İbni Ömer hazretleri buyuruyor ki, başlıca kıyâmet alâmetleri şöyledir: Âlimler ilmi, para karşılığı öğretir; akrabalık münâsebetleri kopar; ana-babaya isyân edilir; iyiler azalır; dünya menfaati için
1. Yazı: Toyata Reklamında Ramiz Dayı Esintisi (blog.reklam.com.tr) Yandaki fotoğraf da aynı haberden / 2. Yazı: İnsanın İki Türü (Taylan Kara - Vasatlığa Giriş Dersleri kitabı)
-Film nasıldı?
-Güzel…
İzlemediğiniz bir film hakkında söylenen “güzel” nitelemesi size ne ifade eder?
“Güzel film”,
“Güzel yer”,
“Güzel kadın”…
“Güzel”, genel bir nitelendirmedir, ayrıntılı bir açıklaması yoksa nitelediği şey hakkında özel
Her birimiz dünyaya ebeveynlerimizden aldığımız ve bizi birbirimizden ayıran genetik şifrelerimizle geliriz. Bu şifreler içinde bizi biz yapan fiziksel özelliklerimiz yanında sağlığımızı belirleyen kimi etmenler de vardır. Diğer yandan insanlar yaşlandıkça gençlik yıllarında sahip oldukları sağlıklarını yitirmeye
Sosyalist Kürtlerin Türkiye sosyalist solunun ana akımlarından koparak Kürt Solu adı verilen ayrı örgütlenmelere yönelmelerinin tarihi 70’li yıllara dek geri gider. Bu kopuşun nedenleri ve devrimci mücadeleye etkileri sol saflarda çok tartışılmıştır. Ancak, ayrılıktan esas olarak Türkiye solunun
Sırf bizim fikrimizi destekliyor diye bile bile bir yalana göz yumar mısınız? Bu soruya yanıtınız, ahlakınızın, kişiliğinizin, siyasetinizin bir göstergesidir.
Bile bile yalan… Gerçeğe sadık
Öykü Sunağı bölümümüzde bu kez Nihat Genç’in bir öyküsünü yayımlıyoruz. Kendisi de eski bir sağlık emekçisi olan değerli yazar Nihat Genç, “Tıp Bu Değil”in ikinci kitabına “Kalk Ali” adlı öyküsünü
Nuri Bilge Ceylan’ın Kış Uykusu filmi üzerine Onur Keşaplı ve Çağrı Kınıkoğlu’nun yazdığı iki yazıyı yayınlıyoruz. http://www.azizmsanat.org/EDergi linkinden alınmıştır.
Kış Uykusu ve Aydına Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği, Sinemanın Saati Geri Kalınca
Sağlıkta eşitsizlik dendiğinde, yoksulların yeterli beslenemediği, barınma koşullarının kötülüğü, iyi bir eğitim alamadıkları, gereksinim duyduklarında sağlık hizmetlerine erişemedikleri için zenginlere göre dezavantajlı oldukları düşünülür. Kuşkusuz bunlar çıplak gözle görülebilecek gerçeklerdir fakat resmin yalnızca küçük bir bölümünü
Acılı, çok acılı, yakıcı ve sarcısı olaylar aslında. Baskılar, işkenceler, mapuslar, sürgünler, tecrit, yasaklamalar, coplar, gazlar, özgürlüğü kısıtlayan, bedeni parçalayan bin bir türlü saldırı ve uygulama...
Tüm bunların ortasında solcular yine de mizahtan
Dünya Sağlık Örgütü’nün 1948 tarihli Anayasası’nda sağlık;
“yalnızca hastalık veya sakatlığın olmayışı değil, aynı zamanda bedensel, ruhsal ve toplumsal olarak tam bir iyilik hali”
olarak tanımlanmıştır.
Bu tanımlama, sağlığı yalnızca hastalık veya sakatlığın olmayışı olarak tanımlayan geleneksel kapitalist
İstanbul’da bir barda oturup içki içerken, “Anadolu’daki içki yasağının ardındaki sosyolojiyi görmek lazım” yazısı nasıl yazılabilir? Laiklik, liberal solcu için zaten en baştan yüklenmiş bir fabrika ayarı, tarihsiz ve mücadelesiz verili, “doğal” bir haldir. Bu ilkenin ardındaki uzun
Sevgili Kaan,
Çözüm süreci(!) sana ümit veriyor ama bana ümit vermiyor..
Yazına neden kızayım ki, sadece üzüldüm, senin adına doğallıkla...
Çözüm süreci diye önümüze koydukları plan Atlantik ötesinde tezgahlanan bir plan, sosyalistlerin buralarda
Üzerinde yaşadığımız zenginliğe yabancı durdukça, emperyalist kültürün temsilcileri, bu toprakların gerçek sahipleri siz değilsiniz, siz bu topraklarda misafirsiniz "muamele"si yapıyor.
*
Güney Amerika'da olsa bu kültürel zenginlik üzerlerine ölü toprağı mı serper
O saat ülkenin gelmiş geçmiş en büyük lideri Atatürk’ün ahiret öncesinde sorguya alınmasına hükmedildi. İki melek bu sorgu sualle görevlendirildi. Neydi bu kıyamet alametlerinin müsebbibi? Kimdi baş suçlu? Anlatı
İlk “gayrıresmi” satranç şampiyonlarından Paul Morphy hakkında pek fazla bilgi yok. Halbuki çok ilginç bir tarihsel figür.
Satranca ciddi bir uğraş olarak yeni başlayanlar Morphy adıyla büyük ihtimalle karşılaşırlar, çünkü başlangıç kitaplarında oyunları çok görülür, bunun da sebebi oyunlarının
Karl: Geçende solcuların bir sitesine girdim, yapılan yanlışları anlatmaya çalıştım. Ne emperyalist uşaklığım kaldı, ne AKP yalakalığım, birileri de ulusalcı faşist dedi bana. Ama en ağırıma gideni neydi
1. Melek: Fakat bir şeyler yaptınız. Diyanet işlerini kurdunuz, yasalar, ilahiyat öğrenimi falan. Sonuç ne? Bu canavarı siz yarattınız!
Atatürk: Memlekette öyle cehalet vardı ki, okuma yazma bilen 20
TKP kalpler kırmaya devam ediyor. Herkes kendi yolsuzunun peşinden gidiyor. Böyle giderse biz yolsuzluğa karşı nasıl mücadele edeceğiz, hükümeti nasıl mahkum edeceğiz? Diktatöre karşı siyah beyazıyla, sarı kırmızıyla, lacivert sarısıyla bir olacakmışız! Ne için? Şikeye destek için! Emrin olur
Burada az önce bir insan öldü. Ataköy’de bir otelin yaza merhaba partisine hazırlıkta DJ Yiğit Can elektriğe kapılarak öldü. Olay kimseye duyurulmadı. Parti devam etti. 1500 konuk neşeyle eğlendi… Şans değil, ölüm kurası: Sefer Çetin (32) üç çocuk babasıydı,
“Doğadaki en iğrenç yaratık” (Gustav Landauer)
“Kokan bir ceset” (Rosa Luxemburg)
“Faşizmin ılımlı kanadı” (J. Stalin)...
Üçüncü Yol ve SPD
Landauer gibi bir anarşistle, Luxemburg gibi bir Marksist ve Stalin gibi bir Bolşeviği ortak kılan şey nedir acaba? Sosyal demokrasinin unutulmaz ihaneti
Daha önce Kalan’dan kalanı, kalandan taşanı yazmıştık. Ve “Tuhaf Bir Erkek” beklentisiyle şöyle sonlandırmıştık:
“tekrar, mücadeleden kalan, bireysel ve toplumsal olan,,, tekrar, ‘angst’tan kalan, benim, senin ve bizim olan,,, tekrar, gidenlerden
Ahmet Mithat Efendi’nin ünlü romanı Felatun Bey ile Rakım Efendi’yi yayınlamasının üzerinden neredeyse 140 yıl geçmesine karşın “konusu” hala güncel. Çoğu Tanzimat romanı gibi bu romanda da “batılı” değerlerin yüzeysel kavranışı eleştiriliyor ve “taklitle” batılı
Kemal: Doğru. Ne sosyalistlere ısınabildim, ne sosyalizme. Kağıt üstünde çok güzel bir dava. Zaman zaman meyletmedim değil. Ama hayal… Bunu nasıl anladım derseniz, sosyalistlere bakarak. Bu kadar birbirini
Uzun bir başlık oldu. Daha da uzardı ama “vb.” var neyse ki. Ve benzerleri. Sol tarihimizden uzun uzun hatıralar okumaya başladığımız için oluyor böyle. Bazı şeyleri sıkıştırmak kolay değil birkaç
Son günlerde HDP’yi öne çıkaran yoğun bir kampanyayla karşı karşıyayız. Seçim yaklaştıkça gücünü ve etkisini arttıran bir kampanya bu. Öyle ki, politik arenada yan yana gelmeleri pek beklenmeyen sosyalist, devrimci, muhafazakâr, sosyal demokrat, İslamcı farklı çevrelerden çok sayıda
“Tıp Bu Değil” destekçisi hekimlerden Dr. Mehmet Altınok hocamız geçenlerde emekli oldu. Mesleki geçmişini bir yazıyla değerlendirdi. Ankara Tabip Odası’nın eski başkanlarından olan Altınok, çok başarılı bir onkoloji cerrahı olarak
MAYMUNCUK MANTIK:
İkinci dünya savaşı döneminde ya da hemen öncesine yaşasaydınız ve Nazilerle ilgili şu ifadeleri okusaydınız, ne düşünürdünüz?
*Naziler iktidar oldu tamam ancak muktedir olmadı. Naziler’in içinde hala Weimarcı eski rejimin kalıntıları mevcut ve zaman zaman eski rejimi hatırlatan
Solun yerinde saymasına neden olan açmazlarını, tutarsızlıklarını inceleme çerçevesinde bu üçüncü yazı. Konuya Irmak Zileli’nin “Eşik” romanını irdeleyerek gireceğiz. Roman temasıyla son derecede uygun ve kışkırtıcı, bana da makale için esin kaynağı oldu. Irmak Zileli otobiyografik
14 Mart Tıp Haftasında “Tıp Bu Değil” kitaplarının yazarları yurdun dört şehrinde söyleşiler yaptılar.
Denizli /
Denizli Tabip Odası’nın davetiyle Tıp Bu Değil editörleri İlknur Arslanoğlu ve Kaan Arslanoğlu Denizli’de bir sunum
2002 yılından bugüne kadar verilen 13 Yunus Nadi Roman ve Öykü Ödülü’nün en az biri, iki yıl hariç bütün yıllarda Can Yayınları’na verilmiştir.
“Ödül Can Yayınları’ndan çıkan kitaplara verilmektedir”. Ödül yönetmeliğine artık bu cümleyi yazmanın zamanı gelmiştir.
2014 Orhan Kemal Roman Ödülü ve ödülün verilme gerekçesinden yola çıkarak saygıdeğer seçici kurula 2015 Orhan Kemal Roman Ödülü için üç aday öneriyorum.
İlk adayım Ahmet Altan. 2015 Orhan Kemal Roman Ödülü Ahmet Altan’ın “En Son Oyun” romanına verilebilir.
Rosa Teyze, uzun öykü tadında, bir roman kişisi olarak çıkıyor karşımıza Sevgi Soysal’ın kaleminden. İlk öykü kitabının yayımlanmasından sonra (1962), öykü ile roman arasında salınan Tante Rosa 1968’de
Kemal: Sizin adınıza kurulmuş devletleri sizin adınıza mücadele edenler nasıl görüyor, asıl bunu söyleyin o zaman.
Karl: Lafta mükemmel gören var, eleştirdiği halde destekleyen var, desteklemeyen de var. Bak
Yaşananları gerçeğe sadakatle bize bildiren veya yorumlayan tek bir medya organı bile yok… (Gerçeğe sadakat mi? Bunu umursayan kaldı mı?)
Herkes, her olayı, önceden katılaşmış fikirleri doğrultusunda görüyor ve bize eksik, yanlı, çarpık bilgi veriyor… (Herkes