Sen de Düşüncelerini Paylaş!


Son Yorumlar

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 25.05.2017 - 00:36:05

    Yavuz Dizdar.. Canan Karatay.. Hala Doğru mu Söylüyorlar?

    Vay be ne fenaymış d vitamini entoksikasyonu salih bey. Allah göstermesin. Ben de d vitamini azliginda ampul ampul takviyenin sorunu pek az hafiflettigini çünkü d vitamini eksikliğini yaratan ve çözümü güç başka etkenler de olduğunu biliyorum. Iste bilgi bilgi üstüne eklenecek ve doğru bir felsefe olmadan hiçbir yere varamayacağız. Mamafih d vitamini fazlası herhalde en ciddi problemimiz.

  • HALİL YILMAZ

    HALİL YILMAZ 24.05.2017 - 22:01:59

    SÖMÜRÜLEN ÜLKEDE SOLCUNUN ULUSALCILIĞI

    Uzun süredir solda ulusalcılık tartışmanızı izliyorum. Hürriyet Yaşar oldukça etkili ve detaylı yazmaya devam ediyor ve sorguluyor hem de üslubundan kaybetmeden. Kaan beyin cevabını da heyecanla bekliyorum, bakalım neler olacak. Umarım argo kelimelerden kaçınan bir tarzda, samimi eleştiriler görürüz.

  • Salih Çelik

    Salih Çelik 24.05.2017 - 19:02:09

    Yavuz Dizdar.. Canan Karatay.. Hala Doğru mu Söylüyorlar?

    D vitamini intoksikasyonunu yani zehirlenmesini hiç gördünüz mü Kaan Bey... Ben gördüm. D vitamini bağırsaktan kalsiyum emilimini arttırır. Hiperkalsemi, yani kanda kalsiyumun yükselmesi sonucunda QT kısalması, aritmiler, psikoz, hipotoni, letarji, koma... Ayrıca daha sıklıkla kabızlık, iştahsızlık, bulantı, kusma, karın ağrıları, midede ülser, pankreatit, büyüme geriliği görülür... Semptomatik hiperkalsemi acil müdahele gerektirir. Kalsiyum düzeyi her acilde rutin bakılmalı. Hafif hiperkalsemide dahi eğer açıklanamayan nörolojik veya kardiyak bulgular varsa D vitamini düzeyi mutlaka ölçülmeli... D vitamini eksikliği önemli bir sorun, ancak fazlası da ölümcül olabilir... Diyetten alınan veya güneş ışını yoluyla sentezlenen D vitaminiyle zehirlenme olasılığı yok. D vitamini ampülü "bol bol" kullanılırsa zehirlenme olasılığı yüzde yüz...

  • Nufer Kurt

    Nufer Kurt 24.05.2017 - 18:43:11

    SÖMÜRÜLEN ÜLKEDE SOLCUNUN ULUSALCILIĞI

    Güzel bir yazı; belli ki önü arkası var; Kaan hocamın cevabını da bulup, okumalı; bağlayıcı bir söz etmeden önce...

  • Cemal Öztürk

    Cemal Öztürk 24.05.2017 - 16:03:10

    SÖMÜRÜLEN ÜLKEDE SOLCUNUN ULUSALCILIĞI

    (5) Türk devrimin üç ana niteliği dikkatimizi çeker: 1-Saltanatın (monarşinin) kaldırılması 2- Hilafetin TBMM içinde içkin hale getirilmesi; İsteklerimizin ve devlet yönetiminin laik hukuk ve ahlaki akıl üzerinde temellendirilmesi demektir. Burada vicdanı ve irfanı hür nesillerin yetişmesinde ilk koşul eğitimin Firavun-Karun ve ruhban baskısından kurtarılmasıdır. 3-Medeni kanunun kabulü. O halde milli demokratik devrimin özeti şudur: Fetva=KHK= ferman yetkisinin sultandan alınıp millet iradesine devredilmesidir. O halde her demokratik devrimin özü; firavun-Karun ve ruhban sınıfı arasındaki sömürü işbirliğini önlemektir. Dikkat ederseniz devrim karşı devrim cephesinde her şey giderek aslına dönüşmektedir. Firavun-Karun-Ruhban sınıfı arasındaki işbirliği ta eski mısır, Sumer, Arap Emevi-Abbasi devletinden, Selçuklu, Osmanlı devletine kadar devam ede gelen çok eski bir sınıflı toplum geleneğidir. Asla Kurandaki İslamın muhkem bir talimatı değildir.

  • Akif akalin

    Akif akalin 24.05.2017 - 15:33:33

    Yavuz Dizdar.. Canan Karatay.. Hala Doğru mu Söylüyorlar?

    Bandırma Yenikapı deniz otobüsü. Yanımdaki iki genç konuşuyor. İDO'nun yolculardan bavulları için ücret almamasına ENAYİLİK diyorlar. İçimden gençlere eğer bavul parası alınırsa paranın kimin cebinden çıkacağını düşündüklerini sorayım diyorum. Sonra Kaan'ın kitabı aklıma geliyor ve vazgeçiyorum.

  • Murat Güler

    Murat Güler 24.05.2017 - 14:48:04

    SÖMÜRÜLEN ÜLKEDE SOLCUNUN ULUSALCILIĞI

    Attila İlhan 'dan sonra sol -ulusalcılık ilişkisi hakkında bu kadar zihin açıcı bir yazı okumamıştım . Kaan abi umarım bilgisizlik , cahillik vb bir yazı yazmaz da ondan da bir şeyler öğreniriz (zaten öğreniyoruz)

  • Cemal Öztürk

    Cemal Öztürk 24.05.2017 - 12:53:20

    SÖMÜRÜLEN ÜLKEDE SOLCUNUN ULUSALCILIĞI

    Kürt hareketi ile en başta Gülen cemaati ve diğer siyasal islamcıların tarihsel bir ittifak içinde olması, ister istemez Türk solu ve ulusal hareketine yönelik bir çok kumpas, tertip ve komplonun yürürlüğe girdiğini gördük. Bugünlerde Donald Trump döneminde ise, Suudi- İran eksenli yeni bir ruhban medyası hazırlıkları yapılmakta. Cumhuriyetin yanında yer alan Türk, Kürt, Boşnak Gürcü, alevi , sünni, ülkücü, halkçı, devrimci herkesin ulusal ölçekte birleşmesi kaçınılmaz görünüyor. Günümüzde 19. Yüzyılın rekabetçi ve sanayi tipi kapitalizmi artık yok. Devletlerin ve militarizmin konumlanması da çok farklı bir kutuplara yöneliktir. Ulusallık davası özünde sınıfsal sömürüye karşı itirazı da barındırmaya devam ediyoruz. 19. Yüzyıl Marksizminin kehanetleri hilafına 20. Yüzyılda gelişen anti emperyalist ulusal demokratik devrimler aynı hayati önemlerini korumaya devam ediyor. Tabiki bölgesel ve konjoktürel güçlerin ittifakları biçiminde.

  • Cemal Öztürk

    Cemal Öztürk 24.05.2017 - 12:51:43

    SÖMÜRÜLEN ÜLKEDE SOLCUNUN ULUSALCILIĞI

    (3) Şimdi az önce değindiğim pencereden genel manzaraya baktığımızda: Emperyalizmin 'pazar payı' kavgası için öncelikle kendisine uygun bir ruhban medyası yaratması lazımdır. - Bunu öncelikle satın alma yoluyla yapar. Ruhban medyası denince sadece imam ve papazları anlamak eksiklik olur. Buna yazarlar, gazeteciler, akademisyenler, siyaset erbabı, think- thank kuruluşlar ( TESEV en bilinenidir) ve tüm toplum mühendisleri buna dahildir. - silah zorunu da yedekte tutar. ( Darbeler, istihbarat servisleri, çeşitli dernek ve cemaatleri organize etme, suikastler vs) Burada hemen anımsayalım, 1980 lere kadar sosyalist solun öldürülmesi, hapse atılması 1990 lardan sonra Kemalist aydınların tasfiye edilmesi dikkat çekicidir.

  • Cemal Öztürk

    Cemal Öztürk 24.05.2017 - 12:50:08

    SÖMÜRÜLEN ÜLKEDE SOLCUNUN ULUSALCILIĞI

    (2) Cumhuriyet devrimi ve karşı devrim cephelerinde yer alan güçlere bakarsak Genel olarak cumhuriyet cephesinde yer alan kesimler 1. Hem Atatürkçü hem dindar laik kesimler 2. Türklüğü benimsemiş çeşitli etnik kökenli topluluklar( Arnavut, Boşnak, Bulgar, Gürcü, Çerkez vb.) 3. Kürt, Laz, Arap gibi yerli halkların bir bölümü) Karşı devrim cephesi: 1. Hilafet ve saltanat yanlısı bir müslümanlığı savunanlar 2. Emperyalistlerle her an işbirliği yapmaya eğilimli bir Arap İslamcı anlayışı. 3. Kürt ve Ermeni' lerin ezilen milliyetçiliği savunması 4. Emperyalizmin satın alma özgürlüğünü savunan liberal, neoliberal ve sol liberal kanat.

  • Cemal Öztürk

    Cemal Öztürk 24.05.2017 - 12:48:48

    SÖMÜRÜLEN ÜLKEDE SOLCUNUN ULUSALCILIĞI

    (1) Ulusalcılık denince: 1. Dil, kültür, tarih bilinci 2. Coğrafi sınırların belirlenmesi 3. Vatan toprağındaki kaynakların rasyonel değerlendirilmesi ( tarım, hayvancılık, madencilik ve sanayinin geliştirilmesi vs.) 4. Teknolojinin üretilmesi için de bilimsel eğitim ile kadroların devamlılığı esastır. 5. Çağdaş uygar bir toplum yaratılarak emperyalist saldırılara karşı donanımlı olmak. Şimdi bu hedeflerin saptırılması, soğuk savaş yılları boyunca ülkemizde dönen dolapların siyasal dökümü elbette uzun hikaye.

  • BİROL AKSU

    BİROL AKSU 24.05.2017 - 12:39:51

    Yavuz Dizdar.. Canan Karatay.. Hala Doğru mu Söylüyorlar?

    ÇOK İSABETLİ BİR YORUM OLMUŞ..KALEMİNİZE SAĞLIK..

  • can ertan

    can ertan 23.05.2017 - 16:17:02

    Türküsüz Türkiye Olur mu… Âşık Mahsuni Şerif’ten Erdal Erzincan’a Anadolu Bilgeliği…

    Sevgili Recai Kulaksız...müzikle büyüdüm, dedem Hüsnü Ortaç türküler derlemiştir Bursa kırsalında....klasik müzik, caz, sanat müziği, türkü, bozlak, uzun hava, hoyrat dolu bir çocukluk...tangolar, fadolar, şansonlar, aryalar, napolitenler....onun iz düşümüdür yazı...sağ olunuz...müzik evrenin sağırlığına insanlığın ne güzel yanıtı...müzik ruhumu omurgası...

  • Mehmet Harma

    Mehmet Harma 23.05.2017 - 12:26:46

    Beslenme 60 Yıl Önce de Sorundu

    Değerli Recai, Naftalin'de, o zamanlar nüfusu daha az, ortalama eğitimi düşük ve yaşayanların çoğu kırsalda olan ülkemizde 50, 60, 70 yıl önce neler yazılıyor, neler okunuyormuşu bu güne taşımak istedim. Katkılarını beklerim. Selamlar, sevgiler.

  • RECAİ KULAKSIZ

    RECAİ KULAKSIZ 23.05.2017 - 11:28:51

    Beslenme 60 Yıl Önce de Sorundu

    Değerli Mehmet hocam, Naftalin'i serili yazılarınızı tam olarak okuyamadım. Kusura bakmayın. Hepsinin çıktısını alıp, toplu olarak bir değerlendirme yapmak istiyorum. Saygılarımla.

  • RECAİ KULAKSIZ

    RECAİ KULAKSIZ 23.05.2017 - 11:17:19

    Türküsüz Türkiye Olur mu… Âşık Mahsuni Şerif’ten Erdal Erzincan’a Anadolu Bilgeliği…

    Değerli Can Ertan, Aşık Mahsuni'yi bizlere hatırlattığınız için çok teşekkür ederim. Çocukluğum, gençliğim Mahsuni türküleri dinleyerek geçti. Hἀlἀ da öyle. Mahsuni türkülerini dinleyen biri, dönemindeki tüm tarihsel, sosyal, siyasi olaylardan haberdar olmuş olur. Bir nebze tarih kitabı, roman okumuş sayılır. Özlemle anıyorum. Saygılarımla.

  • RECAİ KULAKSIZ

    RECAİ KULAKSIZ 23.05.2017 - 11:06:42

    Bir Siyasal İslam Güzellemesi Olarak Kar Romanı

    Sol Portal yazarı Orhan Gökdemir twitter hesabından Orhan Pamuk'un kitaplarının yerinin çöplük olduğunu belirten bir cümle yazmış. Orhan Pamuk'u hemen savunmaya geçen kim olsa iyi? Arif KIZILYALIN diye birisi, kendini şöyle tanımlamış; ÜLKE GENELİNDE 2 KİŞİDEN DİĞERİ.GEZİCİ.ATATÜRK'ÜN İZİNDE. CUMHURİYET GAZETESİ YÖNETİM KURULU ÜYESİ. CHP İSTANBUL İL ÖRGÜTÜ SPOR KOMİSYON BAŞKANI Arif Kızılyalın'nın Orhan Gökdemir'e twitter'dan verdiği yanıt: "O olmadı dili cümle yapısı sıkıntılı olabilir kural tanımayabilir ama Türk romanını 'bence' millîleştiren postmodernist yazardır." Tam da Taylan Kara ve Kaan Arslanoğlu'nun bizlere anlatmak istedikleri şey bu olsa gerek. Orhan Pamuk'u savunan kişinin kendini tanımlamasına dikkatinizi çekerim. Saygılarımla.

  • can ertan

    can ertan 22.05.2017 - 16:29:31

    Türküsüz Türkiye Olur mu… Âşık Mahsuni Şerif’ten Erdal Erzincan’a Anadolu Bilgeliği…

    saygı sevgi benden...yazıma ilginiz için sağolunuz

  • Miyase Aytaç Yılmaz

    Miyase Aytaç Yılmaz 22.05.2017 - 13:40:10

    Türküsüz Türkiye Olur mu… Âşık Mahsuni Şerif’ten Erdal Erzincan’a Anadolu Bilgeliği…

    Merhaba; "Al hançeri sinem işte / Acımazsan vur sevdiğim"...Nasıl yazdın be usta? Nasıl bir şiirdir sendeki? Her dinlediğimde yanarım. Haklısınız Can Bey; onlar olmadan olmaz. Saygılarımla. https://www.youtube.com/watch?v=t04zJL__L9I

  • Gül T.

    Gül T. 21.05.2017 - 22:30:57

    Gerçeğin Üst Geçidi (1)

    Hoş

  • Miyase Aytaç Yılmaz

    Miyase Aytaç Yılmaz 21.05.2017 - 21:39:06

    İSPANYA’DA BİR KOVBOY

    Merhaba; Yok hayır saçmalamıyorsunuz sevgili AYA; blokta var. Ama İnsanBu okurlarına da sunmak istedim. "Uyudum-uyandım" tekrarı özellikle tekrarlı; hem de fazlasıyla. "Okurken bıkıyoruz ama yaşarken farkında değiliz" vurgusu için. Bir de tabii filmin en önemli karakteri olan (bana göre) hayalgücünün ne denli kıymetli olduğunu anlatmak. Zaten "ha gayret" diyerek teşvik var. Not: Tekrar ilk paragrafta, ya sonrası? Çok geçmiş olsun. Sağlık olsun da varsın ayrıntı olmasın. Saygılarımla.

  • Ezel Parsa

    Ezel Parsa 21.05.2017 - 19:42:34

    ÇİLEKLER

    Muhteşem bir öykü. Teşekkürler...

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 21.05.2017 - 15:42:38

    KUSURSUZ KABIZLIK: BİR ZÜLFÜ KOÇAKLAMASI

    1. Kameriye/Kamelya olayını ben bu sitede 50 sefer makaraya aldım. 2. Adli Tıp ders kitabında ve pek çok yerde benim yazdığım gibi geçiyo. 3. Olsa olsa galat-ı meşhur der geçerim. Bula bula bunu mu buldun da laf sokuzlamaya çalışıyosun? 4. Devam etmemen için gerekçen bu muydu? Laf! Benim o kitabı saniyesinde bırakmam gerekirdi o zaman. 5. Beğenmedin sen de kitabı, he mi? Bak hele! Sen kimsin? Otör müsün? Degustatör mü? a.y.a. pazar neşesisss (yine nikli dadangaç)

  • MİNE YILAR

    MİNE YILAR 21.05.2017 - 11:34:13

    KUSURSUZ KABIZLIK: BİR ZÜLFÜ KOÇAKLAMASI

    Fek bozmaysa feth de açma demek oluyor fekat. İstanbul'un fethi değil yanisi. Şöyle ki fekki kabir olayını vahşi heyvan da gerçekleştirebilir. Manbearpig a.y.a. kafasını kaşırken cevap da yazacaktır zati. :)

  • Betül Betül

    Betül Betül 20.05.2017 - 23:57:39

    KUSURSUZ KABIZLIK: BİR ZÜLFÜ KOÇAKLAMASI

    "Feth-i kabir"den sonrasını okumadım. Yanlış dil kullanımlarını kafaya takmış eleştirmenin "Fekki Kabir" (Fek burda "bozma" anlamında) tabirini çok acemice yanlış (kameriye/kamelya benzeri) kullanması ağır hayal kırıklığı yarattı. Bu arada kitabı ben de beğenmedim. KİB BYE...

  • Değer yoldız

    Değer yoldız 19.05.2017 - 22:22:08

    CHP’den 'TKP'ye Çürüme Her Yerde

    Yazıyı beğenmekten birlikte. Bir konuda yanılıyorsunuz Tkp son kale değil. Tkp zaten sahte bir yapılanma ve siyaseten bu ülkenin gerçekliğinden çok uzak. Son kale. HKP dir zira sayfayı ziyaret edip son yazıları okursanız görürsünüz keşke Sayfada bulunan yazıları okuya bilseniz.

  • arif yavuz aksoy

    arif yavuz aksoy 19.05.2017 - 21:45:12

    İSPANYA’DA BİR KOVBOY

    Sevgili MAY, bunu blogunuza da koymuştunuz. Ya da ben şu an 38.9 derece ateşle saçmalıyorum. Ama saçmalamadığımı sanıyorum. Bu yazı olmamış. Göze ve okurken beyne (en azından benim gözüme ve beynime) rahatsızlık veren bi uyudum-uyandım tekrarı var. Bu obskürite de bazan iyi olabilir. Ama her zaman değil. Hastayım. Ayrıntılı değerlendirme yazmaya mecalim yok. a.y.a. hürmetsss

  • Acar

    Acar 19.05.2017 - 20:21:52

    Gerçeğin Üst Geçidi (1)

    Güncelliğini hiç yitirmeyecekmiş gibi duran meselelerdir...

  • Ali Çetin

    Ali Çetin 19.05.2017 - 15:02:49

    Gerçeğin Üst Geçidi (1)

    İnce ruhlu kim varsa açığa alındı yılan dünyada, derken hayırdır güncel meselelermi? Kastiniz

  • Ç.

    Ç. 18.05.2017 - 23:42:25

    CHP’den 'TKP'ye Çürüme Her Yerde

    CHP ve HDP iktidar ile işbirliğine girdikçe sosyalist siyaset de güvenirliğini kaybetti. Aynı şekilde Kürt siyasetinin ABD ve Rusya ile olan ittifakı da sosyalist siyaseti etkiledi. Milliyetçi siyaset de ABD ile işbirliğini istemektedir. Yalnızca Kürt siyaseti ile olan yakınlaşmaktan rahatsızlık duymaktadır. Ayrışma da HTKP siyasetini muhalefeti destekleyerek güçlü bir özne haline gelmek üzerine kurduğu için CHP ve HDP'nin sistemle olan bağından olumsuz etkilenmiştir. TKP gerçekleşmeyen restorasyon analizinde bulunsa da CHP ve HDP destekleme üzerine siyasetini oluşturmadığı için daha az etkilenmiştir. Siyasetinde çelişkili taraflar bulunmaktadır.

  • Ç.

    Ç. 18.05.2017 - 23:18:07

    CHP’den 'TKP'ye Çürüme Her Yerde

    Seçim yorumlarımda CHP, HDP ve MHP'nin iktidar ile işbirliğine girebileceğini söylemiştim. En büyük ihtimali de MHP görüyordum. Seçim sonrası bu gerçekleşti. Muhalafeti çürüten mevcut neo liberal politikalarla bir sorunun bulunmaması iktidar ile her an işbirliğine hazır olmalarıdır. Muhalefetin yaptığı analizlerle gündelik siyasetleri çelişmektedir. Liberal "sol"un yetmez ama evet desteği, Kürt hareketinin barış sürecindeki desteği, Yenikapı ruhu, öncesinde de CHP'nin iki seçim arasındaki ittifak görüşmeleri, uzun süredir ulusalcı siyasetin iktidara olan desteği. Ulusalcılara yönelik eleştirilerim tepki çekmişti. Ufuk Uras ile ulusalcılar arasında bir fark göremiyorum. Biri demokrasi kavramını kullanıyordu diğeri ise anti emperyalizmi kullanıyor. Sosyalist siyasete bakacak olursak CHP ile HDP'ye destek vererek muhalefet yapacaklarını düşündüler. Nicelik olmadığı için,bu siyasetleri etkileyebilecek güçleri olmadıkları için çürümeden etkilendiler. Daha güçsüz hale geldiler.

  • Cemal Öztürk.

    Cemal Öztürk. 18.05.2017 - 11:33:17

    CHP’den 'TKP'ye Çürüme Her Yerde

    Süremiz doldu yoldaşlar! Biz sorunları çözmeden Sorunlar çözdü bizi.... Etnik ve mezhep gettosunu aşamadan vatandaş olunmaz. Ulusal bilinç bir üst aidiyettir. Birgül Ayman Güler, " milliyet ve millet" ayrımını dile getirdiğinde Türkiye' de kıyametler koptu. Ve en acıklısı da partiden ulusalcı diye atılmış olmasıdır. Sühey Batum da yine öyle. Bu CHP, bu HDP, bu TKP, bu ÖDP, bu EMEP, bu MHPdeki yöneticilerin zihinleri zaten işgal altında değil mi?

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 18.05.2017 - 10:36:12

    CHP’den 'TKP'ye Çürüme Her Yerde

    Yola çıkma zamanı geldi de yola çıkacak insan nerede? DİSK, KESK, TTB, TMMOB vb gibi PKK-ABD ile işbirliği yapan örgütlerde kalındığı sürece (En iyileri TKP, CHP olmak üzere) Türkiye'de hayırlı hiçbir gelişme olmaz. Bu tavrı ortaya koyabilecek insan var mı? Turabi'nin dolduruşu hoşumuza gitti, geçen yıl İstanbul Tabip Odası seçimine katıldık, 32 bin doktordan 140 oy aldık. Üstelik listedeki arkadaşlarımız hemen ertesi gün bizi sattı. Turabi'ye göre bunun nedeni erken propogandaya başlayamamamız. Yani gerçeği görmeme yarışında Turabi de var. Erken propaganda yapsaydık ne olacaktı? 140 yerine 300 oy alacaktık belki. Bu mu?? Bu çok derin bir sorundur ve liderler kadar tabanın kalitesiyle ilgilidir. Biz bunlar içinde çok kaliteliyiz demek istemiyorum. Bizim siyasi güç kalitemiz de ortada. Ulusalcılar, Atatürkçüler??? Büyük çoğunluğu 3 yıldır AKP ile açık açık işbirliği yapıyor. Bu çok ortadayken niye görülemiyor? Yine kalite sorunu, niyet ve göze alınan özverinin düşüklüğü sorunu.

  • Akif Akalın

    Akif Akalın 18.05.2017 - 08:20:42

    CHP’den 'TKP'ye Çürüme Her Yerde

    Turabi'nin yazısının en kritik noktasının "nesnelliğin" okunması olduğunu düşünüyorum. Bu konuda bir araştırmam yok fakat 50 yıllık gözlemlerim var. Biz Türkiye'de "nesnellikten" kendi "umutlarımızı" anlıyoruz. Bu durum okuma yazma bilmeyen insanda da, profesörde de böyle. Çok abartılı bir örnek vereyim, siz de aynaya bakın. Diyelim ki yarın pikniğe gideceksiniz. Umudunuz havanın güzel olması. Meteoroloji ne derse desin, siz "yarın hava iyi olacak" demeye devam ediyorsunuz. Burada kalsa iyi, dahası var. Biri çıkıp, "yahu meteoroloji yarın fırtına var diyor" derse, bu kişi "bozguncu" oluyor. Bu durum içimize öyle işlemiş ki, birinin kazara "nesnel" davranmasını dahi anlayamıyoruz. Mesela seçimi AKP kazanacak diyen birinin, "kişi karşısındakini kendi gibi bilir" deyişi çerçevesinde AKP'nin kazanmasını istediğini sanıyoruz. Bundan sol da bağışık değil, bu nedenle bizde nesnel okuma olanaksızlaşıyor. Bunu aşmak için ne yapılabilir bilmiyorum.

  • Acar

    Acar 17.05.2017 - 08:39:31

    Kılavuzlar, kargalar, burunlar ve Etyen Mahçupyan

    dünya düz değil miydi yahu? :) Fröyd'ün bütün kitaplarını hafız gibi ezberlersem psikiyatri uzmanı olur muyum? :) Yıllar geçtikçe bu türden zırvalayanlar iyice prim yapmaya başladı. İlginç buluyorum bu durumu! Eskiden bu tür zırvalıklara karşı bugüne nazaran toplumun hemen her kesiminde alaycı bir yaklaşım sergilenirdi. Şimdilerde çok acayip bir şekilde adam yerine koyanlar var böylelerini. Ayrıca burada yorum yapılınca e-posta adresimize uyarı gelmesi sağlanabilir mi?

  • elif aslan

    elif aslan 15.05.2017 - 17:38:53

    Kendimden Şüphe Etmeye Başladım

    Siteyi, yazıları takip ediyorum. Genel de yazılar büyük resme odaklı. Belki de uzmanlık alanimla alakalı. Küçük resim her zaman daha fazla ilgimi çekti. Bir ara istanbul'da özel bir vakfın yurt ve öğrenci evlerinden sorumluydum. Aynı zamanda mudirelik yapıyorum. Yurdun birinde sürekli hırsızlık oluyor. Diş macunu da calindi. Bir öğrencinin cizimlerinin olduğu lap top ta... Çaresiz hissettik bir ara. Her neyse sene sonunda hırsızı bulduk. Bulduktan sonra yurdun müdiresi ve belletmeni bir şey itiraf ettiler. O dönemde hırsızı yakalayabilmek için büyücü (!) tarzı birine gitmişler. Öylece kalakaldım. Sizin gibi egitimli, oturduğumuzda bir çok konuyu tartisabildigimiz kadınlardan bunu duymak ve cevap vermek bana zul olur dedim. Bazen bir olay insanı eşer eşer ve geriye ne kaldığına şaşar kalırsınız. "Umudu dürt, umutsuzluğu yatıştır" diyen şair mi haklı biz mi bilmiyorum:)

  • fahri kumbul

    fahri kumbul 15.05.2017 - 10:50:58

    Zihinlerimizi teslim alan BÜYÜK YANILGILAR - 1

    Yazıyı uzun olmasına rağmen sonuna kadar okunabilir değerlikte buluyorum. İllâki bir çıkıntı yapmak gibi olmasın ama şurasını anlamadım: "Akademisyenlerin paramızı yerinde kullandıkları, yayımladıkları makalelerin okunacağı ve okunanların da işe yarayacağı yanılgısı" başlığı altındaki fikirler ile "kurbağanın sindirim sistemi ne işime yarayacak?" yanılgısı başlığı altındaki fikirler çelişkili geldi bana. Birinde fazlalığın çöp, fuzuli, yararsız olduğu (ki doğru); diğerinde ise yalnızca işine yarayacak bilgi peşinde olmamak ve bilgiyi bilgi için aramak gerektiği savlanıyor.

  • Ezel Parsa

    Ezel Parsa 15.05.2017 - 02:09:48

    Zihinlerimizi teslim alan BÜYÜK YANILGILAR - 1

    Değerli Kaan Arslanoğlu, psikolojik evrimsel özelliklerimiz, iki bacağımızın, iki gözümüzün olması, yerçekimi, kuantum mekaniği kadar değiştirilemez özelliklerdir. Bu bilgiler durumumuzu anlamak için katkı sağlasa da değiştiremeyeceğimiz için ne yapmamız gerektiğinin bilgisini bize vermiyor. Kapitalist bilim, nasıl şeker kullanımı azalmasın diye egzersizle ilgili çalışmalara yöneliyorsa, sermayenin etkisini gizlemek için insan biyolojisinin evrim sonucu oluşmuş değişmez özelliklerine yöneliyor. Zihinlerimizi savaşın, sömürünün insan doğasının, evrimin ürünü olduğu düşüncesiyle doldururken, silah satışı, insanın kanını emiş sürüyor... Sömürünün olmayabileceğini düşünebiliyorsam evrimsel özelliğim sömürüye karşı olmaktır. İnsanlar 240 bin yıl göçebe ve avcı-toplayıcı yaşadılar. Devletleri, şehirleri yoktu. Gerçekte devletler kurulduktan sonra sömürü başlıyor. Belki devletler, insanın evrimine uygun değildir...

  • Mete Demirtürk

    Mete Demirtürk 14.05.2017 - 21:19:03

    Komiser

    Bırak yazıldığı zamanı, günümüz için bile tertemiz bir Türkçe...

  • kaan arslanoğlu

    kaan arslanoğlu 14.05.2017 - 10:49:40

    Zihinlerimizi teslim alan BÜYÜK YANILGILAR - 1

    Sayın Ezel Parsa, Ziyaretçi defterine cevap yazmışsınız. Orada kitabı okuduğunuzu belirtiyorsunuz, ayrıca kitabın ismini de düzeltiyorsunuz. Ben yanlış yazmışım. Teşekkürler.Benim itirazım ve acaba okudunuz mu dediğim şey şunaydı: İnsanın evrimsel olarak geldiği biyolojik-psikolojik aşama, öyle kuantum fiziği, büyük patlama kadar uzakta ve onlar kadar dolaylı belirleyen değil. Bugün, altını çiziyorum, şu yaşadığımız saat dakika, en büyük belirleyen ve insan ile toplum ile ilgili en somut en katı gerçeklik. DİP YAPI ama bugünün de en kesin belirleyici yapısı, diğerleri ondan sonra gelir. Benim kanaatim. Yineliyorum, kanaat derken de bugün keyfim bu görüşten yana olduğu için değil. Bu konudaki epeyce bir bilimsel bilgi birikimi ve binlerce yıllık deneylerin sonucu. Saygılar, sevgiler.

  • Ezel Parsa

    Ezel Parsa 14.05.2017 - 09:27:50

    Okudum Değerli Kaan Arslanoğlu ve fikirleriniz dünyaya bakış açımı zenginleştirdi. Ama kitabınızın adı "Evrimci Açıdan Din Psikoloji Siyaset" değil miydi?

  • kaan arslanoğlu

    kaan arslanoğlu 14.05.2017 - 09:26:03

    Zihinlerimizi teslim alan BÜYÜK YANILGILAR - 1

    Sayın Ezel Parsa, benim Evrimci Açıdan Din Psikoloji Felsefe adlı kitabımı okudunuz mu?

  • Ezel Parsa

    Ezel Parsa 14.05.2017 - 07:21:11

    Zihinlerimizi teslim alan BÜYÜK YANILGILAR - 1

    Dipyapının dibi yapı da var. İklimlerin ve coğrafya'nın oluşumu, daha dipte dünyanın güneş sistemindeki yeri, daha da dipte güneş sistemi, kuantum mekaniği diye gider. Belki farklı bir evrende yaşasaydık herşey çok farklı olurdu. Yine altyapı-üstyapıya dönersek altyapı ve üstyapı birbirinden net olarak ayrılmış değildir. Karşılıklı birbirlerini etkiler. Ekonomik altyapı üstyapıya, bazı üstyapıdakiler altyapıya geçer (devlet gibi). Dipyapı bile bunlardan etkilenir. Coğrafya ekonomiyi, beslenme alışkanlıklarını, beslenme alışkanlıkları okulu, hastaneyi, hatta orduyu belirleyebiliyor. Ekonomik altyapı devlet ilişkilerinden tamamen bağımsız değildir. İnsan bütünsel algılayamadığı için bunları birbirinden ayırıp inandırıcı bir hikayede birleştirir. Sonra önceki süreci unutup bu hikayenin tek olasılık olduğunu düşünür. Yine de bir dayanak noktası gerekiyor ve bu nokta (idea) yoksa insanın hiçbir şey yapmaması, Diyojen gibi öylece durması elinde kalan tek seçenek.

  • MİNE YILAR

    MİNE YILAR 13.05.2017 - 21:08:05

    ULUORTA ÖPÜŞMEK VE KENT ENSTİTÜLERİ

    Köylerde pırıl pırıl çocuklar yaşıyor, aynı döşeğini sırtlayıp kentlere göçenler gibi. İğrençoğlu iğrenç medyamıza, yobazoğlu yobaz dayatmalara rağmen. Bakıyorsunuz bir çoban üniversite sınavında birinci oluyor. Yerde uyuyup yerde yemek yiyen insanlar. Okumaya değer veriyor. Şimdi bu insanlar diri diri yakıldıkları yurtlara mı layıklar? Anadolu'da okumaya değer vermeyen belki de tek şehir vardır: Kayseri. Pişkin pişkin "kafası çalışmıyorsa okusun" derler. Bunun dışında hemen her yerde insanlar çocuklarını okuttuklarıyla övünür. Bir de ben kendi anacığımdan da biliyorum. Benimle hep gurur duydu. Herkesin anneler günü kutlu olsun tanımadığım insanlar. Seviyorum bu mekanı.

  • MİNE YILAR

    MİNE YILAR 13.05.2017 - 19:21:45

    ULUORTA ÖPÜŞMEK VE KENT ENSTİTÜLERİ

    Tabi insanlara neler yapması gerektiğini öğretmekten önce neler yapmaması gerektiğini öğretmek ve bunun için cezai uygulamalar ve kanunlar çıkarmak en hızlı ama en az insancıl olan yöntem bence. Aile hayatındaki hukuk kanunlarla korunuyor Avrupa'da. Sosyal hayatta da öyle. Mesela pazarları evde elektrikli alet kullanamıyorsun, gürültü oluyor ve kutsal bir gün. Aynı şekilde akşam sekizden sonra da süpürge, çamaşır makinesi çalıştırmak yasak. Seni şikâyet edebilirler. Komşularının inancına, dinlenme ihtiyacına saygı göstermen gerekiyor. Mesela kendi çocuğunu akşam belli bir saatten sonra alıp dışarda gezdiremezsin çünkü çocuğun o saatte yatakta olması gerekiyor. Yani çocuğun hukukunu ihlal ediyorsun. Evet bunları Avrupa'ya göç eden insanlar çok hızlı öğrenmiş. Ama sanattan, edebiyattan, felsefeden de uzak kalmak bedelini de ödemiş belli bir kuşak. Biz nasıl bedeller ödeyeceğiz tabi ki bilmiyoruz.

  • MİNE YILAR

    MİNE YILAR 13.05.2017 - 18:46:07

    ULUORTA ÖPÜŞMEK VE KENT ENSTİTÜLERİ

    Buraya niye kimse yorum yazmıyor bilmiyorum ama sanırım yazar cevap vermiyor diye veya eski bir yazı olduğu için. Mecburen göç etmiş, eğitilmemiş, iş imkanı sunulmadığı için en temel içgüdü olan yaşamayı becermek için saçmalamış allah saçmalamış, en çok ikinci temel içgüdü olan üremeyi başarmış köylüden nefretle bahsetmiyor Hürriyet Yaşar. Onları dışlayıp tarikatların kucağına iten kendibaşınaaydınlanmacılardan da değil. Bir şeyler yapalım eğitelim, öğrenmemek ayıpsa öğretmemek de ayıptır diyor. Bir sürü öğretmen tanıyorum, köy enstitüleri gibi kent enstitüleri kurulacakmış deseler elinden gelen her desteği verir. Çünkü biliyoruz ki bu insanlara en yoksul günlerinde sanat ve edebiyat öğretildi ve onlar bu işi becerdiler. Bizim ülkemiz köylere kütüphane, müze, tiyatro, son teknoloji araçlar, bilim, eğitim ve nezaket, hukuk ve düzen getirene kadar gökdelenli vahşi kentlerimizi yaşanacak bir yer yapmak için bir yerden başlamalıyız. Hep hayal mi?

  • MİNE YILAR

    MİNE YILAR 13.05.2017 - 17:26:35

    ULUORTA ÖPÜŞMEK VE KENT ENSTİTÜLERİ

    Ben de yazının özellikle son cümlesine şiddetle katılanlardanım o zaman. Bizim kendi çözümümüzü kendi aydınlarımız üretecek.

  • Mine YILAR

    Mine YILAR 13.05.2017 - 14:56:51

    ULUORTA ÖPÜŞMEK VE KENT ENSTİTÜLERİ

    İşte en sevdiğim yazarlardan birini yine çok büyük bir keyifle okudum. Köyden kente göç, Avrupa'da yaşayan işçilerin de problemi olmuş. Burdaki yaşam tarzından uzak durmak için mümkün olduğu kadar içlerine kapanmış ya da kapatılmışlar. Fakat gelir gelmez öğrendikleri bir şey olmuş: Kanunlar. Çocuk ve gençlerin hakları kanunlarla korunuyor. Mesela kısa giydiği için babasından şiddet gören çocuk, hemen devlet korumasına alınıyor. Evde huzurunuz yoksa 18 yaşında evden ayrılmanız için devlet size yardım ediyor. Eve geç geldiği için ya da kız arkadaşı olduğu için oğlunuzu azarlayamazsınız. O yüzden en muhafazakar ailelerin bile kızları gece yarıları eve gittiğinde aile çocuğa nerden geldiğini bile soramaz. Bireysel dokunulmazlık ve kişi özgürlüğü böyle öğretilmiş. Tabi ki yan etkileri var. Evde şiddet gören kadın, çocukları kendisinden alınacak diye psikolog yerine imama başvuruyor, derdini ona döküyor rahatlıyor. Avrupa'nın düsturu: "Çocuğa hayatı zehir edeceksen, lütfen çocuk yapma."

  • Kaan Arslanoğlu

    Kaan Arslanoğlu 13.05.2017 - 08:53:05

    Komiser

    Ne güzel. :))

  • orhsn karakus

    orhsn karakus 12.05.2017 - 22:02:50

    Zihinlerimizi teslim alan BÜYÜK YANILGILAR - 1

    İnsan ve toplum kendini vicdanen bir terazide tarih boyu tartarak iyi tanımlanan bir hakkaniyetli sulhu arar..Zikzalari öne çıkarmak bunun yaşam egrisine zum yapmaktır...Bu post moderniteyi çağrıştırdığı bütünlüğün bir amaca tevdiat edilirse Kamil insan olmaya çaba gösterilmeli derim...baki selamlar...

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.