“Vasat Edebiyatı 101” başlıklı yazı dizisinde bugüne kadar birçok alt başlık ele alındı ama en önemli alt başlık, bu kavramın en önemli unsuru henüz ele alınmadı. Bu unsur, okuyucu unsurudur. Vasat Edebiyatı, yazar, moda konular, pazarlanan ürün
*Türkiye’de sosyalist solun en sağcı olduğu yer edebiyattır.
*Edebiyattaki “star sistemi”ne ve “ödül oligarşisi”ne laf etmeyen kişinin, muhalif olmaktan söz etmesi gülünçtür.
Türkiye’de hayatın her alanında mücadeleye zarar verecek ölçüde aşırı bir fikir çeşitliliği hüküm sürmekte. Tek tek insanların büyük çoğunluğunun üstünde inatla durdukları fikirler kolay kolay tartışmayla, kanıtla, belgeyle, zorlu ikna çabalarıyla değiştirilemiyor. Söz konusu fikir sabitlikleri araştırmaya, okumaya,
Egzersiz ve beslenme "doğrularını" kökten değiştirecek bir kitap: İlk İnsan Diyeti
Kitabın asıl adı "The New Evolution Diet", "Yeni Evrim Diyeti". Yayıncı "İlk İnsan Diyeti"ni Türkçede daha uygun bulmuş.
Yazarı Arthur De Vany ne bir beslenme uzmanı,
Hekimlik dendiğinde akla Hipokrat gelir. Hipokrat tıbbı tanrıların tekelinden kurtarıp ölümlülerin hizmetine sunmak suretiyle tıpta ilk büyük devrimi gerçekleştirerek bu onuru fazlasıyla hak etmiştir. Fakat ondokuzuncu yüzyılın ortasında tıpta ikinci büyük devrimi gerçekleştiren Alman hekimleri pek azımız tanırız.
Ortaklaşa, belirli bir sıra düzeniyle kitaplar okuyup üzerinde tartıştığımız bir çalışma yürütüyorduk.
O haftaki kitabı tartışmaya tam başlayacaktık ki, kırk yaşlarında bir kadın katılımcı isyanla, "Neden kimse bana bu kitabı 16 yaşında okutmadı?" diye söze girdi.
“Bu kitabı o
Kemal: Sanki kapıda bekliyordunuz da, çağrılmaya hazırdınız. Bu ne çabukluk üstadım!
Karl: Hiç de sandığınız kadar heveskar değilim paşam, benim derdim bana yeter.
1. Melek: Sorumuza cevap veriniz beyefendi!
Karl: Vereyim.
1. Melek: Ülkede ne kadar iyi şey olmuşsa sizden biliniyor. O halde kötü şeylerden de ilk siz sorumlusunuz. Türkiye’de dinciliğin bu derece güçlenip yozlaşmasından siz sorumluymuşsunuz. Madem dine
Diyelim ki hakkında yazı yazacağımız ifade “elma yanaklı, kalem kaşlı kadın” olsun. İşin doğrusu aslında son derece nettir:
Bu ifade, son derece sıradan, son derece klişe ve olabildiğince gülünç bir betimlemedir.
Gerçekten ben kimim?
Komünist mi, devrimci mi?.. Yoksa siyasi şantajcı, maceracı ve provokatör mü?.. Karşı devrimci mi?..
Tüm yaşamımı kafamda canlandırıyor ve görüyorum ki, ben bir devrimci, bir komünist olmuşum. Beni hayatın ta kendisi doğurmuş; kölelik, ağır zulüm ve asırlık yoksulluk
İnsana mikroskop merceğinden bakan ve yaşamın sırlarını genlerimizin derinliklerinde arayan biyomedikal tıp, insanın toplumsal yönünü göz ardı ederek tıbbı yalnızca bireyin bedeniyle (biyolojiyle) ilgilenmeye zorlar. Oysa Aristo’nun binlerce yıl önce büyük bir isabetle tanımladığı gibi insan doğası gereği
Ege Üniversitesi'nde karşıt görüşlü öğrencilerin çatışması üstüne soL Portal'ın haberi:
Ege Üniversitesi'nde faşist saldırı
Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesine yaklaşık 200 kişilik ülkücü grup, solcu ve Kürt öğrencilere ellerinde satır ve baltalarla saldırdı. Ülkücü gruptan bir kişi öldü.
Evrensel'in haberine göre Ege
Oya Baydar'ın "O Muhteşem Hayatınız" romanıyla ilgili bu eleştiri yazısı, yazar Irmak Zileli tarafından yaklaşık bir yıl önce yazılmış, ancak yayınlanamamıştı. Çünkü Radikal Kitap'ta yayınlanması planlanan bu yazı editör tarafından yayınlanmamış, Mesele Dergisi'nde yayınlanabilmişti.
Bu yazıyı yazar Irmak
1. Melek: Halife olabilirdiniz mesela!.. O yetkiyle hem halkı daha iyi idare eder, hem de dindarları doğru yola sokabilirdiniz.
Kemal: Yapma çocuğum.. Bir halife olarak nasıl salıncakta sallanırdım o
Yeni tip liboşlara ne ad veriliyor?
Boykoş (Daha önceki seçimlerde de boykotu savunan az sayıda insan istisna)
Boykot yapan Kemaliste ne denir?
Kemoş
Boykot yapan komüniste ne diyeceğiz?
Komüş
Boykotçuların yedikleri nane ortadayken seçime katılanlara
“Bildiğiniz yoldan devam ederseniz sizi kesin bir başarısızlık ve saygınlık kaybı bekleyecektir.” Bir yıl önce size yazdığımız açık dilekçenin son cümlesi buydu. Kötü gidişi o dev Gezi Direnişi bile durduramadı, seçim sonuçları ortada. Vakit hiçbir zaman geç değil.
İşte
Literatür verileri sağlık çalışanlarının şiddete uğrama riskinin diğer meslek gruplarına göre çok daha yüksek olduğuna işaret etmektedir. Örneğin Finlandiya’da yapılan bir çalışmada, psikiyatri hemşirelerinin, hapishane gardiyanları ve polislerin ardından en
İyi ki geldiniz Ekmelleddin bey!
Tayyip Erdoğan'ın sizin yanınızda ne kadar masum kaldığını sayenizde gördük. Hakikaten gerçek tehlike sizmişsiniz!
Erdoğan “Gezi”de birleştirmişti solcuyu, sağcıyı, Türk milliyetçisini, Kürt milliyetçisini, sosyalisti, liberali... Şimdi asıl sizin korkunuz birleştirdi hepsini.
Anladık ki Gezi
Kongre ne demek? Diyabetliler için kongre ne demek?
“Kongre”den benim anladığım, katılanların her birinin delege olduğu ve kürsüdekiyle eşit hakka sahip olduğu, her an söz alabildiği bir toplantı.
“Diyabetliler için diyabet kongresi” ise katılan her kişinin hem öğrendiği,
Biz 12 Eylül’ü, 12 Mart’a bakarak, yalnızca ekonomik ve siyasi olarak sürecek bir darbe olarak düşündük.
Oysa planın üçüncü ayağı -ve 12 Eylül'ün kurumsallaşıp toplumsallaşmasının ideolojik aygıtları- kültüreldi.
Kültürel alan anlaşılıyor ki emperyalizmin en önemli operasyon alanıdır. Bütünsel olanı yok
Yalçın Küçük, HDP'li Selahattin için "Bir Obama projesi"dir diyor, fakat ekliyor: Proje ABD'den geliyorsa muhakkak kötüdür diyemeyiz! Nitekim HDP'yi açıktan desteklemeye başladı. Konumuz Y.K'nın otuz dokuzuncu U dönüşü değil. Artık solda da Amerikancılığın unlu-şekerli gıdalar, tatlılar gibi meşruluk
Bir roman kahramanının, sizin sempati duyduğunuz siyasi görüşü temsil ediyor olması, o romanın güzel olması için yeterli midir? Diyelim ki sosyalistsiniz, okuduğunuz romandaki başkahraman işçi ise sizce o roman iyi midir? Ya da dindar bir müslüman, başkahramanı ateist
Karl: Nasıl olsa kimi yeğlesem bir araba küfür yiyeceğim. Beni tam temsil edecek hiçbir kitlesel lider yok esasen. O halde sosyalist olduğunu öne süren gruplara bakayım. En kalabalığından..
Artık edebiyat da metadır ve nasıl GDO’lu pirinç, hormonlu domates, zararlarına karşın üretilmeye ve tüketilmeye devam ediyorsa, kapitalist sistem aşılmadıkça buna tam bir çözüm bulamıyorsak, iktidar güdümlü edebiyat da, iktidar GDO’lu roman da aynı
1. Melek: Artık oturumu bağlayacaktım, ama merak ettim. Sizinkiler bu seçimde Erdoğan'ı mı destekleyecek son gelişmeler ışığında?
Kemal: Bizimkilerin, dedim ya, çoğu 30'lu yıllarımın takipçisidir, iktidarda bulunduğum rahat
Gözünüz haminizin üstündeyken bir entelektüel gibi düşünemezsiniz. Edward Said.
İnsan türünün çeşitliliği gerçekten hayret vericidir. Birkaç yüz dolar için ruhunu satan kişi ile 1 milyon dolarlık ödülü elinin tersiyle iten Grigori Perelman, insanın iki ayrı türüdür.
Sıradan bir
Sunu: Konuyu Kerem Cankoçak önerdi. Şu sıralar bir bilim kongresi daveti geliyor ilgililere: “Anaakım Bilime Karşı Marksist Müdahaleler”. Ne başlık ama! Bizim HTKP’li eski dostlar düzenliyor. Yer de Nesin Matematik Köyü.
Ali Nesin kendini komünist sanan
Bugünkü greve ülke çapında katılım oranı gerçekte neydi? Büyük şehirlerde ne kadardı? Kamu kurumlarında polikliniklerin kaçta kaçı çalışmadı? Doktorların gerçekten kaçta kaçı greve katıldı? Önce bu konularda dürüst bilgilere gereksinim
Başlıktaki saptamayı şu biçimde de ifade edebiliriz: “Herkes sağcıdır, solcular daha az sağcıdır.”
Birçoğumuz kafa patlatıp hayıflanırız, sol dünyada neden egemen olamıyor, hele bizim ülkemizde neden hep küçük kalıyor? Halkın hiç değilse çoğunluğunu, çoğunluktan geçtik yüzde kırkını saflarımıza neden
İnsan Bu güncel hayata ilişkin sıcak edebiyat eserleri yayımlamaya devam ediyor. Usta şair Tarık Günersel’in “Diktetör” ü de bunlardan biri. Daha önce de Gezi Direnişi’yle ilgili Enver Topaloğlu ve Ümit
Nuri Bilge Ceylan filmlerinin entelektüel çevrelerde nasıl bu denli etki yarattığını bir anda kavradım. Hani bir şimşek çaktı kafamda ve cevabı o anda buldum denir ya… İşte öyle. Bir Zamanlar Anadolu’da filminde gece yarısı ıssız dağ
Her şeyin zamanı var. Her zamanın da özgün ifadeleri. Yaşanan veya içinden geçilen somut zaman ve mekân, saptamaları, tavır alışları da belirliyor. Onları düşünmez, saptama ve tutumları tarihsellikleri dışında otomatiğe
Nazım Hikmet: (Devamla) Yakınmak adetim değil. Madem sanatta kokuşma yaşanıyor, madem yazar dünyası kokuyor, bu kokuşmayı iyice burunlara sokan karşı eserler verirdim. Ortaya karışık piyasa işi şeyler beklesinler
1. Melek: “Gezi” dediniz de, bu hadiseyi nasıl buluyorsunuz üstat? Hiç göz atma imkanınız oldu mu?
Karl: Heyecan verici olaylardı. Evet, katıldım üç-dört yerde, ülkede yakın tarihte böylesi yaşanmamıştı
Sevgili Kaan ilk yanıtımızı beğenmemiş. Bir kez daha okuyup yeniden yanıtlamakta bir sakınca görmedim. Siyasi zekayı, geniş kitleleri yönlendirme, yönetme becerisi yüksekliği, yani siyasi başarı olarak tanımladığı yazısında neler söylediğinin özetini şöyle çıkardım:
1. İnsan aklı kapitalist teknoloji