TEMEL TÜRKÇE FİİLLERİN LATİNCE VE İNGİLİZCE KARŞILIKLARIYLA UYUMUNUN ÖLÇÜLMESİ

TEMEL TÜRKÇE FİİLLERİN LATİNCE VE İNGİLİZCE KARŞILIKLARIYLA UYUMUNUN ÖLÇÜLMESİ

28.4.2021 TARİHLİ ÖN EK: 200 fiili tamamlayınca tüm sözcükleri önceki iki kitabımıza (Eleştirel Bakışla Güneş-Dil Kuramı ve İlk Güneş-Dil Sözlüğü, Radloff Sözlüğünden Çıkan Bulgulara göre BATI DİLLERİNİN KÖKÜNDEKİ GÜÇLÜ TÜRKÇE) bakarak tekrar gözden geçirdim. Eklemeler, katkılar yaptım. Çalışmanın sonunda şu iki şeyi gördüm. 1- Kitaplarda yaklaşık 500 temel Türkçe fiilin yabancı dillerdeki benzer karşılıklarını zaten göstermişiz. Demem odur ki, buradaki 200 Türkçe fiili rastgele seçerken Türkçe yanlısı bir kayırma yapmamışım. Kitaplardaki karşılığı yüksek uyumlu 100 kadar fiili buraya almamışım. Ama zararı yok, çünkü bu bir fikir versin diye yapılan istatistik çalışma. Oranın yüzde 3-5 değişmesi çok şey fark ettirmez. 2- Burada fiil seçerken GÜNCEL TÜRKİYE TÜRKÇESİNE göre seçtim. Eski Türk Avrasya lehçelerine göre seçsem yabancı dillerle uyum oranı belirgin biçimde yüksek çıkardı. Kitaplarımıza bakarsanız bunu siz de görürsünüz. Ama onun da ziyanı yok. Güncel Türkçe ile yabancı dilleri karşılaştırmak da hayli doğru bir fikir veriyor.   

SONUÇ: (200 üzerinden)

İngilizceyle hafif uyum gösteren Türkçe fiil sayısı: 49  %24.5

İngilizceyle orta uyum gösteren Türkçe fiil sayısı: 35  %17.5

İngilizceyle yüksek uyum gösteren Türkçe fiil saysı: 21  %10.5

İngilizceyle uyum gösteren Türkçe fiil toplam sayısı: 105 %52.5

İngilizce ile Türkçe fiilerin uyumunun 100 üzerinden puan değeri: 30.33

 

Latinceyle hafif  uyumlu Türkçe fiil sayısı: 42  %21

Latinceyle orta uyumlu Türkçe fiil sayısı: 21  %10.5

Latinceyle yüksek uyumlu Türkçe fiil sayısı: 17  %8.5

Latinceyle uyumlu Türkçe fiilerin toplam sayısı: 80  %40

Latince ile Türkçe fiillerin uyumunun puan olarak yüzde değeri: 22.16

 

ANA YAZI:

200 kadar temel Türkçe fiili ele alıp Latince ve İngilizce eş anlamlılarıyla karşılaştıracağım. Kök, ses ve anlam yönünden ne kadar örtüşme var, derecelendireceğim. Hiç uymayanlar (0), kuşkulu veya hafif ya da dolaylı benzerlikler (1), orta derecede uyum (2) ve yüksek derecede uyum (3). Sonunda yüzde hesabıyla ne kadar benzerlik var, ortaya çıkacak. Harf sırasına göre A’dan başlayarak Y’de bitecek.

Önce çarpıcı birkaç örnek vereyim, sonra alfabetik sıraya döneyim.

Çevir, Evir, Devir: Döndürme, ters yüz etme ile ilgili bu üç fiil de “vir” ile bitiyor. İş bununla kalmıyor “kıvır”daki son hece de “vır”. Başka fiillerde “vir-vır” son hecesi göremedim. Varsa da nadirdir. “Savur” ve “Kavur”da da “vur” var. Onlarda bile bir döndürme, dönme eylemi söz konusu. Latincede “verto, verso, vergo, vorto” hep “dönme” ile ilgili fiiller.

Hatta Türkçede ön ek bulunmadığı halde “de-vir”deki “de” dönmeyi pekiştiren bir ön ek gibi ekleniyor. Latince ve Türkçe sözcükleri karşılaştırdıkça Latincenin Türkçeden kök aldığı sonra ön ek kattığı ya da Türkçenin Latince ile ortak köklü olduğu ön eklerin daha sonra atıldığı (daha düşük ihtimal) gibi bir izlenime kapılıyorum. Hint-Avrupa’da “dönme” ile ilgili bu sözcüklerin kökü: “Wer”.

Ver, Var (erişmek anlamıyla), Vur: Burada da son ikisinden “V”yi çıkardığımızda anlam değişmiyor. “er-ur”… Varmak “ermek” halinde, Vurmak “urmak” halinde olabiliyor. “Ver”den “V”yi kaldıramıyoruz, ama o da “birmek-bermek” olabiliyor. “Bırakmak” da yakın anlamda. Hepsinin ortak yönü karşıdaki bir şeye karşı eylemliliği. Verirsin, vurursun, varırsın… Karşıya…

Peki Latinceyle ilgisi ne? Keza İngilizceyle? Versus (İngilizce-Latin) “karşı” demek, “karşısına dönmek, dönmek” demek. Vertere “değişmek-değiştirmek” demek… (Change) Özellikle “vermek” ile bir bağlantı inkar edilemez halde.

Görüldüğü üzere azcık kazınca Latince ve Türkçenin yakın akrabalığı her yerden işaret veriyor.  

 

A ile başlayan fiiller: Acımak, Açmak, Akmak, Almak, Anlamak, Anlatmak, Anmak, Asmak, Aşmak, Atlamak, Atmak...

Acımak: Ache (İngilizce) Yunanca “akhos”. (2)

Akmak: Latince akmak fiilinin değil, ama “su” isminin karşılığı: “Aqua” (2). Bu sözcük İngilizcede de var. (2). Ayrıca İngilizce “Act-Action” aynı şekilde Latince “Actus, agere” eylemlilik anlamına gelir ki, “akmak” fiiliyle dolaylı bağlantıdan söz edilebilir. “Aktı”: Osmanlıca, el işi, çalışma. Aktarmak, Akın vb. Türkçe sözcükler sıvı akışını değil, hareketi anlatır. 

Anlamak: Animo (Latin.) (2) : Akıl, zihin: Mind (İng.) (1)

Anlatmak: “Dico-do” (Latin) : demek. (1) Tell (İngilizce): demek. (1) Dolaylı bağlantı.

Asmak: Suspend (İngilizce) (1), Suspendo (Latin) (1)… “Sus” bölümü ön ektir ve “yukarı” anlamına gelir. Asıl “asmak” ise “pendere”deymiş! Ön ekler etimolojiyi iyice karıştırıyor. Daha önce bu ön eklerin Türkçeyle şaşırtıcı derecede uyum içinde bulunduğunu madde madde anlatmıştık. Dolayısıyla yalnızca ön ek alıp vermeleri bile Latinceyle Türkçenin birçok sözcükte örtüşmesini açıklayabilir. “Sus” ön ekinde baştaki “S”yi kaldırdığımızda (Bu kuralı ben bulmadım, ama böyle bir yöntem var ve bazı açıklamalarda işe yarıyor) “us”a ulaşırız. Bu da “üst” ile ve “as-mak” ile uyumlu.

Aşmak: Exceed (İngilizce) (1), Exeo (Latin) (1)… Bunların açımlaması şöyle: “Ex” (ön ek) dışarıya, üstüne vb.. “Cedere” gitmek (to go)… Aşmak ile “ex”in anlam ve ses benzerliği bir tarafa, bir ilginç şey de “cedere”nin dip kökünün “ked” olması. Yabancı kaynaklar böyle açıklıyor. “Ked” ne demek? To go demek… “Git” demek. 

Atlamak: Saltus (Latin) (1) İngilizce “Jump”ın Sanskritçe karşılıkları: Hath, Utpata, Uttika.

Atmak: İacto (Latin) (1) Bayram Tamer Güneş’in katkısı: “Tuz atmak” da olduğu gibi “atmak” bazen katmak anlamına gelir. Add (İng.) ; Eklemek, katmak. Adnan Atabek: Eski Türkçede “At-mak”ın bir anlamıda katmaktır: Add (2)

 

B ile başlayan fiiller: Bağlamak, Bakmak, Banmak, Basmak, Başlamak, Batırmak, Beklemek, Beslemek, Bırakmak, Biçmek, Bilmek, Binmek, Bitmek, Bitmek, Boğmak, Bulmak, Bükmek, Büyümek…

Bağlamak: Bind (İng.): bağlamak. Bandage, Bag (çanta-bohça), Pack vb. (3) Ayrıca, Bağlamak: Annecto (Latin), Annex (İng.) sözcüklerine “eklemek” maddesinde geleceğiz.

Bakmak: Peek (İng.) Look (İng.) Bence rastlantı olmayan bir benzerlik var. (2) “Watch”, “weg” kökü nedeniyle ayrıca benzeşiyor. Ayrıca “Aspect” (İng) (görünüş) sözcüğü Latince köklü ve açılımı şöyle: A-spect. Görünüşü ya da bakışı ifade eeden “spect”den “s”yi attığımızda “Pect” ile karşılaşıyoruz. Latince (1).

Banmak: “Ba” Türkçede su ile ilgili sözcüklerin başlama hecesi. Balık, Batak, Baltık, Batmak, Balçık vb… Ama “Banyo”nun Türkçe köklü olduğunu bir türlü kabul ettiremeyiz.

Batmak-Batırmak: Burada “batmak” eğer su-sıvı içine “batmak” ise “ba” ile yani “su” ile bağlantılı. İngilizce “Bottom”: “dip” sözcüğü iç gıcıklayıcı.  

Basmak: Passare (Latin) (3), Pass (İng.) (3): basmak, ayakla basmak, geçmek, adımlamak anlamına geliyor. Pace (İng.): adım. Aslında “Step” (ing.) ayakla basmak sözcüğünden “S”yi attığınızda “tepme-tepük” ile karşılaşıyorsunuz. Nereye kazısanız Türkçe. Ayrıca “Push” (İng.): İtmek, basmak.

Beklemek: Bu fiilin incelenmesi ilginç sonuçlara vardırıyor. “Bek” in Türkçe kökü ne acaba? Bakmak, gözlemek fiilinden mi çıkıyor, yoksa arkasında durmak “back”den mi? Size uçuk gelebilir. İngilizce “Guard” sözcüğünü daha önce “koruma” ile benzeştiriyorduk. Yabancı kaynağı tekrar incelediğimde “gu” sözcüğünün zırh, koruma teçhizatıyla ilişkili olabileceği, kökün ayrıca “wer” olabileceği gibi kafa karıştıran ve ikna etmeyen açıklamalar gördüm. Şu da var ki “back” sözcüğünün de Proto Alman “bakam” sözcüğünden başka açıklaması bilinmiyor. “Gu-ard”ın “gu”sunu çıkarınca da geriye yine “geri: ard” kalıyor. Türkçe “geri-arka-art-terki” sözcükleri de İngilizcedeki karşılıklarıyla tam uyuşmuyor, ama ses benzerlikleri gösteriyor: Rear, arrear, arre, arreage… “Beklemek” fiilinin ikinci anlamdaki karşılığı “Expecto” (Latin), “Expect” (ing.) “S”yi atma kuralına göre “bakmak” sonucu verse de bu fiil henüz bizden puan alamıyor.

Beslemek: Pasco (Latin) (3), Pasture (İng.) “to feed by putting in a pasture”. Çayıra salmak yoluyla hayvanları beslemek. Otlar, çayır, sebzelerle hayvanları beslemek. Tarih öncesi dönemden ortak dil kökü. (3)

Bırakmak: Bu fiilin tam karşılığını yabancı sözlüklerde henüz bulamadım. Puanı (0). O bir yana “Leave” (İng.) bırakmak sözcüğünün kökü “leip” imiş. Kazıkla ve iple bağlamak anlamı veriyor. Muhtemelen hayvanı ya da bir canlıyı bağlamak. Tersi de salmak: Leave (bırakmak) oluyor. “Le-ip”deki “ip”e dikkat, başka bir şey demiyorum. Ayrıca Leave sözcüğünün Latince karşılıklarından biri “Pax”, yani “barış”. Bırakmak-Barış arasında da ilişki çıkarsa şaşırmayın. Pax-Barış benzerliğine çok önceleri kitaplarda değinmiştik.

Bilmek: Know (ing.) (1), Cognosco (Latin) (1). Kök “gno” imiş, “kn” sesi. Biz bunu “öğrenmek” ile de benzeştirmiştik. Fakat eski Türkçe “Kanmak”: İnanmak ile de benzeşiyor. “Ognan” Saka dilinde, bilmek, anlamak. İngilizce “Believe”: İnanmak, öyle bilmek. “Be-lieve” şeklinde ön ekli açımlandığı için bu sözcüğün örtüşmesi tartışmalı.

Binmek: Eski Türk lehçelerinin pek çoğunda “binmek” “Min-Mın-Mun-Mang” diye geçiyor. At binmek, at sürmek… Biz bunu İngilizcedeki “idare etmek” ile ilgili “Manage, Mandate, Ministery, Minister, Ministerium” gibi İngilizce ve Latince sözcüklerle bağlantılandırmıştık. Ki bu sözcüklerin etimolojik açılımında at sürmek “horse” sözcüğü açık biçimde geçmekte. Dolaylı bağlantı. (1), (1)

Bitmek: Bitkinin filizlenmesi, belirmesi. Eski Yunanca, Latince ve İngilizce “Botanic” sözcüğü. Ot, bitki anlamına geliyor. “Bud” (İng.) (3) : Filizlenmek, bitmek, tomurcuklanmak. Latince (1)

Bükmek: Buckle (İng.) (2) Fransızca kökenli deniyor. Türkçedeki “bukle” de Fransızca köklü sayılıyor. Fiil anlamı “bir şeyin bir kuvvet altında bükülmesi, bel vermesi” diye açıklanıyor. 

 

Ç ile başlayan fiiller: Çabalamak, Çakmak, Çalmak, Çarpmak, Çatmak, Çekmek, Çevirmek, Çizmek…

Çakmak: İngilizce karşılığı “Tack”. Türkçesi de İngilizcesi de benziyor, ancak bunlara sese dayalı sözcükler (yansıma) diyebiliriz. Fakat bu sözcüğün baş anlamı “raptiye” olunca, tutturma anlamına da geliyorsa, Türkçe “takmak” fiili ile bağlantısı ortaya çıkıyor. Burada puan vermiyorum, o maddede vereceğim. 

Çalmak: İngilizce “Steal”. Kökü “Stelenan” imiş. Çalmak, gasp etmek, soymak anlamında. Baştaki “S”yi çıkaralım: “Talan” kalıyor. (1) Latincesine bakalım: “Cleo”. Şu çalma hastalığı “Kleptomani” var ya, oradan geliyor. İlk heceye dikkat. Latince örtüşmeye de (1) puan vermezsek haksızlık sayılır. Kökü Yunanca “Klep” imiş. Çap-Çarpmak-Çapul sözcüklerine benzerlik yabana atılmaz. 

Bu maddeye ek: Adnan Atabek'ten... Tala: Türkçe, çalmak. "S" Yasası: S-teal.. Batı bundan habersiz.

Çatmak: Cross (İng.), Crux (Latin), Contra (Latin-İng.) bir akrabalık bence kesin var, ama bu kadarıyla kanıtlayamayız.

Çarpmak: Crash (ingilizce) ve Gibba (cibba okunuyor) (Latin.) Benzerlik dikkatimi çekti, ama puan vermedim. 

Çekmek: Eski Türkçe “Pıla”: Çekmek, soymak. “Pıla” hem “Pull” hem de “Peel” İngilizce sözcüklerinin anlamını karşılıyor. (1)

Çevirmek: Yazının ta en başında ilginç örtüşme anlamında “çevir-devir-evir-savur-kavur” sözcüklerinin son hecelerindeki “vir-vur”ların Latince “dönme” anlamına gelen sözcüklerle örtüştüğünden bahsetmiş ve Türkçe fiillerde “vir-vur” ile biten ama “dönme” ifade etmeyen bir örnek verebilir misiniz, diye sormuştum. Henüz böyle bir örnek veren çıkmadı. Zaten bunu henüz teoriye dökmedim, puan da vermiyorum. Aykırı sorulardan korkmayalım yeter. Başka örtüşmelere geçelim. İngilizce “Change” sözcüğü bizde bir çağrışım yapıyor. Kökü de Latince “cambiare”ye dayanıyormuş… Yok, başka bir yoldan Kelt dilinde “kemb” imiş. Onlar sallayınca sonuna dek serbest!... Buna da puan vermiyorum. Amaaa, ya “Circle-Circuit” (Çember-çevirmek) sözcüklerini de mi görmeyeceğiz? Açın “google translate”i, Latince karşılığı nasıl okunuyor, kendiniz duyun. Circen (Latince) ve okunuşu da “Çirken” gibi bir şey. Böylece Keltce “Kemb”in de akraba olduğunu kanıtlıyoruz.  Çevir, Evir: Latince “Vertere”. Kök: “Wer”. (2), (2).

Çizmek: Scratch (ing.), Script (ing), Scabere (Latin), Scriptor (Latin), Cicatrix (Latin) sözcüklerinin hepsi çizmekle, yazmakla, çizikle ilgili. Özellikle Latince olanlarının okunuşu “Çiz”e fazlasıyla benziyor. (2) Eski Türkçe “Çi-Si” çizmek kökü. “Chisel” (İng.): Keski, oymak, yontmak. (2)

 

D ile başlayan fiiller: Dağlamak, Dalmak, Değmek, Delmek, Demek, Devirmek, Dikmek, Doğmak, Doğurmak, Donmak, Dökmek, Dönmek, Dövmek, Dövüşmek, Durmak, Düşmek, Düşünmek…

Dalmak: Dip (ing.) Yabancı kaynaklarda köküne baktığımızda benzerliğin rastlantı olmadığını (Deep: derin) İngilizce sözcüğüyle de ilişkili olduğunu görüyoruz. Örtüşme kesin, ama dolaylı olduğundan (1) puan.

DeğmekDokunmak: Touch, Tact (ing.) (3). Tactus (Latin) (3). İlişki kör parmağım gözüme. Oradan ne bilimsel, geometrik, tıbbi terimler doğmuş, say say bitmez. Tangent, Integral, Tactile Hallucination vb. vb… Hepsi “değme-dokunma” ile ilgili. Digital, Dactilus vb. “parmak” anlamına geliyor, muhtemelen onlar da “dokunma, değme” ile ilgili.

Delmek: Drill (İng.) (2). Dig (İng.): Kazmak, deşmek. Taedium, Terebro (Latin) (Puansız) 

Demek: Tell (İng.) (3), Dico (Latin) (3).

Dikmek: Erect (İng.), Erectus, Rectus (Latin) sözcükleriyle anlam aynı, ses melodisi benziyor. Kökü “reg” imiş. (“Right” da buradan gelmeli.) Dosdoğru, düz anlamına geliyor, “direct” anlamına geliyor. Bizim “Direk”le de benzeşiyor. “Direk” hem sert, düzgün, dosdoğru bir maddedir, hem de dikilir. (1), (1).

Doğmak: Birilerinin rahatsızlığını göze alarak biraz beyin jimnastiği yapalım. Doğmak (güneşin doğması) veya ortaya çıkmak anlamında bir sözcük örtüşmesi henüz bulamadım. Puan da vermeyeceğim. Fakat dillerin ortak mantığı açısından bir şey bana ilginç geldi. Türkçede Doğu-Doğmak-Doğuş-Doğurmak sözcükleri birbiriyle bağlantılı ve hepsi güneşin doğuşu ile ilgili olmalı. İngilizce ve Latincede de East-Orient-Ortus-İugum sözcükleri doğu, güneşin doğuşu, yükselişi, ortaya çıkmak, hatta “origin” de olduğu gibi “kaynağı olmak” anlamlarında. “East” kökü Kuzey Avrupa, Norveç’den geliyormuş ve “Aus”muş. Oysa Latincede aynı anlamda “Eous” sözcüğü var. Bu da yabancı etimoloji kaynaklarının çok da güvenemeyeceğimizi bize bir kez daha gösteriyor. Peki “Eous” “Doğuş”a çok benzemiyor mu Tengri aşkına? “İugum”un ise ilk anlamı “boyunduruk”. Alt anlamlarından biri de “Ortus”. Yani doğuş, doğum…

Doğurmak: “Give birth” (İng.) Bu maddede çok tartışmıştık daha önce. Yabancı kaynaklar kökün “bear” (taşımak) olduğunu belirtiyor, bir arkadaş da bu konuda ısrarcı ve inatçıydı. Ama bizce Birth: Börtlemek-Pörtlemek… bağlantısı çok daha kuvvetli olasılık. “Taşımak, gebe olmak” doğumu dolaylı ifade ediyor, ama “Koyunlar bu ay börtleyecek” dendiğinde doğrudan anlam veriyor. Latince doğurmak ile ilgili çok sözcük bulunuyor. Alt sözcüklerden biri de “Edo”. Bu sözcüğün çok anlamı var, aşağı yukarı “etmek” anlamına da geliyor. Orada puan verelim, burada vermeyelim.

Dökmek: Dökmek, bir sıvıyı kalıba dökmek anlamına gelen Latince “İacio-Jacio” (İyaço) sözcükleri “dökmek” ile ses uyuşumu gösteriyor.  

Dönmek: Turn (İng.) (3), Torno (Latin) (3) “Oro” Eski Türkçe ve lehçelerde “dönmek”. Roll, Round (İng.)

Durmak: Tardo (Latin) (1), yavaşlamak, durmak. “Durable” (İng.) : Dayanıklı, uzun ömürlü, sürekli anlamındaki sözcüğün kökü Hint-Avrupa “Deru” imiş. Sağlam, dayanıklı ve ağaç, odun, kiriş, direk vb. anlamlarına geliyormuş. Eski Türkçe pek çok lehçede “Tura”: Ev, yapı, bina. Hangi açımlama ile Türkçeden uzaklaştıklarını düşünseler başka noktalardan yine Türkçeye yaklaşıyor. “Stop” İngilizce sözcüğünün Sanskrtitçe karşılığı kök olarak “Stha” ve aynı anlamdaki başka bir kök: “Dhr”.  (2)

Düşmek: Latince “Dejectus-Decursus-Deiectus-Decido” sözcüklerinin hepsi aynı zamanda “düşme” anlamına geliyor. (1) Şimdi yine diyecekler ki bu sözcüklerin başında “De” olumsuzluk ön eki var, o yüzden benzetme geçersiz. Ben de yine diyeceğim ki: Bu kadar fazla örnekte, ön eklerle birlikte Türkçe aynı anlamdaki sözcüklere uyum varsa, bu ön ek konusuna dil bilim açısından bir açıklama getirmenin vakti geldi de geçmedi mi? 100’ü geçkin benzer örneğin hepsi rastlantı olamaz. Bunlar ya Latinceden Türkçeye kısaltılarak alınmış ya da Türkçe kısa kökler Latinceye ön ek olarak geçmiş. Bazılarında da ön ekler sonradan yakıştırılmış. Latince "De" ön eki: Down, aşağıya... İngilizce "Deduct": Düşmek. (1)

Düşünmek: Think (İng.) sözcüğü “düşün” ile benzeşmiyor değil. Özellikle “Thank-Thankjan” kökleri de sanki Düşün-Taşın anlamına geliyor. (1) Latince karşılıklarından biri de “Duco”. (1)       

Bu maddeye ek: Adnan Atabek'ten... "Kafaya dank etmek". Danet: Düşünmek.

 

E ile başlayan fiiller: Ekmek, Eklemek, Elemek, Ermek, Esmek, Eşmek, Etmek…

Eklemek: Fix, Suffix (Latince köklü İngilizce) (1). İkisinin de “ix” parçası “ek” ile uyuşuyor. Biz bunu “eclectic” sözcüğünde çok tartışmıştık geçmişte. İlk hecedeki “ec”in ön ek olduğu, “ex: dış” kaynaklı olduğu söylenerek itiraz edilmişti. Fakat bu “ec-ex”in, Türkçe “ek” ile bağlantılı olduğunda ısrarcıyım. “Dış” bile sanki “ex” ile uyumlu. “Ec” ile başlayan çok sözcük var İngilizcede ve birçoğu “dıştaki, eklenmiş” anlamıyla uyumlu. “Ectopic, Eccentric vb.” Şimdi burada tek bir ses ve anlam uyuşmasından bu sonuç çıkarılabilir mi, diye soracak bazıları. O zaman bakalım yabancı sözlükte “dış” anlamına gelen “ex”in (birçok yerde “ec”e dönüşmüş) asıl kökü neymiş: “Dheigw”: to pierce, stick in. Yani: 1- Ex ile Dheigw ne kadar benziyor, biz açık benzerliklere işaret ederken ne kadar muhalefet gösteriliyor, elin kızı oğlu benzetirken neden sessizlik… ona dikkat edin; 2- Bu sözcük “del-mek” ve “dik-mek”e ne kadar benziyor  (dikiş dikmek anlamında). (1), (1).  

Elemek: Electio (Latin) (1), Election (İng.) (2). Aynı ön ek tartışması burada da geçmişte yaşanmıştı. Önceki iki kitapta genişçe açıkladık. Kök olan “E-ligare”deki ön eki de, “liga: bağ” anlamını da, Türkçe “elek-elemek” sözcüklerinin sadece elden geçirmek anlamına gelmeyip, esas olarak “elekten-bağlı, örgülü bir aletten geçirme” anlamı içerdiğini anlatmıştık. (2), (2).

Ermek: Arrive, Reach (İng.) “Er” Türkçe kökü ile benzeşme söz konusu. Burada da aynı problem: “Ar-rive” açılımı, Ar (Latince ön ek Ad: …ye doğru) ile rive: kıyı imiş. “Ad” ön ekinin değişmiş hali “ar-er” zaten Türkçe “er-mek” ile uyumlu. (2) Peki bunun (reach) kökü neymiş? : “Reig”. O da germek anlamına geliyormuş. “Ger”i tersten okuyun, Reg… Ona puan yok. “Ermek” sözcüğünün İngilizce açılımı tamamen farklı gösteriliyor ve “kıyı, sahil, nehir” oraya varmak ile belirtiliyor. “Ar” ön ekmiş… Peki Sanskritçeye bakalım: “Ar” kökü: “to bring near, to reach, obtain…”. Buna ne diyecekler?

Eşmek: Excavate (İng.), Excavo, Ecfodio (Latin.) Yine aynı tuhaflıkla karşılaşıyoruz. Türkçede çok kısa bir heceyle ifade edilen fiil, Latince karşılığında benzer bir ön ekle başlıyor. “Cavo”: Kazmak benzerliğine o maddede tekrar değineceğim. (1), (1). 

Etmek: Latince “Edo” yemek, konuşmak, doğurmak anlamına geldiği gibi “yapmak-etmek” anlamı da veriyor. Keza İngilizce “Do-Get-Set” gibi sözcüklerin karşılığı da “yapmak-etmek” anlamı veriyor. Etmek: (to get) : Ut-utta (Latin.) (2), (2).

 

F ile başlayan fiil: Fırlamak

Fırlamak: Burst (İng.), Flirt (İng.) (2) , Fragor (Latince) (2) Sanskritçe: Phrut.

 

G ile başlayan fiiller: Geçmek, Gelmek, Germek, Getirmek, Girmek, Gitmek, Giymek, Gizlemek, Göndermek, Görmek, Göstermek, Götürmek, Gözlemek, Gülmek, Gütmek..

Gelmek: İngilizce “Get” sözcüğü gelmeyi de ifade etmesine rağmen yine pek kısa oluşu ve çok sayıda anlam karşılığı bulunması nedeniyle puan vermeyelim.

Getirmek: Get (İng.) (2) sözcüğünün anlamlarından biri de “getirmek”.

Girmek: İçeri gitmek, içeriye erişmek anlamının kullanımla kısaltılmışını, daha doğrusu ve daha büyük ihtimalle bu anlamın baştan simgesel olarak kısaltılmış halini düşünün. İngilizce karşılığı “Go in-get in”. Benzerlik bence rastlantı değil. “Enter”ın kökü “intrare”nin de son eki benzer.

Gitmek: Öncelikle İngilizce “Go” ve sonra “Get” sözcükleri “gitmek”le benzeşim gösteriyor. Her iki İngilizce sözcük de çok sayıda anlama gelebiliyor. “Geçmek, gitmek, gelmek, giymek, girmek, getirmek, götürmek” gibi “G”ile başlayan birçok Türkçe sözcüğe karşılık olabiliyorlar. Fakat bu kadar çoklu ve geniş benzerlikten ötürü sadece (1) puan verelim. Latince karşılığı: “İre”. “Ermek?”. Başka karşılıkları: Cedo, İto, Bito, Beto… Bu kadar benzerlik bence (2) puanı hak ediyor. “Cedo-Cedere”nin dip kökü yabancı kaynağa göre “Ked” imiş. Bazı Türkçe lehçelerede de Ket: “Git”tir. Aslında (3) puan da verilebilir, ama mertlik bizde kalsın. Sanskritçede “Gitmek”: “Ga, Gati, Gata, Gatu, Gama, Hita, İtvara, İtya”.

Giyinmek: Wear (İng.), Gero (Latin) hiç benzemiyor değil. “Giyinmek”in İngilizce alt karşılıklarından biri de “Don”. Türkçe “don”, Türkçe “donatmak” ve Latince-İngilizce “Donation-Donate-Dono” arasındaki rastlantısal olmayan benzerliğe kitaplarda değinmiştik. “Giysi ve giyinme” nin eski Türkçedeki kökü “Ki”dir. “Kiyim”. Clothe (İng.)

Götürmek: Get (İng) (1). İngilizce “Guide” sözcüğü “götürmek” anlamı da içeriyor. Ona “Gütmek” maddesinde puan vereceğim. Latince “Gesto-Gesturum”. (1)  

Gözlemek: Gaze (İng.) (1) bakmak, gözünü dikmek, dik dik bakmak. Latince karşılığı “Acies” ve (akses) gibi okunuyor: bakmak, bakış…

Gülmek: İlginç biçimde İngilizce “Laugh” sözcüğünü tersten okursak “Gül” sesi veriyor. Kökü Proto-Germanic “Kleg” imiş. (1) Bizim “sırıtmak” da fonetik olarak Latince “Risu-Risus” sözcüklerini çağrıştırıyor. Onu da tersten okuyun. Sanskritçede gülmek, kahkaha: “Gagh, Gaggh, Kakh”. İngilizcede “Gag”.

Gütmek: “Guide” (İng.) (3). Yönlendirmek, yol göstermek. “Guido” (İtalyanca): Lider. Govern, Government: Kök Latin “Gubernare”. Yönetmek, hükumet vb.

 

I-İ ile başlayan fiiller: Isırmak, İçmek, İnanmak, İstemek, İşemek, İşitmek, İtmek…

İstemek: “Wish, Ask, Request, Seek” (İng.) (2) değişik derecelerde “istek” ile fonetik benzerlik gösteriyor, anlam aynı. Uygurca: “Köze”. “Re-Quest” (İng.): Arzu, istek. İngilizce “De-sire”: Arzu.     

İşemek: Piss (İng.) Yansıma (sessel) sözcükler. (1) Adnan Atabek bu benzerlik yansıma ile açıklanamaz diyor.

İşitmek: Eski Türkçe kök: Es. “Hiz”: Başkurtça duymak. Hir: Duymak (Adnan Atabek). Hear (İng.): Duymak. Dio, Oidio, Auskulto (Latin.) : Duymak, işitmek. Dolaylı bağlantı: (1), (1).

 

K ile başlayan fiiller: Kaçmak, Kaldırmak, Kalkmak, Kalmak, Kanmak, Kandırmak, Kapamak, Kapmak, Karışmak, Karmak, Karşılaşmak, Kasmak, Katmak, Kaynamak, Kaynatmak, Kazmak, Kertmek, Kesmek, Kılmak, Kırmak, Kıvırmak, Kızmak, Kokmak, Kopmak, Konuşmak, Korumak, Koşmak, Koymak, Kucaklamak, Kurmak…

Kaçmak: Escape (ing.) Açılımı şöyle Es-Cape, “Es-ex”: dışına, dışına doğru; “Cape” Latince “Cap”: Tutulmak, kapılmak. Kapılmaktan kurtulmak. Escape zaten fonetik bir çağrışım yapıyor, ancak açılımı Türkçeyle akrabalığı ortaya koyuyor. “Escape”in Latince karşılığı “Exeo-Exido” sözcükleri de bir fonetik benzerlik gösteriyor. Catch (İng.): Yakalamak fiilinin etimolojik açılımı onun kökünün “kap”: Yakalamak, yakalanmak olduğunu gösteriyor. İlişki kesin. (1) (İng.)

Kaldırmak: İngilizce yan karşılıkları “Clear” ve “Carry” bir benzerlik gösterse de puan vermeyelim.

Kanmak: İngilizce “Know” sözcüğü “bilmek”anlamına geliyor. Kökü “gno”. “Kanmak-Kandırmak-Kanı” sözcükleriyle bağlantılı olabileceğinden kuşkulanmıştık. Proto-Germanic “knew” da kök olarak gösteriliyor. “Gnosis” bilgi, bilme, bilgelik demek. Eski Yunanca olduğu söyleniyor, fakat eski Mısır sözcüğü olması kuvvetle muhtemel. (1)    

Kapamak: Türkçede “Kapmak, Kapamak, Kaplamak, Kapsamak” sözcükleri aynı kökten gelir ve hepsinde “tutmak, muhafaza etmek, kapamak, ihtiva etmek, kaplamak” anlamları bulunur. Bir yandan kapmak: yakalamak, tutmak; öte yandan kap: sıvı, yiyecek ve benzeri maddeleri saklama aracı ile bağlantısı kuşkusuz. Eski Yunanca, Latince, İngilizcede bir yandan “cup, cap, cape” vb. : kap, kapak, şapka, örtü vb. anlamına gelir, öte yandan “capture, captive, capacity, capable” vb. vb. : Türkçedeki karşılıklarıyla doğrudan örtüşür. Tabii bunlar dolaylı bağlantı oluyor ve İngilizce ve Latinceye (1)er puan verebiliyoruz. “Kapamak”ın İngilizce tam karşılıkları “Close-Cover-Shut” az benziyorlar. Shut: Kapat… “Shut” kökü “Skeud” imiş.

Kapmak: Yukarda bahsettik. (3), (3).

Karşılaşmak: (keza “Karşılaştırmak”) İngilizce “Cross-across” sözcükleriyle, keza Latin “Crucis” sözcük kökleriyle bağlantılı. (2) “Encounter” da içindeki “Counter”: Karşı sözcüğü nedeniyle kuşkulu bir ilişki gösteriyor. Latince (1) puan.

Katmak: Add (İngilizce). (2) 

Kaynamak: (suyun kaynaması)… “Keue” diye Proto-Hint-Avrupa kök sözcük varmış. “Kem” şişme, kabarma, hem de oyulma anlamları içeriyormuş. “Kazmak” maddesine bakınız. Latince “ulcus” hem “boil” hem de yara, delik, çukur anlamına geliyor (Ülser).

Kaynamak: Join (ing.) (1) Join, İungo, Coquent (Latin) (1) Yapışmak, birleşmek anlamıyla.

Kazmak: Excavate (İng.) (2) Açılımı: Ex-cavate… Ex: Ön ek; Cavate: Cavite-Cavitas… Kovuk, oyuk. İngilizcesinin kökü “keue” imiş.  Latince: Excavo. (2)

Kertmek: (Çentmek) Script, Scratch, Scrab vb… hep “yazı, çizi, kerti” ile ilgili sözcükler. (3) Latince kökler de benzer: Scabere, scripture vb.. (3) Kert: Acımak, yaralanmak… “Hurt” (İng.)

Kesmek: Caesa, Secare (Latin.), (Sezar ismi); İngilizce Cessation, Cession, Sect, Section vb.. çok sayıda sözcük, Sezaryen ameliyat (Cesarean) vb… hep “kes” ile ilgili. İngilizce ve Latinceye (3)er puan. İngilizce “cut”, Arapça “kat”, Türkçe “kat ve katlamak” akraba sözcükler.  

Kılmak: İngilizce tam karşılığı “Render” kelimesidir. Fakat çağrışım yaptığı için “Claim” ve “Call” sözcüklerine de baktım. Türkçede “kılmak” TDK’ya göre “etmek, yapmak”. Fakat buradaki “kılma”nın daha çok bir üst erk, kişi ya da Tanrı tarafından yapıldığı da açıktır. Bu anlamda ilk bakışta “call”: bağırma, seslenme, çağırma, ad verme vb…  ile bağlantı kurmak abes gelebilir. Ne var ki, Latince karşılı “Clamo”dur… Bildirmek, ilan etmek anlamları verir. Bir şeyi “bildirerek, buyruk vererek, ilan ederek” bir şey kılabilirsiniz. Keza İngilizce “Claim” de: Bir üst otoritenin bir şeyi bildirmesi, ilan etmesi, buyurmasıdır. "To call, call out; to ask or demand by virtue of right or authority," kökü de “kele” imiş. “Call” da ilk insanlıkta muhtemelen aynı anlam verir. Ona puan vermeyelim, ama “Claim-Clamo”dan İngilizce ve Latinceye (1)er puan vermeli.  

Kırmak: Break (İng.) Ses çağrışımı yüksek, hele tersten okununca. “Crack” sözcüğü düz okununca da benzerlik gösteriyor. “Fracture”da da keza aynı benzerlik. Ya “hurt” sözcüğüne ne demeli! Hepsi “kırmak” ile ilgili. (2) “Break” sözcüğü ilginç biçimde Türkçe “bırakma” ile de örtüşüyor. Break: Ara, mola.. ve ayrıca “kopma”. Latincede “Rima” diye bir sözcük var ki, “arima” gibi okunuyor, hem “ayırma, ayrılma” ile hem de “yarılma” ile benzeşiyor.

Kıvırmak: Curve, Curle (İng.) (3). Latince: Crispum, Curva… (3)

Kızmak: Hem bir cismin ısınması, hem de öfkelenmek anlamıyla Latince ve İngilizcede benzer karşılık bulamadım ama, Almanca “Heiss”: Kızgın, öfkeli demek. (Türkçedeki her iki anlamıyla.)

Konuşmak: “Konmak, Konuk, Konuşmak, Kengeş, Konşu-Komşu vb.” Türkçe sözcükler birbiriyle anlam ve ses ilişkisi bulunan sözcükler. Keza “Kamu-Kamug” gibi sözcüklerle de bağlantılı. “Konuşma”nın İngilizce karşılıkları arasında bulunan “Conversation, Confab” gibi sözcükler ve de Latince “Conlocutio, Confabulatus” gibi sözcükler “ile-birlikte” anlamına gelen “con” ön eki yoluyla Türkçe karşılıkları ile ilişki gösteriyor. Zaten önceki çalışmalarımızda Latince ön eklerin yaklaşık yüzde 80 oranında Türkçeyle uyumlu olduğunu göstermiştik. Keng: Konuşmak, danışmak. Kengeş: Danışma toplantısı: Congress (İng.) (2), (2).

Kopmak: Bazı eski lehçelerde “kop-kup” yükselmek anlamına geliyor. “Up” (İng.)

Korumak: Guard (İng.) (2)

Koşmak: Yan karşılığı olan İngilizce “Course” ve onun yine “koşmak” anlamlı Latince kökü “Cursus” dikkatlerinize sunulur. “Koşmak” Türkçede aynı zamanda birlikte yürümek, yan yana gitmek, paralellik, koşutluk anlamları da veriyor. Ayrıca bir de bakıyoruz “Horse” (İng.): at anlamına gelen sözcüğün açılımında başka bir tuhaf şeyle karşılaşıyoruz. Kökü “Kers”miş, “koşmak” anlamına geliyormuş. (1), (1).

Koymak: Coicio, Colloco (Latin) (3)

Kucaklamak: Hug (İng.) “Kuç” lehçelerde “kucaklamak, kavramak” anlamına geliyor. Catch (İng.): Yakalamak, kavramak. (1).

Kurmak: Creo (Latin.), Create (İng.): Yaratmak, oluşturmak. (1), (1).

 

O-Ö ile başlayan fiiller: Okumak, Olmak, Onmak, Oturmak, Oymak, Öğrenmek, Öğretmek, Ölmek, Öpmek, Örmek, Örtmek, Ötmek

Okumak: Lectio (Latin.) Arapça “İkra”. Eski Türkçe ve lehçelerde “Okumak”: Ogu, Ogı, Oxut… Okul: Ecole, School… (1), (1).

Olmak: Eski Türkçede “Pol-Bol-mak”. İngilizce “Be-Become”. Sanskritçe: Bhu. (1)

Oturmak: Sit (İng.) Baştaki “S”yi çıkarma kuralını uygularsak benzeşim artar. Latince “Sedere”. Arapça köklü “sedir” de bazı sözlüklerde yazılanın aksine buradan geliyor olabilir. (?) Puan vermedik.  

Oymak: Oyuk, Kovuk, Boşluk gibi sözcüklerin bolca “o” ve de sonra “u” içermesi bence ve Olcas Süleyman’ın teorisine göre rastlantı olmayabilir. İngilizce Hole, Hollow, Hallow, Bore, Burrow…  Foramen (Anatomi terimi.) Latince: Cavum, Cavus, Cavo, Concavo… “Kol, Kola” Türkçe eski lehçelerde “Oymak”: Hole (İng.) (2), (2).

Öğrenmek: “Gno-gnosis-kno” kökünden bahsetmiştik. Latince “Cognosco”, (1) İngilizce “Know”… Eüren, ürön, ürgen (Öğrenmek): Learn (İng.) (2)

Öpmek: Eski Türkçede öpmek hem buse, hem yudumlamak anlamına gelir. İngilizce “Sip”.

Örmek: Eski Türkçede hem kazak, sepet vb. gibi şeyleri örmek, hem de “kalkmak, yükselmek” anlamına gelir. İngilizce “Rise, arise”… Latince: Ortus, origo… Kalkmak, yükselmek, doğmak, ortaya çıkmak… Biz “örme”nin bugünkü ilk halini aldığımızdan bu maddeye puan yok. 

Örtmek: Latincede “örtme-kapama”nın pek çok anlamından biri: Artus. Rastlantısal olabilir.

 

P ile başlayan fiiller: Parlamak, Patlamak…

Parlamak: Praeluceo, Praefulgeo (Latin.) (1)… Hadi, “Pırıldamak”ı ayrı maddeye almayalım. Brilliant (İng.) (2) : Pırıldayan, parlak… Bright: Parlak (İng.). Praeclarum (Latin.): Parlak. (1)

Patlamak: Burst (İng.) (1) Puncture (İng.), Punctum (Latin.) (1)

 

S ile başlayan fiiller: Saklamak, Sallamak, Salmak, Sanmak, Sapmak, Sarmak, Satmak, Savaşmak, Savunmak, Seçmek, Sermek, Serpmek, Sevmek, Sırıtmak, Sokmak, Solmak, Sormak, Söylemek, Susamak, Susmak, Sulamak, Sürmek, Sürünmek…

Saklamak: “Keep” (İng.): “kaplamak” diye de düşünebilirsiniz. “Secret” (İng.) Gizli, saklı.. “Sacred”: Kutsal, sakınılan vb.. Her üçünde de dolaylı ilişki söz konusu. (1) Sacris, Sacer (Latin.): Sacred; Secretum (Latin.): Secret.. (1) Sacred: Kutsal, “saklanmış” mı, “section”da olduğu gibi kesilmiş, ayrılmış mı, yoksa kurban edilmiş mi? Hitit dilinde “Saklai”: Töre, ayin; “Zankila”: Ceza. Secret: Secretus: Çekmek, kapatmak, gizlemek, ayırmak… Türkçe karşılığı “ayırmak” da, “kesmek” de anlamı karşılıyor, (1) puan, ama az bile.

Sallamak: Shake (İng.); Sallanmak: Swing (İng.) .. Oscillatio (Oşşillatçio gibi okunur)… Eski lehçelerde Yaika: Sallamak. Muhtemelen “yayık” ayranı buradan gelir. Saka dilinde sallamak: “Ükküza”. (1), (1).

Salmak: Salvation (İng.) Kurtulma, salma, salınma… (2) Salus, Salutis, Salvatio vb. vb.. Hem sağlık, hem “kurtulma”, serbest kalma vb. anlamları verir. (2)

Sanmak: Sense (İng.): “Duyu, his, anlam” ile bağlantı bulunabilir. Keza “Sezmek” Türkçe fiili… Karşılığı yine “Sense”… Demek ki bir şeyler var. Latince “Sensus” (1). İngilizce “suppose” (sanmak) fiilinin Latince karşılıklarından biri de “Sentio”. (1), (1).

Sarmak: Circum (Latince) “çevresinde”, “sarmak” anlamındadır, bu kök değişik dillere çok sayıda sözcükle geçmiştir. “Çirkum” veya “sirkum” şeklinde okunur. Aynı zamanda Türkçe “çevirme”, “çevre” ile de akrabadır. Encircle (İng.) Circumvenio (Latin).. (2), (2)… Circumcirco, Circle, Surround…

Satmak: Sell, Sold (İng.) Eski Türkçe lehçelerde “satmak” ile ilgili kimi sözcükler: Sadıl, Sadık, Salis… (1).

Savunmak: Save (İng.) Kurtarmak, korumak, saklamak… (2) Latince: Salvo, Salvare, Servo.. (2)

Seçmek: Choose (İng.) Ses meledosi, oluşturduğu çağrışım benzerliği bence rastlantı değil. (1) Select, Elect (İng.); Seligo, Eligo (Latin.) (1)

Sermek: Spread (İng.) Serial (İng.): Sıralı, dizili… Benzeşim var, ama puan vermeyelim.

Serpmek: Sprinkle (İng.), Asperse (İng.); Aspersus, Spargo (Latin.) (1), (1).

Sırıtmak: Rictum (Latin); Ridicule (İng.): Komik, gülmek vb. sözcüğü Latince “Ridi”: (Gülmek) köklü. (1), (1).

Sokmak: Sokmak eski Türkçede “vuruş, vurmak” anlamlarına da geliyor. Bu ve şimdiki anlamıyla Latin “İco, İctus” sözcüklerine benziyor. Burada da doğrudan karşılığını gösteremiyoruz, ama aklınızda bulunsun diye ilginç bir benzerliğe değinmeden geçmeyelim. “Soket” sözcüğü var ya hani, fişin girdiği ve Fransızca köklü olduğu söylenen sözcük, piriz değil de onun gibi bir şey, kablonun bir şey giren ucu. İngilizcesi “Socket”. Nereden geliyormuş? “Spearhead, Plowshare” sözcüklerinden geliyormuş. Biri mızrak ucu, öbürü saban ucu, saban demiri anlamlarına geliyor. Her ikisi de “sokulan” şeyler… Sizce rastlantı mı? İngilizce “Poke”, Sanskritçe: Skutva, Sknute, Skunoti… İngilizce (1).

Solmak: Exolesco (Latin.) Ayrıca Latince “Sol”, “Solis” sözcüklerinin  “Güneş” demek olduğunu ve “solmak” ile ilginç bir anlam bağlantısı gösterdiğini hatırlatalım.

Sormak: Quaero (Latin.): Sormak (2) Query (İng.) (1)

Söylemek: Say (İng.) (3) ; Aio (Latin.) (3) “Aydır” (Türkçe): Söyle, söyledi..

Susamak: Türkçesinin “su” ile ilgili olduğu açık. Fakat Latincesi “Sitis”. O nereden geliyor acaba? “Thirst” ile de benziyor. (1)

Susmak: Shush (İng.) (3) Tace, Quiesco (Latin.) (1)

Sürünmek: Latince Serpere, Serpo.  (2) Serpens: Yılan, sürüngen. İngilizcesi Crawl, Creep… İngilizcesine puan vermeyelim ana “Cr-Sür” benzerliği ilginç.  

 

T ile başlayan fiiller: Takmak, Tartmak, Taşımak, Tatmak, Tepmek, Titremek, Tıkamak, Toplamak, Tutmak…

Takmak: Tack (İng.): Raptiye, tutturmak, teyellemek, çakmak, katmak, eklemek vb.. Ayıp olmasın diye bir tek “takmak” dememiş sözlük. (3) İngilizce tam karşılıklarından biri de “Attach”. Onun tam karşılığı olarak “takmak” gösteriliyor. Latince de de aynı: “Attach” (3) “Attach”in Latince karşılıklarından biri de “Couno” ki “Kuğno” gibi okunuyor, “koymak” fillinin anlamını basbayağı karşılıyor.

Tartmak: Trutinor (Latin.) (3) “Tartmak” Türkçede aynı zamanda “çekmek”tir. Eski pek çok lehçede ağırlık saptama anlamından önce “çekmek, yukarı kaldırmak” anlamındaydı. “Tract” (İng.), “Tracto” (Latin.): Çekmek. İngilizce (1).

Tatmak: Taste (İng.) (3)

Tepmek: Tuck (İng.) tıkmak ve tepmek anlamına geliyor. “Tıkmak” fiilinin anlamını tam karşılıyor, ses ve anlam uyumu tam. Puanı orada verelim. Fakat bu fiil elimizden kolay kurtulamaz. “Step” İngilizce fiili: Basmak, adımlamak anlamlarını karşılıyor. Taban tepmek: (2)

Titremek: Tremble, Tremor  (İng.) (2) Attremo, Tremor (Latin.) (2) Bazı lehçelerde “Tır-Tırıl”: Titremek.

Tıkamak: Tuck (İng.) (3) Latincesi “Latesco”.

Toplamak: Stipo (Latin.) Akılda dursun, puansız kalsın.

 

U-Ü ile başlayan fiiller: Uçmak, Ulumak, Unutmak, Uymak, Uyumak, Uzamak, Üflemek, Üremek, Üzülmek…

Ulumak: Ululate (İng.) (3) Howl: Havlamak. Ululate (Latin.) (3) Yansıma sözcük?

Uymak: Eski Türkçede “Udu-Udumak”tır. “İdoneus” (Latin.) : Suitable, fit. (2) Suitable: İdoneam.

Uyumak: Eski Türkçede “Udı-Udımak”. Latince “Dormio-Dormeo”. “Nessun Dorma” aryası,  Puccini’den: Uyku yok.. Kimse uyumuyor… Bu benzetmeyi “zorlama” bulanlara anımsatalım ki, Madem Latince-İngilizce gibi dillerin atası Hint-Avrupa… Sanskritçede “uyku” ile ilgili sözcükler: “Utkuda, Uttana, Utphulla”. Latince (1).

Üflemek: Efflo (Latin.) (3). Puff out (İng.) (1)

Üremek: Regigno (Latin.) Reproduce (İng.) Buradaki “re” ön eki “yeniden, tekrar” anlamında. Oradan gitmeyelim, “Urination”: “işeme”yi de geçelim. Üremek eski Türkçede “Üdremek”: Çoğalmak. Breed (İng.) Doğurmak, üremek. Üroloji, Ürogenital’i de boş verelim. Buradaki “üre-üro” sidik, işeme ile ilgili. Ama garip bir örtüşme söz konusu. Puan vermeyelim. Accrue (İng.): Artmak, çoğalmak, büyümek. Açılımı Ad: “to” bir şeye, Crue: “Ker” kökünden, artma, büyüme. “Increase”de olduğu gibi. Oraya da puan vermeyelim. Üremek: Üdremek: Add (İng.) Katmak, artırmak, çoğalmak… Ayrıca “Uru” Kırgızca: Cins, tür, ırk. Race (İng.), “Germ”: Tohum, semen… Sarmal şekilde dolanan, ama tam kanıtlayamayacağımız tekrarlayan benzerlikler. “Üren”: birçok eski Türk lehçesinde Tohum, semen: Germ…

 

V ile başlayan fiiller: Varmak, Vermek, Vurmak…

Varmak: “Ermek” maddesinde değinmiştik. Oradan mı yaklaşsak, yoksa “Barmak”: gitmek sözcüğünden mi? Gitmek: Latince “İto”, “İre”. (3). Arrive (İng.) (3)

Vurmak: Eski Türkçe “ur-urmak”. Uruşmak: dövüş, savaş. İngilizce “War” sözcüğünü benzeştirmiştik. “Hır”-“Gür” de bağlantılı. Güreş… Guerra: Savaş. Fiil olarak tam benzer karşılığını bulamadım. Eski Türk lehçelerinden birinde “Ber”: Vurmak. Bu da daha önceki “Percussion” (Latin. – İng.): “Vurma” sözcüğüyle ilgili tartışmamızda elimizi güçlendiriyor. İngilizce (1).

 

Y ile başlayan fiiller: Yağmak, Yaklaşmak, Yakmak, Yalamak, Yapmak, Yatmak, Yazmak, Yemek, Yenmek, Yıkmak, Yılmak, Yıkamak, Yırtmak, Yüklemek, Yükselmek, Yüzmek… 

Yaklaşmak: Close (İng.) Yaklaşmak. (2) “Accedo-Accessus” (Aksedo-Aksesus gibi okunur) (Latin.) (2) “İuxta, Juxta”: (Latin.): Yakın.

Yakmak: Ignate, ignition (İng.) (2) Latince: İgnite (2) Kök: Egni…

Yalamak: Lick (İng.), Kök: “Leigh”. Lambo, Adlambo (Latin.) (1), (1).

Yapmak: Eski Türkçede “Tan”: Yapmak. Çuvaşça “Tu”: Yapmak. (Adnan Atabek). “Do” (İng.) (1)

Yenmek: Win (İng. Latin.) (2), (2).

Yırtmak: Tear (İng.) Bazı eski lehçeleede “Torı”: Yırtmak. (1)

Yükselmek: Ascend (İng.) Ascendo (Latin.) ; Excresco, Exeo (Latin.) Hepsi ön eklerini dikkate alsak, bunları atsak da sessel bir benzerlik gösteriyor. Türkçe kök “Yük”tür. Moğolca “ügsü”. Bu kökler Latince, İngilizce “Augmentum-Augment”a da uyuyor. Ağmak, akmak: Yükselmek. Agru: Yüksek. Türkçe yükselmek, yüksek kökü: “Ak” . “High” (İng.) (1), (1).

 

EK: Rastgele, en çabuk akla gelenlerden seçtiğim temel Türkçe fiillerin toplamı 188 etti. Bunu 200’e tamamlamak için yine aynı yöntemle 12 fiil ekledim. Şunlar: Acıkmak, Ağlamak, Buyurmak, Çiğnemek, Dokumak, Ezmek, İliklemek, Kullanmak, Nallamak, Pişirmek, Saplamak, Sıçramak…

 

Acıkmak: İngilizce ikinci bir karşılığı “Pecking”, kökü “Peck”. Hiç benzemiyor değil, ama puan vermeyelim. Latince karşılıklarından biri: “İajunus”. (1)

Ağlamak: Cry (İng.) Yine okunuşu bayağı benziyor. Latince: Ululatus. (1)

Buyruk: Eski Türkçe “Buyruk, Burık”. “Budruk” da var mı acaba? İngilizce “Forbid” (Yasaklamak) sözcüğünün etimolojisine bakarken kökenin “Beodan”: (Emir) olduğunu gördüm. Akılda bulunsun.

Çiğnemek: Chew (İng.) (3)

Dokumak: Texture. Kök Hint-Avrupa “Text” fiilinden gelir, deniyor. Dokumak. (3) Eski Türkçe: Toku-mak. Latince Textum, Textura. (3)

Ezmek: İngilizce Crash, Squash, Mash… (2) Latince “Mes”. (2)

İliklemek: İngilizce Elect, Election vb. sözcükleri üstünde çok tartışmıştık. Burada “seçmek-elemek” fiilinin sadece rastlantısal olarak karşılığıdır, diyorlardı. E-ligare: diye açımlandığında “E” ön ek, “ligare” de “bağ” anlamına geliyordu. Dolayısıyla “elekten geçirme”yi ifade ediyor, diyorlardı. Evet, tamam, biz de “elden geçirme” demiyoruz yalnızca. “Ligare”: bağ da Türkçeyle akrabadır. Alın işte: “İlik ve iliklemek”… Latince “Laqueus”: İlmek, bağ… Türkçede İlik sadece “ilik” de değil. “İle, ilemek”: Ek, eklemek, iliştirmek, bağlamak. İngilizce “Leagu” yani bildiğimiz “Lig-Futbol ligi mesela” birlik, bağlantı anlamına gelir ki (tıbbı terim ligament.. keza) hepsinin bizim “İle, ilemek, ilik, ilişki, ulamak vb.” ile kök ilişkisi açık. Kuvvetli de olsa dolaylı bağlantıdan ötürü: (1), (1).

Kullanmak: Use, Utilize, Utor… Biraz andırıyorsa da puansız. Eski lehçelerde “kullanmak”ın karşılığı “Tuza”. Yararlanmak, kullanmak yine Türkçede: “Asılanmak”. Dolaylı bağlantı çok güçlü.

Nallamak: Tam karşılığı değil, ama İngilizce “Nail” hem tırnak, hayvan tırnağı, çivi ve çivilemek anlamına gelir. (2) Latince: Ungula. (1)

Pişirmek: Eski Türkçe “Biş-Bişdi”. İngilizce “Bake”. Bişi: Pide… Pide yabancı köklü deniyor. “Bişi-Bışığ” da mı yabancı köklü? Yabancı dilde “Pasta”? Hadi bunu da açıklayın Hint-Avrupacılar!

Saplamak: Stabbing (İng.) (2)

Sıçramak: Splash (ing.)

 

Kaan Arslanoğlu


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. Yılların deneyimi sonucu bu bizde böyle.
  • emre

    emre 16.04.2021

    Kesmek ile secare sozlerinden yalnız sesliler yer degismiş gibi. Duro da zor'a benziyor.

  • kaan arslanoğlu

    kaan arslanoğlu 12.04.2021

    Teşekkürler değerli Ç rumuzlu yorumcumuz, ilk bahsettiğiniz kitabı okumadım. Umarım ilerde okurum, ikincisini okumuş ve kitaplarımızda referans göstermiştim. Saygılar.

  • ç

    ç 11.04.2021

    çalışmalarınızı çok takdir ediyorum Firudun Abasıoğlu Celilov'un Etrüsk Türk Bağı isimli kitabı hakkında ne düşünüyorsunuz merak ediyorum bu kitap sizi Olcas Süleymanov'un kitabı kadar ve hatta daha da fazla şaşırta bilir değerlendirirken Adile Ayda'nın Etrüskler Tursakalar Türk idiler katabını da göz önünde bulundurur iseniz daha da keyifli olur

  • kaan arslanoğlu

    kaan arslanoğlu 23.03.2021

    Teşekkürler değerli Özer hocam, katkınız iyi oldu. Fakat Almanca olduğundan puanlamaya etki etmeyecek.. :) Ancak bundan yararlanırız. Sevgiler, saygılar, selamlar..

  • Özer Bostanoğlu

    Özer Bostanoğlu 23.03.2021

    Sn. Dr. Kaan Arslanoğlu; 'Batı Dillerinin Kökündeki Güçlü Türkçe' kitabınız ile ilgili çalışmalarınızı, büyük ilgi ve hayranlıkla izliyorum... Bu yazınızda diyorsunuz ki: 'Banmak: “Ba” - Türkçede 'su' ile ilgili sözcüklerin başlama hecesi!' ...dir. Değerli eşiniz (okuldaşım) İlknur hanımın da bildiği üzere, Almanca'da 'Bad' (fiili: 'baden') = Banyo, hamam, yüzme; ve 'Bach' = Dere, akarsu... anlamlarına gelir... (Puanlama Siz'e düşüyor!) Saygılar...

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.