Cilt hastalıklarını önleme

Cilt hastalıklarını önleme

Hastalığın tanrısal bir ceza olarak tanımlandığı erken tarihi dönemlerde insanoğlu hastalıklardan korunmak, kötü ruhlardan uzak kalabilmek için tanrı ile barışık, ahlaklı bir hayat sürdürmek gerektiğini, aksi takdirde kötü ruhlar tarafından ele geçirilerek hastalanacaklarını düşünmekteydiler. Oysa Hipokrat bu varsayımı tamamı ile reddederek, hastalıkları doğaüstü süreçler yerine doğal süreçlerle açıklayarak tıbbı bir bilim haline getirmiştir. Fakat günümüz modern tıbbı büyük bir yanılgı içinde hastalıkların ortaya çıkış nedenlerini araştırıp, önleyici tedbirler almak yerine, daha çok tedavi edici sağlık hizmetlerine ağırlık vermekte, global düzen içinde ilaç, sağlık ürünleri, tedavi ve tanı cihazları endüstrisine destek olmayı tercih etmektedir. Oysa hastalıkların tedavisi maalesef ki, korunma yöntemlerine göre daha zor, daha pahalı ve daha yıpratıcıdır.

 

Yaklaşık 10 yıl süre ile sitemizde toplumu aydınlatmaya çalıştığımız cilt hastalıkları, toplumda en sık görülen, insanları sosyoekonomik açıdan oldukça etkileyen bir hastalık grubudur. Cildimiz vücudumuzu kaplayan en büyük organımız olduğu için çevre ile ilişkilerimizden oldukça etkilenir. Dolayısı ile yaşantımızda uygulayabileceğimiz çok basit önlemler cilt hastalıklarından korunmak için çok değerli olabilir. Bu yazı da cilt hastalıklarından korunabilmemiz için faydalı olabilecek bir takım önlemlere yer verdik. Sağlıklı bir cilt için dikkatle okuyalım.

 

Temizlik:

 

Ellerin temizliği: 

 

Ellerinizi sık yıkayın. Ellerimiz birçok kişi, yer ve eşya ile temas eder.  Bu nedenle elleri doğru şekilde yıkamak, deri enfeksiyonlarını önlemenin en önemli yoludur.

Elleri uygun şekilde yıkamak için:


Elleri temiz su ile ıslatın ve sabunlayın. Eğer mümkünse ılık su kullanın. 
Ellerinizi ovuşturarak sabunu köpürtün ve tüm el yüzeyini ovalayın.
Elleri ovuşturmayı 20 saniye sürdürün. 


Elleri temiz su ile durulayın.


Elleri kağıt mendil veya el kurutma makinesi ile kurutun.


Musluğu ellerinizle dokunmadan (kağıt mendille) kapatın.


Eğer su ve sabun yok ve eller görünür bir şekilde kirli değilse, alkollü bir el temizleyicisi ( % 60 veya üzeri alkol içeren) kullanılabilir.

 

Alkollü temizleyicinin uygulanması:


Alkollü temizleyiciyi önce bir ele uygulayın. 


Her iki elin yüzeyini eller kuruyana kadar ovuşturun.


Banyo:


Banyo zamanınızı sınırlayın. Sıcak su ile yapılan, uzun süren duş ve banyo yağı deriden uzaklaştırdığından, duşta ve banyoda ılık su ile yıkanılmalı ve uzun süre duş ve banyoda kalınmamalıdır.

Banyoda, sabunlanma işlemi sırasında, akan suyun altında kalmayın. Çünkü sabunun derideki mikroorganizmaları öldürebilmesi için, deri üzerinde en az 20-30 saniye durulanmadan kalması gerekir. 


Yıkanırken deri aşırı ovulmamalıdır. Bu işlem deride küçük sıyrıklara neden olarak, mikroorganizmalara giriş kapısı oluşturur. Bu nedenle nazikçe yıkanılmalıdır. 

Güçlü sabunlardan kaçınılmalıdır. Güçlü sabun ve deterjanlar derideki yağı uzaklaştırırlar. Bu nedenle cilt hafif temizleyiciler ile yıkanılmalıdır. 


Hamam, yurt, yatılı okul ve spor merkezi gibi ortak duş veya banyo yapılan yerlerde yıkanmak, cilt enfeksiyonları açısından riskli olabilir. Bu alanlarda ortak terlik kullanılmamalıdır. Ortak kullanım alanlarında yıkanıldığında havlular ve lifler ortak kullanılmamalıdır. Duş ve banyo sonrası bütün eşyalar yıkanmalıdır, banyo zemini dezenfektan bir madde ile temizlenmelidir. Özellikle mantar enfeksiyonunun bulaşmaması için, ayaklar dikkatli bir şekilde kurulanmalıdır.

 
Duş ve banyo sonrası deri nazik bir şekilde kurulanmalı, fakat hafif miktarda suyun ciltte kalmasına dikkat edilmelidir. 


Banyo sonrası derinizi cildinize uygun bir nemlendirici ile nemlendirilmelidir.

Tıraş: 

Tıraş öncesi deriyi korumak ve nemlendirmek için tıraş kremi uygulanmalıdır. Temiz bir tıraş bıçağı kullanılmalıdır. Batıkları önlemek için, tıraş kılın uzama yönüne doğru yapılmalıdır.  


Kıyafetler ve eşyaların kullanımı:


Havlu, battaniye ve yastık kılıfları ortak kullanılmamalıdır
. Eşyaların ortak kullanımı, cilt hastalıklarının bulaşması için yaygın bir yoldur. Bulaşıcı deri hastalıklarından korunmak için kişisel eşyalar paylaşılmamalıdır. 


Terleme ile ıslanan kıyafetler bir an önce değiştirilmeli ve yeniden giyilmemelidir. Terleme bazı mikroorganizmaların kıyafetler üzerinde yaşamasını kolaylaştırır. Islak bir kıyafetin uzun süreli vücutta tutulması deri enfeksiyonu riskini arttırır. 


Vücuttan terin kolay atılmasını sağlayan, örneğin pamuklu kumaştan yapılmış kıyafetlerin giyilmesi, enfeksiyonlardan korunmak için önemli faktördür.

 
Vücudu saran sıkı kıyafetler giyilmemelidir.   Deriyi fazla sıkan kıyafetler, deriden toksinlerin atılımını engelleyebilir. Ayrıca terlemeyi arttırarak enfeksiyon riskini arttırabilir.
Evde veya açık alanlarda çıplak ayakla yürünmemelidir. Böcek veya ayağı yaralayabilecek cisimler, çıplak ayakla dolaşıldığında, cildi yaralayarak enfeksiyonlar için giriş kapısı oluşturabilirler. Bu nedenle dışarıda ayakkabısız, evde ise terlik ve çorapsız dolaşılmamalıdır.


Spor:


Spor salonlarında kullanılan spor aletleri ve matlar kullanılmadan önce temizlenmelidir. Temizlik işlemi için 2 dakika harcanmalıdır.


Beslenme:


Taze meyve, sebze ve tahıllı gıdalar bol tüketilmelidir. Hayat boyu deriyi tehdit eden olaylarla savaşabilmek için vücudun enerji ihtiyacı vardır. Bu gıdalar vücut savunması için temel gıdalardır. Uzmanlar bu gıdalardan zengin bir diyetin deriyi tehdit eden hastalıklara yakalanma riskini azalttığını söylemektedir. Sebze, meyve, tahıllar, proteinler ve az miktarda yağ içeren beslenme şekli deriyi ve tüm vücudu enfeksiyonlara karşı korur.

Stres:

Stres deriyi hassaslaştırır ve sivilce, egzama, sedef gibi bir çok cilt hastalığının tetiklenmesine neden olabilir. Sağlıklı bir cilde sahip olmak için stresi kontrol etmeyi öğrenmek gerekir. 

Sigara:

Sigara cildi yaşlandırır. Sigarı deri yüzeysel damarlarını daraltarak deriye gerekli olan oksijen ve besleyici maddelerin deriye ulaşmasını azaltır.


Sigara yarıca kollajen ve elastin gibi elastik yapıları bozarak, cildin elastikiyetini azaltır.


Yara bakımı:
 


Deride bir yaralanma olduğunda bir an önce tedavi edilmelidir. Deri yüzeyinde birçok tehlikeli bakteri ve virüs yaşar. Fakat bu organizmalar deride herhangi bir giriş kapısı olmadan tehdit oluşturmazlar. Ama deride bir yara açıldığında mikroorganizmaların vücuda girişi için bir kapı oluşur. Deride bir yaralanma oluştuğunda deri, hemen sabunlu su ile yıkanmalı ve antibiyotikli bir krem yara üzerine uygulanmalıdır.


Çalışma ortamı:


İş yerlerinde, deriye veya emilerek vücuda zarar verebilecek bazı maddelerle temas edebiliriz. Çalışma ortamında kullanılan ürünlerin etiketleri ve ürün güvenlik uyarıları ürünün cilt sağlığına zararı olup olmadığına dair bilgiler verir. Bu etiketlerdeki tehlike uyarılarına, risklere ve güvenlik önlemlerine dikkat edilmelidir. Ayrıca ürünle ilgili ayrıntılı güvenlik önlemlerine internet üzerinden de ulaşılabilir.


İşyerlerinde kullanılan her ürünün etiketlenmesi mümkün değildir. (Zımparalama sonrasında çıkan ahşap tozu, lehim dumanı gibi) Ayrıca gıda ve bitkiler gibi doğal bir takım ürünler de deriye zarar verebilir.


İş ortamında kullanılan su ile uzun veya tekrarlayan temas, özellikle de sabun ve deterjan da eklendiğinde, egzamaya neden olabilir.


Çalışırken kimyasal maddeler, gıda, insan veya hayvan dışkısı ile temas edileceği zaman eldiven takılmalıdır.  Eldivenler deriyi korur ve bakterilerin elimiz ile başka alanlara taşınmasına da engel olur.

 

İşyerinde alınacak bir kaç önlem deri hastalığı riskini azaltmak ve cilt sağlığını korumak için önemlidir:

Zararlı ürün veya ıslak ortam ile deri kontağı engellenmelidir.

 

Ürünün kullanılmaması


Riskli ürünü daha az riskli olan ile değiştirilmesi


Ürün ile deri arasında belirli bir güvenli çalışma alanı kalmasını sağlanması

 

Deri korunmalıdır.

 

Eldiven gibi koruyucu ürünler giyilmelidir.


Yeme, içme işleminden ve eldiven giyilmeden önce eller yıkanmalıdır. 


İstenmeyen bir temas durumunda eller hemen yıkanmalıdır. 


Elleri kurulamak için yumuşak pamuklu veya tek kullanımlık kağıt havlular kullanılmalıdır.

Deri olabildiğince sık olarak, özellikle de gün sonunda muhakkak nemlendirilmelidir. Bu işlem derinin bariyerini koruma açısından önemlidir.


İşlem öncesinde koruyucu bariyer kremler kullanılmalıdır.

Derinin düzenli kontrolü yapılmalıdır.


Düzenli kontrol egzama veya başka cilt hastalıklarının erken saptanması açısından önemlidir.


İşyerinde uygun standartların uygulanıp uygulanmadığı kontrol edilmelidir.
 
Derideki bir bulgu, güvenlik önlemlerindeki bir eksikliğin erken belirleyicisi olup, erken önlem alınmasını sağlayabilir.


Cinsel yaşam:


Cinsel temas hastalıklarından korunmak için aşağıdaki etkili stratejiler:

 

Cinsel perhiz: Enfeksiyondan korunmanın en etkili yolu anal, vajinal veya oral seksin yapılmamasıdır. 

Aşılama: Aşılama, Hepatit B ve cinsel bölge siğillerinden (Kondilom= Genital HPV enfeksiyonu) korunmak için güvenli, etkili ve önerilen bir korunma yöntemidir. HPV aşısı, en sık görülen HPV tiplerine karşı korur. HPV aşısının yapılması, ergenlik dönemindeki tüm kız çocuklara ve 26 yaşına kadar aşılanmamış tüm bayanlara ve 21 yaşına kadar aşılanmamış tüm erkeklere önerilir. Ayrıca genç yaşta Hepatit B’ye karşı aşılanmamış tüm erişkin hastalara da hepatit aşısı yapılmalıdır.


Seks partnerlerinin sayısı azaltılmalıdır. Bu önlem cinsel hastalık riskini de azaltır.


Karşılıklı monogami: Tek eşlilik cinsel temas hastalıklarından korunmanın en etkili yöntemlerinden biridir. 


Prezervatif kullanımı: Lateks kondomların doğru ve düzenli kullanımı oldukça etkili yollardan biridir. Her türlü cinsel temasta prezervatif kullanılmalıdır. Lateks alerjisi var ise lateks içermeyen sentetik kondomlar kullanılabilir. Fakat bu prezervatifler lateks kondomlara göre daha kolay yırtılabilirler.


Güneşten korunma:
 


Güneşten korunma cilt sağlığı için temel bir uygulanmalıdır. Güneş ışınları deri hücre yapısında önemli hasara neden olur. Güneş sadece cilt kanserinin artmasına değil, cildin diğer hastalıklara eğiliminin de artmasına neden olur. Deri yapısal olarak bozulduğunda kendini koruması da daha güç hale gelir. 


Tüm yıl boyu ( sadece deniz kıyısında ve yaz aylarında değil)  her yerde güneşten korunma, cilt sağlığı açısından önemlidir. Utraviyole ışınları bulutlu ve puslu havalarda da, güneşli ve açık havadaki gibi dünyaya ulaşır. Ultraviyole ışınları su, çimento, kum ve kar gibi yüzeylerden de yansıyarak etkisini arttırabilir. Solaryum da yapay bir ultraviyole kaynağıdır ve cilde zarar verebilir.

Sabah 10.00 ile öğleden sonra 16.00 arası yapılan açık hava aktiviteleri cilde en fazla hasar verir. Kuzey yarım kürede geç ilkbahar ve yaz ayları en tehlikeli dönemdir.

Güneşten korunmak için:

 

Güneşli ortamda gölgede kalmaya çalışılmalıdır.


Kol ve bacakları kapatan kıyafetler giyilmelidir. 


Yüz, kulaklar, baş ve boyunu gölgede bırakacak bir şapka kullanılmalıdır.


UVA ve UVB’yi filtre eden bir güneş gözlüğü kullanılmalıdır. 


SPF faktörü 15 veya üzeri olan, hem UVA hem UVB filtresi içeren bir güneşten koruyucu kullanılmalıdır. 

Solaryuma girilmemelidir.

 

Şafak Metekoğlu

 

Facebook
yorumlar ... ( 32 )
10-01-2016
12-01-2016 12:34 (1)
Derli toplu, iyi bir çalışma olmuş. Teşekkürler. Birkaç itiraz: 1- Fazla temizlik de başlı başına toplum sağlığı için bir risk faktörü. Alerji, otoimmün hastalıklar vb. şeyleri artırdığı söyleniyor. Ayrıca fazla temizlikten bizim toplumumuzun anladığı fazla kimyasal. Yazar bu konuda ne düşünüyor, belirtilmemiş. 2- İnsan ara sıra ev içinde ve dışında çıplak ayakla dolaşmalı ki en azından statik elektriği atsın. Yanlış mı düşünüyorum? 3- Güneşten fazla korunmak da D vitamini eksikliği yapıyor ve toplumda D vitamini eksikliği ve ona bağlı hastalıklar çok yaygın 4- güneşten koruyucu kremlerin çok masum olduğuna inanmıyorum 5- Cinsel enfeksiyonlardan korunmak için oral, anal ve vajinal seksten kaçınılması önerisi çok akılcı :)) AYA bu maddeyi atlamaz, dalgasını geçer diye düşündüydüm, ama ilk ben davrandım :)) Onun dışında gayet iyi yazı. Saygılar. Kaan Arslanoğlu
12-01-2016 15:39 (2)
Meyve, sebze ve tahıllar artık eskisi gibi değil, doğallıklarını kaybetmiş. Et, yumurta özünü yitirmiş... Spor salonunda, sizden öncekinin ıslak terinin üzerine oturmadıysanız razı olun, değil ki 2 dk temizlik yapılsın... Açık hava ya soğuk ya güneşli... her tarafını kapatınca D vit. eksikliği, kaliteli güneş gözlüğü-bi de numaralı olunca, bidünya fiyata... Teri atsan bitürlü atmasan başka türlü... Artık, aşıların hangisi yararlı hangisi zararlı birbirine karıştı... Stresi ilaçla kontrol etsen ona karşılar, terapiye gitsen ona da karşılar... Sosyalleşmek için insanlarla bir arada yakın temasta bulunmak zararlı... Yatsan bitürlü yatmasan başka türlü, az uyusan sorun çok uyusan başka sorun... Yürüsen metrobüs mü çarpar, taş mı, kim vurduya mı gidersin meçhul... En iyisi yaşama perhizi, nam-ı diğer terk-i diyar... ölüne mezarlıkta yer bulursan... Mine M.
12-01-2016 15:46 (3)
Sayın Mine M'nin yorumlarını da beğeniyorum zaman zaman :)) Evet, meyve kısmını atlamışım. Taş Devri beslenmesine göre ki, onu doğru ve bilimsel görürüz, hareketi az bir kişi günde herhangi bir meyveden sadece bir orta boy yiyebilir. O kadar. Çünkü meyvelerin çoğu bol fruktoz içeriyor. Eğer bedensel bir işiniz varsa veya spor yapıyorsanız bu 2-3'e çıkabilir. Bol sebze meyve yiyin yok yani :)) Sebze tamam, ama bizim vatandaşın sebzeden anladığı da patates, havuç vs. Sebze sınırsız yenebilir, ama gerçek sebzeler, yani yeşil, kırmızı, sarı, beyaz yapraklar. Kaan Ars.
12-01-2016 17:27 (4)
Uzun zamandır klinik uzman dostlarımızı "alanlarına" ilişkin "önleyici" yaklaşımlarını yazmaya teşvik ediyorum. Açıkçası çok başarılı olduğumu söyleyemem. İnsan Bu okuru bir çocuk kardiyoloğu dostumuz tam 3 yıldır 1 sayfa yazacak, hala bekliyoruz. Metekoğlu'na ricamızı kırmadığı için teşekkürler. Sistem klinisyenleri "tedavi" hekimliğine zorluyor. Kaan Arslanoğlu'nun sık sık sorduğu NE YAPMALI sorusuna bence kendi alanımızdan bir yanıt, klinisyenlerin kendilerine biçilen rolü "reddederek" mesleki uygulamalarında "önleyici" tıbba ağırlık vermesidir. Bu özellikle kendisine solcuyum, hatta Marksist-Leninistim hatta proleter parti üyesiyim diyen klinisyen hekimler için "söz - eylem birliği" (göründüğü gibi olmak) noktasında büyük bir adım olacaktır. Ayrıca bu hekim arkadaşlar yarın bir gün devrim olursa şimdiden önleyici tıbbı mesleki pratiklerine bütünleştirdiklerinden işsiz kalma tehlikesinden de bu sayede korunmuş olacaklardır. Akif Akalın.
12-01-2016 23:49 (5)
Sayın Kaan Arslanoğlu, Yazı ile ilgili eleştirileriniz için öncelikle teşekkürler. İtirazlarınıza cevaplar: 1.Temizlik konusundaki fikirleriniz konusunda aynı fikirdeyim. Cildin koruyucu tabakasını bozan deterjan içeren sıvı sabunlar, gereksiz yere kullanılan antimikrobiyal temizleyiciler ve yoğun parfüm içeren sabunlar, elbette ki ciltte ve diğer sistemlerde alerjinin tetikleyicisi ve bu nedenle de cilt uygun temizleyiciler ile temizlenmeli. Toplumumuzda market raflarındaki hijyen ürünlerinin kapaklarını açıp koklamaya doyamayan insan sayısı maalesef ki hiç de az değil. Satılan bir çok temizleyici ürün ile temizlenmek belki bakteri ve kirleri ortadan kaldırıyor, ama bizi maalesef zararlı kimyasallar ile kirletiyor. 2.Eskiden ev de yokmuş, terlik de ayakkabı da, eğer taş devri stilinde dolaşmak istersek evimizde sanırım bizi engelleyebilecek bir şey olamaz, yeter ki statik elektrik çıkarken raptiye, cam kırığı ayağımıza girmesin.Yaşasın özgürlük. Yazının devamı gelecek.Şafak Metekoğlu
12-01-2016 23:50 (6)
Ortam güneşli ise siz gölgede olsanız da güneşten yarar sağlayabiliyorsunuz, bunu biliyordum ancak aynı şekilde zararlı etkilere de açık olunduğunu bu hafta öğrendim. Gölgede de olsanız koruyucu krem kullanmak gerekiyormuş, yazıda da yansımadan söz edilmiş. Güneşli bir oda olunca durum değişiyor mu, pencere önünde ya da uzağında durmak yani doğrudan güneş ışığına maruz olmak ya da olmamak, güneşin faydası ve zararı açısından nasıl etki yapıyor. Deniz Can
12-01-2016 23:51 (7)
3. Bu sorunuzla ilgili cevabım D vitamini ile ilgili yazım da mevcut. http://www.insanbu.com/a_haber.php?nosu=1838 4.Yeni nesil kimyasal filtre içeren güneşten koruyucuların uzun vade de çevremize ve vücudumuza yan etkilerini bilmiyoruz, fakat çok uzun yıllardır kullanılan fiziksel filtre içeren koruyucuların kullanımı bence güvenli. Maalesef aşırı tüketim nedeni ile kirlenen dünyanın delinen ozon tabakası artık bizi güneşin zararlı etkilerinden koruyamadığı için, cilt kanseri oldukça artmakta, bu nedenle D vitamini yazımda belirtiğim koşullarda güneşten korunmak güvenli olur diye düşünmekteyim. 5. Bu uygulama sadece cinsel enfeksiyonlardan korumaz, nüfus planlaması da yapar belki der ben de kendimle dalgamı geçerim. Hah hah. Şafak Metekoğlu
13-01-2016 01:59 (8)
Daha önceki gibi güzel yazınız, çoğuna katıldığım önerileriniz ve ek açıklamalarınız için teşekkürler, Sayın Metekoğlu. Saygılar. Mine M.
13-01-2016 12:26 (9)
şimdi gelelim bu yazıya. demin geldim. internettosuzdum 36 saattir. ilk yorumu görünce yarılarak güldüm. çünkü yazıyı okuduğum an gözüme ilk takılan şey hakkaten o olmuştu. ama bu sefer benden evvel davranmışlar gerçekten. olsun. ben de bikaç şey diyeyim. a.y.a. eleştiriye girsss! şafak metekoğlu'nun daha önceki 2 yazısını genel anlamda tutmuştum. derlitoplu yazan, meramını güzel anlatan birisi kendisi. ama bence bu yazı ötekilere göre "zayıf" kalmış. sırayla gideyim. 1. genelgeçer doğruların sıralanması bende oldum olası bi "nooliyo yeağ? silahlı kuvvetler beni hizaya sokmak için sirküler mi yayınlamış?" havası şeyediyo. ha bu stil gereksiz mi? bilakis. çok gerekli. ama ben bi "artistique" tuşe olmayınca o yazıdan tat +
13-01-2016 12:27 (10)
+ alamıyorum. tabii ki yazılar bana tat vermek zorunda değil. hindi eti gibi... sağlıklı mı? yavuz dizdar'ın antibiotikleri yoksa "heğ, sağlıklı"! besleyici mi? yesss! yavan mı? uyy uyy uyy! fena. kuruluktan ağızda büyüyo lokmalar. işte o yüzden ben hindi yemiyorum. ha yiyene karışmam. afiyet olsun. 2. noktanoktayı noktanokta et-me/ma kalıbı bence kural olarak başlıklardan uzak tutulmalı. önlenmesi ya da önlemek falan daha şık dururdu. bunu oylayalım mı? 3. erken tarihi dönem ne demek? bence bu biraz sıkıntılı bi ifade. ayrıca, oradaki "iman" esasının halen toplumun önemli bi porsiyonun zihninde yaşadığını görmüyo olamaz sayın metekoğlu. 4. kaç sefer yazdığımı ben unuttum. modern? güncel, günümüz, çağdaş, halihazırdaki +
13-01-2016 12:34 (11)
+ falan olur. ama modern başka bişe. hani post olanı bambaşka. günümüz modern??? kötü bi ifade oliy. aman diyore! 5. işim gereği el hijyeni benim de konum. ama sırf meraktan soruyorum. el yıkayarak hangi cilt hastalığından korunacağımızı bana da bi anlatabilir mi sayın metekoğlu? hele alkol bazlı el temizleyiciler... annem annem! ellerimin fotoğrafını görmek isterse bi gönderiym. 15 yıldır mecburen kullandığım sabun, sıvı sabun, antiseptik solüsyon ve eldiven çeşitleri sayesinde bi ara öyle kötü bi haldeydim ki, ellerimi gören türkan saylan'a vaka bildirimi yapsam mı diye düşünüyodu. hijyene yes. ama el hijyeni için uğraştıkça ağır dermatitlere davetiye çıkıyo. biline. makul bi öneride bulunayım. siz gomonisler çevreye +
13-01-2016 12:43 (12)
+ falan da çok duyarlı oluyosunuz ya... toplu yaşam alanları hariç sıvı sabun kullanmayın. berbat bişe o. yani evinizde babaannemden kalma hacışakir / komili kalıp sabun falan tercih edin. şampuan bile çok matah değil. onu da bilin. amariha şu "temizleme topçuğu" denilen granülleri falan yasakladı daha yeni. çözünmüyolar diye... bu apayrı bi başlık olur. tartışırız. alkol bazlı el temizleyiciler için de uyariym. cildinizi feci kurutuyolar. alkol dehidratan madde ne de olsa! 6. yıkanma alışkanlıkları konusunda da batıda epey tartışma var. hergün benim gibi 2 kere (ben mecburiyetten yapıyorum; bana aldanmayın) yıkanmak artık sapıklık kategorisine girdi girecek (mecburum; üstümbaşım hergün kan, dışkı, safra falan oluyo). +
13-01-2016 12:49 (13)
+ 7. kağıt ya da el kurutma makinesine de prensip olarak cıks diyore. havlu candır. hem kağıt teknolojisi çevreyi fazla şeyediyo. 8. tıraş... sıkıntı! sapıklık türk modernitesinin erkek yüzündeki kıllarla fazlaca uğraşmasından kaynaklandıydı. gerçi şimdi de 60'lı yıllar fransız komünistleri gibi 2 garış sakalla dolanıyo uşaklar. ama bu başlık ayrı. yeminle söylüyorum, hergün tıraş olmaması gereken (cilt tipi itibarı ile) o kada garibana kültürel dayatmayla veya yasa aracılığıyla tıraş mecbur kılınıyo ki... 8. yine ayrı tartışırız ama ben bu "spor" manyaklığına karşı tam alert haldeyim. ey ahali, spor falan yapmayın! sakın! hele spor salonu denilen mekanlara asla gitmeyin! sağlığınızdan olurs
13-01-2016 12:59 (14)
+ 9. "deriden toksinlerin atılımı" diye bi segment var yazıda. aman diyeyim! 90'lı yıllarda şovtiğviğ'de-ağteğveğ'de falan çıkan şişman, sarıya boyalı saçlı, dişleri sigaradan sararmış "estetisyen" ünvanlı kuaför/pedikürcü/manikürcü bozması ablaların kerameti kendilerinden menkul killi karışımlardan yaptıkları yüz maskeleri, parafin banyoları falan gibi şeylerin tanıtım cümlelerinde geçerdi o ifade. o ne yav? toksin moksin?! ben tokim. almiym. 10. STRES çağımızın vebası! alın size bilimbilmeyim başlığı. olmuş mu şimdi? ben de desem ki "valla her işin başı stres; inanmazsınız mide ve kolon kanseri bile yapar" diye... hoş olur mu? cıks! 11. mat temizliği için 2 dakka harcayın deniliyo. nası olcak? teyemmüm mü? gusül mü? ++
13-01-2016 13:15 (15)
++ 12. "Sigara yarıca kollajen ve elastin gibi elastik yapıları bozarak, cildin elastikiyetini azaltır." cümlesinde yazar mealen ne buyurmuş? anlayan varsa beri gelsin. 13. "Yara bakımı: Deride bir yaralanma olduğunda bir an önce tedavi edilmelidir. Deri yüzeyinde birçok tehlikeli bakteri ve virüs yaşar. Fakat bu organizmalar deride herhangi bir giriş kapısı olmadan tehdit oluşturmazlar. Ama deride bir yara açıldığında mikroorganizmaların vücuda girişi için bir kapı oluşur. Deride bir yaralanma oluştuğunda deri, hemen sabunlu su ile yıkanmalı ve antibiyotikli bir krem yara üzerine uygulanmalıdır." --- bu, yukarıdaki yazının en sıkıntılı bölümlerinden biri. aman diyim! sakın! deride yanık yarası olunca sabunlu su ile ++
13-01-2016 13:25 (16)
++ yara temizliği zinhar yapılmaz. iyi niyetli olarak fazlaca basitleştirilmiş ifadelerle yazı yazınca böyle kusurlar fena sırıtır. ben de gelen muz-ortaya kafayı çakıp o asisti gole çevirmezsem çatlarım! kıliğr? 14. gelelim benim makara sahama! "Cinsel perhiz: Enfeksiyondan korunmanın en etkili yolu anal, vajinal veya oral seksin yapılmamasıdır"!!! aney aneeey! bu kısmı bi amarihan sirkülerinden çevirmediğinize ve tamamen bağımsız yaratıcılık gücünüzle buraya koyduğunuza beni inandıramazsınız. buram buram, hatta ılgıt ılgıt çeviri türkçesi kokuyo bu ifade. cıks! hem sıralama çok terso! kaldı ki, zaten hödük bi ortalama seks kültürü olan toplumda bunu okuyan garibanlar artık iyice ayak fetişizmi, frottörizm, voyörizm, ++
13-01-2016 13:39 (17)
++ ekshibisyonizm, saybıring falan takılırlar ki... cıks! olmaz. 16 mı 17 miydi? cinsel bölge siğillerinden aşıyla korunamazsınız. bu ifade yanlış. hpv'nin 100'den fazla suşu var. aşının en babası 3 tane suşa karşı koruyodu. yeni bi sippersonik gelişmeyle 23'e çıkmamışsa o etkin koruma sağladığı suş sayısı, bu ifadeye de cıks! cıks üstü cıks hemi de! 17/18. seks partnerlerimizi azaltmaktan kasıt nedir? "gruba karşı değiliz ama 5 erkek, 3 kadın yerine 2 erkek, 2 kadın olsun" mu demek istenmiş? 18/19. "Her türlü cinsel temasta prezervatif kullanılmalıdır" ifadesi de sıkıntılı. lezbiyen bi ilişkide de cinsel temas var. ama prezervatif kullanmak niye? mantık mantıktır. çaydanlık da çaydanlık (hey gidi çetin altan!) 19/20. +
13-01-2016 13:39 (18)
+ cilt kanseri sayısının neden arttığına dair ifade (yorumlarda) ayrıca tartışma gerektirir. ben de yüzlerce malign melanom, skuamöz hücreli kanser ameliyat ve takip etmiş bi adamım. literatür takibim fena değildir bu konuda. ayrıca konuşalım. a.y.a. doğum kontrolsss ve dahi zahidsss! yok yav. şaka! a.y.a. hürmetsss
13-01-2016 20:01 (19)
HERHANGİ bir sağlık sorununun tanı, tedavi ve rehabilitasyonu üzerine yazmak çok KOLAYDIR. Sadece google search yapsanız okuyamayacağınız kadar çok kaynağa erişirsiniz. Fakat iş ÖNLEYİCİLİĞE geldiğinde kütüphanelerde bile işe yarar bir şey bulabilmek çok zordur. Bir haftadır ÖNLEYİCİ TIBBİ TEKNOLOJİ üzerine kaynak arıyorum (Türkçe ve İngilizce) henüz dişe dokunur bir şeye rastlayamadım. Daha kötüsü bulduklarım da önleyicilikten çok tedaviye yönelik, sadece İSMİ önleyici. Neredeyse önleyici tıbbi teknoloji "erken tanı" ile eşit görünüyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri klinisyenleri bu konuya eğilmemesi. Klinisyen olmayanlar da klinik süreçleri çok iyi bilmedikleri için meseleyi tam anlayamıyor. Örneğin abdominal aort anevrizması erken tanısında ekonun gerçekten ne anlama geldiğini bir kardiyolog arkadaşla tartışarak anlayabildim, oysa ilk bakışta aşırı teşhise yol açar görünüyordu. Lütfen önleyici tıpla ilgilenenlere yardımcı olunuz, herkes kalı çıkar. Akif Akalın.
13-01-2016 22:57 (20)
Abdominal aort anevrizmalarında ekonun yeri kısıtlıdır. Eko derken ingilizce konuşan gavur tayfasının her türde ultrasyona eko demesi değilse mesele tabii... AAA'ların çoğu infrarenaldir. Ekokardiografide görülmezler. Ben zaten kaç ay önce bunun 60 yaş üstü risk grubunda tarama programına dahil edilmesi mevzuuna değinmiştim. Bana lolo olmasın bari. Pirevantif tıbba ben gönülden destekçiyim. Tarama pirevantif değil emme. a.y.a. pirevantifsss
14-01-2016 10:40 (21)
Sn Akalın, önleyici tıp derken bir patolojinin, "etyopatogenetik" olarak önlenmesinden mi söz ediyorsunuz yoksa o patolojinin klinik hastalık ve ölüme yol açmasının önlenmesinden mi? Yani üstteki ör.te, anevrizma oluşumu önlenmesi mi yoksa anevrizmaya bağlı morbidite ve mortalite önlenmesi mi? Yine ör. Talassemi'nin ortadan kaldırılması mı Talassemik bebek doğumunun engellenmesi mi? Örnekler çoğaltılabilir. Ancak her bir durumda kısa-orta-uzun vadeli hedef ve yöntemler farklı olacak, kuşkusuz. Ama haklısınız:Kesinlikle daha çok işbirliği; klinisyen-temel bilimci-önleyici tıpçı ve aslında tüm disiplinler arasında.Saygılar.Mine M.
14-01-2016 12:29 (22)
hah işte. ben de onu dediydim sayın miskioğlu. abdominal aort anevrizmasında önleyici tıbbın yeri yoktur. vardır da yoktur. şimdi amatörler için bunu şöyle açıkliym (yani john dennis, ç ve diğer non-doktor takipçiler için). bişey hem var hem yok nasıl oluyo diye soracaklar. 1. VARDIR. sigara içmiicen, şişman olmiican, koah'a yakalanmiican, kollajen defektin olmiicak, tansiyonun ve kolesterolün ideal sınırlar dahilinde olcak (hey gidi AYÜ), iyi insan olcan, küfretmiicen, yolda karşıdan karşıya geçerken önce sola, sonra sağa, sonra tekrar sola bakcan falan (istersen işi abartıp akademizyen imzacı bile olabilirsin - ama bence onu bi daa düşün derim). 2. YOKTUR. hadi cigara içmedin diyelim. taş devri dietiyle slim-slimcik ++
14-01-2016 12:30 (23)
++ de kaldın. ama koah olmiicaanın garantisi nerden? kollajen defektinin 20 dene varyantı var; genetik mi ayıkliican? kolesterol ve tansiyon "vasat"a göre ideal olabilir ama sende belki enzim/molekül varyasyonu var ya da başka yapısal bi eğilim gelişti. o zaman naapcan? 6 milyon dolarlık adamı lee majors oynuyodu, di mi? ari ırk yaratma enstitüsü kuruldu da benim mi haberim yok? öjeni iyi bişey gibi geliyo kulağa. ama toplama kampıyla yakın akrabadır (misal baboli gibidir). ben söyliym de... bakınız ey ahali, tarama başka şey, pirevantif tıp başka! aman diyim. ha bu arada, şunu da belirtiym. bu işlerin hepsinin fikri altyapısı da o ti-S-kindiğiniz gapitalist gomprodorlar tarafından ortaya atılmıştır. yaaa! niye mi??? +++
14-01-2016 12:59 (24)
+++ anadolu ajansı, pardon akif abi bi söyleyiversin. o "işçi sağlığı" mefhumu niye çıkmış? bu ameleler çabuk ölmesinler de biz onlardan daha uzun süre ve daha yüksek verim alalım diye... zırt-pırt tazminat ödemeyelim diye... pirevantif tıp??? hükümetler ya da sigorta fonları bu millet daha az hasta olursa daha az para kaybederler diye... tarama dediğin de bunun bi tık ötesi işte. "erkenden teşhis edelim de, daha az parayla bu işi halledelim" diye... yani kimse kimsenin gara gaşına, gara gözüne hayran olduğundan değil. hepsi iyrenc gapitalist-gomprodorların ve dahi onların uşaa cüccükburcuvaların başının altından çıkmış. hala da yürür aksam onlardan. yoksa tabisi de bebeler ölmesin, çukulata da yiyebilsinler! a.y.a. ssss
14-01-2016 13:06 (25)
hızımı alamadım. bu yazıda önleyici tıp şeysi bence az olmuş. bari ben bi katkıda buluniym dedim. a.y.a. erinmedi, sizler için düşündü ve dahi kaşındı. en fazla işgücü kaybına neden olan deri ve deri-ekleri (pastamsı eklerle alakası yok; tırnak, toynak, saç, yün falan) hastalıkları nelerdir? el cevab: ürtiker ve tırnak batması! ürtiker için en sık sebep ne? ilaç, parfüm, kedi-köpek, börtü-böcek, detercan, klima şeysi falan! aman dikkat diyore! tırnak batması?!! çeken bilir. resmen süründürür. özenli bi tırnak bakımı şart. ama eğitim de şart. yani? yuvarlak lafa gerek yok. DÜZENLİ PEDİKÜRE GİDİN CANLARIM! al sana pirevantif tıbbın dibi. ama buna da kuaför kapitalistlerini zengin eder demeyin şimdi! a.y.a. düşünss-kaşınss
14-01-2016 18:18 (26)
A.Y.A açıklaman iyi oldu. Yazıya yönelik yaptığın eleştirilerde bizim gibi doktor olmayanlar için faydalı oldu. Yazıyı okuduğumda ilk benim de gözüme cinsel perhiz maddesi çarptı. Bir de stres maddesi. ç.
16-01-2016 09:42 (27)
a.y.a'nın 'işçi sağlığı' mefhumunu sadece patronlar, aman işçim ölmesin, acık daha şokella ekmek yesin,noktasına indirgemesi ne üzücü , binlerce ve binlerce cana mal olan kavgalarla elde edilen hakları küçüksemek! aradan cımbızla çekmiş gibi oldu amma, o cümle çok çok sorunlu, saygılar, recep yıldız
16-01-2016 09:44 (28)
Bir Büyük Britanya geleneği olarak yaygın uygulanan, içine ufarak oğlan çocuklarının salınarak yapılan baca temizliğinde açığa çıkan is/kurum'un, skrotum kanserine yol açtığı ancak 1700'lerde anlaşılmış. Bunun gibi ajan maruziyetleri ile oluşan deri kanserlerinde korunma daha mümkün. Karsinojenler yazıda daha geniş işlenebilirmiş, daha çok enfeksiyon-kozmetik üzerinde durulmuş. Genital siğille birlikte rahim ağzı kanserine karşı koruyucu/önleyici profilaktik 4'lü aşı vardır ancak %100 etkin değildir. Kadında perine sağlığı için kozmetik kimyasal (talk pudrası, sprey vs), agresif fiziksel yöntemler, günlük ped, ıslak mendil, naylon külot kullanılmaması önerilebilir. Cilt hastalıklarının önlenmesi için neden "Ayrıca genç yaşta Hepatit B’ye karşı aşılanmamış tüm erişkin hastalara da hepatit aşısı yapılmalıdır" denmiş anlayamadım. Bir de çimento yerine beton olarak tercüme edilse daha doğru olurmuş. Yine de emek verilmiş bir yazı, elinize sağlık. mehmet harma
16-01-2016 11:43 (29)
27 numara Recep Yıldız'ın AYA eleştirisine katılıyorum. AYA'nın bu konuda doğru söylediği birçok şey var. Ama koruyucu tıbbı ve tarama programlarını sadece iş gücü kaybını önlemek isteyen kompradorların eseri görmesi yanlış. Bu da var tabii ama, iş sadece bu olsa ne koruyucu tıp ne tarama programı olurdu, çünkü kompradorda iş gücü zebildi o dönem. Ülke içinden bulamazsa sömürgeden getiriyordu. İşçiler hakları için çok mücadele verdiler, birçok hakkı binlerce ölü vererek söke söke kazandılar. Bu masal değil. daha önemlisi "Avrupa'da bir sosyalizm" hayaletinin dolaşması kompradorları işçilerin, halkın durumunu düzeltmeye zorladı. Bir de SSCB kurulunca onunla rekabet içinde Avrupa ve Amerika'da hem faşizm, hem demokrasi hem ekonomik sosyal haklar-sağlık düzelmesi artış gösterdi. Sonuç olarak koruyucu hekimliği sadece kapitalizmin eseri görmek yanlış. Sosyalizm ile mücadele eden kapitalizm + sosyalist devletler de bu konuda önemli. Kaan Ars.
16-01-2016 14:26 (30)
papa niğyork'a geldi. uçaktan inerken ilk sorduğu soru "niğyork'ta kerhane var mı?" oldu. sayın recep yıldız'a bu fıkrayı hatırlatırım. cımbızı da kaş almak için kullanırım. ya bu arada, evrim harbi var. ben resmen yaşlandıkça orangutan'a dönüyorum. ha eskiden de goril göplezine yakındım ama... şimdi arada kaş, kulak, burun, boğaz (yok, bu sonuncusu olmadı) falan almak gerekiyo. a.y.a. cımbızsss cısss
17-01-2016 16:36 (31)
Sayın AYA teşekkürler, düşünülüyor olmak güzel. Dili bilmeyince anlamakta zorlanıyoruz kimi zaman, her zaman bekleriz güzel açıklamalarınızı. Saygıyla, bir amatör. Deniz Can
17-01-2016 16:36 (32)
Romalılar dönemi kıl tüy açısından kadın erkek eşitliğinin sağlandığı bir dönemmiş, zaman içinde bu eşitlik nasıl bozuldu anlayamadım. Bozulmamış olsa idi her gün traş olmak yerine daha köklü çözümler olabilirdi belki. Deniz Can
DOST SİTELER
Toplam Giriş Sayısı : 2210279
Arama

İmzasız yazı yayımlanmaz. Yazıların sorumluluğu öncelikle yazarına aittir.