BİR SİYASİYE, BİR YAZARA DEĞER BİÇERKEN.. AMAN ÖZGEÇMİŞE, SOYAĞACINA DİKKAT!

BİR SİYASİYE, BİR YAZARA DEĞER BİÇERKEN.. AMAN ÖZGEÇMİŞE, SOYAĞACINA DİKKAT!

Şirketler, insan kaynağı firmaları, devletler soy geçmişe, özgeçmişe çok dikkat ederler. Haber alma örgütlerinin en önemli çalışma alanıdır. Böyle şeylere bir tek biz saf “solcular” önem vermez… Mİ ACABA? Yakın zamana dek ben de o “saf” solculardandım. Bizim için önemli olan insani değerlerdir, sosyalist değerlerdir… derdim. Hepimiz kardeşiz! Tamam da… Bazıları kendi aralarında çok daha kardeşmiş meğer. Hatta bizim gibilere aileden atılması gereken üvey kardeş ve hatta düşman diye bakarlarmış. En gizli ve en tehlikeli özgeçmiş, soy geçmiş ajandaları, sol, sosyalist, liberal, muhalif siyasette, medyada yaşanırmış.

İki dostum öteden beri Türkiye’deki gizli bir etnik bağlantının tehlikesinden bahsederdi. İlgimi çekerdi, ama kendimi kaptırmazdım. Son birkaç olay iyice uyanmama yol açtı.

Bu konuları ısrarla gündeme getirenlerin öncüsü Yalçın Küçük’tür. Şimdi görülüyor ki Küçük, cambaza bak, diyormuş. Asıl büyük engeli, solu ve muhalefeti perişan eden içgüdüsel (ama organize) bağlantıları gizlemek, önümüzdeki koskoca seddi bize şirin göstermek için, sadece bir grup oligarkın  bahçe duvarlarını düşman gösterirmiş.

Ermeni, Rum, Kürt, Zaza vb. arkadaşlarımız, dostlarımız, vatandaşlarımız bizim kardeşlerimiz. Kendi etnik kimliklerini ifade etmelerinden ya da ima etmelerinden hiç rahatsızlık duymam. Teröre bulaşmadıktan sonra etnik konularda en uç düşünceleri savunmalarında, hatta kültürel örgütlenmelere gitmelerinde benim açımdan sakınca yok, ülke açısından da yok. Bir insanın soy geçmişini gizlemek istemesi de hakkıdır ve hiç problem değildir.

Ancak soy geçmişinden gelen içgüdüsel kinleriyle Cumhuriyet, ülke, Türklük ve Müslümanlık düşmanlığı yapmak… Bunu solculuk diye beyinlere kakalamak… Veya tersi.. soy geçmişinden gelen ezikliği giderme duygusuyla ulusalcılıkta, Türklükte, Müslümanlıkta saldırgan ve kışkırtıcı uçlara kaymak… Ortak noktaları ve ÇOK DAHA KÖTÜSÜ: Dostunu, düşmanını, arkadaşını, destekleyeceğini, desteklemeyeceğini bu örtük içgüdüsel ajandaya göre saptamak… Ve öteki insanların bunu bilmemesi, yutması… Bizim bile yakın zamana dek kandırılmamız… “Muhalif” cephenin en önemli problemlerinden biridir. Aynı şey iktidar cephesinde daha farklı yollarla yaşanmaktadır. Hayli geniş dallı budaklı bir sorundur.

Bahsettiğimiz şey HDPcilik değildir. O ayrı bir çok ciddi yara. Bahsettiğimiz şeyin önemli bir parçası ÖRTÜK HDPciliktir. 

Konuyla ilgili, ama sorunun sadece bir parçasına değinen bir makale de geçenlerde değerli yazar Özdemir İnce’den gelmişti.   

3 MADDEDE DEVAM EDELİM:

BİR: Biyografiler aslında pek çok şeyi anlatır arkadaşlar. Ama anlayana anlatır. Ne yazık ki okumuş ahalimizin çok büyük bölümü Batı budalası, kapitalizm hayranı, emperyalizm işbirlikçisi haline gelmiştir… O yüzden sizin biyografilerde “Bakın işte! Her şey çok açık değil mi?” diye gösterdiğiniz kanıtlar bu geniş kitle tarafından “Nesi açık, adam gayet başarılı işte, keşke hepimiz öyle olsak” cevapları ile karşılaşır. Amerikan, İngiliz sermayeli TV’lerde, CNN’de, FOX’da uzun süre kilit görevler yürütmek, Hürriyet, Radikal, Sabah gibi gazetelerde uzun süre yazmak… Bizim açımızdan da tek başına kadrolu işbirlikçiliği ispat etmez. Ama çok önemli bir ipucudur. Bizim çakma aydın muhaliflerimize göre ise bir şeref nişanıdır.

Keza… Biyografisinde kaset komplosu bulunanlar, TESEV’de yöneticilik yapanlar, AKP hükumetlerinde uzun süre genel müdürlük, müsteşarlık yürütenler, açığa çıkmış CIA raporlarında adları “bizden” diye geçenler, haber alma teşkilatları ile çalışan uluslar arası vakıflarda iş tutanlar,  tarihin en büyük ekonomik krizi sırasında üst düzey ekonomi bürokratı olanlar, AKP’nin başa gelmesi için öncesindeki hükumeti parçalayıp yıkanlar, uluslararası finans kuruluşlarında ya da NATO’da önemli görevler üstlenenler… Biyografilerindeki bu notlarla adeta övünürler. Birer işbirlikçilik belgesi olan bu kayıtlar güttükleri geniş kitleye hiçbir şey anlatmaz. Evet, yukarıda CHP üst yönetiminin biyografilerinden bahsediyoruz.

Tabii bunlar ajanlık için kesin kanıt değildir ama, az buçuk dürüst, az buçuk akıl sahibi kişiler için şunlarla rahatlıkla tamamlanır: O görevlere onları kimler getirmiş, o görevlerde ne yapmışlar, kimlerle bağlantıları var. Kimlerle iş tutarlar, kimlerle yatıp kalkarlar, kimleri ise hep dışlarlar? BAĞLANTILAR..  bağlantılar... Yanlarına çektikleri, birlikte oldukları ve ittikleri kimler?   

İKİ: Kripto Taşnak Komitacılığı… Giriş bölümünde bahsettiğim iki arkadaşın önemle ve ciddiyetle üstünde durdukları ve benim de giderek yaklaştığım kavrayış… Problem ülkemizdeki Ermeni vatandaşlarımızla kesinlikle ilgili değildir. Ermeniliği açık seçik belli vatandaşlarımızın çok büyük çoğunluğu vatanseverdir. Cumhuriyetle, Türklükle, İslam’la bir çatışmaları yoktur. Problem daha çok solda, radikal solda ve giderek de “sosyal demokrat” “sol”da yayılan ve etkinliğini artıran, Ermeni’ye ve Kürde de düşman gizli Taşnak ruhudur.

Şöyle düşünün; yıllardır bir “Ermeni Soykırımı” kışkırtma politikası yürütülüyor. Türkiye’yi her alanda zayıf düşürmeyi hedefleyen bu emperyalist kampanyanın diaspora Ermenilerinin bir bölümü açısından farklı birçok çıkar amacı var. Fakat dikkatinizi çekiyor mu; Türkiye Ermenilerinin büyük çoğunluğu bu kampanyayı desteklemiyor, vatanlarından yana tavır alıyorlar. Korkudan mı? Hayır, çünkü diaspora Ermenilerinin de önemli bir bölümü soykırım kampanyalarına mesafeli yaklaşıyor. Amaç ne o zaman? Bu kampanyaları Türkiye’de kimler yürütüyor? Sadece Batı işbirlikçisi liberallerin normal hainliği ile açıklayamayız durumu. Bu kampanyaları yürütenlerin büyük bölümü Taşnak ruhlu insanlar. Amaç ise Türkiye’de Taşnak ruhunu sürekli diri tutmak.

“Ermeni Soykırım” iddialarını reddeden kripto Taşnaklar yok mu peki? Öyleleri de var. Hatta kripto Taşnakların büyük bölümü Atatürkçü geçiniyor. Taşnak zihniyeti CHP üst yönetimini ele geçirdikten beri sayıları ve güçleri arttı. Sadece o değil, her türlü, her partiden bolca kripto Taşnak bulabilirsiniz ülkede. En çok Dersimli Alevileri, Zazaları kendilerinden yapmak için çalışırlar. Ki, Dersim Aleviliği solun en önemli dayanaklarındandı, Atatürk ruhunun da önemli bir destekçisiydi bu kitle. Ama tablo değişti. PKK Dersimli Alevileri öldüre öldüre kültürel ve siyasi olarak asimile etti, onları da “Kürt”leştirdi. Ama anladıkları türden Taşnak Kürtçülüğü… Bu ikisi PKK-HDP ve Taşnaklık zaten bir bütündür. Mesele Kürt davası değildir. Süryaniler, liberal Türkler ve başka etnik gruplar. Her alanda yayılıyorlar. Taşnak zihniyeti için genetik anlamda gerçekten Ermeni olmak da önemli değil. Bir kısmı Ermenidir, bir kısmı karışıktır, bir kısmı da Ermeni olmayabilir. DNA analizi peşinde değiliz, belki birçoğumuzda vardır o kadar karışım.  

İçlerinden bazıları bu iddiayı şiddetle reddedecektir. Hatta, kendisinde belki gerçekten böyle bir etnik ruh hissetmemektedir. O değil, bu değil, ne o zaman? Ayırıcı niteliği nedir bu Taşnak ruhunun? Kulaklara fısıldanan bir duygu: “Türkler, Müslümanlar bizi kesti. Türk’ten, Müslümandan dost olmaz!..” Kimisi Türklüğü ön plana çıkarır düşman olarak, dinci gruplarda böyleleri daha çoktur. AKP’yi 2014’de kadar destekleyen solcu ve liberaller arasında çoktur. Kimi ikisini birden. İkisini birden düşman kabul edenler solda ve muhalefette yaygındır.

Siz on yıllar öncesinden sol değerler, sosyalist değerler için mücadele ettiğinizi sanırsınız, öyledir de. Kendinizden eminsinizdir. Ama kardeş bildiğiniz, yoldaş bildiğiniz birçok insanın, hatta önderlik seviyesinde birçok liderin aslında başka bir kinle, başka niyet ve duygularla işe sarıldıklarını çok sonra anlarsınız. Siz sosyalizm için devleti yıkmaya çalışırken, bazılarının sadece o devlet Türk olduğu için yıkmaya çalıştığını kavrarsınız. Siz sıradan vatandaşlara gerici, dar görüşlü oldukları ve iktidara köle oldukları için kızarken, onların Türk ve Müslüman olduğu için kızdığını fark edersiniz. Ve yine çok önemli: Aslında Taşnak ruhu tarihsel olarak Kürtlere de düşmandır. PKK-HDP’nin gizli ama azgın Kürt düşmanlığı büyük ölçüde içindeki Taşnak ruhundan kaynaklanır.

Kripto Taşnakların bir bölümü bilinçlidir, bir bölümü kendi içinde de böyle bir kimlik duygusunun farkında değildir. Türklüğe ve Müslümanlığa her kin duyan Taşnak değildir, ama Taşnakların tamamı içlerinde bu duyguyu güçlü olarak hisseder. Ve en önemlisi birbirlerinin kokusunu alırlar adeta. Kendilerinden olmayanın da kokusunu uzaktan alırlar. Birbirlerini nerede olsa bulurlar. Kendilerinden olmayana bir şekilde çelme takar ya da diş geçirirler. Yine “bağlantılar” arkadaşlar. Hiç olmaz dediğiniz şaşıp kalacağınız dostluklar… Birlikte oldukları ve ittikleri kimler?  

Taşnak ruhunun bir belirteci de örtük HDPciliktir.    

ÜÇ: Örtük HDPcilik. Açık PKKcılık, açık HDPcilik ülke için tam bir baş belasıdır. Aşırı Kürt milliyetçiliği ciddi sorundur. Aşırı dindarlık, siyasal İslam da büyük sorundur. Aşırı Türk milliyetçiliği de tehlikedir. FAKAT BU BAŞKA BİR ŞEY… Hiçbiri Gizli Taşnak Komitacılığı ve de örtük PKKcılık, örtük HDPcilik kadar tehlikeli değildir.

Şöyle ki; PKK’yı herkes eleştiriyor. Yalnız yakaladığınızda HDPliler bile eleştiriyor. Hatta “En çok biz eleştiriyoruz” diyorlar. Ama açık olarak tek bir eleştiri okuyamıyor, duyamıyorsunuz. Bunun bir nedeni daha çok başlangıçta korkuydu. Sıkıysa açık bir ortamda hatta kendi partin içinde PKK’yı eleştirin. Kaç HDPli öldürüldü böyle. Ama şimdi korkudan çok yalancılık var. Aslında HDP tepeden tırnağa, teninden ruhuna kadar PKK’nın emrinde. “Biz de eleştiriyoruz” diye fısıldarken tabii ki yalan söylüyorlar.

HDP’yi de herkes eleştiriyor. HDP ile iş tutan, onu dost gören, HDP’liler dahil  herkes HDP’yi eleştiriyor. Ama onunla birlikte davranmaktan bir an bile geri durmuyorlar. Bu HDP eleştirisi yüzde yüz sahtekarlık, yüzde bin beş yüz yalan.

Geçenlerde örtük HDPciliğin en uç yazısını okudum bir yerde. Öteden beri HDP’yi keskin biçimde suçlayan bu yazar diyor ki; HDP etnik temelli kurulmuş bir parti, bu gibi partilerin anayasal hukuk düzeninde yeri olamaz. Baştan kurdurulmamalıydı. HDP dışardan dış güçlerce yönetilen bir parti… O da tamam. Ama madem bu parti var, bu parti muhalefetin içinde… O zaman muhalefetin içinde onlar da var diye, biz Saray’a karşı kararlı muhalefetten, o cephe içinde yer almaktan, bu Barolar, TTB, DİSK vesaireyle birlikte hareket etmekten, onları savunmaktan kaçınamayız. Hey gidi herkesin saflığından faydalanan akıllım, bahsettiğin güç muhalefet içinde beş on bin kişilik marjinal bir güç değil ki. Muhalefetin her bakımdan hem önderi hem de en büyük kitle gücü. CHP’yi bile ele geçirmiş… Bütün partileri parmağında oynatıyor. Barolar, meslek örgütleri, DİSK onun emrinde. Sana bile o yazıyı bunlar yazdırıyor… İşte en keskin HDP eleştirisi görünümü altında örtülü, sinsi HDPcilik.

Örtülü HDPciler PKK’ya pek bir karşıdırlar, terörü lanetlemede geri kalmazlar, ama terör övme suçundan, terör organize etme suçundan, casusluk suçlamasından hangi siyasi, hangi gazeteci içeri düşse onu savunurlar. Tamam, gazetecilerin, siyasilerin tutuksuz yargılanmasını savunursun, yargılamadaki hukuksuzlukları eleştirirsin de… Hakkında suçlama yapılan şahısları peşinen nasıl suçlu ilan edemezsen, masum da ilan edemezsin. Hele bunların yaptığı gibi bir de göklere çıkarırsan, şöyle can insan, böyle dost, dersen… beşinci kol faaliyetine, terör destekçiliğine açık çek demektir bu. İşte örtülü HDPciliğin en önemli belirteçlerinden biri daha…

Ve yine bağlantılar… Niye bu şahıslarla bu kadar dostsun, kankasın? Her bir şeyde en doğru hep sendin hani, herkes düşmanla işbirliği yapar, bir sen yapmazdın güya? İçindeki Taşnak ruhu mu depreşiyor yoksa?

SONUÇ: Bu bilgi ve görüşler öteden beri bildiğimiz şeylerdi aslında. Devlet propagandası, Kont-gerilla belgeleri deyip kulak asmazdık. İnanmak istemeyince insan inanmıyor. Ama giderek devrimcilikte kimsenin eline su dökemeyeceği insanlar da aynı görüşe geliyor. Çünkü “güneş balçıkla sıvanamıyor”.

Bu gözle çevreme baktığımda ileride kim bilir daha neler göreceğim.  

Kaan Arslanoğlu 


Yorumlar

Maximum : 1000 Karakter / Karakter Sayısı: 
0
Yorumlara gerçek ad ve soyadınızı yazmanız onay kolaylığı sağlar.
Mail adresinizi yazmanız keyfinize kalmıştır. Yorumlarınızın onaylanması da
editörlerin tamamen keyfine bağlıdır. 4 yıllık deneyim sonucu bu bizde böyle.
  • yusuf gezer

    yusuf gezer 18.07.2020

    evet işte C.H.P de korktuğum bu olaylardır bir korkumda atatürk laikliği adı altında federasyon gelirse işte o zaman türkiye parçalanır yılmaz özdil beyin dediği gibi C.H.P. A.K.P.nin iktidarda kalma projesi olduğunu tekrar hissetmekde çok acı bir reçete olacaktır teşekkürler

  • kaan arslanoğlu

    kaan arslanoğlu 15.07.2020

    Yorum yazan arkadaşlara teşekkürler... Ben bazı başkaları gibi bir sorun ortaya atıp, her şeyin kilidi, her şeyin açıklaması, her şeyin nedeni budur... diyenlerden değilim. Örneğin Türkiye'deki oligarşik hakimiyeti Sabetayizmle açıklayanlar gibi. Böyle bir sorun vardır, ama her şeyi açıklamaz. Her şeyi açıkladığını söylemek ya da gereğinden fazla önem atfetmek gerçeği bulandırır. Kripto Taşnak Çeteleşme bugüne dek yok sayılmış ya da hafife alınmış çok ciddi bir sorundur. Ama o da her şeyi açıklamaz. Gerçeklik ve sorunlar çok katmanlı, çok boyutludur. Kişiler,kişilikler de öyle.. Başka sorun ve gerçekliklerle birlikte ciddiye alındığında önümüzü açar, bu yapılmayıp abartıldığında, her şeye, her kişiye, her karakter ve olguya katı bir tek bakış olarak uygulandığında önümüzü karartır.

  • kaan arslanoğlu

    kaan arslanoğlu 15.07.2020

    Toplumun en az yarısı hararetle AKP’nin gitmesini istiyor. Ama AKP 18 yıldır gitmiyor. Yakın zamanda gideceği de yok. Üstelik gittiği zaman pek çok şeyin daha iyi olacağı yönünde bir işaret de yok. Bunlar zaten birbirine bağlı. Gücümüz yettiğince bu işteki gerçeği anlatmaya çalışıyoruz. Ancak muhalif yakadaki ezici çoğunluk yan gelip yatmayı, yatarken de muhalif liderlerin, muhalif medyanın samimiyetsiz lafazanlıklarıyla kendinden geçmeyi yeğliyor. Ona buna bol bol küfür edip boşalıyorlar. Ahali duman altı kafada. Olsun, ne kadar az insana ulaşsak da, az insana ulaşmamız için pek çokları elinden geleni yapsa da, gerçeği anlamak ve gerçeği egemen kılmak için kimse parmağını oynatmasa da biz tebliğ görevimize devam edelim. Alan alır, anlayan anlar, ötesi herkes kendi yolunu çizer, herkes kendi bacağından asılır. Biz elimizden geleni yaptıktan sonra içimiz rahat, gönlümüz huzurlu.

  • AHMET YILDIZ

    AHMET YILDIZ 14.07.2020

    Herhangi bir Türkün yani etnik kökeni ne olursa olsun Türk olmaktan gocunmayan birinin Türk edebiyatına 'Türkiye edebiyatı', 'Türkiyeli yazar' diyebileceğini düşünebilir miyiz? Ya akıl sağlığı yerinde değildir ya da gizli bir niyeti var. Bize edebiyatımızı bile adımızla söylemeyi çok gören bu fanatizm ancak Taşnak fanatizmi olabilir; haklısınız

  • Kansu Nadir

    Kansu Nadir 13.07.2020

    Makalede ki görüşlere katılıyorum, aslında bu durum karşı devrimin lideri İnönü ile başlayan bir süreç, Akp dönemi öncesinde de, üniversiteden mezun olup iş aradığımızda, sınavlara girip mülakatlara kaldığımızda Türk ve Atatürkçü olmamız nedeniyle düşmanca tutumlar ile karşılaştık, bu mülakatlarda işe gireceği belli olan şahıslar bile tipi kayıklar özgüvenleri zirvedeydi, Türkler kendi yurdunda ayrımcılığa tabi tutuldu, ben bu durumu 1992 de çözmüştüm.

  • Nedim Pala

    Nedim Pala 13.07.2020

    önce simâvi, koç grubu .. sonra hürriyet, radikâl, cumuriyet, sözcü, zaman, taraf cnn, star ntv fox tele1 saman eski sky T24, diken, son dönemde ortaya çıkanlar.. doğan, çukurova, star, atv medya grupları.. gelişim, can, işbank Y.K. yayınları.. Y.özdil, dündar, zülfü, can.. gibi yüzlerce örnek var bakın bunlara? eğer önyargılı zihni kitlenmiş değilseniz? anlatılmak istenenleri görürsünüz. bu ülkede son 70 yıldır medya, edebiyat, sanat, kültür.. de aynı siyaset ticaret gibi batı emperyalizmi ve onlarla iş çeviren yerel taşeron güçler ile manüple edildi ! sahneye çıkartılanları, star yapılanları, önümüze buyrun bunları okuyun, seyredin diye sunulanları ve sansürlenen, görmezden duymazdan gelinenleri de belirleyenler onlar oldu. ana mualefet, popüler muhalif olmak bilem.. böyle belirleniyor gördüm yaşadım şahidim. kimse kendini kandırmasın? surları yıkıldı ama? bizans oyunları, gelenekleri, entrikaları aynen devam ediyor. bu topraklarda alın teri, yetenek, çok çalışma ile her yere gelinmiyor. belirli güç ve yapılara biât edip yanaşma belirleyici.

  • AHMET YILDIZ

    AHMET YILDIZ 13.07.2020

    Değerli Kaan Arslanoğlu pek önemli bir yaraya basmışsınız. Bu sözlere ne denir: 'Siz on yıllar öncesinden sol değerler, sosyalist değerler için mücadele ettiğinizi sanırsınız, öyledir de. Kendinizden eminsinizdir. Ama kardeş bildiğiniz, yoldaş bildiğiniz birçok insanın, hatta önderlik seviyesinde birçok liderin aslında başka bir kinle, başka niyet ve duygularla işe sarıldıklarını çok sonra anlarsınız. Siz sosyalizm için devleti yıkmaya çalışırken, bazılarının sadece o devlet Türk olduğu için yıkmaya çalıştığını kavrarsınız. Siz sıradan vatandaşlara gerici, dar görüşlü oldukları ve iktidara köle oldukları için kızarken, onların Türk ve Müslüman olduğu için kızdığını fark edersiniz...' Bunu sol örgüt içindeyken de yaşadım. Ama edebiyat ve sanat ortamında o edebiyat festivallerine belediye toplantılarına giden, lisede kompozisyondan 5 alabilecek metinlerle en iyi yayınevlerinde romancı yapılanların özgeçmişleri hep :)))

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan www.insanbu.com sorumlu tutulamaz.