Çaresizlik ve cenazeler

            Çocuk çığlık çığlığa eve doğru koşmakta,  6 yaşındaki Muharrem.

            ‘’Anne babam öldü… Anne babam öldü… Anneee… ‘’

            Baba, çocuğuna ekmek getirmek için girdiği ocaktan kömür olarak çıkmıştı (ölen işçinin adı Eren Yapıcı idi). Muharrem büyüdü, çocuğuna maden ocağında ölen babasının adını vererek babasını yeniden diriltmişti.

            7 Ocak 2013 tarihinde 32 yaşındaki Muharrem de babası gibi, Zonguldak Kozlu Maden Ocağı'ndan diğer arkadaşlarıyla birlikte kömür olarak çıktı. Muharrem’ in 6 yaşındaki oğlu Eren de, 26 yıl önceki Muharrem gibi yine yokuştan yukarı çığlık çığlığa annesine koşuyordu…

            1941'den bugüne kadar Türkiye'nin birçok bölgesinde yer alan kömür ve diğer maden ocaklarında yaşanan, pek çoğu grizu patlaması, göçük ve yangından kaynaklı olmak üzere iş kazalarında 3 binden fazla işçi hayatını kaybetti. Bu kazalarda 100 bini aşkın kişi ise yaralandı.

            En sonuncusu da 13 Mayıs 2014, Saat 15.30’da Manisa’nın Soma ilçesi Eynez bölgesinde bulunan Soma Kömür İşletmeleri AŞ’ye ait kömür ocağında gerçekleşti. Yerin altında 787 işçi olduğu söyleniyor. Resmi bildirilere göre ölü sayısı 301, gayri resmi olarak 600 civarında olduğu söylenmekte ve onlarca yaralı…  

            -Neyse ki madenden sağ kurtuldun, büyük geçmiş olsun, bir daha madene girecek misin?

            -Annesi ‘’Borçluyuz, sıkıntılıyız. Başka geçim kaynağımız da yok. O mezara geri dönmeyecek de ne yapacak!

            Kapitalizm katliamsız yaşayabilir mi? Vicdanlı olabilir mi? Bakış açısı insan odaklı olmadığından asla olamaz. Bir ton kömürü 130 dolar yerine 30 dolara mal ederken, 30 doların yanına 301 maden işçisinin canını eklemeyi unutmayacaksın. Maalesef kapitalizm yalnızca teknolojinin sunduğu cep telefonu, televizyon vs. gibi lükslere kavuşmak değildir.

                                   Yaşam kavgası her yerde başka başkadır

                                   Kimi umudunu fabrika kapısında,

                                   Kimi şurada, burada,

                                   Kimi de çaresizlikten maden ocağında arar

                                   Maden ocaklarında ağıt boldur

                                   Ekmek parası kazanmak kolay değildir oralarda…

 

            Kaynağı belli olmayan, emeksiz kolay kazanılan paralarla şaşaalı hayat yaşayanlar (16-18 yaşındaki sıpasının altına yüz binlerce Euroluk son model araba çekenler, son moda dekolte kıyafetlerle, en pahalı güneş gözlüklü köpekleriyle dergilere poz verenler…). Allah ile aldatıp, milleti soyanlar… Öte yanda hayatlarını, yoksulluk içinde insanlık dışı rezalet bataklığında çırpınarak tüketenler… Kula kulluk düzeni alın yazımız olabilir mi? Buna kader diyorsan, bu “kaderi kim çiziyor”? Allah mı? Yoksa Emperyalizm mi? Cevabını çok dikkatli ver.

            Çünkü “kaderini” o vereceğin yanıt belirleyecek, ona göre!     

CENAZELER

            CENAZE 1- En kaliteli siyah takım elbiseler, ipek siyah başörtüler, At nalı gibi Ray Ban markalı siyah gözlükler. Özel arabalar, özel şoförler, özel korumalar Vs. Tamam, hava güneşli olsa anladık da bulutlu, yağışlı havada o gözlüklerin ne bok işi var. Cem yılmazın söylediği gibi Camiye kaynak yapmaya gelmediğin belli.

            ‘’Çok üzüldük. Gözlerimiz ağlamaktan kan çanağı. Çanağı örtmek için bu kara gözlükleri taktık‘’ diyorsan mimiklerin hiç öyle göstermiyor! Ayrıca acı büyüklüğüyle gözlük camı büyüklüğünün ne alakası var.

            ‘’Kardeşim çoğunun yüzü botokslu, suratları kıpırdayamadığı için mimikleri üzüntü formuna bir türlü geçemiyor’’ Peki, sohbetler arasındaki patlamalı kahkahaları nasıl açıklayacaksınız?

            Bunlar cenazeye mi geldi, gövde gösterisine mi, iş antlaşmasına mı, kendilerini kameralara göstermeye mi?

            CENAZE 2- Pusuya düşmüşlerdi, komutanları dâhil hepsi öldü.  200 metre kadar olay yerinden uzaklaşmayı başardı ama ‘’ya teröristler takip ederlerse’’ korkusuyla kendisini ülkesinde yabancı hissetmeye başladı. Kanını kaybederken gözleri karardı ve karın üzerine yığıldı. Gözünü açtığında Kürt kadın ona su içirmeye çalışıyor, yarım yamalak Türkçesi ile ‘’marak etme biz seni kurteracagız, sen benim evlatımsan’’, hepsi çırpındı ama nafile.

            Mehmet’in cenazesi gün karardıktan sonra köyüne ulaşmıştı. Ölüyü yıkayacak suyu kaynatmak için evin önüne kara kazanı koyup altına ateşi verdiler. Bu sırada annesi iki sefer bayıldı, baba ve kardeşi de tükenmişlerdi. Eve alınan buzdolabının taksiti daha bitmemiş, Mehmet’e askerde 5 kuruş bile gönderilememişti. Araba farıyla aydınlatılmaya çalışılan mezarlıkta, tabutun önünde köyün genç imamı konuşmaya başladı. Öbür dünyayı biraz fazla tehditlerle anlatırken lastik ayakkabılı zavallı köylüler imamın her dediğine başlarını sallıyorlardı.

            ‘’Ey cemaati Müslim hesap vereceğiniz günü iyi düşünün…’ ’Altı yaşın­da çalışmaya başlayıp, askerde ölen, gün yüzü görmemiş Mehmet acaba neyin hesabını verecekti? Ölen aşiret ağası olsa, köylülerin anasını ağlatan bilmem kaç köyün ağası olsa hadi neyse! Kürdü-Türkü iki taraftan da binlerce saf bedenleri kurşundan geçirtenlerin affedilecek tarafı var mı?

            CENAZE 3- Soma’da 400 çocuk babasız kaldı. Kader mi? Yoksa kader işverenin karında mı? Hep tüyü bitmemiş yetimden bahsederiz de. Kıl yumağı zengin öküzlerden hiç bahsetmeyiz. Doğal bir olay olduğunda kime kızacaksınız? Toprağa mı, rüzgâra mı, Allaha mı? Öfkenizi buralara yönlendiremezsiniz. Neyse, Soma’da öfke yönlenecek bir yer bulmuş gibiydi.

            Güç otoriteyi, otoritede birçok şeyi doğuruyor. Ne yazık ki doğurduğu şeylerden birisi ‘’Ulaştığı gücü bir şekilde gösterme hastalığı’’ diğeri de ‘’Elde ettikleri güçle yüzbinlerce masum insanın ölümlerine yol açmaları’’dır.

Okan Önerci

Facebook
yorumlar ... ( 2 )
04-03-2015
04-03-2015 16:32 (1)
çok dokunaklı.elinize sağlık.2. cenaze Nihat Genç'in "cenaze" isimli öyküsünü çağrıştırdı.dbo
05-03-2015 01:50 (2)
son paragrafın ilk cümlesinde ayrı yazılacak "de" bitişik yazılmış. cıks! olmaz. onu lütfen düzeltiniz. 1. cenazeye de laf edeceğim ama... sonra cücükburcuvaçıcıı muamelesi çekerler bana. sitenin nambırvan cücükburcuvaçıcıı a.y.ü. ortalıkta yokken bunu tek başıma göğüslemeyi istediğimden şüpheliyim. hürmets. a.y.a.
DOST SİTELER
Toplam Giriş Sayısı : 2210899
Arama

İmzasız yazı yayımlanmaz. Yazıların sorumluluğu öncelikle yazarına aittir.