Matematikte süper, sosyalde eksi-über: Ali Nesin

Sunu: Konuyu Kerem Cankoçak önerdi. Şu sıralar bir bilim kongresi daveti geliyor ilgililere: “Anaakım Bilime Karşı Marksist Müdahaleler”. Ne başlık ama! Bizim HTKP’li eski dostlar düzenliyor. Yer de Nesin Matematik Köyü.

Ali Nesin kendini komünist sanan liberal faşistlerden. Bir bakıma güzel bir şey komünizmin gericilerde güzel çağrışımlar yapması… Mı acaba? HTKP’lilerin Nesin’le bağlantısı sadece mekan olabilir, olmayabilir de, tema buradan aklımıza düştü.

Çünkü mekan önemlidir. Bazı mekanlara fazla takıldığınızda o mekanların kokusunu emersiniz. Mesela hep bohem semtleri seçerseniz örgütlenme ve eylem için, lümpen kokusu siner komünizminize. İşyerleri, fabrikalar mekanınız olursa farklı bir sosyalizminiz olur. Nesin’lerle hep aynı yerlerde oturursanız HDP renkleri düşer gömleğinize. Falan…

Liberallerin kendilerini komünist sanması duygusal olarak hoş, fakat aklı az buçuk çalıştırdığınızda koymaya başlar.

Aşağıda Ali Nesin’in 2011’de Mesele dergisiyle yaptığı söyleşiden bazı aforizmalar. Her biri kendi buluşuymuş gibi o kadar yavan klişelerin üstünde duruyor ki, cidden hangi birini düzeltelim. Küçük bir doğru kıvılcımından göğe uzayan sabuklamalar… Kavram ve mantık oynaklığı, insanın kendine pek zekice gelen ilkelliğe götürür. Okumuş yazmış adamlara ilkokul düzeyinde sosyal bilgi vermekten, yüz yıl-iki yüz  yıl önce anlaşılmış, oturmuş doğruları, dün bulunmuş gibi yeniden ve yeniden öğretmekten midemiz bulandı. Ben hiçbirini düzeltmeyeceğim.

Doğruları usanmadan anımsatma işini eski bir yazısıyla Kerem’e bırakıyorum. Kaan Arslanoğlu 

Ali Nesin’den sosyal tezler:

“Evet, üniversiteler fildişi kuleler olmalı.”

“Elit eğitimin gerekliliğine inanıyorum.”

“Bu elit eğitim sözünden daha çok solcular rahatsız oluyor. Aslında olunmaması gerekir,  tam tersine teşvik edilmesi gerekir.”

“Elit eğitimi kim alacak? Parası pulu olan, daha güçlü olan alacak elbette.”

“İnsanlığı insanlık yapan, gurur duymamızı sağlayan bütün gelişmeler halkla falan olmamıştır. Bu gelişmeleri elit insanlar yapmıştır. Bir Einstein, Bir Freud, bir Marx böyle bir eğitimle ortaya çıkan insanlardır.”

“Bilim adamının bilimden başka hiçbir derdi olmamalı. Ufak tefek sorunlarla mücadele etmemeli.  Bir araştırmacının, bir üniversite profesörünün kendisini işine adaması gerektiğinden söz ediyorum. Elektrik parasıydı, özgürlüktü, başörtüsüydü gibi konularla uğraşmaması gerekiyor.”

“Ben her ne kadar kendimi komünist olarak tanımlıyorsam da, bu kadar kesin hatlarla da kapitalizme karşı çıkamıyorum doğrusu. Çünkü mülkiyet özgürlüğünü, insan çalıştırma ve iş yapma özgürlüğünü vermediğin sürece ne kadar düşünsel özgürlük verebilirsin.”

“Sen adama para kazanamazsın diyeceksin, o kadar kazanamazsın diyeceksin, işçi çalıştıramazsın. İşçi çalışmak istiyor, o çalıştırmak istiyor, arz var talep var, alan memnun satan memnun, sen ‘hayır toplum böyle olmaz’ diyeceksin. Öte yandan da düşünsel olarak özgürlüğü savunacaksın. Bu bir türlü benim içinden çıkamadığım bir çelişki.”

AKP ile halkın mı iktidarda olduğunu düşünüyorsunuz?

 “Aynen bu. AKP bugün halk partisidir.”

“Marguiles’in yazılarını çok severim, yumurta atılması hoşuma gitmedi, ama atan atar, atsın.”

“Liberaller gitti ki. Yönetim tamamen değişti.” -BİLGİ Üniversitesi’ni kast ediyor. Kendisi liberal değil ya J  

 

Kerem Cankoçak’ın Cevabı:

Elit Üniversite mi Halkçı Üniversite mi?

Mesele dergisinin Şubat 2011 tarihli 50. sayısında Ali Nesin'le çok uzun bir söyleşi yer alıyor. ''Evet Üniversiteler Fildişi Kuleler Olmalı'' başlığı taşıyan söyleşinin tamamını ele almak bu yazıda olanaklı değil, ama Ali Nesin'in söylediklerinin başlıca kısımlarına değinerek ''elit üniversite'' kavramını irdelemek istiyorum.

Söyleşinin başlığından da anlaşıldığı gibi, Ali Nesin üniversitelerin elit eğitim vermesi taraftarı. ''Elit eğitimin gerekliliğine inanıyorum. Aslında her düzende elit eğitim vardır ve her zaman olmuştur. Ortaçağda, İlkçağ'da da vardı, Sovyetler'de de vardı. ABD'de de var, Türkiye'de de var.'' diyor Ali Nesin. Şimdi bir cümlede bu kadar çok tarihsel ve sosyolojik hata yapılınca düzeltmesi de zor oluyor ama deneyelim. Her şeyden önce bir tezi tarihten örnek göstererek desteklemek oldukça risklidir. Evet doğrudur, tarihte eğitim genelde hep elitist olmuştur, ama elitist eğitimle birlikte kölelik, feodalizm, aristokrasi, padişahlık, ağalık, beylik de var olmuştur. Tarihte böyle oldu, o zaman doğrudur mu diyeceğiz?

Bu elitist yöntem binlerce yıl denendi, sonuçları ortada. Bilimsel devrimlerle, toplumsal devrimler hep iç içe gitti tarihte. Toplum demokratikleştikçe, eşitleştikçe bilim de gelişti. Bugün 15. yüzyıl toplumları mı daha eşitlikçi ve daha az elitisttir, günümüz toplumları mı? İnsanlık tarihi elitizimden halkçılığa doğru evrildi, tersine değil. Tarihe baktığımızda eğitimin halka yayılmasıyla, elitizmden uzaklaşmasıyla orantılı olarak daha çok sayıda başarılı bilim adamı yetiştirildiğini görürüz. Bu bütün toplumların tarihinde aynıdır. Bu gerçek özellikle Türkiye için çok daha anlamlıdır. Türkiye'de bilim ancak Cumhuriyetle birlikte ayağa kalkabilmiştir. Dünya çapında sayabileceğimiz bilim insanlarımızın hemen tamamı Cumhuriyet dönemine aittir.

Öte yandan günümüzde geçmiş tarihe öykünenler vardır, hep de var olacaktır. Fransa'da hala kralcılar var, Türkiye'de Osmanlıcılık son zamanlarda çok popüler oldu. Ama geçmiş tarihe öykünenlerin politik literatürde bir de adı vardır: Bunlara ''gerici'' denir. Gelelim Ali Nesin'in diğer örneklerine: Sovyetler'le ABD'ni aynı cümle içinde sıralıyor. Ali Nesin, 1917 devrimi sırasında Rusya'da halkın %90'nı eğitimsizken ve Rusya Avrupa devletlerine göre çok geri bir ülkeyken, Sovyetlerin 1950'lerde eğitimi halka yaydıkları için uzaya ilk çıkan ülke olduğunu bilmiyor olamaz diye düşünüyorum. Belki başka bir şey kastetmiştir. Ancak Sovyetler'de elitist eğitim vardı derken kastettiği eğer bazı seçilmiş çocukların daha iyi eğitim almaları ise, Ali Nesin ''elitist'' kelimesini aynı yazıda zıt anlamlarda kullanıyor demektir. Aslında üç paragraf sonra kendisi tanımını veriyor ''elitist eğitimin''. Şöyle diyor Ali Nesin: ''Elitist eğitimi kim alacak? Parası pulu olan, daha güçlü olan alacak elbette.'' Aynen bunları söylüyor Ali Nesin. Ondan sonra da Sovyetler' deki eğitime elitist diyor.

Oysa gerçek tam tersi: 1917 devrim öncesi Rusya'da eğitim elitistti. Parası pulu olan eğitim alıyordu. Sovyetler' de ise herkes eğitim alabildi ve bu sayede bilimde birkaç on yılda Avrupa'nın birkaç yüzyılda başarabildiğini başardılar. Ali Nesin bu noktada en yeteneklilerin seçilmesine elitist demek istiyor olabilir. O zaman da kendi elitist kavramı ile çelişkiye düşer. Zaten Ali Nesin'in söylediklerinde o kadar çelişki var ki, amacım bunları tek tek irdelemek değil.

Ama Aziz Nesin'lik bir durumu vurgulamadan geçemeyeceğim: Ali Nesin söyleşinin 4. sayfasının başında kendisini ''kapitalizme karşı çıkmayan bir komünist'' olarak tanımlıyor. Ali Nesin'i politik literatüre kazandırdığı bu müthiş deyimden dolayı kutlar ve bir uyarıda bulunmak isterim: Bizim boyalı basının taklitçi ve cahil köşe yazarları bu deyime balıklama atlayacakları için Ali Nesin ''kapitalist komünist'' deyimin patenti için de başvurmalıdır. Hem sermaye iktidarını savunup hem de ortaklaşmacı olmak her babayiğidin harcı değildir.

Yukarıda alıntı yaptığım cümlede Sovyetler'le ABD'nin ve Türkiye'nin yan yana konması maddi bir hata diyelim ve Sovyetler' i aradan çıkartalım. O zaman cümle biraz daha anlam kazanıyor: ''Elitist eğitim ABD'de de var, Türkiye'de de var''. Ama Avrupa'da yok. Türkiye'de de 25 yıl öncesine kadar yoktu. Ne olacak şimdi? ABD'de var olması, elitist eğitimi mazur mu gösterecek? Türkiye'nin şartları ile ABD'nin şartları aynı mı? ABD'de olan her şey Türkiye'de var mı? Bütün bu soruların cevaplarının hayır olduğunu Ali Nesin'in de çok iyi bildiğine eminim.

Elitist eğitimin haklılığını ispata çalışırken Ali Nesin kendi babasına da haksızlık ediyor. Ali Nesin ''İnsanlığı insanlık yapan, gurur duymamızı sağlayan bütün gelişmeler halkla filan olmamıştır, bu gelişmeleri elit insanlar yapmıştır. Bir Einstein, bir Freud, bir Marx böyle bir eğitimle ortaya çıkmış kişilerdir.'' diyor Ali Nesin. Bu saydıklarının elit eğitim alıp almadıkları bir yana, karşımızda Aziz Nesin örneği duruyor. Türkiye'nin yetiştirdiği en büyük değerlerden birisi olan Aziz Nesin, büyük yokluklar içinde, devlet imkanlarıyla, yaşıtlarından kat kat daha fazla çalışarak, toplamları boyunu aşan ve bütün dünya dillerine çevrilerek milyonlarca baskı yapan kitaplar yazıyor, Nesin vakfını kurup kimsesiz çocuklara barınma ve eğitim olanakları sağlıyor. Bence bu Ali Nesin'in deyimiyle “insanlığı insanlık yapan, gurur duymamızı sağlayan'' bir şeydir. Ama Ali Nesin' e göre öyle değil... Neden, çünkü Aziz Nesin elit bir eğitim almamış, o yüzden de büyük adam olamamış... Hadi baba-oğul meselelerine girmeyelim, ama üniversiteye dahi kabul edilmeyen Galois'yı bilmez mi Ali Nesin. Buna benzer yüzlerce büyük matematikçinin hiç de elitist bir eğitim almadıklarını Ali Nesin de çok iyi bilir. Bilir ama hatırlamak/hatırlatmak işine gelmez.

Çünkü Ali Nesin aslında kendi durumunu, yani ''özel üniversitede'' ders veriyor oluşunu haklı göstermeye çalışıyor bu söyleşide. Herkes, şu ya da bu nedenle, elitist bir eğitim kurumda çalışmak durumda kalabilir. Çocuklarımızı elitist eğitim kurumlarına göndermek zorunda kalabiliriz. Buna kimsenin bir itirazı olamaz. Ama Ali Nesin' in haksız olduğu nokta, bu durumu evrensel bir doğru gibi göstermeye çalışması. Ali Nesin'in görev yapmakta olduğu üniversite dahil, Türkiye'deki özel üniversiteler aslında birer ticarethanedir. Bilim adamları ticarethanelerde çalışamaz mı, çalışır elbette. Kendi özel nedenleri vardır. Ona kimse karışamaz. Ama neden Ali Nesin bunun en iyi eğitim şekli olduğunu savunuyor?

Birkaç örnek veriyor Ali Nesin, özel üniversitelerin faydalarına dair. En güçlü argümanı da, özel üniversitelerin ''daha demokrat'' oluşu. Oysa daha yakın zamanlarda Bilgi Üniversitesinde kıyametler koptu işten çıkartılmalara dair. Özel üniversitelerdeki demokrasi, mütevelli heyetinin iki dudağı arasındadır. Belli kurallara uydukça demokrasi oyunun oynanmasına izin verilmesini Ali Nesin övüne övüne anlatıyor. Hiçbir yere giderken izin alması gerekmiyormuş.. Ne güzel, keşke biz de almasak. Devlet üniversitelerinde demokrasi olduğunu iddia edecek değilim elbette. Ama devlet üniversitelerinin demokratikleşebilme olanağı vardır ve bir gün demokratikleşecektir. Oysa özel üniversiteler sonsuza kadar ''özel demokrasilere'' mahkum kalacaktır.

Ali Nesin ayda 6000 TL maaş alması ile övünüyor, devlet üniversitelerindeki hocaların ne kadar az maaşla çalıştığını vurguluyor ve ekliyor ''Niye o paraya kalsın ki? En iyileri, en fazla rağbet gören, en fazla iş yapan, en zeki, en bilgili hocalar devlet üniversitelerinden kaçıyor''. Ali Nesin'e göre biz devlet üniversitelerinde çalışan zavallılar en kötüleriyiz, en az zeki, en tembel olanlarız. Ali Nesin değerli bir matematikçi olabilir ama bu durum ona devlet üniversitelerinde çalışanlara çamur atma hakkını vermez. Evet, biz üç kuruş maaşla çalışıyoruz. Bu maaşlarla değil bilim yapmak, aile geçindirmek bile zor. Ama çözüm nedir? Çözüm bütün üniversiteleri paralı yapıp, öğretim üyelerine iyi maaşlar vermek midir? Biz bu üç kuruşluk maaşlarla öğrenci yetiştirmeye çalışıyoruz ve emin olun bizim öğrenciler özel üniversitedekilerden daha iyi yetişiyor. Bizim devlet bu kadar veriyor. Maaşlarımızın en az üç kat arttırılması gerekir. Biz yine de bu maaşlarla iyi şeyler yapmaya çalışıyoruz.

Çünkü bilimle uğraşmak biraz da idealist bir iştir, sadece para için yapılmaz. Para kazanmak isteyenler özel sektöre geçip çok para kazanabilirler. Ama bir takım insanlar da üniversitede kalıp bilim yapmayı seçerler ve bunlardan çoğu da devlet üniversitelerini tercih eder Ali Nesin'in iddia ettiği gibi özel üniversiteleri değil. Ali Nesin bir seçim yapmış, bir ticarethanede, parası olan insanlara eğitim vermeyi seçmiş. Başkaları farklı seçimler yapmışlar, az maaşla bütün halk çocuklarına eğitim vermeyi seçmişler. Bu durumu evrensel kurallara uydurmaya çalışmayıp, onların seçimlerine saygılı olması gerekirdi Ali Nesin'in. Eğitimin sadece ve sadece elitist olacağını öne sürmek Ali nesin gibi bir bilim adamına hiç yakışmıyor.

Kerem Cankoçak

Facebook
yorumlar ... ( 55 )
15-07-2015
15-07-2015 09:12 (1)
Aynısının bi de klasik faşist çeşidi var: Celal Şengör
15-07-2015 10:17 (2)
Atila İlhan "Aynanın İçindekiler" serisinde Türkiye'de komünistlerin durumunu "karanlıkta körebe oynamak" olarak tanımlamıştı. Ali Nesin'ler hala gözbağı olmaya devam ediyor. Oysa her yer zaten zifiri karanlık, gözbağına gerek yok ki... AA.
15-07-2015 10:24 (3)
1 nolu yorumcumun söylediği isim, Ali Nesin'le ilgili yazıyı okurken aklımdan geçmişti. Birinciliği kaybettim. Recai Kulaksız
15-07-2015 10:24 (4)
Ancak isminde eksiklik var tamamlıyım; Ali Mehmet Celal Şengör. ya da AMC Şengör
15-07-2015 13:57 (5)
Icinde belki dogrular vardir ama bu yazi kibarca söylersek cok ayip. Ali Nesin Matematik Köyü'nün kurucusudur, NOKTA. Yillarca kendisine vakit ayirmamistir, ailesine vakit ayirmamistir, kendi servetinden, Nesin vakfinin birikiminden harcayip Matematik Köyü gibi BIRINCI kalitede halkci bir egitim merkezi kurmustur. Dünyada böyle kaliteli bir okulu, parasi olmayana bedava olan bir okulu zor bulursunuz. Bunu belki sayin K.A. bilmeyebilir ama sayin K.C. nasil görmezden gelebilir. Ayrica "Matematik dünyasi" dergisi gibi muhtesem bir derginin gelistiricisidir. Elestirilicek taraf bulmak zor degil, ama matematik köyü, el insaf. Eger hala Ali Nesin'in yaptiklarini degil de cimbizla secilmis söylediklerini temel aliyorsaniz varacagimiz tek sonuc sudur ki Ali Nesin yalancinin tekidir, söyledigini yapmaz. Saygilarimla Seckin Sefi
15-07-2015 13:57 (6)
Sunu da ekleyeyim, Ali Nesin süper bir matematikci degildir. Ama cok iyi bir egitmendir. Seckin Sefi
15-07-2015 14:04 (7)
Ne öğretiyor Seçkin bey, ne öğretiyor? Matematiğine bir şey demedik ki, süper veya değil, yargılamak bize düşmez. Matematik öğretiyorsa güzel, matematiği binlerce özverili matematik öğretmeni de öğretiyor. Onlar da güzel. Sosyal olarak ne yapıyor? Böyle zırvalar öğretiyorsa fecaat. Aklında bunlar varsa ki başka yazı ve konuşmalarını da biliyoruz, bunları öğretiyorsa tam bir karşı devrimcilik. Rol model buysa zaten karşıdevrimcilik. İki yüz yıl önce kavgası verilen insani doğruları baş aşağı çeviren biri. Şimdi biz özverililer diye, bir şeyler öğretiyorlar diye, spor olur, matematik olur, coğrafya olur, Nasyonal sosyalist okulları, tarikat okullarını, faşist kampları vb de mi yücelteceğiz. Matematik köyünü kurmuşsa, özverili çalışıyorsa o zaman nedir bu elitist eğitim zırvası. Belki de başka şey anlatmak istiyordur da, anlatma kabiliyeti yoktur, bunları zırvalıyordur, en iyi ihtimal bu. Saygılar. K.A.
15-07-2015 14:11 (8)
Abdullah Öcalan serbest kalsın diye toplananların başında daha dün. Öyle inanıyorsa buna saygı duyarım, imza versin, ne istiyorsa etsin. Sonra tutup bilim adamı şununla uğraşmaz, buna yüz vermez diye laflar ediyor. Hangisi kardeşim? Hangisi? Böyle bir dediği bir dediğini tutmaz adamlar acaba bilerek mi bunu yapıyorlar? Zaten sulanmış beyinleri fıskiye edip fışkırtan bunlar işte. Yazı haklı.
15-07-2015 14:40 (9)
Üç beyaz zehir (nezih muhit, okumuş elit, beyaz türk) bu kadar mı güzel anlatılır ve örneklenir? Çav Bella
15-07-2015 15:01 (10)
Yazida bahsedilen Ali Nesin'in karsi devrimicligi, rol model olup olmamasi degil ki, Ali Nesin'in para icin egitim verdigi, neredeyse her paragraf o meâlde. Karsi ciktigim buydu, diger söylediklerinize diyecegim yok. Seckin Sefi
15-07-2015 15:37 (11)
"bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyliym" demişler. "körle yatan şaşı galkar" var bi de. eh, sevan nişanyan'dan varın siz hesabedin!
15-07-2015 15:37 (12)
Ali Nesin'i eleştirirsiniz ama faşist diye hakaret etmek niye?
15-07-2015 15:47 (13)
30 yıldır bu ve benzeri güruhun tahakkümü altındayız. Oligarşi bir şekilde bunları öne sürüyor sosyalizmi engellemek için. Boğazımıza kadar geldi. Bunlar ona buna faşist derken iyiydi değil mi? Bizleri düşünsel olarak yok etmek isterken bu sözcüğü milyon kere kullandılar: Ulusalcı bunlar, faşist, Stalinci, aşırı sol, karanlık güçler, Kemalist bunlar, devler ağzıyla konuşurlar, şoven vb.. dediler, hiçbiri olmadığımız halde. K.A.
15-07-2015 15:56 (14)
Soru 12, faşist demek hakaret midir yoksa durum tespiti midir, tartışılır.
15-07-2015 16:26 (15)
Onu bunu birakin da Fenerbahce Robin van Persie'yi transfer etti, sizler nelerle ugrasiyorsunuz cik cik cik... Seckin Sefi
16-07-2015 10:38 (16)
kerem cankoçak'ın 4. ve 5. paragrafta savunduğu ifadeler çok sıkıntılı. sovyetlerde eğitim halka yayılmışmış da, bu sayede avrupanın 300-400 yılda yaptığını 10 yıllar içinde tamamlayan ruslar uzaya ilk çıkan ulus olmuş. kam oğn. uzay yarışının tarihi altyapısını bi daha anlatsınlar kerem bey'e. hiç de eğitimin yaygınlaştırılmasıyla falan alakalı değildir oradaki başarı. mesele gasp edilen (savaş ganimeti olarak)alaman teknolojisi + rejimin rüşdünü ispat hırsı + hücre cezası ve sürgünle tehdit edilen gerçek "elit" bir avuç beyin sahibinin koinsidansıdır. ayrıca, kerem bey pek görmemiş olabilir, ama ben o ultra "yaygın" ve "eşitlikçi" eğitimin mamullerinin eğitim aldıkları konu başlıkları altında dünyanın neresinde olabildiğine (e.g. GUBUR) çokça şahit oldum. gelelim ali nesin'e... Freud, Einstein ve Marx... güldüm şimdi. onların ortak özelliği ne ola ki? elitist eğitim çocuğu olmak mı??? 12 kabileden birinin azası olup şehirlilik tornasından geçmiş olmaları mı??? ha guzucuklarım? tısss
16-07-2015 10:39 (17)
"Bilim adamı" imiş. Sevsinler bunun bilim adamlığını. Var mı dünya literatürüne girmiş bir çalışması, keşfi ya da fikri? Söylediği çoğum şey de zırvadan ibaret. Sefil aklın sefil ürünleri.
16-07-2015 19:22 (18)
Ali Nesin Gezi'ye kadar AKP'yi desteklemiş bir yetmez ama evetçidir. 2011 referandumunda evet diyeceğini övünerek açıklamıştır. Marguiles'i sevmesi de aynı kabın insanları olmasındandır. Gezi'den sonra büyük efendiden gelen rüzgarla hükümet karşıtı (ama bu sefer de yükselen değer HDP yanlısı) olmuşlardır. ONLARI YABANA ATMIYORUZ. Büyük efendi ve oligarşinin "soldaki" uzantıları olarak lamı cimi yok düşmanımızdırlar. Bizi ezen, yok eden insanları nasıl yabana atabiliriz. Elbette başımızın üstündedirler, ne kadar atmaya çalışsak da orda durmaya devam edecek gözükmektedirler. Sizlerin sayesinde. Allah sizlerin çoğunluğunu başımızdan eksik etmesin. Amen. Kaan Ars.
16-07-2015 18:52 (19)
ALİ NESİN'in 2011 referandumuyla ilgili bildirisinden: "AKP'ye karşı olmak demek, onlara göre, demokrasinin ve hukuk kurallarının çiğnenmesine, üniversitenin başı örtülülere kapatılmasına, 12 Eylül rejiminin devam etmesine, Kürt kardeşlerimizin yarım vatandaş sayılmasına göz yummak demek oluyor...Şimdi de basit bir referanduma evet oyunun elbirliğiyle AKP iktidarını onaylamak olarak algılanmasını sağlamak istiyorlar. Bu oyuna gelmeyi reddediyorum." "12 Eylül darbesine ve zihniyetine karşı halktan yana olduğum için referanduma evet diyorum. Sivil topluma olan özlemimden dolayı referanduma evet diyorum. Bir adım atmayı hiç adım atmamaya yeğlediğim için referanduma evet diyorum. Ve son olarak, halktan korkmadığımdan, halktan yana olduğumdan, halka güvendiğimden ve halka güvenmekten başka da çarem olmadığından Anayasa değişikliğine evet diyorum ve herkesi de evet demeye davet ediyorum." ALİ NESİN AKP KARŞITI MIYMIŞ! ANLAMADIK!!!
16-07-2015 19:16 (20)
Yukarida ismini bilmedigimiz bir zat benim yazamdigim bir yorum icin benim yazdigimi söyleyerek düpedüz iftira atmis. Bu zatin yorumunun silinmesini istiyorum. Bu sitede ismissiz tek bir yorum yazmadim. Bundan böylede tek bir yorum daha da yazmayacagim bu sebepten daha fazla iftira atmayin lütfen. Seckin Sefi
16-07-2015 19:23 (21)
Referandumda hayır diyenleri toptan 12 eylülcülükle suçlamak! Gerçeği göz göre göre bu kadar tersine çevirebilmek, iktidarı desteklemeyi bu derece yalana bulayarak mazur göstermeye çalışmak, ancak faşist bir kafayla mümkündür. Teşekkürler iki önceki numara. K.A.
16-07-2015 19:28 (22)
İSİM VERMEDEN polemik yapmaya girişen "mert" okurlarımızdan birisinin yüzünden başka birkaç okur birbirini yanlış anlayarak zincirleme bir yorum kazasına neden oldular. Bu arada "daima ismiyle yazdığını" açıkça beyan eden Sayın Seçkin Sefi mağdur duruma düştü. Buna rağmen o ilk polemikçimiz adını vermeden yorumlara devam etti. Bu yüzden yedi yorumu silmek ve birkaç yorumdaki yorum numaralarını da silmek zorunda kaldık. Bu da bizim mağduriyetimiz. Kardeşler isim verme cesaretiniz yok ise girmeyin şurada polemiğe, ona buna laf atmayın lütfen. Bize de yazık, Yetti gari. Saygılar falan da yok. Kaan Ars.
16-07-2015 21:49 (23)
Benim itirazım var. Sabah gönderdiğim yorumlarda sataşma yoktu. Yorum yapmıştım sadece. Aziz Nesin'le ilgili bişey söylemek yasaktıydı da benim mi haberim olmadı. Buna karşılık bana doğrudan sataşıldı. Ve bana sataşanın yorumu ile birlikte benim gayet makul yorumlarım da silindi. Hadi benim bulaşıklık yaptıklarım silindi, ona eyvallah. Ama diğerlerinin ne günahı vardı? Tam da bu kısma itiraz ediyorum. Karar editörlerin tabii. Buna diyeceğimiz yok. Yine de haksız olduğunu düşündüğüm şeyi dile getirmeden edemem. Hürmetsss. Çemkirenlere değil tabii. Normal insanlara
16-07-2015 21:56 (24)
Nerede boynu bükük bir editör görsen, hor görme garibi, onun da bir derdi vardır, belki onun da senin gibi bir seveni vardır. Müdüriyet.
16-07-2015 23:39 (25)
Nice ümit dolu hayat yolunda, yolunu kaybetmiş garip ne yapsın?! Herşey Hak'tan ama zulmetmek kuldan. Gönül bir zalimi sevdi, ne yapsın?! Hürmetsss
17-07-2015 09:51 (26)
Özellikle bir şey çok dikkatimi çekti: "İşçi çalışmak istiyor" buyurmuş. Bu "işçi" dediğiniz, anasından işçi olarak mı doğuyor? Yani analar, ona buna çalışsın, hizmetkârlık yapsın, Ali Nesin'in tuvaletini yıkasın diye mi çocuk doğuruyor? Parası olana "elit eğitim"(ne demek ise) verilmeli, işçi anaları da madenlerde ölmesi, inşaatlardan düşmesi için çocuk doğurmalıymışlar. YUani, yoksul zerngine köle doğurmalıymış. Tamam, bir kimse böyle de düşünüyor olabilir ama kendisine utanmadan "komünist" demesi nasıl bir iğrençliğin ürünüdür? Fakat en garip bulduğum şey nedir biliyor musunuz? Her hücrtesine kadar kapitalist zihniyete sahip olan, "sosyalizm insan doğasına uygun değil" diyen bazı kimseler, Marx okunmasını niçin tavsiye ediyor olabilir? On puanlık sorudur kendileri.
25-07-2015 14:51 (27)
Dostlar ben de o sempozyumdaydım, Ermeni Soykırımı üzerine sunum yaptım. Ali Nesin ile HTKP arasında mekan kiralama dışında bir ilişki olduğunu hiç sanmıyorum. Mekan güzel hakikaten ve üzerimize liberal ruh bulaşmaz umarım:-)) Ali Nesin hakikaten sosyal zekadan yoksun malesef. Eğitimde elitizmden benim anladığım üniversite eğitimini zeki öğrencilere vermektir sadece. O anlamda elitist olunabilir ama paralı eğitimi ve zengin çocuklarına eğitimi savunmak liberallere yakışır. Aziz Nesin'in böyle bir oğlunun olması üzücü. Doç Dr Candan Badem
25-07-2015 15:10 (28)
Bu arada Ali Nesin 6bin lira maaş almakla niye övünüyor anlamadım. Bence çok ucuza çalışıyor. Ben de Tunceli Üniversitesi'nde ders ücreti hariç net 6bin TL maaş alıyorum. Birileri bu adama devlet üniversitesi düşmanlığının saçma olduğunu anlatsın. Candan Badem
25-07-2015 15:29 (29)
Devlet üniversitesinde, tam gün çalışan klinisyen tıp profesörleri, ister ders ücreti dahil ister hariç, maaşlarını açıklasın pliizz. Ali Nesin özelci olmakla övüneceğine tıpçı olmadığına hayıflansın. selamdar
25-07-2015 15:40 (30)
Değerli Candan Badem, HTKP'li arkadaşlar ve siz bana göre liberal olmuşsunuz olacağınız kadar. Etnik siyasetçiliği sosyalist siyasete katmak halka vereceğiniz aşın içine zehir katmaktır. ABD ve AB'nin pompaladığı özgürlükçü solculuğu sosyalist siyasetin içine katmak halka vereceğiniz aşın içine kola dökmek demektir. HTKP'li dostlar bundan önce sosyalistlerin defalarca yaptığı gibi davaya ihanet ettiler. ABD odaklı kampanyayı göre göre bilmem kaçıncı kez ısıtılan bu zehirli yemeği, HDP ile solculaşma yemeğini önümüze sundular. Açık konuşacağım. Bunlar artık iyi niyetli sosyalistlerin hatası değildir, kötü niyetin açık kanıtıdır. Açık konuşayım, keskin konuşmak istemiyorum ama sizler sosyalist bilincin son kalıntılarını da yok etmeye çalışıyorsunuz. Yeniden ve belki kendimi kandırarak tekrar iyi niyetinize sesleniyorum. Saygılar. Kaan Arslanoğlu
25-07-2015 18:02 (31)
İyi ki sordun tıp hasetdarı, ben de tam bu benim maaştan çok diye düşünüyordum. 11 yıllık profesörüm, Anabilimdalı, bilimdalı, etik kurul, erasmus, türk alman komitesi başkanlığı ve başka bir şeyler daha var, linkedinden bakarsın, oradan gelen döner de 2,5 civarı. Nasıl, yüreğin serinledi mi? Taşrada daha fazladır tabii, bunun nişantaşına metro ile ulaşma, istanbul festivaline gitme, beyaz ve çakır türk olma, devlet kolejinde okuma kesintileri de var. Sarli Mesper
25-07-2015 18:02 (32)
29 nolu yorumuma ek, performans dahil :)
25-07-2015 19:12 (33)
allaalla, nerden çıkardın tıp hasetdarı olduğumu ve dr/prof. olmadıımı 31? sori sör, seni (hani sen sen dedin diye samimiyet şeettim) klinisyen saymamışım. bizim burlarda yrd.doç.ler ancak o kadar alıyor da, farmakologlar olmayabilir dicem ama, kıdemli prof. maaşı ve dediğini ekleyince yine 6 bini geçiyor olmalı üstad, yanıltmmıyalım elalemi. selamdar
25-07-2015 19:20 (34)
Biz ne diyoruz? Döner o demek...senede ikiyüzküsur ders ve poliklinik de dahil... ben yarı klinikçiyim ama kardiyolog arkadaşlarım da az çok aynı durumdadır bizde. Kamudaki cerrah abiminkii bunun yarısıdır. taşra azizlerinden daha sağlam cukka çıkabilir mamafi, bi de onları yokla...
25-07-2015 20:25 (35)
Sayın Doçent Doktor Candan Badem. "Zeki çocuklara yönelik elitist bir eğitimden söz edilebileceği"ni söylemişsiniz. İnsanların zekâsının nasıl ölçülebileceğini ve belirlenebileceğini düşünüyorsunuz? "Zekâ testleri ile" diyecekseniz, onu geçelim lütfen. "Abi bu çocuk matematikte iyi not alıyor. Kesin süper zekâ" filan gibi bir ölçünüz de olabilir tabii. Benim zekâ konusunda biraz farklı görüşlerim var. Burada gereksiz bir tartışmaya girmeyeyim. Ama ben genel olarak sanıldığının aksine, zekâ denilen şeyin ölçülüp rakamsal olarak ifade edilemeyeceğini, bunun olanaksız olduğunu düşünen biriyim. Fakat bunlar bir yana, hadi diyelim bir insan zekâ olarak yetersiz ve eksik doğdu. Bu suç mudur? Zekâ olarak eksik ve yetersiz doğdu diye, size göre bir insanın nelerden yoksun tutulması olağan karşılanabilir? Bana cevap yetiştirmeye çalışmanız için değil, sadece üzerinde düşününüz diye yazdım yukarıdaki soruları. Umarım endişe ettiğim gibi kişisel polemik konusu yapılmaz bu yazdıklarım.
25-07-2015 20:25 (36)
ne yoklaması yahu? yoklama felan yapan kim? heralde kendi ve arkadaşlarımızın ne aldığımızı bilerekten konuşuyoruz. bu neyin yarası kardeş, bağırıyosun öyle? biz ali nesin'e cevap veriyoz, neyi ve niye üstüne aldın sen, annaşılır değil? taşrayı niye sokuşturuyosun bu arada?
25-07-2015 20:44 (37)
Proflaktik yükleme ile Doçent Doktor Candan Badem cevap veremesin diye elinden geleni yapmış sn 35. e biz cevap verelim istediği gibi polemiğe girmeyerekten. Siz Candan Bey/Hn ın dediğini hiiiç anlamamışsınız, bir daha okuyun lütfen.
25-07-2015 21:28 (38)
Bence sosyal zeka değilse bile matematik zeka ölçülebilir. LYS sınavı bu işi mükemmel olmasa da büyük ölçüde yapıyor da. Üniversite eğitimini herkese vermeye gerek yok. (İlk ve orta öğretimde fırsat eşitliği olacak o ayrı). Doğru düzgün cümle kurmaktan aciz öğrencilerin liseyi hak etmeden bitirip LYSde birkaç soru çözüp üniversiteye gelip hocaların başına bela olmasının bir yararı yok bence. Zeka olarak yetersiz doğanları üniversite eğitimi dışında şeylerden de mahrum bırakalım diyen yok. Sosyalizmde vasıfsız işçi bile çok geniş güvencelere sahip olacak ve insanca yaşamak için üniversite diploması şart olmayacak. HDP ile solculaşmaya gelince. Ben seçimde oyumu KPye verdim ve bunu seçimden önce twitter'dan ilan ettim. Kendimi çok önemsediğim yok ama kusura bakmayın da bu memlekette ben de sosyalist bilinci yıkmaya çalışanlardan olmuşsam sosyalizm zaten ölmüş ve artık yapacak bir şey yok demektir.. Öyle bir durum olduğunu sanmıyorum. Birbirimize karşı eleştiride ölçüyü kaçırmayalım.
25-07-2015 22:16 (39)
Ali Nesin'e sormuslardi bir seferinde imkaniniz olsa Matematik bölümüne nasil ögrenci secersiniz diye, o da meâlen söyle cevap vermisti: tüm adaylari bir sinifa toplarim, cevabi bilinmeyen bir soru sorarim, siniftan en son cikani ilk olarak alirim. Seckin Sefi
25-07-2015 22:38 (40)
Ajandası olan, özel görevli öğretim üyesi isen, rektörle yediğin içtiğin ayrı gitmiyorsa (gitse bile görünmez bir dokunulmazlığın varsa), sarı zarf ile hiç terörize edilmiyorsan eğer, hem de gelecek hesapların için manivela olarak kullandırıyorsa kendini, tece (6 bini alınca devlet mi oluyor) üniversitesi tadından yenmez. Devlet İyi Çevresi Kötü
25-07-2015 22:38 (41)
Değerli Seçkin Sefi'nin yorumundan (38) bir şey anlamadım. Ben oyumu KP'ye verdim cümlesi ve sonrasındakini özellikle. Kime cevap bu. Kendisi veya bir anlayan izah ederse kafam alır. K.A.
25-07-2015 22:46 (42)
38 i yazan s sefi değil candan badem, anlaşıldığına göre
25-07-2015 22:52 (43)
Ha, öyleyse tamam, sonra cevap veririm. Bu akşam kafam çok kalınlaştı. Demin Selamdar adlı bir okurun yorumunu okudum, ondan da bir şey anlamadım. K.A.
25-07-2015 23:08 (44)
38 numarali yorum benim degil. Seckin Sefi
25-07-2015 23:09 (45)
Değerli Canan Badem ise 38'i yazan, yani KP'ye oy vermiş ise bu önemli bilgiyi kaçırmış, yanlış yapmışım demektir. Ama şu var ki "ermeni soykırımı", söz konusu kongre, bunun Nesin matematik köyünde yapılması, Kıymetli Badem'in twitlerinde son zamanlarda fazlalaşan "Kürtçü" ve etnikçi yaklaşım beni bu yanıtı yazmaya sevk etti. Ermenilere 1915'te, sonrasında çok kötü şeyler yapıldı kitlesel olarak. Ama buna soykırım demek bir üst suçlama kabulüdür, tazminatları beraberinde getirir. Yani bu halk Cumhuriyet öncesi bir eylemden tazminat ödeyecek ve mahkum olacak. Buna da kabul. Ama bir küçük şartla Amerikalılar İspanyollar Kızılderili soykırımını kabul edecekse ve Kürtler Süryani, Ermeni, Hıristiyan, Yezidi katliamlarını kendilerine ait (tazminatlı) soykırım olarak kabul edeceklerse. Herkes kabul etsin soykırımı, ben de cebimden tazminat ödemeyi kabul ederim. Ama beni soyanlara ABD'liye, Fransıza tazminat ödemem. Herkese saygılar. Kaan A.
25-07-2015 23:15 (46)
Bakın sayın arkadaşlar. Bugün üniversiteler, kapitalist ekonomiye göre dizayn edilmiş olan ve büyük ölçüde de kapitalist ekonomiye kalifiye eleman yetiştiren kurumlar haline getirilmiştir.Tüm dünya üniversitelerini yüzde yüz olarak alırsak, bunların ancak yüzde beşlik bir bölümünde gerçek anlamda bilimle ilgilenildiğini belki söyleyebiliriz. Gerisi unvan ve makam elde etme çabasından ve unvanını ticari ve politik gelecek için kullanmaya çalışan bir yığından ibarettir. Düşünün, sık sık "hangi üniversite en çok CEO yetiştiriyor?" diye haber başlıkları ile karşılaşıyorsunuz. Vallahi çok bilimsel bir iş(!) "Bilim"miş. Nerem ile gülsem bilmiyorum ki. Kapitalizm her şey ve her yer gibi üniversiteleri de sonuna kadar dejenere etmiştir. Bunu dikkate alan bir Ali Nesin'e elbette şaşırmaz. Kapitalizmin çarkları arasında öğütülüp şekillendirilerek sisteme uyarlanmış ve kendini göstermeye çalıştığı kadar da zeki olmayan biridir.
26-07-2015 18:39 (47)
36 arkadaş, seçkinciliğin şahikası, "memlekete komünizm gelecekse, onu da biz getiririz" kafasıdır. Bunun güncel versiyonu "bilimsel-filimsel her türlü konuşma, ben yaparsam doğrudur" olup, bu durumun tespitini yapmak müthiş asap bozukluğu yaratmaktadır. Bağırması ondandır. Monsieur le comte de Périphérique.
28-07-2015 16:57 (48)
7 Haziran seçimlerinde iki seçenek olduğundan söz etmiştim. Ya sosyalist olmayan sola(düzen "sol"u na oy verilebileceğini olumlu olumsuz yönlerini ortaya koyarak gerekçelerini de açıklamıştım). HDP'nin barajı aşmasıyla şimdi iktidarın tek başına iktidar olma durumunun da gerçekleşmeyeceğinden söz etmiştim onda da çekindiğim nokta HDP'yi destekleyenlerin HDP'yi sosyalist gösterme çabalarıydı.Ya da diğer seçenek seçim önemsenmeyerek sosyalizm için sosyalist partiye oy verilmesi gerektiğinden söz etmiştim. Bunun da olumlu olumsuz yönlerini ortaya koymuştum. 7 Haziran sonrası tek başına iktidarın kaybedilmesiyle şimdiki iktidar ABD ile anlaşma yoluna gitmiştir.(Seküler sermayenin TÜSİAD'ın da iktidarla anlaştığını düşünüyorum) HDP'ye olan bu desteğin geçici olduğu ortadaydı. CNN Türk seçim öncesi HDP'yi desteklerken bugün HDP'nin grup toplntısını bile yayınlamıyor Bugün Nuray Mert gibi liberal "solcu"(ne kadar"sol" orası tartışmalı) yazarlar HDP eleştilerine başladılar. ç.
07-12-2015 08:30 (49)
http://ilerihaber.org/ali-nesin-celal-sengore-sahip-cikti-bizim-degerimizdir/26602/ Celal Şengör'e sahip çıkmış.Milliyetçilerimizi de liberallerimizi de buluşturan ortak değer emperaylizm. Murat Belge,Orhan Pamuk ile Celal Şengör ortak değerimiz demiş ki bu tespite katılıyorum. Onların ortak değerleri. ç.
07-12-2015 17:52 (50)
sevgili ç, gönderdiğin linki okudum. şu celal şengör meselesine aslında fazla girmek istemiyodum. ama dayanamadım. çağrı erhan'ın bu herifle beni aynı kategoriye sokmasına esasen bozulmuştum. fekat senin sonrasındaki yorumun yine de bi gluteal elevasyon sağladıydı bende. bi de adamın tam adı a.m.c. şengör! e gel de sen dur şimdi. bundan ne varyasyonlar çıkartıyo benim kafam, tahmin edebilirsin. neyse. şimdi... bak sana ne anlatıcam. sırayla gidiym. bilirsin, benim kafamda saniyelik sıtık sıyrılması sendromu şeysi var. dağılıyorum. 1. bence millet amc. şengör'e fazla yükleniyo. çerhan aslında doğru söylediydi. bu herif ve modeli fazla steril. dünyadan haberi yok bunların. ve harbi dayak yememişler. 2. adam purofösür olmuş ama kendisinin olduğunu sandığı şey olmadığının farkında değil daha. elitistmiş! peh! kestanem. ne elitizmi?! ali nesin'e de millet elitist deyu çemkiring. yanlış. bi daha söylüyorum, bak. YAN-LIŞ! bi defa şu elitizm kaka bişe değildir. onda anlaşalım evvela. kavram ++
07-12-2015 17:52 (51)
++ salatasına gerek yok. elit'i bizimkiler vaktinde "seçkin" diye çevirmişler. solcular da "seçkin"i herhal yanlış anladılar. ordan böyle bi elit karşıtlığı var. yok annem öyle şey. elit "seçkin" diye öztürkçe serengilceleştirilirse bile, oradaki "seç"me eylemi toplumdaki sınıfsal farktan gelmez. burada aslında vurgulanmak istenen "tanrısal" bi seçim hali. "gifted" olma durumu yani (tanrı bozar sizi. doğa de sen ona). e şimdi sorarım sana ve herkese. elit sporcu deyince etiler'de oturan ve maserati'ye binen adam mı geliyo aklına? yoo! di mi? tanrı vergisi bi yeteneği çok çalışma ile birleştiren ve ortalamanın (dikkat! ortalama!) çok üstünde bi iş çıkaran adama elit denir. kavramlar böyle bulanınca millet de şaşırıyo işte. şimdi elimizi vicdanımıza koyalım. hiç istidatı olmayan adamı alıp fars dili ve edebiyatı bölümüne koysan bundan şiraz coğrafyasının edipleri hakkında bi doktora tezi beklemek haksızlık olmaz mı? işte bu da öyle bişe. herkeşler her şeyde elit olamazlar. ama işte bu ++
07-12-2015 17:52 (52)
++ kazma ve çevresindekiler "elitizm" diye şımarık, dayak yememiş zengin bebesi ve eski oligarkların tekne kazıntısı olma hallerini pervasızca ortaya kusunca millet de elit'i boklanacak bişi sanıyo. 3. adam roberkolleç mezunu. türkiyya'nın başına musibet diye gösterilebilecek ne kada adam varsa %80'inin çıktığı okul yani. 10 tane numunelik insanı al, gerisi zaten mankurt amerikan ajanı olur bu okuldan çıkanların (örnekleri saymakla bitmez). bedava casus. bordroya gerek yok. dimağı iğfal edilmiş. paraya ne gerek var?! 4. e tabii ki ali nesin de öyle. aziz nesin kutsalım falan değil. bak orta yere söylüyorum. ali nesin 1 (bir) gün bu memlekette eziyet mi çekmiş? kaçınız isviçre'de, fransa'da, amerika'da okudu? ali nesin okudu (hepsinde hem de - ta 70'ler). babalar oğullarının garantisi değil. bi işi çok iyi yapıyo diye ya da babası süpper gomonis diye oğlu da süpper adam olmuyo işte. ayrıca, ali nesin'in bu halde olmasında da aziz nesin'in sorumluluğu var hani. kimse silinmesin şimdi. ++
07-12-2015 17:52 (53)
++ 5. murat belge farklı mı? zsa zsa gabor kimin karısıydı? kimin manitası demedim! dikkat! 6. orhan pamuk??? 7. agalar, bu adamlar ve benzerleri "cümhürriyet"in hasbelkader kurucu tayfasının içinde gözükmüş post-mustafakemal oligarşinin kalıntıları ya da nişantaşı'nın tuzukuru zengin bebeleridir. yani? boru gibi beyaztürk'türler! 8. devrimci duruş öz ve has ve birinci oğul olmaktan doğamaz (bkz: yakup ve esav örneği - ilk oğulluk hakkı! bkz: tapınakçılık tarihi; bkz: masonluk ve amariha). 9. ikinci oğul olcan! üvey evlat gibi kalcan! reddedilcen! merkezi sevicen, onun gibi olmaya öyküncen ama taşralı olcan (bkz: napolyon, mustafa kemal, lenin, hitler)! ilk oğulluk hakkı zaten elinde olan adamdan konzervatif düşünce çıkar. o bile değil, düpedüz faşizm çıkabilir! daş da düşebülü! 10. işte bu nedenlerden ötürü ç'cim, canımıniçi, amc.. şengör'e kız! ama bil ki bu adam senle aynı sınıfta zaten hiç olmadı. senin derdin onu hiç germedi. ZARDOZ diye bi film var. izle. anlarsın. a.y.a. saygıss
07-12-2015 17:52 (54)
ha bu arada, kaan arslanoğlu kendini, mehmet harma hocayı ve beni bi trio yapmış ve feci tırstırıcı olabileceğimizi söylemiş ya... heybet babında hani... 2000 yılında o zaman kız arkadaşım olan eski karımın yanına gitmiştim. ziyarete... odtü'ye... kış vaktiydi. hava erken kararıyo. dekanlığın yan tarafındaki koruluğun önündeymiş. bi arkadaşı vardı. çok ufak tefek bi kız... beni daha önce hiç görmemiş ama o kız. ben onları uzaktan gördüm. yanlarına yanaştım. aslında çok sessiz olma gayem de yoktu. ama benim hatunun sırtı bana dönük. tam elimi onun omzuna koyucam. karşısında burçin bi bağırdı: "AAAYYY, ARKANDA BİŞEY VAR" diye. yuh! kendimden utandıydım. yeti miyim, saskuaç mıyım deyu... sonra dedim. ben insan değil miyim? ben kulun değil miyim? a.y.a. ibosss
07-12-2015 23:38 (55)
Elit kavramının farklı kulanılışları mevcut. Sosyolojide yönetici sınıflara ya da sermayeyi elinde bulunduranlara elit deniyor. Siz daha farklı bir anlamda kullanmışınız. Celal Şengör de Murat Belge de Ali Nesin de her iki anlamda da kullanılsa da elit olamazlar. Elitler tarafından finanse edilen olabilirler. Kaan Arslanoğlu'nun yazısında "Elit eğitimi kim alacak? Parası pulu olan, daha güçlü olan alacak elbette diyor" Yani beni sermaye sahiplerinin çocukları finanse edecek diyor. Celal Şengör'e ya da Ali Nesin'e kızmıyorum zaten onu bir değermiş gibi gören onlara hayran olan "sol"culara kızıyorum. ç.
DOST SİTELER
Toplam Giriş Sayısı : 2210818
Arama

İmzasız yazı yayımlanmaz. Yazıların sorumluluğu öncelikle yazarına aittir.