AVRASYA (ÇİN – RUS) DOSYASI

AVRASYA (ÇİN – RUS) DOSYASI

(Son 3 feysbuk paylaşımı ve bazı yorumları) Kaan Arslanoğlu'ndan

AVRASYACILIK neymiş… ÇİNCİLİK, RUSÇULUKMUŞ MEĞER!.. Avrasyacılığa sempatiyle bakardım. Yakın zamana dek. Çin’e tüm köklü eleştirilerime karşı sempatiyle bakardım. Putin’i iyice severdim. Niye? Nefretimi hiç gizlemediğim Batı emperyalizmine kafa tutuyorlar, bir direnç merkezi oluşturuyorlar diye. İnsan hayalleriyle yaşar ve ne kadar “düşünür” geçinsek, ne kadar aklı her şeyin önüne koymaya çalışsak da yanılıyoruz. Önemli olan yanıldığını çabuk anlamak, dahası bunu itiraf etmek…

Çin’e sempatim şu son üç yıllık belayı tüm dünyaya sarması ve bir de pişkince bundan korkunç kazançlar elde etmesiyle yitti gitti. Çin’in ABD’lileri yaya bırakan milyarderleri Çin devletinin organizasyonuyla bu büyük tezgahta ABD başta tüm Batıyla siyasi ve ekonomik koyu bir ortaklık geliştirdiler (zaten öyleydiler de bunu iyice artırdılar. ) Zayıfları yok et, güçlüler kalsın krizinin baş aktörü oldular. Dünya halklarının ağzına s…lar. Çin-ABD derin ekonomik ortaklığının maddelerini say say bitmez.

Rusya Ukrayna krizinde ise. Başta Rusya’ya yüzde yüz hak veriyorduk. Rus sempatizanı arkadaşlar kesinlikle bir askeri harekat olmayacağını, bu algının ABD tarafından yaratıldığını dakika başı söyleyip duruyorlardı. Sonra harekat başladı. Sınırlı bir harekatla yetinilse Rusya’nın haklı noktalarından ötürü pek çok çevre yine onlara fazla şey demeyecekti. Ben de öyle. Ama iş bu şekilde yürümedi. Bütün ülkeyi işgal etmeye kalktılar. Bu kez Rusçu arkadaşlar “böyle yapılmasa savaş uzardı” dediler. Savaş yine uzadı. Tüm ülke yine işgal edilemedi.

Bana göre tam bir başarısızlık, tam bir kafasızlık. Ve ayrıca haksız bir savaş. Haksız savaşta ölen on binlerce Rus. Daha fazla sayıda Ukraynalı. Siviller, çocuklar, kadınlar. Bu sefilliğin neresini savunacağız? Uzun vadede hadi Rusya daha kazançlı çıktı diyelim. Bize zarardan başka ne yarar gelir bundan?

Büyük ve çok haksız bir düşmana karşı savaş veriyorsun. Silahından önce ideolojin, yani haklı yanın güçlü olacak. ABD’ye karşı direneceksin, tamam, Çin’le, Rusya’yla ittifak yapacaksın. Ama hangi haklılıkla. Tabancan su tabancası, kılıcın tahta, bıçağın plastik. Her şeyin sahte başka deyişle. Tüm kavramların kof ve yalan. Hegemonyaya karşı hegemonya. Bize ne? Bir hegemonun işbirlikçilerinden kurtulup başka bir ülkenin işbirlikçilerine mi teslim olacağız!..

Arkadaşlar, aklınızı başınıza alın. Diyelim Türkiye’de ABD işbirlikçileri var ve Rusya’yı taciz ediyorlar bunlar. Rusya da topraklarımızı işgal etti. İşgalciden yana mı tavır alacaksınız? Mao böyle mi yaptı? JAPONYA ÇİN’i işgal edince “Yahu bu başımızdakiler zaten Batıcı. Japonlardan taraf olalım” mı dedi? Yoksa Batı yanlılarıyla birleşip Japonlara karşı en önde savaşmadı mı? Hiç mi empati yapmıyorsunuz? ÜLKE İŞGALİ… BAKIN… ÜLKE İŞGALİ… Çinci arkadaşların Maocu literatürü iyi bilmesi lazım. Diyeceksiniz ki Mao mu kaldı, Marx mı kaldı, onlarda ve herkeste sadece nemalık imajı kaldı. Maocu literatürde ülke işgali başlamışsa her şey durur. Tüm siyaset tek hedefe kilitlenir. Tüm güçler işgalciye karşı tek vücut olur.

ABD karşıtı bir Ukraynalı olsanız Rus tanklarını alkışlayarak mı karşılayacaksınız? Ukraynalıya direnmekten başka çare bıraktı mı Putin? Bir ülkeyi o ülkenin halkı hiç istemediği halde zorla işgal etmek ne demek? Bunu desteklemek ne demek? Ne anlama geliyor, hiç mi sorgulamıyorsunuz?

Zaten ne Rusya, ne Çin, ne Putin masum ve mazlum. Bunu açıkça ifade ediyorlar zaten. Yukardaki foto Putin’in danışmanı ve Türkiye’de de çok sayıda hayranı olan Dugin’in kendi sayfasına bugün koyduğu görüşler. Aşağıdaki iki yorumda da yine geçtiğimiz günlerde Dugin’in sözleri ve Türklerden destek ifadeleri. Çok ama çok tuhaf şeyler bunlar. Çok alışığız, alışığım, ama bu kadar aleni ve meşru kılınmasına demek hala alışamamışım.

 

SOVYETLER BİRLİĞİ’NE NEDEN “SOSYAL EMPERYALİST” DERDİK!.. Kim derdi, ne zaman derdi? Siyaset yapan, siyaset konuşan kişi bunaktır. Dün ne dediğini unutur ki, 40 yıl önce neyin kavgasını verdiğini hatırlasın. “Yüz Yıllık Yalnızlık” romanında tüm bir toplum unutkanlık hastalığına yakalanmıştır. Her şeyin üstüne isim etiketleri yapıştırılır ki insanlar neyin ne olduğunu anımsasın.

1976’dan 82’ye dek Sovyetlere sosyal emperyalist, onun izinden gidenlere sosyal faşist dedik. 82’den sonra da dedik… de.. ne dediğimizin hükmü kalmamıştı artık. Kimdik bizler? Çin ve Arnavutluk çizgisindeki sosyalist devrimciler. “Ne Amerika ne Rusya” derdik, dünyada baş düşmanı iki süper güç olarak görürdük. Sonra birkaç yıl içinde Çin işi abarttı, iki süper güç ammaaa, Sovyetler esas süper güç demeye başladı. ABD ile ilişkilerini yumuşattı, Sovyetler’e karşı ABD ile işbirliği yapılabilir demeye başladı. Bunu demeğinen Türkiye’deki Çinci Maon tarikatı da saniyesinde aynı şeyi söyledi. Çinlilerle Arnavutçular birbirinden ayrıldı, kavga etmeye başladı. Biz Arnavut tarafıydık. İki süper güç demeyi sürdürdük. Maon tarikatı dakikasında bize “Siz Rus ajanısınız” diye suçlamaya başladı. Maoncuların tarzı budur. Dünyada bağımsız bir sineğin bile var olabileceğini düşünemez. İllaki herkes birinin ajanıdır. Kendilerinden bilirler. Sonra abartıyı iyice artırdılar. Abartıyla yaşayan insan türü böyledir. “Rusya’ya karşı NATO güvencedir” diye yazmaya çizmeye koyuldular. Öyle ki 12 Eylül darbesini bile desteklediler. Niye? Rus terörü sona erecekti çünkü.

Evet, Sovyetlere sosyal emperyalist derken haklı mıydık? Ben hala esasta haklı olduğumuzu düşünüyorum, kitaba göre ise zaten haklıydık. Haklıydık ama bizim de haksız olduğumuz noktalar vardı, o yüzden tam haklı değildik. Üstelik her şeyi korkunç derecede çarpıtıyor ve tek yanlı ele alıyor, daima eşsiz bir çifte standart uyguluyorduk.

Sovyetlere “sosyal emperyalist” izinden gidenlere “sosyal faşist” dememizin teorik zemini birkaç incecik kitaba, üç beş makaleye dayanıyordu. Bunlardan biri işte fotodaki. (Yandaki de bizim bir miting afişimiz.) Bu kaynaklar Çin menşeli idi. Tüm argümanın özeti 5 sayfaya sığardı. Ben aşağıda size bunu 2 sayfaya indirdim.

1- Sovyetlerde en yüksek maaşlar en düşük maaşların 3-4, hatta 5 katına çıkmıştı. Bu sosyalizm için kabul edilemez bir şeydi, kapitalizmin en büyük göstergesiydi. Başkan Mao ve Çin Komünist Partisi böyle diyordu. Doğru mu? Bence sosyalizmin kitabı açısından doğru. Şu anda Çin’de gelir eşitsizliği oranını hesaplayabilene benden bir kitap hediye.  

2- Yüksek bürokrasi ayrı bir üst yönetici sınıf olmuştu. Bunların sadece maaşları yüksek değildi. Her kararı kimseye sormadan bunlar alıyordu. Ayrıca özel yaşamda devletin tüm imkanlarını kullanıyor ve oligarklar gibi hayat sürüyorlardı. Villalar, yazlıklar, otomobiller, uçaklar, bedava lüks yemekler, içkiler… Çocukları da en iyi okullarda okuyor, sonra önemli mevkilere geliyordu. Bunun adı sosyalizm değil tekelci devlet kapitalizmiydi. Mao böyle diyordu. Doğru mu? Doğru. Mao ile Stalin iyi saatte olsunlar birbirlerinden hiç hoşlanmazlar, durmadan çekişirlerdi. Stalin hiç aynaya bakmadan Mao için “dar kafalı köylü” der, Mao da Stalin’i milliyetçi ve kibirli bulurdu. Lakin Stalin ölünce siyasi taktik gereği Mao Stalin’den kusursuz bir melek yaratmayı başardı. Sovyetler’de ne kadar sapma ve kötülük varsa hepsini Kruşçev’e, Brejnev’e yükledi. Biz de inandık. İnanmak çok güsel bi şey… Tavsiye ederim.

3- Devlet işletmeleri planlı ve sosyal yarar güdülü olmaktan çıkarılmış, kazançtan pay alan özerk kuruluşlara dönüştürülmüştü. Bu kapitalizmin restorasyonunun ta kendisi ve Leninizme, Marksizme açık ihanetti. Mao böyle diyordu. Burada abartı payı yüksek, ama kitaba göre doğru. Şimdiki Çin’e bakın. Devlet işletmesi mi dediniz?

4- Küçük burjuvazi yok edilememiş, aksine güçlenmişti. (Bürokratlar, zanaatkarlar, ticaret erbabı vs..) Dönem dönem Sovyetlerde küçük üreticiye karşı farklı siyasetler uygulanmıştı ama böyle bir olgu gerçekten vardı. Ama Çin’de de vardı. Şimdiki Çin’de ise ABD’deki sayıdan daha fazla oligark var. Üstelik tüm bu Çinci, Arnavutlukçu kaynaklar bir şeyden hiç bahsetmezdi: Sözde sosyalist ekonomide meta ve para gibi kapitalizmin esas yapıtaşlarının ortadan kaldırılamaması…

5- Sovyetler emperyalistti… Çünkü “DEVRİM İHRACI” gibi sosyal emperyalist bir kavramı kullanarak dış ülkelere müdahale ediyordu. İşgaller, hükümet darbeleri vb… Çekoslovakya işgali emperyalizmin tek başına kanıtıydı. Afganistan işgali için bir yerlerimizi yırttık. Hatta o gösterilerde ölümcül çatışmalar yaşandı. Rusya başka ülkelere düşük faizli de olsa kredi veriyordu. Bu, Leninist literatürde “sermaye ihracı”demekti ve emperyalizm anlamına gelirdi. Başka ülkelerde tesisler kuruyor, düşük fiyatlı mal satıyor ve böylece hem o ekonomileri, hem o ülkelerin siyasetini kendine bağımlı hale getiriyordu.

6- Sovyetler’i savunanlar sosyal faşistti. Çünkü bu unsurlar kendi ülkeleri için değil Rusya için çalışıyor ve ajanlık yapıyordu. RUSYA’NIN İŞGALLERİNİ, DARBELERİNİ DESTEKLEYENLERE FAŞİST DEMEYECEKTİK DE NE DİYECEKTİK? 

İşte böyle… O zamanlar birçoğumuz başka başka sol tarikatlardaydık. O gün bize üstten ne söylenirse ona inanıyor ve onun teorisini yapıyorduk. Şeyhlerimiz farklı bir şey deyince birkaç gün içinde onu doğru kabul ediyor ve hemen uyum sağlıyorduk. Ne güzel günlerdi. Şimdi hala o güzellikleri yaşayanlar var. Ne mutlu onlara!

Neo Paladyum: 1976 yılında ''Boğazlardan Rus Savaş Gemileri Geçemez ! Ne abd Ne Rusya'' adıyla yürüyüş ve miting düzenlenmişdi. ben de.. Bursa temsilcisi olaraktan katıldım, Söke / İzmir arası gündüzleri yürümüş ..geceleri köy kaavelerinde sandalye üstlerinde uyumuşduk. 3. gün sonunda izmir de meydanda miting yaptık. her bi şeye maydanoz olurduk, :)  montrö'ye bilem karışırdıg, o zamanlar çok imanlı aydınlıgçı'lardıg. boğazdan geçen ruz savaş gemilerini denize adlayıp engelleyin deseler ? atlar gemiye dooru yüzerdik. fekât yaş ilerleyince ..? önce sünnetleri terkeddik, imanımız azaldı ! en son küresel plândemi, DZÖ yaptırımları, yapay iklim grizi .. gibi tezgahlara boyun eyilince ? ateyiz oldug ! :)

ÇİN HAYRANI ARKADAŞLAR ŞABLONLARINI BOZAN BU GERÇEK BİLGİLER KARŞISINDA ŞAŞALIYORLAR... Ellerindeki tek bant kaydını tekrarlamaktan başka yol bulamıyorlar: "Çin'i eleştirirseniz Amerikan tarafına geçersiniz..." Oysa bu bilgiler Çin'in tam da Amerikan tarafında olduğunu gösteriyor... 🙂 🙂

Çin ABD’den 1.2 trilyon dolarlık devlet tahvili almış yıllar içinde. TÜRKİYE BÜTÇESİNİN 6 KATI… Korkunç bir miktar… Bu Çin’in ABD’ye karşılıksız borç vermesi anlamına geliyor. Ekonomistler tabloyu “çok garip” buluyor ve ekonomi kuralları içinde açıklayamıyor. Çünkü bahsedilen şey kredi vermek değil. ABD devlet tahvillerinin faizi çok düşük, enflasyonla birlikte Çin’e bir faiz geliri de getirmiyor. Ve hatta Çin bu “tuhaf” denklemde zararda. 

Çin gelişmekte olan ülkelere ise çok yüksek faizli krediler veriyor. Hani bizim hükümet ülke ülke dolaşıp sıcak para istiyor ya! Çin’den bize ancak zırnık geliyor. ABD’ye verdikleri yanında devede kulak. Zaten ABD’ye sıfır faizle borç veriyor, bize yüksek faizle. ABD bu sıcak paralarla askeri müdahaleler yapıyor, PKK besliyor, darbelere finans sağlıyor.

Çin bunu neden yapıyor? Sistemi az buçuk bilenler için sebep açık. Ve yine ekonomi kurallarına dayanıyor. Çin ile ABD arasında ekonomik bir yarış ve çekişme yaşandığını, siyaseten de iki ülkenin birbirine soğuk baktığı biliniyor ve çok işleniyor. Ama iki ülkenin pek çok alanda ortak olduğu, birbirine payanda olduğu da çok açık bir gerçek. Örneğin son üç yıllık büyük govat krizinde baştan sona ortak hareket ettiler, kazançlarına kazanç kattılar. Birbirleri hakkındaki suçlamaları örtbas ettiler. Suçlama yapanları ortak tavırla sansür ettiler. Sistemleri bir ve pek çok yatırımda ortaklar.

Ülkemizdeki ve dünyadaki cambaza bak siyasetçileri, ahmak ıslatan medyası böyle gerçeklerin üstünde durmaz. Çünkü derin patronları birdir, pastayı birlikte yerler. Çin'in ABD'ye yüklü borçlar vermesi bir anlamda onu kendine bağımlı kılmak amaçlıdır, öte yandan devasa rüşvetlerdir.

Tekrarlıyorum: ABD ile Rusya ve Çin arasında siyasi bir çekişme olduğunu, ekonomik bir mücadele yaşandığını reddediyor değilim. Ancak ortaklık şu an için baskın yan. ABD’ye karşı Çin ve Rusya ile ittifak yapmamız gerektiğini savunanlardanım. Ama Çin ve Rusya’nın kötülüklerini görmeden, derin ilişkileri saklamaya çalışarak ittifak yapılmaz. ABD’nin yanı sıra Çin ve Rusya’nın da dünyaya zarar verdiğini, onlara her alanda açık çek verilemeyeceğini kabul etmezseniz… Sürekli bu iki gücü över, hiç eleştirmezseniz… İttifak yanlısı değil, işbirlikçi konumuna düşersiniz.

AKP iktidarı da Rusya ve Çin’le dayanışmadan yana. Rusya Türkiye ilişkileri karşılıklı satıcı tutumlara rağmen fena değil gibi. Rusya Türkiye’deki rejimi umursar. Fakat Çin için Türkiye sadece bir pazar. Hangi iktidar gelirse gelsin onlar için artısıyla eksisiyle değişen bir şey olmaz. Onlar zaten böyle dört beş yıllık siyasetlerle ilgilenmezler. Hatta istikrarsız, zayıf bir Türkiye ekonomik anlamda işlerine gelir.

 

Kamil Şensoy: Abd'nin Çin den mal alması yani Çin'i baş tedarikçi yapmasına karşılık anlaşmada ihracat gelirinin abd de fonlanmasi koşulu vardı. Ortadogu tavla oynuyor. Zar nasıl gelirse yani şans unsuru. Batı satranç oynuyor. Strateji ve taktik ile ilerliyor. Doğu go oynuyor. Rakip alanı ele geçirmek üzerine kurgulu bir oyun.

Sibel Dursun: Bu yazıyı okumadan önce, ben de Abd, Çin mallarının ülkesine girmesine nasıl izin veriyor diye düşünüyordum. Bunun karşılığı olmalı diyordum.

Bekir Zorba: Dünya çapında kontrollü kaos politikası.

Kaan Arslanoğlu: 91 MİLYON KOMÜNİST PARTİ ÜYESİ VARMIŞ ÇİN'DE... Gerçek sayıyı bilmiyordum, öğrendim, iyi oldu. Ama en az elli milyon olduğunu biliyordum ve bu uzun zamandır yaman sorular yaratıyordu zihnimde. 91 milyon komünistin dünya kültürüne ne gibi bir katkısı oldu, oluyor??? Tek bir felsefi yapıt? Ciddiye alınır bir dünya tahlili? Bizim gibi ülkeler için siyasi bir rehber? İyi bir roman? Güzel bir film? Kaliteli bir müzik grubu? Vasat birkaç sanatçı biliyorum, o kadar. En iyileri de muhalif... 91 milyon komünistin DÜNYA KÜLTÜRÜNE EN ÖNEMLİ KATKISI: TİK-TOK GENÇLİĞİ... Dünya yozlaştırma yarışında acaba ABD mi, Avrupa mı, yoksa Çin mi ipi göğüsleyecek... 🙁


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolayllığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. Yılların deneyimi sonucu bu bizde böyle.
  • kaan arslanoğlu

    kaan arslanoğlu 2.08.2022

    ABD dünyanın yol kesen haydutu. Yaptığı operasyonların büyük bir maliyeti var ve bunun önemli kısmını Çin'den sağlıyor. Bana ne bir Türkiye veya Dünya yurttaşı olarak Çin'deki rejimin güzelliğinden. ABD-Çin ortak aklı bu bariz ilişkideki kirliliği örtmek için sürekli rekabet ve çekişme haberlerini öne çıkarıyor. ÇİN ABD'yi bu tahvillerle tehdit ediyormuş! Her yerde bu yazıyor. Can kurban öyle tehdide. Bir ülke de bunun onda biri kadar faizsiz Türk devlet tahvili alsa keşke de sonra tehdit etse. 🙂 Bu ilişkinin tek açıklamsı şu: Çin dünya ticaretini devam ettirmek için ABD'ye açıktan büyük rüşvet veriyor. Rüşvet verilince geri istenen bir şey değildir. Ancak "bundan sonra vermem" diyebilir. Ara sıra bunu ima ediyor ama vermeye devam ediyor. Çünkü eli mecbur. O tahvilleri satışa çıkarırsa ABD çöker diyorsunuz. Çökertsin o zaman. Ne duruyor. 25 yıldır ne duruyor??? ABD çökerse, Avrupa çökerse Çin de çöker. Ekonomileri bir çünkü. Çin'in en büyük pazarları ABD ve Avrupa. Çökert bakalım.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.