Tenkit kitabında yazanları hazmetmek kolay değildir. İçindekilerin bir kısmı belli olgulara dayanırken bir kısmı ise adeta kitabın cüretini canlı tutmak için konmuş birer “okur silkeleyici” iddialardır.
Y. Küçük’ün tarih üzerine yazdıkları tarih kitabına benzemez, edebiyat üzerine yazdıkları da
Kaan Arslanoğlu yer yer saldırganlaşarak yazdığı yazılarını Evrimci Açıdan Din Psikoloji Siyaset başlığı altında toplayarak kitaplaştırdı. Benzer kitaplarının son halkası olma niteliğinde ve kendisi aksini ima etse de motivasyonu solun önünü açmak. Güncelliğe müdahale edemez hale
Bir konuya odaklanıp, o konu üzerine uzun seneler boyunca çalışıp, birden fazla kitap yazmış olmak, akademik çalışmalar yapanlar dışında, fazlaca rastlanan bir durum değil. Kaan Arslanoğlu, evrimci bakış açısıyla insanı, seçimlerini, siyasi tercihlerini anlamaya, açıklamaya çalışıyor
Eleştirmenlik ağırlığı olması gereken bir sorumluluktur. Bunun farkında olanlar için olumsuzluk içeren eleştiriler, amaçlı da değilse, daha masumdur. Belki küçük kırgınlıklara neden olur ama aksaklıkları göstererek yazarın yolunu açarken nitelikli edebiyata da hizmet etmiş olur. Eleştirmene kazandırdığı düşmanlıklar
Alternatifsiz Kriz’de, Türkiye solunun geçmişinden getirdiği yükleri, yeni bir toplumcu alternatif yaratmanın önündeki engelleri ve her şeye rağmen bu alternatifi yaratmanın zorunluluğunu kaleme alıyor Mehmet Tanju Akad.
“Mevcut sağ ve sol ezici çoğunluk itibariyle sekter ve
Yeni kitabım çıktı. Adı: Evrimci Açıdan Din Psikoloji Siyaset..
Giriş bölümünden bir parça:
İnsan gerçekte nedir?
Yedi-sekiz derece ağır miyop bir kişi düşünün. Tüm toplumun böyle bireylerden oluştuğunu düşünün. Gözlükleri veya lensleri de yok. Başka insanları
İğrenme duygusunu çok önemsiyorum. Yaşadığımız koşullar, bilincin varlığını sürdürmeye yetmediğinde yönetimi duygu ve dürtüler alır. Geçmişte bilincimizle algıladığımız bir öfke ya da iğrenme duygusu, böyle koşullarda insanın entelektüel varlığını korumasını sağlayabilir. Çoğu kez bilinçle tepki
1954 yılında yazdığı Sineklerin Tanrısı kitabında, insanı, içindeki kötülüğü ve kötülüğün toplumda nasıl olup da bulaşıcılığı yüksek bir salgın etkisi yarattığını anlatıyor William Golding. Oysa sadece çocuklar var kitapta bir de domuzlar ve bir de Sineklerin Tanrısı. Çocuklar
Müslüm Kabadayı’nın yeni öykü kitabı “Közlü Yürekler”, Phoenix Yayınevi tarafından 2016’da yayımlandı. 142 sayfa.
“Salkım Saçak Keldağ” adlı ilk öykü kitabıyla (Salkım Saçak Keldağ, Phoenix Yayınevi, Ankara, 2013) öykü dünyasına merhaba diyen Müslüm Kabadayı,
Rahmetli Güney Gönenç Hoca ile EMO etkinliklerinde tanışma olanağını bulmuştum. Kitabın başında, Yordam Kitap’tan çıkan, üçüncü baskıya önsözde, Güney Hoca'nın andığı Haluk Tosun ise, ODTÜ'de ilk meslek dersimin hocasıydı. Kitaba ilişkin notlarıma geçmeden bu bölümden bir alıntı yapmak
Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önemli ve önemli olduğu kadar da renkli simalarındandır Cemal Süreya. Onu edebiyatımızda bu derece önemli kılan unsur ise, şüphesiz ki dramatik ve yaslı yaşantısının şiirine çok net biçimde etki etmiş olmasıdır. Cemal Süreya, hayatını:
Taylan Kara’nın 5.kitabı ‘Vasat Edebiyatı 101’in çıktığı haberi, bana daha önceki kitaplarıyla ilgili yorumlarımı anımsattı. Romanını (‘Poe’nun Kuzgunu’) çok başarılı bulmuş; diğer iki kitabını ise genel olarak karamsar ve suçlayıcı üslûbu nedeniyle eleştirmiştim. Yeni kitapta ise, daha olgun
İnsanın yaptıklarının yüzeyinin altında bir sır var mıdır? Yoksa insanlar tamamen böyle midir, açıkça ortada duran, herşeyi gösteren eylemleri gibi ? İnsanın yaptığı herşey, bilinmeyen derinlikte saklı bir iç hayatın tamamlanmamış, adeta gülünesi çaresizlikteki ifadesidir sadece, bu iç
Günümüzde tıp eğitiminin "toplumcu" bir nitelikte olduğunu söylemek, tıp eğitimin toplumcu bir bakışla hekim yetiştirdiğini söylemek imkansızdır. Hatta tıp dünyası içinde dahi tıbbın toplumcu bir nitelik taşıması gerektiğini düşünmeyenlerin sayısı, ne yazık ki, ülkemizde ve dünyada azımsanmayacak derecede
Nihat Genç'in "İslamcı Erol Nasıl Çıldırdı" adlı son romanı yine harika. Bu romana layık olduğu değer yine verilmeyecek, edebiyat çevreleri ve muhalif siyasi kanattan büyük çoğunluk sözünü bile etmeyecektir. Bu çok yaygın "değerleri " görmeme hali
Şiir Sunağı'na şiirleriyle uzun zamandır konuk ettiğimiz şairlerimizden Fatih Akça'nın yeni şiir kitabı “Taşlar ve Avlular” (*) yayımlandı. 1984 doğumlu şairin bu ikinci kitabı. Kitap; coşkulu ve heyecanlı, insan olma mücadelesinin acısına alttan alta keskin bir zekânın ürünü
Jean Calvin ünlü Protestan rahip ve hukukçu, 1535 yılında Protestanlığın temel kitaplarından “Hıristiyan Dininin Bağlayıcı İlkeleri”ni yazmış ve takipçileri tarafından Cenevre’ye vaiz olarak davet edilmiştir. Calvin’in yapıtında kilise vaizlerinin Tanrı’nın sözü konusunda yetkili kılınmış olmaları ve
Aziz Hatman'a, "Son Teşebbüs" adlı romanını okuduktan sonra şöyle bir ileti yolladım. Roman hakkındaki yazım da aynısıdır Sonunda ek bir bölüm var:
"Son Teşebbüs" adlı romanınızı beğenmekten çok memnun oldum. Çünkü:
Elime geçen edebiyat yapıtlarını "keşke
“En iyi yayıncı-yazar-yayınevi, en az kâğıdı en ucuza basıp en pahalıya satandır. Edebiyat piyasası ya da piyasa edebiyatı daha iyi nasıl tanımlanabilir ki?” (s.32) Edebiyatı piyasalaştıran ve piyasayı edebiyata bulaştıranların ipliğini pazara seren Taylan Kara yeni kitabı “Vasat
Hepimiz biliriz Akira Kurosawa'nın unutulmaz filmi Dersu Uzala'yı... Yalnız avcının yaşlandıkça doğa ile kurduğu dostluğun, ona duyduğu büyük tutkunun altında aslında nasıl bir var olma mücadelesinin yattığını gösteriyordu bize Kurosawa. Tek taraflı bir dostluk ve adanıştır
Çorum’da çalıştığım dönemde, Ankara’ya geldiğimde fırsat bulursam Tahsin Saraç ile telefonlaşır, uygun olursa 60. Sokakta olan çalışma yerine giderdim. Tahsin Saraç’ın çevresi çok genişti. Kendisini ziyarete gittiğimde çoğu zaman seçkin misafirleri olurdu. Ziyaret edenler
Antropoloji ülkemizde çok popüler olmayan bir bilimdir ve bu alanda Türkçe kaynaklar oldukça sınırlıdır. Antropolojinin kimi alt başlıklarına genellikle sosyoloji kitaplarında rastlamak mümkündür fakat bunların çoğu yabancı ülkelerde yürütülmüş çalışmalardan örnekler verdiğinden, kendi toplumumuzun yaşantısıyla ilişkilendirmekte
Deprem; tsunami; nükleer tehlike/ Libya; iç savaş; tezkere çıkmadan yola çıkan savaş gemileri/ Basılmadan toplanan kitaplar; kitabın bir nüshasını elde bulundurmanın engizisyonluk bir suç sayılması, daha neler neler.
Böyle bir anda "Ne
Sıradan bir okurun, Devir romanı için gözlem ve saptamaları. Ben herhangi bir okurum. Hiçbir iddiam olmadan, Ece Temelkuran’ın Devir adlı romanıyla ilgili görüş ve eleştirilerimi yazdım. Olağanüstü yazınsal anlatı, yetkin bir estetik beğeni, çok katmanlı okuma, iç ayrımlaştırma
Yalçın Küçük yeni tür bir kitap yazıyor. Bir kitabını okurken, müthiş, artık bundan daha iyisi yazılamaz derken, yeni bir kitabı geliyor ve öncekinden de şaşırtıcı, soluk soluğa okunan bambaşka bir kitap oluyor. Kitabın kurgusunu değiştiriyor, araya parçalar alıyor,
Beklenenden öte bir şeydir, gelişi. Dönüşsüz zamanda, ufuksuz yaşamda, karanlığın içine öfkesi ve acılı tırnaklarıyla kendi koyuluğunu sürten bir davetsizdir. Öyle içlidir ki, daveti kabul eden, içindeki karanlıkla soğuk; odanın yüzüne sürülerek bulaşmıştır her yanına.
Göklerdeki aydınlıktan mahrum bırakılmış
Burada, okuduğum iyi kitapların tanıtımını yapsam diye düşünüyordum bir süredir. Gerçekten bazı eserler var ki değil elli, beş yüz elli sıradan kitaba bedel. Belki hafta sonu paylaşımlarımı buna ayırsam iyi olacak. Tabii, bu arada popüler ama kötü kitaplara
Kitabın tümü, özellikle 25 yıla Kuşbakışı bölümü son 25 yılın önemli kültürel tartışmalarını özetliyor, ülkenin yakın tarih düşünce dünyasına ışık tutuyor. Atlanmaması gereken önemli bir başvuru kitabı. Ucu ben, biz dahil herkese dokunsa da edebiyatta gerçek (veya sert)
1990-1999 yılları arasında cezaevi dışındaki örgüt içi öldürmelerin sayısı 1030. Bunların 904’ü PKK tarafından gerçekleştiriliyor. Yılmaz’a göre bu sayıya dağlarda ve kamplardaki bazı infazlar dahil değil. Yani rakamların eksiği var, fazlası yok.
Kitapta anlatılan işkence ve
Türkiye’de sağlığa “toplumcu” bir mercekten bakan çalışmaların hızla artıyor olması çok sevindirici. Son birkaç yıldır hız kazanan bu çabaya, İstanbul’dan bir Aile Hekimi, Dr. Haluk Çağlayaner, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Türkiye Sağlığın Çağdaşlaşması başlıklı kitabıyla katıldı.
Heraklit’in ünlü sözüdür: “insanın karakteri kaderidir,”. Çoğu zamansa bir ülkenin kaderi o ülkenin insanlarının da kaderi olur. İnsanın karakteri değişmez belki ama ülkelerin kaderleri değiştirilebilir. Yusuf el Kaid’in Mısır Topraklarında Savaş (1) adlı romanının kahramanı, yoksul bir köylünün
Yöntemsel bir güçlüğümü yazmak zorundayım. Her kalıba giren, her yere yayılan ironi bulamacından oluşan bir monoloğu neye göre eleştirebilirim? Ortaçağın çoktan yitip gitmiş romanslarının doğaüstü efektleriyle çeşitlendirilerek yeniden üretildiği gotik anlatıların günümüzdeki bir örneğini hangi ölçütlere göre değerlendirebilirim?
Gün Zileli, en son basılan kitabı “Mevsimler” adlı romanını nasıl bulduğumu sormuştu. Kitapları genellikle çıktıktan epeyce bir süre sonra okuyorum, o zaman bazı şeyler daha yerli yerine oturuyor kanımca, ama bir ay içinde okuyup görüşlerimi ileteceğimi
Toplumcu Tıp literatürümüz zenginleşiyor. Bu kez zenginliğimize Deniz Akgün, Notabene yayınlarından çıkan Kapitalizm Hasta Eder başlıklı kitabıyla katıldı. Kendisiyle yapılan bir söyleşide “toplumcu tıp Türkiye’de mümkün mü?” sorusunu, “bunun aksi mümkün mü?” sorusuyla yanıtlayan Akgün, “[y]aygınlaşan toplum sağlığı