Kadının görevi annelik mi?

Yaygın söyleme göre öyle…

Hatta, Atatürk’ün bu konudaki sözleri de referans alınıyor, bu düşünceyi desteklemek için. Yıllar önce, Ankara’daki Büyük Doğumevi (Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı E.A. Hastanesi)’nin girişinde koca harflerle yazılı idi - ifade tam olarak hatırımda değil ama- kadının en önemli vazifesinin annelik olduğu. Çok zaman geçti, hastane büyümüş ve değişmiş, yazı hala duruyor mu, bilmiyorum… Niyetim Atatürk’ün kadınlarla ilgili düşüncelerini ve kadınlar için yaptıklarını tartışmak değil; ki, bu konuda zaman ve bağlam içinde değerlendirilebilecek yeterince bilgi ve -başta seçme-seçilme hakkı olmak üzere- örnek mevcut…

Elbette, Atatürk’ten çok öncelerden şimdiye, kadına rol belletmeye yönelik pek çok söz var, hem de farklı coğrafya, kültür ve dinlerde; ki,  bunların bir çoğu ile kadına ve anneliğe üstün pâye biçilip hak teslim edilirken “bir düzen”in tesisi ve “gönüllü olarak sürdürülmesi” sağlanır, bilinerek veya bilmeksizin…

Anne olmak çok çok güzel bir şey, benzersiz ve mucizevî bir olay, kuşkusuz… Ama, birey-insan olarak bakınca, bir kadın, anne olmak zorunda değil, gibi görünüyor; annelik, “insan olma”nın üzerine eklenebilecek fazladan bir şey… Buna karşın, sosyo-biyolojik bakışta, kimsenin anne olmaması halinde, “insan neslinin tükenmemesi için ne yapılacak” sorusu çıkar karşıya. Yani, biyolojik açıdan gerçekten bir görev hâlâ. Türün doğada kalması, devam etmesi esas olduğuna göre, gerçekten birincil görev hem de… Hoş, erkek olmadan da neslin devamı olmaz elbet; ama, babalığa soyunmayan erkekten -kaçak/gizli- sperm toplayıp dölleme de olanak dahilinde, tabii : )))

Ancak, günümüz insanları için türün devam ettirilememesi gibi bir durum, uzun zaman söz konusu olacak gibi görünmüyor. “Annelik” dediğimizde kastedilen de tür kökenli bir anlam değil, zaten. Bu durumda şu sorular çıkıyor karşımıza:

Görev ne demek, kim kime bir görev verir?

Sorumluluk ne demek, kim sorumluluk üstlenir?

Anne olmak, bir kadının bireysel seçimi mi olmalıdır, ya peki öyle midir?

Bir kadın için, anne olmayı seçtikten sonra ancak, annelik görevinden söz edilebilir… Oysa, kadına anneliği temel vazife olarak yükleyen bakışla, yaşamının bir döneminde veya tamamında anne olmayı seçmeyen, istemeyen veya olamayan kadınlar eksik-kusurlu hissedecek/hissettirilecektir…

Eğer bir kadın anne olmayı seçtiyse, işte o zaman bir sorumluluk olacak üzerinde, kuşkusuz:“Bu dünyada bulunup bulunmamayı kendisine sormaksızın ortaya getirdiğimiz yavruyu, sağlıklı ve mutlu kılmak”… Bu çok önemli. Ama bu insan yavrusunun da mutlu olabilmesi için mutlu bir anneye sahip olması gereğini (elbette mutlu ebeveynler demek daha doğru), kimler neden göz ardı ediyor, düşünmeli…

“Mutlu anne nasıl sağlanır?”ı düşünmek ve görev edinmek; gereken…

 

Herhangi birini veya diğerini mutlu eden şeyler farklı olabilecek, haliyle. Ama önce mutlu insan olamayan, mutlu anne olabilir mi? Ya, “aç- açıkta olmayan, güvenli, sağlıklı, fiziksel ve ruhsal doyuma ulaşmış insanlar topluluğu” sadece kadına görev yükleyip bir de onu eve kapatarak oluşturulabilir mi?

Mine Miskioğlu

 

Facebook
yorumlar ... ( 46 )
15-12-2015
15-12-2015 10:42 (1)
yıllar evvel mehmet ali kılıçbay'ın annelik üzerine bir köşeyazısı vardı. bu yazıyı görünce o aklıma geldi. bulabilirsem linkini gönderirim. ama okuyanlar kesin olmuştur o yazıyı diye düşünüyorum. saygıyla. epeydir uzaktım. şu insanbu misyonu üzerine de yorum hakkım olur sanırım. çağrı erhan
15-12-2015 14:26 (2)
İnsanlığın hayvan türü olması nedeniyle içgüdüsüne karşı çıkması durumunda bunun yasalarla korunması gerekliliği doğuyor sanırım.beledıye başkanının verdiği yetkiyle haftada birkaç kere yatma izni alan toplumlarda imzalar atılmadan önce bir kadına anne olmak isteyip istemediğininde sorulması gerekebilir.dogmadan önce bu dünyada bulunup bulunmamak sorusu kendisine sorulmayan insanlığın atalarından intbikamı olabilir çocuk sahibi olmak.en büyük görev doğmamış çocuklarda :) doğmadan önce anne ve babalarını iyi secmeliler ki mutlu olsunlar. Umut hilalogulları
15-12-2015 18:16 (3)
http://www.haberturk.com/yazarlar/mehmet-ali-kilicbay/533177-kutsal-aile sanırım bunu diyor olmalısınız, Sayın Erhan. Sayenizde okudum, güzel demiş MA Kılıçbay. Teşekkürler. Mine M
15-12-2015 18:58 (4)
Kılıçbay'ı mümkün olduğunca takip ederim. Çevirileri dahil. Bu yazısı da müthiş. Ama bu yazı benim linkini aradığım yazı değil. Sanırım 2004'te çıkmıştı. Çocuklar Duymasın dizisinde oynayan Pınar Altuğ'un (ki o zaman biolojik olarak anne değildi) yılın annesi ödülünü alması üzerine bir şaheser çıkartmıştı. Aslında bende yazı var. Ama kitaptan doğal olarak link gönderemiyorum. :) Bu arada ben size yazınız için teşekkür ederim. Saygıyla. Ç. E.
03-01-2016 04:02 (5)
Çok üzücü çok... http://bianet.org/biamag/kadin/170711-dogurmayi-bilmeyen-kadini-cezalandirmak?utm_content=buffer27b63&utm_medium=social&utm_source=facebook.com&utm_campaign=buffer Mine M.
03-01-2016 12:40 (6)
Mevlana “Adalet nedir? Ağaçlara su vermek. Zulüm nedir? Dikeni sulamak.” demiş. Bugün adalet sistem olarak işlerliğini yitirmiş dolayısıyla dikenler tüm toplum kesimlerini yaralıyor. Kadın kimliği algısı zaten adil bir noktada olamayınca kadının maruz kaldığı zulüm katmerleniyor. Bu algıyı düzeltmek yalnızca kadınların çabasıyla olacak bir şey değil, duyarlı erkeklerin de destek olması gerekiyor sağlıklı bir toplum oluşmasını istiyorsak. Bunun için örneğin bir imza kampanyasını bir erkek başlatabilmeli, kadın hakları için mücadelede, sesini yükseltenler hep kadınlar olunca, zaten kadına kulağını tıkayan bir toplumda, doğal olarak ilerleme çok yavaş oluyor. Ne acıdır ki bunlar bizim hikayelerimiz ve her gün bir yerlerde yaşanıyor. Kadını mutlu olmayan toplumlar mutsuzluğa mahkumdur diyorum. Saygıyla. Deniz Can
03-01-2016 14:48 (7)
1. Dümdüz palavra. 18 yaş altındayken işlenmiş suça 25 yıllık ceza yok. Sistemi eleştirin. Ama gerçekle uyumsuz olmamasına özen gösterin. Taraf gözlüğüyle olaya bakılırsa böyle oluyo. 2. Hem "devlet"in bu konuda dahli ne? Mahkemeler "türk milleti adına" karar alır. Dikkat, türkiye değil, türk. Demek ki bu hukuk sistemi bu milletin ürünü. Devlet diye ayrı bi öcü kendi kendine böyle bişey çıkartmamış. Kötüyse "millet" kötü. Durup durup da soyut devlet kavramına bok atmanın anlamı yok. 3. Kimsenin kadına kulağını tıkadığı yok. Toplumlar "kadınlarına rağmen" bi sistem geliştiremezler. Aksine, hem doğurganlık (validelik) gücünün tekelini, hem de seks boykotu yapma tehdidini daimi olarak elinde bulunduran "kadın"dır toplumun asli yönlendiricisi. Bu danalar bu analardan çıkıyo. Benim totomdan değil. Kadını mutlu olmayan toplum mutlu olur mu bilemiicem. Ama bildiğim bişey var: kadını "adam" olmayan toplum adam olamıyo. Bu arada Kaan başkanım nerde? a.y.a. uyansss
03-01-2016 17:24 (8)
Haberin doğruluğunu bilmiyorum ama yüzlerce benzer doğru bulabilirsiniz Sayın a,y,a,. Ben devlet kötüdür demem, millet kötüdür de demem, millet iyinin elinde iyi, kötünün elinde kötü olabiliyor. Yöneticiler ve yönetim modelleri insanları da şekillendiriyor, en insanca olanı istememiz bundan değil mi? Erkeğin fiziksel gücü gibi kadının cinselliği ve doğurganlığı da doğal olarak sahip oldukları güçler. Aralarındaki çekimi yaratan ve bir araya getiren de bu. Ancak toplumsal rolleri gereği farklı güçlerle desteklenmeleri gerekiyor. Erkeğe verilen rol ağır ve altında eziliyor çoğu zaman ve bu durumda doğal sahiplenme duygusu ve elindeki tek gücü kullanma devreye giriyor. +++
03-01-2016 20:09 (9)
+++ İki cinsin ilişkisinin sağlıklı ve dengeli sürmesi güçlerin dengesine bağlı aslında, erkek ezilmese, toplum içinde kendini güçlü hissetse de doğal duygularının esiri olabiliyor şiddet uygulamasa, baskı uyguluyor. Seks boykotu da kadının gücünün kötüye kullanımı denebilir, ancak toplumumuzda kadının bedeni hakkında karar verme yetkisinin ne düzeyde olduğu da tartışılır. Deniz Can
03-01-2016 19:35 (10)
siz devlet / millet kötü demediniz zaten can veyn, pardon can deniz. onu diyen mine m'nin linkindeki yazar. devlet kaka ona göre. linke bi daha bakın. dördüncü paragrafın başına... o linkte öyle ipe sapa gelmez ifadeler var ki... ne diyeyim?! yok 37 devlet hastanesinin 3'ünde isteğe bağlı kürtaj yapılıyomuş da... mış mış da muş muş. riff cohen'den şarkı araklayan kbe'linin şarkı sözü gibi. hele bi üçüncü paragraf var ki... anam anam! bütünüyle saçmalık. okuyan sanır ki, türkiye'de bütün devlet hastanelerinde rutin jinekoloji muayenelerinde bile bayaa taciz falan var. ya kalitesizlik de, anliym. ilgisizlik de, onu da anliym. hot-zot yaptılar de, he diym. ama bu ne arkadaş?! tamam, ben de sevmem şu normal doğuracak vajinaların başında bekleyip hamuduyla para gırmış 70'li-80'li yıllar kadın kadındoomcu tayfasını (kendileri şu an resmen "kapitalist" formundadırlar). ama yani bu hakkaten gereksiz boklama. ayrıca abartılı bi "denial" hali yoksa, gebe olduğunu anlayamayacak beyinsiz bulmak ++
03-01-2016 19:35 (11)
++ bu devirde harbi zordur. ulan babasına yutturdu diyelim; anası yutar mı o kızın? ondan mı saklayacak? o kızın anası resmen accomplice'dir. geçsinler o tıraşı. benim karnım çok tok bu hikayelere. daha 2011 yılında 14 yaşında, ortaokul öğrencisi kızı karnı ağrıyo diye bana gönderdiklerinde hamile olduğunu teşhis etmiş ve muhakeme sürecine dolaylı olarak bulaşmış bi adamım. 15 yılda saydım, tam 12 tane böyle vakayla karşılaşmışım. ulan ben genel cerrahım. ben bu kadar görüyosam... o hooo oo! bıraksınlar bu işleri, devlet su işleri! bu linkte zaten kızın doğumu 18'ini doldurmuşken yapıp yapmadığı da belli değil. öyle alelusul "hadi bugün faşist teğceğ diyemedik, bi serbest stil boklama yapalım" havasında yazılmış. böyle yazı olmaz. adam gibi anlatırsın olayı. ayrıntılarıyla (yer ve şahıs adı verme yeter)... sonra da sürecin şu anda hangi aşamada olduğunu söylersin. fikirlerini, yorumlarını eklersin. bu ne yahu?! asgari ciddiyet talep edince ben mi suçlu olucam? a.y.a. arada virgülsssüz!
03-01-2016 19:35 (12)
son not: kadının görevi annelik değil. iyi. tamam. onu anladık. ama bize de burdan blue lagoon'daki brooke shields'in doğum sahnesi tadında örnekler verilmesin. elma başka, armut bambaşka! a.y.a. elmasss, armutsss
03-01-2016 21:51 (13)
http://www.milliyet.com.tr/yasa-yok-ama-kurtaj-yasak/gundem/detay/1838845/default.htm http://www.korkusuzmedya.com/3-sayfa/19-yasindaki-kizin-bebek-vahseti-h121606.html Bu iki haberde de aksi bir şey yazmıyor, kürtaj konusunda gerçekte uygulama nedir, neye inanacağız. Ben yazıyı sizin dediğiniz gibi algılamadım, evet son durumu net yazmamış, bu bir eksiklik, amacın devleti karalamak olduğunu düşünmüyorum, devleti temsil eden kurumların eleştirisi var, kelime olarak devlet demesi yanlış belki, fazla duygusal bir yazı diyebilirsiniz ama yanlış görünmüyor. Taciz sadece karşı cinse yapılmıyor ki, kadın doğum ne yazık ki pek çoklarının parası çok diye tercih ettikleri bir dal, bu düşüncede olmayanları tenzih ediyorum, bir de kadının kadına şiddeti bu alanda kendine daha rahat bir ortam buluyor diye düşünüyorum. Deniz Can
04-01-2016 00:01 (14)
Sn. Deniz Can 13, parası çok diye tercih edilen bir branş kalmadı ülkemizde. Kadın Doğumun puanları da bayağı bir düştü, şimdi sadece seven geliyor artık ne kadar olursa. Ama yükselen değerler; söyleseler inanmazdık, biyokimya, halk sağlığı. Sebebi de hasta şiddeti ve hukuki sorunlardan uzak olması. Hayaldi gerçek oldu, övünebilir Türkiye. mh
04-01-2016 14:41 (15)
Neresinden bakarsak, neresinden tutarsak -hatta hiçbir yerinden tutmazsak daha da- üzücü bir durum. Haberin veriliş biçiminde sorunlar olması, tutarsızlıklar ve tuhaflıklar bulunması, büyük resimdeki acıyı ortadan kaldırmıyor kanaatimce... Bir genç kız, bilerek veya bilmeyerek, haberleri olsun veya olmasın ebeveynlerinin burnunun dibinde ama onlarsız, bu devirde, bu şartlarda, bir bebeği dünyaya GETİREMİYOR... Olayın öncesi ve sonrasındaki acıları da tasavvur edebiliriz... ya da kimbilir, belki başımızı kuma gömmeyi seçebiliriz... Mahkeme-ceza kısımları da işin bir başka boyutu... Olayın her bir kısmının yüzlercesinin bu ülkede veya başka yerlerde tekrarlandığından/tekrarlanacağından daha uzun bir süre kuşku duymayabiliriz... "İyi" ebeveyn-çocuk ilişkisinin kurulamadığ&
04-01-2016 12:31 (16)
Buraya bir yorum yazmıştım, kayıp mı acaba? Saygılar. Mine M.
04-01-2016 12:37 (17)
Mine Hanım Merhaba, garip bir teknik hata yaşıyoruz. Burası 1000 karakteri kabul edip bize gönderiyor ama onayladıktan sonra eski yorum kotası olan 730'dan yorumları kesiyor. Geçen gün sizinle yaşadığımız sorunu tekrar yaşadık kısacası. "İyi" ebeveyn-çocuk ilişkisinin kurulamadığı" ifadesinden sonra yorum silindi. Tekrar size kalan kısmı gönderir misiniz demek zorundayım. Bugünlerde başka arkadaşlar da 730'u aşmamaya dikkat ederlerse çok sevniriz. Saygılarımla Nihat Ateş
04-01-2016 14:41 (18)
Neyse, en azından sorun anlaşılmış oldu, teşekkürler Sn. Ateş. Aklımda kaldığınca: "İyi" ebeveyn-çocuk ilişkisinin kurulamadığı" ve "tabu"ların çökertilmediği her ortamda bu ve benzeri, her kesim için acı verici sorunlarla karşılaşmak kaçınılmaz... Neresinden bakarsak bakalım üzücü. Saygılar. Mine M.
04-01-2016 19:33 (19)
sırf gıcıklık etmek için yazmıyorum. ben de paylaşımda bulunuyorum. ama dikkatli her okurun anlayacağı üzere, yöntemle ilgili kusurlara ve aleni mantık tutarsızlıklarına ve ifade bozuklukluklarına takmış bi adamım. evet. benim ahlaki duruş önermeleri ve endoktrinasyon yumurtlamaktan ziyade bu sitede bulunma nedenlerimin başında "köpeklik" yapmak geliyo. yani? bu kadar "aklı başında" ve ortalamaya göre hayli "seçkin" olduğu varsayılan bi medyada bile böyle "diğneksiz" gezenler oldukça (kimse alınmasın, şahsi dokundurma yok burda) ben bu köyün köpeği olmaktan gurur duyarım. havliicam arkadaş. hobi değil bu. zorunluluk. ille hobi aranacaksa millete talkun verme edebiyatı dikizlenebilir. ben vermiyorum. 730 oldu olcak. +++++
04-01-2016 19:33 (20)
+++++ sevmeyenim ya da nefret edenim de o yüzden bol. e havlayınca ses pek cici çıkmıyo. bismillah diyip siteye ilk girdiğimde bile "oha, adam tabanla giriyo; editör uyuma, eskilere sahip çık" tezahüratıyla karşılaşmıştım. ama maalesef benim de tarzım bu. çünkü saçmanın saçma olduğunu bağırmazsan, rezillik çıkarmazsan, kavga yoksa bu ülkede davulcu osuruğu bile daha itibar edilir bişe oluyo (ne de olsa kan çıkmazsa para yok ağbiciyiz). ve abartılı sakat bi yöntemin bıktırır ama ölmez bi tekrarı (sizi bilmem ama) benim beynimi iğfal ediyo. dayanamıyorum! çünkü bunun kaçınılmaz iki sonucu var: 1. irrasyonelin üzerine inşa edilen daha da büyük kepazeliklerin norm kabul edilebilmesi - 2. muhalefetin her daim psödoluğu! +++++
05-01-2016 00:21 (21)
+++++ (dikkatsiz okur için not: "psödo" (....) mealen sahte / çakma demek oliy). bu noktalardan hareketle mezkur linkteki yazı için daha da ağır bi tepki vermem gerekirdi. ama konu netameli, linki gönderen kişi de eski "hasım"lardan olunca havlama amplitüdümü kısayım demiştim. anladım ki çabam beyhudeymiş. öyleyse şimdi asıl desibelime uygun afkurayım. belki daha kolay anlaşılırım. 1. olay acı olmasına gayet acı. ama acıyı çeken ÖLEN BEBEK. 2. dava süreciyle ilgili dökümlerden (bulabildiklerime baktım) kızın daha gebe kaldığı dönemde bile 18 yaşını doldurmuş olduğu anlaşılıyo. lise öğrencisi olması durumu değiştirmez. hukuken reşittir. aksi, psikiatri raporuyla kanıtlanırdı. reşit olmasa da ++
04-01-2016 19:34 (22)
++ farik-mümeyyiz raporunu isterdi mahkeme (şimdiki adını bilmiyorum ama hala var). 3. bebeğin ölüm şekli gayet şüpheli. kordonun kesileceğini bilen, bağlanacağını da bilir. ha bağlamasan da çok kanamaz - kanasa da durur; tayınki, buzağınınki bağlanıyo mu? bağlamanın hayrı plasenta çıkmamışken anaya. laf bunlar, geçiniz! yok eğer "eşi" de geldi (yani plasentası) diyosa oyyoyyoyyoy! çünkü, plasenta çıkmışsa o bebek zaten a: ya ölü doğmuştur, b: ölümcül bi solunum/dolaşım problemi nedeniyle ilk 15 dk içinde (en erkeni böyle oluyo) ölmüştür, c: gayet sağlıklıdır, ama ölüme terkedilmiştir (bak, zikretmedim failli eylemi!). sizce hangisi? savcı işkembeden mi yazdı iddianameyi? hakim(ler) neye göre karar verdi? 4. ben hiç de +
04-01-2016 19:34 (23)
+ başımı kuma yatırmıyorum (gömmüyomuş, yatırıyomuş o hayvan). evlilik öncesi / dışı cinsi münasebet konusunda tavrım çok net. yüksek sosyalist ahlak sahibi zahitlerce kesinlikle zındık ilan edilirim. hugh hefner yanımda daha az liberal kalabilir. o derece yani. ayrıca, hiç de çocuk gelin safsatasına pabuç bırakmam. dünyanın neredeyse her yerinde kabul edilebilir "en yaşlı" ilk cinsel deneyim yaşı 16'dır. o 18'i kimin nerden çıkarttığını herkes bi daha düşünsün. 100 yıl öncesine kadar medeniyetin şahikası olmuş britanya'da bile kızlar için kırsalda evlilik yaşının ortalama 13-14 olduğu unutulmasın lütfen. sivil kültür akşamdan sabaha emirle, hotzotla değişmez. hele biolojik gerçekler asla kendilerine ihaneti affetmez +++
04-01-2016 19:34 (24)
+++ 5. bu yorumlardan benim hüseyin üzmez muhibbi, pedofil, sapık falan olduğum yönünde çıkarım yapacakların o güzel akıllarını öperim. 6. evet, burdan (yani bu davadan ve davaya konu olan olaylar silsilesinden) bi sistem eleştirisi çıkmaz mıydı? çıkardı. hem de tillahı, feriştahı çıkardı. ama sistem eleştirisinin asgari bi mantık iç tutarlılığı, hedefi, rasyonelliği falan olur. çemkirmek eleştiri değildir. bu olayda bence (benim vicdanım da vicdandan sayılıyo, di mi?) en büyük sorumlular kız ve anası. kimse beni yemesin. o ana bal gibi anlamıştır o kızda bi haller olduğunu. harma hoca bari bu sefer beni doğrulayacaktır. kaç kız görüyosunuz liseye giden ki anası adetini takip etmesin? türk kadın hastanın öykü alımında ++
04-01-2016 19:35 (25)
++ temel özellik şudur (ben cerrahım diye bunları sormadığımı sanan zavallılara bişe demiyorum; hergün 10 kere, 10!!!): son adet tarihini bi kadına-kıza sorarsan ve o kadın-kız ortalama köylü, gecekondu mukimi falansa kendi adet tarihini a) bilemez, kocasına sorar, b) bilemez, komşusuna sorar, c) bilemez, eltisine sorar, d) bilemez kaynatasına sorar (hem vallahi, hem billahi; bu kulaklar bunu duydu, bu gözler bunu gördü!), e) kadın değil de maedchen ise (kız yani) yine bilemez, anasına veya "abasına" (abla-yenge oluyo) sorar. zaten yerleşik türk kültürünün baskın bi özelliği de en son babaların duymasıdır. anne aile figüründe a) her boku bilen ama ses çıkarmayan (kötü bişe bu), b) her boku bilen ve de lojistik destek +++
04-01-2016 19:35 (26)
+++ sağlamaya hevesli (ki bu çok daha tehlikeli bişe - yardım/yataklık) bi kişidir (hani desem içimizdeki irlandalı diye... o derece yani). bu olayda da onun dahli bence çoktur. babalar kural olarak mamalaktır. bu işlerden anlamazlar. istisnalar kaideyi bozmaz! hülasa: 1. kız ne yaptığının farkındaydı. 2. kasten bunu sakladı (hangi saikle bilemem). 3. anne suskunlukla bekledi ya da yardım ve yataklık görevini ifa etti. 4. bebeğin ölmesi zaten öngörülmüştü (nasılını bana sorma!) 5. acı! HEM DE ÇOK ACI! ama burdan devlete ya da topluma çemkiring çıkarmaya gelinceye kada... ohooo oo! yoksa tabisi de eğitim şart, ayrıca kadınlar atatürk sayesinde seçme-seçilme hakkına kavuştular, yaşasın cümhuriyet, tayyör ne güzel, heyoo ++
04-01-2016 19:35 (27)
++ başımız açık da özgürce düşünüyoruz, türkiye'yi zaten bu islamcı iktidar bu hale getirdi, sallandırıcan şu meydanda 10 tane daha morçatı bayraa (naaber, yedin di mi ilkinde) bak kalıyo mu böyle toplumsal eğrilikler, falan da filan... ha guzuma! meteor düşse akepeden, deprem olsa tayyipten zati... ey ahali, bu toplumu fertler oluşturuyo. fert dediğin de İNSAN işte. dünyanın her yerinde böyle işler olur. kamu düzeni islamcılaştığı için falan olmadı bunlar. inanın bana irlanda çok daha beterdir (irlanda'da küretaj kanunla yasaklanmıştır!). daha 2 yıl önce sosyalist romanya'daki genç kızların küretaj sıkıntısını konu eden film festivalde ödül aldı. UMARIM HERKES ANLAMIŞTIR YÖNTEME NEDEN BU KADA TAKTIĞIMA! a.y.a. arz etsss
05-01-2016 02:30 (28)
İnternet koptu, Türkiye Değerler Araştırması sonuçlarından bazı verileri paylaşıyordum. İlk mesaj geldiyse devam edeyim. Aksi takdirde tekrarlayayım. Mine M. (Mesaj gelmemiş Mine Hanım. N.A.)
05-01-2016 02:30 (29)
Sayın A.Y.A. sinirlenmeyiniz lütfen, habere tepkinizi şimdi daha iyi anlıyorum, keşke bunları daha önce yazsaydınız, doğum konusunda bu kadar bilgili olmamız mümkün değil. Annenin yardımı konusunda soru işaretlerim var açıkçası, çünkü olay gazetelerde, yine de ceza almadığı halde gerçek suçlu olma ihtimali yok değil. Sonuçta ortada bir suç var ve bu suçu işlemek zorunda bırakılan biri ya da birileri. +++
05-01-2016 02:31 (30)
+++ Bir genç kız hangi koşullar altında olursa olsun doğurduğu bebeği bağrına basmak ister, doğal olan budur, nasıl bir baskı vardır ki üzerinde sonuç bu olmuştur. Önemli olan adalet yerini bulmuş diyebiliyor muyuz, vicdanımız rahat mı.Deniz Can
05-01-2016 12:28 (31)
Eskiden bugüne değişmeyen şeyler de var, değişen şeyler de. Üstelik, bu vasatta kadın ve erkeğin benzer hamurdan mayalı olduğunu da görmekteyiz. Elbette öyle de olacaktı zaten. Önemli olan, süreci dikkatle değerlendirmek; neyin iyi neyin kötü; neyin, neyin sonucu olduğunu, onun da sonucunun neyle ilişkili olduğunu....önemseyerek incelemek (suçlama-infaza kaymadan analitik bakışla). Nesnel olarak, demek isterdim, ama bunun çok da mümkün olamadığını görüyoruz, pratikte. Ama, olabildiğince fazla kişinin düşünce-görüş katabileceği ortamlar oluşması en azından, önemli. +++++ Mine M.
05-01-2016 12:29 (32)
Bilgi güçtür ve fırsattır, evet, ama bunu da bir nevi kendi kişisel otoritesini kuracak üslupsal kaymalara feda etmeksizin ve ortamı ziyan etmeksizin kullanmak, ayrıca önemli... Bazı veriler paylaşacağım, Dünya Değerler Araştırması Derneği (WVSA) Yön. Kur. Üyesi Prof. Dr. Yılmaz Esmer'in 2011 yılı Türkiye Değerler Araştırması sonuçlarından (Kaynak: Türkiye'nin Sosyal Yapısı, AÖF, 2015). [Türkiye’nin yaklaşık dörtte üçüne göre aile reisi erkek olmalı (1996’da %73, 2011’de %74). “Kadın her zaman kocasına itaat etmeli, onun sözünden çıkmamalıdır” doğru diyenler %60’ın biraz üzeri. “Bir erkeğin birden fazla eşi olması kabul edilebilir” sözüne katılanlar 1996’da %10, 2009’da %11, 2011’de %23.+++++ Mine M.
05-01-2016 12:30 (33)
Devam +++ Üstelik örneklemdeki kadınların %19’u da (yani beşte biri) buna katılıyor, erkeklerin ise %27’si… Ailenin reisinin erkek olmasına, erkeklerin %78’i, kadınların %69’u katılıyor. “Erkeğin daha iyi siyasi lider olacağı”na, erkeklerin %75’i, kadınların %68’i katılıyor. “Bazı kadınların dayak hakettiği”ne erkeklerin %32’si kadınların %27’si katılıyor. “Kadının hep kocasına itaat etmesi”ne erkeklerin %67’si, kadınların %57’si katılıyor. “Üniversite eğitimi erkek için daha gereklidir” diyen erkekler %39, kadınlar %35. Bir kadının evlenmeden çocuk sahibi olmasını onaylayanların oranı %7, bu konuda Avrupa ortalaması %47, İspanyollarda %80… +++++ Mine M.
05-01-2016 12:31 (34)
Devam +++ “Ülkede, eğer insanlar iş bulamıyorsa, çalışmak kadınlardan çok erkeklerin hakkıdır” önermesine kadınların yarıdan fazlası katılmakta. “Eğer bir kadın, kocasından daha fazla para kazanıyorsa, bu durum evlilikte sorunlara yol açar” görüşünü erkeklerin %52’si, kadınların %45’i paylaşmakta. Yine de deneklerin %62’si “bir işte çalışmanın, kadının bağımsız birey olabilmesinin en iyi olduğu” görüşünde… “Kesinlikle toplu dilekçe imzalamam” diyenlerin oranı 1990’da %46, 200’de %44, 2006’da %53, 2011’de %61. Toplu dilekçeyi imzalayacağını söyleyenler de %10 (İsveç’te %82, Alm.da %58). +++++ Mine M.
05-01-2016 12:32 (35)
Devam +++ 1990’dan beri ideolojik istikamet, zikzaklara rağmen sağ. Kendini sağda tanımlayanların en yüksek noktası 2011 yılı. Komşu istenmeyen gruplar: Eşcinseller %84, AİDS’liler %74, nikâhsız yaşayan çiftler %68, Tanrı’ya inanmayanlar %64, şeriat yanlıları %54, Hıristiyanlar %48, başka bir dinden insanlar %39, göçmenler, yabancı işçiler %39, kızları şortla dolaşanlar %26, oruç tutmayanlar %20, sevmediği partiye oy verenler %17… 1996-2011 arasında kendini orta sınıfta görenlerde %22’lik artış görülmekte.Toplumun başarı kriteri olarak iyi eğitim almanın, daha sonra da işinde başarılı olmanın önemi ifade edilirken bunları çok para kazama ve iyi anne baba olma kriterleri izlemekte. +++++ Mine M.
05-01-2016 12:32 (36)
Devam +++ Kendisini mutlu hissedenler (çok+biraz mutlu toplam) %77, 10 üzerinden ortalama "genel olarak hayattan memnuniyet puanı" 7.31, Başka bir dinden insanlara güvenenler (tamamen+biraz güvenenlerin toplamı) %38, Başka bir milletten insanlara güvenenler (tamamen+biraz güvenenlerin toplamı) %39, ilk kez tanıştığı insanlara güvenenler (tamamen+biraz güvenenlerin toplamı) %24, "Bugün ülkemizde insan haklarına büyük ölçüde saygı gösteriliyor" diyenler %15, "Bugün ülkemizde insan haklarına hiç saygı gösterilmiyor" diyenler %16, kendisini "dindar" olarak tanımlayanların oranı %81, Cehenneme inananların oranı %97, Orduya güvenenler (tamamen+biraz güvenenlerin toplamı) %75, +++++ Mine M
05-01-2016 12:33 (37)
Devam +++ Hükümete güvenenler (tamamen+biraz güvenenlerin toplamı) %61, Basına güvenenler (tamamen+biraz güvenenlerin toplamı) %41, Tanrı'ya inanmayan politikacıları göreve layık bulmayanlar %55, Yönetim görevlerinde dini bütün insanların bulunmasını yararlı görenler %51, Dine ve dini değerlere saldıran kitap ve yayınların yasaklanmasını isteyenler %63, "Bilim ile din çelişirse, her zaman din doğrudur" görüşüne katılanlar %77, Tek doğru dinin kendi dinleri olduğunu söyleyenler %79, Telefonlarının dinlenip, e-postalarının okunmasından endişe duyanlar %52, Bazı koşullarda, adaletin sağlanması için savaşın zorunlu olduğunu düşünenler %43, Son bir yıl içinde yeterli yemek bulamadığını söyleyenler %15, +++++ Mine M
05-01-2016 12:33 (38)
Devam +++ Evliliğin modası geçmiş bir kurum olduğunu düşünenler %8, Seyrek de olsa, bilgisayar kullananlar %53, yazlık evi olanlar %7... ] Başka epey veri var, çeşitli konularda, yararlanılabilecek; bir kısmını paylaşmak istedim... Saygılar. Mine M.
20-01-2016 00:08 (39)
http://www.ahaber.com.tr/gundem/2016/01/19/kadin-sozu-suc-sayilacak Mine M.
20-01-2016 04:23 (40)
Aferin onlara. Tek derdimiz zaten eleman ilanında cinsiyet belirtilmesiydi. Artık hemen çağ atlarız yahve'nin izniyle. a.y.a. hususi hürmetlerini sunar ve bayların ellerini, bayanların canlarını sıkar
12-03-2016 12:00 (41)
"İthaki Yayınevi'nin Dünya Klasikleri dizisinde yer verilen “farklı” üsluptaki yazar biyografileri sosyal medyada yoğun tartışmalara yol açtı. Yayınevi, Radikal Kitap’a yaptığı açıklamayla “maksadını aşan eril dilden” ötürü okurlardan özür diledi.“Virginia Woolf: Küçük yaşta yazarlığa, 59 yaşında mezarlığa adım attı. Dalgalarla sörf yapıp nehir bile denemeyecek bir kaşık suda boğuldu. Bilinç akışı mı nehrin akışı mı? Odalarda ışıksızdı. Paranoyaklığı zaten Shakespeare’in olmayan kız kardeşi üzerine saatlerce konuşmasından belliydi. Geri gelir mi? Gelirse gelsin, kim korkar bakire kurttan? Bkz. Nicole Kidman” metni edebiyatseverlerin yoğun tepkisiyle karşılaştı." http://www.hurriyet.com.tr/ithaki-yayinevi-virginia-woolf-biyografisi-icin-ozur-dileriz-40067143 Mine M
17-03-2016 01:25 (42)
http://ozdemirince.com/kadinlar-nasil-bir-kadin/ Mine M.
22-03-2016 22:19 (43)
"Onurlu, bakımlı, dikkatli ve aydın; yalnızca “moda”yı değil, aynı zamanda dünyanın gidişini izleyen; beynine, yüreğine ve bedenine egemen; bir politik imgesi ve duruşu olan, pembe dizilerden sokağa fırlamamış bir kadın… Böyle bir kadının annem, eşim, sevgilim, kızkardeşim, kızım ve gelinim olmasını çok isterim." http://ozdemirince.com/kadinlar-nasil-bir-kadin/ Mine M.
23-03-2016 03:18 (44)
Mine Hanım paylaşımda bir yanlışlık mı olmuş. Deniz Can
23-03-2016 10:26 (45)
5 gün arayla linkin tekrar paylaşımı dışında (ki görememmiş olmalıyım ilkinin yayınlandığını) yanlışlık bulamadım Sn Deniz Can. Alıntı yaptığım kısım ise yazının en sonunda yer alıyor... Saygılar. Mine M.
23-03-2016 22:27 (46)
Eril Şiddetin Psikiyatrizasyonu Zulme Ortak Olmaktır. "Kadına yönelik şiddetin artmakta olduğu yönünde bir algı mevcut. Özellikle Özgecan Aslan cinayetinin ardından eril şiddet yoğun biçimde tartışılmaya başlanıldı. Bu tartışmada ruh sağlığı çalışanlarını sonuçları ağır bir ahlaki ikilem bekliyor: Eril şiddet psikiyatrize mi edilecek, politize mi? Bizzat kendim kadına cinsel saldırıların erkeğin doğası gereği kaçınılmaz olduğu ve cinsel saldırıların önlenmesi için kadınların yalnız başlarına minibüse binmemeleri gerektiği, kafa travması geçirmiş erkeklerin cinsel saldırıya meyilli olabilecekleri ve bu travmanın etkilerinin bazı nöro-attaksiyonlu yöntemlerle geçirilebileceği, cinsel saldırıların tek sorumluluğunun antisosyal bireyler olduğu ve toplumsal bir boyutu bulunmadığından politize edilmemesi gerektiği yönünde psikiyatrist beyanlarına tanık oldum." http://ihtisastramvayi.com/2016/03/13/eril-siddetin-psikiyatrizasyonu-zulme-ortak-olmaktir/ Mine M.
DOST SİTELER
Toplam Giriş Sayısı : 2210644
Arama

İmzasız yazı yayımlanmaz. Yazıların sorumluluğu öncelikle yazarına aittir.