Modern tıp mı, alternatif tıp mı?

Çoğu insan tıptaki ana ayrımın modern (bilimsel) tıp ile alternatif (geleneksel) tıp arasında olduğunu düşünür. İnsanların böyle düşünmesinin nedeni, günümüzün en önemli “bilgi” kaynaklarından biri olan medyanın sorunu bu şekilde tanımlamasıdır. Medyada genellikle modern tıp ve alternatif tıp birbirinin karşıtı olarak gösterilir, fakat ikisi arasında uzlaşı arayanlar veya her iki yaklaşımın da üstünlükleri ve zaafları bulunduğunu savunanlar da vardır. Oysa bu tartışma tamamen yapay bir tartışmadır ve tıptaki “gerçek” ayrımın üzerini örtmekten başka hiçbir amaca hizmet etmemektedir.

GERÇEK AYRIM

Gerçekte tıpta iki farklı yaklaşım vardır: “önleyiciliği” önceleyen tıp ve “iyileştiriciliği” önceleyen tıp.

Bu ayrımın kökleri eski Yunan uygarlığına kadar uzanır. Orijinal Hipokrat yemininde isimleri geçen Aesculap’ın kızları sağlık tanrıçaları Hygieia ve Panacea bu ayrımın tarihsel simgeleridir. Hijyen insanlara sağlıklı olmaları ve sağlıklı kalmaları için öğüt verirken, Panase hastaları iyileştirmektedir.

Şüphesiz önleyicilik ve iyileştiricilik birbirini “reddeden” yaklaşımlar değildir ve tıp bu yaklaşımların her ikisini de bir arada kullanır. Tartışma konusu tıpta “önceliğin” bu yaklaşımlardan hangisine verileceği sorusudur.

Oysa sorun “modern tıp mı, alternatif tıp mı?” şeklinde tanımlandığında, tıbbın gerçek ayrımının üzeri örtülmektedir. Örneğin toplumcu tıp ve kapitalist (biyomedikal) tıp “bilimsel” kulvarda yer almalarına karşın, birbirleriyle taban tabana zıt yaklaşımlardır. Toplumcu tıpta öncelik “önleyiciliğe” verilirken, kapitalist tıbbın önceliği “tedavi”dir.

Bu açıdan bakıldığında kapitalist (biyomedikal) tıp ile alternatif (geleneksel) tıbbın birbirine rakip değil, aksine aynı kulvarda oldukları görülür. Her ikisinin de ilk sorusu “şikayetiniz nedir?” olarak karşımıza çıkar. Yani ikisinde de ortada “tedavi” edilmesi gereken bir hasta ve hastalık vardır. Yöntemleri farklı olsa da, ikisinin de amacı hasta olan bireyi “tedavi” etmektir.

Toplumcu tıbbın “öznesi” ise kapitalist (biyomedikal) ve alternatif tıptan farklı olarak, “hasta” değil “sağlıklı” bireydir. Toplumcu tıpta hekim, bireylerle ve toplumla, insanların herhangi bir yakınması olmadan ilişki kurar. Bu sözcüğün tam anlamıyla ana rahmine düşüldüğü andan, mezara dek süren, sürekli bir ilişkidir. Amaç insanların sağlıklı olmaları ve sağlıklı kalmalarıdır. Bütün tedbirlere rağmen hastalık ortaya çıktığında elbette hastalar tedavi edilir. Ancak insanlara yardımcı olmak için kapitalist (biyomedikal) veya alternatif tıpta olduğu gibi insanların hasta olmaları beklenmez.

Diğer yandan kapitalist tıp da önleyiciliği tamamen dışlamamaktadır. Aşılama – bağışıklama, çeşitli hastalıklara yönelik taramalar, işçi sağlığı ve iş güvenliği gibi önleyici yaklaşımlar kapitalist tıpta da vardır. Ancak kapitalist tıp bu yaklaşımlara “öncelik” vermemektedir. Öncelik hastaların tedavisine verilmekte, fakat hastalıkların içinde oluştuğu ve geliştiği sosyal ve ekonomik koşullara (sağlığın toplumsal belirleyicileri) yönelik tedbirler ile hekimlik uygulamaları arasına sınır konmaktadır.   

Yine hem toplumcu tıp, hem de kapitalist tıp, alternatif (geleneksel) tıbbın bazı uygulamalarını benimsemiştir. Örneğin akupunktur toplumcu tıpta ve kapitalist tıpta anestezi gibi bazı alanlarda kullanılmaktadır.

Açıkçası alternatif (geleneksel) tıbba karşı kapitalist tıbbın gösterdiği muhafazakar yaklaşım, toplumcu tıpta yoktur. Aksine toplumcu tıp toplumun geleneklerine önem verir ve uygulamalarını bu gelenekler üzerine inşa eder. Örneğin Kübalı hekimler deniz aşırı ülkelerde görevlendirildiklerinde öncelikle hizmet sunacakları toplumun geleneksel hekimlik uygulamalarını incelemekte ve hekimlik pratiklerini bu uygulamalarla olabildiğince örtüştürmeye çabalamaktadır. Oysa kapitalist tıbbın geleneksel uygulamalara yaklaşımı daha çok aşağılayıcı ve hor görücüdür.

MODERN TIBBA ELEŞTİRİLER

Modern (bilimsel) tıp eleştirilerinin çoğu aslında bilinçli ya da bilinçsiz “kapitalist” tıbba yönelik eleştirilerdir. 1990’lı yıllarda sosyalizmin çözülmesiyle birlikte yeryüzünde toplumcu tıp uygulanan ülkelerin azalması nedeniyle modern tıp dendiğinde genellikle kapitalist (biyomedikal) tıp akla gelmektedir.

Örneğin Kemal Yeşilmen bir yazısında (1), “Doktorların riskli işlemlerden kaçınması, performans nedeniyle yüksek puan getiren işlemlere yönelmesi, para hırsı nedeniyle tanı ve tedavinin aşırı kullanımı, bilimsel araştırmalar için hastaların konu mankeni yapılması, ilaç yan etkilerinin gizlenmesi, bilimsel rehberleri etkileme, paket ücretler nedeniyle işlemlerin eksik veya baştan savma yapılması gibi sakıncalar modern tıbbın karanlık yüzü” derken aslında kapitalist (biyomedikal) tıbbın karanlık yüzünü sergilemektedir. Yeşilmen’in saydığı uygulamalar kapitalizme özgü uygulamalar olup, toplumcu tıbba yabancıdır.

Osman Müftüoğlu ise modern tıbbı eleştiren bir yazısında (2), “modern tıp, hastalıkların ‘patogenetik’ yapısıyla (patos: anormak; genos: gelişme) daha çok alakalanmaktadır. Modern tıp, hastalıkları önleyen ya da sağlığı geliştiren güçle yani sorunları koruyucu ve güçlendirici tıpla, ‘sanogenetik’ süreçle (sanos: sağlık; genos: gelişme) yeteri kadar ilgilenmez. Oysa sorun sağlıksa eğer, mücadele sanogenetik ve patogenetik güçler arasındadır” derken, aslında kapitalist tıbbı eleştirmekte ve toplumcu tıp yaklaşımını övmektedir.

Pek çok başka yazar gibi bu yazarlarında yanılgısı soruyu “yanlış” sormalarıdır. Oysa yalnızca “modern” yerine “kapitalist” sözcüğü kullanılsa, yazarların cümleleri “doğru” bir anlam kazanacak ve tıptaki “gerçek” ayrım netleşecektir.

Sonuç olarak toplumcu tıp ve kapitalist (biyomedikal) tıbbı “modern” ya da “bilimsel” tıp başlığı altında kaynaştırmak ve alternatif (geleneksel) tıbbın karşısındaymış gibi göstermek yanlış bir tutumdur.

Akif Akalın

http://haber.sol.org.tr/blog/sinifin-sagligi/akif-akalin/modern-tip-mi-alternatif-tip-mi-126921

Dipnotlar

(1)   http://superhaber.tv/kemal-yesilcimen-modern-tip-bilimsel-tip-degildir

(2)   http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/20056809.asp

Facebook
yorumlar ... ( 18 )
27-08-2015
27-08-2015 23:28 (1)
Kavramsal açıdan tıp, bütüncül olarak, koruyucu-önleyici ve tedavi edici hekimliği bir arada içerir. Ayrım yapaydır. Bir tarafın ağır basması veya suistimali, tıbbın değil, onu uygulayan ve/veya sistemleri-düzenleri oluşturan insanların kusurudur. Dolayısıyla, toplumcu tıbbın hemen karşısına kapitalist tıbbı koymak da sağlığı bütünlüklü olarak hedefleyen tıp kavramının taraflı bir biçimde örtülmesine neden olmaktadır, kanaatimce. Saygılar. Mine Miskioğlu
28-08-2015 00:22 (2)
1. anestezi deel, algoloji olcek o. 2. Müftüoğlu kötü örnek olmuş kanaatimce. wizard of oz'un türkiye şubesi adam güneş doğudan doğar dese ben sabah kontrol ederim. ondan tıp eleştirisi çıkmaz. wizard of oz? kime diyolar bi bahıvirin. pride and prejudice... yok yavvv, benim ben. a.y.a.
28-08-2015 00:22 (3)
bi de, yiğidi öldür, hakkını yeme demişler. bu son 2-3 haftadır mine miskioğlu'nun yazdıklarının çoğuna ben de imzamı atarım. bunda da tespiti doğru. hiç aklınıza gelir miydi yosemite sam mine miskioğlu'na hak verecek diye? dünya işte. garip! imza: yosemite sam. yine yok yavvv. benim, ben. a.y.a.
28-08-2015 08:06 (4)
Aslında kapitalizm sosyalizm ayrımı da boş. Maksat iyi insan olmak. İnsanları sevmek. İnsanları sevmekten de çok çiçekleri ve böcekleri sevmek. Yani böcekleri severseniz iyi bir tıp olur. Böcekler cidden sevilesi şirin yaratıklar. Bir yakından bakın. Tanısanız seversiniz. Tanırsanız tıbbı da seversiniz. Ha guzularıma. Kaan Arslanoğlu
28-08-2015 12:56 (5)
4'te sitem ediyorsunuz. Duygularınızı anlıyorum ama anlatmaya çalıştığım şeyleri örtmeye/yok etmeye yol açtığı için hak veremiyorum. Nihayetinde, kapitalizmin amacının ne olduğunu biliyoruz. Anlaşılan sosyalizmin amaçları konusunda çalışmak gerekecek. İnsanın, sadece insan teklerinin değil tüm insanların, mutluluğu ve iyiliğini amaçlamayan bir sosyalizm fikrinden mi söz ediyorsunuz? İçinde yaşadığı aynı zamanda parçası olduğu doğayı da bütünlüklü algılamayacak olan? Tıp için de benzer şey geçerli; insanların ve toplumun sağlığını, yani bedensel, ruhsal ve sosyal açıdan tam bir iyilik halini hedefleyen bir tıptan söz ediyorsak. Sevmeye gelince: Evet, sevmek iyi bir şey, ama şart değil, kanaatimce. İnsan için de hekimlik yapmak için de. Saygılar. Mine Miskioğlu
28-08-2015 13:25 (6)
Değerli Mine Miskioğlu, derdimizi hiç anlatamamışız. Tüm kötülüklerden önce bireyleri sorumlu tutmak benim de fikrim sol çoğunluğun tersine. Ama sistemi görmeden, işleyişi görmeden de tek tek insanları değerlendirmek sıfır imkanlı. Tıbbın temel kavramının zaten koruyucu ve sağaltıcı hekimliği ayrılmaz bütün tuttuğunu söylüyorsunuz... Hangi tıbbın. Bu tıp sadece sizin kafanızda var sanırım, insanları aldatmaya yarıyor. Ben koruyucu hekimliği önemseyen bir tıbbı dünyada üç beş ülkle dışında göremiyorum. Tam aksine koruyucu hekimliği öldüren bir tıp eğitimi ve pratiği görüyoruz. Biraz hakikat saygısı lütfen. Yapmayın etmeyin. Gelelim tedavi edici tıbba. Anamnez nedir bilir misiniz? Hastayla ayrıntılı ön görüşme. Bu yapılmıyor artık. Fizik muayene nedir biliyor musunuz? Artık yüzde doksanın üstünde vakada ya hiç yapılmıyor ya tamamen eksik yapılıyor. Bunu öğretmesi gereken tıp fakültelerinde bunlar silinmek üzere. Önce hakikati konuşalım. Devam edecek. K.A.
28-08-2015 13:25 (7)
Biraz üsteleseniz anamnez ve fizik muayene için yakında ne diyecekler biliyor musunuz? Anamnezin iyi geldiğini gösteren çift kör bir çalışma yapılmış mı, bilimsel dergide yayınlanmış mı? Kanıtla. Sinirlendiğiniz zaman birkaç dakika derin nefes alın deriz insanlara. İyi de gelir. Bunu diyemeyeceğiz. Bilimsel dergide yayınlanmış mı, meta analiz yapılmış mı? Hacet görürken fazla ıkınmıyanın, basur olursunuz... Diyemeyeceğiz.. Kanıtla. Hangi Journal'da yazıyor, 2010'dan sonra çalışması yapılmış mı? Bilimsel tıbbı kusura bakmayın her şey gaydasında diyen tıbbı toz pembe gösteren sizin gibiler bu hale getirdi. Sizin gibilerin bu sahte gerçekliği yüzünden alternatif tıbp denilen şarlatanlıkların yıldızı yeniden parladı. Akif'in anlatmak istediği bu. İki şarlatan taraf birbirini güçlendiriyor. Bunun çözümü tektir: Koruyucu hekimliğe öncelik veren tıp. Bu tıp pratiği gelişince paranın, sanayinin yön verdiği şarlatan modernlik de üfürükçü gayrı modernlik de gerileyecektir. Saygıyla. Kaan A.
28-08-2015 13:43 (8)
"Sizin gibiler" ifadenizi esefle kınıyorum, Sn KA. Haklı pozisyondan haksızlık ve kırıcılığa geçiş hızınız ürkütücü boyutta. Bu mevzuda ne söylesem size ulaşması imkansız bir halet-i ruhiye içindesiniz, görünüşe göre. Üzücü. Saygılar. Mine Miskioğlu
28-08-2015 13:53 (9)
Söyleyeceğinizi zaten söylüyorsunuz sayın Mine hanım, kırılmayın diye takla mı atayım, ben sadece cevap veriyorum. Evet, sizin gibiler... haklı pozisyondaysam bunu kabul edin lütfen. Sizin gibiler... demişim.. haksız olmuşum.. Ne kadar kolay haksız olmak. Haleti ruhiyemi sorgulamak sizin hakkınız.. kibar kibar burada safsata anlatmak hakkınız. Neymiş haklı olduğum taraf, önce bunu bir söyleyin RASYONEL olarak, bilim bunu gerektirir, RASYONELLİK bunu gerektirir, sonra gerekirse hiç de yanlış olmayan üslubumdan ötürü özür dileyeyim. Neymiş haklı olduğum yer? Yapmayın etmeyin, burada safsata anlatılıyor, buna da mı seyirci kalayım. Tıp tedavi edici ve koruyucu anlamda bir bütünmüş. Hadi ya... Birisi para kazandırıyor, öteki para harcatıyor. Bu ikisi eşitmiş... Tabii ki bugün tıp pratiği RASYONEL bir şekilde para kazandıran yanı tercih ediyor. Hastalansınlar gelsinler kazanalım diyor. AKPlisi CHPlisi solcusu yüzde 99'u böyle diyor. Yine de saygılı bir halet ile. K.A.
28-08-2015 15:42 (10)
Merhaba; Böcekten ürperirim ama bir "Guzu" olarak ille de tıp içinse severim elbet. Seveceğim ama şu şimdi öğrendiğim pek de beğendiğim "Anamnez"i, kibirli hekimlerin ihmal etmemesi şartıyla. İlgiye muhtacız dr. beyler, dr.hanımlar. Bir filmde duymuştum Freud'un uzan-yat-anlat endüstrisi yarattığını. Sağlık Sektörü diye tamlama mı olur yahu? Koruyucu Tıp daha iyi bir tamlama. Hastanın canı burnunda zaten. Cebini de takmasın burnuna değil mi? Hekimler de insan biliyorum. Ama hasta değiller en azından. Hırçınlığa sıfır tolerans da sanki hırçınlık gibi...Saygılarımla, Miyase Aytaç Yılmaz
28-08-2015 16:59 (11)
Yazılarımın çoğunda İNSAN FAKTÖRÜNÜN önemine değinmeye çalışıyorum ve çok önemsiyorum. Elbette toplumcu bir sağlık sisteminde de mesela RÜŞVETÇİ hekimler çıkabilir (eskiden Azerbaycan'da olduğunu biliyoruz). Fakat iddia şudur: Kapitalist bir sağlık sisteminde MELEK de olsanız yapabilecekleriniz sınırlıdır. Yazıda çok açık bir şekilde ifade edildiği gibi kapitalist tıbbın ilk sorusu ŞİKAYETİNİZ NEDİR sorusudur (alternatif tıpta da böyle). Bu SİSTEM içinde BİREYSEL olarak bir hekimin ÖNLEYİCİ tıp pratiğine öncelik verebilmesi MÜMKÜN DEĞİLDİR. Bu "iş" belirli hekimlere bırakılmıştır (halk sağlıkçılar, koruyucu hizmetlerde görevli pratisyen hekimler, işyeri hekimleri vb). Onlar da "işlerini" ancak devletin kendilerine sağladığı ölçüler içinde yapabilir çünkü sigortalar (SGK dahil) koruyucu ve önleyici hizmetleri karşılamaz, bu hizmetler yalnızca genel bütçeden karşılanır ve merak eden devlet bütçesinden koruyucu hizmetlere ayrılan payı öğrenebilir. AA.
29-08-2015 07:05 (12)
AYA bey sizin de katıldığınızı yazdığınız (3 Numaralı yorum) Mine Miskioğlu hanımın görüşlerine karşı Kaan Arslanoğlu beyin tepkiselliği için söyleyecek birşeyleriniz olurmu acaba. Mikrofon sizde dinliyoruz. İmza; Düşünen Adam
29-08-2015 09:06 (13)
Saygıdeğer düşünen adam harma, 10 aydan fazla zamandır şurada yazıyorum. Hala beni tanıyamamışsınız. Ben Kaan Arslanoğlu'nun parayla tuttuğu yalakasıyım. Ona karşı bir kez bile anti duruşumu gördünüz mü? Aşkolsun. Arada usulen karşıt görüşteymişim gibi yazmam için ondan talimat geliyo. Eee, ne de olsa patron. Ben de eski aktrolüm. Hemen şakkadanak öyle yorum gönderiyorum. Onda bile karşıtlık doğrudan değil. Adeta bi RTE'sine kıyamayan DP edasıyla çıkıyo cümleler. Sabah sabah... La havle! Ey ahali, kaç kez söylemem gerekiyo? 1: Duygu nedir tam anlayamıyorum. 2: Biri bana şahsen sarmayınca ona bulaşmıyorum. 3: Temellerle, gramerle, imla ile, metodolojiyle açıkça çatışmıyosa ve dislektik değilse hiçbi yoruma salçalanmıyorum. 4: Zaten yukarıda fikrimi beyan etmişim. Beni Kaan Arslanoğlu'nun reaktivitesi değil, söylediği rahatsız etseydi buraya yorum yazardım. Çünkü hak verdiğimi söylediğim şey "amentü". Amentü tartışılmaz ki. 5: Burayı sokağa benzettiğimi kaç kez yazdım. İnsaf. Sokakta +++
29-08-2015 09:16 (14)
+++ gazozuna maç yaparken kibarlık olmaz. Maç bitince mağluplar galiplere adam gibi gazoz ısmarlar. Sonra abi-kardeş kolkola girilir; eve gidilir. 6: Kendim kaç kere tabanla dalmışken, ırsi asabiyet katsayımla nötron bombası olmuşken, aynı katsayısı benimkinden yüksek gözüken adama "niye sinirle yorum yazıyosun?" diye sormam. Milletin alınıp alınmamasını ben düşünüyo muyum ki onun takmasını istiym? Henüz kendi yudar salkumu, ele verir talkunu aşamasına gelemedim. 7: Şunu da belirtmeden geçemiicem. Benim bu sitede esas problemli bulduğum şey atar, taban girmek, asabiyet, söz cambazlığı falan değil. Sıkıntı bazı öküzlerin her boku kandavası haline dönüştürüp pusu anı kollaması. Şövalyeliğe bu yakışmaz! Feodal kalıntı örneği ile konuşma diye bikleyene biber peşin var. Hemen süriym. Haydut stilini benimseyen adama biz de anladığı dilden cevap veririz icabında. İmza: Mister Sıpak. Yok la. Tabisi de ben, a.y.a. (guzuların gözlerinden hususi öperce)
01-09-2015 13:35 (15)
Yanlış yazı altına yorum gönderen süpermen düşünen adem, siz vaktinden beri içinizde kini biriktirip zamanı (kendinizce) geldiğinde kusmaya hiç kalkmayın, emi?! Ben sadece osuruk değil kusmuk uzmanı da sayılırım. Hatırlatayım dedim. 1. Buraya ta ilk geldiğim zaman yazdıydım toplumcu pıt tanımıyla ilgili kanaatimi. Çağdaş ve toplumcu sözcükleri üzerine anadolu ajansıyla (pardon, Akif Abi) ve sinirlerini aldırmış fantomla da 50 sefer karşılıklı atıştık. Mine Miskioğlu yoktu bile. 2. Bu yazının altına zaten esas yorumumu yapmıştım ve bi ek yorum gönderdim. Sonrasında siz ajan provokatör olarak ortaya çıktığınızda da amentü tartışılmaz dedim. Adam sinirliydi demedim. Dedim ki, ben de pek çok insana benzer şekilde tepki gösterirken ona hop demem anlamlı olmaz. 3. Sulandırmaya gelince, bence bu tipik bi taşralı çekemezin bokatma üslubu. Beni sululukla suçlayacak Adam (dikkat, büyük harfle başladım) önce provokasyon yapacaksa düşünen, kıllanan adam yerine adını yazar. Ne o? Şaşırdınız mı? +++
01-09-2015 13:35 (16)
+++ Cin olmadan adam çarpmaya galkmayın. Ben o kadar çok cin içtim ki, beni cin bile çarpmıyo. Pusu ve kandavası göndermelerim size değildi. Ama üzerinize alınmış olmanızda bi beis yok. 4. Sinsiliği pek bilmiyorum. O burada siz ve benzerlerinizin sıkça uyguladığı bi taktik. Hamdolsun, o konuda da alnım açık, başım dik. Hiç arkadan dolanmadım. Hep tabanla girdim. Bodoslama! Aksini iddia eden ispat getirsin. 5. Sokak benzetmesi hiç de size ait değildi. Kendi kendinize gelin güvey olmayın. 6. Mahalleye her yeni gelene hoşgeldin çeken, bilhassa hanımlara ağbilik edasıyla yanaşan bi Adam olmadığım için de mutluyum, gururluyum. Bana da kimse hoşgeldin demedi. Deselerdi de zaten vaddıfak diye terslerdim. 7. Gelelim yancılığa... İlknur Arslanoğlu'nun nasıl akademik ünvan aldığını Murat Aksoy, yani BABAM gündeme getirmemişti yanılmıyorsam. Sonra konjonktür değişince "Kaan Arslanoğlu nereye, biz oraya" diye de ben yazmamıştım. Acaba kim yazmıştı? Acaba kim? Kim besıncır? Arşiv orda ey ahali. +++
01-09-2015 13:35 (17)
+++ 8. Dalai Lama'nın reenkarne ruh olarak tezahür ettiğini bilmeyen dallamalara öküz demekle kelebek tabii ki olunmaz. Ama en azından öküzün öküz olduğu gerçeğini tespit eden adam olunur. 9. Bu kadar metaforsuz taban girişi sanırım bugünlük yeter. Hadi bakalım hürmetli guzularım, selametle! 10. Bence yorumları kimin kapattırmak istediği meydana çıktı. Önce bulaş, sonra da niye cevap verdi diye vikle! Bu adaletli değil. arif yavuz aksoy, kelebek olmayan ve olmaya niyeti de asla olmayan adam
01-09-2015 13:46 (18)
Çok büyük güçlere karşı bir şeyler yapmaya çalışırken ilk büyük engel onlara sözde veya samimi muhalif olan çevrelerden geliyor. Hatta iş onlara da kalmadan bu küçük çevrenin (yani şurada bizim) içindeki anlamsız kavgalardan geliyor. Aya ve Harma'nın kavgasını cidden üzüntüyle izliyorum. Siteye zaten dışardan bir yığın düşmanlık var, bir sürü müdahale var. Okurumuzmuş yazarımızmış gibi yapıp tüm enerjisini siteyi ve editörleri bozmaya harcayanlar var. Bu arkadaşlar yoğunlaşacaklarsa bunlara yoğunlaşacaklarına (bazen yoğunlaşıyorlar) birbirlerine dalıyorlar. Sinsilik, yancılık sözcükleri, bu tartışmalara sürekli bizi konu etmek de hoş değil. Benim tanıdığım kadarıyla bu kavgadaki iki taraf da samimi. Ama bu düşmanlık niye? Bakın başkaları kavga ederken ne kadar uzlaştırıcı oluyorum :)) Ben dahil herkesin kavgası aşırı egodan oluyor. Bir de bendeki en çok birtakım temel problemlerimizin tartışmasında yalnız kalmaktan oluyor. Her neyse, bu anlamsız kavga biter umarım. Saygılar. K.A.
DOST SİTELER
Toplam Giriş Sayısı : 2210289
Arama

İmzasız yazı yayımlanmaz. Yazıların sorumluluğu öncelikle yazarına aittir.