TÜRKÇE KÖKLÜ İNGİLİZCE SÖZCÜKLER (NORM KİSAMOV’DAN)

TÜRKÇE KÖKLÜ İNGİLİZCE SÖZCÜKLER (NORM KİSAMOV’DAN)

Kisamov’un geniş çalışmasındaki sözlüğü 1200’den fazla sözcükten oluşuyor. Bunların çoğunu biz   zaten biliyorduk, önceden yayınlamıştık. Onları tekrara gerek yok. Kisamov’un listesindeki sözcüklerden bir bölümüne henüz ikna olmadım. Benim için yenileri ise iki bölüm halinde burada yayınlıyorum. Gerçi bunlardan az bir kısmını da keza önceleri yayınlamış olabiliriz, o kadar ince eleyip sık dokumadım. Bazılarını ise daha önce yayınlamıştık ama başka açıdan yaklaşmıştık. Sonuçta çok büyük bir bölümü sanırım sizler, bizler için yenidir.

Kaan Arslanoğlu

EK: Dünkü bu yayının ardından Adnan Atabek'ten katkı ve yorumlar geliyor. Onları topluca bölüm altına koyuyorum. Daha sonraki çalışmada ilgili maddelere yerleştireceğim. 

 

BÖLÜM 1 

 

Abode: Ev, mesken. Türkçe kök “oba”.

Access: Giriş, erişme, ulaşma. Kisamov kökünü Türkçe “açış”a bağlamış. Yabancı kaynaklarda kök “ked” olarak gösteriliyor. Anlamı: “to go, yield”. “Ked”: Git-me.

Aggrieve: Üzmek, incitmek. Grieve: Ağrı

Alimentary: Beslenme. Alım

Alms: Sadaka, yardım. Kökü yabancı kaynaklarda “al”: Büyüme, beslenme olarak gösteriliyor. Alım.

am: “Ben” yardımcı fiili. Türkçe “m”. I am a writer. Ben yazar-ım.

Ambush: Pusu. Daha önce bir yerde yazmıştık. Kökü yabancı kaynaklarda “am-bush” - çalı içine – diye gösteriliyor. “Bush” zaten Türkçe “bük”tür. Pusu ile benzeşmesi kesinlikle rastlantı değil.

And: Anta. Türkçe anlamı “orada, oraya kadar”. Then: daha sonra. Until: Anta özdeşliğini de unutmamak gerek.

Any: Ne

are: Çoğullar için yardımcı fiil. Türkçe “dır”. They are writers. Onlar yazar-dır-lar.

Atavism: Atacılık. Bunun Türkçe olduğu zaten üstünde yazıyor. J

Athlete, athletism: Atlet, atletism, atletik. Bu sözcüklerin “atma, atlama, atılma” gibi Türkçe köklerle bağlantılı olabileceğini epeyce önce çekine çekine yazmıştık. Ama Kisamov da bizden bağımsız olarak zaten görmüş.

Audit: Denetleme. Latince Auditus (duyma, dinleme)den geldiği ileri sürülüyor. Kisamov da bunun Türkçe “ay” (söyleme) ile bağlantısını kuruyor. Fakat neresinden baksanız ortaklık fışkırıyor. “Audio” hem “deme”ye, hem “dinle”meye benziyor. Zaten Audit ile Denet de fena halde birbirine benziyor. Ancak sanırız “denet” yeni Türkçe bir sözcük. Nasıl ve nereden bulundu, belki araştırılıp bulunur.

Augur: Kehanet. Kisamov Türkçe “ay”: söyleme ile bağlantı kuruyor. Ekleyelim, “öngörü” ile de ilginç biçimde benzerlik gösteriyor.

Aurora: Işık, ışıltı. Eski Türkçe “yarıq”.

Axle: Aks, dingil, eksen. Eksen ile benzerliği açık. Fakat Kisamov “ok” ile de bağlantı kurmuş. Başka bir yerde de “ikili” ile bağlantı kurmuş. “Ok” benzetmesi sizi şaşırtmasın, çünkü öküzlerin bağlandığı arabanın önündeki direğe de “ok” denir.

Badge: Rozet, işaret, nişan. Türkçe baj. “Bağ” ile de ilişkilidir.

Bale: Balya. (Bağ-bağlama-bind-bound) kök ortaklıklarından türeyen çok sayıda sözcükten biri.

Barge: Mavna, yüzen ev. Baraka ile benzeşme.

Bark: Köpek havlaması. Çuvaşça “Ver-ber”.

Barley: Arpa

Barn: Ahır, barınak. Barın.

Bash: Darbe, Türkçe “bas”.

Battle: Türkçe pata. Vurmak, öldürmek.  

Bazaar: Pazar. Türkçe baz. Daha önce Pazar-bazaar ile Türkçe “baz”ın, ayrıca “barış”ın ilişkisine tartışma anlamında değinmiştik. Kisamov “baz”ın pazar ve barış ilişkisini, Türkçeliğini doğruluyor. 

Bear: Taşımak. Kisamov “vermek, bermek” Türkçe köküyle bağlantı kuruyor. Düşünülmeli.

Beer: Bira. Türkçe alkollü, alkolsüz içkiler: “Bor, bura, boza, begni (wine)”

Beetle: Böcek. Biz daha önce bug: böcek aynılığını yazmıştık. Kisamov aynı bağlama katkıda bulunmuş.

Beg: Dilenme. Kisamov Türkçe “bak” sözcüğünün kök olduğunu ileri sürüyor. Olabilir, araştırılabilir.

Bill: Balta

Blend: Karıştırma. Türkçe “bula”mak.

Boat: Su aracı. Türkçe bat ile ilişkili. Ba ile başlayan ve suyla ilgili çok sayıda sözcük var Türkçede. Batmak, bandırmak, batak, balık vb.

Bog down: Boğulmak 

Boot: Bot, yüksek konçlu ayakkabı. Türkçe “but” ile ilişkili.

Booze: İçki, alkollü içki. Türkçe “boza” kesinlikle ilişkilidir.

Borrow: Borç.

Braid: Saç örgüsü, örgü, kurdele. Bur-Burma.

Brown: Kahverengi. Bory, bori: Gri, kahverengi. Eski Altay Türkçesi.

Bulge: Şişkinlik, tümsek, çıkıntı. Türkçe “bel”, “bel vermek”.

Bunk: Saçmalık. Türkçe bun, bung: aptallık. 

Buoy: Şamandıra, su yüzeyinde tutmak, yüzdürmek. Türkçe boy vermek (suda).

Burg: Kasaba, bucak. Kisamov “barınma-baraka” ile ilişkilendirmiş. Biz daha önce “burç” ile bağlantısını fazla iddia etmeden tartışmıştık. Ama Kisamov yardımıyla şimdi “bucak” ile de ilişkisi neden düşünülmesin, diyoruz.

Bury, burial: Gömmek, gömmekle ilişkili. Türkçe bür, bürümek, bürünmek: Örtmek, kaplamak, kapamak.

Bust: Baskın

Butt: Kıç, dipçik, izmarit vb. “Bitim

Cabbage: Lahana. Kabak ile benzerliğini Kisamov sözcük geçişmesine bağlıyor.

Cairn: Dağ tepesinde yığınak taş. Türkçe kayrak, kayır.

Cake: Kek. Türkçe “kavur, kavurga, kavut, kak (kuru meyve)” ile bağlantı kuruyor. 

Cannabis: Kenevir, kendir.

Capable: Yetenekli. “Cap” ile başlayan birçok sözcükte olduğu gibi yabancı kaynaklar burada da kökü “kap” olarak gösteriyor. Kap, kapsamak, kapmak vb. Türkçe sözcüklerle anlam ve ses uyuşması tam. Bir şey daha ekleyelim. Arapça “kabil” ve kabiliyet” sözcükleri de aynı kökten.

Caragana: Bir bitki adı. Türkçe adı karakına.

Care: Bakmak, ilgilenmek, özen. Kisamov “görmek” ile bağlantı kurmuş. Scare: Buradaki “care” : korku.

Career: Koşmak, hızla koşmak, dörtnala koşmak. Eski Türkçe küra: koşmak. 

Carnival, Carny: Kermes

Case: Para kutusu. Kese

Cash, Cashier: Para, veznedar. Kese

Cast: Dökmek. Kusmak

Catholic: Kisamov’a göre Katolik kavramı Kıpçak “katylyk-katilik”: katılım, birleşme kavramından doğmuş. Bu öğretiyi oluşturan kişi I. Damasus ve ona bu fikir Kıpçak din adamlarınca verildi.

Challenge: Meydan okuma. Biz bu konuyu sakınımlı olarak tartışmıştık. Kisamov da aynı benzerliği görmüş. Çalış, çalma: Vurma, savaşma, dövüş. Biz “çalım”ı da bağlantılı görmüştük.

Charlatan: Şarlatan. Muhtemelen onomatopoeik. Türkçe şarlamak, şırlamak.

Chart: Kağıt. Kağıt en eski Türkçe metinlerde geçiyor. Sogdca ve Farsça olduğu da ileri sürülüyor. Çin kaynaklı da olabilir. Eski Çince Kaen, Kazak gagaz, eski Uygur kegdede, Manchu hoosan, Farsça Kagad. Burada “kakmak” kavramı da söz konusu olabilir.

Cheap, chapman: Ucuz, ucuz eşya satıcısı. Türkçe “çip”: ince dal parçası, yonga.

Check: Denetlemek, kontrol etmek, gözden geçirmek. Türkçe “çek-çekmek” ile bağlantı kurmuş. Kök bağlantısı olasılığını düşünmek en azından saçma değil. Binlerce yıl önceki ortak köklerden ve ayrılmalardan söz ediyoruz.

Chew: Biz “çiğneme” benzerliğini yazmıştık, Kisamov “geviş” getirmeyi bulmuş.

Chick: Piliç. Eski Türkçe chebesh

Chill: Soğuk, üşütücü. “Yel” ile bağlantı kurmuş. Biz de deha önce “çise” ile “çiğ” ile ilişkilendirmiştik. 

Chisel: Keski. Kesik, çizmek.

Coagulate: Çökmek. Koyulmak

Coal: Kömür, kor. Kül

Coffin: Kovı, kovuk, kof…

Cold: Soğuk. Xaltara (Çuvaşça)

Collect: Toplamak. Su toplama için Türkçe kölar, köler: gölet.

Comb: Tarak. Yabancı kaynaklarda PIE kök: “gembh” olarak gösteriliyor. Gembh: kemirmek. Ne alaka, diye sorarsanız, tarak dişlerini anlatıyor. Yabancı böyle diyor.

Come: Gel, gelmek. “Kon” ile bağlantı kurmuş Kisamov. Emir kipi olarak örtüşme yok diyemeyiz. Fakat bunun kökü “gwa” olarak gösteriliyor. “Gel” ile aynı kök olduğu kendini belli ediyor.

Cony: Tavşan, dağ tavşanı. Türkçe: Koyan

Cook: Kavur, kaynat

Cove: Koy, kovuk. Denizdeki “koy” ile benzerliğini Kisamov iyi yakalamış.

Cowl: Şapka, kalpak.

Cuddle: Kucak, kucaklamak. Türkçe koyun, kod, koy

Cull: Yolmak, koparmak

Curdle, curd: Süt kesiği, peynir. Kurut, kurutulmuş.

Cure: Tedavi etmek. Kisamov “kurutmak”a bağlamış. Olabilir. Biz de daha önce curettage (küremek) ile bağlantısını yazmıştık.

Dale: Vadi. Eski Türkçe dala

Day: Gün. Tan, tang

Debate: Çekişme, tartışma, müzakere. Aynı zamanda kavga. Battle. Battle maddesinde bunun Türkçe Pata, patak, pataklama sözcükleriyle ortak olduğunu görmüştük.

Delve: Aramak, alt üst ederek aramak. Delmek, Devirmek ?

Derrick: Vinç, petrol kuyusu iskelesi, iskele, direk.

Descent: Düşmek. Kisamov İngilizce sözcüğü ön ek ve kök yönünden çözümlememiş. Böyle yapıldığında farklı bir şey ortaya çıkıyor. Ama İngilizce’de ön eki ve köküyle birlikte bütünsel bakıldığında Türkçeyle örtüşen çok fazla sayıda sözcük var. Bunların rastlantı olamayacağından artık eminim.

Dike: Set, su seti. Kisamov “dik” ile bağlantı kurmuş.

Doll: Bebek, oyuncak bebek. Kisamov “döl” ile bağlantı kurmuş.

Drag: Çekmek, sürüklemek, direnmek, tırmık… Kisamov “Tart, Tart-mak” ile bağlantı kurmuş.

Earl: Kont, soylu, erk sahibi kişi. Türkçe Yarlıga: soylu, güçlü kişi.

Eave: Ev saçağı

Enigma: Gizem, esrar. Tanığma. Tansık.

Eros: Aşk Tanrısı. Er, erkeklik, erk (istek, irade, güç).

Feel: Duygu. Bil-Bilin

Feral, ferocious: Vahşi. Börü, böri, wolf ortak kökenli. “Wild” ve “vahşi” de muhtemelen. Furious, fur: çok öfkeli, kürk sözcükleri de keza börü, böri ile alakalı. Onları daha önce yazmıştık.

Food: Yiyecek. Çuvaşça apat

Frog: Kur-bağa, bağa

From: … den-dan. Saxon kökü frum. O da gelip prima, “bir”e dayanıyor.

Gamut: Gam

Giddy:  Baş dönmesi, sersemleme, sersem. Saxon kökü: gydig… Kötü ruhlar tarafından ele geçirilmiş.  Türkçe gidik.

Gist: Öz

Greave: Mezar, kurun

Guess: Sanı, tahmin, kestirim. Kisamov Türkçe “us” açısından ele almış. “Kestirim” yeni bir sözcük, ama belki geçmişte de kullanılıyordu.

Guest / Host: Konuk, ev sahibi. Kisamov “gösteren” açısından ele almış. “Gezen”e de uyuyor.

Gut: Bağırsak. Köt, göt

Habitat: Doğal çevre, ortam. Oba PIE kök: Ghabh

Hack, axe: Kesik, balta.

Hash: Yemek, haşlama, et yemeği, .

Hell: Cehennem. Türkçe ölüm.

Herb: Bitki, ot. Arpa

Hill: Türkçe kol: yüksek dağ geçidi.

Hound: Av köpeği, tazı. Türkçe angdi, angci, angdi: avcı.

Idle: Aylak. Çuvaşça ytla

İnch: Az miktar, uzunluk ölçüsü: 2.54 cm. Kökü “ince”ye bağlamış.

İtch, ithing: Kaşınmak, kaşımak

Jam: Sıkışıklık, izdiham, toplanma. Türkçe kam-kamu. Cem, cemaat, camii vb.

Journey: Seyahat, gezi. Yürüyüş ?

June: Haziran. Latin “iūnius”a dayandırılıyor. Kisamov “gün”le benzeştirmiş. Başka bir açıdan iunius, June “young” demekmiş. Yani genç, yani yeni, yengi.

Langusta, lobster: Türkçe lengeč, yeŋgeč, yengeç.

Lull: Sakinlik, uyuşma, uyuşturma. Uyu-ma

Mist: Pus. Avrasya Türkçesinde muz

Mizzle: Sis. Fog. Türkçe bus, buğu, bug, pus, muz. Kök “bu”.

Money: Manat

Needle: İğne, igne, yinne

Oat: Yulaf. Ot. Ötmek: ekmek

Odd: Garip, tuhaf, tek. Türkçe adın, adır, adın: Ayrı, öteki, değişik.

Omen: Kehanet, alamet. Yaman: Olağanüstü veya korkulan, kötü.

On: Üzerinde, üstünde, yönünde, bu yana, hazır vb. Türkçe: öng, ön ile benzerlik.

Ooze: Sızmak

Osseous: Kemik, kemikli. Eski Türkçe “os”: İç, iç yapı, kuyruk kemiği.

Ought, should: Yapmak, tamamlamak, yapmalı, etmeli… Türkçe öde, öte yapmak, tamamlamak, ödev, görev.

Peace: Barış, baz

Plait: Örgü, kıvrım, katlama. Türkçe bele: sarmak, bağlamak.

Pole: Direk. Türkçe Bal, balbal… Dikili taş.

Pound: Vuruş. Beat. Türkçe Pata, Bada

Pour: Dökmek. Eski Avrasya Türkçesinde börk, bürk, pürk, pürük… Muhtemelen deri tulumlar (börk)den sıvı boşaltmayı ifade ediyorlar.

Puppy: Köpek yavrusu. Papak, bebek

Purl: Suyun girdap, “burgaç” yapması. Burgaç

Push: İtmek, bastırmak. Türkçe Pus, bas, bastır.

Quarrel: Kavga, tartışma. Karşı

Quit: Çık, çıkış. Türkçe “git” ile de bağlantı.

Rex, reign, righ: Hükümdar, hükümdarlık. Kisamov arı, soylu, güçlü kimse anlamına gelen Türkçe “arig-iruk” köküne bazı kaynaklara dayanarak bağlıyor. Örneğin Saka kavmi lideri Khanaziruk.

Right: Doğru, düzgün, dik vb. Erect. Ort, örti, orta. Ayrıca “direk-terek”?

S, es: (Çoğul) eki. Türkçe z (bi-z), Çuvaşça sem 

Sack: Çuval, torba. Türkçe sağdak, sadak: Av torbası, ok torbası.

Saga: Efsane, destan. Türkçe savga, sagu: ağıt, efsane, destan.

Sagacity: Bilgelik. Türkçe “saq-sak” akıl, us.

Salary: Ücret, maaş. Türkçe salva. Türkiye Türkçesinde “salma”: Bir nedenle kişilerden toplanan para.

Sale: Satış. sal

Sepia: Koyu kahverengi renk. Sepi: deri tabaklama

Shade, shadow: Gölge. “Çadır” ile bağlantı kurmuş Kisamov. Yüksek olasılık.

Sharp: Keskin. Sarp

She: Şu Biz ayrıca “dişi” ile de ilişkili olabileceğini düşünmüştük.

Shit: Bok. Sıç, sıçıt

Shock: Vuruş, darbe. Eski Türkçede “sok”: vurmak anlamına da gelir.

Short: Kısa. Kırt

Shot, shoot: Atış. Türkçe at

Shove: İtmek, dürtmek, tıkıştırmak…  Kisamov “sav-mak” ile bağlantı kurmuş. Ama “sok-mak” da uyuyor.

Sinew: sinir

Sock: Vuruş, eski Türkçe “sok”: vuruş

Step: Adım, basamak. Tep, tepmek… Yürümek, basmak.

Stick: Sopa, değnek… “Dik” ile bağlantı kurmuş. Ama değneğe de, direğe de akraba.

Suck: Sağmak

Sweep: Süpürmek. Süpür, sipir. 

Taco, taquito: Bir tür ekmek, Meksika yemeği. Çuvaşça toqüş: bir tür ekmek.

Tag: Etiket Tak-mak

Tale, talk, tell: Masal, konuşma, anlatma… Hepsi “Tili” ile ilişkili. De-Demek, dil.

Tambourine: Tef. Drum: Davul. Türkçe dümrüg, tünrük, dümrü, dümri.

Tavern: Lokanta, bar. Eski Türkçe tavar: Canlı cansız mal, mülk.

Tempo: Hız, müzikte hız, zamanlama. Türkçe tem, dem: Zaman.

Testicles: Taşak

Thrive: Gelişmek, serpilmek, dallanıp budaklanmak. Türkçe tiri, dirim: canlı, yaşam, canlanmak ile bağlantı.

Throne: Taht, hükümdarlık. “Töre” ile bağlantı.

Time: Zaman. Kisamov “demin, timin” Türkçe sözcükleriyle bağlantı kurmuş. Zaten dem: zaman demek. Altay Türkçesinde var.

Toe: Ayak parmağı, ayak ucu. Türkçe “toynak” aynı kökten.

Tool: Araç, gereç, alet. Türkçe “dolum” bitirmek, tamamlamak ile bağlantı kurmuş Kisamov. Ayrıca “tolum” silah demek. Tolga, tulum vb.

Torment, tormentor: Eza, cefa, işkence, işkenceci. Türkçe tar: kırmak, dağıtmak. Tırmık, tırmalamak?

Tree: Ağaç. Terek

Trust: Güven. Dürüst

Tuck: Tıkmak

Twist: Burmak, çevirmek. Devir, evir… Daha önce yazmıştık: Fiilerdeki “Vir-vır” Türkçede hep aynı anlama gelir. Dönmeyi ifade eder, aynı Latin “ver” kökünde olduğu gibi. Ve dönme anlatmayan fiilerde bu “vir-vır” yoktur. Çevir, Devir, Evir, Kıvır, Kavur, Savur… 

Until: ... ye kadar, bir şeye kadar. Türkçe anta 

Valerian: Baldıran otu. Türkçe Baldır: bitki yaprağı, bitki sapı.

 Vapor: Buhar. Buğu, Bur, Bu

Ward: Yönelim belirten son ek olarak. (forward, inward, outward, toward). Türkçe bar, ber, var, ver: Vermek, taşımak, varmak.

Weed: ot.

Weigh: Yük, ağırlık, tartmak. Ağar, ağır.

Whip: Kamçı. İp

Will: İrade, istek. Türkçe: bil

Yard: Avlu. Türkçe yer

Yeah, yes: Evet. Türkçe ya

 

ADNAN ATABEK NOTLARI

Türk Dilinde at- 'hareket etmek' fiili var. Bu köke isim yapıcı -lik eki gelirse *atlık 'hareket, hareketçi' gibi bir söz doğar. Bizim söz sonu -k > -t kuralı gereği *atlık > *atlıt 'koşan, hareket eden, sporcu'. Aynı kökten id-man türemiştir. Daha önce -man ekinin de -lik eki anlamında olduğunu yazmıştık. Or 'ağaç'> or-man 'ağaçlık'. Bu ek ile id-man 'spor' türemiştir.

Latince auditus 'dinleme' sözü, Çuvaşça itle- 'dinlemek' kökenlidir.

Augur doğrudan bizim uğur 'kut' ile ilgili.

İng. barge 'mavna', Hakasçada olan barka 'büyük sandal' ile kökdeş olmalı. Latincede de bu söz var. Latinler Hakas bölgesine gitmedi, ama Latincenin Etrüskçe olduğunu biliyoruz. İng. fregata, fregatone sözleri de bu kökten kaynaklanır. Bizim fırkateyn dediğimiz. Etrüsk dilinden Latinceye geçen arca 'gemi' sözü, ile barka Türk Dili ses kurallarını yansıtır. Söz başında b-düşmesi. Bu İngilizcede ark 'Nuh'un gemisi' olarak yaşıyor.

bat: 1. içi oyuk kayık 2. dibi düz sandal (Yakutça) > boat (İng.)

bağ-ar- 'dilemek istemek' > beg 'dilenme'

kebze 'sebze' > cabbage 

 

 

BÖLÜM 2

Aşağıdaki kısımda daha çok kaynağından ve Türkçeliğinden tam emin olamadığım sözcükleri listeledim. Norm Kisamov Türkçe bilmiyor ve kaynaklarının büyük çoğunluğu bazıları Türk olsa da Rusça ve İngilizce yazan yazarların eserleri. Kararsızlığım oradan geliyor. Bunların bir bölümü bile gerçekten Türkçe kökenli çıksa çok değerli. Çünkü birçoğu temel kök kelimeler, fiiller. Tezimiz açısından çok önemli. Bu bakımdan başta Adnan Atabek olmak üzere konuyu bilen, Rusya lehçelerini bilen arkadaşlardan doğrulama ve yorum için yardım diliyorum. Tabii Kisamov'un çalışması bunlarla bitmiyor. İncelenmeyi gerektiren daha birçok sözcük var. Ama kabasını almış bulunuyorum. Esas çalışmanın aslını en uzun metinden okumak isteyenler için sonuna bağlantıyı tekrar koydum. 

 

Abysm: Uçurum, sonsuz derinlik. Türkçe abamu: sonsuz, ebedi. ?

Acre: Dönüm, tarla. Türkçe üyür (ügür) ile bağlantı: Darı, tohum. Ayrıca “Karık”ı da hatırlatalım: Tarla, tarla sulama kanalı.  

Again: Gene, yine. Kisamov “yığın-yığma” ile ilişkilendirmiş. Olabilir. Yabancıların etimolojik açımlamasına daha çok uyuyor. Fakat en kestirmesi “gene-yine”.  

All: Tüm, hepsi. Türkçe alku, alqu ?

Angler: Olta ile balık avlayan kişi. Kisamov bu sözcüğün üstünde çok duruyor ve geniş açıklamış.  Anglo-Saxon kavminin Anglo’su buradan geliyormuş. Türkçe “eŋ-engle” avla, balık avlamayla sağlanan yiyecek ve vahşi oyunlar anlamına geliyormuş. Engel ?? Sahi bizim engel sözcüğü nereden geliyor? Belirsiz.

Annal, annals: Yıllık, tarihi olayların kaydı. Türkçe “”: bilmek, anlamak. Anı: hatıra. Anımsamak.

Ardent, ardour, ardor: Arzu, ateşli istek. Arzu Farsça deniyor. Fakat buradaki “ar”: ateş ile birlikte ele alındığında Türkçeye yaklaşır. Eski Türkçede ört: yakmak, tutuşturmak. Arson: Ateşe vermek sözcüğünde olduğu gibi.

Arduous: Zorlu, zor, çetin. Hard. Kisamov değişik bir açıklama seçmiş. “< 1 art- (ard-) (load) (arduous) p. 201 < art spine, back/art- to spine, back (load up) stand up, stand, stay < arta dur- ‘to go on increasing’ (continue increasing) // ÜSTÜ ör üstü на ногах, стоя ((Sevortyan 1974 vol. 1 p. 542 ör üstü на ногах, стоя ~ on foot, standing) = ör.. etc.”

Doğru olabilir. Fakat ek olarak bazı şeyleri kaydedelim… Türkçe “art”: yüksek dağ geçidi demek. Türkçe sıradan sözcüklerden “ağır” da aynı anlamı karşılıyor. Başka yönden “ateş” ile de bir ilişki kurulabilir mi? Ardor: Ateşli arzu. Yine Türkçe “ört” yakmak, tutuşturmak kökü ile mi bağlantılı? 

Argue: Tartışma. Başka Türkçe karşılıklar: Arku, arqula 

Asquint, askance: Şaşkın, şaşkın bakmak, şaşı. Kisamov değişik bir açıklama denemiş ama bence en kestirmesi: Şaşı, şaşkın.  

Assault-, assailant, assail, assailer: Saldırmak. Türkçe “sal” kökü.  

Astonish: Afallamak. Kisamov Türkçe “taŋ” şaşırma, mucize kökü ile bağlantı kuruyor. Olabilir. Yabancı kaynak thunder: gök gürültüsüne bağlıyor. “Thunder”a bakıyoruz, eski Almanca “donar-donner” ile ilişkiliymiş “tone” : ses anlamına gelirmiş. Donmak, donup kalmakla ilişkisi çıkarsa hiç şaşırmayın. J

Audio, auction, audacious, audibility, audience, audit, audition: Ses, dinleme, çağırma, deme, denetleme ile ilgili birbiriyle ilgisiz görünen, ama ilgili bir dizi kelime. Kisamov “ay” söyleme Türkçe köküne bağlıyor. Ayrıca “duymak-demek” gibi Türkçe köklerle de ilgisi incelenmeli.

Aversion: Kaçınma, iğrenme, def etme. Türkçe evril sözcüğüyle ilgili.

Ben daha önce ilginç bir noktaya değinmiştim ama ilgi görmedi. Bir kez daha yineleyeyim. Latince, İngilizce “ver” kökü dönmeyi, çevrilmeyi ifade eder. Türkçede bazı fiilerin sonuna getirilen “vir-vır” ekleri de sadece dönmeyi anlatır, dönmeyle ilgisiz başka fiillerde bu ek yoktur. De-vir, E-vir, Çe-vir, Sa-vur, Kı-vır, Ka-vur…

Bat, beat: Vurma İskit pata, Türkçe bad-ar. Sümerden beri pek çok kavimde Bad, bat: vurma, öldürme.

Black: Siyah. Eski Türkçe “bele” sürmek, kirletmek, çamur bulaştırmak anlamına gelir.  

Board: Tahta. Türkçe batğa, batga ?

Boil: Kaynatma, pişirme. Türkçe Bula ?

Bouillion: Haşlama, et suyu. Türkçe Bula: kaynatma ?

Bowels: Bağırsak. Eski Türkçe böven. ? Soru işareti koydum ama, bowel-bağırsak zaten birbirine benziyor. 

Box: Kutu, kasa, sandık. Türkçe bog, bağ, bohça

Broth: Et suyu. Bur, bul, buğu, bu yakma, kaynatma, buhar Türkçe sözcükleri.

Burn: Yakmak. Türkçe bur: Ateş, buğarlama… Bur: parlama. ?

Call: Çağırmak, seslenmek. Türkçe qu-ku-qol. Kulak oradan geliyor

Carpus: Bilek, bilek kemiği. Qari: ön kol. “Karış” oradan geliyor.

Cavalry: Atlı, at binicisi. Türkçe keval, kevel ?

Chord: İp, sicim, bağ. Türkçe “D örk”: ip. ? Ör, örgü, örmek vb…

Collar: Yaka, tasma. “QOLLAQ” : tokasız kemer, at kayışı. Ayrıca Kolan: Eğer kayışı.

Con: Suçlu, mahkum, dolandırıcı. Türkçe kun, qun, xun eşkıya, soyguncu, hırsız. ?

Copious: Bol, bereketli. Türkçe köp ?

Count: Saymak. Türkçe Köni: ölçmek. ? Kanı: gerçek. ? genuine 

Courage: Cesaret. Türkçe kür, gür. Courage yürekten (cor-heart) geliyormuş. Zaten bizimki de benziyor: Yürek, yürekli: Courages

Cow: Sığır, inek. Türkçe qoy, qoyn, qon: sığır ya da koyun

Crock: Güveç. Türkçe kurun

Crop: Mahsul, ekin biçme, toplama. Harvest. Türkçe körpe: hem mahsul, hem “genç” anlamında. Crop, körpe: muhtemelen “kırpmak” ile ilişkili.

Crust: Kabuk. kairy ?

Cry: Bağırma. qarqila ?

Deem: Saymak, farz etmek, sanmak. Türkçe “de-mek” ile ilişki. 

Doom: Kıyamet, hüküm, kader. Türkçe tum, dum. Ekleme: Tamu: ölümden sonra öte dünya.

Door: Kapı. Türkçe “dara” ? Ekleme: Daraba: Tahta bahçe çiti, duvarı. Yerel ağızlarda.

Equal: Eşit. Türkçe enil, enig. Equal aynı zamanda “ikili” den geliyor. İki.. Equal: İkili, eş, eşit

Ether: Esir. Esir Arapça deniyor. Türkçe es: esinti, rüzgar ve aynı zamanda ruh anlamında. 

Evangel: Müjde, iyi haber. Ev: Eu: İyi. Angellein: To announce: ay: söylemek, qol-call: seslenmek.

Ewe: Dişi koyun. Kisamov’a göre Türkçe eve: anne demekmiş. ? Türkiye Türkçesinde düve: genç, dişi sığır.

Garden: Bahçe. Karta (Çuvaşça). Garden aslen “korunan”dan geliyor. Guarded. Koru: Korunan küçük orman.  

Genu, knee: Diz, diz gibi bükülen organ. Türkçe yincür: eğilme, bükülme. ?

Gift, give: Vermek, hediye, hediye vermek. Kisamov kıv, kiv: vermek Türkçe köküne dayandığını söylüyor. ?

Girl: Kız. Çeşitli Türk lehçelerinde söylenişi: qyr, qyz, khyz, kir

Give: Vermek. Türkçe qiv, qiw, kiv ?

Glue: Yapışkan, yapışkanımsı jel sıvı. Türkçe yelim ?

Gluten: Yelim ?

Grave: Mezar. Türkçe gür, kurgan

Hall: Salon, büyük oda. Türkçe qaliq: oda, yüksek oda, salon

Harvest: Crop. Körpe.

Haze: Pus, sis.

Hoary: Ağarmış, kırarmış. Karï: Eski, yaşlı.

Jelly: Jel Türkçe yelim ?

Kitchen: Mutfak. Türkçe Katna, kayna: Kaynatmak, yemek pişirmek.

Luck: Şans, talih. Türkçe alik, aliş, alych ?

Mean: Anlam, mana, niyet. Kisamov “meng: benlik” ile ve “beyin” ile bağlantı kurmuş.

Moose: Fare. Mus

Mouse: Fare. Mus

Munch: Yemek yemek. Türkçe meng

Omni: Her, hep, bütün. Avrasya Türk lehçelerinde omqi, omqu, umax, yimay, um, yum. Biz de Altay Türkçesinde “yeme”yi bulmuştuk: Hepsi, tamamı anlamına geliyor. 

Penny: Küçük para birimi, madeni para. Türkçe peneg: küçük madeni para. Benek?  

Portal: Ana kapı, kapı, giriş-çıkış yolu. Türkçe  “bar”: Varış…

Pot: Kap, yemek veya başka şeyler kabı. Batir, patır, badır ? Ayrıca pota

Purge: Temizlemek. Bur, sıkmak, bu, bula kaynatmak ile bağlantılandırmış Kisamov. Aynı zamanda “Arı, arıtmak”: Pure. 

Put: Koymak. Kisamov Türkçede aynı bu anlamda put sözcüğü olduğunu söylüyor. ?

Pyre: Ateş. Türkçe bur: ateş, yakmak. Parla, parlamak.  

Quilt: Yorgan, yatak örtüsü, yorgan ve benzeri şeylerin dikimi. Türkçe köbül, kübül, kübil ? Kilim ?

River: Nehir. “Aq-akmak” ile ilişki. Aynı zamanda benzer başka sözcük: “Irmak” : River. “Ir” Türkçede akmak anlamına gelir. “Irlamaz çayı.” 

Robe: Elbise. Türkçe “urba”. Onun da yabancı köklü olduğu söylenir. Oysa Türkçe erpe: kesim.

Same: Aynı. Ösüm ?

Sheep: Koyun. Türkçe Sıg: sığır. Sıpa: Eşek yavrusu.

Skull: Kelle. Kelle Farsça deniyor. Farsça olduğu kuşkulu. Farsça üstündeki bilinen Türkçe baskınlığından ötürü. Türkçede belki daha çok yaşıyor. Kel: Saçsız.

Soap: Sabun, soqun, suqun

Some: Bazı. Ösüm, ösem ?

Son: Oğul. Kisamov Türkçede song sözcüğünün nesil, oğul, gelecek anlamında kullanıldığını yazıyor.

Swell: Şişme, şişkinlik. Eski Türkçe siwel: şişme. Nişanyan “siğil” sözcüğünün iyileşmesi için üzerine işenmesi nedeniyle “sidik”den gelebileceği gibi komik bir açıklama getiriyor.    

Tablet: Plaka, tablet. Türkçe tü.b ?

Tear: Yırtmak, parçalamak. Türkçe “tar” dağıtmak, parçalamak.

Testament: Ahit, vasiyet.  Tutsuğ ?

Theriac, thericum: yılan antidotu. tiryak ?

Think: Düşünmek. Kisamov “saq” ile bağlantı kurmuş. Akıl, “düşün”mek. Eski Almanca denchen, dünken… Eski Türkçe: tüşe, tüşemek çok daha kestirme.  

Tower: Kule, burç, kale. Türkçe tura ?

Tuber: Yumru, yumru kök. Türkçe tü:b, dib, dip. Aslında tub: Top ile de benzer.

Wake: Geminin suda bıraktığı iz. Türkçe vak ?

Ward: (Toward, outward, backward) bir yere doğru yönelmek, eğrilmek, bel vermek. Türkçe “ber-ver”. Ek: fırlama (çıkıntı yapma veya hızla gitme anlamında)?

Wax: Balmumu. auz, awus, avus ?

While: Sırasında, zaman, vakit. “Evvel” ile bağlantı. Evvel büyük olasılıkla Arapça. Fakat Codex Cumanicus’tan beri “aval” şeklinde Türkçede geçmesi kafa karıştırıyor.

Woman: Kadın. Ebe, eve, ebi, ama ?

 

Kisamov'dan en fazla fikir, bulgu ve sözcük bulabileceğiniz en uzun metnin bağlantısını burada hatırlatalım:  http://s155239215.onlinehome.us/turkic/41TurkicInEnglish/EnglishTurkicLexiconEn.htm

 

ADNAN ATABEK'TEN NOTLAR: 

an 'yıl' (Mançu Tunguz Moğol). An 'zaman' (Türkçe). An 'yıl' (Latin Fr.). Anani 'yıl' (Evenki). Latine bu sözü Türkler getirmiş olmalı. Tunguzlar gelmedi bu tarafa.

iste- / irde- / ilte- 'istemek anlamlı z-r-l üçlüsü. Arzu kesinlikle Türk Dili kaynaklıdır. Arapça sanılan irade de Türk Dili kaynaklaıdır. İrik 'istek' > irade (-k > -d).

Hard-ardous ilişkisi, İng. içinde anlamlı. Türkçeyle kurduğu bağlantı dolaylı ilişki bile değil. Bizde "kert etmek" diye bayat ekmeğe derler. Yani kert 'sert'tir. Dil kuralına uyar, K-S söz başı dönüşümü. Başka lehçelerde de var.

Board: DS'de bordana 'kereste'. Marang-oz, çok eski Türkçe bir kelimedir. Marang, barag 'tahta' > marangoz 'tahtacı'. Barag > board (-k > -d).

boil: Türk Dilinde piş- / pir- / bula- z-r-l üçlüsü olan fiil 'pişirmek' demektir.

Box: pazak 'sandık' Türk Dili.

Cavalry: Türk Dilinde kevel 'at' tır. Kakaval, Trak Sakalarının kısrak sütünden yaptıkları peynirdir. Cavalry'deki -ri eki Türk Dili -rig ekidir. Falcon-ry 'şahincilik', caval-ry 'atçılık'.

Cow. kap 'hayvan'

Equal: ök 'aynı' (Yazıtlar)

Girl < kir-uul 'kız evlat'

Luck < ülüg 'talih'

River < urı +var ikilemesi

irik 'bol' (Çuvaşça) > irikmet > ırakmat 'bolluk'. Rahmet'i biz ırahmat yapmadık, birileri ırakmat'ı rahmet yaptı. Söz başında sesli harf yutulması bu yöndedir.

  •  

Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. Yılların deneyimi sonucu bu bizde böyle.


Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...