Bursa’da odalarda, sendikalarda,
demokratik kitle örgütlerinde, sol partilerde dostlarım var.
Çoğunun
sola, demokrasiye, insan haklarına büyük saygısı olduğunu biliyorum.
Ezici
çoğunluğu yurtseverdir, barışçıdır, bu ülkeyi sever, alın teriyle para kazanır,
Bursa’nın sorunlarına duyarlıdır.
*****************
Ama uzun
süredir bazıları PKK şiddetine ve solun kimi örgütlerinin HDP’nin kürt
milliyetçiliği ekseninde siyaset yapmasına sessiz kaldılar; dahası bunu
solculuk sandılar, HDP’yi solculuk adına AKP’yi geriletmek adına desteklemeyi
savundular; dengeleri koruyalım her kesime yaranalım dediler.
Şiddet
denince sadece devlet anlaşıldı. PKK’nın silahlı güç oluşu görmezden gelindi,
şiddet konusunda sadece AKP, ordu, polis ve devlet suçluydu, PKK sütten
çıkmış ak kaşıktı.
Oysa PKK
kuruluşundan beri kandan şiddetten beslenmiş önce bölgedeki solcuları öldürerek
işe başlamış, örgüt içinde de binlerce infaz yapmıştı. Bu kanlı geçmişin solda
üstü örtüldü. PKK terörü devrimcilik gibi sunuldu. PKK’nın ABD ile ittifakı da
sessizlikle karşılandı.
Basın
açıklamalarında bildirilerde toplantılarda PKK eleştirilmeden geçildi. Dahası
HDP’nin ve Kürt milliyetçiliğinin destekçisi olmak AKP karşıtlığının,
solculuğun şanındandır dendi.
Bursa’da
CHP içinde üst düzeyde görev almış veya göreve soyunmuşlar içinde
bile HDP’cilik yapanlar, kürsülerde el ele şirinlik edenler oldu.
*****************
Geçenlerde
bir meslek odası yöneticisi dostum şikayet ediyordu:
Bir
bildiri hazırlanmış Ankara katliamı ile ilgili. Ancak PKK kınaması yok
hep devlet suçlanıyor, Sur’a Cizre’ye getiriliyor olay. Sert itiraz ettik de değişti bildiri, diyordu ve artık HDP ve Kürt milliyetçiliği ile
ilgili net tavır alınması gerektiğini vurguluyordu.
*****************
Soner Yalçın’a katılıyorum: Ankara
katliamı, PKK’nın Orly katliamı’dır.
Ayrılmak
mı masaya konuyor, özerklik mi isteniyor, federasyon mu düşünülüyor dile
getirilir. Ama başkentin göbeğinde katliamla masum insanları öldürmek başkadır.
Benim
pusum doğru, benim suikastım haklı, benim katliamım meşru diyemezsiniz.
Akıttığınız
kanda boğulursunuz ve kürt halkı yanınızda durmaz. Durmuyor da zaten.
Ayrıca
Türkiye’nin barışı emek kardeşliği üzerinden olur, ABD emperyalizminin
kucağında, etnik kimikçilikle olmaz.
PKK’nın
hezimet psikolojine girdiği görülüyor. Bir panik havası hakim PKK’da.
Kazdıkları
hendeklere gömüldüler, gömüldükleri gibi bekledikleri halk desteğini de
bulamadılar; halk ayaklanması planlayan PKK‘yı Kürtler yalnız bıraktı.
Sivillere
yönelik saldırılar, katliamlar o dağılmaya işaret ediyor; katliamcı evine
taziyeye gitmeler de öyle.
HDP ise
Kürt milliyetçiliği yaparak, ABD ile işbirliğinden medet umarak, işine
gelince AKP’ye yanaşarak işine gelince dinci görünüm almaya çalışarak, şiddetle
arasına mesafe koymayarak Türkiye partisi olma savını yitiriyor.
*****************
Alçakça
katliam yapmak bir politika değildir, kandan pusudan cinayetten bir ideoloji
çıkmaz.
Baharda
kan akacak, şiddet artacak, batıyı da yakıp yıkarız söylemleri acizliktir,
kaybedersiniz.
PKK
çıkarmaya çalıştığı iç savaşa destek için solun kapısını çalıyorsa o kapıları
hiçbir aklı başında solcu, oda başkanı, sendikacı, demokratik kitle örgütü
önderi, sol parti açmaz. Hadi başka kapıya derler.
*****************
Türkiye
barıştan yana. Elbette her fikir konuşulsun ama masaya canlı bombayla,
kaleşnikofla, mayınla oturulmaz.
‘’Dünya yaşamak için tehlikeli bir yer; kötülük yapanlar yüzünden
değil, durup seyreden ve onlara ses çıkarmayanlar yüzünden’’ demişti Albert Einstein.
Türküyle
Kürdüyle, kimden gelirse gelsin önce şiddete karşı çıkmalıyız; barışın ilk
şartı budur.
Can Ertan
Yeni Marmara Gazetesi
Tweet