilmeyen köylü toplumuydu. Kara cehaletin yok edilmesi için verilen mücadele ve ürünler müthiş idi. Gelişmiş toplumun ancak gelişmiş bireylerle oluşacağının bilincindeydiler.

 

Okan Önerci

Facebook
yorumlar ... ( 5 )
25-03-2015
25-03-2015 00:00 (1)
TÜİK'in "ilkokulu bitirmemiş ama okur-yazar" kategorisi sorunludur. Bu 18 milyonun okur-yazar olduğuna ilişkin hiçbir kanıtı yoktur. Bunların kaçının ilkokul 1. sınıftan kaçının 5. sınıftan terk olduğu bilinmemektedir çünkü ankette böyle bir soru yok. İlkokulu bitirmemiş olanlara okuma yazma biliyor musun diye sorulduğunda insanlar "biliyorum" demiş olabilir, o kadar. Altında bilmem kaç profesörün imzası olan bu belge bilim adına bir utançtır. Bu insanlar kendi eşlerinin ve çocuklarının, meslekdaşlarının yüzüne nasıl bakabiliyorlar? Diğer yandan TNSA'da olduğu gibi bu belge de "kendi yalanına kendinin inanması" örneğidir. AA.
25-03-2015 00:29 (2)
yaa, yorum yazmiym diyorum, durduramıyorum kendimi. bu ne şimdi?! EĞİTİM ŞART! oldu. bilmiyoduk. çok teşekkür ederiz. sayenizde öğrendik. bunu estetize etmeden, bundan yeni bi çağrışım çıkarmadan, kuru kuruya Pravda yumurtlamayın daa! merak eden zaten açar tüik okurdu. etmeyin, gitmeyin! lütfen! a.y.a. hürmetz
25-03-2015 21:59 (3)
Gerçek nicelik, yazılandan daha kötü olabilir. Sonuçta resmi rakamlar olumluya, iyiye doğru yuvarlanıyor. Nitelik açısından ise, kendi "okumuş, eğitimli" çevrelerimize baktığımızda feci durumu görebiliyoruz. Bir de ölçülemeyen iyilik, doğruluk, dürüstlük vs. gibi insani haller/durumlar var. mh
25-03-2015 23:26 (4)
Sayın Harma, Ali Ayhan'ın sol yanında çömelmiş halde poz veren siz değilsiniz di mi? Di mi? Hayır, Ali Hoca ufak tefek bi Anamur türkmenidir, o ayrı. Ama onun yanındaki ademoğlu biraz fazla protein alıp insan azmanı olmuş gibi duruyo da. O bakımdan şeyettim. Ha bana zaten farkmaz. Ben insan değil ayu balağı kontenjanından yarışmaya katılıyorum. 3'teki tespite kısmen katılıyore. Gerçek nicelik ne bilmem ama, niteliğin ayakbileği seviyesine erişemediğinin gayet iyi farkındayım. Fuğtfetiş bile nanay yani. Ya nasib! a.y.a. hürmetten noch einmal
26-03-2015 08:00 (5)
Sevgili a.y.a., hangi resim bilmiyorum ama, eğer ölçüler 1.90 m x 130 kg ise doğrudur. Ben varsam my Blue Sonja da oralardadır. Hocanın karşısında oturulmaz neslindeniz ama, hem yanında olduğumdan hem de kareye sığmaya çalıştığımdan çömmüşümdür (Esasında Hoca ile hemşeriyiz -Mersin, ancak o benim arap kökenli olduğumu iddia eder) ehlen ve sehlen. mh
DOST SİTELER
Toplam Giriş Sayısı : 2210883
Arama

İmzasız yazı yayımlanmaz. Yazıların sorumluluğu öncelikle yazarına aittir.