ABD'deki Gösteriler ve Vatan Partisi-Veryansın Kavgası

ABD'deki Gösteriler ve Vatan Partisi-Veryansın Kavgası

Konumuz bu son tartışmada yakın olduğum iki çevreden Vatan Partisi mi haklı… Veryansın tv.. Nihat Genç mi? Bir de bu muhalefet iktidar denkleminde bir kez daha siyasi çözüm ne olabilir?

Düşünün ki.. 18 yıllık bir iktidara başından beri muhalifsiniz. Fakat muhalefet cephesi tümden iktidardan kötü. İktidar bazı alanlarda iyiye doğru aşama kaydetmiş. AKP’nin en kötü olduğu zamanların en kötü AKP’lilerinden birçoğu şimdi muhalif. Muhalefet de böyle böyle az çok iyi olduğu şeylerini bile kaybetmiş. Başta sağ bir iktidar var. Ülke solcuları o iktidardan çok daha sağcı olabilmeyi başarmış. Saçmalık işte burada başlıyor. Siyasi çözüm bulmanın imkansızlığı buradan başlıyor. Sağ sol gibi kavramlar kullanıyoruz da.. alışkanlık gereği. Dünyada sol kalmayınca ki bizde hiç kalmadı. O yüzden sağ sol demenin manası da yok.

Sol denen değer niye tükendi? Muhalefet iktidardan niye kötü? Kısaca anlatmaya çalışayım. Madde bir:  Bugünün solu ve muhalefeti yediden yetmişe, en şuyundan en buyuna toplam ve total olarak ABD ve AB güdümünde... Aklınıza gelecek her boyutta… Mevcut sağ iktidar ise emperyalist sisteme yine bağlı, yine onların güdümünde, ama hiç değilse kendi gücünü, ülke gücünü biliyor. Posta koyup kafa tutabiliyor, pazarlık edebiliyor, farklı seçeneklere yeltenebiliyor.

Muhalefet cephesi… en sol, en komünist geçinenleri bile batının maşası olmuş. Alışılmış, çok normal karşılanan şey artık bu… Öyle ki biraz üstlerine gitseniz “Ne olmuş lan! Herkes böyle diyorlar.”  

İkinci büyük konu: PKK ile açık işbirliği yapıyor bu sol, bu muhalefet... İşçi, emekçi, kadın, çoluk, çocuk, Kürt, Türk, asker, polis, sivil, öğretmen, solcu, devrimci, kendi elemanı... Sürekli olarak on binlercesini öldüren bu katil örgütle işbirliği yapıyor. Ki, bir iki olayda değil, bir yıl iki yıl değil… Her yerde ve on yıllardır yapıyorlar bunu. Böyle bir muhalefetin bu haliyle iktidara gelmesi bir felaket. Böyle bir sözde solun sol mirası kullanması korkunç.

Bu iki temel nokta yeter.. ama tabii başka şeyler de var. AKP’nin yalanlarından bıkmıştık. Muhalefet daha yalancı hale geldi. Muhalefet tüm krizlerde ülke düşmanı, halk düşmanı beşinci kol faaliyeti yürütüyor, en son Korona Salgınında yine yaşıyoruz bunu. Bakın bu, ilk iki madde kadar önemli, zaten onlara bağlı… Muhalefet hainlerin yönetiminde. Ötesi var mı? Muhalefet emek kavgası vermiyor, yoksuldan yana değil. Zaten emek gibi, yoksullar gibi bir derdi olsaydı hdp’cilikten kırk kere vazgeçerdi. Bu sol, kapitalizmin kulu kölesi… Bilimden, aydınlanmadan yana değiller. Beton kafalı, sansürcüler… Vesaire vesaire...

Bu durumu açık biçimde saptayan kaç grup var ülkede? Birkaç adet… Onlardan en öne çıkanı VP ile Veryansın… Onlara yakınlığım da zaten bundan kaynaklanıyor. Kara kaşlarından değil.  

Fakat şimdii… VP ile Veryansın kavgası başladı... VP diyor ki: Ülkede iki cephe var… ABD cephesi ve ABD’ye karşı olanlar... Biz, AKP ve MHP ile birlikte ilk cephedeyiz. AKP’ye eleştirilerimiz çok, ama esas cepheleşmede onun yanındayız. Çünkü AKP bizim politikalarımıza yaklaştı... Muhalefet ise hepten düşman tarafa kaydı. Anlaşılan o ki, VP içinde pek çok partili bu kadar AKP’li olunmasına karşı. Ayrıca Veryansın da özellikle Nihat Genç’in son çıkışı ile bu tutumu tıpkı muhalif cephe gibi “saray yandaşlığı” ile suçluyor ve iki büyük akım dışında bir üçüncü yol öneriyor. Bu yolu da partileşmeyle tamamlama gündemde. Ancak onların içinde de partileşmeye böyle bir potansiyel bulunmadığı için karşı çıkanlar var.

Şimdi bana göre hangi taraf ne kadar haklı? O kadar zor ki bunu saptamak... Neden? Çünkü, bu gangren olmuş bir dokuya dikiş atmaya benziyor. Ortada düzgün bir büyükçe güç yok. Düzgün, direngen insan potansiyeli yok. Gangrenli dokuyu kesip atsak, geriye organizmayı yaşatacak organ kalmıyor... Devir kötü,  zamanın ruhu aptal, gençlik kaymış gitmiş. Neyi nereye toparlayacaksın! Bizim yıllardır bu uğraşımız bile çılgınlık! Yamuk bir toplumda ne deseniz doğru, ne deseniz yanlış… Yine de bir şeyler demeye çalışayım.

Muhalefet cephesi iktidar cephesinden birçok önemli başlıkta, hayati konuda kötüyse... O halde VP’nin yaptığı doğru. İlk bakışta böyle düşünüyor benim gibi insanlar. Ülkede cidden bir beka sorunu varsa, ki var… Üke önemli krizlerden geçiyorsa: Darbe kalkışması, Hendek krizi, bitmez bir pkk-pyd sorunu… Şu son Korona Salgını… Az mı? Düşman gibi çalışan muhalefetten yana mı olacaksınız, az çok sorumluluk bilinciyle çalışan iktidardan yana mı?

VP haklı diyeceğiz ama bu bildik bileli aynı VP politikası. Olguyu a ve b kavgası gibi göstermek… ve “a mı b mi?” diye sorup iki taraftan birinin yanında yer almak... Genellikle de devlet tarafında yer almak. Tamam, bunda da bir doğruluk, bunda da bir haklılık var diyeceğiz de... kabule razıyım. Bu politik anlayış şu ana dek, yani 50 küsur yıldır VP’ye bir güç, bir büyüme getirmemiş ki. Hayat bu politikayı bir kez bile doğrulamamış ki... Doğrulasa, hiç değilse bir dönem büyük parti olurdu VP. Fikirlerimiz iktidarda demek ne derece doğru, ne derece mantıklı?  Fikrini alıyorlar da şahsını niye kovuyorlar? Hep küçük kalarak iktidar olabilir mi bir parti? Fare dağa destek çıkmış, dağın haberi olmamış...

Bir partinin hep küçük kalması ayıp değil ama marifet de değil. Küçük kalırsın, yine de bir baskı gücü oluşturabilirsin. Baskı gücü oluşturmak için ise angaje olmamak gerek. Niye bu kadar göbekten bağlısın mesela Çin’e, Rusya’ya, Suriye’ye? Tamam, destekle de.. aynı cephede yer al da.. Ara sıra eleştir… Çok mu yanlışsız bu güçler? “Vatan… Vatan” diyorsun ... Hiç mi bizim vatanla çelişkileri yok bu devletlerin? Olmuyor... Hadi onu boş verin. AKP’ye niye bu kadar bağlısın? Bu kadar ona buna angaje olmasan belki büyüyeceksin. Belki bu yüzden büyüyemiyorsun. Büyürsen iktidara karşı da, muhalefete karşı da pazarlık gücün olur. O zaman bir şeyi desteklemenin veya desteklememenin bir anlamı, bir faydası olur... Özetle VP’nin iktidarın olumlu işlerini desteklemesini doğru buluyorum. Ama “Aynı cephedeyiz” söylemini aşırı ve gereksiz buluyorum. Her ne kadar şu an iktidar muhalefetten daha yararlı ise de, ülke için halk için… Bu tercih edeceğimiz bir yönetim asla değil. Ayrıca muhalefetin bu durumundan da iktidar sorumlu.

Bu açıdan bakıldığında, Veryansın tv haklı görünüyor. Fakat biraz daha dikkatli düşününce... İş öyle değil.  “3. Yol” için bir kitle potansiyeli gerek. Bu yok. Bu potansiyeli oluşturmak için bu derece çorak toprakta hiç değilse güçlü bir bağımsız irade gerekir. Kusura bakmasınlar o çevrede bu da yok. Keşke olsa... Keşke beni yanıltsalar. Yavuz Alogan iyi görmüş son yazılarından birinde bunu... Bu dostlar da aslında temelde “üçüncü yol… bağımsız yol” kafasında değil. Bir şeylere angajeler onlar da. Onlar da  “ya o ya bu” kafasındalar. Tüm yazarlık yaşamlarına bakın. Bağımsız yol açmamışlar. Sıradan halk insanlarıyla, tırnak içinde “önemsiz” kişilerle siyaset yapmamışlar. Hep güçlü çevrelere yaslanmışlar. CHP’ye çalışmışlar… Çeşitli tv’ler ...  Önemli gazeteler. Uzun, çok uzun yıllar imkan verilmiş… Bir kısmının yolu uzun yıllar Aydınlık’da geçmiş... Aydınlık’ın ezelden beri “düalist siyaset” yaptığını anlayamamışlar mı mesela? Hayret ki hayret! Veryansıncılar “3. Yol” diyorlar ama… Gözleri hep muhalefet cephesinde. Hep oranın medyasında... Oradan tam dışlanmak istemiyorlar. İktidarın olumlu işlerini desteklemede cesaretsizler. Muhalefete yüklenmede VP kadar cesur değiller.

Aslına bakarsanız “3. Yol” hep bizdik. Popüler olmak için yazmayı, bazı güçlere dayanmayı hiç seçmedik. Hiç hamaset yapmadık. Bize bu medya imkanları tanınmadı o yüzden. Çünkü tribünlere oynamadık. Veryansıncılara tanınanın 10’da biri tanınmadı bize. Bize 3. Yol değil, “üçüncü bacak” muamelesi yaptılar, her yerden kovaladılar. Bu kesimdekiler eski devletçi, subay, general olursa saygı gösteriyorlar... Apolete, kaftana saygı gösteriyorlar, bizim gibileri tanımazdan  geliyorlar… “Ha benu tanımayrsunuz, ben sizi hiç tanımayrum” demedik buna rağmen. Bizim yazarlık anlayışımız bu değil. Ama üçüncü yol.. bağımsız yol... Bu insan ikliminde mümkün olsa biz de bir şeyler becerirdik. Hiç öyle kolay değil o. Keşke başarsalar gene de… Dedik ya, Veryansıncılar ülke ve halk haini bu muhalefetten radikal anlamda kopmayı daha göze alamıyorlar. Bu olmadan 3. Yol hiç olmaz. 

Bir de tuhaf bir şey: İktidar cephesi ile muhalefet cephesi bir yandan şiddetli bir kavga veriyor, aralarında evet… birbirini yok edebilecek bir büyük çelişki de çıkabilir. Bunun maddi temelleri var. Ama iki cephe birçok alanda da ortaklar. Sistemde ortaklar. Ekonomik anlamda pasta paylaşıyorlar. Siyaseten de birbirini var eden… birbirini güçlendiren örtülü bir ortaklıkları var. Bunu bu ülkede bir tek ben mi görüp yazıyorum? Ne VP ne Veryansın bundan söz ediyor!

Evet… Bu ortamda ne yapmak gerek? Siyasi çözüm diyebileceğim şey ne?  İktidara karşı olan, ama muhalefetten de zerre kadar hoşlanmayan insanlar olarak… BİR: kararlı olmamız.. İKİ: kalabalıklaşmamız gerekiyor. Kalabalıklaşmak için kararlı olmamız gerek. Birçok siyasi arkadaşımız, yazar arkadaşımız “bizden” gibi görünüyor ama, asıl hitap edecekleri kitle muhalif kitle diye düşünerek kolayca cıvıyorlar… En büyük tahribatı buradan alıyoruz. “3. Yolcuların” en  yumuşak karnı hdpciliğe hoşgörü… Veryansın için de var bu tehlike. En büyük tehlike buradan. Oysa “hitap edeceğimiz kitle özellikle muhalif kesimdir” diye bir şey yok. Bu bir aldanma, aldatmaca. İki büyük cephenin kitlesi arasında bizim kazanmamız açısından belirgin bir fark yok. Biz doğru bildiğimizi… şu tarafa bu tarafa değil… ortaya konuşmalıyız... ve benim önerim: şu mesajı sürekli vermeliyiz: Duruşumuz iki tarafta da değil. Oyumuz iki tarafa da değil. Çantada keklik değil. Her olgu, her krizde tutumumuzu o duruma göre saptarız. Seçim zamanı gerekirse oy vermez, gerekirse aktif boykot çalışması yapar, gerekirse bize en yakın tarafa oy veririz… Bunu bilin, aklınıza yazın. Bize kendinizi düzeltip gelin...

Bunda kararlı olursak bu işte uzun bir süre tek lidere, tek partiye de ihtiyaç yok. Kalabalıklaşırız. Ancak o zaman bir şeyler yoluna girer.  

Sonuç peki? Ne anlattın şimdiye dek diye soranlarınız çıkacaktır. VP’nin duruşu daha net, bana daha yakın… Ama iktidara bu kadar açık çek vermese, bir mesafe bıraksa diyorum… “3. Yol”a benzer bir şeyi, yapsa yapsa VP yapar diyorum… Ama yapmıyor, yapmaz diyorum. Veryansın, “3. Yolda” doğru diyor, gibi.. diyorum, ama sadece “gibi” diyorum. Bunu yapamaz diyorum.

Bu devirde ve bu insan vasatında ne önerdiğimi sanırım demin yeterince açık anlattım… Tekrarlarsam: Ayrı durduğumuzu, ayrı olduğumuzu iktidara ve muhalefete söyleyerek kararlı olmak ve kalabalıklaşmak. Bunu yaparken bir de birbirimizi yememek. Küfretmemek… Siyasette tek doğru yoktur, doğrular zaman içinde hayatça sınanır. Öteki şeyler ise ancak kalabalıklaştıktan sonra düşünülür. Daha fazlasını bilmiyorum. Bilsem söylerdim. sevgiler saygılar...

Kaan Arslanoğlu

BU YAZININ KONUŞMA VİDEOSU: https://www.youtube.com/watch?v=rE22GxIYKZU&t=111s

 

ABD’deki gösteriler hakkında (Face paylaşımı)

BU YAVŞAKLARDAN BİR NANE OLMAZ… Irkçılığı yaratan, bu düzeni, bu kapitalizmi, emperyalizmi yaratan kitle.. aha da bu kitle.. En güzel, en masum fotoğrafı seçtim.. Lümpenlerin yağma görüntülerini değil.. Hani KORONA KORONA diye başımızın etini yiyordunuz. Tedbir alınmıyor, şu bu! Hani nereye gitti Koronanız?

Bir hareket varsa ben ilk şunu sorarım: Bu kitlenin niteliği ne? Ne değerleri var, ne okuyor, ne izliyor, ne dinliyorlar? Bundan çok daha nitelikli Gezi Hareketi bile bu dediğim nedenle… ne doğurdu? Lümpenlik, PKKcılık, insanlık kaybı…

Şimdi şu suratlara bakın… Bunların müzikleriyle her gün beynimiz s.. mu? Bunların filmleriyle gözlerimiz, kulaklarımız iğfal edilmiyor mu? Bunların bir bölümü de eski asker, bir bölümü asker adayı… Yayılacaklar üç ay sonra dünyaya, her yanı yağma edip, yakıp yıkacaklar gene… Var mı aklı başında, sosyalizmden yana bir muhalefet ABD’de, Fransa’da, İngiltere’de.. Tek dertleri kişisel yiyip sıçma özgürlüğü… O kafadan da bu düzen çıkıyor işte.. Irkçılık çıkıyor…

ABD’nin sonu, büyük kriz, bize gün doğdu! Bunlar her zamanki uçuk hayali senaryolar. Bir avuç insanı gaza getirmek için. Bunlardan gaza gelmek için çok erken. Bu büyük kapitalist ülkeler ne krizler gördü, biraz tarih bilgisi. Balık bilgisi değil. Her krizden nasıl güçlenerek çıktı?

Kim haklı çıkacak? Şu yasaklar kalksın. ABD, İngiltere, Fransa vize kuyruklarındaki vatandaşlarımızın sayısı azalırsa onlar haklı çıkar. Azalmazsa ben haklı çıkarım.

NOT: Tahammül edilemeyecek kadar lümpenleşen ve ırkçılık karşıtlığını bırakıp Demokrat-Cumhuriyetçi kakavan mücadelesine dönen, üstelik ırkçılığı da her zaman olduğu gibi güçlendiren bu gösterilerin… Tüm dünyadaki liberal ve lümpen taraftarlarına anlayacakları dilden, biraz argo bir çıkıştı bu. Tabii bazıları işlerine gelmediği için “kahve ağzı”, “ne kadar sığ”, “elitist ve ırkçı” gibi suçlamalarda bulundular. En aşağılık küfür ve hakaretler bunların tarafında ise, bunların işine gelince yüksek felsefe olur, etkili muhalefet olur. Can Yücel gibi lümpen bir şairin küfürlü yazı ve konuşmaları, ona sevgi duydukları için “yüksek şiir” olur mesela. Bu en yüksek seviyeden örnek… Sosyal medya veya duvar yazılarındaki seviyesizliğe girmek istemeyiz. Efendi gibi görünen liberal yüksek siyasetin, felsefenin bizde ve dünyada sadece faşizm ürettiği ise dürüst olan her kişiye malum.

Bazı arkadaşlar ise iyi niyetle, “hareketten bereket doğar” düşüncesinde. Bu yukardaki kısacık yazıda dikkatli okuyanlar için herkese cevap var aslında. Ama son bir şey diyecek olursak: Çoğu hareketten bereket değil, kıtlık doğar, faşizm doğar. O kitlenin niteliği ve kimler tarafından yönetilip, yönlendirildiğidir önemli olan… Demokrat-Cumhuriyetçi pis dövüşünden çıksa çıksa bizlere fazladan bombalar çıkar… Batı siyasetinden oradaki muhafazakar-liberal hatta sol kavgasından dünyaya hiçbir iyilik gelmez… Ta ki eskinin gerçek sosyalistleri orada tekrar ortaya çıkana dek… Geçmişte bile onlardan fazla bir fayda elde etmemişti bu yaşlı Dünya…

Bu üzücü ırkçı cinayeti protesto etmesinler mi? Etsinler tabii.. Ama bu işi abartmaya, bundan devrim veya yüksek bilinç hayalleri üretmeye gerek yok. Karı-Koca kavgasına fazla maydanoz olmayalım… İki dakika sonra aralarında anlaşır, bize girişirler…    

Kaan Arslanoğlu


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • Deniz Can

    Deniz Can 02.07.2020

    Çare feysi sadece duyuru amaçlı kullanmanız olabilir. Buradaki paylaşımları orada sadece duyurun paylaşmayın ya da yoruma kapayın, yorum yapmak isteyen buraya gelsin.

  • Teknik Yönetim

    Teknik Yönetim 01.07.2020

    burdaki örnekten de görüldüğü gibi.. Yeni medyanın parıltılı ışıkları, california sosyal medyalarının testostoron salgılayan yapıları .. sitelerimizi pasifleştirdi. bu yazının Feysbuk paylaşımında, çoğunluğu olumlu, bir bölümü olumsuz ortalama 100 civarı yorum geldiği, 10 civarı paylaşım, 100 civarı beğen v.b. etkileşim olduğu halde .. sitemizde 1 tane bile etkileşim yok ! eksenimiz, ana mekânımız Feys olmuş. Kaan bey'in dediği gibi ''beyinlerin üst tabakası, teknolojiye, sosyal medyayla kaynaşmış. toplum androidleşme aşamasına gelmiş'' Halbuki bizim asıl kaynağımız burası .. serverımız, döküman hafızamız bu mekân. Fakat ? California'nın sosyal medyalarının mavi gökleri, beyaz bulutları çok daha etkin. Burada kalıcı, düzenli derli toplu duracak yorum, katkı, tartışma ve fikirler .. feysin hengâmesi içinde dağılıp gidiyor, üstelik buradaki emeğin çabanın veri birikimleri.. artıları Feyse yazılıyor. bence bu pozisyon offsayt. bi çare bulmak lâzım.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.