keşke bu kitabı milyonlarca kişi okusa

keşke bu kitabı milyonlarca kişi okusa

Keşke bu kitabı yeni dönem “devrimciliğine” özenen herkes okusa. Aytekin Yılmaz’ın önceki kitaplarını okuyanlar bunu da okumalı. Gerçi içinde bazı tekrarlar var, ama çok sayıda yeni hikaye, olay, olgu, yaklaşım da var… Önceki kitaplarını okumayanlar bundan başlamalı.

90’lı yılların hapishane ortamı. “İyi bir şeyler” yapmak için yaşamını verecek kadar özverili insanlar.. nasıl örgütlü biçimde korku filmleri atmosferini aratacak bir dehşet yaratıyorlar. Cennet getireceklerini vaat edenler nasıl her şeyden önce kendi kitlelerine ve üyelerine cehennem yaşatıyor… Devlet, hapishaneleri tamamen örgütlerin yönetimine vermiş. Bunda bilinçli bir art niyet var. Örgüt üyelerine cezaevi içinde kendilerinin yapamayacağı eziyeti uygulamak, onları canlarından bezdirmek. Hapishane içinde örgüt hapishanesi. Demir parmaklıklardan daha katı örgüt kuralları. İşkence ve infazlar. Trajikomik (trajik yanı elbette çok daha baskın) mantıksız (örgüt faşizmi açısından mantıklı) nefes aldırmaz yasaklar, cezalar…

Bir de diktatör var. Dışardan tüm cezaevlerini yönetiyor. Dehşet filmlerinin yaratacağının toplamını solda sıfır bırakacak bir hasta diktatör. “Film.. film” diyorum.. Okurların çoğu böyle bir şeyi tasavvur edemez ki, kendi rahat ortamlarında, onlara bir şeyi hayal ettirmek istiyorum hayal edebilecekleri yolla… Şöyle bir örnek vereyim kitaptan: 1998’de, daha Öcalan yakalanmadan… bu diktatöre bağlılığını kanıtlamak için 60 kişi kendini yakıyor... Büyük çoğunluğu ölüyor. Tablo bu.

Öcalan kendi ağzıyla, kalemiyle açıkça ifade ettiği gibi bir yarı-Tanrı’dır. Beni psikiyatrist olarak ziyadesiyle ilgilendiren bu kişilik aynı zamanda büyük bir teorisyen! Aynı zamanda bir psikoloji dehası… Yeni, yepyeni kişilik tipleri kazandırıyor bilimsel literatüre. “Parti Önderliği Kişiliği”: Bu Öcalan’ın kendisidir. Mükemmel kişilik. Birkaç alt kişilik daha var olumlu özellikli. Gerisi hep olumsuz, çirkin, aşağılık kişilikler. Bu berbat kişilikler Kürt çoğunluğun yaşadığı illerin isimleriyle anılıyor. Mardin kişiliği: Koyun gibi karakter. Botan kişiliği: Gevşek, uçkuruna düşkün. Serhad (Ağrı-Kars) kişiliği: Kolay zamanda atıp tutan, zor zamanda kaçan. Güney (Suriye) kişiliği: İradesiz, kendini yönetmekten aciz. Bir de Tunceli kişiliği var: Dersim kişiliği olumlu, direnişçi; fakat aynı kişi örgüte en ufak eleştiri getirirse hemen Tunceli kişiliği olur. Kemalist ve komplocu olur. Bu cani her sözüyle Kürtlere hakaret ediyor, her emriyle onlarca Kürt öldürüyor.

Kitapta dikkatimi çeken çok sayıda noktadan biri de örgüt içinde, dışarıda veya hapishanede konuşmada, yazmada ve okumada kesinlikle Türkçe kullanılması. Kürtçe okuyup, yazmaya çalışanların “feodal milliyetçi” kişilik diye yargılanması…

Keşke HDP’liler de okusa bu kitabı… HDP ayrı, PKK ayrı diyenler okumalı… HDP bir saniye PKK’dan ayrı düşünebilir mi, görsünler bakalım… 6 milyon oy almışsa bu parti meşrudur, diyenler okumalı… Ama okumazlar… Kalpleri taşlaşmış, gözleri mühürlü, beyinleri pelteleşmiş…

Kaan Arslanoğlu


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.


Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yapan siz olun!...