“HİÇ KOMİK DEĞİL TİVİ” HABERLERİ

“HİÇ KOMİK DEĞİL TİVİ” HABERLERİ

Feysbuk sayfalarımız gayet hareketli. Hayli okur çekiyor ve bayağı bir katılım oluyor. Duygu belirtenler, yorum yazanlar… Maalesef sitedeki canlılık sosyal medyaya kaydı. Baştan buna biraz direndik, ama olmadı. Oradaki yazıları (ki kısa parçalar) okuyanların çoğu bir de buradaki asıl yazıyı okumuyor. Yorum yazacaksa da oraya yazıyor. Halbuki bu sitede, altta yorum bölümünde ne canlı ve uzun tartışmalar yaşanırdı.

“Siteye de girin” diye uyarsak da sık sık… Nafile… Biz de bir yerde oraya mecburuz. Yazı duyurularını oralardan yapıyoruz. Yine de bir bölüm feysbuk takipçimiz oradan buraya giriyor. Sitenin abonesi fazla olsa (şimdi 250’den biraz fazla) ya da okurlarımız biz hatırlatmadan her gün ya da hiç değilse haftada birkaç kere siteye bir göz atsalar, yeni bir şey var mı, diye… Sosyal medyaya bu mecburiyetimiz kalmayacak… Ama sanırım yeni eğilim böyle, buna karşı koyamıyoruz.

Her neyse, önce feysbukta yayımladığımız yazılardan bir grup da yeni mizah dizimiz… HİÇ KOMİK DEĞİL TV HABERLERİ… Beğenirseniz dizi devam edecek. İşte ilk üç örneği:

HİÇ KOMİK DEĞİL TV  - 1   

Geçmişte Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığı üzerine “Tehlikenin Farkında mısınız?” kampanyası başlatan Cumhuriyet Gazetesi bu kez de Kemal Kılıçdaroğlu’nun demeci üzerinden Ekrem İmamoğlu’nu topa tuttu. Kemal Kılıçdaroğlu ağır yolsuzlukla suçladıkları Can Çağlar’ın İstanbul Belediyesine genel sekreter atanması nedeniyle açmıştı ağzını yummuştu gözünü: “Aldatıldık… Seçim zamanı bizimle HDP, bizimle Gül-Davutoğlu-Babacan, bizimle Pansilvanya, bizimle İYİP arasında çimento olur diye bu Ekrem beye, ‘gel bakalım’ dedik… Ama görüyoruz ki adam sonunda bize ‘git bakalım’ diyecek. Bizim de yolsuzlukla suçlanan, bizim de terör ile suçlanan önemli kadrolarımız var. Onları niye belli yerlere koymuyor da hep başkalarının adamlarını, Babacan, Davutoğlu’nun, Gül’ün adamlarını koyuyor… Tehlikenin farkında mısınız?” demişti.

Cumhuriyet gazetesi yazarları da Kemal beye sahip çıktılar. “Neden seçimden bu yana gördüğümüz gibi laiklikten yana PKK’lı bir isim değil de Can bey atandı” diye verip veriştirdiler. “Siyasi kamplaşma Eski AKP ile yeni AKP arasındaki mücadeleye endekslenmiştir” diye eklediler. Bu son cümleyle ilk kez özgün, ilk kez yeni bir şey söyleyen yazarların, gazete okurları arasında panik yarattığı görüldüyse de… Medya otoriteleri bu sözlerin geri alınarak paniğin yatıştırılacağında, okurların önceki “güzel kafa” halinin süreceğinde hem fikir.

Ekrem beyin bu yeni kriz karşısında ne diyeceği, ne yapacağı merakla bekleniyor. Hemen yeni bir tatile mi çıkacak, yoksa yeni bir tablo mu satın alacak? Tatil paralarının çoğunu cepten harcadığı bilinen İmamoğlu’nun bu durumda yeni bir tablo almasına kesin gözüyle bakılıyor. En büyük aday: Salvador Dali’nin “Çürüyen Eşek” adlı tablosu. Resimdeki sağa doğru uzanan 6 kol CHP’nin çürütülen altı okunu çağrıştırıyormuş. Küratörlerin yalancısıyız. Fakat bu yeni tablo Fatih tablosu gibi şaibeli değil. İBB bütçesini hayli sarsacak gibi görünüyor… (YSHA - Yalan Söyleyenin Haber Ajansı)

 

HİÇ KOMİK DEĞİL TV  - 2

Son 15 yılın en büyük gazetecisi İsmail Saymaz ile Atatürkçülüğü konuştuk. Saymaz’ı tanıtmaya gerek yok. Hepiniz biliyorsunuz. Muhteşem. Neden muhteşem, yine de kısaca özetleyelim: Ergenekon davasında savcılık gazetecisidir, ama Ergenekon mağdurlarınca sevilir. FETO’nun “demokratik” haklarını savunmuştur, ancak dizi filmlerde bile FETO şifresi gören FETO fobikler kankasıdır. Oligarşinin amiral gemilerinde görevlendirilmiştir, ancak radikal solcular bile pek beğenir. Bir HDP severdir, ama Atatürkçülerin göz bebeğidir. Atatürk’ü sevmediğini yıllarca ilan etmiş ama bu yoldan döndüğünü söyleyince alkışlara gark olunmuştur. Korona salgını, takı tasarımı dahil her konunun uzmanıdır. Matematiği zayıf kalsa da tıbbi istatistikte söz sahibidir. Pek çok kanala sürekli çıkabilme başarısı milyonlarca izleyicinin layk ve sevgisine kavuşmuştur. Uğur Mumcu’nun izinden giden gazetecilerdendir. Yalnız onu biraz yanlış anlamıştır. Bilgisi olmadan her konuda fikir sahibidir ve asıl önemlisi bunu 85 milyona seve seve dinletebilmektedir.

Geniş söyleşinin sadece kısa bir bölümünü sunuyoruz şimdilik: Soru/CHP’yi savunarak Atatürkçülüğe döndünüz ama, CHP’de hiç Atatürkçülük kalmadığı zaman yaptınız bunu… Sonuç: Bu kez kripto Atatürk düşmanlığı… Diyorlar?

Ha hay.. Güleyim bari. CHP’de mi Atatürkçülük kalmamış! Bir kere CHP Atatürk’ün savunduğu temel konulardan… Şimdi hemen aklıma gelmedi. Dikkatimi dağıttınız. Bakın, siz herkesin dikkatini dağıtırsınız böyle… Ne diyorduk… Örneğin “Erdoğan Kılıçdaroğlu’ndan daha Atatürkçü” diye bir twit atsam. Hoşunuza gider değil mi? Fena fikir değil ama. Sonra silerim. Bayağı gündem olur. Tayyip Erdoğan CHP’lilerden daha Atatürkçü… Olur mu öyle şey canım. Ha.. bakın mesela. Laiklik konusu var. Şimdi CHP laiklikte Atatürkçü değil mi?

Soru/ Yatıp kalkıp “Laiklik elden gidiyor” demek de bir dinsel tepki duygusu sömürüsü, üstelik ters tepiyor diyorlar. Bir de CHP mezhepçilik yapıyor, laiklik böyle savunulmaz, diyorlar…

Vay.. Dersini iyi çalışmışsın. Bunları biz söylüyorduk daha önce. Şimdi bunu savunmak doğru değil. O zaman doğruydu. Ne zaman neyi söyleyeceğini bileceksin. Bunları bilirsen İsmail Saymaz olursun. Bilemezsen işte böyle dedikodu gazeteciliği yaparsın.

Soru/ Mandacı medyanın starı diyorlar size. Amerikalıların anti-Amerikancı kadrosunda diyorlar.. PKK’ya verip veriştirip alkış alıyor, HDP’yi savunup PKK’cılık yapıyor, yine alkış alıyor, diyorlar…

Kızım sen neyin peşindesin? Mandaymış. Bir twit atarım şimdi, dislayka boğarım seni. Üstünden manda geçmiş gibi olur.

Soru/ Ama niye öyle diyorsunuz İsmail bey.. Biz hepimiz aynı.. aynı şeyin altındayız. Anladınız?.. Sizi saf ve temiz bir abimiz olarak biliriz..

Ha.. Öyle desene. Sor o zaman sor, ne istersen yaz.. Aç mısın? Yemeğe gidelim mi senle.. Var mı bir çıktığın? Olmaz mı? Ne demek şimdi bu! Bak!...

(YSHA – Yalan Söyleyenin Haber Ajansı)

 

HİÇ KOMİK DEĞİL TV  - 3

AKP’liler ve AKP medyası yıllarca gözümüzün içine dik dik bakarak olmadık yalanlar söylediler… Sahteciliğe, iftiraya boğulduk… Hiçbir şeye inanmaz olduk. Gerçi son iki yıldır boynuz kulağı geçti, “muhalefet” pinokyolukta yandaş basına nal toplatıyor, dışa köle yandaşlıkta çağ atlıyor. Ama olsun, milletin ağzı sütten yanmış bir kere.

Bu yüzden AKP’lilerin “İmamoğlu Fatih’in Türbe taşlarına tekme attı!” feveranına inanmadık. Ancak görüntüleri defalarca izlediğimizde İmamoğlu’nun hakkında bir türlü karar veremediğimiz tuhaf bir hareketini gördük. İşin içinden çıkamayınca VAR hakemi olarak Erman Toroğlu’na başvurduk. Sayın Toroğlu’nun görüşleri şöyle:

“Şimdi orada İmam başkan’ın sola doğru, türbeye doğru ani bir hareketi var. Bakmak lazım.. hareket türbeye mi.. Hareket var.. Ama hareket nereye.. Eller arkada kapalı.. Top çarpmasın diye.. Türbeye saygısızlık diyorlar şunu diyorlar bunu diyorlar.. Hocaaam, o eller açık olsa, top gelip çarpsa.. Hakem penaltı verir mi vermez mi? Yok saygısızmış yok Maho ağa gibi türbe mi ziyaret edilirmiş… Geçin bunları…. İmam başkan Anadolu çocuğu.. İstanbul kökenli olsa bunları diyemezler.. Üç büyüklere karşı yedirtmem arkadaş.. Ne davranırsa davransın.. Anadolu çocuğu bu.. Yanındayım…

Ha, tekme var mı? VAR kamerası göstermiyor. Bu VAR kanalı niye var… Dünyanın parasını alıyorlar, sistem kurmuşlar. Soruyorsunuz tekme var mı? Göremiyoruz ki, tekme var mı yok mu? Üst taraf kasılıyor, belli ki bacağın biri açılıyor. Ayağını sallıyor, ama nereye. Neden? Şimdi diyeceksiniz ki… Adam durup dururken niye tekme atsın. Ne saçma ne mantıksız. Bunu amatör yapmaz. Ama hocaaaam.. Öyle profesyoneller görüyoruz, maçın ortasında, kameralar önünde öyle saçma hareketler yapıyorlar kii.. Aklınızı alıyorlar.. Olmaz da diyemiyorum onun için. Bir yere mesaj vermek istemiştir aniden. Zaten sahaya çıkarken vücut diline dikkat ettiniz mi… Birilerine mesaj veriyor gibi. Ege’nin öte yakasına mı artık.. Hakeme mi mesaj veriyor. Ben olsam o dakika sarı kartı basardım. Erken sarı kart göstermezseniz arkası geliyor. Oyuncuyu koruyacaksın. Erkenden sarı kart göstereceksin ki kırmızılık durum olmasın sonra…

SORU / Hocam, yanındayım dediniz ama, hemen sattınız yine Anadolu’yu?...

Etme bulma dünyası kardeeeş! İmam başkan daha önce sattı Anadolu’yu… Bırak bunları, pozisyona gelelim. Bizim işimiz pozisyon. Ben bu görüntüyle vermem. Ağır olur. Ben vermem. Tekme yok. Var diyemem. Belki oradan bir kertenkele geçti… “Vay.. Ula.. o ne?” diye ani bir tepki verdi, hareket yaptı, belki tiki var adamın. Teknik olarak, yürüyüş, tavır, vücut dili, sinir hakimiyeti eksik tabii. Makam ayağına pek yakışmıyor. Ee, o kadar iyi olsa Milano’ya belediye başkanı olurdu dersiniz… Bunlar işin gerçekleri…

Ben vermem. Ama içimde bir kuşku kalır. Hani ondan sonra kampanya yaptılar hakkında, saygısız, tekme attı falan. Çıkıp göğsünü gere gere anlatamadı pozisyonu… Onun yerine ne yaptı.. Yan yola saptı, Fatih tablosu aldı.. Yan yola sapmayacaksın hocam.. İyi bir hakem bunu yemez. Şimdikiler yer.. ama biz yemezdik. Keşke kendi parasıyla alsaydı. Parası var hocaam.. Başkasının parasıyla, milletin parasıyla niye bonkörlük yapıyorsun. Kendi parasıyla alsa karşı takıma kapak olurdu. Fırsatı kaçırdı. O saatten sonra bunu yemezler hocaamm..”

(Söz konusu görüntülü pozisyon kaydı : https://www.youtube.com/watch?v=CK-dj5YUxd4

(YSHA – Yalan Söyleyenin Haber Ajansı)

Kaan Arslanoğlu


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • yusuf gezer

    yusuf gezer 18.07.2020

    yazılarınızı pür dikkat okuyorum içlerinde o kadar gizli politika yatıyorki bazan ellerimi yanaklarıma şaplak atarak uyanıyorum hayranlığım bir kat daha artıyor teşekkürler

  • fahri kumbul

    fahri kumbul 16.07.2020

    Ülkemiz toplumu ülkenin ekonomik, sosyal, kültürel, düşünsel değerlerine katkı yapacağına, bir tasarı ortaya koyacağına, birbirini didi(kli)yor, birbirinin etini kopartıyor. Ortalama elli yıldır az buçuk aklım eriyor; ne iktidar ne muhalefet anlayışı olarak toplumun bu kadar yüksek derecede karakter bozukluğu yaşadığı dönem görmedim. Herkes birbirini yoldan çıkartmaya, kızdırmaya çalışıyor. Açık kollama, keyfini kaçırma, birbirinin işlerini aksatma üzerine odaklı bir yaşam türü. Kısaca birbirinin enerjisini tüketmekle geçiyor toplumun ömrü. Ülkeye ve genç kuşaklara yazık oluyor. Görüşümün bir önemi yok ama benim “var”ım, tekme atmadığını saptıyor. Kimsenin kimseye tekme atmadığı zamanlarımız olsun dileği ile saygılar...

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.